Kahve Kitap
Mustafa BAYGIN
Köşe Yazarı
Mustafa BAYGIN
 

Aksa Tufanının Yıldönümünde

“Aksa Tufanı Yıldızları” ve Küresel Tiyatro Dünya'nın tek Özgür MİLLETi Filistin'de, Gazze Şeridi'nde, İzzeddin el-Kassam Tugayları’nın öncülüğünde 7 Ekim 2023’te yakılan direniş meşalesi, direnişin ve özgürlük mücadelesinin sembolü **“İntifada”**nın, FETÎH gününün başlangıcının yıl dönümü. Bu süreçte İzzeddin el-Kassam Tugayları; İsmail Heniyye, sembol isimlerden Yahya Sinvar gibi komutan ve yöneticilerinin yanında, Sinvar'ın yol ve silah arkadaşlarından Enis ed-Derbi, Mahmud Hamdan, Ebû Ubeyde gibi onlarca şehîd verdiler ama yılmadılar, asla ümitsizliğe kapılmadılar. Tel Aviv yönetiminin ve YÂLÂN makinesini çöpe attıracak Netanyahu ve embeddedlerinin uzun süre Dünya kamuoyuna yönelik algı ve manipülasyon mühendisleri ve aparatlarıyla yürüttükleri algı operasyonları çöküyor. Uzun zaman en büyük yalanları olan, Yahya Sinvar'ın Gazze'de “tünellerde saklanıyor, esirleri kendine kalkan yapıyor” diyerek Dünya’ya pazarladığı yalanları, her defasında ve her geçen gün yeni bir video ile çöpe atılmıştır. Yahya Sinvar’ın yanında hiçbir İsrailli esir olmadan, en ön safta çarpışarak şehit düşmesiyle bir kez daha yerle bir oldu. Dağıtılan bu manipülasyon, sahnenin arkasındaki daha büyük bir küresel tiyatronun da habercisidir. İran (Yönetimsel Olarak) ve İsrail İkiz Kardeştirler İkiz kardeşler İsrail ve İran’ın bölgede oynadıkları kontrol tiyatrosu. İsrail'in her bitişinde, eli zayıfladığında, köşeye sıkıştığında, İran yönetimsel olarak İsrail'e her defasında can suyu olmuştur. Öncelikle şunu tekrar belirtmem gerekiyor. Yıllardır söylüyor ve yazıyorum. İran yönetimsel olarak İsrail ile ikiz kardeştir. Bu iki yapı, aslında aynı küresel aklın — anneleri İngiltere, babaları ABD olan ikizlerinden erkek evlatları İsrail, kız kardeşi ise İran (yönetimidir). Rusya ve Fransa ise bu senaryonun yakın kuzenleridir diyerek saklanmak istenen gerçekleri yazdım, söyledim ve yazmaya da devam ediyorum. Bilinmelidir ki İngiltere'nin gelecekte yerleşmek (işgal etmek) için, kendi tarafından “Orta Doğu” adı ile tanımladığı bölgenin merkezi Türkiye'dir, Anadolu topraklarıdır. Bunu başarabilmesi için de iki kutuplu, rakip, düşman gibi gözüken, rezerv ülkesi de olan İsrail ile İran'ın düşman ülkeler olgusu, algı ve manipülasyon mühendisleri tarafından zihinlere yerleştirilmiştir. Küçük bir misal; eskiler bilir, öğretmen sınıfta yaramazlık yapanın kim olduğunu bilmediğinde veya gruplara verdiği ödevi/dersi yapmayanları cezalandırmak istediğinde, yaramaz çocukları veya grupta ödevini yapmayanları tahtanın önüne çıkartırdı. Bu öğrencileri birbirlerine tokat attırarak cezalandırırdı. Bazen çok samimi iki arkadaş veya aynı sınıftaki kardeşler birbirine tokat atmak mecburiyetinde kalırlardı. Bu, o öğrencilerin birbirine düşman olmasına neden olmazdı. Meseleyi bilmeyen, dışarıdan bakan, onların bir daha bir arada olmayacaklarını, birbirlerine düşman olacaklarını düşünebilirlerdi. Tıpkı İran'ın (yönetimsel olarak) ile İsrail'in bazen birbirlerine diklendirilmeleri ve sataştırılmaları da bu minvaldedir. İran ve İsrail arasındaki kontrollü gerilimler de bu cinstendir. Dışarıdan bakıldığında birbirlerinin can düşmanı gibi görünen bu iki aktör, aslında varlıklarını bu düşmanlık algısı üzerinden meşrulaştırmaktadır. İran, Müslüman toplumlara “Ben olmasam İsrail sizi yok eder” mesajı verirken; İsrail ise Batılılara (Batı dünyasına), “Ben olmasam İran sizi yaşatmaz” korkusunu pompalayarak büyümüşlerdir. Böylece küresel güçler bölgeyi, düşman kardeşler figürü üzerinden kolayca dizayn edebilmişlerdir ve maalesef ki etmeye de devam etmektedirler. Sonuçta İran (yönetimsel olarak), İsrail'in her zora düştüğünde, ya bizzat ya da embeddedleri veya vekil güçleriyle destek olmuştur. Mekke İttifakının Parçaladığı Planlar Pakistan - Suudi Arabistan - Türkiye arasında oluşturulan (8 Ağustos 2026) Mekke İttifakı, ilk kurulduğu haftasında hem İran hem de ABD tarafından “Destek Açıklamaları” ile hedef alınmaya başlanmıştır. Anadolu topraklarını ve Türkiye'yi merkeze alan küresel planlar, tarihinde imzalanan Mekke İttifakı (Pakistan - Suudi Arabistan - Türkiye) ile