Kahve Kitap
Mahmut Eraslan
Köşe Yazarı
Mahmut Eraslan
 

Evdeki Cenneti Fark Etmek

İnsan hayatı, doğumla başlayıp ölümle nihayete eren telafisiz bir imtihan yolculuğudur. Fakat ne yazık ki modern çağın getiridiği, sosyal medyanın çekim gücü ve dış dünyanın çekiciliği ,özellikle gençlerimizi kendi özünden, ailesinden uzaklaştırabiliyor. Dışarıdaki ortamlarda, sanal mecralarda veya gündelik telaşların peşinde zaman tüketilirken, aynı çatıyı paylaştığımız anne, baba ve aile büyüklerimiz ihmal edilebiliyorlar. Oysa dış dünyanın dostlukları çoğu zaman kırılgan ve aldatıcıdır. Dün yanından ayrılmayacağını düşündüğümüz, hayatımızın bir parçası olarak gördüğümüz arkadaşlarımız gün geliyor ki hiç tanışmamışız, sanki o yolları birlikte yürümemişiz gibi yanımızdan geçip gidebiliyor; vefasız çıkabiliyor. Dışarıdaki o şaşaalı ilişkiler bir anda buharlaşıp yok olabiliyor. Ama aile öyle mi? Anne, baba, kardeş, abi, abla... Gerçek bir aile olunca ne yaşanırsa yaşansın insan dönüp dolaşıp yine o güvenli limana sığınıyor.. Bütün sorunlara, anlaşmazlıklara ve sıkıntılara rağmen karşılıksız sevgiyi, en samimi yakınlığı ve sarsılmaz vefayı yine aile ocağında buluyoruz. İşte tam da bu yüzden, aile içindeki bu eşsiz güzelliği, bu kopmaz bağı ve samimi ilişkiyi korumak, her ne olursa olsun kaybetmemek gerekir. Hayatın en yalın ve sarsıcı hakikati şudur: Zaman durmaksızın akıyor ve sevdiklerimiz birer birer aramızdan ayrılıyor. Yeni nesil belki bu gerçekliğin henüz yeterince farkında değil; ancak hane halkından bir ölüm vuku bulduğunda insan adeta sarsılıyor, olduğu yere düşüp kalıyor. Kaybettiklerinin arkasından çaresizce bakakalan insan, o an çok acı bir hakikatle yüzleşiyor: Ne geçen zamanı geri getirmek mümkün ne de toprağa teslim edilen canları... Dışarıda harcanan saatlerin, ertelediğimiz sohbetlerin ve esirgediğimiz güler yüzün pişmanlığı, gidenlerin ardından derin bir keşkeden başka bir şey bırakmıyor. İşte bu sarsıcı pişmanlığı yaşamadan önce, vakit varken silkelenmek ve ailemizin,Sevdiklerimizin, hanemizin ve özellikle de ömrünü bizler için harcamış, saçlarına aklar düşmüş yaşça büyüklerimizin kıymetini bilmeliyiz. Bir çınarın gölgesi gibidir aile büyükleri; varlıkları huzur, duaları berekettir. Dış dünyanın sahte ve gelip geçici ilgilerine kapılıp evdeki cenneti görmezden gelmek, bir gencin kendine yapabileceği en büyük kötülüktür. Tam da bu noktada dinimiz İslam, gence ve her bireye hem dünya saadetinin hem de ahiret kazancının anahtarı olarak aile ocağını ve insana faydalı olmayı gösterir. Yüce Allah, Kur'ân-ı Kerîm’de toplumsal ve ailevi düzenin temel taşlarını şöyle beyan buyurur: "Şüphesiz Allah adaleti, iyilik yapmayı, yakınlara yardım etmeyi emreder; hayasızlığı, fenalığı ve azgınlığı yasaklar. O, düşünüp öğüt alasınız diye size öğüt veriyor."(Nahl Sûresi, 90) Ayet-i kerimedeki "yakınlara yardım etme" ve "iyilik yapma" emri, en başta kendi ailemizden başlar. Dışarıya gösterilen nezaketin ve ilginin en birincil muhatabı kendi hanemiz olmalıdır. Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) ise gençlere ve tüm ümmete hayırlı insan olmanın gerçek ölçüsünü haber verir: "İnsanların en hayırlısı, insanlara en faydalı olanıdır." İnsanın faydalı olmaya başlayacağı ilk yer şüphesiz kendi evidir. Hz. Muhammed "Sizin en hayırlınız, ailesine karşı en hayırlı olanınızdır" buyurarak samimiyetin ve güzel ahlakın asıl test alanının evimiz olduğunu hatırlatır. Dışarıda arkadaşlarına gösterdiği ilgiyi evinde anne babasından esirgeyen bir anlayış, ne nebevi ahlakla ne de vefa duygusuyla bağdaşır. Yaşça büyüklerimize hürmet ise Peygamberimizin kesin talimatıdır: "Küçüğümüze merhamet etmeyen, büyüğümüzün hakkını ve saygınlığını tanımayan bizden değildir." Sonuç olarak; gençlerimizin dışarıya yönelen ilgilerini bir an olsun durdurup evlerine, anne-babalarına ve büyüklerine çevirmeleri hayati bir zorunluluktur. Göçüp gidenlerin ardından keşkelerle dolu bir pişmanlık taşımamak için bugünden tezi yok ailemize sarılmalıyız. Büyüklerimizin hayır duasını almak, gönüllerini hoş tutmak, tatlı dil ve güler yüzle hanelerimizi birer huzur yuvasına çevirmek elimizdedir.
Ekleme Tarihi: 09 Ekim 2026 -Cuma
Mahmut Eraslan

Evdeki Cenneti Fark Etmek

İnsan hayatı, doğumla başlayıp ölümle nihayete eren telafisiz bir imtihan yolculuğudur. Fakat ne yazık ki modern çağın getiridiği, sosyal medyanın çekim gücü ve dış dünyanın çekiciliği ,özellikle gençlerimizi kendi özünden, ailesinden uzaklaştırabiliyor. Dışarıdaki ortamlarda, sanal mecralarda veya gündelik telaşların peşinde zaman tüketilirken, aynı çatıyı paylaştığımız anne, baba ve aile büyüklerimiz ihmal edilebiliyorlar.

