Zaman baş döndürücü bir hızla aksa; teknoloji zihinlerin etrafına örgü örüp başımıza çorap örse de insan ruhunun sığınacağı liman, hakikatin özü ve hikmetin adresi hiç değişmedi.
Şeyh Edebali’nin bir medeniyeti maya kılan derin feraseti ile Hz. Lokmân’ın Kur’ân-ı Kerîm’de ölümsüzleşen ebedî nasihatleri; bugün bildirimlerin, ekranların ve gürültünün arasında yönünü arayan gençliğe yol gösteren birer işarettir.
"Eğer bu hikmet erenleri bugün aramızda olsaydı, dijital çağın kuşattığı zihinlere nasıl seslenirdi?" diye düşünüyorum. Ey oğul; büyüklerin sözünü, onlardan edindiğim tecrübeyi, teslimiyeti ve nasihati anladığım kadarıyla güncelleyerek anlatayım:
Ey oğul! Burası bir imtihan dünyasıdır. Canları veren, vakti geldiğinde tekrar alacak ve hesaba çekecek olan Yüce Allah’tır. Sakın ola ki yanılıp da Allah’ı imtihan edecek bir üsluba bürünmeyesin; haşa Onu sorgulamaya kalkmayasın. Aklının sınırlı olduğunu unutma; haddini aşma, sınırları zorlama ve bilmediğin şeylerin peşine düşme. Sana bildirilenlerle yetin; onları idrak etmeye, anlamaya çalış ve Allah’a teslim ol. İsyan edecek ya da ibadetleri terk edecek olursan bil ki kaybeden sadece sen olursun; Allah’ın kaybedeceği hiçbir şey yoktur. Biraz tefekkür et, iç muhasebeni yap, bir karar ver ve aldığın kararın arkasında durup sözünü tut!
Ey oğul! Etrafına bak ve ölümden ibret al! Amcalarının, teyzelerinin, ailenden onlarca insanın bu dünyadan göçüp gidişine şahit oldun; onların son anlarını gözlerinle gördün. Ölümün yaşa, sıraya, çocukluğa ya da gençliğe bakmadığını; en taze fidanları bile söküp götürdüğünü bizzat tecrübe ettin. Yanı başındaki arkadaşlarını birer birer toprağa verdin. Gaflet uykundan uyan! Nefsinin bitmek bilmeyen heveslerine dur de. Ölümü sıkça tefekkür et ki dünya seni yutmasın, hırsların seni kör etmesin. Ölüm, fani olanı aşmanın ve bakî olana hazırlanmanın en büyük öğretmenidir.
Ey oğul! Sanal ilahlar edinme. Sakın ola ki geçici albenilere, takipçi sayısının sahte dünyasına, makamın şatafatına ya da nefsinin sonsuz arzularına kul olup Yaratıcı’ya ortak koşma! Allah’ı unutup fani şeyleri hayatının merkezine yerleştirmek, kendi ruhuna yapacağın en büyük zulümdür. Kalbini ekranların kölesi değil, hakikatin özgür beldesi eyle.
Ey oğul! Köklerine tutun, vefayı unutma! Sana bu dünyada kapı açan anne ve babana daima vefa göster. Annen seni binbir zorlukla taşıdı; baban senin için ömrünü tüketip saçlarına ak düşürdü. Zamanın ve modaların rüzgârı seni onlardan farklı düşünmeye itebilir; fakat fikirlerin çatışsa dahi hakkı nezaketle savun, onlara "öf" bile deme. Dünyevi ilişkilerinde zarafeti koru; yüzünü Hakka dönmüş salih kimselerin izinden yürü.
Ey oğul! Zerre kadar iyiliği de kötülüğü de küçük görme. "Kimse görmüyor, dijital dünyada kaybolur" deme! Bir klavye tuşuyla yayıp sildiğin tek bir kelime dahi olsa; bir kayanın içinde, göklerin en yüksek katında ya da yerin derinliklerinde saklansa bile Allah onu bilir ve karşına çıkarır. İnsanların dijital ayak izlerini takip ettiği bu çağda, sen amel defterinin izini gözet. Şüphesiz Allah, en gizli olanı hakkıyla bilendir.
Hayatın hengâmesi içinde namazını dosdoğru kıl ki ruhun bir çapa bulsun, savrulmasın. İyiliği ve güzelliği yay; haksızlığa ve kötülüğe imanın verdiği cesaretle karşı dur. Başına bir zorluk, bir imtihan ya da siber dünyanın zorbalıkları geldiğinde sabret. Sabır; pasif bir bekleyiş değil, fırtınada dimdik durabilme iradesidir.
Ey oğul! Şunu asla unutma: Edep, iffet, onur ve haysiyet yalnız kadınlara özgü değildir; erkeğin de en güzel ziynetidir. Ailene ve sevdiklerine yapılmasını istemediğin hiçbir yanlışa düşme. Kimsenin namusuna, şerefine, haysiyetine göz dikme ve dil uzatma. Kendi iffetini ve duruşunu koru ki kardeşlerine ve çevrene hayırlı bir emsal olasın.
İnsanlara tepeden bakma; beğeni sayılarınla, elde ettiğin başarılarla yahut sanal maskelerin arkasına sığınarak böbürlenme. Fenomen olmak için çırpınma. Profil resimlerinin ardına gizlenip insanları küçümseme, kimseden yüz çevirme. Allah, kendini beğenen ve övünüp duran hiç kimseyi sevmez.
Yürüyüşünde, duruşunda ve üslubunda ölçülü ol. Sesini ve nefesini haksız yere yükseltme. Bağırıp çağırmak, kaba konuşmak fikrin gücünü artırmaz.
Ey oğul! "Herkes böyle yapıyor, çağın gereği bu" diyerek rüzgârda savrulan bir yaprak olma. Nefsini uyuşturan, zihnini bulandıran alkol, uyuşturucu ve her türlü bağımlılık birer felakettir; yanına dahi yaklaşma. Harama meylin olduğu, küfrün ve hayâsızlığın aleni işlendiği, Allah’ın rızasından uzak ortamlardan koşarak uzaklaş. Toplumun olumsuz rüzgârlarına kapılan değil; güzel ahlakınla topluma yön veren, örnek alınan bir şahsiyet ol. Mazlumun yanında dur, asla zalimlerden olma.
Ey oğul! Kur’an-ı Kerîm’in ve Sünnet-i Seniyye’nin aydınlık yolundan ayrılma. Cemaat, parti ya da mezhep taassubuna düşüp insanları ayrıştırma. Hiç kimsenin siyasi görüşü ya da şahsi hataları senin için ölçü olmasın. Sen diri, dinamik, samimi ve dürüst çizginde net ol.
Unutma; sen evvela kendi nefsinden ve ailenden sorumlusun. Üzerine vazife olmayan fuzuli işlere ve tartışmalara girme. İnsanlara sözünle değil, özün ve yaşantınla rehber ol. Kendi yapmadığın, nefsine ağır gelen şeyleri başkalarından isteme. Önce kendi nefsini ıslah et ki sözün eşine, evladına ve kardeşlerine tesir etsin.
Ey oğul! Ananı, atanı say; bereketi büyüklerin duasında ara. İnsanı yaşat ki devlet ve medeniyet yaşasın. Öfkeni yen, bağışlayıcı ol. Yolun uzun, yükün ağır; edebi, hikmeti ve ölümün ibretini kendine rehber et ki menzile yüz akıyla eresin. Gelişen teknoloji sana güç katabilir ama ahlak ve şahsiyet kazandıramaz; onu ancak imanla, tefekkürle ve güzel ahlakla sen inşa edeceksin.

