Kahve Kitap
Abdullah Sevim Kulfani
Köşe Yazarı
Abdullah Sevim Kulfani
 

ANTİ SİYONİZM

Eûzübillâhimineşşeytânirracîm. Bismillâhirrahmânirrahîm. Elhamdülillâhi Rabbilâlemîn. Vessalâtü vesselâmü alâ Resûlinâ Muhammedin ve alâ âlihî ve ashâbihî ecmaîn. Kıymetli misafirler, değerli kardeşlerim! Konuşmamda, antisiyonizm ve Filistin meselesiyle ilgili önemli hususlara değinmek istiyorum. 1. Siyonizme Karşı Tavrımız Kur'anî Olmalı Bismillâhirrahmânirrahîm. “Ve len terdâ ankel yehûdu ve len nasârâ hattâ tettebia milletehum. Kul inne hudallâhi huvel hudâ. Ve leinitteba'te ehvâehum ba'dellezî câeke minel ilmi mâ leke minallâhi min veliyyin ve lâ nasîr.” “Sen onların dinlerine uymadıkça Yahudiler de Hristiyanlar da senden asla memnun kalmayacaklardır. De ki: ‘Asıl doğru yol ancak Allah'ın yoludur.’ Eğer sana gelen ilimden sonra onların arzularına uyarsan, bil ki artık Allah'tan sana ne bir dost ne de bir yardımcı vardır.” (Bakara suresi, 120. ayet) Bu ayetin ışığında, inancımızdan ve ilkelerimizden taviz vermeden adaletin yanında durmalı, zulme karşı kararlı bir tavır ortaya koymalıyız. 2. Bu Meselede Ne Yapabiliriz? Zulüm kimden gelirse gelsin, kime karşı yapılırsa yapılsın mazlumun yanında, zalimin karşısında olmalıyız! Bu hususta güzel ve anlamlı bir kıssayı hatırlatmak istiyorum. Marangozun Derdi Rivayete göre Bağdat veya Halep'te yaşayan bir marangoz, Kudüs ve Mescid-i Aksa'nın Haçlı işgali altında olmasından büyük üzüntü duyar. Kendi kendine sürekli şu soruyu sorar: “Ben ne yapabilirim?” Sonunda aklına Mescid-i Aksa için çivisiz ve tutkalsız bir minber yapmak gelir. Hemen işe koyulur. Uzun bir emeğin ardından son derece güzel bir minber ortaya çıkar. Rivayete göre bir gün marangozun yanına bir çocuk gelir. Bu çocuğun Selahaddin Eyyubi olduğu anlatılır. Çocuk, ustaya sorar: “Ustam, bu güzel minberi kimin için, hangi cami için yapıyorsun?” Marangoz cevap verir: “Mescid-i Aksa için yapıyorum.” Çocuk şaşırır. Çünkü o sırada Kudüs ve Mescid-i Aksa, Haçlıların işgali altındadır. Bunun üzerine şöyle sorar: “Kudüs Haçlıların elindeyken bu minberi oraya nasıl koyacaksın?” Marangoz ise şu anlamlı cevabı verir: “Ben marangozum. Benim işim minber yapmaktır. Bir gün bir fatih çıkar, Kudüs'ü fetheder. Ben de yaptığım minberi yerine koyarım.” Evet, kıymetli dinleyiciler! Peki, bizim bu hayattaki derdimiz nedir? Hepimiz kendimize şu soruyu sormalıyız: “Bulunduğumuz yerde Mescid-i Aksa, Kudüs ve Gazze için elimizden geleni yapıyor muyuz?” Şeyh Ahmed Yasin'e atfedilen bir sözde şöyle denilmektedir: “Şayet işgal gücüne direnmek radikallikse bütün dünya şahit olsun ki en radikal kişi benim. Ülkesi, mülkü ve hakkı için mücadele eden bir insan nasıl radikal sayılabilir?” Bu söz, bizlere hak ve adalet mücadelesinin önemini hatırlatmaktadır. 3. Önce Karşı Olduğumuz İdeolojiyi Tanımalıyız Bu konuyu anlatırken tuz ve şeker örneğini vermek istiyorum. Tuz ve şeker, görünüş bakımından birbirine oldukça benzer. Hatta kimi zaman karıştırılabilir. Ancak tatları ve özellikleri birbirinden tamamen farklıdır. Günümüzde de doğru ile yanlışı, hak ile batılı birbirinden ayırt edebilmek büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle karşı olduğumuz düşünceleri, ideolojileri ve bunların tarihsel arka planını iyi tanımalıyız. Antisiyonizm konusunda bilinçli bir yaklaşım geliştirebilmenin ilk şartı, Siyonizmin ne olduğunu doğru biçimde öğrenmektir. Çünkü bir düşünceyle fikrî mücadele yürütmenin ilk adımı, o düşünceyi bütün yönleriyle tanımaktır. 4. Kudüs: Şehirlerin Efendisi Kudüs, tarih boyunca Müslümanlar, Hristiyanlar ve Yahudiler açısından büyük dinî öneme sahip olmuştur. Üç semavi din için de kutsal kabul edilen bu şehir, tarihsel ve manevi bakımdan eşsiz bir yere sahiptir. Kudüs'ün tarihine baktığımızda önemli dönüm noktalarıyla karşılaşırız: 1187 yılında Selahaddin Eyyubi, Kudüs'ü Haçlılardan geri almıştır. 13. yüzyılda Kudüs, Memlüklerin hâkimiyetine girmiştir. 1517 yılında Osmanlı Devleti, Kudüs'ü Memlüklerden alarak kendi hâkimiyetine katmıştır. Bu tarihsel süreç, Kudüs'ün yüzyıllar boyunca Müslüman devletlerin yönetiminde kaldığını göstermektedir. Ancak Kudüs'ün tarihi, yalnızca bir dinin veya bir toplumun varlığıyla sınırlandırılamaz. Şehir, farklı inançların ve toplulukların tarihsel izlerini taşımaktadır. Burada üzerinde durulması gereken temel mesele, Filistin halkının tarihsel varlığının, yaşadığı topraklarla olan bağının ve meşru haklarının yok sayılmasıdır. Bir şehir elbette kıymetli olabilir. Ancak asıl mesele, o topraklarda yaşayan insanların haklarının korunması, zulme uğramaması ve adaletin tesis edilmesidir. Kudüs, âdeta dünyanın kalbi gibidir. Nasıl ki kalp, insan bedeninin merkezinde yer alıyorsa Kudüs de tarih boyunca dinî, siyasi ve toplumsal gelişmelerin merkezinde yer almıştır. Bu sebeple Kudüs'te huzurun, barışın ve adaletin sağlanması yalnızca Filistin halkı açısından değil, bütün insanlık açısından büyük önem taşımaktadır. 