Kahve Kitap
Mahmut Eraslan
Köşe Yazarı
Mahmut Eraslan
 

İnancın Edebi, Sanatın Ahlakı Nerede?

Her gün ya bir tiyatrocu, ya bir sinema sanatçısı, ya da bir şarkıcı-türkücü gözaltına alınıyor. Ne kadar alkolik, uyuşturucu ve kumar bağımlısı varsa; ne kadar sol, seküler ve haramzade varsa sinema, tiyatro ve müzik, kısacası sanat dünyasındaymış maalesef. Üç beş istisna dışında kimin ne olduğu, ne olmadığı netleşmeye başladı. Gençlerimiz ‘’bu bir kısım’’ sözde sanatçıların çektikleri dizi, film, tiyatroyu izliyor, konserlerine gidiyor müzikleri dinliyorlardı, gençlerimizin hayranlık duydukları peşinden gittikleri kendilerine örnek aldıkları kişilerin ortak özellikleri gayri meşru iş ve ilişkileri, uyuşturucu kumar vb gibi bağımlılıkları olduğu ortaya çıktı. İşin bir de istismar boyutu var. İşte en son yaşanan Ahbap operasyonu kimin kim olduğunu, nasıl bir yolsuzluk ve nasıl bir ikiyüzlülük içinde bulunulduğunu ortaya koydu. Deprem döneminde herkesi Ahbap’a bağış yapmaya davet ettiler; şimdi ise hepsi “Ahbap’a bağış yapmadım” diyorlar! Özellikle topluma örnek olması beklenen kişilerin karıştığı iddia edilen olaylar, "kültür ve sanat dünyası" adı altında nasıl bir yapının barındığını gözler önüne sermektedir. Bu süreçte en çok dikkat çeken konulardan biri de dinî değerlere ve muhafazakâr kesime yönelik yürütülen söylemler ile kriz dönemlerindeki tutarsızlıklardır. Bunun en somut örneği, Kahramanmaraş merkezli deprem felaketi sırasında ve sonrasında yaşanan "Ahbap ve Sivil Toplum" tartışmalarında görülmüştür. ​Deprem döneminde belirli çevreler tarafından devletin kurumları açıkça itibarsızlaştırılmaya çalışılmış; tüm bağışlar ve yardımlar tek bir adrese, Ahbap Derneği'ne yönlendirilmiştir. Ancak gelinen noktada ve son yaşanan gelişmeler karşısında, dün bu yönlendirmeyi yapanların bugün adeta geri adım atarak "Biz zaten bağış yapmamıştık" savunmasına sığındıklarını görüyoruz. Sormamız gerekiyor: ​Eğer o yapıya ve yöneticilerine güvenmiyorduysanız, deprem gibi devasa bir felaket anında neden ısrarla milyonlarca insanı oraya yönlendirdiniz? ​Süreçte yolunda gitmeyen bir şeylerin farkındaydınız da neden o gün milleti uyarmak yerine sessiz kalmayı tercih ettiniz? ​O günkü önceliğiniz afetzedelere el uzatmak mıydı, yoksa yaklaşan seçimler öncesinde "Devlet yok" algısı oluşturmak mı? ​"Bağış yapmadım" diyenler; peki o halde Kızılay’a, AFAD’a ya da bu ülkenin güvenilir diğer STK’larına mı destek oldular? ​Yıllardır sahada canla başla çalışan meşru devlet kurumlarını ve bu toprakların yerli-milli sivil toplum kuruluşlarını sürekli sorgulayıp karalamaya çalışanlar, bugün ortaya çıkan bu tablodan acaba en ufak bir mahcubiyet duyuyorlar mı? ​Yaşanan tüm bu gelişmeler bize göstermektedir ki bir toplumun en büyük teminatı; milli ve manevi değerlerine bağlı, dürüst ve yerli nesiller yetiştirmektir. Sanat ve spor, bir yozlaşma ve algı aracı değil; ahlak, karakter ve toplumsal fayda üreten alanlar haline getirilmelidir. ​Milletimizin kutsallarını ve yaşam tarzını alaya alarak, yine bu kesim üzerinden servet sahibi olanlara karşı devlet gerekli hassasiyeti göstermekte ve üzerine düşeni yapmaktadır. Ancak bu mücadelenin sadece idari tedbirlerle yürütülemeyeceği de açıktır. Yazarların, çizerlerin, mütefekkirlerin ve toplum olarak her birimizin vakit kaybetmeksizin harekete geçmesi şarttır. ​Popüler kültür; anlık reytingler, gelip geçici hevesler ve tüketim hırsı üzerine kuruludur. Oysa gerçek rol modellik; alın teri, ahlaki duruş, sağlam bir karakter ve topluma adanmışlık ister. ​Çocuklarımızı ve gençlerimizi ekranların ve dijital mecraların yozlaştırıcı etkisinden korumanın en etkili yolu, onlara güçlü bir medya okuryazarlığı kazandırmaktır. Ekranda veya sosyal medyada gördükleri her popüler figürün imrenilecek bir yaşam sürmediğini ve popülerliğin asla "doğruluk" anlamına gelmediğini evlatlarımıza net bir şekilde anlatmalıyız. ​Bizler ebeveynler ve toplumun öncüleri olarak üzerimize düşen sorumluluğun farkındayız; nesillerimizi korumak ve sahiplenmek adına gereken tüm adımları kararlılıkla atmaya devam edeceğiz.
Ekleme Tarihi: 24 Temmuz 2026 -Cuma
Mahmut Eraslan

İnancın Edebi, Sanatın Ahlakı Nerede?

