Kahve Kitap
Hacı Ali Doğan
Köşe Yazarı
Hacı Ali Doğan
 

18 YILDIR SAHADAYIM AMA HÂLÂ “GAZETECİ” OLDUĞUMU İSPATLAMAYA ÇALIŞIYORUM!

Yaklaşık 18 yıldır basın ve internet haberciliğinin içindeyim. Bu mesleğe 2008 yılında İslam Medya ile başladım. 2008–2014 yılları arasında islammedya.com’un sahibi ve imtiyaz sahibi olarak yayıncılık yaptım. İSLAM MEDYA adı ile onbinlerce gazete dağıttım.Hem de ücretsiz. ADANA GÜNDEMİ ismi ile de binlerce insana ulaştım yerel haberciliğin bir menfaat beklemeksizin yapılabileceğini, bu işin bir sevda işi bir ideal işi olduğunu şimdi boşa gittiğini düşündüğüm emeklerimle ortaya koydum. Öte yandan uzunca bir süre AdanaHaber.com'da haber editörlüğü ve teknik altyapı desteği sağladım.  2012 yılında Adana Gündemi’ni kurdum. adanagundemi.com, yaklaşık 14 yıldır yayın hayatını sürdürüyor. Haberler yayımladık, şehrin meselelerini gündeme taşıdık, kamuoyunun sesi olmaya çalıştık. Şimdilerde benzer isimlerle taklid ediliyor olmamız doğru yolda olduğumuzun en önemli kanıtı. 2022 yılında Hür Manşet’i yayın hayatına kazandırdık. hurmanset.com üzerinden habercilik faaliyetimizi sürdürmeye devam ediyoruz. Bunların yanında kısa adı TÜGİYAD olan etkin bir medya derneğinin kurucuları arasında yer aldım ve başkanlık görevini yürüttüm. Gazetecilerin meseleleriyle ilgilendim, medya alanında sivil toplum faaliyetlerine öncülük etmeye çalıştım.İnternet gazeteciliğinin basın statütüne alınması ve hukuki statüye kavuşturulması için arkadaşlarımla birlikte önemli girişimlerde bulunduk. Usta Gazeteci Abdurrahman Dllipak ve Hadi Özışık başta olmak üzere pek çok basın emekçisini Adana'da ağırlayıp mesleğin sorunlarının çözümü için önemli toplantılar tertip ettik.  Mesleki tecrübemi akademik eğitimle de destekledim. Atatürk Üniversitesi İletişim Fakültesi Yeni Medya Bölümünden mezun oldum. Yani gazetecilik benim için zaman zaman yapılan bir uğraş değil; yıllardır sürdürdüğüm bir meslek, hayat biçimi ve kamu görevidir. Gazeteciliğin belgesi yok mu? Bugün elimde mesleki faaliyetlerimi gösteren çok sayıda belge bulunuyor: Cumhuriyet Başsavcılığına verilmiş süreli yayın beyannameleri, gazete nüshaları, yayın künyeleri, internet sitesi arşivleri, yıllar içerisinde yayımlanmış haberler ve köşe yazıları… Vergi kayıtlarımda haber ajansları ve yayıncılık faaliyetleri bulunuyor. Kurduğum ve yönettiğim haber siteleri hâlen erişilebilir durumda. Yıllardır kamu kurumlarının, yerel yöneticilerin, sivil toplum kuruluşlarının ve vatandaşların açıklamalarını haberleştiriyorum. Ancak resmî basın kartı söz konusu olduğunda bütün bunların tek başına yeterli olmayabileceğini öğrendim. Bir internet haber sitesinin İletişim Başkanlığı nezdinde basın kartı başvurusu yapabilmesi için, 5953 sayılı Basın İş Kanunu kapsamında en az dört sigortalı basın çalışanı istihdam etmesi isteniyor. Burada insan ister istemez şu soruyu soruyor: Bir kişinin gazeteci olup olmadığını yaptığı haberler mi, meslekte geçirdiği yıllar mı, yönettiği yayınlar mı; yoksa yanında çalıştırdığı sigortalı personel sayısı mı belirlemelidir? Yerel medya bu yükü nasıl taşıyacak? Ulusal medya kuruluşları için dört çalışan şartı belki küçük bir rakam olarak görülebilir. Ancak yerel ölçekte faaliyet gösteren bağımsız internet haber siteleri açısından dört basın çalışanının maaşı, sigortası, vergisi ve diğer giderleri ciddi bir mali yük anlamına geliyor. Yerel haber sitelerinin büyük bölümü sınırlı reklam gelirleriyle ayakta kalmaya çalışıyor. Birçok yayın sahibi aynı zamanda