Çin–İran Antlaşması, Bölgede Yaşananlar ve Geleceğin İnşâsı
2021’den 2026’ya Değişenler ve Değişmeyenler
Bu köşede, 05 Nisan 2021 tarihinde kaleme aldığımız “Çin İran Antlaşması, Bölgede Yaşananlar ve Geleceğin İnşâsı” başlıklı yazımızda, dünyanın yeni bir güç dengesi içerisine girdiğini, ABD merkezli tek kutuplu düzenin sarsıldığını ve Çin’in ekonomik, diplomatik ve stratejik hamlelerle yeni dönemin en önemli aktörlerinden biri hâline geldiğini ifade etmiştik.
Aradan geçen beş yıl, dünyanın bu dönüşümü daha açık biçimde yaşadığı bir dönem oldu.
Bugün geriye dönüp baktığımızda şu soruyu sormak gerekiyor:
2021’den bugüne ne değişti, ne değişmedi?
Aslında değişen aktörlerden çok, güç mücadelesinin yöntemleri olmuştur.
Eskiden ülkeler işgal ordularıyla ilerliyordu.
Bugün ise enerji hatları, limanlar, yapay zekâ, çip teknolojileri, finans sistemleri ve ticaret koridorları yeni savaş alanları hâline gelmiştir.
Çin’in İran ile imzaladığı 25 yıllık stratejik ortaklık anlaşması yalnızca iki ülke arasında yapılan ekonomik bir mutabakat değildir.
Bu anlaşma; Kuşak ve Yol Projesi’nin Orta Doğu ayağını güçlendiren, enerji güvenliğini garanti altına alan ve Çin’in Batı Asya’daki etkinliğini artıran uzun vadeli bir adımdır.
Bugün gelinen noktada Çin, İran’ın en önemli ticaret ortaklarından biri olmayı sürdürmektedir.
Bunun yanında Çin, 2023 yılında İran ile Suudi Arabistan arasında diplomatik normalleşmeye aracılık ederek sadece ekonomik değil, diplomatik bir güç olduğunu da göstermiştir.
Bu gelişme, Çin’in yalnızca üretim yapan bir ülke değil; küresel krizlerde söz sahibi olmak isteyen bir aktöre dönüştüğünü ortaya koymaktadır.
Öte yandan ABD’nin bölgeden tamamen çekildiğini söylemek mümkün değildir.
Aksine ABD; askerî üsleri, deniz gücü, dolar sistemi ve ittifaklarıyla küresel etkisini sürdürmektedir.
Ancak ABD k artık tek başına belirleyici güç değildir.
Çok kutuplu bir dünya düzeni, giderek daha görünür hâle gelmektedir.
2022 yılında başlayan Rusya-Ukrayna savaşı, bu dönüşümün en önemli kırılma noktalarından biri olmuştur.
Rusya’ya uygulanan yaptırımlar, enerji piyasalarını yeniden şekillendirirken, Çin ile Rusya arasındaki ekonomik ilişkiler daha da güçlenmiştir.
Enerji ticaretinde yerel para birimlerinin kullanımının artması, doların küresel sistemdeki ağırlığına yönelik alternatif arayışları hızlandırmıştır.
Fakat bütün bunlara rağmen dolar, uluslararası finans sistemindeki merkezî konumunu hâlen korumaktadır.
Dolayısıyla “dolar dönemi tamamen sona erdi” demek de gerçekçi değildir.
Bir başka dikkat çekici gelişme ise Kızıldeniz ve Süveyş hattında yaşanan krizlerdir.
2021 yılında Süveyş Kanalı’nda karaya oturan Ever Given gemisi küresel tedarik zincirlerinin ne kadar kırılgan olduğunu göstermişti.
2024 ve 2025 yıllarında Kızıldeniz’de yaşanan saldırılar ise dünya ticaretinin güvenliğinin artık yalnızca ekonomik değil, askerî bir mesele olduğunu yeniden ortaya koymuştur.
Bugün dünya limanları, enerji koridorları ve deniz yolları üzerinde büyük bir rekabet yaşanmaktadır.
Türkiye ise bu yeni tabloda yalnızca coğrafi konumuyla değil; enerji geçiş hatları, savunma sanayii, tarım potansiyeli ve bölgesel diplomasisiyle dikkat çeken ülkelerden biri olmayı sürdürmektedir.
Karadeniz, Kafkasya, Orta Doğu ve Akdeniz arasında kurduğu denge siyaseti, Türkiye’nin önemini artırmaktadır.
Ancak bu önem, beraberinde daha fazla sorumluluk ve daha hassas diplomasi gerektirmektedir.
Son beş yılda yaşanan gelişmeler göstermektedir ki;
Artık devletlerin gücü yalnızca askerî kapasiteyle ölçülmemektedir.
Ekonomi, teknoloji, yapay zekâ, enerji arzı, veri güvenliği ve finans sistemleri yeni güç unsurlarıdır.
Dünya yeniden şekillenmektedir.
Fakat bu şekillenmenin tek bir ülkenin kontrolünde ilerlediğini kesin olarak söylemek mümkün değildir.
Bugün gördüğümüz tablo; büyük güçlerin hem rekabet ettiği hem de bazı alanlarda birbirleriyle iş birliği yapmak zorunda kaldığı karmaşık bir uluslararası dengedir.
Son Tahlilde
2021 yılında sorduğumuz sorular bugün de geçerliliğini koruyor.
Dünya yeni bir dönemin eşiğindedir.
Güç merkezleri yer değiştirmekte, ekonomik dengeler yeniden kurulmakta ve küresel sistem çok kutuplu bir yapıya doğru evrilmektedir.
Önemli olan, günlük gelişmelerin ötesine bakarak uzun vadeli değişimi okuyabilmektir.
Çünkü tarih, çoğu zaman bir günde değişmez.
Tarih; yıllar boyunca atılan küçük adımların sonunda yönünü belli eder.

