Kahve Kitap
Abdullah Sevim Kulfani
Köşe Yazarı
Abdullah Sevim Kulfani
 

KALPTE OLMASI GEREKEN MERHAMET

Kıssadan Birkaç Hisse Bugün okula hasretle yürüyordu. Adımları hızla birbirini takip ediyordu. Geçen yıl Nazif için çok verimli geçmişti. Kur'an hocası Hamdi Bey'in desteğiyle Kur'an okuyuşunu geliştirirken, Peygamber Efendimizin hayatı dersinde öğrendiği hadislerle de hayatına daha güzel yön vermeye başlamıştı. Seviyordu imam hatip okulunda okumayı. Hem ahlaki hem de fennî ilimler açısından okulunun kendisine epeyce katkısı olmuştu. Sınıflarına yeni gelen öğrencileri fark etmiş, onlarla da tanışmıştı. Zaman akıp gidiyordu. Beş hafta geride kalmıştı. Bir gün yine sınıftalardı. Mehmet, sınıfa yeni gelen öğrencilerdendi ve oldukça hareketliydi. Sınıfa girerken bir arkadaşının omzuna çarpmıştı. Salih, naif ve mülayim bir arkadaşlarıydı. Çarpmanın etkisiyle yere düştü. Düşerken başını sıranın sivri köşesine çarpmıştı. Acılar içinde gözlerinden yaşlar boşalmaya başladı. Hemen buz getirildi ve başına tampon yapıldı. Mehmet ise arkadaşına çarptığı hâlde istifini bozmuyor, üstelik onun alaycı bir şekilde taklidini yapıyordu. Nazif dehşete düşmüştü. Ayağa fırladı. Bu durumu düzeltecek, usule uygun bir tavır ortaya koymalıydı. Kızmıştı lakin öfkesini yuttu. Kelimelerini seçerek konuştu: — Mehmet kardeşim, bu yaptığın hiç yakışık almadı. Mehmet: — Senden mi öğreneceğim neyin yakışacağını? — Elbette ki yeri geldiğinde bir arkadaşından da öğreneceksin. Mehmet kısa süreli bir şaşkınlık yaşamıştı. Böylesine kararlı bir tavır ve cevap beklemiyordu. Nazif ara vermeden devam etti: — Efendimiz Hz. Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) buyuruyor ki: "Merhamet etmeyene merhamet edilmez." Ayrıca Efendimiz şunu da ifade etmiştir: "Müslüman kardeşini küçük görmesi kişiye kötülük olarak yeter." Mehmet, bu sözler kendisine hatırlatılınca sakinleşmiş, tavırlarına sekinet hâkim olmuştu. Nazif devam etti: — Mehmet kardeşim, hepimiz aynı yaşlardayız ve bunları birbirimize yapmaya hakkımız yok. Birincisi, kendimize yapılmasını istemediğimiz bir şeyi başkasına yapmamalıyız. İkincisi, böyle bir olay meydana geldiğinde özür dilemek, helalleşmek ve gönül almak bu kadar zor olmamalı. Eğitim camiası, akran zorbalığı ve akran eğitimi dediğimiz süreçlerin her ikisini de sınıflarda yaşıyordu. Çocuklarımıza yalnızca kendi haklılıklarına odaklanmak yerine, başkalarını da düşünebilme erdemini kazandırmak temel felsefemiz olmalı. Aynı yaşlardaki çocuklarımızın farklı tavırlar sergilemesi en çok da aileyle ilgili değil mi zaten? "Benim çocuğum bir şey yapmaz." demek yerine, "Evladım, biri sana kötü davransa da sen kardeşlik sınırlarına riayet et. Elbette sana yapılan kötü fiili kabullenme! Lakin aynı kötü fiile sen de düşme!" demek, gelişimleri adına çocuklarımıza daha büyük bir katkı sağlayacaktır. Daha iyiye ulaşmak, birbirimize doğru attığımız adımlara bağlıdır. Hiç şüphesiz, birbirini reddeden ve hakir gören toplumlar huzurlu olamaz. Fedakârlık yapmayan toplumlar kaynaşamaz. Nazif, büyük bir adam edasıyla önce Salih'e elini uzattı, onu kaldırdı ve ona sarıldı. Sonra Mehmet'e dönerek: — Canı yanan Salih kardeşinden bir özür dilersin galiba, dedi. Mehmet: — Özür dilemeden önce, Nazif kardeşim, ben eski okulumda arkadaşlarımdan zorbalığı öğrenmiştim. Bu yaptıklarımın doğru olduğunu düşünüyordum. Ta ki bu okula gelip seninle tanışana kadar... Beni yanlıştan bu kadar güzel bir usulle uzaklaştırdığın ve hatamı görmemi sağladığın için özellikle sana teşekkür ederim. Salih kardeşim, sana gelince... Ben bu kusurlu hareketim için senden çok özür diliyorum. Hatamı anladım. Bir daha benden bu şekilde bir hareket görmeyeceksin inşallah. Nazif: — Haydi Salih kardeşim, Mehmet kardeşimizle sarılıp helalleşelim ve bizi kardeş kılan Rabb'imize hamd edelim.
Ekleme Tarihi: 29 Ekim 2026 -Perşembe
Abdullah Sevim Kulfani

KALPTE OLMASI GEREKEN MERHAMET

Kıssadan Birkaç Hisse

Bugün okula hasretle yürüyordu. Adımları hızla birbirini takip ediyordu. Geçen yıl Nazif için çok verimli geçmişti. Kur'an hocası Hamdi Bey'in desteğiyle Kur'an okuyuşunu geliştirirken, Peygamber Efendimizin hayatı dersinde öğrendiği hadislerle de hayatına daha güzel yön vermeye başlamıştı.