Oysa dış dünyanın dostlukları çoğu zaman kırılgan ve aldatıcıdır. Dün yanından ayrılmayacağını düşündüğümüz, hayatımızın bir parçası olarak gördüğümüz arkadaşlarımız gün geliyor ki hiç tanışmamışız, sanki o yolları birlikte yürümemişiz gibi yanımızdan geçip gidebiliyor; vefasız çıkabiliyor. Dışarıdaki o şaşaalı ilişkiler bir anda buharlaşıp yok olabiliyor.

Ama aile öyle mi? Anne, baba, kardeş, abi, abla... Gerçek bir aile olunca ne yaşanırsa yaşansın insan dönüp dolaşıp yine o güvenli limana sığınıyor.. Bütün sorunlara, anlaşmazlıklara ve sıkıntılara rağmen karşılıksız sevgiyi, en samimi yakınlığı ve sarsılmaz vefayı yine aile ocağında buluyoruz. İşte tam da bu yüzden, aile içindeki bu eşsiz güzelliği, bu kopmaz bağı ve samimi ilişkiyi korumak, her ne olursa olsun kaybetmemek gerekir.

Hayatın en yalın ve sarsıcı hakikati şudur: Zaman durmaksızın akıyor ve sevdiklerimiz birer birer aramızdan ayrılıyor. Yeni nesil belki bu gerçekliğin henüz yeterince farkında değil; ancak hane halkından bir ölüm vuku bulduğunda insan adeta sarsılıyor, olduğu yere düşüp kalıyor. Kaybettiklerinin arkasından çaresizce bakakalan insan, o an çok acı bir hakikatle yüzleşiyor: Ne geçen zamanı geri getirmek mümkün ne de toprağa teslim edilen canları... Dışarıda harcanan saatlerin, ertelediğimiz sohbetlerin ve esirgediğimiz güler yüzün pişmanlığı, gidenlerin ardından derin bir keşkeden başka bir şey bırakmıyor.

İşte bu sarsıcı pişmanlığı yaşamadan önce, vakit varken silkelenmek ve ailemizin,Sevdiklerimizin, hanemizin ve özellikle de ömrünü bizler için harcamış, saçlarına aklar düşmüş yaşça büyüklerimizin kıymetini bilmeliyiz. Bir çınarın gölgesi gibidir aile büyükleri; varlıkları huzur, duaları berekettir. Dış dünyanın sahte ve gelip geçici ilgilerine kapılıp evdeki cenneti görmezden gelmek, bir gencin kendine yapabileceği en büyük kötülüktür.

Tam da bu noktada dinimiz İslam, gence ve her bireye hem dünya saadetinin hem de ahiret kazancının anahtarı olarak aile ocağını ve insana faydalı olmayı gösterir. Yüce Allah, Kur'ân-ı Kerîm’de toplumsal ve ailevi düzenin temel taşlarını şöyle beyan buyurur:

"Şüphesiz Allah adaleti, iyilik yapmayı, yakınlara yardım etmeyi emreder; hayasızlığı, fenalığı ve azgınlığı yasaklar. O, düşünüp öğüt alasınız diye size öğüt veriyor."(Nahl Sûresi, 90)

Ayet-i kerimedeki "yakınlara yardım etme" ve "iyilik yapma" emri, en başta kendi ailemizden başlar. Dışarıya gösterilen nezaketin ve ilginin en birincil muhatabı kendi hanemiz olmalıdır.

Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) ise gençlere ve tüm ümmete hayırlı insan olmanın gerçek ölçüsünü haber verir:

"İnsanların en hayırlısı, insanlara en faydalı olanıdır."

İnsanın faydalı olmaya başlayacağı ilk yer şüphesiz kendi evidir. Hz. Muhammed "Sizin en hayırlınız, ailesine karşı en hayırlı olanınızdır" buyurarak samimiyetin ve güzel ahlakın asıl test alanının evimiz olduğunu hatırlatır. Dışarıda arkadaşlarına gösterdiği ilgiyi evinde anne babasından esirgeyen bir anlayış, ne nebevi ahlakla ne de vefa duygusuyla bağdaşır. Yaşça büyüklerimize hürmet ise Peygamberimizin kesin talimatıdır:

"Küçüğümüze merhamet etmeyen, büyüğümüzün hakkını ve saygınlığını tanımayan bizden değildir."

Sonuç olarak; gençlerimizin dışarıya yönelen ilgilerini bir an olsun durdurup evlerine, anne-babalarına ve büyüklerine çevirmeleri hayati bir zorunluluktur. Göçüp gidenlerin ardından keşkelerle dolu bir pişmanlık taşımamak için bugünden tezi yok ailemize sarılmalıyız. Büyüklerimizin hayır duasını almak, gönüllerini hoş tutmak, tatlı dil ve güler yüzle hanelerimizi birer huzur yuvasına çevirmek elimizdedir.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve adanagundemi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.