büyük bir darbe aldı. Bu ortak savunma anlaşması, bölgede planları olanların güvenlik hesaplarını bozarken, bölgedeki tüm güvenlik hesaplarını da kökten değiştirmiştir. Hedef Türkiye ve Mekke İttifakı ABD Başkanı Donald Trump, kendi medyası olan “Truth Social” platformunda, “Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan'ın yakın zamanda ve nihayet Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nı imzaladığını görmekten çok mutluyum” mesajını paylaşmıştır. Bu açıklamayı destek olarak okuyanların çoğunlukta olduğunu görmüş olsak da gerçekte bu ittifakın, birilerinin “Orta Doğu” diye nitelendirdikleri coğrafyadaki güvenlik hesaplarını değiştirdiğini ve özellikle de ABD'ye duyulan güvenin sorgulanmasına yol açtığını anlayanlar anlamıştır. ABD merkezli olarak İsrail - İran - Rusya - Fransa - Almanya - İngiltere güvenlik birimlerince kapalı kapılar arkasında, milim milim konuşularak doğurabileceği sonuçlar hesaplanmıştır. ABD Başkanı Trump'ın açıklamasından çok sonra, ittifak ile ilgili görüşleri sorulan İran Cumhurbaşkanı, “Mekke İttifakı'nın Müslümanların birleşmesi adına atılmış bir adım” olduğunu söylemiştir. Pezeşkiyan bu açıklamasında “SIR” kelimesi, “İslâm” üzerinden, anlamak isteyenlere gereken cevabı vermiştir. Peki bugün (6 Ekim 2026), yukarıda isimlerini saydığımız ülkeler ve uyduları ne düşünüyorlardır diye baktığımızda, cevap ABD'li Temsilciler Meclisi üyesi Joe Wilson'dan gelmiştir: “Mekke Savunma İttifakı, Orta Doğu'nun NATO'su olma potansiyeline sahip” itirafı, bu yapının küresel güçlerde yarattığı depremi özetlemektedir. Anlaşılmayan? Yazdıklarımızı özet (mi) geçmiştir… İsrail Üzerinden Türkiye'nin Sabrı Test Edilmektedir Küresel şer odakları, İsrail üzerinden Türkiye’nin sabrını ve niyetini farklı coğrafyalarda defalarca test etmiştir. En sondan başlayalım ki hâfızalarda yer etsin, unutulmasın! · Mekke’ye Saldırı. İsrail, Mekke'ye saldırı düzenleyerek Mekke Paktı'nı test etti. Bununla bir yandan Mekke Paktı'nı itibarsızlaştırıp önemsiz olduğunu, kıymetiharbiyesi olmadığını göstermeye, bir yandan da Türkiye'nin niyetini anlamaya çalışıyor. İsrail, öteden beri Türkiye'yi hemen her girişiminin ardından bir test ediyor. Kâbe'ye saldırı düzenlettirerek de bölge ülkelerine, “Bana rağmen bir ittifak kuramazsınız. Türkiye'ye boşuna güvenmeyin” mesajı vermeye kalkışmıştır. · Azerbaycan’da Uçak Düşmesi. Türkiye’nin Azerbaycan'la ilişkilerini, ittifakını test etmek için, oradan kalkan kargo uçağını düşürmesi. İçinde en etkin ve yetkin personelin olduğu, tedbirsiz ve kontrolsüz asla havalanmayacak olan kargo uçağı düşürülerek ilişkiler sınandı, Bakü’ye mesaj verilmek istendi. İsrail, Azerbaycan'a “Türkiye aramıza girmesin” mesajı vermeye kalkışmıştır. Zira gerçek bir Atatürkçü olan Ebülfeyz Elçibey döneminde Azerbaycan, İsrail'le çok ileri ilişkiler kurmuştur. · Libya’ya Giden Uçağın Düşmesi. Türkiye’den kalkan uçak hedef alınarak güven sarsılmaya çalışıldı. Amaç, Türkiye’nin Libya'daki girişimlerini test etmek için, içinde Libya’nın en üst düzeydeki askerî yetkililerinin olduğu ve Türkiye'den kalkan uçağın düşmesi üzerinden, Terörist Devlet İsrail'in aklınca Libya'ya da “Türkiye'ye çok güvenme” mesajı verdiğini düşünmektedir. · Suriye’de Havaalanı Bombalanması. Türkiye sınırına yakın, Suriye'deki Ebu Zuhur üssünü bombalayıp doğrudan Türkiye’ye mesaj gönderildi. Mel’un Netanyahu da açıkça “mesaj verdik” diyerek testini pekiştirmeye kalkıştı. Ayrıca Suriye'nin farklı yerlerini işgal ederek, bombalayarak Ahmet Şara'ya “Türkiye seni elimden kurtaramaz” mesajı vermek istemektedir. Türkiye ise içerideki takkiyeci zümrelerin ve yabancı aparatların kollarını keserek kendi bünyesini, âdeta bağırsaklarını temizliyor. Ankara, bu provokasyonların farkında olarak tuzağa düşmüyor. İsrail ile uzun sürecek bir yıpratma savaşının değil, tek bir günde işi bitirecek stratejik bir hazırlığın planını yapıyor. Türkiye sabırla, ama kaçınılmaz olan o nihai güne bilerek hazırlıklarını sürdürüyor. Yani, ölümü gelen it misali davranan İsrail’in provokasyonlarına gelerek herhangi bir savaşa öyle bodoslama girecek bir devlet değildir Türkiye.
Ekleme Tarihi: 06 Ekim 2026 -Salı
Mustafa BAYGIN

