“Rahmetten Ümit Kesilmez!”
İnsanın en büyük yanılgılarından biri, işlediği hataların büyüklüğüne bakarak Allah’ın rahmetini kendisine uzak zannetmesidir. Oysa ilahi hitap, bu düşünceyi kökten reddeder ve kapıları ardına kadar açar:
“Ey kendilerine zulmeden kullarım! Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin…”
Bu çağrı, yalnızca bir teselli değil; aynı zamanda bir kurtuluş reçetesidir. Çünkü insan, ne kadar günaha batmış olursa olsun, tövbe kapısı kapanmış değildir. İlahi rahmet, kulun samimi dönüşünü bekleyen sonsuz bir merhamet ufkudur.
Ancak burada önemli bir denge vardır: Ümit, gevşekliğe değil; dönüşe vesile olmalıdır. Zira aynı ilahi hitap, hemen ardından güçlü bir uyarı ile devam eder:
Rabbimize yönelmek, zulmü terk etmek ve hayatı yeniden inşa etmek…
Bugün yapılması gereken, yarına bırakılmamalıdır. Çünkü insanın en büyük aldanışı, zamanı garanti zannetmesidir. Oysa hesap günü ansızın gelebilir ve o gün “keşke”lerin hiçbir faydası olmayacaktır.
Kur’an’ın bu güçlü mesajı bize üç temel hakikati hatırlatır:
Birincisi; Allah’ın rahmeti her şeyden geniştir.
İkincisi; samimi tövbe, en ağır günahları dahi siler.
Üçüncüsü; gecikmek, insanın kendi aleyhine işleyen en büyük tuzaktır.
Öyleyse bugün, şimdi ve bu an…
Kalbi arındırmanın, yönü düzeltmenin ve hakikate teslim olmanın vaktidir.
Çünkü rahmet kapısı açık; fakat ömür sınırlıdır.
Ve unutulmamalıdır ki;
Rahmetten ümit kesmek, aslında rahmetin büyüklüğünü kavrayamamaktır.
—
Kaynak: Zümer Sûresi, 53–56. ayetlerin meali