5. Siyonizm Nedir? Siyonizm kavramı, adını Kudüs'teki Siyon Dağı'ndan almaktadır. Modern siyasi Siyonizm, 19. yüzyılın sonlarında ortaya çıkan ve Yahudiler için tarihsel Filistin topraklarında ulusal bir yurt kurulmasını amaçlayan siyasi bir harekettir. Siyonist hareketin tarihsel gelişiminde, Filistin dışında farklı bölgelerde yerleşim kurulmasına ilişkin öneriler de gündeme gelmiştir. Arjantin de erken dönem tartışmalarında adı geçen yerlerden biridir. Ancak Siyonizmin tarihsel gelişimiyle, bazı siyasi ve dinî çevrelerin savunduğu genişlemeci toprak anlayışlarını birbirinden ayırmak gerekir. Filistin meselesinde karşı çıktığımız husus; işgal, zorla yerinden etme, ayrımcılık, sivillere yönelik saldırılar ve insan haklarının ihlal edilmesidir. Antisiyonizm, bir siyasi ideolojiye ve onun uygulamalarına yönelik eleştiriyi ifade etmelidir. Yahudilik dinine mensup insanların tamamını hedef alan bir düşmanlığa dönüşmemelidir. Nitekim Siyonizmi eleştiren Yahudi düşünürler, dinî topluluklar ve insan hakları savunucuları da bulunmaktadır. Filistin halkının haklarını savunurken meseleyi tarihsel kavramlarla birlikte değerlendirmeliyiz. Bu çerçevede şu kavramları bilmek önemlidir: Nakba: Arapçada “felaket” anlamına gelir. 1948 yılında İsrail'in kuruluşu ve savaş sürecinde yüz binlerce Filistinlinin yaşadığı kitlesel yerinden edilmeyi ifade eder. Aliyah: Yahudilerin İsrail'e göçünü ifade eden İbranice bir kavramdır. Goyim: İbranice kökenli olup Yahudi olmayan kişileri ifade etmek için kullanılan bir sözcüktür. Haskala: 18. ve 19. yüzyıllarda gelişen Yahudi Aydınlanma Hareketi'dir. Getto: Tarihsel olarak özellikle Avrupa'da Yahudilerin yaşamaya zorlandığı veya sınırlandırıldığı yerleşim bölgelerini ifade eder. Arz-ı Mev'ud: “Vadedilmiş topraklar” anlamına gelen, dinî metinlerde ve farklı yorum geleneklerinde yer alan bir kavramdır. Bazı radikal ve genişlemeci siyasi yorumlarda, Türkiye'nin güney ve güneydoğusundaki illerini de kapsayan toprak iddiaları gündeme getirilmektedir. Ancak bu iddiaların bütün Yahudilere veya bütün Siyonist düşünce akımlarına ait ortak bir hedef olduğu söylenemez. Bu nedenle kavramları tarihsel gerçeklikleriyle öğrenmeli, iddialarla doğrulanmış bilgileri birbirinden ayırmalıyız. Filistin halkının yaşadığı sorunları doğru biçimde anlamak ve anlatmak için bilgiye, tarih bilincine ve vicdana ihtiyacımız vardır. Rachel Corrie'yi Unutmamalıyız Filistin halkının haklarını savunmak yalnızca Müslümanlara özgü bir sorumluluk değildir. Farklı dinlerden, milletlerden ve kültürlerden pek çok insan, Filistin halkıyla dayanışma göstermiştir. Bunun en çarpıcı örneklerinden biri Rachel Corrie'dir. Amerikalı barış aktivisti Rachel Corrie, 16 Mart 2003 tarihinde Gazze Şeridi'nin Refah kentinde, İsrail ordusuna ait bir buldozerin altında kalarak hayatını kaybetmiştir. Corrie, Filistinlilerin evlerinin yıkılmasına karşı yürütülen protestolara katılan bir insan hakları aktivistiydi. Onun mücadelesi bizlere, zulüm karşısında duyarsız kalmamanın ve vicdan sahibi olmanın önemini hatırlatmaktadır. Bizler de üzerimize düşen sorumlulukları barışçıl, hukuki, insani ve etkili yöntemlerle yerine getirmeliyiz. 6. Siyonizme Karşı Hangi Çalışmaları Yapabiliriz? Peki, antisiyonist bir bilinç oluşturmak, Filistin halkının yaşadığı sorunları anlatmak ve toplumsal farkındalığı artırmak için hangi eğitim çalışmalarını gerçekleştirebiliriz? Bu soruya çeşitli başlıklar altında cevap verebiliriz. A. Okullarda Yapılabilecek Eğitim ve Farkındalık Çalışmaları Kudüs ve Filistin konusunda çocuklarımıza ve gençlerimize ulaşacak eğitim faaliyetleri düzenlemeliyiz. Bilinçlendirme çalışmalarımızı daha sistematik, planlı ve sürdürülebilir hâle getirmeliyiz. Bu kapsamda aşağıdaki faaliyetler gerçekleştirilebilir: Kitap okuma programları: Filistin'in tarihi, kültürü ve günümüzde yaşanan insani sorunları konu alan kitaplar için okuma programları düzenlenebilir. Örneğin, Selam Sana Ey Kudüs kitabı ortaokul çağındaki öğrencilere önerilebilir. Yazar buluşmaları: Filistin, Kudüs ve insan hakları konularında çalışmalar yapan yazarlarla söyleşiler gerçekleştirilebilir. Tarih ve insan hakları eğitimleri: Siyonizmin tarihsel gelişimi, Filistin meselesi, Kudüs'ün tarihi ve uluslararası hukuk konuları, yaş gruplarına uygun ve çok yönlü bir yaklaşımla ele alınabilir. İhtisas eğitim merkezleri: Filistin tarihi, Kudüs, uluslararası hukuk ve insan hakları alanlarında eğitim merkezleri kurulabilir. İmamlara, öğretmenlere ve sivil toplum kuruluşu personeline yönelik seminerler düzenlenebilir. Kültürel ve sanatsal etkinlikler: Tiyatro gösterileri, şiir dinletileri, hikâye, makale ve kısa film yarışmaları yapılabilir. Sergiler ve yardım etkinlikleri: Sergiler, kermesler ve film gösterimleri düzenlenerek elde edilen gelirler güvenilir yardım kuruluşları aracılığıyla ihtiyaç sahiplerine ulaştırılabilir. Bilinçli tüketim çalışmaları: Öğrencilerin ve velilerin, satın aldıkları ürünler ile firmaların faaliyetleri hakkında doğrulanmış bilgilere ulaşmaları sağlanabilir. Hukuka uygun