Türkiye’nin güney hattında, Adana ile Mersin arasındaki mesafe yalnızca coğrafi bir yakınlık değil; ekonomik, sosyal ve kültürel anlamda da iç içe geçmiş bir yaşam alanını ifade ediyor. Buna rağmen iki şehir arasındaki ulaşım hâlâ çağın gerisinde. Merak ediyorum: Bu iki şehir arasında, havaalanı bağlantısını da içine alan modern bir metro hattı kurmak gerçekten çok mu zor?
Cevap teknik olarak “hayır”. Bugün dünyada benzer mesafelerde, hatta daha zorlu coğrafyalarda çok daha kompleks raylı sistemler başarıyla işletiliyor. Sorun mühendislik değil, vizyon eksikliği.
Adana ile Mersin arasında planlanacak entegre bir metro/banliyö hattı; sadece iki şehir arasındaki ulaşımı hızlandırmakla kalmaz. Aynı zamanda Çukurova Bölgesi’ni tek bir ekonomik havza hâline getirir. Özellikle bölgedeki havalimanı bağlantısının bu hatta entegre edilmesi, hem yolcu trafiğini hem de lojistik akışı ciddi anlamda artırır. Günlük işe gidiş gelişler kolaylaşır, yatırımcı için cazibe oluşur, şehirler arası rekabet yerini iş birliğine bırakır.
Ancak mesele burada da bitmiyor.
Bir diğer stratejik başlık ise deniz ulaşımı. Mersin, güçlü liman altyapısıyla zaten Doğu Akdeniz’in en önemli kapılarından biri. Peki bu avantaj neden genişletilmiyor? Mersin’den Antalya’ya uzanan bir feribot hattı, sadece turizmi değil ticareti de canlandıracak bir projedir.
Bugün kara yolu ile saatler süren bir yolculuk, deniz üzerinden konforlu ve sürdürülebilir bir alternatifle ciddi ölçüde kısaltılabilir. Üstelik bu hat, yaz turizminin yoğun olduğu dönemlerde bölge ekonomisine doğrudan katkı sağlar. Antalya’nın turizm gücü ile Mersin’in lojistik kapasitesi birleştiğinde ortaya çıkacak sinerjiyi düşünmek bile yeterlidir.
Burada kritik olan şey, projelerin teknik fizibilitesi değil; siyasi irade ve planlama disiplinidir.
Ne yazık ki yerel ve merkezi yönetimlerin önemli bir kısmı, uzun vadeli altyapı yatırımlarından ziyade kısa vadeli, göz boyayan projelere yöneliyor. Oysa ulaşım yatırımları; bir şehrin kaderini değiştiren, nesiller boyu etkisi süren stratejik hamlelerdir. Metro hatları, demiryolu ağları ve deniz ulaşımı; sadece bugünü değil, geleceği de inşa eder.
Adana–Mersin metro hattı ve Mersin–Antalya feribot hattı gibi projeler, aslında birer “mega proje” değil; doğru planlandığında uygulanabilir, bölgesel kalkınmayı tetikleyen akılcı yatırımlardır. Türkiye’nin bu ölçeklerde projeleri gerçekleştirecek teknik kapasitesi fazlasıyla vardır. Eksik olan tek şey, bu kapasiteyi doğru önceliklerle kullanma iradesidir.
Ezcümle bu projeler zor olduğu için yapılmıyor değil; yeterince ciddiye alınmadığı için yapılmıyor.
Artık “yapılamaz” söylemini bir kenara bırakıp “neden yapılmıyor?” sorusunu daha yüksek sesle sormanın zamanı geldi. Çünkü bu coğrafya, günü kurtaran değil; geleceği kuran projeleri hak ediyor.

