Kahve Kitap
Mahmut Eraslan
Köşe Yazarı
Mahmut Eraslan
 

Siz Mustafa Hoca’yı yanlış anlamışsınız.

Sosyal medyada dolaşan bir videoda, Adana Yüreğir Merkez Camii İmamı Mustafa İslam, bir sohbetinde yolsuzluğa, usulsüzlüğe ve fonlardan fonlananlara dikkat çekerek şunu eklemiştir: “Bunu yapanların sakallı veya başörtülü olması içimizi yakıyor.” Yani açıkça bir haksızlığa ve harama dikkat çekmekiyor. ​Bu konuşmayı onaylıyor muyum? Elbette, her cümlesiyle güncel ve samimi bir vaaz olmuştur. Ancak benim dikkatimi çeken nokta, sol-seküler kesimden ulusal çapta bildiğim isimlerin bile bu konuşmayı paylaşmış olmasıdır. ​Mustafa Hoca’yı yıllardır tanırım; haramlar konusu, onun bugün yeni dile getirdiği bir konu değildir. Bundan önce de İslamiyet’e dair pek çok sohbet ve nasihat etmiş; birçok harama ve yanlışa dikkat çekerek doğrusunu işaret etmiştir. Peki, bu arkadaşlar, yani sol-seküler kesim, bugüne kadar hocanın kaç videosunu, kaç sözünü paylaşmıştır? Hiçbirini. Peki, bugün neden paylaşıyorlar? ​Mustafa Hoca; sakallı birine haram olanın sakalsıza helal, başörtülü bir hanıma haram olanın açık bir hanıma helal olduğunu mu söylemiş? ​Hayır. Burada "İçimizi yakan yer" denilerek özel ve net bir vurgu yapılmıştır. Dolayısıyla kimse bu konuyu mecrasından çıkarıp bir siyasi partinin mensubuna veya dindar bir kişiye endeksleyerek kendini temize çıkarmasın bunu Müslümanlara bir saldırı malzemesi olarak asla değerlendirmesin diyeceğim ama maalesef tam da bu oluyor! ​Maalesef bu durum sadece tek bir kesimin, yani sol ve seküler kesimin refleksi değildir; artık her kesime, hatta bizim camiamıza bile bulaşmış sıkıntılı bir hâl almıştır. Herkes işine geldiği gibi, kime nasıl vuracaksa ve nereden nasıl bir malzeme üretecekse onun arayışındadır. Önüne düşen yazıyı, sohbeti veya kaydı cımbızlayıp paylaşıma geçmekte; eline geçen kozu bir yerleri yıpratmak için kullanmaktadır. ​Hâlbuki yanlış kimden gelirse gelsin yanlıştır, günah işleyen hangi kesimden olursa olsun günahkârdır. ​Herkes, karşıt bildiği veya karşı çıktığı kesim ya da şahıs her kimse, ona karşı elinde bir koz olsun, oraya vurabilsin ve orayı yıpratabilsin diye malzeme aramaktadır. Eğer bu konuşmayı paylaşan veya dinleyen herkes —hangi kesimden olursa olsun— işin polemik kısmını bir kenara bırakıp "Ben nerede yanlış yaptım?" sorusunu kendisine sorabilseydi, toplum olarak çok daha sağlıklı bir zeminde buluşabilirdik. ​Bugün Müslümanlara ahlak dersi vermeye kalkışanlar bataklıkta çırpınmaktadır; haksız kazançtan, zimmete para geçirmeye, ihaleye fesat karıştırma, eşini aldatmadan eşcinselliğe varana kadar utanmadan tüm bu fiilleri işleyenleri sahiplenebilmektedir. ​“Hakikat, başkasını dövmek için kullanılan bir sopa değil; önce insanı kendi nefsinden başlayarak hizaya getiren bir ölçüdür.” Bu hatırlatma, konunun asıl varması gereken noktayı çok güzel özetlemektedir. ​Gönül ister ki tüm Türkiye'de camilerde böyle eğip bükmeden, içi yanan hocalar olsun ve onlar hakkı, hakikati tüm yüreğiyle, samimiyetiyle cemaatine yansıtsın. İnanıyorum ki o zaman bu ülkede çok şey değişecektir. Sorun sadece bir kesimin veya bir kurumun sorunu değildir; İslam hukukuna göre haramlar ve helaller bellidir. Hocaların görevi, öncelikle kendilerinin bu hukuka uygun bir yaşamla örnek olması ve bu hakikati toplumun tüm kesimlerine anlatıp uyarmasıdır.
Ekleme Tarihi: 04 Kasım 2026 -Çarşamba
Mahmut Eraslan

Siz Mustafa Hoca’yı yanlış anlamışsınız.