muhabirlik, editörlük, fotoğrafçılık, yayın yönetmenliği ve teknik yöneticilik yapıyor. Sabah haber peşinde koşuyor, öğleden sonra metni hazırlıyor, akşam fotoğrafı düzenliyor, gece de sitesinin teknik sorunlarıyla ilgileniyor. Fakat sistem ona şöyle sesleniyor: “Yanında dört basın çalışanı yoksa, sahibi olduğun internet haber sitesi üzerinden basın kartına başvuramazsın.” Bu yaklaşım, yerel ve bağımsız internet medyasının ekonomik gerçekleriyle ne kadar örtüşüyor? Gazeteci olmak başka, kart sahibi olmak başka mı? Basın kartı elbette herkese gelişigüzel dağıtılmamalıdır. Mesleğin itibarını koruyacak objektif ölçütler bulunmalıdır. Ancak ölçüt yalnızca personel sayısına bağlandığında, yıllarca sahada gazetecilik yapan insanlar sistemin dışında kalabilirken ekonomik gücü bulunan kuruluşlar daha kolay biçimde şartları yerine getirebiliyor. Oysa değerlendirmede şu ölçütler de esas alınmalıdır: Kaç yıldır gazetecilik yapıldığı, Yayının ne kadar süredir faaliyette olduğu, Üretilen özgün haberlerin niteliği, Cumhuriyet Başsavcılığı kayıtları, Yayın künyeleri ve arşivleri, Mesleki eğitim, Yayımlanmış haber ve köşe yazıları, Kamu yararına yapılan gazetecilik faaliyetleri. Gazetecilik yalnızca bir iş sözleşmesinden ibaret değildir. Gazetecilik; haber üretmek, kamuoyunu bilgilendirmek, yanlışları sorgulamak ve toplumun sesi olmaktır. Bugünlerde mesleki geçmişimi dosyalıyorum Basın Kartı Yönetmeliği’nde, en az 18 yıl mesleki hizmeti bulunan medya mensuplarına sürekli basın kartı verilebileceği belirtiliyor. Ben de şimdi 2008 yılından bu yana yaptığım gazetecilik faaliyetlerini kronolojik bir dosya hâline getiriyorum. Eski gazete nüshalarını, savcılık beyannamelerini, yayın künyelerini, haber sitesi kayıtlarını, köşe yazılarını, mezuniyet belgemi ve medya derneğindeki görevlerimi tek tek bir araya getiriyorum. Neredeyse 18 yıldır kamuoyuna haber ulaştıran bir gazeteci olarak bugün yeniden gazeteci olduğumu belgelemeye çalışıyorum. Elbette kurumların belge istemesi doğaldır. Ancak dijital arşivler, savcılık kayıtları, yayın sahipliği ve yıllarca üretilmiş binlerce içerik ortadayken, mesleki geçmişin hakkaniyetli şekilde değerlendirilmesini istemek de en doğal hakkımızdır. Talebim ayrıcalık değil, hakkaniyettir Ben kendim için özel bir ayrıcalık istemiyorum. Yıllardır gazetecilik yapan, ancak büyük sermayeye veya geniş personel kadrosuna sahip olmayan yerel ve bağımsız gazetecilerin mesleki emeğinin tanınmasını istiyorum. İnternet medyası artık basının tali bir alanı değildir. Haber bugün büyük ölçüde dijital platformlardan takip ediliyor. Yerel internet gazetecileri ise şehirlerin hafızasını tutuyor, vatandaşın sorunlarını gündeme getiriyor ve çoğu zaman ulusal medyanın görmediği olayları kamuoyuna taşıyor. Bu emeğin yalnızca çalışan sayısıyla ölçülmesi doğru değildir. Bir gazetecinin mesleki kimliği; yaptığı haberlerde, imzasını taşıyan yazılarda, yönettiği yayınlarda, tuttuğu arşivlerde ve kamuoyuna karşı üstlendiği sorumlulukta aranmalıdır. Benim dosyamda bunların tamamı var. Şimdi soruyorum: On sekiz yıl boyunca gazete ve haber sitesi yayımlayan, genel yayın yönetmenliği yapan, köşe yazıları kaleme alan, medya derneği kurup başkanlığını yürüten ve İletişim Fakültesinden mezun olan bir kişi daha nasıl gazeteci olduğunu ispatlamalıdır?
Ekleme Tarihi: 05 Eylül 2026 -Cumartesi
Hacı Ali Doğan

18 YILDIR SAHADAYIM AMA HÂLÂ “GAZETECİ” OLDUĞUMU İSPATLAMAYA ÇALIŞIYORUM!

Yaklaşık 18 yıldır basın ve internet haberciliğinin içindeyim.