ve gönüllülük esasına dayanan boykot kampanyaları konusunda farkındalık oluşturulabilir. Öğrenci yarışmaları: Filistin konulu bilgi, resim, şiir, kompozisyon ve kısa film yarışmalarına öğrencilerin katılımı teşvik edilebilir. Manevi farkındalık çalışmaları: Okul ortamının ilgili mevzuatı ve öğrencilerin inanç özgürlüğü gözetilerek, gönüllülük temelinde Filistin halkı için dua programları ve dinî içerikli etkinlikler gerçekleştirilebilir. Aile ve veli eğitimleri: Filistin meselesini tarihsel, kültürel ve insani boyutlarıyla ele alan aile ve veli eğitim programları düzenlenebilir. Görsel materyaller: Okullarda Filistin tarihi, Kudüs ve Mescid-i Aksa'yı tanıtan afişler, panolar, haritalar ve görseller hazırlanabilir. Resim ve münazara etkinlikleri: Öğrencilerin Kudüs ve Mescid-i Aksa konularında araştırma yapmaları, resim çizmeleri ve farklı görüşleri saygı çerçevesinde değerlendirmeleri teşvik edilebilir. İdari ve kurumsal destek: Okul yöneticileri, ilgili mevzuat çerçevesinde eğitim ve farkındalık faaliyetlerine alan açmalı; çalışmalara öncülük eden öğretmenleri desteklemelidir. Maddi ve manevi destek: Eğitim faaliyetlerinin sürdürülebilir olması için uygun sponsorluklar ve gönüllü destek mekanizmaları geliştirilebilir. Bütün bu çalışmalar, çocukların yaş ve gelişim düzeyleri dikkate alınarak yürütülmelidir. Amacımız, çocuklarımızı bir topluma karşı düşmanlıkla değil; tarih bilinci, merhamet, adalet ve insan haklarına saygı duygusuyla yetiştirmek olmalıdır. 7. Bir Anne ve Baba Olarak Ne Yapabiliriz? Kıymetli kardeşlerim! Filistin konusunda bilinç oluşturmanın en önemli merkezlerinden biri ailedir. Peki, bir anne ve baba olarak neler yapabiliriz? Kur'an-ı Kerim'i Çocuklarımızla Birlikte Okuyabiliriz Kur'an-ı Kerim'de Mescid-i Aksa, adalet, zulüm, merhamet ve farklı topluluklarla ilişkiler hakkında yer alan ayetleri çocuklarımızla birlikte okuyabiliriz. Bu ayetlerin anlamlarını onların yaş seviyelerine uygun biçimde açıklayabiliriz. Hedef kitlemiz gençlerse ayetleri güncel meselelerle ilişkilendirerek fikir alışverişinde bulunabiliriz. Böylece gençlerimiz hem dinî bilgilerini geliştirebilir hem de olayları ahlaki sorumluluk çerçevesinde değerlendirmeyi öğrenebilir. Çocuklarımızla Birlikte Film ve Çizgi Film İzleyebiliriz Haftada bir günümüzü Filistin ve Kudüs konulu çizgi film, belgesel veya kısa film izlemeye ayırabiliriz. Örneğin: Ben Filistinliyim Çizgi Çizgi Filistin Beyazıt'ın Dünyası Mescid-i Aksa'nın Muhafızları Bu yapımların içeriklerini çocuklarımızın yaşlarına uygunluk bakımından önceden değerlendirmeliyiz. İzleme sonrasında çocuklarımızla konuşmalı, onların düşüncelerini ve duygularını öğrenmeliyiz. Evlerimizde ve Okullarımızda Filistin Köşeleri Oluşturabiliriz Okullarda Filistin köşeleri, kütüphanelerde ise Filistin kitaplıkları oluşturulabilir. Evlerimizde de Kudüs'ü ve Mescid-i Aksa'yı tanıtan kitaplara, haritalara ve görsellere yer verebiliriz. Böylece çocuklarımızın bu coğrafyanın tarihini ve kültürünü tanımalarını sağlayabiliriz. Çocuklarımızla Sanatsal ve Sosyal Etkinlikler Yapabiliriz Çocuklarımızla birlikte Filistin konulu resimler çizebiliriz. Çizdikleri resimlere hangi anlamları yüklediklerini sorabilir, düşüncelerini anlatmaları için onları teşvik edebiliriz. Birlikte uçurtma uçurabilir, çevreye zarar vermeyen sembolik etkinlikler düzenleyebiliriz. Filistin bayrağının renklerini ve kefiyenin kültürel önemini çocuklarımıza anlatabiliriz. Filistin bayrağındaki renkler halk arasında çeşitli anlamlarla ilişkilendirilmektedir: Yeşil: Verimli toprakları ve umudu, Siyah: Yaşanan acıları ve tarihsel mücadeleyi, Beyaz: Barışı ve geleceğe dair umudu, Kırmızı: Kararlılığı ve fedakârlığı simgeleyen renkler olarak yorumlanmaktadır. Bu yorumların bayrağın tek ve resmî anlamlandırması olmadığını da bilmeliyiz. Benzer biçimde Filistin kefiyesindeki desenler de zeytin dalları, balık ağları ve ticaret yollarıyla ilişkilendirilmektedir. Bu kültürel semboller, Filistin halkının kimliğini ve tarihsel hafızasını tanımamız açısından önem taşımaktadır. Ailece Dayanışma Etkinliklerine Katılabiliriz Ailemizin bütün fertleriyle birlikte Filistin halkıyla dayanışma amacı taşıyan barışçıl etkinliklere, sergilere ve kültürel programlara katılabiliriz. Haftada bir gün Filistin temalı kitap okuma saati düzenleyebiliriz. Çocuklarımıza yalnızca kendimiz için değil, başkalarının iyiliği için de çalışmanın erdemini kazandırmalıyız. Maddi imkânlarımız elverdiğinde Kudüs'ü ziyaret edebilir, Filistin halkıyla dayanışmayı amaçlayan insani yardım çalışmalarına katılabilir veya bu çalışmaları destekleyebiliriz. Günlük hayatımızdaki küçük etkinliklerde bile Filistin kültürüne yer verebiliriz. Örneğin, çocuklarımızla birlikte hazırladığımız bir pasta veya kek üzerinde Filistin bayrağının renklerini kullanabiliriz. Evlerimizde Filistin bayrağı, Mescid-i Aksa görselleri ve Kudüs'ü tanıtan tablolar bulundurabiliriz. Çocuklarımıza Yardımlaşma Bilinci Kazandırabiliriz Çocuklarımızın yardım faaliyetlerine