Kahve Kitap
enerjisa
Mahmut Eraslan
Köşe Yazarı
Mahmut Eraslan
 

Hüküm Allah’ındır: Tefrika Kıskacında İslam Kardeşliği

İnsanlık, yeryüzünde büyük bir imtihanın öznesidir. Bugün İslam dünyasına baktığımızda, müminlerin farklı meşrepler ve ekoller altında kümelendiğini görüyoruz. Tasavvufi derinliği önceleyen Sufiler, nassın zahirine odaklanan Selefiler ve daha nice cemaat... Temelde hepsi İslam’ın beş şartını ve imanın altı esasını kabul edip tatbik etseler de, aralarındaki üslup ve yorum farkları zamanla ne yazık ki yıkıcı bir rekabete dönüşmüştür. ​En acı olanı ise, aynı kıbleye dönen kardeşlerin birbirlerinin yaptıkları iş ve ibadetlerini küçümsemesi ve hatta birbirlerini "tekfir" (dinden çıkmış sayma) derecesine varan ithamlarla suçlamasıdır. Müslümanlar bu yapay ayrışmalarla enerjilerini tüketirken; yeryüzünde zulüm kol gezmekte, İslam coğrafyaları işgal, baskı ve gözyaşıyla sarsılmaktadır. ​Hepimizin odaklanması gereken yegâne ilahi emir şudur: "Allah’ın ipine topluca sarılın, parçalanıp ayrılmayın." (Âl-i İmrân, 103). Müslümanlar ancak kardeştir. Zulme karşı saf tutup omuz omuza durmak gerekirken, bugün "birlik ve beraberlik" söylemi maalesef sadece "herkesin kendi çatısı altında toplanması" şeklinde dar bir kalıba hapsedilmiştir. Her grup kendisini hakikatin tek merkezi saymakta, kendisi gibi düşünmeyeni dışlamaktadır. ​Burada şu can alıcı soruyu sormak gerekir: Hani hüküm yalnızca Allah’ındı? ​Allah, kullarına birbirlerini yargılama veya cennet-cehennem bileti kesme yetkisi vermemiştir. Bizler ne hatasız birer peygamberiz ne de insanların kalbini yarıp bakan sorgu melekleriyiz. Hiçbirimiz cennet garantisine sahip değiliz. ​Yapıcı eleştiri ve nasihat elbette değerlidir; ancak bu, kul hakkına girmeden ve kardeşlik bağını koparmadan, İslami bir zarafetle yapılmalıdır. Meşrep ayrımı yapmaksızın, Kelime-i Tevhid çatısı altındaki tüm kardeşlerimiz için iyi niyet beslemeli ve birbirimize hayır dua etmeliyiz. ​Ne "kurtarıcı" rollerine bürünelim ne de bir insanın —hatalı dahi olsa— ebedi hüsranına sevinelim. Davetçi; itici değil çekici, katı değil kucaklayıcı olmalıdır. Peygamber (s.a.v.), insanları aşağılayarak veya tehdit ederek değil; ilgi, sevgi ve samimiyetle ikna etmiştir. Unutulmamalıdır ki din; dayatılarak değil, yaşanarak sevdirilir. ​Bir Müslümanın farklı bir cemaate mensup olması veya inkar etmediği halde bazı ikincil konularda farklı düşünmesi, onu ötekileştirmek için asla bir gerekçe olamaz. Bugün sistemleri ve ideolojileri eleştirirken gür bir sesle "Hüküm Allah’ındır, O'nun dediği olmalı!" diyoruz. Peki, iş kardeşlik hukukuna, kul hakkına, davet ve tebliğe geldiğinde neden kendi dar anlayışlarımızı dayatmakta ısrar ediyoruz? ​Davet ve tebliğde usul ve üslup, bizzat Kur'an ve Sünnet ile belirlenmiş değil midir? Bunca "birlik" ve "kardeşlik" hükmüne rağmen, neden zorlama tefsirlerle kendi öfkemize dini kılıflar arıyoruz? ​Hüküm yalnızca Allah’ındır ve O, kalplerde gizli olanı en iyi bilendir.
Ekleme Tarihi: 09 Nisan 2026 -Perşembe
Mahmut Eraslan