Bu mesleğe 2008 yılında İslam Medya ile başladım. 2008–2014 yılları arasında islammedya.com’un sahibi ve imtiyaz sahibi olarak yayıncılık yaptım. İSLAM MEDYA adı ile onbinlerce gazete dağıttım.Hem de ücretsiz. ADANA GÜNDEMİ ismi ile de binlerce insana ulaştım yerel haberciliğin bir menfaat beklemeksizin yapılabileceğini, bu işin bir sevda işi bir ideal işi olduğunu şimdi boşa gittiğini düşündüğüm emeklerimle ortaya koydum. Öte yandan uzunca bir süre AdanaHaber.com'da haber editörlüğü ve teknik altyapı desteği sağladım. 

2012 yılında Adana Gündemi’ni kurdum. adanagundemi.com, yaklaşık 14 yıldır yayın hayatını sürdürüyor. Haberler yayımladık, şehrin meselelerini gündeme taşıdık, kamuoyunun sesi olmaya çalıştık. Şimdilerde benzer isimlerle taklid ediliyor olmamız doğru yolda olduğumuzun en önemli kanıtı.

2022 yılında Hür Manşet’i yayın hayatına kazandırdık. hurmanset.com üzerinden habercilik faaliyetimizi sürdürmeye devam ediyoruz.

Bunların yanında kısa adı TÜGİYAD olan etkin bir medya derneğinin kurucuları arasında yer aldım ve başkanlık görevini yürüttüm. Gazetecilerin meseleleriyle ilgilendim, medya alanında sivil toplum faaliyetlerine öncülük etmeye çalıştım.İnternet gazeteciliğinin basın statütüne alınması ve hukuki statüye kavuşturulması için arkadaşlarımla birlikte önemli girişimlerde bulunduk. Usta Gazeteci Abdurrahman Dllipak ve Hadi Özışık başta olmak üzere pek çok basın emekçisini Adana'da ağırlayıp mesleğin sorunlarının çözümü için önemli toplantılar tertip ettik. 

Mesleki tecrübemi akademik eğitimle de destekledim. Atatürk Üniversitesi İletişim Fakültesi Yeni Medya Bölümünden mezun oldum.

Yani gazetecilik benim için zaman zaman yapılan bir uğraş değil; yıllardır sürdürdüğüm bir meslek, hayat biçimi ve kamu görevidir.

Gazeteciliğin belgesi yok mu?

Bugün elimde mesleki faaliyetlerimi gösteren çok sayıda belge bulunuyor:

Cumhuriyet Başsavcılığına verilmiş süreli yayın beyannameleri, gazete nüshaları, yayın künyeleri, internet sitesi arşivleri, yıllar içerisinde yayımlanmış haberler ve köşe yazıları…

Vergi kayıtlarımda haber ajansları ve yayıncılık faaliyetleri bulunuyor. Kurduğum ve yönettiğim haber siteleri hâlen erişilebilir durumda. Yıllardır kamu kurumlarının, yerel yöneticilerin, sivil toplum kuruluşlarının ve vatandaşların açıklamalarını haberleştiriyorum.

Ancak resmî basın kartı söz konusu olduğunda bütün bunların tek başına yeterli olmayabileceğini öğrendim.

Bir internet haber sitesinin İletişim Başkanlığı nezdinde basın kartı başvurusu yapabilmesi için, 5953 sayılı Basın İş Kanunu kapsamında en az dört sigortalı basın çalışanı istihdam etmesi isteniyor.

Burada insan ister istemez şu soruyu soruyor:

Bir kişinin gazeteci olup olmadığını yaptığı haberler mi, meslekte geçirdiği yıllar mı, yönettiği yayınlar mı; yoksa yanında çalıştırdığı sigortalı personel sayısı mı belirlemelidir?

Yerel medya bu yükü nasıl taşıyacak?

Ulusal medya kuruluşları için dört çalışan şartı belki küçük bir rakam olarak görülebilir. Ancak yerel ölçekte faaliyet gösteren bağımsız internet haber siteleri açısından dört basın çalışanının maaşı, sigortası, vergisi ve diğer giderleri ciddi bir mali yük anlamına geliyor.

Yerel haber sitelerinin büyük bölümü sınırlı reklam gelirleriyle ayakta kalmaya çalışıyor. Birçok yayın sahibi aynı zamanda muhabirlik, editörlük, fotoğrafçılık, yayın yönetmenliği ve teknik yöneticilik yapıyor.

