Adana Şehir Hastanesi’nde yaşanan tartışma, sıradan bir hasta-hekim gerilimi olarak geçiştirilemez.
Çünkü bu olayın merkezinde son derece önemli iki ciddi mesele var: Kadın hastanın mahremiyet talebi ve sağlık çalışanının güvenliği.
Kamuoyuna yansıyan bilgilere göre kadın hasta, kadın hekim talebinde bulunuyor ve muayene ortamında erkek sağlık personelinin bulunmasını istemediğini açıkça ifade ediyor. Ardından tansiyon yükseliyor, tartışma büyüyor ve Beyaz Kod devreye giriyor.
Tam da burada durup sormak gerekiyor:
Bir hastanın “Erkek personelin bulunduğu ortamda muayene olmak istemiyorum” demesi ne zamandan beri başlı başına bir sorun haline geldi?
Özellikle kadın hastalıkları ve doğum gibi mahremiyetin en hassas olduğu branşlardan birinde, hastanın kaygısını küçümsemek veya talebini kaba bir üslupla karşılamak kabul edilemez.
Hasta mahremiyetine saygı bir lütuf değildir.
Hastaya gösterilen nezaket de doktorun kişisel tercihine bırakılmış bir ayrıcalık değildir.
Bunlar sağlık hizmetinin temel gereklerindendir.
Ama madalyonun diğer yüzünü de görmezden gelmeyelim.
Doktor da sağlık çalışanı da hakaret edilmeyi, tehdit edilmeyi, aşağılanmayı veya şiddete uğramayı mesleğinin doğal parçası olarak kabul etmek zorunda değildir. Böyle bir durum gerçekten yaşandıysa Beyaz Kod uygulanması son derece doğaldır ve sağlık çalışanının hukuk tarafından korunması gerekir.
Fakat Beyaz Kod da tartışmalarda kullanılabilecek sınırsız bir güç değildir.
Eğer bir hasta yalnızca hakkını aradığı, mahremiyet talebinde bulunduğu veya uygulamaya itiraz ettiği için Beyaz Kod tehdidiyle karşı karşıya bırakılıyorsa, burada çok ciddi bir sorun vardır.
Beyaz Kod sağlık çalışanını şiddetten korumak için vardır; eleştiriden, itirazdan veya hasta hakkı talebinden koruyan bir kalkan değildir.
Bu ayrım yapılmazsa sistemin kendisine zarar verilir.
O nedenle bu olayda taraf tutmak yerine delil istemek gerekiyor.
Hastane yönetimi açıklamalıdır:
Muayene odasında kimler vardı?
Bu kişilerin orada bulunmaları tıbben gerekli miydi?
Hastanın kadın hekim talebi neden karşılanamadı?
Hasta, alternatifler konusunda yeterince bilgilendirildi mi?
Mahremiyet talebine nasıl cevap verildi?
Beyaz Kod hangi söz veya davranış üzerine verildi?
Güvenlik kameralarında ne var?
Hastaya veya yakınına yönelik aşağılayıcı ya da küçümseyici bir üslup kullanıldı mı?
Aynı şekilde hasta tarafı için de hukuk geçerlidir.
Sağlık çalışanına yönelik hakaret, tehdit veya saldırı varsa kimse bunu “hasta hakkı” diyerek meşrulaştıramaz.
Hak aramak başka şeydir, sağlık çalışanını hedef almak başka şey.
Ama bu ilke iki yönlüdür.
Beyaz önlük giymek de kimseye hastayı küçümseme, susturma veya onun mahremiyet hassasiyetini değersiz görme hakkı vermez.
Sağlık hizmetinde makam yoktur; sorumluluk vardır.
Karşınızdaki insan hastadır. Kaygılı olabilir, korkmuş olabilir, mahremiyet konusunda çok hassas olabilir. Sağlık çalışanının mesleki bilgisi kadar iletişim becerisi de tam burada önem kazanır.
“Talebinizi karşılayamıyoruz” demenin de bir yolu vardır.
“Bu şartlarda muayene mümkün değil” demenin de.
Hastayı aşağılamadan, ses yükseltmeden, güç gösterisine dönüştürmeden konuşabilirsiniz.
Adana Şehir Hastanesi yönetimine, Adana İl Sağlık Müdürlüğü’ne ve ilgili bütün mercilere düşen görev açıktır:
Olay tüm kamera görüntüleri, tanık ifadeleri ve hastane kayıtlarıyla eksiksiz incelenmelidir.
Eğer hasta mahremiyeti ihlal edildiyse sorumlular hakkında gerekli işlem yapılmalıdır.
Eğer sağlık çalışanına tehdit veya hakaret edilmişse bunun da gereği yapılmalıdır.
Eğer Beyaz Kod amacı dışında kullanılmışsa bunun da üzeri örtülmemelidir.
Çünkü kurumları korumanın yolu hataları saklamak değildir.
Hukuku işletmektir.
Bugün mesele bir kadın hastanın yaşadığı tartışma gibi görülebilir. Yarın aynı hastaneye hepimizin yolu düşebilir.
O yüzden sorumuz “Doktor mu haklı, hasta mı?” olmamalıdır.
Sorumuz şudur:
Hukuk uygulandı mı?
Mahremiyet korundu mu?
Sağlık çalışanının güvenliği sağlandı mı?
İnsan onuruna yakışır bir sağlık hizmeti verildi mi?
Cevap evetse kimsenin korkmasına gerek yok.
Cevap hayırsa da kimsenin unvanının arkasına saklanmasına izin verilmemelidir.
Hastanın hakkını da hekimin hakkını da koruyacak olan şey öfke değil, hukuk devletidir.
Ve Adana’daki bu olayın üzeri sosyal medya gürültüsüyle değil, şeffaf bir soruşturmayla kapatılmalıdır.
Çünkü mahremiyet lütuf değildir.
Beyaz Kod da kalkan değildir.
Hukuk ise herkes içindir.

