Kahve Kitap
Mahmut Eraslan
Köşe Yazarı
Mahmut Eraslan
 

En’âm 162: Bir Hayat Tasavvuru

İnsan, fıtratının bir gereği olarak az veya çok, aşikâr veya gizli bir iyiliğin failidir. Ancak asıl mesele, iyiliği çoğaltmak kadar o iyiliğin safiyetini ve niyetini koruyabilmektir. İyiliği zayi eden, onu bir "hiç" hükmüne indiren en keskin zehir; niyetin bulanması ve benliğin öne çıkmasıdır. "Takdir, teşekkür ve bilinme arzusu" bu zehrin en belirgin tezahürleridir. ​Fani olanın üzerine baki bir saray inşa edilemez. O halde bu telaş, bu ispat gayreti kime? Bilinmelidir ki; her salih amel ve infak edilen her kuruş, aslında kişinin kendine yaptığı bir iyilik ve ahiret yatırımıdır. ​ ​İblisin vesveselerine ve ayartmalarına karşı daima teyakkuzda olmalıyız. Şeytan asla hayrın yanında saf tutmaz. Kulun bir iyiliğe niyetlenmesine engel olamadığında taktik değiştirir; bu kez o hayırlı ameli ego (enaniyet) ve riya (gösteriş) ile zehirlemeye çalışır. Kalbe sinsi bir fısıltıyla yapılan işin ne kadar "muazzam" olduğunu fısıldar; kişiyi kendi iyiliğine âşık ederek onu manevi bir kibrin içine sürükler.   ​Bu noktada kulun en sağlam kalesi ihlastır. İhlas; araya hiçbir yabancı gölgeyi sokmadan, kalbi yalnızca O’na (cc) yöneltmektir. Hz. Muhammed (sav), bu sinsi tehlikeyi şu veciz ihtar ile beyan buyurur: ​"Sizin için en çok korktuğum şey küçük şirktir." Yanındakiler sordu: "Ey Allah’ın Resulü, küçük şirk nedir?" Efendimiz (sav) buyurdu ki: "Riyadır (gösteriş)." ​Ve Kur'an-ı Kerim bizi sarsıcı bir ikazla uyandırır: "Amellerinizi boşa çıkarmayın." (Muhammed Suresi, 33). Bu ayet, nicelikten ziyade niteliğe, yani amelin hangi ruhla taşındığına dikkat çeker. Kibirle kuşanılan bir iyilik, delik bir kapta su taşımaya benzer; kişi menzile ulaştığını sanır ama heybesinde kalan sadece yorgunluk ve hüsrandır.   Nefis "Bak ne güzel yaptın!" dediğinde, tevazuyla "Ben değil, O lütfetti" diyebilmek; "Kime yaranmaya çalışıyorsun?" sorusuna sarsılmaz bir imanla "Yalnızca O’na!" cevabını verebilmek gerçek kulluktur. ​Bu şuurla, En’âm Suresi'nin 162. ayetini bir hayat yemini gibi ruhumuza nakşetmeliyiz: ​"De ki: Şüphesiz benim namazım, ibadetlerim, hayatım ve ölümüm hepsi âlemlerin Rabbi olan Allah içindir."  
Ekleme Tarihi: 04 Mayıs 2026 -Pazartesi
Mahmut Eraslan

En’âm 162: Bir Hayat Tasavvuru

İnsan, fıtratının bir gereği olarak az veya çok, aşikâr veya gizli bir iyiliğin failidir. Ancak asıl mesele, iyiliği çoğaltmak kadar o iyiliğin safiyetini ve niyetini koruyabilmektir. İyiliği zayi eden, onu bir "hiç" hükmüne indiren en keskin zehir; niyetin bulanması ve benliğin öne çıkmasıdır. "Takdir, teşekkür ve bilinme arzusu" bu zehrin en belirgin tezahürleridir.

​Fani olanın üzerine baki bir saray inşa edilemez. O halde bu telaş, bu ispat gayreti kime?

Bilinmelidir ki; her salih amel ve infak edilen her kuruş, aslında kişinin kendine yaptığı bir iyilik ve ahiret yatırımıdır.

​İblisin vesveselerine ve ayartmalarına karşı daima teyakkuzda olmalıyız. Şeytan asla hayrın yanında saf tutmaz. Kulun bir iyiliğe niyetlenmesine engel olamadığında taktik değiştirir; bu kez o hayırlı ameli ego (enaniyet) ve riya (gösteriş) ile zehirlemeye çalışır. Kalbe sinsi bir fısıltıyla yapılan işin ne kadar "muazzam" olduğunu fısıldar; kişiyi kendi iyiliğine âşık ederek onu manevi bir kibrin içine sürükler.

 

​Bu noktada kulun en sağlam kalesi ihlastır. İhlas; araya hiçbir yabancı gölgeyi sokmadan, kalbi yalnızca O’na (cc) yöneltmektir. Hz. Muhammed (sav), bu sinsi tehlikeyi şu veciz ihtar ile beyan buyurur:

​"Sizin için en çok korktuğum şey küçük şirktir." Yanındakiler sordu: "Ey Allah’ın Resulü, küçük şirk nedir?" Efendimiz (sav) buyurdu ki: "Riyadır (gösteriş)."

​Ve Kur'an-ı Kerim bizi sarsıcı bir ikazla uyandırır: "Amellerinizi boşa çıkarmayın." (Muhammed Suresi, 33). Bu ayet, nicelikten ziyade niteliğe, yani amelin hangi ruhla taşındığına dikkat çeker. Kibirle kuşanılan bir iyilik, delik bir kapta su taşımaya benzer; kişi menzile ulaştığını sanır ama heybesinde kalan sadece yorgunluk ve hüsrandır.

 

Nefis "Bak ne güzel yaptın!" dediğinde, tevazuyla "Ben değil, O lütfetti" diyebilmek; "Kime yaranmaya çalışıyorsun?" sorusuna sarsılmaz bir imanla "Yalnızca O’na!" cevabını verebilmek gerçek kulluktur.

​Bu şuurla, En’âm Suresi'nin 162. ayetini bir hayat yemini gibi ruhumuza nakşetmeliyiz:

​"De ki: Şüphesiz benim namazım, ibadetlerim, hayatım ve ölümüm hepsi âlemlerin Rabbi olan Allah içindir."

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve adanagundemi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
bizim mekan çemberleme makinası kurumsal web dini chat