Kahve Kitap
Turgay Başboğa
Köşe Yazarı
Turgay Başboğa
 

Allah kulları için ‘’kolay olanı daha da kolaylaştırmak’’ ister, ya insan?..

‘’Artık kim verir ve sakınırsa ve en güzelini tasdik ederse, böylece ona kolay olanı daha da kolaylaştıracağız.’’ (Leyl 5-7. Ayet) Kur’an’da ‘’yüsr’’ (kolaylık) kelimesi, türevleriyle birlikte 41 yerde geçiyor. İslam dini, insanın fıtratıyla uyumludur ve yaşanması kolay olandır. Ancak bu kolay yol; ihtiraslar, bencillik, emanetin mülkiyet sanılması, nefsani istek ve arzuları tatmin etme ile insanın belini büken bir zor yokuşa dönüşür. İhtiraslardan kurtulmak, kolay olan hayatı daha da kolaylaştıracaktır. Paylaşmanın en önemli etkisi öncelikle onu yapanadır. İmkânlarını paylaşanlar; yumuşak, olumlu ve empatik bir ahlakla ödüllendirilir. Veren, verdikçe malın esaretinden ve yükünden kurtulup sarp yokuş (el-Akabe) olan hayatı kolayca tırmanacaktır. (1) Ve kim cimri ve müstağniyse ve en güzeli yalanlarsa, böylece ona zor olanı kolaylaştıracağız. (Leyl 8-11 Ayet) Ayette geçen ‘’buhl’’; ihtiyacı olan kimseden elindeki imkânları esirgemektir. Yani kendi elindekini başkalarıyla paylaşmayana “buhl” denir. Aşırı cimri demektir. Bizdeki “pinti”ye karşılık gelir. Kur’an’da 3 ayette “buhl” kelimesi ve 9 ayette de bu kökten gelen kelimeler kullanılmıştır. Cimrilik iki aşamalıdır. İlk aşama; kendine cömert ancak başkalarına karşı cimri olandır. İkinci aşamada ise mal, kişiyi öyle esir alır ki; başkalarına vermediğini artık kendisine bile vermeye kıyamaz (pinti) ve sürekli bir çoğaltma tutkusuna kapılır… Cimrilik; korkaklık ve hayatı zor görmenin tezahürü olan bir hastalıktır. Bir insan, geleceği için kaygılarından dolayı cimri olur. Ve maalesef bu hastalık, insanı bencilleştiren bulaşıcı bir virüstür. Bunlar kendileri cimri oldukları gibi başkalarına da cimriliği telkin ederler. (2) İstiğna ise insanın kendini yeterli görmesiyle kibre ve büyüklenmeye sürüklenmesidir. Bunu sadece mal ve servet olarak anlamamak lazım. Bilgide, gençlikte, güzellikte, güçte, sağlıkta, makam ve mevkide vs. kendini ihtiyaçsız ve tam görmektir. İnsanın azmasının sebebi de kendini müstağni görmesidir. (3) Bu hâl; her şeyini borçlu olduğu, el-Mâlik olan Allah’ın kendisine bahşettiklerini emanet değil, mülkiyet olarak görmenin sonucudur. Sahiplenmek ve paylaşmamak; nimetleri Allah’ın verdiğini hâl diliyle yalanlamaktır. İstediği kadar namazını kılsın, alnı secdeden kalkmasın, haccına, umresine gitsin fark etmez. Eğer kendisine verileni muhtaçlarla paylaşmıyorsa, bu adam ‘’Mülk Allah’ındır’’ ayetini inkâr ediyordur. Korkaklık cimriliğe, cimriliğin kaçınılmaz sonucu tekâsüre, tekâsür de müstağniliğe yol açar. (4) İnsanı insanlıktan çıkaran birinci öncelikli günah yalancılıktır. Yalancılık; kâfir ve münafıkların en belirgin özelliği ve vasfıdır. Zira yalan olan kalpte iman olmaz. Yalancıların akıbetleri Kur’an’da; Zümer 32’de (5) cehennem, Furkan 11’de (6) alevli ateş, Hac 57’de alçaltıcı azap olarak belirtilmiştir. Ayrıca amellerinin de boşa gittiği ve hüsrana uğradıkları A’râf 147’de (8), geleceklerinin karanlık olduğu En’âm 39’da (9), insanlığın yüz karası oldukları için kimsenin yüzüne bakamayacakları Zümer 60’ta (10), yalanın onların özgürlüklerini kısıtlayan bir tasma olduğu da Mü’min 71-73’te (11) anlatılmıştır. 