güven duymasını sağlamalıyız. Bazen yapılan nakdî yardımların ihtiyaç sahiplerine ulaşmadığı yönünde tereddütler oluşabilmektedir. Bu tereddütleri gidermek için güvenilir, şeffaf ve hesap verebilir yardım kuruluşlarını tercih etmeliyiz. Çocuklarımızın biriktirdikleri harçlıklarla, bizlerin de imkânlarımız ölçüsünde yaptığımız bağışlarla Filistin'deki ihtiyaç sahiplerine destek olabiliriz. Bağışların nereye ve nasıl ulaştırıldığını çocuklarımızla paylaşabiliriz. Böylece onların yardımlaşma ve sorumluluk duygularını güçlendirebiliriz. Dua ve Manevi Dayanışmayı İhmal Etmemeliyiz Namaza ve cemaat bilincine önem vermeli, dualarımızda Filistin halkına da yer ayırmalıyız. Çocuklarımıza başkalarının acılarına duyarlı olmayı, mazlumların yanında durmayı ve iyilik için gayret göstermeyi öğretmeliyiz. Gerçek huzurun ve mutluluğun yalnızca kişisel menfaatlerden değil, insanlığa faydalı olmaktan ve yüce hedefler uğruna çalışmaktan geçtiğini anlatmalıyız. 8. Boykot ve Bilinçli Tüketim Antisiyonizm ve Filistin halkıyla dayanışma konusunda gündeme gelen önemli yöntemlerden biri de boykottur. Ancak boykotu yalnızca bir ürünün satın alınıp alınmamasıyla sınırlı görmemeliyiz. Boykot, barışçıl bir toplumsal tepki ve bilinçli tüketim tercihi olarak farklı alanlarda gündeme gelebilir. Gıda, giyim, kişisel bakım ve temizlik ürünleri tüketici tercihlerinin en görünür olduğu alanlardır. Bunun yanında kültürel, akademik, siyasi, medya ve teknoloji alanlarında da kurumsal uygulamalara yönelik eleştiriler ve hukuka uygun protesto yöntemleri tartışılabilir. Burada önemli olan; hedeflerin somut uygulamalar üzerinden belirlenmesi, iddiaların doğrulanması ve herhangi bir dinî ya da etnik topluluğun kimliğinden dolayı hedef alınmamasıdır. Boykot çalışmalarında doğru bilgiye dayanmak, tutarlı hareket etmek ve barışçıl yöntemleri esas almak büyük önem taşımaktadır. 9. Filistin'i Anlamak İçin İzlenebilecek Filmler Ailelerimizle, gençlerimizle ve arkadaşlarımızla Filistin konulu film günleri düzenleyebiliriz. Bu filmler aracılığıyla Filistin halkının yaşamını, kültürünü, karşılaştığı zorlukları ve yaşadığı insani dramları daha yakından tanıyabiliriz. İzlenebilecek film ve yapımlardan bazıları şunlardır: Farha Cumartesi Avcısı Zehra'nın Gözleri Filistin'e Veda Amerikan Büyük Gelen Palto Ömer (Omar) The Idol Kule (The Tower) 3000 Gece Düğün Davetiyesi (Wajib) Öğretmen (The Teacher) Hediye (The Present) 200 Metre (200 Meters) Dünya Bizim Değil Tantura Bizim Çocuklar (10 bölümlük dizi) Gazze Aşkım (Gaza Mon Amour) Burası Cennet Olmalı (It Must Be Heaven) Bu yapımlar, Filistin meselesini farklı hikâyeler ve bakış açıları üzerinden değerlendirmemize katkı sağlayabilir. Özellikle çocuklarla yapılacak gösterimlerde filmlerin yaş gruplarına uygunluğu mutlaka dikkate alınmalıdır. Film gösterimlerinin ardından değerlendirme toplantıları ve söyleşiler düzenlenerek izlenen yapımlar üzerine fikir alışverişinde bulunulabilir. 10. Sonuç: Kudüs İçin Sorumluluk Almalıyız Kıymetli konuklar, değerli kardeşlerim! Bir gün özgür Kudüs'e uzanacak bir yürüyüşümüz, kararlılığımız ve mücadelemiz olmalıdır. Ancak bu yürüyüş, öncelikle kendi hayatımızdan başlamalıdır. Bulunduğumuz yerde, yaptığımız işte, ailemizde, okulumuzda ve çevremizde iyiliğin, adaletin ve merhametin temsilcisi olmalıyız. Hepimizin kendisine sorması gereken önemli sorular vardır: Biz bu hayatta neyin peşindeyiz? Yalnızca kendi meşguliyetlerimizle, kişisel hedeflerimizle ve günlük kaygılarımızla mı yaşayacağız? Yoksa çocuklarımıza, ümmetimize ve bütün insanlığa umut olacak işler mi yapacağız? Filistin'de yaşanan acılara yalnızca üzülmekle mi yetineceğiz, yoksa imkânlarımız ölçüsünde insanlara fayda sağlayacak çalışmalar mı ortaya koyacağız? Unutmayalım ki herkesin yapabileceği bir şey vardır. Bir öğretmen öğrencisine doğru bilgiyi ulaştırabilir. Bir yazar kalemiyle farkındalık oluşturabilir. Bir sanatçı eseriyle insanlara seslenebilir. Bir anne ve baba çocuklarına merhameti, adaleti ve yardımlaşmayı öğretebilir. Bir öğrenci harçlığından ayırdığı küçük bir miktarla ihtiyaç sahiplerine destek olabilir. Bir sivil toplum gönüllüsü, yardım faaliyetlerinde görev üstlenebilir. Tıpkı Mescid-i Aksa için minber yapan marangoz gibi hepimiz kendi alanımızda üzerimize düşeni yapabiliriz. Önemli olan, umudumuzu kaybetmemek ve sorumluluğumuzdan kaçmamaktır. Bizlere düşen, zulmün karşısında durmak; adaleti, barışı ve insan onurunu savunmaktır. Çünkü Kudüs meselesi yalnızca bir şehrin meselesi değil; aynı zamanda vicdan, adalet ve insanlık meselesidir. Dileğimiz; Kudüs'ün huzura kavuştuğu, Filistin halkının özgürce ve güven içinde yaşayabildiği, bütün insanların haklarının korunduğu adil bir gelecektir. Rabbim bizleri hakkın ve adaletin yanında duranlardan, mazlumun derdiyle dertlenenlerden ve insanlığa faydalı işler yapanlardan eylesin. Selam, dua ve hürmetlerimle. Abdullah SEVİM Filistin Konvoyu Aktivisti / ADANA
Ekleme Tarihi: 14 Ekim 2026 -Çarşamba
Abdullah Sevim Kulfani

