Kahve Kitap
Mahmut Eraslan
Köşe Yazarı
Mahmut Eraslan
 

İmaj ve Takva

Bugün toplumun her kesiminde, köklü inançlardan, maneviyattan, gelenek ve göreneklerden kopuşun sancılarını yaşıyoruz. Bu kopuş, insanımızı sadece yabancılaştırmakla kalmıyor, aynı zamanda sınır tanımayan bir ahlaki erozyonun içine doğru sürüklüyor. Genç nesiller arasında dekoltenin sınırları zorlanırken, mahremiyet algısı bütünüyle altüst olmuş durumda. Ancak asıl trajik olan, bu erozyonun muhafazakâr ya da dindar kimliğiyle bilinen alanlara da sızmış olmasıdır. Sokaklarda, düğünlerde veya dijital mecralarda şahit olduğumuz manzara, ciddi bir kimlik krizine işaret ediyor. Tesettürün özündeki "sadelik ve mahremiyet" yerini aşırı makyaja, gösterişe ve lüks tüketime bırakmış durumda. Sokak ortasında sergilenen uygunsuz davranışlar,flört... vakarla bağdaşmayan alışkanlıklar, inancın özüyle biçimi arasındaki makasın ne kadar açıldığını gösteriyor. Bu eleştiriler, ne bir cinsiyet kalıbına sıkıştırılabilir ne de basit bir "kıskançlık" veya "baskıcı zihniyet" argümanıyla geçiştirilebilir. Karşı karşıya olduğumuz durum, topyekûn bir dejenerasyon ve manevi omurga kaybıdır. ​Sosyolog Fatma Barbarosoğlu’nun şu çarpıcı tespiti adeta bir deniz feneri gibi önümüzde duruyor: "İmajın olduğu yerde takva yok, takvanın olduğu yerde imaj yoktur." ​ ​İnsanoğlunun en büyük yanılgısı, hayatı sadece "burası"ndan ibaret sanmasıdır. Oysa her gün bir tarafta yeni hayatlar doğarken, diğer tarafta ölümün soğuk nefesi aramızdan birilerini alıp götürüyor. Mezarlıklar, her gün dolup taşan musalla taşları, bize bu dünyanın geçiciliğini haykıran en dürüst öğretmenlerdir. Ancak ne yazık ki, tarihten ve çevremizden ders almamakta direniyoruz. ​Sonsuz bir dünyada yaşayacakmış gibi tasarlanan hayatlar, imaj uğruna feda ediliyor. Beğenilme, alkışlanma ve popüler olma arzusu; hesabı, ahireti ve nihai dönüşü unutturuyor. Kendimize sormamız gereken soru şudur: ​Gözlerimizi kapattığımızda geriye kalacak olan şey, dünyaya sunduğumuz yapay "imaj" mı, yoksa kalbimizde büyüttüğümüz "takva" mı olacak? ​Şimdi, aynanın karşısına geçip kendimize şu can alıcı soruyu sorma vaktidir: Gözlerimizi bu dünyaya ebediyen kapattığımızda geriye kalacak, bizimle gelecek olan şey nedir? İmaj mı, takva mı? İmaj, başkalarının gözündeki yerimizi belirler; takva ise Yaratıcının katındaki değerimizi. Biri tamamen dışsal, geçici ve fanidir; diğeri ise içsel, köklü ve baki. ​Bireyin kendi içinde yaptığı o derin muhasebe; önce ailede, sonra akrabalık ilişkilerinde ve nihayetinde toplumun kılcal damarlarında bir karşılık bulmalıdır. Din, sadece vicdanlara sıkıştırılmış bir hobi değil, hayatın tam merkezidir. ​Özgürlük sınırsız değildir. İslam; insana ölçü koyar, sınır belirler. Yemeden içmeye, giyimden davranışa, ahlaktan edebe, ibadetten ölüme kadar hayatın her alanını tanzim eder. ​Çünkü Müslüman, kelime anlamıyla da özüyle de "teslim olan" demektir; kendi heva ve hevesine göre dine kılıf bulan değil!
Ekleme Tarihi: 04 Haziran 2026 -Perşembe
Mahmut Eraslan

İmaj ve Takva

Bugün toplumun her kesiminde, köklü inançlardan, maneviyattan, gelenek ve göreneklerden kopuşun sancılarını yaşıyoruz. Bu kopuş, insanımızı sadece yabancılaştırmakla kalmıyor, aynı zamanda sınır tanımayan bir ahlaki erozyonun içine doğru sürüklüyor.