Her gün ya bir tiyatrocu, ya bir sinema sanatçısı, ya da bir şarkıcı-türkücü gözaltına alınıyor. Ne kadar alkolik, uyuşturucu ve kumar bağımlısı varsa; ne kadar sol, seküler ve haramzade varsa sinema, tiyatro ve müzik, kısacası sanat dünyasındaymış maalesef.

Üç beş istisna dışında kimin ne olduğu, ne olmadığı netleşmeye başladı.

Gençlerimiz ‘’bu bir kısım’’ sözde sanatçıların çektikleri dizi, film, tiyatroyu izliyor, konserlerine gidiyor müzikleri dinliyorlardı, gençlerimizin hayranlık duydukları peşinden gittikleri kendilerine örnek aldıkları kişilerin ortak özellikleri gayri meşru iş ve ilişkileri, uyuşturucu kumar vb gibi bağımlılıkları olduğu ortaya çıktı.

İşin bir de istismar boyutu var. İşte en son yaşanan Ahbap operasyonu kimin kim olduğunu, nasıl bir yolsuzluk ve nasıl bir ikiyüzlülük içinde bulunulduğunu ortaya koydu. Deprem döneminde herkesi Ahbap’a bağış yapmaya davet ettiler; şimdi ise hepsi “Ahbap’a bağış yapmadım” diyorlar!

Özellikle topluma örnek olması beklenen kişilerin karıştığı iddia edilen olaylar, "kültür ve sanat dünyası" adı altında nasıl bir yapının barındığını gözler önüne sermektedir.

Bu süreçte en çok dikkat çeken konulardan biri de dinî değerlere ve muhafazakâr kesime yönelik yürütülen söylemler ile kriz dönemlerindeki tutarsızlıklardır. Bunun en somut örneği, Kahramanmaraş merkezli deprem felaketi sırasında ve sonrasında yaşanan "Ahbap ve Sivil Toplum" tartışmalarında görülmüştür.

​Deprem döneminde belirli çevreler tarafından devletin kurumları açıkça itibarsızlaştırılmaya çalışılmış; tüm bağışlar ve yardımlar tek bir adrese, Ahbap Derneği'ne yönlendirilmiştir. Ancak gelinen noktada ve son yaşanan gelişmeler karşısında, dün bu yönlendirmeyi yapanların bugün adeta geri adım atarak "Biz zaten bağış yapmamıştık" savunmasına sığındıklarını görüyoruz.

Sormamız gerekiyor:

​Eğer o yapıya ve yöneticilerine güvenmiyorduysanız, deprem gibi devasa bir felaket anında neden ısrarla milyonlarca insanı oraya yönlendirdiniz?

​Süreçte yolunda gitmeyen bir şeylerin farkındaydınız da neden o gün milleti uyarmak yerine sessiz kalmayı tercih ettiniz?

​O günkü önceliğiniz afetzedelere el uzatmak mıydı, yoksa yaklaşan seçimler öncesinde "Devlet yok" algısı oluşturmak mı?

​"Bağış yapmadım" diyenler; peki o halde Kızılay’a, AFAD’a ya da bu ülkenin güvenilir diğer STK’larına mı destek oldular?

​Yıllardır sahada canla başla çalışan meşru devlet kurumlarını ve bu toprakların yerli-milli sivil toplum kuruluşlarını sürekli sorgulayıp karalamaya çalışanlar, bugün ortaya çıkan bu tablodan acaba en ufak bir mahcubiyet duyuyorlar mı?

​Yaşanan tüm bu gelişmeler bize göstermektedir ki bir toplumun en büyük teminatı; milli ve manevi değerlerine bağlı, dürüst ve yerli nesiller yetiştirmektir. Sanat ve spor, bir yozlaşma ve algı aracı değil; ahlak, karakter ve toplumsal fayda üreten alanlar haline getirilmelidir.

​Milletimizin kutsallarını ve yaşam tarzını alaya alarak, yine bu kesim üzerinden servet sahibi olanlara karşı devlet gerekli hassasiyeti göstermekte ve üzerine düşeni yapmaktadır. Ancak bu mücadelenin sadece idari tedbirlerle yürütülemeyeceği de açıktır. Yazarların, çizerlerin, mütefekkirlerin ve toplum olarak her birimizin vakit kaybetmeksizin harekete geçmesi şarttır.

​Popüler kültür; anlık reytingler, gelip geçici hevesler ve tüketim hırsı üzerine kuruludur. Oysa gerçek rol modellik; alın teri, ahlaki duruş, sağlam bir karakter ve topluma adanmışlık ister.

​Çocuklarımızı ve gençlerimizi ekranların ve dijital mecraların yozlaştırıcı etkisinden korumanın en etkili yolu, onlara güçlü bir medya okuryazarlığı kazandırmaktır. Ekranda veya sosyal medyada gördükleri her popüler figürün imrenilecek bir yaşam sürmediğini ve popülerliğin asla "doğruluk" anlamına gelmediğini evlatlarımıza net bir şekilde anlatmalıyız.

​Bizler ebeveynler ve toplumun öncüleri olarak üzerimize düşen sorumluluğun farkındayız; nesillerimizi korumak ve sahiplenmek adına gereken tüm adımları kararlılıkla atmaya devam edeceğiz.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve adanagundemi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
bizim mekan çemberleme makinası kurumsal web dini chat