ANTİ SİYONİZM

Eûzübillâhimineşşeytânirracîm. Bismillâhirrahmânirrahîm.

Elhamdülillâhi Rabbilâlemîn. Vessalâtü vesselâmü alâ Resûlinâ Muhammedin ve alâ âlihî ve ashâbihî ecmaîn.

Kıymetli misafirler, değerli kardeşlerim!

Konuşmamda, antisiyonizm ve Filistin meselesiyle ilgili önemli hususlara değinmek istiyorum.

1. Siyonizme Karşı Tavrımız Kur'anî Olmalı

Bismillâhirrahmânirrahîm.

“Ve len terdâ ankel yehûdu ve len nasârâ hattâ tettebia milletehum. Kul inne hudallâhi huvel hudâ. Ve leinitteba'te ehvâehum ba'dellezî câeke minel ilmi mâ leke minallâhi min veliyyin ve lâ nasîr.”

“Sen onların dinlerine uymadıkça Yahudiler de Hristiyanlar da senden asla memnun kalmayacaklardır. De ki: ‘Asıl doğru yol ancak Allah'ın yoludur.’ Eğer sana gelen ilimden sonra onların arzularına uyarsan, bil ki artık Allah'tan sana ne bir dost ne de bir yardımcı vardır.” (Bakara suresi, 120. ayet)

Bu ayetin ışığında, inancımızdan ve ilkelerimizden taviz vermeden adaletin yanında durmalı, zulme karşı kararlı bir tavır ortaya koymalıyız.

2. Bu Meselede Ne Yapabiliriz?

Zulüm kimden gelirse gelsin, kime karşı yapılırsa yapılsın mazlumun yanında, zalimin karşısında olmalıyız!

Bu hususta güzel ve anlamlı bir kıssayı hatırlatmak istiyorum.

Marangozun Derdi

Rivayete göre Bağdat veya Halep'te yaşayan bir marangoz, Kudüs ve Mescid-i Aksa'nın Haçlı işgali altında olmasından büyük üzüntü duyar. Kendi kendine sürekli şu soruyu sorar:

“Ben ne yapabilirim?”

Sonunda aklına Mescid-i Aksa için çivisiz ve tutkalsız bir minber yapmak gelir. Hemen işe koyulur. Uzun bir emeğin ardından son derece güzel bir minber ortaya çıkar.

Rivayete göre bir gün marangozun yanına bir çocuk gelir. Bu çocuğun Selahaddin Eyyubi olduğu anlatılır.

Çocuk, ustaya sorar:

“Ustam, bu güzel minberi kimin için, hangi cami için yapıyorsun?”

Marangoz cevap verir:

“Mescid-i Aksa için yapıyorum.”

Çocuk şaşırır. Çünkü o sırada Kudüs ve Mescid-i Aksa, Haçlıların işgali altındadır.

Bunun üzerine şöyle sorar:

“Kudüs Haçlıların elindeyken bu minberi oraya nasıl koyacaksın?”

Marangoz ise şu anlamlı cevabı verir:

“Ben marangozum. Benim işim minber yapmaktır. Bir gün bir fatih çıkar, Kudüs'ü fetheder. Ben de yaptığım minberi yerine koyarım.”

Evet, kıymetli dinleyiciler!

Peki, bizim bu hayattaki derdimiz nedir?

Hepimiz kendimize şu soruyu sormalıyız:

“Bulunduğumuz yerde Mescid-i Aksa, Kudüs ve Gazze için elimizden geleni yapıyor muyuz?”

Şeyh Ahmed Yasin'e atfedilen bir sözde şöyle denilmektedir:

“Şayet işgal gücüne direnmek radikallikse bütün dünya şahit olsun ki en radikal kişi benim. Ülkesi, mülkü ve hakkı için mücadele eden bir insan nasıl radikal sayılabilir?”

Bu söz, bizlere hak ve adalet mücadelesinin önemini hatırlatmaktadır.

3. Önce Karşı Olduğumuz İdeolojiyi Tanımalıyız

Bu konuyu anlatırken tuz ve şeker örneğini vermek istiyorum.

Tuz ve şeker, görünüş bakımından birbirine oldukça benzer. Hatta kimi zaman karıştırılabilir. Ancak tatları ve özellikleri birbirinden tamamen farklıdır.

Günümüzde de doğru ile yanlışı, hak ile batılı birbirinden ayırt edebilmek büyük önem taşımaktadır.

Bu nedenle karşı olduğumuz düşünceleri, ideolojileri ve bunların tarihsel arka planını iyi tanımalıyız.

Antisiyonizm konusunda bilinçli bir yaklaşım geliştirebilmenin ilk şartı, Siyonizmin ne olduğunu doğru biçimde öğrenmektir.

Çünkü bir düşünceyle fikrî mücadele yürütmenin ilk adımı, o düşünceyi bütün yönleriyle tanımaktır.

4. Kudüs: Şehirlerin Efendisi

Kudüs, tarih boyunca Müslümanlar, Hristiyanlar ve Yahudiler açısından büyük dinî öneme sahip olmuştur.

Üç semavi din için de kutsal kabul edilen bu şehir, tarihsel ve manevi bakımdan eşsiz bir yere sahiptir.

Kudüs'ün tarihine baktığımızda önemli dönüm noktalarıyla karşılaşırız:

  • 1187 yılında Selahaddin Eyyubi, Kudüs'ü Haçlılardan geri almıştır.

  • 13. yüzyılda Kudüs, Memlüklerin hâkimiyetine girmiştir.

  • 1517 yılında Osmanlı Devleti, Kudüs'ü Memlüklerden alarak kendi hâkimiyetine katmıştır.

Bu tarihsel süreç, Kudüs'ün yüzyıllar boyunca Müslüman devletlerin yönetiminde kaldığını göstermektedir.

Ancak Kudüs'ün tarihi, yalnızca bir dinin veya bir toplumun varlığıyla sınırlandırılamaz. Şehir, farklı inançların ve toplulukların tarihsel izlerini taşımaktadır.

Burada üzerinde durulması gereken temel mesele, Filistin halkının tarihsel varlığının, yaşadığı topraklarla olan bağının ve meşru haklarının yok sayılmasıdır.

Bir şehir elbette kıymetli olabilir. Ancak asıl mesele, o topraklarda yaşayan insanların haklarının korunması, zulme uğramaması ve adaletin tesis edilmesidir.

Kudüs, âdeta dünyanın kalbi gibidir.

Nasıl ki kalp, insan bedeninin merkezinde yer alıyorsa Kudüs de tarih boyunca dinî, siyasi ve toplumsal gelişmelerin merkezinde yer almıştır.

Bu sebeple Kudüs'te huzurun, barışın ve adaletin sağlanması yalnızca Filistin halkı açısından değil, bütün insanlık açısından büyük önem taşımaktadır.

5. Siyonizm Nedir?

Siyonizm kavramı, adını Kudüs'teki Siyon Dağı'ndan almaktadır.