Sabah haber peşinde koşuyor, öğleden sonra metni hazırlıyor, akşam fotoğrafı düzenliyor, gece de sitesinin teknik sorunlarıyla ilgileniyor.

Fakat sistem ona şöyle sesleniyor:

“Yanında dört basın çalışanı yoksa, sahibi olduğun internet haber sitesi üzerinden basın kartına başvuramazsın.”

Bu yaklaşım, yerel ve bağımsız internet medyasının ekonomik gerçekleriyle ne kadar örtüşüyor?

Gazeteci olmak başka, kart sahibi olmak başka mı?

Basın kartı elbette herkese gelişigüzel dağıtılmamalıdır. Mesleğin itibarını koruyacak objektif ölçütler bulunmalıdır.

Ancak ölçüt yalnızca personel sayısına bağlandığında, yıllarca sahada gazetecilik yapan insanlar sistemin dışında kalabilirken ekonomik gücü bulunan kuruluşlar daha kolay biçimde şartları yerine getirebiliyor.

Oysa değerlendirmede şu ölçütler de esas alınmalıdır:

  • Kaç yıldır gazetecilik yapıldığı,
  • Yayının ne kadar süredir faaliyette olduğu,
  • Üretilen özgün haberlerin niteliği,
  • Cumhuriyet Başsavcılığı kayıtları,
  • Yayın künyeleri ve arşivleri,
  • Mesleki eğitim,
  • Yayımlanmış haber ve köşe yazıları,
  • Kamu yararına yapılan gazetecilik faaliyetleri.

Gazetecilik yalnızca bir iş sözleşmesinden ibaret değildir. Gazetecilik; haber üretmek, kamuoyunu bilgilendirmek, yanlışları sorgulamak ve toplumun sesi olmaktır.

Bugünlerde mesleki geçmişimi dosyalıyorum

Basın Kartı Yönetmeliği’nde, en az 18 yıl mesleki hizmeti bulunan medya mensuplarına sürekli basın kartı verilebileceği belirtiliyor.

Ben de şimdi 2008 yılından bu yana yaptığım gazetecilik faaliyetlerini kronolojik bir dosya hâline getiriyorum.

Eski gazete nüshalarını, savcılık beyannamelerini, yayın künyelerini, haber sitesi kayıtlarını, köşe yazılarını, mezuniyet belgemi ve medya derneğindeki görevlerimi tek tek bir araya getiriyorum.

Neredeyse 18 yıldır kamuoyuna haber ulaştıran bir gazeteci olarak bugün yeniden gazeteci olduğumu belgelemeye çalışıyorum.

Elbette kurumların belge istemesi doğaldır. Ancak dijital arşivler, savcılık kayıtları, yayın sahipliği ve yıllarca üretilmiş binlerce içerik ortadayken, mesleki geçmişin hakkaniyetli şekilde değerlendirilmesini istemek de en doğal hakkımızdır.

Talebim ayrıcalık değil, hakkaniyettir

Ben kendim için özel bir ayrıcalık istemiyorum.

Yıllardır gazetecilik yapan, ancak büyük sermayeye veya geniş personel kadrosuna sahip olmayan yerel ve bağımsız gazetecilerin mesleki emeğinin tanınmasını istiyorum.

İnternet medyası artık basının tali bir alanı değildir. Haber bugün büyük ölçüde dijital platformlardan takip ediliyor. Yerel internet gazetecileri ise şehirlerin hafızasını tutuyor, vatandaşın sorunlarını gündeme getiriyor ve çoğu zaman ulusal medyanın görmediği olayları kamuoyuna taşıyor.

Bu emeğin yalnızca çalışan sayısıyla ölçülmesi doğru değildir.

Bir gazetecinin mesleki kimliği; yaptığı haberlerde, imzasını taşıyan yazılarda, yönettiği yayınlarda, tuttuğu arşivlerde ve kamuoyuna karşı üstlendiği sorumlulukta aranmalıdır.

Benim dosyamda bunların tamamı var.

Şimdi soruyorum:

On sekiz yıl boyunca gazete ve haber sitesi yayımlayan, genel yayın yönetmenliği yapan, köşe yazıları kaleme alan, medya derneği kurup başkanlığını yürüten ve İletişim Fakültesinden mezun olan bir kişi daha nasıl gazeteci olduğunu ispatlamalıdır?

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve adanagundemi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
bizim mekan çemberleme makinası kurumsal web dini chat