Kahve Kitap
Mahmut Eraslan
Köşe Yazarı
Mahmut Eraslan
 

Gençler Soruyor, Sizin Savunduğunuz Model Bu mu?

Bir yanda İslami eğitim ve terbiye alan gençlerimiz, diğer yanda ateist, deist ve seküler kesimlerden etkilenerek başörtüsünü çıkaran gençlerimiz... ​Bir süredir sadece karşı taraftan etkilenme mi "Sebep bu mu?" diyerek bir araştırma yapıyor ve özellikle üniversite gençliğine soruyorum: Müslüman bir ailenin çocuğu olan, bir takım temel bilgileri almış gençlerimiz neden tesettürden soyutlanıyor ve namazı terk ediyor? ​Evet, karşı kesimden kısmen etkilenmeleri doğru; ancak farklı kişilerden aldığım ortak kanaat ve aynı cevap şu oluyor: "Örneklik yetersiz, samimiyet zayıf!" Evet, gençler bizim mahalle sakinlerini kastediyor ve eleştiriyor! ​Gençler haksız mı? Gelin, iğneyi biraz da kendimize batırarak konuşalım. ​Bizim abilerimiz, ablalarımız, ekranları parselleyen hocalarımız, fenomen olma yolunda yanıp tutuşan ve sosyal medyada vitrine oynayan yeni yetme hocalarımız; ticarette köşe başlarını tutanlarımız, siyasette boy gösterenlerimiz maalesef çok kötü bir sınav veriyor. Kürsülerde konuşulan süslü cümlelerle, sokakta ve perdenin arkasında yapılan işler birbirini tutmuyor. Ortada muazzam bir söylem-eylem çelişkisi var diyorlar… Genç zihinler, idealize edilen o yüce ahlak ile onu temsil ettiğini iddia eden büyüklerin pragmatizmini ve dünyevileşme hırsını yan yana koyamıyor. Sonuç mu? Derin bir güven kaybı ve kopuş. ​Madalyonun diğer yüzünde ise seküler kesimin sosyal hayata bağlılığı, ürettiği aktiviteler ve sunduğu yaşam tarzı duruyor. Bu dünya; estetiğiyle ve vaat ettiği ‘’özgürlük’’ alanlarıyla gençler için bir cazibe merkezi oluşturuyor. Biz gençliğin enerjisini, estetik arayışını besleyecek alternatif alanlar üretemezken, seküler dünya onları kendi çekim alanına rahatlıkla dahil ediyor. ​Peki, bu kopuşu yaşayan gençleri haksız çıkaracak bir tutarlılığımız var mı? ​Son günlerde sosyal medyada "mezuniyet töreni" adı altında önümüze düşen videoları içiniz sızlamadan izleyebiliyor musunuz? Başörtülü, güya tesettürlü hanımların toplum içindeki ölçüsüz hal ve hareketleri, garip garip video çekimleri, mahremiyet sınırlarını zorlayan eğlence anlayışları… İşte bu manzaralar, o açılan gençlerin "Sizin savunduğunuz model bu mu?" sorusunda ne kadar haklı olduklarını yüzümüze çarpıyor. ​Bizim dünyaya bir bakış açımız, bir duruşumuz vardı. Tesettürün bir anlamı, bir vakarı, topluma verdiği net bir mesajı vardı. Bizim bir "haremlik-selamlık" ölçümüz, bir haya sınırımız vardı. Ne yazık ki aramızdan türeyen ve bu değerleri hunharca deforme ve dejene eden bir kitle, inandığımız değerlere en büyük zararı veriyor. ​Şunu çok iyi bilelim: tesettür Fıkıh değişmedi. Allah’ın hükümleri, ayetleri ilk günkü gibi sabit. Değişen; o hükümleri taşıması gereken insanların zihniyeti ve kalbi. Şeklen korunan başörtüsü; kapitalist tüketim kültürüne ve sosyal medyadaki beğenilme arzusuna kurban edildi, içi tamamen boşaltıldı. Gençler de bu karikatürize edilmiş, samimiyetsiz model yerine, doğrudan seküler tarza yönelmeyi daha dürüstçe bir tercih olarak görüyor. ​Bu acı tablo, artık sadece "bireysel bir tercih" ya da üç beş cemaatin, vakfın pansuman tedbirleriyle çözülecek aşamayı çoktan geçti. Karşımızda sosyolojik bir tsunami var ve topyekûn bir mücadeleyi zorunlu kılıyor. ​Milli Eğitim Bakanlığı: Okul bahçelerinde, tören, kutlama, Mezuniyet törenlerinde sergilenen bu sululuğa ve ölçüsüzlüğe acilen kurumsal bir çekidüzen vermelidir. ​Diyanet İşleri Başkanlığı: Cami duvarlarının ötesine geçip gençlerin kalbine ve zihnine dokunacak, onların entelektüel arayışlarına cevap verecek yeni ve samimi bir dil inşa etmelidir. ​Aileler, Dernekler ve Vakıflar: Gençleri yasaklarla boğmak yerine; helal dairesi içinde nitelikli, estetik ve cazip "alternatif doğrular" üretmek zorundadır. ​Eğer bizler İslam'ın vakarını ve ahlakını hem ticaretimizde hem siyasetimizde hem de sosyal hayatımızda hakkıyla yaşayarak yeni bir örneklik ortaya koyamazsak, feryat figan etmekten başka bir şey yapamayız. Alternatif doğruları inşa edip kamuoyunun gündemine taşıyamadığımız her gün, geleceğimizden bir parçayı daha kaybedeceğiz. ​Farkında mıyız?
Ekleme Tarihi: 23 Haziran 2026 -Salı
Mahmut Eraslan

Gençler Soruyor, Sizin Savunduğunuz Model Bu mu?