Modern siyasi Siyonizm, 19. yüzyılın sonlarında ortaya çıkan ve Yahudiler için tarihsel Filistin topraklarında ulusal bir yurt kurulmasını amaçlayan siyasi bir harekettir.

Siyonist hareketin tarihsel gelişiminde, Filistin dışında farklı bölgelerde yerleşim kurulmasına ilişkin öneriler de gündeme gelmiştir. Arjantin de erken dönem tartışmalarında adı geçen yerlerden biridir.

Ancak Siyonizmin tarihsel gelişimiyle, bazı siyasi ve dinî çevrelerin savunduğu genişlemeci toprak anlayışlarını birbirinden ayırmak gerekir.

Filistin meselesinde karşı çıktığımız husus; işgal, zorla yerinden etme, ayrımcılık, sivillere yönelik saldırılar ve insan haklarının ihlal edilmesidir.

Antisiyonizm, bir siyasi ideolojiye ve onun uygulamalarına yönelik eleştiriyi ifade etmelidir. Yahudilik dinine mensup insanların tamamını hedef alan bir düşmanlığa dönüşmemelidir.

Nitekim Siyonizmi eleştiren Yahudi düşünürler, dinî topluluklar ve insan hakları savunucuları da bulunmaktadır.

Filistin halkının haklarını savunurken meseleyi tarihsel kavramlarla birlikte değerlendirmeliyiz.

Bu çerçevede şu kavramları bilmek önemlidir:

Nakba: Arapçada “felaket” anlamına gelir. 1948 yılında İsrail'in kuruluşu ve savaş sürecinde yüz binlerce Filistinlinin yaşadığı kitlesel yerinden edilmeyi ifade eder.

Aliyah: Yahudilerin İsrail'e göçünü ifade eden İbranice bir kavramdır.

Goyim: İbranice kökenli olup Yahudi olmayan kişileri ifade etmek için kullanılan bir sözcüktür.

Haskala: 18. ve 19. yüzyıllarda gelişen Yahudi Aydınlanma Hareketi'dir.

Getto: Tarihsel olarak özellikle Avrupa'da Yahudilerin yaşamaya zorlandığı veya sınırlandırıldığı yerleşim bölgelerini ifade eder.

Arz-ı Mev'ud: “Vadedilmiş topraklar” anlamına gelen, dinî metinlerde ve farklı yorum geleneklerinde yer alan bir kavramdır.

Bazı radikal ve genişlemeci siyasi yorumlarda, Türkiye'nin güney ve güneydoğusundaki illerini de kapsayan toprak iddiaları gündeme getirilmektedir. Ancak bu iddiaların bütün Yahudilere veya bütün Siyonist düşünce akımlarına ait ortak bir hedef olduğu söylenemez.

Bu nedenle kavramları tarihsel gerçeklikleriyle öğrenmeli, iddialarla doğrulanmış bilgileri birbirinden ayırmalıyız.

Filistin halkının yaşadığı sorunları doğru biçimde anlamak ve anlatmak için bilgiye, tarih bilincine ve vicdana ihtiyacımız vardır.

Rachel Corrie'yi Unutmamalıyız

Filistin halkının haklarını savunmak yalnızca Müslümanlara özgü bir sorumluluk değildir. Farklı dinlerden, milletlerden ve kültürlerden pek çok insan, Filistin halkıyla dayanışma göstermiştir.

Bunun en çarpıcı örneklerinden biri Rachel Corrie'dir.

Amerikalı barış aktivisti Rachel Corrie, 16 Mart 2003 tarihinde Gazze Şeridi'nin Refah kentinde, İsrail ordusuna ait bir buldozerin altında kalarak hayatını kaybetmiştir.

Corrie, Filistinlilerin evlerinin yıkılmasına karşı yürütülen protestolara katılan bir insan hakları aktivistiydi.

Onun mücadelesi bizlere, zulüm karşısında duyarsız kalmamanın ve vicdan sahibi olmanın önemini hatırlatmaktadır.

Bizler de üzerimize düşen sorumlulukları barışçıl, hukuki, insani ve etkili yöntemlerle yerine getirmeliyiz.

6. Siyonizme Karşı Hangi Çalışmaları Yapabiliriz?

Peki, antisiyonist bir bilinç oluşturmak, Filistin halkının yaşadığı sorunları anlatmak ve toplumsal farkındalığı artırmak için hangi eğitim çalışmalarını gerçekleştirebiliriz?

Bu soruya çeşitli başlıklar altında cevap verebiliriz.

A. Okullarda Yapılabilecek Eğitim ve Farkındalık Çalışmaları

Kudüs ve Filistin konusunda çocuklarımıza ve gençlerimize ulaşacak eğitim faaliyetleri düzenlemeliyiz.

Bilinçlendirme çalışmalarımızı daha sistematik, planlı ve sürdürülebilir hâle getirmeliyiz.

Bu kapsamda aşağıdaki faaliyetler gerçekleştirilebilir:

  1. Kitap okuma programları: Filistin'in tarihi, kültürü ve günümüzde yaşanan insani sorunları konu alan kitaplar için okuma programları düzenlenebilir. Örneğin, Selam Sana Ey Kudüs kitabı ortaokul çağındaki öğrencilere önerilebilir.

  2. Yazar buluşmaları: Filistin, Kudüs ve insan hakları konularında çalışmalar yapan yazarlarla söyleşiler gerçekleştirilebilir.

  3. Tarih ve insan hakları eğitimleri: Siyonizmin tarihsel gelişimi, Filistin meselesi, Kudüs'ün tarihi ve uluslararası hukuk konuları, yaş gruplarına uygun ve çok yönlü bir yaklaşımla ele alınabilir.

  4. İhtisas eğitim merkezleri: Filistin tarihi, Kudüs, uluslararası hukuk ve insan hakları alanlarında eğitim merkezleri kurulabilir. İmamlara, öğretmenlere ve sivil toplum kuruluşu personeline yönelik seminerler düzenlenebilir.

  5. Kültürel ve sanatsal etkinlikler: Tiyatro gösterileri, şiir dinletileri, hikâye, makale ve kısa film yarışmaları yapılabilir.

  6. Sergiler ve yardım etkinlikleri: Sergiler, kermesler ve film gösterimleri düzenlenerek elde edilen gelirler güvenilir yardım kuruluşları aracılığıyla ihtiyaç sahiplerine ulaştırılabilir.

  7. Bilinçli tüketim çalışmaları: Öğrencilerin ve velilerin, satın aldıkları ürünler ile firmaların faaliyetleri hakkında doğrulanmış bilgilere ulaşmaları sağlanabilir. Hukuka uygun ve gönüllülük esasına dayanan boykot kampanyaları konusunda farkındalık oluşturulabilir.

  8. Öğrenci yarışmaları: Filistin konulu bilgi, resim, şiir, kompozisyon ve kısa film yarışmalarına öğrencilerin katılımı teşvik edilebilir.