10. ayette geçen “zor olanın kolaylaştırılması” ne demek? Bazen en basit ve kolay görünen günahlar, insanlığını yitirmemiş, vicdanını ve merhametini örtmemiş biri için katlanılması zor bir işkenceye dönüşebilir. Buna mukabil, zor zannedilen salih ameller; namaz, infak vs. insan ve kul olmayı başarabilen biri için çok kolay gelebilir. Yani kolaylık ve zorluk, kişinin bakış açısı ve davranışlarına göre değişebilir. Haramları kolaylaştırabilir ya da haramları işlemeyi çok zorlaştırıp salih amelleri kolaylaştırabilir. Rabbimizin “zoru kolaylaştıracağız” buyruğu; sünnetullaha aykırı davranarak fıtratıyla savaşan birinin, insanlıktan çıkıp yaşayacağı zorlu sürece nasıl kolaylıkla yuvarlanacağına dair bir uyarı ve gerçektir. Cehenneme gitmek gerçekten zordur; fakat hayat bakış açısı, Kur’an’ın, Allah ve Resûlü’nün çizdiği sınırları tanımamak bunu o kadar kolaylaştırır ki… Aman dikkat!!! Selametle kalın… -------------------------------------------------------------------------------   (1)Beled Suresi 11-17 Ayetler ·  11: "Fakat o, sarp yokuşa atılmadı." ·  12: "Sarp yokuşun ne olduğunu sen ne bileceksin?" ·  13: "O, köle azad etmektir." ·  14: "Yahut açlık gününde yemek yedirmektir." ·  15: "Yakınlığı olan bir yetimi." ·  16: "Yahut durumu toprağa birleşmiş (ihtiyaç içinde) bir yoksulu." ·  17: "Sonra iman edip birbirlerine sabrı tavsiye edenlerden ve acımayı (merhameti) öğütleyenlerden olmaktır." Önemli Noktalar: Sarp Yokuş (el-Akabe): İnsanın ahiret mutluluğu için aşması gereken zorlu manevi ve sosyal görevler, nefis mücadelesi demektir. Sosyal Sorumluluk: Ayetler, imanın sadece ibadetle değil, köle azad etmek (veya günümüzde esareti kaldırmak), yetim ve yoksulları gözetmek gibi toplumsal dayanışma eylemleriyle taçlandırılması gerektiğini vurgular. İman ve Merhamet: 17. ayet, "sabır" ve "merhamet"i (acımayı) birbirine tavsiye etmeyi imanın bir sonucu ve kurtuluş vesilesi olarak tanımlar. Genel Bağlam: İnsanın gücüne ve servetine güvenerek kibirlenmemesi, hayır yollarında harcama yapması gerektiği vurgulanmaktadır.   (2) Nisa Suresi 37. Ayet ‘’Bunlar cimrilik yapan, etrafındaki insanlara cimriliği emreden ve Allah’ın lutf-u kereminden kendilerine verdiği nimetleri de gizleyen kimselerdir. İşte biz böyle nankör kâfirler için zelîl ve perişan edici bir azap hazırladık.’’ (3) Alak Suresi 6,7ve 8. Ayetler ‘’ Gerçek şu ki, insan kendini kendine yeterli görerek azar. Kuşkusuz dönüş Rabbinedir’’ (4) Abese Suresi  5.Ayet "Kendini ihtiyaçsız gören (zengin) kimseye gelince" Abese 5.Ayet"Kendini her bakımdan ihtiyaçsız/zengin gören" (müsteğni) kişilere yönelerek, hakikatten yüz çeviren Mekke'nin ileri gelenlerini ifade eder. Bu ayet, Peygamberimiz'in vahye ilgi göstermeyenlere yönelmesi sebebiyle nazil olmuş ve tebliğde muhatabın statüsüne değil, arınma gayretine odaklanılması gerektiğini belirtir. (5) Zümer Suresi 32.Ayet "Allah hakkında yalan uyduran ve kendisine gelen doğruyu (Kur'an'ı) yalanlayandan daha zalim kim vardır? Kâfirlerin yeri cehennemde değil mi?" (6) Furkan Suresi 11.Ayet "Hayır, onlar kıyameti de yalanladılar. Biz ise kıyameti yalanlayanlara çılgın bir cehennem ateşi hazırlamışızdır." (7) Hac 57.Ayet "İnkâr edip âyetlerimizi yalanlayanlara gelince, onlar için de alçaltıcı bir azap vardır" (8) Araf 147.Ayet "Âyetlerimizi ve âhirete kavuşmayı yalanlayanların amelleri boşa çıkmıştır. Onlar ancak yapmakta olduklarının cezasını çekerler." (9) En’am Suresi 39.Ayet "Âyetlerimizi yalanlayanlar, karanlıklar içinde kalmış sağırlar ve dilsizlerdir. Allah kimi dilerse onu şaşırtır; dilediği kimseyi de doğru yola iletir."
Ekleme Tarihi: 03 Mayıs 2026 -Pazar
Turgay Başboğa

Allah kulları için ‘’kolay olanı daha da kolaylaştırmak’’ ister, ya insan?..

