Kahve Kitap
Abdullah Sevim Kulfani
Köşe Yazarı
Abdullah Sevim Kulfani
 

İMTİHANLARIN SONU İYİLİKLE RAHMETE ÇIKAR 2

Çocukluk günleri; ömrün en tatlı, en sevecen günleriydi. Çocuklar ne yaparlarsa yapsınlar hayatın vazgeçilmeyenleriydi. Yüzlerindeki tebessüm, yüreklerindeki samimiyet; çocuklara sevgi ve ilgiyi arttırıyordu. Hatta bilmediği görmediği diyarlarda bile çocuklara yapılan eziyetlerde; yüreği pas tutmamış bütün insanlar ayağa kalkıyordu.  İşte tamda bu bağlamda Gazze örneği, son yüzyılın soykırımı siyonist emellerin oyun oynayan çocukların ortasına bile bomba atacak kadar zavallı bir şekilde onlara yaşam hakkı tanımaması; bu acı tarif edilemez. Ancak bir misal verecek olursak; binbir zorluk ve meşakkatle evlendiğimiz bir yuvada; bir annenin ızdıraplara dokuz ay boyunca sabretmesi ile dualarla evi şenlendiren bir bebek. Kokusuna doyamadığınız, bakışlarınızı kendisinden alamadığınız, güzeller güzeli tatlı bir meyve. Kaşının gözünün güzelliğiyle bakışlarının içinizi ısıttığı bir çocuk. Bir teyzenin, bir amcanın, bir halanın yahut dayının dahi ona büyüklük yapmakta evlat gibi görmekte imtina etmediği durumdadır. Hastalandığında başından ayrılamadığınız, hastalığı arttığında küvezde dokunamadığınız, dokunamadığınız da koklayamadığınız da hayatınızın eksik kaldığı yavrulardır onlar. Bin bir zahmet emek ve feda ile büyütülen, Filistinli ana babaların çocukları gözlerinin içine baka baka katlediliyor. Birçoğu ise sakat bırakılıyor. Zulmün ve caniliğin normalleştiği bir zamanda; üzerine böylesine titrenen çocukların heba edilişi yürekleri sızlatıyor. Fiili olarak yardım elini Filistin'e uzatamayan diğer ülkelerdeki duyarlı anne babalar ise bir yandan Filistin ve Gazze için haykırırken bir yandan da evlatlarını kültürel ve ahlaki yozlaşmadan muhafaza etmek istiyor. Kendilerine küresel bir kölelik sistemi getirmek isteyenlere karşı dimdik ayakta olduğunu vakarıyla ortaya koyuyor. … (Hikayenin Devamı) İsmail çocukluğu maddi imkansızlıklarla geçmiş biri olarak etrafındaki çocukları mutlu etmeyi çok seviyordu. Eksiklerine rağmen çevresindeki çocukları ihmal etmezdi. Artık belediye kadrosunda maaşlı bir işi vardı. ilk maaşını almış işten de izin isteyerek camiye gitmişti. İkindi namazı bitiminde ellerini Rabbi Rahmana açtı: Euzu billahi mineşşeytanirracim, bismillahirrahmanirrahim. Elhamdülillahi rabbil alemin assalâtü vesselamu ala rasulina Muhammedin ve ala alihi ve eshabihi ecmain. Ey Rabbim! Ben geldim kulun İsmail. Hak etmese de birçok şeyi bahşettiğin kulun İsmail. Bir yanı sana layık olamayışıyla yanan, bir yanı varlığından dolayı ümitle dolan İsmail. Kimsesizlerin kimsesi, küçük bir karıncanın bir böceğin dahi rızkını düşünen ve veren er-Rezzak olan Rabbim. Sanat eserlerine baktıkça büyüklüğünü haggal yakin olarak gördüğüm Yüce Mevlam. Sahibim, Sana geldim. Hep hüzünlü olduğumda değil, her nimet verişini hatırladığımda layık olamadığımı bile bile, senin rahmetini, büyüklüğünü göre göre geldim. Boyun eğdim ve ellerimi sana açtım Ya Rab! Kalan ömrümü geçmiş ömrümden hayırlı kıl. Beni imkanın ve konforun kölesi olmuş bir kul eyleme. Bana iyilik ve hayır üzere harekete geçirecek bir iman nasip eyle. Ya Rab! Ne olur beni yalnız bırakma. Bana dünyada ve ahirette, iyilik ve hayır ver. Cehennem azabından koru. Beni Annemi babamı ve bütün müminleri bağışla. Bana verdiğin imkanları Hayır yolunda daha çok kullanmayı nasip eyle. Mutluydu, çünkü Rabbi ile buluşmuş için O’na yönelmiş ve içini O’na dökmüştü. Aldığı maaş, eline önceden geçen paranın on katına yakındı. Bundan dolayı da bu imkanı iyilik yolunda fırsata çevirmek istiyordu. Önce internetten araştırarak bir Filistinli yetime sponsor oldu. Sonra ise evi yanan ailenin tüm ihtiyaçlarını ve çocuklara hediye almak için markete doğru yöneldi. Her çocuğa ve yaşlarına uygun çikolatalar, oyuncaklar aldı. Zeynep hanımlara vardığında kapıyı usulca çaldı. Bahçe kapısı olunca duyan olmamıştı. Zile bastı. Bu defa kapıyı elinde seccade olan tesettürlü bir hanımefendi açtı. İsmail şaşırdı göz göze gelmişlerdi. Nutku tutulmuş gibiydi. Ne diyeceğini bilemedi Rabb'ini düşündü ve hemen yüzünü yere indirdi. Haya ile: Şey, ben Zeynep Hanımlara gelmiştim. Yanlış gelmedim değil mi? dedi.   