  9. Manevi farkındalık çalışmaları: Okul ortamının ilgili mevzuatı ve öğrencilerin inanç özgürlüğü gözetilerek, gönüllülük temelinde Filistin halkı için dua programları ve dinî içerikli etkinlikler gerçekleştirilebilir.

  10. Aile ve veli eğitimleri: Filistin meselesini tarihsel, kültürel ve insani boyutlarıyla ele alan aile ve veli eğitim programları düzenlenebilir.

  11. Görsel materyaller: Okullarda Filistin tarihi, Kudüs ve Mescid-i Aksa'yı tanıtan afişler, panolar, haritalar ve görseller hazırlanabilir.

  12. Resim ve münazara etkinlikleri: Öğrencilerin Kudüs ve Mescid-i Aksa konularında araştırma yapmaları, resim çizmeleri ve farklı görüşleri saygı çerçevesinde değerlendirmeleri teşvik edilebilir.

  13. İdari ve kurumsal destek: Okul yöneticileri, ilgili mevzuat çerçevesinde eğitim ve farkındalık faaliyetlerine alan açmalı; çalışmalara öncülük eden öğretmenleri desteklemelidir.

  14. Maddi ve manevi destek: Eğitim faaliyetlerinin sürdürülebilir olması için uygun sponsorluklar ve gönüllü destek mekanizmaları geliştirilebilir.

Bütün bu çalışmalar, çocukların yaş ve gelişim düzeyleri dikkate alınarak yürütülmelidir.

Amacımız, çocuklarımızı bir topluma karşı düşmanlıkla değil; tarih bilinci, merhamet, adalet ve insan haklarına saygı duygusuyla yetiştirmek olmalıdır.

7. Bir Anne ve Baba Olarak Ne Yapabiliriz?

Kıymetli kardeşlerim!

Filistin konusunda bilinç oluşturmanın en önemli merkezlerinden biri ailedir.

Peki, bir anne ve baba olarak neler yapabiliriz?

Kur'an-ı Kerim'i Çocuklarımızla Birlikte Okuyabiliriz

Kur'an-ı Kerim'de Mescid-i Aksa, adalet, zulüm, merhamet ve farklı topluluklarla ilişkiler hakkında yer alan ayetleri çocuklarımızla birlikte okuyabiliriz.

Bu ayetlerin anlamlarını onların yaş seviyelerine uygun biçimde açıklayabiliriz.

Hedef kitlemiz gençlerse ayetleri güncel meselelerle ilişkilendirerek fikir alışverişinde bulunabiliriz.

Böylece gençlerimiz hem dinî bilgilerini geliştirebilir hem de olayları ahlaki sorumluluk çerçevesinde değerlendirmeyi öğrenebilir.

Çocuklarımızla Birlikte Film ve Çizgi Film İzleyebiliriz

Haftada bir günümüzü Filistin ve Kudüs konulu çizgi film, belgesel veya kısa film izlemeye ayırabiliriz.

Örneğin:

  • Ben Filistinliyim

  • Çizgi Çizgi Filistin

  • Beyazıt'ın Dünyası

  • Mescid-i Aksa'nın Muhafızları

Bu yapımların içeriklerini çocuklarımızın yaşlarına uygunluk bakımından önceden değerlendirmeliyiz.

İzleme sonrasında çocuklarımızla konuşmalı, onların düşüncelerini ve duygularını öğrenmeliyiz.

Evlerimizde ve Okullarımızda Filistin Köşeleri Oluşturabiliriz

Okullarda Filistin köşeleri, kütüphanelerde ise Filistin kitaplıkları oluşturulabilir.

Evlerimizde de Kudüs'ü ve Mescid-i Aksa'yı tanıtan kitaplara, haritalara ve görsellere yer verebiliriz.

Böylece çocuklarımızın bu coğrafyanın tarihini ve kültürünü tanımalarını sağlayabiliriz.

Çocuklarımızla Sanatsal ve Sosyal Etkinlikler Yapabiliriz

Çocuklarımızla birlikte Filistin konulu resimler çizebiliriz.

Çizdikleri resimlere hangi anlamları yüklediklerini sorabilir, düşüncelerini anlatmaları için onları teşvik edebiliriz.

Birlikte uçurtma uçurabilir, çevreye zarar vermeyen sembolik etkinlikler düzenleyebiliriz.

Filistin bayrağının renklerini ve kefiyenin kültürel önemini çocuklarımıza anlatabiliriz.

Filistin bayrağındaki renkler halk arasında çeşitli anlamlarla ilişkilendirilmektedir:

  • Yeşil: Verimli toprakları ve umudu,

  • Siyah: Yaşanan acıları ve tarihsel mücadeleyi,

  • Beyaz: Barışı ve geleceğe dair umudu,

  • Kırmızı: Kararlılığı ve fedakârlığı simgeleyen renkler olarak yorumlanmaktadır.

Bu yorumların bayrağın tek ve resmî anlamlandırması olmadığını da bilmeliyiz.

Benzer biçimde Filistin kefiyesindeki desenler de zeytin dalları, balık ağları ve ticaret yollarıyla ilişkilendirilmektedir.

Bu kültürel semboller, Filistin halkının kimliğini ve tarihsel hafızasını tanımamız açısından önem taşımaktadır.

Ailece Dayanışma Etkinliklerine Katılabiliriz

Ailemizin bütün fertleriyle birlikte Filistin halkıyla dayanışma amacı taşıyan barışçıl etkinliklere, sergilere ve kültürel programlara katılabiliriz.

Haftada bir gün Filistin temalı kitap okuma saati düzenleyebiliriz.

Çocuklarımıza yalnızca kendimiz için değil, başkalarının iyiliği için de çalışmanın erdemini kazandırmalıyız.

Maddi imkânlarımız elverdiğinde Kudüs'ü ziyaret edebilir, Filistin halkıyla dayanışmayı amaçlayan insani yardım çalışmalarına katılabilir veya bu çalışmaları destekleyebiliriz.

Günlük hayatımızdaki küçük etkinliklerde bile Filistin kültürüne yer verebiliriz.

Örneğin, çocuklarımızla birlikte hazırladığımız bir pasta veya kek üzerinde Filistin bayrağının renklerini kullanabiliriz.

Evlerimizde Filistin bayrağı, Mescid-i Aksa görselleri ve Kudüs'ü tanıtan tablolar bulundurabiliriz.

Çocuklarımıza Yardımlaşma Bilinci Kazandırabiliriz

Çocuklarımızın yardım faaliyetlerine güven duymasını sağlamalıyız.

Bazen yapılan nakdî yardımların ihtiyaç sahiplerine ulaşmadığı yönünde tereddütler oluşabilmektedir.