Sosyal medyada dolaşan bir videoda, Adana Yüreğir Merkez Camii İmamı Mustafa İslam, bir sohbetinde yolsuzluğa, usulsüzlüğe ve fonlardan fonlananlara dikkat çekerek şunu eklemiştir: “Bunu yapanların sakallı veya başörtülü olması içimizi yakıyor.” Yani açıkça bir haksızlığa ve harama dikkat çekmekiyor.

​Bu konuşmayı onaylıyor muyum? Elbette, her cümlesiyle güncel ve samimi bir vaaz olmuştur. Ancak benim dikkatimi çeken nokta, sol-seküler kesimden ulusal çapta bildiğim isimlerin bile bu konuşmayı paylaşmış olmasıdır.

​Mustafa Hoca’yı yıllardır tanırım; haramlar konusu, onun bugün yeni dile getirdiği bir konu değildir. Bundan önce de İslamiyet’e dair pek çok sohbet ve nasihat etmiş; birçok harama ve yanlışa dikkat çekerek doğrusunu işaret etmiştir. Peki, bu arkadaşlar, yani sol-seküler kesim, bugüne kadar hocanın kaç videosunu, kaç sözünü paylaşmıştır? Hiçbirini. Peki, bugün neden paylaşıyorlar?

​Mustafa Hoca; sakallı birine haram olanın sakalsıza helal, başörtülü bir hanıma haram olanın açık bir hanıma helal olduğunu mu söylemiş?

​Hayır. Burada "İçimizi yakan yer" denilerek özel ve net bir vurgu yapılmıştır. Dolayısıyla kimse bu konuyu mecrasından çıkarıp bir siyasi partinin mensubuna veya dindar bir kişiye endeksleyerek kendini temize çıkarmasın bunu Müslümanlara bir saldırı malzemesi olarak asla değerlendirmesin diyeceğim ama maalesef tam da bu oluyor!

​Maalesef bu durum sadece tek bir kesimin, yani sol ve seküler kesimin refleksi değildir; artık her kesime, hatta bizim camiamıza bile bulaşmış sıkıntılı bir hâl almıştır. Herkes işine geldiği gibi, kime nasıl vuracaksa ve nereden nasıl bir malzeme üretecekse onun arayışındadır. Önüne düşen yazıyı, sohbeti veya kaydı cımbızlayıp paylaşıma geçmekte; eline geçen kozu bir yerleri yıpratmak için kullanmaktadır.

​Hâlbuki yanlış kimden gelirse gelsin yanlıştır, günah işleyen hangi kesimden olursa olsun günahkârdır.

​Herkes, karşıt bildiği veya karşı çıktığı kesim ya da şahıs her kimse, ona karşı elinde bir koz olsun, oraya vurabilsin ve orayı yıpratabilsin diye malzeme aramaktadır. Eğer bu konuşmayı paylaşan veya dinleyen herkes —hangi kesimden olursa olsun— işin polemik kısmını bir kenara bırakıp "Ben nerede yanlış yaptım?" sorusunu kendisine sorabilseydi, toplum olarak çok daha sağlıklı bir zeminde buluşabilirdik.

​Bugün Müslümanlara ahlak dersi vermeye kalkışanlar bataklıkta çırpınmaktadır; haksız kazançtan, zimmete para geçirmeye, ihaleye fesat karıştırma, eşini aldatmadan eşcinselliğe varana kadar utanmadan tüm bu fiilleri işleyenleri sahiplenebilmektedir.

​“Hakikat, başkasını dövmek için kullanılan bir sopa değil; önce insanı kendi nefsinden başlayarak hizaya getiren bir ölçüdür.” Bu hatırlatma, konunun asıl varması gereken noktayı çok güzel özetlemektedir.

​Gönül ister ki tüm Türkiye'de camilerde böyle eğip bükmeden, içi yanan hocalar olsun ve onlar hakkı, hakikati tüm yüreğiyle, samimiyetiyle cemaatine yansıtsın. İnanıyorum ki o zaman bu ülkede çok şey değişecektir. Sorun sadece bir kesimin veya bir kurumun sorunu değildir; İslam hukukuna göre haramlar ve helaller bellidir. Hocaların görevi, öncelikle kendilerinin bu hukuka uygun bir yaşamla örnek olması ve bu hakikati toplumun tüm kesimlerine anlatıp uyarmasıdır.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve adanagundemi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.