Zehra, kimmiş o gelen?   Evet doğru geldiniz. İsminiz neydi? İsmail:   Ya sizin? dedi gayri ihtiyari bir şekilde.   Zehra,dedi ve ablasına:   Abla, İsmail diye biri geldi.   İsmail mi! Hemen buyur et ablam içeriye. Zeynep Hanım hemen toparlandı ve İsmail'i karşılamaya çıktı kız kardeşinin yanına.   Benim güzel ve iyi kalpli kardeşim, Hoş geldin sefa geldin. Çocuklarımın kurtarıcısı ne güzelde etmiş gelmiş. Zeynep hem kız kardeşi Zehra'ya hem çocuklarına İsmail'i överek anlatmıştı.   Çocuklar İsmail Abiniz gelmiş, deyince hepsi koşup kendilerini canı pahasına yangının ortasından çekip alan İsmail'e sarıldılar.   İsmail çocukları ve heyecanlarını görünce çok mutlu oldu. Sevinçten gözünden bir iki damla aktı çaktırmadan siliverdi. İsmail:   Çocuklar bu kapının ardında size sürprizler var. Bekleyin bakalım neymiş?   İsmail poşetleri çocuklara tek tek verdi.   Topa bak marka, vavvv! Çok güzel.   Anne bak. İsmail Abim bana da bebek almış. Çocuklar mutluluktan havaya uçacak gibiydiler. Tekrar İsmail'e sarılıp oyun için bahçeye yöneldiler. Zeynep Hanım:   Buyur kardeşim taze çayımızda var. Rabbim senden ebeden razı olsun. Ne güzel ettin de geldin. Tabii abla bir çayınızı içerim. Ama inan ben teşekkür ediyorum bu mutluluk o kadar güzel ki, siz ve çocuklarınız yaşattı bana bunları. Size vesile olduğum şey, aslında bana hayır olarak döndü yani sizsiniz, evlatlarınızdır güzel olan. Çaylar yudumlandı, yangının olduğu gün yaşananlar tekrar hatırlandı. İsmail'in fedakarlığı çocukları ateşin ortasından alışı vesaire tekrar gözlerinde canlandı. Zeynep Hanım: Her namazından sonra sana dua ediyorum kardeşim. İyi ki varsın ve iyi ki seni tanıdık bir sürü zahmet etmişsin. Evdeki hiçbir şeyi eksik bırakmamış, ayrıca çocukları da düşünmüşsün. Zehra da benim kız kardeşim. Burada Kur'an öğreticisi olarak başlayacak inşallah. Bizim camiyi tercih etmişti eğitim bitti. Nasipse yarın başlıyor. O da yanımda Elhamdülillah, her şey daha iyi olacak. İsmail aralıklarla Aytaç Ailesine destek olmaya devam ediyordu. Zehra ile belediye ve müftülük arasında imzalanan protokol kapsamında destek verilmeye başlandığından bu yana birkaç defa görüşmüştü. Edebi ve ahlakını beğendiği Zehra'ya ablası aracılığıyla birkaç ay sonra evlilik teklifi iletti. Zeynep Hanım kardeşiyle de istişare ettikten sonra olumlu kararı İsmail'e bildirdi. Ve aralarında küçük bir söz yapmak için tatlısını alan İsmail annesi ile birlikte Zeynep hanımlara geçtiler. İsmail bir ziyaretinde annesini hem aile ile tanıştırmış hem de Zehra'yı göstermişti annesine. Evet, Zeynep kızım böylesine ahlaklı ve güzel hayırlı iki genç için toplandık. Sebebi ziyaretimiz belli. Dünya gözüyle oğlumun mürvetini görmek isteyen bir anne olarak geldim bugün. Rabbimizin izniyle hem Zehra kızımın hem de oğlumun mutlu olacağına eminim. Peki, bizden beklentiniz nedir? Ne istersiniz bizden. Alınacaklar noktasında Zeynep Hanım.   İnsanlık. Çok manidar, anlamlı ve net bir cevap vermişti Zeynep Hanım. Hakikaten de bugün bulunmayan en kıymetli hazinelerden biriydi insanlık. İnsana yakışan, tabiatı, fıtratı gereği kendisini,  özünü unutmamasıydı. Lakin insan dünyaya tamah edeli, maddeyi içselleştireli insan, insanlığından çok ödün vermişti. İşte Zeynep Hanım aslında çok önemli bir vurgu yapmıştı. Verilecek belki de en güzel cevaplardan biriydi bu. Zeynep Hanım devam etti: Sümeyye Hanım paranın malın ne önemi var ki? Huzur insanlık birbirini taşımak olmadıkça! Rabbim sizden razı olsun biz gönül hoşnutluğu ve insanlıktan başka bir şey beklemiyoruz. Gerisi Elbette yapıp yakıştırılır. Ama İsmail gibi bir kardeşimiz olduktan gayrı bizim gözümüz arkada kalmaz. Evlerini makul ve sade bir şekilde dizen İsmail ve Zehra yine düğünlerinde de en çok çocukları mutlu ettiler. Çocukların okuduğu Kur’anlar, ilahiler ve dualar eşliğinde güzel bir düğün merasimi gerçekleştirildi. Her küçük misafire büyük hediyeler takdim edildi. Çocuklar mutlu oldu. Onların duasıyla, hayırlı bir evin inşası başlamış bulundu.
Ekleme Tarihi: 28 Temmuz 2026 -Salı
Abdullah Sevim Kulfani