‘’Artık kim verir ve sakınırsa ve en güzelini tasdik ederse, böylece ona kolay olanı daha da kolaylaştıracağız.’’ (Leyl 5-7. Ayet)

Kur’an’da ‘’yüsr’’ (kolaylık) kelimesi, türevleriyle birlikte 41 yerde geçiyor.

İslam dini, insanın fıtratıyla uyumludur ve yaşanması kolay olandır. Ancak bu kolay yol; ihtiraslar, bencillik, emanetin mülkiyet sanılması, nefsani istek ve arzuları tatmin etme ile insanın belini büken bir zor yokuşa dönüşür. İhtiraslardan kurtulmak, kolay olan hayatı daha da kolaylaştıracaktır. Paylaşmanın en önemli etkisi öncelikle onu yapanadır. İmkânlarını paylaşanlar; yumuşak, olumlu ve empatik bir ahlakla ödüllendirilir. Veren, verdikçe malın esaretinden ve yükünden kurtulup sarp yokuş (el-Akabe) olan hayatı kolayca tırmanacaktır. (1)

Ve kim cimri ve müstağniyse ve en güzeli yalanlarsa, böylece ona zor olanı kolaylaştıracağız. (Leyl 8-11 Ayet)

Ayette geçen ‘’buhl’’; ihtiyacı olan kimseden elindeki imkânları esirgemektir. Yani kendi elindekini başkalarıyla paylaşmayana “buhl” denir. Aşırı cimri demektir. Bizdeki “pinti”ye karşılık gelir. Kur’an’da 3 ayette “buhl” kelimesi ve 9 ayette de bu kökten gelen kelimeler kullanılmıştır. Cimrilik iki aşamalıdır. İlk aşama; kendine cömert ancak başkalarına karşı cimri olandır. İkinci aşamada ise mal, kişiyi öyle esir alır ki; başkalarına vermediğini artık kendisine bile vermeye kıyamaz (pinti) ve sürekli bir çoğaltma tutkusuna kapılır…

Cimrilik; korkaklık ve hayatı zor görmenin tezahürü olan bir hastalıktır. Bir insan, geleceği için kaygılarından dolayı cimri olur. Ve maalesef bu hastalık, insanı bencilleştiren bulaşıcı bir virüstür. Bunlar kendileri cimri oldukları gibi başkalarına da cimriliği telkin ederler. (2)

İstiğna ise insanın kendini yeterli görmesiyle kibre ve büyüklenmeye sürüklenmesidir. Bunu sadece mal ve servet olarak anlamamak lazım. Bilgide, gençlikte, güzellikte, güçte, sağlıkta, makam ve mevkide vs. kendini ihtiyaçsız ve tam görmektir. İnsanın azmasının sebebi de kendini müstağni görmesidir. (3) Bu hâl; her şeyini borçlu olduğu, el-Mâlik olan Allah’ın kendisine bahşettiklerini emanet değil, mülkiyet olarak görmenin sonucudur.

Sahiplenmek ve paylaşmamak; nimetleri Allah’ın verdiğini hâl diliyle yalanlamaktır. İstediği kadar namazını kılsın, alnı secdeden kalkmasın, haccına, umresine gitsin fark etmez. Eğer kendisine verileni muhtaçlarla paylaşmıyorsa, bu adam ‘’Mülk Allah’ındır’’ ayetini inkâr ediyordur. Korkaklık cimriliğe, cimriliğin kaçınılmaz sonucu tekâsüre, tekâsür de müstağniliğe yol açar. (4)

İnsanı insanlıktan çıkaran birinci öncelikli günah yalancılıktır. Yalancılık; kâfir ve münafıkların en belirgin özelliği ve vasfıdır. Zira yalan olan kalpte iman olmaz. Yalancıların akıbetleri Kur’an’da; Zümer 32’de (5) cehennem, Furkan 11’de (6) alevli ateş, Hac 57’de alçaltıcı azap olarak belirtilmiştir. Ayrıca amellerinin de boşa gittiği ve hüsrana uğradıkları A’râf 147’de (8), geleceklerinin karanlık olduğu En’âm 39’da (9), insanlığın yüz karası oldukları için kimsenin yüzüne bakamayacakları Zümer 60’ta (10), yalanın onların özgürlüklerini kısıtlayan bir tasma olduğu da Mü’min 71-73’te (11) anlatılmıştır.

10. ayette geçen “zor olanın kolaylaştırılması” ne demek?