Bir yanda İslami eğitim ve terbiye alan gençlerimiz, diğer yanda ateist, deist ve seküler kesimlerden etkilenerek başörtüsünü çıkaran gençlerimiz...

​Bir süredir sadece karşı taraftan etkilenme mi "Sebep bu mu?" diyerek bir araştırma yapıyor ve özellikle üniversite gençliğine soruyorum: Müslüman bir ailenin çocuğu olan, bir takım temel bilgileri almış gençlerimiz neden tesettürden soyutlanıyor ve namazı terk ediyor?

​Evet, karşı kesimden kısmen etkilenmeleri doğru; ancak farklı kişilerden aldığım ortak kanaat ve aynı cevap şu oluyor: "Örneklik yetersiz, samimiyet zayıf!"

Evet, gençler bizim mahalle sakinlerini kastediyor ve eleştiriyor!

​Gençler haksız mı? Gelin, iğneyi biraz da kendimize batırarak konuşalım.

​Bizim abilerimiz, ablalarımız, ekranları parselleyen hocalarımız, fenomen olma yolunda yanıp tutuşan ve sosyal medyada vitrine oynayan yeni yetme hocalarımız; ticarette köşe başlarını tutanlarımız, siyasette boy gösterenlerimiz maalesef çok kötü bir sınav veriyor. Kürsülerde konuşulan süslü cümlelerle, sokakta ve perdenin arkasında yapılan işler birbirini tutmuyor. Ortada muazzam bir söylem-eylem çelişkisi var diyorlar…

Genç zihinler, idealize edilen o yüce ahlak ile onu temsil ettiğini iddia eden büyüklerin pragmatizmini ve dünyevileşme hırsını yan yana koyamıyor. Sonuç mu? Derin bir güven kaybı ve kopuş.

​Madalyonun diğer yüzünde ise seküler kesimin sosyal hayata bağlılığı, ürettiği aktiviteler ve sunduğu yaşam tarzı duruyor. Bu dünya; estetiğiyle ve vaat ettiği ‘’özgürlük’’ alanlarıyla gençler için bir cazibe merkezi oluşturuyor. Biz gençliğin enerjisini, estetik arayışını besleyecek alternatif alanlar üretemezken, seküler dünya onları kendi çekim alanına rahatlıkla dahil ediyor.

​Peki, bu kopuşu yaşayan gençleri haksız çıkaracak bir tutarlılığımız var mı?

​Son günlerde sosyal medyada "mezuniyet töreni" adı altında önümüze düşen videoları içiniz sızlamadan izleyebiliyor musunuz? Başörtülü, güya tesettürlü hanımların toplum içindeki ölçüsüz hal ve hareketleri, garip garip video çekimleri, mahremiyet sınırlarını zorlayan eğlence anlayışları… İşte bu manzaralar, o açılan gençlerin "Sizin savunduğunuz model bu mu?" sorusunda ne kadar haklı olduklarını yüzümüze çarpıyor.

​Bizim dünyaya bir bakış açımız, bir duruşumuz vardı. Tesettürün bir anlamı, bir vakarı, topluma verdiği net bir mesajı vardı. Bizim bir "haremlik-selamlık" ölçümüz, bir haya sınırımız vardı. Ne yazık ki aramızdan türeyen ve bu değerleri hunharca deforme ve dejene eden bir kitle, inandığımız değerlere en büyük zararı veriyor.

​Şunu çok iyi bilelim: tesettür Fıkıh değişmedi. Allah’ın hükümleri, ayetleri ilk günkü gibi sabit. Değişen; o hükümleri taşıması gereken insanların zihniyeti ve kalbi. Şeklen korunan başörtüsü; kapitalist tüketim kültürüne ve sosyal medyadaki beğenilme arzusuna kurban edildi, içi tamamen boşaltıldı. Gençler de bu karikatürize edilmiş, samimiyetsiz model yerine, doğrudan seküler tarza yönelmeyi daha dürüstçe bir tercih olarak görüyor.

​Bu acı tablo, artık sadece "bireysel bir tercih" ya da üç beş cemaatin, vakfın pansuman tedbirleriyle çözülecek aşamayı çoktan geçti. Karşımızda sosyolojik bir tsunami var ve topyekûn bir mücadeleyi zorunlu kılıyor.

​Milli Eğitim Bakanlığı: Okul bahçelerinde, tören, kutlama, Mezuniyet törenlerinde sergilenen bu sululuğa ve ölçüsüzlüğe acilen kurumsal bir çekidüzen vermelidir.

Diyanet İşleri Başkanlığı: Cami duvarlarının ötesine geçip gençlerin kalbine ve zihnine dokunacak, onların entelektüel arayışlarına cevap verecek yeni ve samimi bir dil inşa etmelidir.

Aileler, Dernekler ve Vakıflar: Gençleri yasaklarla boğmak yerine; helal dairesi içinde nitelikli, estetik ve cazip "alternatif doğrular" üretmek zorundadır.

​Eğer bizler İslam'ın vakarını ve ahlakını hem ticaretimizde hem siyasetimizde hem de sosyal hayatımızda hakkıyla yaşayarak yeni bir örneklik ortaya koyamazsak, feryat figan etmekten başka bir şey yapamayız. Alternatif doğruları inşa edip kamuoyunun gündemine taşıyamadığımız her gün, geleceğimizden bir parçayı daha kaybedeceğiz.

​Farkında mıyız?

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve adanagundemi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
bizim mekan çemberleme makinası kurumsal web dini chat