Kahve Kitap
Mahmut Eraslan
Köşe Yazarı
Mahmut Eraslan
 

Başkasına Nizam Verirken Kendinden Geçmek...

Bugünlerde kime sorsanız bir "arayış" içerisinde. Kimimiz aşkın, kimimiz kariyerin, kimimiz ise sosyal medyada parlatılmış o kusursuz vitrinin peşindeyiz. Dünya telaşı içinde savrulurken, asıl büyük kavgayı; yani kendi içimizdeki "benlik" savaşını çoktan unuttuk. Modern kültür bize sürekli "parla, öne çık, en iyisi sen ol" diye fısıldarken, aslında bizi en büyük hapishanemize, yani kendi egomuza mahkûm ediyor. ​İçimizdeki o devasa "enaniyet", gelişimimizin önündeki en kalın duvar haline geldi. Eskiler "hiçlik" derdi, "tevazu" derdi... Şimdilerde ise herkes bir "her şey olma" sevdasında. Kendi kusurlarımıza karşı öyle bir körlük yaşıyoruz ki, dış dünyada kazandığımız küçücük bir başarıyı bile hemen bir benlik abidesine dönüştürüyoruz. Oysa gerçek özgürlük, dışarıdaki kalabalıkları yönetmek değil, kendi nefsinin esaretinden kurtulabilmektir. ​Toplum olarak en mahir olduğumuz konu nedir biliyor musunuz? Başkasına nizam vermek. Kendi içimizdeki kaosla yüzleşmek o kadar ağır geliyor ki, çareyi başkalarının hayatlarını, ahlaklarını ve yanlışlarını düzenlemeye çalışmakta buluyoruz. Başkasını eğitme çabası, aslında kendi eksikliklerimizden kaçmak için inşa ettiğimiz o meşhur savunma mekanizmasından başka bir şey değil. ​"Kendi gözündeki merteği görmeyip, başkasının gözündeki çöpü aramak" sadece bir deyim değil, modern insanın trajik bir özeti haline geldi. Başkasını terbiye etmeye çalışırken, aslında kendi nefsini terbiye etme sorumluluğundan kaçıyor, kendimize karşı giderek sağırlaşıyoruz. ​Sahi, en son ne zaman bir başkasının hatasını konuşmak yerine kendi içimizdeki karanlık bir köşeyi aydınlatmaya çalıştık? ​Dünya ve ahiret dengesi dediğimiz o hassas terazi, biz başkalarını tartarken çoktan bozuldu. Başkalarına vaaz vermeyi bir kenara bırakıp, önce kendi iç sesimizi dinlemenin vakti gelmedi mi? Unutmayalım ki; kendi nefsine söz geçiremeyen, dünyaya ancak gürültü bırakır. ​Bugün başkasına nizam vermeyi bırakıp, aynayı kendimize çevirme günü olsun. Çünkü kurtuluş, başkasını değiştirmekte değil, kendimizi bulmaktadır. insanın kurtuluşu dış dünyayı fethetmesinde değil, kendi iç dünyasında vereceği büyük savaşta (cihad-ı ekber) gizlidir. Modern çağın getirdiği ego merkezli yaşam biçimi, ahiret perspektifini daraltmakta ve bireyi manevi bir fakirliğe sürüklemektedir. Çözüm; aynayı başkalarına tutmaktan vazgeçip kendimize yöneltmekte, söylemden ziyade eylemle nefs terbiyesine odaklanmaktadır. Kişi ancak kendi nefsinin karanlıklarını aydınlattığında, hem dünya hem de ahiret dengesini sağlıklı bir zemine oturtma şansına sahip olacaktır.  
Ekleme Tarihi: 07 Nisan 2026 -Salı
Mahmut Eraslan

Başkasına Nizam Verirken Kendinden Geçmek...

Bugünlerde kime sorsanız bir "arayış" içerisinde. Kimimiz aşkın, kimimiz kariyerin, kimimiz ise sosyal medyada parlatılmış o kusursuz vitrinin peşindeyiz. Dünya telaşı içinde savrulurken, asıl büyük kavgayı; yani kendi içimizdeki "benlik" savaşını çoktan unuttuk. Modern kültür bize sürekli "parla, öne çık, en iyisi sen ol" diye fısıldarken, aslında bizi en büyük hapishanemize, yani kendi egomuza mahkûm ediyor.

​İçimizdeki o devasa "enaniyet", gelişimimizin önündeki en kalın duvar haline geldi. Eskiler "hiçlik" derdi, "tevazu" derdi... Şimdilerde ise herkes bir "her şey olma" sevdasında. Kendi kusurlarımıza karşı öyle bir körlük yaşıyoruz ki, dış dünyada kazandığımız küçücük bir başarıyı bile hemen bir benlik abidesine dönüştürüyoruz. Oysa gerçek özgürlük, dışarıdaki kalabalıkları yönetmek değil, kendi nefsinin esaretinden kurtulabilmektir.

​Toplum olarak en mahir olduğumuz konu nedir biliyor musunuz? Başkasına nizam vermek. Kendi içimizdeki kaosla yüzleşmek o kadar ağır geliyor ki, çareyi başkalarının hayatlarını, ahlaklarını ve yanlışlarını düzenlemeye çalışmakta buluyoruz. Başkasını eğitme çabası, aslında kendi eksikliklerimizden kaçmak için inşa ettiğimiz o meşhur savunma mekanizmasından başka bir şey değil.

​"Kendi gözündeki merteği görmeyip, başkasının gözündeki çöpü aramak" sadece bir deyim değil, modern insanın trajik bir özeti haline geldi. Başkasını terbiye etmeye çalışırken, aslında kendi nefsini terbiye etme sorumluluğundan kaçıyor, kendimize karşı giderek sağırlaşıyoruz.

​Sahi, en son ne zaman bir başkasının hatasını konuşmak yerine kendi içimizdeki karanlık bir köşeyi aydınlatmaya çalıştık?

​Dünya ve ahiret dengesi dediğimiz o hassas terazi, biz başkalarını tartarken çoktan bozuldu. Başkalarına vaaz vermeyi bir kenara bırakıp, önce kendi iç sesimizi dinlemenin vakti gelmedi mi? Unutmayalım ki; kendi nefsine söz geçiremeyen, dünyaya ancak gürültü bırakır.

​Bugün başkasına nizam vermeyi bırakıp, aynayı kendimize çevirme günü olsun. Çünkü kurtuluş, başkasını değiştirmekte değil, kendimizi bulmaktadır.

insanın kurtuluşu dış dünyayı fethetmesinde değil, kendi iç dünyasında vereceği büyük savaşta (cihad-ı ekber) gizlidir. Modern çağın getirdiği ego merkezli yaşam biçimi, ahiret perspektifini daraltmakta ve bireyi manevi bir fakirliğe sürüklemektedir. Çözüm; aynayı başkalarına tutmaktan vazgeçip kendimize yöneltmekte, söylemden ziyade eylemle nefs terbiyesine odaklanmaktadır. Kişi ancak kendi nefsinin karanlıklarını aydınlattığında, hem dünya hem de ahiret dengesini sağlıklı bir zemine oturtma şansına sahip olacaktır.

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve adanagundemi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
bizim mekan çemberleme makinası kurumsal web dini chat