Aksa Tufanının Yıldönümünde

“Aksa Tufanı Yıldızları” ve Küresel Tiyatro

Dünya'nın tek Özgür MİLLETi Filistin'de, Gazze Şeridi'nde, İzzeddin el-Kassam Tugayları’nın öncülüğünde 7 Ekim 2023’te yakılan direniş meşalesi, direnişin ve özgürlük mücadelesinin sembolü **“İntifada”**nın, FETÎH gününün başlangıcının yıl dönümü.

Bu süreçte İzzeddin el-Kassam Tugayları; İsmail Heniyye, sembol isimlerden Yahya Sinvar gibi komutan ve yöneticilerinin yanında, Sinvar'ın yol ve silah arkadaşlarından Enis ed-Derbi, Mahmud Hamdan, Ebû Ubeyde gibi onlarca şehîd verdiler ama yılmadılar, asla ümitsizliğe kapılmadılar.

Tel Aviv yönetiminin ve YÂLÂN makinesini çöpe attıracak Netanyahu ve embeddedlerinin uzun süre Dünya kamuoyuna yönelik algı ve manipülasyon mühendisleri ve aparatlarıyla yürüttükleri algı operasyonları çöküyor.

Uzun zaman en büyük yalanları olan, Yahya Sinvar'ın Gazze'de “tünellerde saklanıyor, esirleri kendine kalkan yapıyor” diyerek Dünya’ya pazarladığı yalanları, her defasında ve her geçen gün yeni bir video ile çöpe atılmıştır. Yahya Sinvar’ın yanında hiçbir İsrailli esir olmadan, en ön safta çarpışarak şehit düşmesiyle bir kez daha yerle bir oldu. Dağıtılan bu manipülasyon, sahnenin arkasındaki daha büyük bir küresel tiyatronun da habercisidir.

İran (Yönetimsel Olarak) ve İsrail İkiz Kardeştirler

İkiz kardeşler İsrail ve İran’ın bölgede oynadıkları kontrol tiyatrosu. İsrail'in her bitişinde, eli zayıfladığında, köşeye sıkıştığında, İran yönetimsel olarak İsrail'e her defasında can suyu olmuştur.

