Kıymetli Kardeşlerim!
Allah’ın selamı rahmeti ve bereketi üzerinize olsun!
Geçen haftaki kıssadan hissemize kaldığımız yerden devam etmeden önce; hayatın, insan için büyük bedeller ödeyeceği anları barındırdığını unutmamalıyız. Bu anlar insan için daha güzel günlerin habercisi olabilir. İşte, bazen insan bedel ödemeyi göze alacak kadar cesareti kuşanabilmelidir.
(Geçen haftaki hikayenin devamı)
Aksallı Metin’e:
- Estağfirullah yiğidim, başlayalım öyleyse: Bilirsin kartal, kuş türleri içinde en uzun yaşayanıdır. Yetmiş yıla kadar, uzunca yaşayanları vardır. Ancak bu yaşa ulaşmak, onlar için o kadar da kolay değildir, kırk yaşlarında iken çok ciddi ve zor bir kararı vermek zorundadırlar.
Kartalın yaşı; kırka dayandığında pençeleri sertleşir, esnekliğini yitirir bu nedenle de beslenmesini sağladığı avlarını kavrayıp tutamaz duruma gelir. Gagası uzunlaşır ve göğsüne doğru kıvrılır. Tüyleri kartlaşır, kalınlaşır ve kanatlarına takılmaya başlar. Tutmaktan, uçmaktan ve avlanmaktan aciz bir hale gelir.
Biz sadece ihtişamını düşündüğümüz için bu durumlarının çokta farkında değilizdir.
Halbuki, Kuran-ı Kerim’de “Hayvanlarda, sizin için elbette ibretler vardır” der. (Mü’minun / 21)
Tekrar konumuza dönecek olursak: Bu zamanlarda artık kartalın uçması iyice zorlaşmıştır. Dolayısıyla kartalın burada iki seçimden birisini yapması gerekir. Ya bekleyerek hiçbir şey yapmadan, karamsarlıkla, sorunun altında ezile ezile ölümü bekleyecektir ya da yeniden doğuşun acılı ve zorlu sürecini göğüsleyecektir. Bu hal, insanlara ne kadar da yakın öyle değil mi Metin kardeşim? Metin:
- Aynen öyleymiş Azizim. Çok meraklandım devam edebilir misiniz? Aksakallı:
- Tabi. Bu yeniden doğuş süreci, ne kadar sürüyor biliyor musun? Tam yüz elli gün. Yani beş ay kadar sürüyor.
Kartal, bu yönde bir karar verirse bir dağın tepesine uçar ve orada bir kayada, artık uçmasına gerek olmayacak bir yerde, yuvasında kalır.
Uygun yeri bulduktan sonra kartal gagasını sert bir şekilde bu kayaya vurmaya başlar. Bu öyle kolay bir iş değildir. Gagasını parçalayana kadar canı yanar, çokça kanı akarken dahi devam eder mücadelesine. En sonunda kartalın gagası yerinden sökülür ve düşer.
Kartal günlerce yeni gagasının çıkmasını bekler. Gagası çıktıktan sonra bu yeni gaga ile pençelerini, tırnaklarını tek tek yerinden söker çıkarır. Sonrasında yeni pençelerinin çıkmasını bekler. Yeni pençeleri çıkınca kartal bu kez eski kartlaşmış tüylerini yolmaya başlar. Yeni kanatları da çıkınca kartal bu acılı ve sancılı süreci başarıyla tamamlar. Tam beş ay sonra, kendisine 20 yıl veya daha uzun süreli bir yaşam bağışlayan meşhur yeniden doğuş uçuşunu yapmaya hazır duruma gelir Allah’ın izniyle.”
İşte Metin kardeşim, gel bugünden başlayarak büyük değişime bizde katılalım.
Epictetos’un “Yarın bambaşka bir insan olacağım diyorsun; niye bugünden başlamıyorsun!” dediği gibi bizde bugünden başlamalıyız. Değişimin okyanusuna kendi sandalımız ile açılmalıyız. Umutlarımızı bileyelim, yılmayalım. Bir olayla yahut kötü hadiselere takılarak, dönüp arkamızı gidenlerden olmayalım.
Yapmamız gereken, kartallar gibi, yeni bir hayatı gerçekten istemek ve elde etmek için emek vermek, bedel ödemektir. Yeni bir hayata yelken açmak isteyenler, kartalın artık işine yaramayan gagasını, pençesini, tüylerini söküp attığı gibi; eski alışkanlıklarını, zihnindeki köhne fikirlerini bırakıp hedefine ulaşmasının gerektirdiği özelliklerle kendisini donatır. Olması gerektiği gibi, sancılı ve uzun olsa da bu ızdıraba dayanarak, bu değişim sürecine girenler olmalıyız.
Ulaşmak istediğiniz hedefiniz, gerçekleştirmek istediğiniz hayalleriniz!
Gitmek istediğiniz, görmek istediğiniz yerler!
Almak istediğiniz eğitim, okumak istediğiniz kitaplar!
Gerçekten yapmak istiyorsan sana ne engel olabilir?
Al eline kâğıdı, kalemi istediklerini yaz. Hedeflerinin neresindesin?
Hedeflerimize ulaşmamız için ne yapmamız gerekiyor?
Hiç bıkmadan, üşenmeden düşün ve yaz!
Her şey, her zaman istediğin gibi olmayacak, gerçeklerle yüzleşmen gerekecek!
Unutma soruyu anlamak yahut sorunun farkında olmak, çözümün yarısıdır.
Sorunlarınla yüzleş. Biraz acı duyabilirsin lakin bu değişim için önemli bir adım.
Unutma, her doğum sancılı olur.
Metin Aksakallının bu son sözleriyle daldıkça dalmıştı, artık hayatın hakikatinin farkına varmıştı. Bu sözleri için Aksakallıya teşekkür etti. Rabbine imanından dolayı şükredip, berrak akan suda abdestini alarak şükür namazını yeşil çimler üzerinde kıldı ve nefes aldıkça huzur buluyordu.
Metin, Aksakallı Nureddin Bey ile irtibatını yıllarca koparmayarak, burada talebeleri ile büyük kamplar düzenleyecekti. Birçok insanın kurtuluşuna vesile olanlardan olmuştu.
Rabbim bize de bu duruşu nasip eylesin. Haftaya görüşebilmek duasıyla, Allah’a emanet olunuz.