İMTİHANLARIN SONU İYİLİKLE RAHMETE ÇIKAR 2

Çocukluk günleri; ömrün en tatlı, en sevecen günleriydi. Çocuklar ne yaparlarsa yapsınlar hayatın vazgeçilmeyenleriydi. Yüzlerindeki tebessüm, yüreklerindeki samimiyet; çocuklara sevgi ve ilgiyi arttırıyordu. Hatta bilmediği görmediği diyarlarda bile çocuklara yapılan eziyetlerde; yüreği pas tutmamış bütün insanlar ayağa kalkıyordu.  İşte tamda bu bağlamda Gazze örneği, son yüzyılın soykırımı siyonist emellerin oyun oynayan çocukların ortasına bile bomba atacak kadar zavallı bir şekilde onlara yaşam hakkı tanımaması; bu acı tarif edilemez. Ancak bir misal verecek olursak; binbir zorluk ve meşakkatle evlendiğimiz bir yuvada; bir annenin ızdıraplara dokuz ay boyunca sabretmesi ile dualarla evi şenlendiren bir bebek. Kokusuna doyamadığınız, bakışlarınızı kendisinden alamadığınız, güzeller güzeli tatlı bir meyve. Kaşının gözünün güzelliğiyle bakışlarının içinizi ısıttığı bir çocuk. Bir teyzenin, bir amcanın, bir halanın yahut dayının dahi ona büyüklük yapmakta evlat gibi görmekte imtina etmediği durumdadır. Hastalandığında başından ayrılamadığınız, hastalığı arttığında küvezde dokunamadığınız, dokunamadığınız da koklayamadığınız da hayatınızın eksik kaldığı yavrulardır onlar.

Bin bir zahmet emek ve feda ile büyütülen, Filistinli ana babaların çocukları gözlerinin içine baka baka katlediliyor. Birçoğu ise sakat bırakılıyor.

Zulmün ve caniliğin normalleştiği bir zamanda; üzerine böylesine titrenen çocukların heba edilişi yürekleri sızlatıyor. Fiili olarak yardım elini Filistin'e uzatamayan diğer ülkelerdeki duyarlı anne babalar ise bir yandan Filistin ve Gazze için haykırırken bir yandan da evlatlarını kültürel ve ahlaki yozlaşmadan muhafaza etmek istiyor. Kendilerine küresel bir kölelik sistemi getirmek isteyenlere karşı dimdik ayakta olduğunu vakarıyla ortaya koyuyor.