Öncelikle şunu tekrar belirtmem gerekiyor. Yıllardır söylüyor ve yazıyorum. İran yönetimsel olarak İsrail ile ikiz kardeştir.

Bu iki yapı, aslında aynı küresel aklın — anneleri İngiltere, babaları ABD olan ikizlerinden erkek evlatları İsrail, kız kardeşi ise İran (yönetimidir). Rusya ve Fransa ise bu senaryonun yakın kuzenleridir diyerek saklanmak istenen gerçekleri yazdım, söyledim ve yazmaya da devam ediyorum.

Bilinmelidir ki İngiltere'nin gelecekte yerleşmek (işgal etmek) için, kendi tarafından “Orta Doğu” adı ile tanımladığı bölgenin merkezi Türkiye'dir, Anadolu topraklarıdır. Bunu başarabilmesi için de iki kutuplu, rakip, düşman gibi gözüken, rezerv ülkesi de olan İsrail ile İran'ın düşman ülkeler olgusu, algı ve manipülasyon mühendisleri tarafından zihinlere yerleştirilmiştir.

Küçük bir misal; eskiler bilir, öğretmen sınıfta yaramazlık yapanın kim olduğunu bilmediğinde veya gruplara verdiği ödevi/dersi yapmayanları cezalandırmak istediğinde, yaramaz çocukları veya grupta ödevini yapmayanları tahtanın önüne çıkartırdı. Bu öğrencileri birbirlerine tokat attırarak cezalandırırdı. Bazen çok samimi iki arkadaş veya aynı sınıftaki kardeşler birbirine tokat atmak mecburiyetinde kalırlardı.

Bu, o öğrencilerin birbirine düşman olmasına neden olmazdı.

Meseleyi bilmeyen, dışarıdan bakan, onların bir daha bir arada olmayacaklarını, birbirlerine düşman olacaklarını düşünebilirlerdi.

Tıpkı İran'ın (yönetimsel olarak) ile İsrail'in bazen birbirlerine diklendirilmeleri ve sataştırılmaları da bu minvaldedir.

İran ve İsrail arasındaki kontrollü gerilimler de bu cinstendir. Dışarıdan bakıldığında birbirlerinin can düşmanı gibi görünen bu iki aktör, aslında varlıklarını bu düşmanlık algısı üzerinden meşrulaştırmaktadır.

İran, Müslüman toplumlara “Ben olmasam İsrail sizi yok eder” mesajı verirken; İsrail ise Batılılara (Batı dünyasına), “Ben olmasam İran sizi yaşatmaz” korkusunu pompalayarak büyümüşlerdir. Böylece küresel güçler bölgeyi, düşman kardeşler figürü üzerinden kolayca dizayn edebilmişlerdir ve maalesef ki etmeye de devam etmektedirler.

Sonuçta İran (yönetimsel olarak), İsrail'in her zora düştüğünde, ya bizzat ya da embeddedleri veya vekil güçleriyle destek olmuştur.

Mekke İttifakının Parçaladığı Planlar

Pakistan - Suudi Arabistan - Türkiye arasında oluşturulan (8 Ağustos 2026) Mekke İttifakı, ilk kurulduğu haftasında hem İran hem de ABD tarafından “Destek Açıklamaları” ile hedef alınmaya başlanmıştır. Anadolu topraklarını ve Türkiye'yi merkeze alan küresel planlar, tarihinde imzalanan Mekke İttifakı (Pakistan - Suudi Arabistan - Türkiye) ile büyük bir darbe aldı. Bu ortak savunma anlaşması, bölgede planları olanların güvenlik hesaplarını bozarken, bölgedeki tüm güvenlik hesaplarını da kökten değiştirmiştir.

Hedef Türkiye ve Mekke İttifakı

ABD Başkanı Donald Trump, kendi medyası olan “Truth Social” platformunda, “Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan'ın yakın zamanda ve nihayet Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nı imzaladığını görmekten çok mutluyum” mesajını paylaşmıştır.

Bu açıklamayı destek olarak okuyanların çoğunlukta olduğunu görmüş olsak da gerçekte bu ittifakın, birilerinin “Orta Doğu” diye nitelendirdikleri coğrafyadaki güvenlik hesaplarını değiştirdiğini ve özellikle de ABD'ye duyulan güvenin sorgulanmasına yol açtığını anlayanlar anlamıştır.

ABD merkezli olarak İsrail - İran - Rusya - Fransa - Almanya - İngiltere güvenlik birimlerince kapalı kapılar arkasında, milim milim konuşularak doğurabileceği sonuçlar hesaplanmıştır.

