Kahve Kitap
Mahmut Eraslan
Köşe Yazarı
Mahmut Eraslan
 

Eskilerle Yenilenmek.

Hemen her mecliste yankılanan o meşhur iç çekişi hepimiz biliriz: "Nerede o eski Ramazanlar, nerede o eski bayramlar?" "Nerede o eski dindarlık, nerede o samimi insanlar?" Bu cümleler, sadece geçen zamana duyulan bir özlemi değil; aynı zamanda bugüne, şimdiye ve genç kuşağa duyulan bir sitemi de içinde barındırır.   Ancak durup düşünmek gerekir: Eskiyi bu denli ulaşılmaz kılan bizzat bizler değil miyiz? Eskiden küçüklerin daha saygılı, büyüklerin daha müşfik olduğu doğrudur; ancak sevgi ve saygı takvim yapraklarına hapsedilecek kavramlar değildir. "Eskisi-yenisi" olmaz; sevgi her çağın dili, saygı her dönemin zırhıdır. Bugünün çocuklarını veya gençlerini suçlamak yerine, onlara o çok övündüğümüz "eski" nezaketi yaşayarak göstermek asıl sorumluluğumuzdur.   İslam medeniyeti, sadece geçmişle övünen değil, geçmişin "hayır" mirasını bugüne taşıyıp onu "ihya" eden bir medeniyettir. Kur'an-ı Kerim bize, iyiliğin ve hayrın zamana hapsedilemeyeceğini öğretir. Rabbimiz şöyle buyurur: ​"Siz, insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmet oldunuz. İyiliği emreder, kötülükten men eder ve Allah’a inanırsınız." (Âl-i İmrân, 110) ​Bu ayetteki "hayırlı ümmet" vasfı, sadece belli bir döneme veya "eskiler"e hasredilmemiştir. İyiliği yaşatan ve kötülüğe set çeken her mümin, hangi çağda yaşarsa yaşasın o hayırlı zincirin bir halkasıdır. Dolayısıyla "Eskiler daha iyiydi" diyerek bugünün hayır kapılarını kapatmak, İslam’ın dinamik ruhuyla bağdaşmaz. ​ Eğer bugün bir kopukluk yaşıyorsak, bu zamanın suçu değil, bizim o sünnetleri yaşama ve yaşatma gayretimizdeki eksikliktir. "Eskilerle yenilenmek" demek; köklere sadık kalarak yeni yapraklar açmak demektir. ​​Mesela "Eski Ramazanlar" dediğimiz şey, aslında o dönemdeki insanların ihlasıdır. Ramazan’ın bereketi, 1400 yıl önce neyse bugün de odur. Yardımlaşma ve kaynaşma, sadece geçmişe ait birer hatıra değil, her an yerine getirmemiz gereken birer kulluk vazifesidir. ​Eğer sofralarımızda bir eksiklik, mahallemizde bir soğukluk hissediyorsak; komşusu açken tok yatmamayı emreden o nebevi ölçüyü bugün bizzat biz pratiklerimize dökmeliyiz. Başkasının yapmadığından şikayet etmek yerine, "Ben ne yapabilirim?" sorusunu sormak, manevi yenilenmenin ilk adımıdır. ​ ​Başkalarının eksiklerini konuşarak, "her şey bozuldu" diyerek yerimizde saymak bizlere bir şey kazandırmaz. ​Eskilerle yenilenmek; geçmişin ihlasını bugünün imkanlarıyla, eskilerin sabrını bugünün hızıyla ve kadim değerleri modern hayatın içinde yeniden diri tutmaktır. Biz kendi ahlakımızı, düğünümüzü, bayramımızı ve komşuluğumuzu Allah’ın rızasına uygun hale getirdiğimizde, o "eski güzelliklerin" aslında hiç gitmediğini, sadece bizim onları yaşamamızı beklediğini göreceğiz.   ​Unutmayalım ki; yarının yaşlıları biz olacağız ve bugünün gençleri de bir gün "Nerede o eski günler?" diyecekler. O gün geldiğinde, arkamızda sadece bir iç çekiş değil, yaşayan ve nefes alan bir gelenek bırakmak istiyorsak; eskilerle dertlenmeyi bırakıp, eskilerin güzelliğiyle yenilenmeye bakmalıyız.
Ekleme Tarihi: 20 Nisan 2026 -Pazartesi
Mahmut Eraslan

Eskilerle Yenilenmek.