… (Hikayenin Devamı)

İsmail çocukluğu maddi imkansızlıklarla geçmiş biri olarak etrafındaki çocukları mutlu etmeyi çok seviyordu. Eksiklerine rağmen çevresindeki çocukları ihmal etmezdi. Artık belediye kadrosunda maaşlı bir işi vardı. ilk maaşını almış işten de izin isteyerek camiye gitmişti. İkindi namazı bitiminde ellerini Rabbi Rahmana açtı:

  • Euzu billahi mineşşeytanirracim, bismillahirrahmanirrahim. Elhamdülillahi rabbil alemin assalâtü vesselamu ala rasulina Muhammedin ve ala alihi ve eshabihi ecmain. Ey Rabbim! Ben geldim kulun İsmail. Hak etmese de birçok şeyi bahşettiğin kulun İsmail. Bir yanı sana layık olamayışıyla yanan, bir yanı varlığından dolayı ümitle dolan İsmail. Kimsesizlerin kimsesi, küçük bir karıncanın bir böceğin dahi rızkını düşünen ve veren er-Rezzak olan Rabbim. Sanat eserlerine baktıkça büyüklüğünü haggal yakin olarak gördüğüm Yüce Mevlam. Sahibim, Sana geldim. Hep hüzünlü olduğumda değil, her nimet verişini hatırladığımda layık olamadığımı bile bile, senin rahmetini, büyüklüğünü göre göre geldim. Boyun eğdim ve ellerimi sana açtım Ya Rab! Kalan ömrümü geçmiş ömrümden hayırlı kıl. Beni imkanın ve konforun kölesi olmuş bir kul eyleme. Bana iyilik ve hayır üzere harekete geçirecek bir iman nasip eyle. Ya Rab! Ne olur beni yalnız bırakma. Bana dünyada ve ahirette, iyilik ve hayır ver. Cehennem azabından koru. Beni Annemi babamı ve bütün müminleri bağışla. Bana verdiğin imkanları Hayır yolunda daha çok kullanmayı nasip eyle.

Mutluydu, çünkü Rabbi ile buluşmuş için O’na yönelmiş ve içini O’na dökmüştü. Aldığı maaş, eline önceden geçen paranın on katına yakındı. Bundan dolayı da bu imkanı iyilik yolunda fırsata çevirmek istiyordu. Önce internetten araştırarak bir Filistinli yetime sponsor oldu. Sonra ise evi yanan ailenin tüm ihtiyaçlarını ve çocuklara hediye almak için markete doğru yöneldi. Her çocuğa ve yaşlarına uygun çikolatalar, oyuncaklar aldı.

Zeynep hanımlara vardığında kapıyı usulca çaldı. Bahçe kapısı olunca duyan olmamıştı. Zile bastı. Bu defa kapıyı elinde seccade olan tesettürlü bir hanımefendi açtı. İsmail şaşırdı göz göze gelmişlerdi. Nutku tutulmuş gibiydi. Ne diyeceğini bilemedi Rabb'ini düşündü ve hemen yüzünü yere indirdi. Haya ile:

  • Şey, ben Zeynep Hanımlara gelmiştim. Yanlış gelmedim değil mi? dedi.

 

  • Zehra, kimmiş o gelen?

 

  • Evet doğru geldiniz. İsminiz neydi? İsmail:

 

  • Ya sizin? dedi gayri ihtiyari bir şekilde.

 

  • Zehra,dedi ve ablasına:

 

  • Abla, İsmail diye biri geldi.

 

  • İsmail mi! Hemen buyur et ablam içeriye. Zeynep Hanım hemen toparlandı ve İsmail'i karşılamaya çıktı kız kardeşinin yanına.

 

  • Benim güzel ve iyi kalpli kardeşim, Hoş geldin sefa geldin. Çocuklarımın kurtarıcısı ne güzelde etmiş gelmiş. Zeynep hem kız kardeşi Zehra'ya hem çocuklarına İsmail'i överek anlatmıştı.

 

  • Çocuklar İsmail Abiniz gelmiş, deyince hepsi koşup kendilerini canı pahasına yangının ortasından çekip alan İsmail'e sarıldılar.

 

İsmail çocukları ve heyecanlarını görünce çok mutlu oldu. Sevinçten gözünden bir iki damla aktı çaktırmadan siliverdi. İsmail:

 

  • Çocuklar bu kapının ardında size sürprizler var. Bekleyin bakalım neymiş?