Bazen en basit ve kolay görünen günahlar, insanlığını yitirmemiş, vicdanını ve merhametini örtmemiş biri için katlanılması zor bir işkenceye dönüşebilir. Buna mukabil, zor zannedilen salih ameller; namaz, infak vs. insan ve kul olmayı başarabilen biri için çok kolay gelebilir. Yani kolaylık ve zorluk, kişinin bakış açısı ve davranışlarına göre değişebilir. Haramları kolaylaştırabilir ya da haramları işlemeyi çok zorlaştırıp salih amelleri kolaylaştırabilir.

Rabbimizin “zoru kolaylaştıracağız” buyruğu; sünnetullaha aykırı davranarak fıtratıyla savaşan birinin, insanlıktan çıkıp yaşayacağı zorlu sürece nasıl kolaylıkla yuvarlanacağına dair bir uyarı ve gerçektir. Cehenneme gitmek gerçekten zordur; fakat hayat bakış açısı, Kur’an’ın, Allah ve Resûlü’nün çizdiği sınırları tanımamak bunu o kadar kolaylaştırır ki…

Aman dikkat!!!

Selametle kalın…





-------------------------------------------------------------------------------

 

(1)Beled Suresi 11-17 Ayetler

·  11: "Fakat o, sarp yokuşa atılmadı."

·  12: "Sarp yokuşun ne olduğunu sen ne bileceksin?"

·  13: "O, köle azad etmektir."

·  14: "Yahut açlık gününde yemek yedirmektir."

·  15: "Yakınlığı olan bir yetimi."

·  16: "Yahut durumu toprağa birleşmiş (ihtiyaç içinde) bir yoksulu."

·  17: "Sonra iman edip birbirlerine sabrı tavsiye edenlerden ve acımayı (merhameti) öğütleyenlerden olmaktır."

Önemli Noktalar:

  • Sarp Yokuş (el-Akabe): İnsanın ahiret mutluluğu için aşması gereken zorlu manevi ve sosyal görevler, nefis mücadelesi demektir.
  • Sosyal Sorumluluk: Ayetler, imanın sadece ibadetle değil, köle azad etmek (veya günümüzde esareti kaldırmak), yetim ve yoksulları gözetmek gibi toplumsal dayanışma eylemleriyle taçlandırılması gerektiğini vurgular.
  • İman ve Merhamet: 17. ayet, "sabır" ve "merhamet"i (acımayı) birbirine tavsiye etmeyi imanın bir sonucu ve kurtuluş vesilesi olarak tanımlar.
  • Genel Bağlam: İnsanın gücüne ve servetine güvenerek kibirlenmemesi, hayır yollarında harcama yapması gerektiği vurgulanmaktadır.

 

(2) Nisa Suresi 37. Ayet

‘’Bunlar cimrilik yapan, etrafındaki insanlara cimriliği emreden ve Allah’ın lutf-u kereminden kendilerine verdiği nimetleri de gizleyen kimselerdir. İşte biz böyle nankör kâfirler için zelîl ve perişan edici bir azap hazırladık.’’

(3) Alak Suresi 6,7ve 8. Ayetler

‘’ Gerçek şu ki, insan kendini kendine yeterli görerek azar. Kuşkusuz dönüş Rabbinedir’’

(4) Abese Suresi  5.Ayet

"Kendini ihtiyaçsız gören (zengin) kimseye gelince"

Abese 5.Ayet"Kendini her bakımdan ihtiyaçsız/zengin gören" (müsteğni) kişilere yönelerek, hakikatten yüz çeviren Mekke'nin ileri gelenlerini ifade eder. Bu ayet, Peygamberimiz'in vahye ilgi göstermeyenlere yönelmesi sebebiyle nazil olmuş ve tebliğde muhatabın statüsüne değil, arınma gayretine odaklanılması gerektiğini belirtir.

(5) Zümer Suresi 32.Ayet

"Allah hakkında yalan uyduran ve kendisine gelen doğruyu (Kur'an'ı) yalanlayandan daha zalim kim vardır? Kâfirlerin yeri cehennemde değil mi?"

(6) Furkan Suresi 11.Ayet

"Hayır, onlar kıyameti de yalanladılar. Biz ise kıyameti yalanlayanlara çılgın bir cehennem ateşi hazırlamışızdır."

(7) Hac 57.Ayet

"İnkâr edip âyetlerimizi yalanlayanlara gelince, onlar için de alçaltıcı bir azap vardır"

(8) Araf 147.Ayet

"Âyetlerimizi ve âhirete kavuşmayı yalanlayanların amelleri boşa çıkmıştır. Onlar ancak yapmakta olduklarının cezasını çekerler."

(9) En’am Suresi 39.Ayet

"Âyetlerimizi yalanlayanlar, karanlıklar içinde kalmış sağırlar ve dilsizlerdir. Allah kimi dilerse onu şaşırtır; dilediği kimseyi de doğru yola iletir."

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve adanagundemi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
bizim mekan çemberleme makinası kurumsal web dini chat