Dünya Alimler Birliği Başkanı Karadaği: Ayrılığa hakkımız yok, ortak kelimede buluşmak zorundayız
Dünya Alimler Birliği Başkanı Karadaği: Ayrılığa hakkımız yok, ortak kelimede buluşmak zorundayız
13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu'nda konuşan Dünya Alimler Birliği Başkanı Prof. Dr. Ali Muhyiddin el-Karadaği, "Hep birlikte ortak bir kelimede buluşalım. Bu ihtilaf nereye kadar? Eş'arilik, sufilik, maturidilik… Bunlar ümmetin 900 yıldır tercih ettiği yollardır. Bir içtihadı tercih edebilirsin, başım gözüm üstüne. Peki, bu ayrılık niye? Buna hakkımız yok. Ortak bir kelimede birleşmeliyiz." dedi.
İstanbul İlim ve Kültür Vakfı tarafından "Küresel Krizlere Kur'ânî Çözümler" temasıyla düzenlenen ve 60 ülkeden 300'ün üzerinde alim, kanaat önderi ile akademisyenin katılım sağladığı "13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu" devam ediyor.
Programda bir konuşma yapan Dünya Alimler Birliği Başkanı Prof. Dr. Ali Muhyiddin el-Karadaği, Bediüzzaman Hazretlerinin İslam ümmetinin içerisinde bulunduğu sorunlara çözüm olacak öneriler sunduğunu, günümüzde de benze sorunlarla boğuşan ümmetin artık ayrılıkları bir kenara bırakıp ortak bir noktada buluşmaları gerektiğini söyledi.
"Sınırları aşan zulmü ne İslam ne de İnsanlık alemi durduramıyor"
Karadaği, "Dünya Sağlık Örgütü'nün verilerine göre; 2021 yılında dünya genelinde intihar edenlerin sayısı 727 bin kişiye ulaşmıştır; bu sadece kayıtlara geçen rakamdır. 2023 yılında sadece Amerika'da intihar edenlerin sayısı 50 bini aşmıştır. Buna cinsel sapkınlıkları ve diğer problemleri de ekleyin... Dünya derin bir ahlak krizi, iman krizi, insanlık krizi ve çifte standart krizi yaşamaktadır. Bugün Gazze'nin bu halini gördüğümüzde ve dünyanın buna karşı sessiz kaldığını, hatta ne yazık ki dünya çoğunluğunun, hatta bazı Arapların bu zulmün ve saldırganlığın yanında yer aldığını gördüğümüzde başka bir delile ihtiyacımız kalmıyor. Sınırları aşan bir zulüm var. Buna rağmen ne insanlık alemi ne de İslam alemi bu zulmü engelleyebiliyor." diye konuştu.
Said Nursî Hazretlerinin yaklaşık yarım asır önce Mısır'da basılan ve araştırmacılar ile düşünürler arasında yankı uyandıran eserlerinden birini basma ve tercümesini yazma şerefine nail dolduğunu belirten Karadaği, "Bu meseleyi çok hassas bir şekilde tedavi etmiştir. Hutbe-i Şamiye adlı eserinde, bu ümmette bulunan 6 tehlikeli hastalığı ve bu hastalıkların Kur'an eczanesinden tedavi yollarını altı son derece önemli adımla beyan etmiştir; ancak zaman darlığı nedeniyle bun detaylandırmaya imkân yoktur. O, bu meseleye kapsamlı bir tedavi sunmuş ve hastalığın kaynağının insanın benliğine, yani üstadımızın ifadesiyle 'Ene'ye dayandığını teşhis etmiştir. İşe 'Ene'yi, yani insanın özünü, iç dünyasını, dış dünyasını, bâtınını ve zâhirini ıslah etmekle başlamıştır. Bediüzzaman Nursî Hazretleri, 'Âlemin anahtarı insanın elinde ve kendi nefsindedir. Cenâb-ı Hak emanet cihetiyle insana öyle bir anahtar vermiştir ki âlemin bütün kapılarını açar' diye buyuruyor. İnsan kendi görevini, yani Allah'ın kendisini yaratış gayesi olan kulluk ve halifelik görevini yerine getirdiğinde; Kur'an insanın bünyesini, özünü, iç dünyasını ve varlığını tedavi eder. Ruhunu yüceltecek, kalbini selim kılacak, nefsini tatmin bulmuş, razı olmuş ve olunmuş hale getirecek şekilde eğitir. Aklını ise bencil, sömürgeci veya işgalci bir akıl olmaktan çıkarıp beldelerin ve kulların maslahatına hizmet eden bir akıl haline getirir. Ardından imam, kitaplarında ve risalelerinde insanın davranışlarını ve amellerini düzene sokar." şeklinde konuştu.
