Türkiye, tarihi boyunca milli birliğini ve beraberliğini hedef alan pek çok zorlu dönemden geçmiştir. Sağ-sol, Türk-Kürt, Alevi-Sünni ya da dindar-seküler ayrışmaları üzerinden yürütülen provokasyonlar, suikastlar, askeri ve sivil darbe girişimleri toplumsal huzuru bozmayı amaçlamıştır. Ancak ülkeyi ele geçirme çabalarına karşı sahadaki vatan sevdalısı siyasetçi, hukukçu, bürokrat, alim, kanaat önderi, cemaat ve sivil toplum temsilcilerinin samimi dayanışma ve gayretleri sayesinde iç ve dış mihrakların ülkeyi kendi emelleri doğrultusunda dizayn etme çabaları boşa çıkarılmıştır.
Ama dış mihraklar ve fitne odakları bu ülkeden ellerini çekmemiş; içerideki iş birlikçileriyle kirli planlarını işletmek için sürekli yeni projelerle ilerlemeye çalışmışlardır. İşte bu projelerden biri olarak, toplumun en güçlü kalesi olan aile yapısını ve gençliği hedef alan yeni bir süreçle karşı karşıya kalınmıştır. Medya, sinema ve sahne aracılığıyla özgürlük adı altında sergilenen ahlaksızlıklar, erotik gösteriler ve LGBT sembolleriyle gençlerin tahrik edilmesi; milli ve manevi değerlerin yok edilmesi, ahlak ile namus kavramlarının içinin boşaltılması konusunda maalesef bir miktar yol katetmiştir. Bu süreçte fonlanan LGBT dernekleri ve vakıfları, yıkıcı bir altyapı oluşturma görevini üstlenmiştir.
Maalesef iktidarıyla muhalefetiyle belediye başkanları, bu sözde sanatçıların birçoğuna çantalar dolusu para verip onları sahneye çıkardı ve dış mihrakların bu değirmenine su taşıdılar ama bilerek ama bilmeyerek, Biz yıllarca uyardık; "Yapmayın, bunları servete boğarken gençliği zehirliyorsunuz!" dedik ama dinletemedik. Dünyada hukuk çerçevesinde, ahirette ise ilahi adalet önünde bunların hesabı elbette sorulmalıdır.
Nihayet devlet düğmeye basmış; gençleri ifsat eden bu yapının öne sürdüğü sahne soytarılarına, uyuşturucu bağımlısı ve ahlaksız sözde sanatçılara yönelik operasyonların ardından toplumsal dokuyu korumak adına yeni bir safhaya geçilmiştir.
Nitekim Adalet Bakanı Akın Gürlek tarafından yapılan açıklamada, MASAK incelemeleri sonucunda yurt dışındaki kamu kurumları ve yabancı kuruluşlardan yüksek tutarlarda fon aktarıldığı tespit edilen yapılara yönelik adli işlemlerin başlatıldığı bildirilmiştir. "Ailem Güvende" operasyonları kapsamında LGBT derneklerini de içeren yapılara yönelik yürütülen çalışmalarda 162 şüpheli, 9 dernek ve 13 işletme hakkında yasal süreç işletilmiştir.
MASAK ve ilgili kurumların denetimleriyle yurt dışından illegal finansman sağlayan ve toplumsal ahlaka aykırı faaliyet yürüten LGBT ve benzeri tüm yapıların tespit edilmesi; mal varlıklarına el konularak en ağır yasal yaptırımların kararlılıkla uygulanacağını umuyoruz…
Sıra Sanal Dolandırıcılara mı Geliyor? Evet, Gelmeli!
Teknolojinin gelişmesiyle birlikte suç odağı genişlemiş, özellikle yaşlı ve savunmasız vatandaşları hedef alan yeni nesil suç tipleri ortaya çıkmıştır. Kendisini polis veya savcı olarak tanıtarak insanların ömrü boyunca edindiği birikimleri, evini, arabasını, arsasını elinden alan telefon dolandırıcıları ve evlilik vaadiyle insanları duygusal ve maddi olarak sömüren sanal çeteler, kamu vicdanında derin yaralar açmaktadır.
Sanal ortamda yürütülen bu dolandırıcılık faaliyetleri sadece maddi zararla sınırlı kalmamakta; tehdit, şantaj ve baskı yöntemleriyle mağdurların hayatını karartmakta, ailelerin dağılmasına yol açmaktadır. Bu nedenle, Siber Suçlarla Mücadele birimlerinin bu tür dolandırıcılık ve şantaj ağlarına karşı yürüttüğü takibin artarak devam etmesi ve sürecin sürekli olarak kamuoyu gündeminde tutulması büyük önem taşımaktadır.
Geçmişte yaşanan acı tecrübeler; fuhuş, maddi istismar ve yasa dışı organizasyonların toplumsal dokuda oluşturduğu tahribatı net bir şekilde göstermiştir. Yapılan her operasyon, sadece mevcut suçluları etkisiz hale getirmekle kalmayıp geleceğin teminatı olan gençleri ve aile yapısını da koruma altına almaktadır.
Sonuç olarak; suç unsurlarına, çetelere ve gayrimeşru odaklara karşı başlatılan bu temizlik ve hukuki mücadele süreci toplumsal huzur için aksamadan sürdürülmelidir. Emniyet ve adalet teşkilatlarının bu kararlı duruşu, güvenli bir geleceğin inşası adına desteklenmeli; sanal ve fiziksel dünyadaki tüm tehditler bertaraf edilene kadar mücadele kararlılıkla devam etmelidir.
Aile kurumunu yeniden tesis edebilmemiz için öncelikle aile içerisinde sağlanacak bir mutabakat, disiplin, gelenek ve göreneklerimize uygun bir ahlak tesis edilmelidir. Diyanet İşleri Başkanlığı, yaptığı yeniliklerle, attığı adımlarla ve yaptığı açıklamalarla ses getirmeli sahada aktif rol almalıdır sadece cami çerisinde değil dışarıda özellikle kendisini hissettirmelidir.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, STK'ler ve okul-aile birlikleri arasında topyekûn bir seferberlik ilan edilmeli, ekranların mutlaka temizlenmesi lazımdır. Artık sabah kuşağında aile ve gençlik programları artırılmalı, alanında uzman kişiler yayına çıkarılmalıdır. Bu konular her hususta görüş beyan eden gazetecilerin işi değildir; sabah kuşağında daha çok din alimleri, eğitimciler, akademisyenler, psikologlar ve sosyologlar boy göstermeli ve topluma yol göstermelidir.
Basın-yayın organları, okullar, camiler, dernekler ve vakıflar; aile, ahlak, birlik, beraberlik ve dayanışma konuları üzerine yoğunlaşmalı; aile ve ahlak kavramlarının içi yeniden doldurulmalıdır.
Gelecek; adaletle hareket eden, sahadaki varlığını koruyan, kamu kaynaklarını ve milli değerleri muhafaza eden, aile kurumuna sahip çıkarak ahlaklı bir nesil yetiştirmeyi başaran toplumların olacaktır.