ABD Başkanı Trump'ın açıklamasından çok sonra, ittifak ile ilgili görüşleri sorulan İran Cumhurbaşkanı, “Mekke İttifakı'nın Müslümanların birleşmesi adına atılmış bir adım” olduğunu söylemiştir. Pezeşkiyan bu açıklamasında “SIR” kelimesi, “İslâm” üzerinden, anlamak isteyenlere gereken cevabı vermiştir.

Peki bugün (6 Ekim 2026), yukarıda isimlerini saydığımız ülkeler ve uyduları ne düşünüyorlardır diye baktığımızda, cevap ABD'li Temsilciler Meclisi üyesi Joe Wilson'dan gelmiştir: “Mekke Savunma İttifakı, Orta Doğu'nun NATO'su olma potansiyeline sahip” itirafı, bu yapının küresel güçlerde yarattığı depremi özetlemektedir.

Anlaşılmayan?

Yazdıklarımızı özet (mi) geçmiştir…

İsrail Üzerinden Türkiye'nin Sabrı Test Edilmektedir

Küresel şer odakları, İsrail üzerinden Türkiye’nin sabrını ve niyetini farklı coğrafyalarda defalarca test etmiştir.

En sondan başlayalım ki hâfızalarda yer etsin, unutulmasın!

· Mekke’ye Saldırı. İsrail, Mekke'ye saldırı düzenleyerek Mekke Paktı'nı test etti. Bununla bir yandan Mekke Paktı'nı itibarsızlaştırıp önemsiz olduğunu, kıymetiharbiyesi olmadığını göstermeye, bir yandan da Türkiye'nin niyetini anlamaya çalışıyor. İsrail, öteden beri Türkiye'yi hemen her girişiminin ardından bir test ediyor. Kâbe'ye saldırı düzenlettirerek de bölge ülkelerine, “Bana rağmen bir ittifak kuramazsınız. Türkiye'ye boşuna güvenmeyin” mesajı vermeye kalkışmıştır.

· Azerbaycan’da Uçak Düşmesi. Türkiye’nin Azerbaycan'la ilişkilerini, ittifakını test etmek için, oradan kalkan kargo uçağını düşürmesi. İçinde en etkin ve yetkin personelin olduğu, tedbirsiz ve kontrolsüz asla havalanmayacak olan kargo uçağı düşürülerek ilişkiler sınandı, Bakü’ye mesaj verilmek istendi. İsrail, Azerbaycan'a “Türkiye aramıza girmesin” mesajı vermeye kalkışmıştır. Zira gerçek bir Atatürkçü olan Ebülfeyz Elçibey döneminde Azerbaycan, İsrail'le çok ileri ilişkiler kurmuştur.

· Libya’ya Giden Uçağın Düşmesi. Türkiye’den kalkan uçak hedef alınarak güven sarsılmaya çalışıldı. Amaç, Türkiye’nin Libya'daki girişimlerini test etmek için, içinde Libya’nın en üst düzeydeki askerî yetkililerinin olduğu ve Türkiye'den kalkan uçağın düşmesi üzerinden, Terörist Devlet İsrail'in aklınca Libya'ya da “Türkiye'ye çok güvenme” mesajı verdiğini düşünmektedir.

· Suriye’de Havaalanı Bombalanması. Türkiye sınırına yakın, Suriye'deki Ebu Zuhur üssünü bombalayıp doğrudan Türkiye’ye mesaj gönderildi. Mel’un Netanyahu da açıkça “mesaj verdik” diyerek testini pekiştirmeye kalkıştı. Ayrıca Suriye'nin farklı yerlerini işgal ederek, bombalayarak Ahmet Şara'ya “Türkiye seni elimden kurtaramaz” mesajı vermek istemektedir.

Türkiye ise içerideki takkiyeci zümrelerin ve yabancı aparatların kollarını keserek kendi bünyesini, âdeta bağırsaklarını temizliyor. Ankara, bu provokasyonların farkında olarak tuzağa düşmüyor. İsrail ile uzun sürecek bir yıpratma savaşının değil, tek bir günde işi bitirecek stratejik bir hazırlığın planını yapıyor. Türkiye sabırla, ama kaçınılmaz olan o nihai güne bilerek hazırlıklarını sürdürüyor.

Yani, ölümü gelen it misali davranan İsrail’in provokasyonlarına gelerek herhangi bir savaşa öyle bodoslama girecek bir devlet değildir Türkiye.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve adanagundemi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.