"Ayrılığa hakkımız yok, ortak kelimede buluşmalıyız"
Karadaği, "70 ülkeden gelen bu mübarek topluluk ve âlimlerin bu yoğun katılımı karşısında, sadece yaptıklarımızı özetleyen bir bildiri yayınlayıp dağılmak bize yakışmaz. Sizlerden istirhamım, ortaya somut iki proje koymamızdır. Birincisi; Yumuşak güç aracılığıyla, yani âlimler, medya mensupları, cemiyetler ve sivil toplum kuruluşları vasıtasıyla, İslam ümmetini kademeli olarak birleştirecek ameli bir proje. Hep birlikte ortak bir kelimede buluşalım. Bu ihtilaf nereye kadar? Bu Eş'aridir, bu Sufidir, bu şöyledir... Kardeşlerim! Bunlar ümmetin 900 yıldır tercih ettiği yollardır: Eş'arilik, Maturidilik ve Ehl-i Hadis ekolü… Hepsinin kendince mazeretleri vardır. Sen bir içtihattı tercih edebilirsin, başım gözüm üstüne. Peki, bu ayrılık niye? Buna hakkımız yok. Ortak bir kelimede birleşmeliyiz."
İslami Birleşmiş Milletler projesi hedefi
Allah'ın lütfuyla ve ardından bu ülkenin ev sahipliğiyle, inşallah bu ayın sonunda bu gayretleri tamamlayıcı nitelikte bir 'İslam Birliği Konferansı' düzenleyeceğiz. Dolayısıyla ümmetimize bir proje sunalım. Bu proje fikre, imana, amele ve şu iki esasa dayanmalıdır. İbadete dayalı dindarlığın gerçekleştirilmesi ve ilim, yenilikçilik ile medeni inşaya dayalı dindarlığın gerçekleştirilmesi. Tıpkı ecdadımızın yaptığı gibi ameli adımlar atalım. İmam Gazalî, Şeyh Abdülkadir Geylanî, Nizamülmülk ve diğerleri, Selahaddin neslini hazırlayan kimselerdi. Bugün Allaha şükür destek olabileceğimiz devletler mevcuttur ve İslam birliği, hepsiyle olmasa bile bir kısmıyla Allah'ın izniyle gerçekleşebilir. Bu birinci projedir. İkincisi; İnsanlık alemi için iman, fıtrat, aile, olgun fikir ve Allah ile huzur bulan insan modeli üzerinden sunulacak insani bir projedir. Bu fikri, detayları ve adımlarıyla insanlığa sunalım. Buna ek olarak ümidim büyüktür ki, İslam inancı doğrultusunda Birleşmiş Milletlere alternatif, tamamlayıcı bir proje sunalım. Sayın Cumhurbaşkanının da belirttiği gibi mevcut Birleşmiş Milletler adaleti temsil etmemektedir. Zira BM, temelinde ırkçılık ve adaletsizlik üzerine kuruludur. Sadece 5 ülkenin veto hakkı vardır, diğer ülkelerin ise yoktur. Uluslararası barışı ve güvenliği sağlayacak 'İslam Birleşmiş Milletleri' projesi... İşte bu üç ana projedir. Bunları dile getirip netleştirdiğimizde, bu projeleri hayata geçirecek bir komite veya heyet teşkil edelim. Âlimlerden, uzmanlardan ve hukukçulardan istifade edelim ki somut bir proje sunabilelim." dedi.
"Kapitalist düzene karşı alternatif sunulmalı"
Müslümanların temel sorununun doğru ve somut projeler sunamaması olduğunu vurgulayan Karadaği, "Örneğin şu anki ekonomik krizler komünist iktisat fikrinin çökmesine yol açtı. Kapitalist krizler ise yıkılmıyor; çünkü alternatifleri yok. Alternatifi sunması gereken bizleriz. İşte İslamın yöntemi budur: Âlemlerin Rabbi faizi haram kıldığında sadece 'Faiz haramdır' demedi, öncelikle 'Allah alışverişi helal kıldı' buyurdu. Önce alternatifi koydu, sonra haram kıldı." diye konuştu. (İLKHA)
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