Bu tereddütleri gidermek için güvenilir, şeffaf ve hesap verebilir yardım kuruluşlarını tercih etmeliyiz.

Çocuklarımızın biriktirdikleri harçlıklarla, bizlerin de imkânlarımız ölçüsünde yaptığımız bağışlarla Filistin'deki ihtiyaç sahiplerine destek olabiliriz.

Bağışların nereye ve nasıl ulaştırıldığını çocuklarımızla paylaşabiliriz.

Böylece onların yardımlaşma ve sorumluluk duygularını güçlendirebiliriz.

Dua ve Manevi Dayanışmayı İhmal Etmemeliyiz

Namaza ve cemaat bilincine önem vermeli, dualarımızda Filistin halkına da yer ayırmalıyız.

Çocuklarımıza başkalarının acılarına duyarlı olmayı, mazlumların yanında durmayı ve iyilik için gayret göstermeyi öğretmeliyiz.

Gerçek huzurun ve mutluluğun yalnızca kişisel menfaatlerden değil, insanlığa faydalı olmaktan ve yüce hedefler uğruna çalışmaktan geçtiğini anlatmalıyız.

8. Boykot ve Bilinçli Tüketim

Antisiyonizm ve Filistin halkıyla dayanışma konusunda gündeme gelen önemli yöntemlerden biri de boykottur.

Ancak boykotu yalnızca bir ürünün satın alınıp alınmamasıyla sınırlı görmemeliyiz.

Boykot, barışçıl bir toplumsal tepki ve bilinçli tüketim tercihi olarak farklı alanlarda gündeme gelebilir.

Gıda, giyim, kişisel bakım ve temizlik ürünleri tüketici tercihlerinin en görünür olduğu alanlardır.

Bunun yanında kültürel, akademik, siyasi, medya ve teknoloji alanlarında da kurumsal uygulamalara yönelik eleştiriler ve hukuka uygun protesto yöntemleri tartışılabilir.

Burada önemli olan; hedeflerin somut uygulamalar üzerinden belirlenmesi, iddiaların doğrulanması ve herhangi bir dinî ya da etnik topluluğun kimliğinden dolayı hedef alınmamasıdır.

Boykot çalışmalarında doğru bilgiye dayanmak, tutarlı hareket etmek ve barışçıl yöntemleri esas almak büyük önem taşımaktadır.

9. Filistin'i Anlamak İçin İzlenebilecek Filmler

Ailelerimizle, gençlerimizle ve arkadaşlarımızla Filistin konulu film günleri düzenleyebiliriz.

Bu filmler aracılığıyla Filistin halkının yaşamını, kültürünü, karşılaştığı zorlukları ve yaşadığı insani dramları daha yakından tanıyabiliriz.

İzlenebilecek film ve yapımlardan bazıları şunlardır:

  1. Farha

  2. Cumartesi Avcısı

  3. Zehra'nın Gözleri

  4. Filistin'e Veda

  5. Amerikan

  6. Büyük Gelen Palto

  7. Ömer (Omar)

  8. The Idol

  9. Kule (The Tower)

  10. 3000 Gece

  11. Düğün Davetiyesi (Wajib)

  12. Öğretmen (The Teacher)

  13. Hediye (The Present)

  14. 200 Metre (200 Meters)

  15. Dünya Bizim Değil

  16. Tantura

  17. Bizim Çocuklar (10 bölümlük dizi)

  18. Gazze Aşkım (Gaza Mon Amour)

  19. Burası Cennet Olmalı (It Must Be Heaven)

Bu yapımlar, Filistin meselesini farklı hikâyeler ve bakış açıları üzerinden değerlendirmemize katkı sağlayabilir.

Özellikle çocuklarla yapılacak gösterimlerde filmlerin yaş gruplarına uygunluğu mutlaka dikkate alınmalıdır.

Film gösterimlerinin ardından değerlendirme toplantıları ve söyleşiler düzenlenerek izlenen yapımlar üzerine fikir alışverişinde bulunulabilir.

10. Sonuç: Kudüs İçin Sorumluluk Almalıyız

Kıymetli konuklar, değerli kardeşlerim!

Bir gün özgür Kudüs'e uzanacak bir yürüyüşümüz, kararlılığımız ve mücadelemiz olmalıdır.

Ancak bu yürüyüş, öncelikle kendi hayatımızdan başlamalıdır.

Bulunduğumuz yerde, yaptığımız işte, ailemizde, okulumuzda ve çevremizde iyiliğin, adaletin ve merhametin temsilcisi olmalıyız.

Hepimizin kendisine sorması gereken önemli sorular vardır:

Biz bu hayatta neyin peşindeyiz?

Yalnızca kendi meşguliyetlerimizle, kişisel hedeflerimizle ve günlük kaygılarımızla mı yaşayacağız?

Yoksa çocuklarımıza, ümmetimize ve bütün insanlığa umut olacak işler mi yapacağız?

Filistin'de yaşanan acılara yalnızca üzülmekle mi yetineceğiz, yoksa imkânlarımız ölçüsünde insanlara fayda sağlayacak çalışmalar mı ortaya koyacağız?

Unutmayalım ki herkesin yapabileceği bir şey vardır.

Bir öğretmen öğrencisine doğru bilgiyi ulaştırabilir.

Bir yazar kalemiyle farkındalık oluşturabilir.

Bir sanatçı eseriyle insanlara seslenebilir.

Bir anne ve baba çocuklarına merhameti, adaleti ve yardımlaşmayı öğretebilir.

Bir öğrenci harçlığından ayırdığı küçük bir miktarla ihtiyaç sahiplerine destek olabilir.

Bir sivil toplum gönüllüsü, yardım faaliyetlerinde görev üstlenebilir.

Tıpkı Mescid-i Aksa için minber yapan marangoz gibi hepimiz kendi alanımızda üzerimize düşeni yapabiliriz.

Önemli olan, umudumuzu kaybetmemek ve sorumluluğumuzdan kaçmamaktır.

Bizlere düşen, zulmün karşısında durmak; adaleti, barışı ve insan onurunu savunmaktır.

Çünkü Kudüs meselesi yalnızca bir şehrin meselesi değil; aynı zamanda vicdan, adalet ve insanlık meselesidir.

Dileğimiz; Kudüs'ün huzura kavuştuğu, Filistin halkının özgürce ve güven içinde yaşayabildiği, bütün insanların haklarının korunduğu adil bir gelecektir.

Rabbim bizleri hakkın ve adaletin yanında duranlardan, mazlumun derdiyle dertlenenlerden ve insanlığa faydalı işler yapanlardan eylesin.

Selam, dua ve hürmetlerimle.

Abdullah SEVİM
Filistin Konvoyu Aktivisti / ADANA

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve adanagundemi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.