Hemen her mecliste yankılanan o meşhur iç çekişi hepimiz biliriz: "Nerede o eski Ramazanlar, nerede o eski bayramlar?" "Nerede o eski dindarlık, nerede o samimi insanlar?" Bu cümleler, sadece geçen zamana duyulan bir özlemi değil; aynı zamanda bugüne, şimdiye ve genç kuşağa duyulan bir sitemi de içinde barındırır.

 

Ancak durup düşünmek gerekir: Eskiyi bu denli ulaşılmaz kılan bizzat bizler değil miyiz?

Eskiden küçüklerin daha saygılı, büyüklerin daha müşfik olduğu doğrudur; ancak sevgi ve saygı takvim yapraklarına hapsedilecek kavramlar değildir. "Eskisi-yenisi" olmaz; sevgi her çağın dili, saygı her dönemin zırhıdır. Bugünün çocuklarını veya gençlerini suçlamak yerine, onlara o çok övündüğümüz "eski" nezaketi yaşayarak göstermek asıl sorumluluğumuzdur.

 

İslam medeniyeti, sadece geçmişle övünen değil, geçmişin "hayır" mirasını bugüne taşıyıp onu "ihya" eden bir medeniyettir.

Kur'an-ı Kerim bize, iyiliğin ve hayrın zamana hapsedilemeyeceğini öğretir. Rabbimiz şöyle buyurur:

​"Siz, insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmet oldunuz. İyiliği emreder, kötülükten men eder ve Allah’a inanırsınız." (Âl-i İmrân, 110)

​Bu ayetteki "hayırlı ümmet" vasfı, sadece belli bir döneme veya "eskiler"e hasredilmemiştir. İyiliği yaşatan ve kötülüğe set çeken her mümin, hangi çağda yaşarsa yaşasın o hayırlı zincirin bir halkasıdır. Dolayısıyla "Eskiler daha iyiydi" diyerek bugünün hayır kapılarını kapatmak, İslam’ın dinamik ruhuyla bağdaşmaz.

Eğer bugün bir kopukluk yaşıyorsak, bu zamanın suçu değil, bizim o sünnetleri yaşama ve yaşatma gayretimizdeki eksikliktir.

"Eskilerle yenilenmek" demek; köklere sadık kalarak yeni yapraklar açmak demektir.

​​Mesela "Eski Ramazanlar" dediğimiz şey, aslında o dönemdeki insanların ihlasıdır. Ramazan’ın bereketi, 1400 yıl önce neyse bugün de odur.

Yardımlaşma ve kaynaşma, sadece geçmişe ait birer hatıra değil, her an yerine getirmemiz gereken birer kulluk vazifesidir.

​Eğer sofralarımızda bir eksiklik, mahallemizde bir soğukluk hissediyorsak; komşusu açken tok yatmamayı emreden o nebevi ölçüyü bugün bizzat biz pratiklerimize dökmeliyiz. Başkasının yapmadığından şikayet etmek yerine, "Ben ne yapabilirim?" sorusunu sormak, manevi yenilenmenin ilk adımıdır.

​Başkalarının eksiklerini konuşarak, "her şey bozuldu" diyerek yerimizde saymak bizlere bir şey kazandırmaz.

​Eskilerle yenilenmek; geçmişin ihlasını bugünün imkanlarıyla, eskilerin sabrını bugünün hızıyla ve kadim değerleri modern hayatın içinde yeniden diri tutmaktır. Biz kendi ahlakımızı, düğünümüzü, bayramımızı ve komşuluğumuzu Allah’ın rızasına uygun hale getirdiğimizde, o "eski güzelliklerin" aslında hiç gitmediğini, sadece bizim onları yaşamamızı beklediğini göreceğiz.

 

​Unutmayalım ki; yarının yaşlıları biz olacağız ve bugünün gençleri de bir gün "Nerede o eski günler?" diyecekler. O gün geldiğinde, arkamızda sadece bir iç çekiş değil, yaşayan ve nefes alan bir gelenek bırakmak istiyorsak; eskilerle dertlenmeyi bırakıp, eskilerin güzelliğiyle yenilenmeye bakmalıyız.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve adanagundemi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
bizim mekan çemberleme makinası kurumsal web dini chat