Hüküm Allah’ındır: Tefrika Kıskacında İslam Kardeşliği

İnsanlık, yeryüzünde büyük bir imtihanın öznesidir. Bugün İslam dünyasına baktığımızda, müminlerin farklı meşrepler ve ekoller altında kümelendiğini görüyoruz. Tasavvufi derinliği önceleyen Sufiler, nassın zahirine odaklanan Selefiler ve daha nice cemaat... Temelde hepsi İslam’ın beş şartını ve imanın altı esasını kabul edip tatbik etseler de, aralarındaki üslup ve yorum farkları zamanla ne yazık ki yıkıcı bir rekabete dönüşmüştür.

​En acı olanı ise, aynı kıbleye dönen kardeşlerin birbirlerinin yaptıkları iş ve ibadetlerini küçümsemesi ve hatta birbirlerini "tekfir" (dinden çıkmış sayma) derecesine varan ithamlarla suçlamasıdır. Müslümanlar bu yapay ayrışmalarla enerjilerini tüketirken; yeryüzünde zulüm kol gezmekte, İslam coğrafyaları işgal, baskı ve gözyaşıyla sarsılmaktadır.

​Hepimizin odaklanması gereken yegâne ilahi emir şudur: "Allah’ın ipine topluca sarılın, parçalanıp ayrılmayın." (Âl-i İmrân, 103). Müslümanlar ancak kardeştir. Zulme karşı saf tutup omuz omuza durmak gerekirken, bugün "birlik ve beraberlik" söylemi maalesef sadece "herkesin kendi çatısı altında toplanması" şeklinde dar bir kalıba hapsedilmiştir. Her grup kendisini hakikatin tek merkezi saymakta, kendisi gibi düşünmeyeni dışlamaktadır.

​Burada şu can alıcı soruyu sormak gerekir: Hani hüküm yalnızca Allah’ındı?

​Allah, kullarına birbirlerini yargılama veya cennet-cehennem bileti kesme yetkisi vermemiştir. Bizler ne hatasız birer peygamberiz ne de insanların kalbini yarıp bakan sorgu melekleriyiz. Hiçbirimiz cennet garantisine sahip değiliz.

​Yapıcı eleştiri ve nasihat elbette değerlidir; ancak bu, kul hakkına girmeden ve kardeşlik bağını koparmadan, İslami bir zarafetle yapılmalıdır. Meşrep ayrımı yapmaksızın, Kelime-i Tevhid çatısı altındaki tüm kardeşlerimiz için iyi niyet beslemeli ve birbirimize hayır dua etmeliyiz.

​Ne "kurtarıcı" rollerine bürünelim ne de bir insanın —hatalı dahi olsa— ebedi hüsranına sevinelim. Davetçi; itici değil çekici, katı değil kucaklayıcı olmalıdır. Peygamber (s.a.v.), insanları aşağılayarak veya tehdit ederek değil; ilgi, sevgi ve samimiyetle ikna etmiştir. Unutulmamalıdır ki din; dayatılarak değil, yaşanarak sevdirilir.

​Bir Müslümanın farklı bir cemaate mensup olması veya inkar etmediği halde bazı ikincil konularda farklı düşünmesi, onu ötekileştirmek için asla bir gerekçe olamaz. Bugün sistemleri ve ideolojileri eleştirirken gür bir sesle "Hüküm Allah’ındır, O'nun dediği olmalı!" diyoruz. Peki, iş kardeşlik hukukuna, kul hakkına, davet ve tebliğe geldiğinde neden kendi dar anlayışlarımızı dayatmakta ısrar ediyoruz?

​Davet ve tebliğde usul ve üslup, bizzat Kur'an ve Sünnet ile belirlenmiş değil midir? Bunca "birlik" ve "kardeşlik" hükmüne rağmen, neden zorlama tefsirlerle kendi öfkemize dini kılıflar arıyoruz?

​Hüküm yalnızca Allah’ındır ve O, kalplerde gizli olanı en iyi bilendir.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve adanagundemi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
bizim mekan çemberleme makinası kurumsal web dini chat