Genç nesiller arasında dekoltenin sınırları zorlanırken, mahremiyet algısı bütünüyle altüst olmuş durumda. Ancak asıl trajik olan, bu erozyonun muhafazakâr ya da dindar kimliğiyle bilinen alanlara da sızmış olmasıdır.

Sokaklarda, düğünlerde veya dijital mecralarda şahit olduğumuz manzara, ciddi bir kimlik krizine işaret ediyor. Tesettürün özündeki "sadelik ve mahremiyet" yerini aşırı makyaja, gösterişe ve lüks tüketime bırakmış durumda.

Sokak ortasında sergilenen uygunsuz davranışlar,flört... vakarla bağdaşmayan alışkanlıklar, inancın özüyle biçimi arasındaki makasın ne kadar açıldığını gösteriyor.

Bu eleştiriler, ne bir cinsiyet kalıbına sıkıştırılabilir ne de basit bir "kıskançlık" veya "baskıcı zihniyet" argümanıyla geçiştirilebilir. Karşı karşıya olduğumuz durum, topyekûn bir dejenerasyon ve manevi omurga kaybıdır.

​Sosyolog Fatma Barbarosoğlu’nun şu çarpıcı tespiti adeta bir deniz feneri gibi önümüzde duruyor: "İmajın olduğu yerde takva yok, takvanın olduğu yerde imaj yoktur." ​

​İnsanoğlunun en büyük yanılgısı, hayatı sadece "burası"ndan ibaret sanmasıdır. Oysa her gün bir tarafta yeni hayatlar doğarken, diğer tarafta ölümün soğuk nefesi aramızdan birilerini alıp götürüyor. Mezarlıklar, her gün dolup taşan musalla taşları, bize bu dünyanın geçiciliğini haykıran en dürüst öğretmenlerdir. Ancak ne yazık ki, tarihten ve çevremizden ders almamakta direniyoruz.

​Sonsuz bir dünyada yaşayacakmış gibi tasarlanan hayatlar, imaj uğruna feda ediliyor. Beğenilme, alkışlanma ve popüler olma arzusu; hesabı, ahireti ve nihai dönüşü unutturuyor. Kendimize sormamız gereken soru şudur:

​Gözlerimizi kapattığımızda geriye kalacak olan şey, dünyaya sunduğumuz yapay "imaj" mı, yoksa kalbimizde büyüttüğümüz "takva" mı olacak?

​Şimdi, aynanın karşısına geçip kendimize şu can alıcı soruyu sorma vaktidir: Gözlerimizi bu dünyaya ebediyen kapattığımızda geriye kalacak, bizimle gelecek olan şey nedir?

İmaj mı, takva mı?

İmaj, başkalarının gözündeki yerimizi belirler; takva ise Yaratıcının katındaki değerimizi. Biri tamamen dışsal, geçici ve fanidir; diğeri ise içsel, köklü ve baki.

​Bireyin kendi içinde yaptığı o derin muhasebe; önce ailede, sonra akrabalık ilişkilerinde ve nihayetinde toplumun kılcal damarlarında bir karşılık bulmalıdır. Din, sadece vicdanlara sıkıştırılmış bir hobi değil, hayatın tam merkezidir.

​Özgürlük sınırsız değildir. İslam; insana ölçü koyar, sınır belirler. Yemeden içmeye, giyimden davranışa, ahlaktan edebe, ibadetten ölüme kadar hayatın her alanını tanzim eder.

​Çünkü Müslüman, kelime anlamıyla da özüyle de "teslim olan" demektir; kendi heva ve hevesine göre dine kılıf bulan değil!

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve adanagundemi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
bizim mekan çemberleme makinası kurumsal web dini chat