 

İsmail poşetleri çocuklara tek tek verdi.

 

  • Topa bak marka, vavvv! Çok güzel.

 

  • Anne bak. İsmail Abim bana da bebek almış. Çocuklar mutluluktan havaya uçacak gibiydiler. Tekrar İsmail'e sarılıp oyun için bahçeye yöneldiler. Zeynep Hanım:

 

  • Buyur kardeşim taze çayımızda var. Rabbim senden ebeden razı olsun. Ne güzel ettin de geldin.
  • Tabii abla bir çayınızı içerim. Ama inan ben teşekkür ediyorum bu mutluluk o kadar güzel ki, siz ve çocuklarınız yaşattı bana bunları. Size vesile olduğum şey, aslında bana hayır olarak döndü yani sizsiniz, evlatlarınızdır güzel olan.

Çaylar yudumlandı, yangının olduğu gün yaşananlar tekrar hatırlandı. İsmail'in fedakarlığı çocukları ateşin ortasından alışı vesaire tekrar gözlerinde canlandı. Zeynep Hanım:

  • Her namazından sonra sana dua ediyorum kardeşim. İyi ki varsın ve iyi ki seni tanıdık bir sürü zahmet etmişsin. Evdeki hiçbir şeyi eksik bırakmamış, ayrıca çocukları da düşünmüşsün. Zehra da benim kız kardeşim. Burada Kur'an öğreticisi olarak başlayacak inşallah. Bizim camiyi tercih etmişti eğitim bitti. Nasipse yarın başlıyor. O da yanımda Elhamdülillah, her şey daha iyi olacak.

İsmail aralıklarla Aytaç Ailesine destek olmaya devam ediyordu. Zehra ile belediye ve müftülük arasında imzalanan protokol kapsamında destek verilmeye başlandığından bu yana birkaç defa görüşmüştü. Edebi ve ahlakını beğendiği Zehra'ya ablası aracılığıyla birkaç ay sonra evlilik teklifi iletti. Zeynep Hanım kardeşiyle de istişare ettikten sonra olumlu kararı İsmail'e bildirdi. Ve aralarında küçük bir söz yapmak için tatlısını alan İsmail annesi ile birlikte Zeynep hanımlara geçtiler. İsmail bir ziyaretinde annesini hem aile ile tanıştırmış hem de Zehra'yı göstermişti annesine.

  • Evet, Zeynep kızım böylesine ahlaklı ve güzel hayırlı iki genç için toplandık. Sebebi ziyaretimiz belli. Dünya gözüyle oğlumun mürvetini görmek isteyen bir anne olarak geldim bugün. Rabbimizin izniyle hem Zehra kızımın hem de oğlumun mutlu olacağına eminim. Peki, bizden beklentiniz nedir? Ne istersiniz bizden. Alınacaklar noktasında Zeynep Hanım.

 

  • İnsanlık.

Çok manidar, anlamlı ve net bir cevap vermişti Zeynep Hanım. Hakikaten de bugün bulunmayan en kıymetli hazinelerden biriydi insanlık. İnsana yakışan, tabiatı, fıtratı gereği kendisini,  özünü unutmamasıydı. Lakin insan dünyaya tamah edeli, maddeyi içselleştireli insan, insanlığından çok ödün vermişti. İşte Zeynep Hanım aslında çok önemli bir vurgu yapmıştı. Verilecek belki de en güzel cevaplardan biriydi bu. Zeynep Hanım devam etti:

  • Sümeyye Hanım paranın malın ne önemi var ki? Huzur insanlık birbirini taşımak olmadıkça! Rabbim sizden razı olsun biz gönül hoşnutluğu ve insanlıktan başka bir şey beklemiyoruz. Gerisi Elbette yapıp yakıştırılır. Ama İsmail gibi bir kardeşimiz olduktan gayrı bizim gözümüz arkada kalmaz.

Evlerini makul ve sade bir şekilde dizen İsmail ve Zehra yine düğünlerinde de en çok çocukları mutlu ettiler. Çocukların okuduğu Kur’anlar, ilahiler ve dualar eşliğinde güzel bir düğün merasimi gerçekleştirildi. Her küçük misafire büyük hediyeler takdim edildi. Çocuklar mutlu oldu. Onların duasıyla, hayırlı bir evin inşası başlamış bulundu.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve adanagundemi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
bizim mekan çemberleme makinası kurumsal web dini chat