Seviyordu imam hatip okulunda okumayı. Hem ahlaki hem de fennî ilimler açısından okulunun kendisine epeyce katkısı olmuştu.

Sınıflarına yeni gelen öğrencileri fark etmiş, onlarla da tanışmıştı.

Zaman akıp gidiyordu. Beş hafta geride kalmıştı. Bir gün yine sınıftalardı. Mehmet, sınıfa yeni gelen öğrencilerdendi ve oldukça hareketliydi. Sınıfa girerken bir arkadaşının omzuna çarpmıştı.

Salih, naif ve mülayim bir arkadaşlarıydı. Çarpmanın etkisiyle yere düştü. Düşerken başını sıranın sivri köşesine çarpmıştı. Acılar içinde gözlerinden yaşlar boşalmaya başladı. Hemen buz getirildi ve başına tampon yapıldı.

Mehmet ise arkadaşına çarptığı hâlde istifini bozmuyor, üstelik onun alaycı bir şekilde taklidini yapıyordu.

Nazif dehşete düşmüştü. Ayağa fırladı. Bu durumu düzeltecek, usule uygun bir tavır ortaya koymalıydı. Kızmıştı lakin öfkesini yuttu. Kelimelerini seçerek konuştu:

— Mehmet kardeşim, bu yaptığın hiç yakışık almadı.

Mehmet:

— Senden mi öğreneceğim neyin yakışacağını?

— Elbette ki yeri geldiğinde bir arkadaşından da öğreneceksin.

Mehmet kısa süreli bir şaşkınlık yaşamıştı. Böylesine kararlı bir tavır ve cevap beklemiyordu.

Nazif ara vermeden devam etti:

— Efendimiz Hz. Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) buyuruyor ki: "Merhamet etmeyene merhamet edilmez." Ayrıca Efendimiz şunu da ifade etmiştir: "Müslüman kardeşini küçük görmesi kişiye kötülük olarak yeter."

Mehmet, bu sözler kendisine hatırlatılınca sakinleşmiş, tavırlarına sekinet hâkim olmuştu.

Nazif devam etti:

— Mehmet kardeşim, hepimiz aynı yaşlardayız ve bunları birbirimize yapmaya hakkımız yok. Birincisi, kendimize yapılmasını istemediğimiz bir şeyi başkasına yapmamalıyız. İkincisi, böyle bir olay meydana geldiğinde özür dilemek, helalleşmek ve gönül almak bu kadar zor olmamalı.

Eğitim camiası, akran zorbalığı ve akran eğitimi dediğimiz süreçlerin her ikisini de sınıflarda yaşıyordu.

Çocuklarımıza yalnızca kendi haklılıklarına odaklanmak yerine, başkalarını da düşünebilme erdemini kazandırmak temel felsefemiz olmalı.

Aynı yaşlardaki çocuklarımızın farklı tavırlar sergilemesi en çok da aileyle ilgili değil mi zaten?

"Benim çocuğum bir şey yapmaz." demek yerine, "Evladım, biri sana kötü davransa da sen kardeşlik sınırlarına riayet et. Elbette sana yapılan kötü fiili kabullenme! Lakin aynı kötü fiile sen de düşme!" demek, gelişimleri adına çocuklarımıza daha büyük bir katkı sağlayacaktır.

Daha iyiye ulaşmak, birbirimize doğru attığımız adımlara bağlıdır. Hiç şüphesiz, birbirini reddeden ve hakir gören toplumlar huzurlu olamaz. Fedakârlık yapmayan toplumlar kaynaşamaz.

Nazif, büyük bir adam edasıyla önce Salih'e elini uzattı, onu kaldırdı ve ona sarıldı. Sonra Mehmet'e dönerek:

— Canı yanan Salih kardeşinden bir özür dilersin galiba, dedi.

Mehmet:

— Özür dilemeden önce, Nazif kardeşim, ben eski okulumda arkadaşlarımdan zorbalığı öğrenmiştim. Bu yaptıklarımın doğru olduğunu düşünüyordum. Ta ki bu okula gelip seninle tanışana kadar...

Beni yanlıştan bu kadar güzel bir usulle uzaklaştırdığın ve hatamı görmemi sağladığın için özellikle sana teşekkür ederim.

Salih kardeşim, sana gelince... Ben bu kusurlu hareketim için senden çok özür diliyorum. Hatamı anladım. Bir daha benden bu şekilde bir hareket görmeyeceksin inşallah.

Nazif:

— Haydi Salih kardeşim, Mehmet kardeşimizle sarılıp helalleşelim ve bizi kardeş kılan Rabb'imize hamd edelim.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve adanagundemi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.