İHH, Afrika’nın güneşle kavrulan topraklarından Orta Doğu’nun mahzun kalbine, Asya’nın derinliklerinden depremin yıktığı şehirlere kadar; nerede bir feryat yükseldiyse orada "Halka hizmet, Hakk’a hizmettir" düsturuyla saf tuttu. Bugün bu vakıf, sadece bir kurum değil, bir merhamet çınarına dönüştü:
Yetimhaneler, gönülleri birleştiren ibadethaneler, ilim yuvası kütüphaneler ve susuz dudaklara can olan binlerce su kuyusu.
Karanlığa hapsolmuş gözlere "nur" olan katarakt ameliyatları ve çaresiz dertlere derman olan tıbbi dokunuşlar.
Teknoloji takımlarıyla donanan "atom gençliği" ve dünyanın dört bir yanından gelerek ensar ruhuyla kucaklanan misafir öğrenciler…
İHH, nice fırtınalara ve badirelere göğüs gererek, yardımlaşma kültürünü bir "hayır yarışına" dönüştürdü.
Dünya siyasetinin dilsiz kaldığı, vicdanların mühürlendiği ve devletlerin Gazze’deki mazlumun ahına kulak tıkadığı bu devirde; İHH, sadece bir yardım kuruluşu değil, ümmetin ve insanlığın ortak çarpan kalbi olarak tarih sahnesine çıktı.
Gazze davasının sönmez ateşini dünya ufkunda parlatan ilk kıvılcım, "Filistin’e Yol Açık" konvoyuyla atıldı. Ancak bu mukaddes yürüyüş, Mavi Marmara ile deryalara taştı.
Mavi Marmara, sadece bir gemi değil; içinde her dilden, her dinden ve her görüşten insanın bulunduğu küresel bir vicdan,insanların buluştuğu küresel bir kıyam hareketiydi.
Siyonist rejimin saldırısı sonucu on vatandaşımızın şehit düştüğü o karanlık gece, aslında bir uyanışın miladı oldu. Bu olay, Gazze’de yaşanan acıların, işgalin ve haksız ambargonun tüm çıplaklığıyla dünya tarafından görülmesini sağladı. İHH’nın öncülük ettiği bu seferler, zulmün görünmez duvarlarını yıktı.
Kalplere Dokunan Bir Tebliğ Seferi
Özgürlük ve Umut Filosu gibi organizasyonlara katılan binlerce vicdan eri, sadece Kudüs’ü ve Mescid-i Aksa’yı tanımakla kalmadı; aynı zamanda:
İslam’ın şefkat yüklü simasını,Müminlerin sarsılmaz kardeşlik ruhunu,
İmanın verdiği o vakur ve dimdik direnişi bizzat yaşayarak gördü.
Bu samimiyetten ilham alan pek çok gönül, hidayetle şereflenerek İslam’ın aydınlığına sığındı. Bu durum göstermiştir ki; yapılan her çalışma sadece bir "erzak sevkiyatı" değil, aynı zamanda kalpten kalbe kurulan bir hidayet ve tebliğ köprüsüdür.
Bugün Özgürlük ve Sumud (Direniş) Filosu, binlerce aktivistle yeniden vira bismillah diyerek yelken açarken; sadece Filistin’in değil, adalete susamış tüm dünyanın umudunu diri tutuyor. Bu gemilerin yükü sadece ilaç ve gıda değildir; bu gemiler, hürriyete olan sevdayı ve adalete olan sarsılmaz sadakati taşımaktadır.
Zulmün zifiri karanlığına karşı yakılan bu meşale; ümmete bir müjde, Gazze’ye ise kardeşliğin en sıcak elidir. Bu kutlu yürüyüşün her bir neferi, insanlık onurunu ayağa kaldırmak için ter döken birer barış elçisidir.
Seferiniz kutlu, menziliniz mübarek, yolunuz açık olsun. Selametle gidin, müjdelerle dönün. Rabbim yar ve yardımcınız olsun.

