ADANA ŞİDDETLİ YAĞIŞLARA NE KADAR HAZIR?
ADANA ŞİDDETLİ YAĞIŞLARA NE KADAR HAZIR?
Afet konutlarında dere yatağı ve çukur alan iddiaları, çöken yollar, su basan sığınaklar ve sürekli ıslanan duvarlar endişe yaratıyor. Göztepe TOKİ DC-21 Blok'ta beşinci katın site yoluyla aynı kotta bulunduğu, sığınakta ise yağmur yağmasa bile suyun eksik olmadığı belirtiliyor. Yaşanan sorunlar, depremzedeler için inşa edilen konutların olası bir sel felaketine ne kadar hazırlıklı olduğu sorusunu gündeme taşıyor.
GÖZTEPE TOKİ'DE SEL TEHLİKESİ ALARM VERİYOR!
ADANA GÜNDEMİ - SARIÇAM – ÖZEL HABER
Adana'da şiddetli yağışların ardından ortaya çıkan su baskınları, çöken yollar ve altyapı sorunları, kentte afetlere hazırlık tartışmalarını yeniden gündeme getirirken, Sarıçam ilçesindeki Göztepe TOKİ Afet Konutları'nda dikkat çekici iddialar ortaya çıkıyor.
Bölgedeki bazı konut bloklarının dere yatağına yakın alanlarda ve çevre araziye göre oldukça düşük kotlarda bulunduğu ileri sürülüyor. Yağmur suyu tahliye sisteminin yetersiz olduğu yönündeki şikâyetlere, bina duvarlarındaki sürekli ıslaklık, bodrum ve sığınak bölümlerinde su birikmesi, yol kaplamalarının çökmesi gibi sorunlar eşlik ediyor.
Özellikle DC-21 Blok'ta yaşandığı bildirilen durum, yalnızca yağmur suyu altyapısını değil, projenin yer seçimini, zemin koşullarını, yapı çevresi drenajını ve su yalıtım sistemlerini de tartışmaya açıyor.
Göztepe TOKİ'de yaşananların geçici altyapı arızalarından mı, yoksa daha kapsamlı bir planlama ve mühendislik sorunundan mı kaynaklandığı ise yapılacak bağımsız teknik incelemelerle belirlenebilecek.
DC-21 BLOKTA DİKKAT ÇEKEN DURUM: BEŞİNCİ KAT YOL SEVİYESİNDE, SIĞINAKTA SU HİÇ EKSİLMİYOR
Göztepe TOKİ'deki risk tartışmasının merkezinde DC-21 Blok bulunuyor.
Bölgeden aktarılan bilgilere göre, binanın beşinci katı site içerisindeki yol ile yaklaşık aynı seviyede yer alıyor. Bu durum, yapının alt katlarının bir bölümünün çevre araziye göre oldukça düşük kotta bulunduğunu düşündürüyor.
Ancak asıl endişe verici iddia binanın sığınak bölümüne ilişkin.
DC-21 Blok'un sığınak alanında yağmur yağmayan dönemlerde dahi sürekli su bulunduğu, binanın duvarlarında ıslaklık oluştuğu ve su birikmesinin kalıcı bir soruna dönüştüğü belirtiliyor.
Burada dikkat çekilmesi gereken nokta, su probleminin yalnızca yağış sırasında ortaya çıkmaması.
Yağmur yağmadığı hâlde sığınakta sürekli su bulunması, suyun kaynağının yalnızca yüzeysel yağış akışı olmayabileceğine işaret ediyor.
Bu durum; yeraltı suyu, zeminden gelen sızıntılar, yapı çevresinde biriken sular, tesisat kaçakları veya su yalıtımı ve drenaj sistemlerindeki eksiklikler açısından incelenmeli.
Sığınağın sürekli ıslak olması, aynı zamanda bu alanın acil durumlarda güvenli biçimde kullanılıp kullanılamayacağı sorusunu gündeme getiriyor.
BİNA ÇUKURDA MI? TOPOĞRAFİK KONUM NEDEN ÖNEMLİ?
DC-21 Blok'un beşinci katının yol seviyesinde bulunması, yapının eğimli bir araziye yerleştirilmiş olabileceğini gösteriyor.
Eğimli arazilerde bina katlarının bir bölümünün zemine gömülü kalması, mühendislik açısından tek başına olağan dışı veya hatalı bir uygulama değil. Ancak böyle bir yapılaşmada doğru zemin etüdü, su yalıtımı, drenaj ve istinat sistemleri hayati önem taşıyor.
Çevredeki yüksek kotlardan gelen suların bina çevresinde birikmesi, özellikle toprağa gömülü duvarlarda su basıncını artırabiliyor.
Yapının çevresindeki drenaj hatlarının yeterli kapasitede olmaması ya da tahliye çıkışlarının uygun kotta bulunmaması durumunda, suyun alt katlarda birikmesi ve bina içerisine sızması mümkün hâle geliyor.
DC-21 Blok'ta bildirilen sürekli su birikmesi ve duvar ıslaklığı, bu ihtimallerin yerinde araştırılmasını gerektiriyor.
Burada sorulması gereken kritik soru şu:
Beşinci katı yol seviyesinde bulunan DC-21 Blok'un aşağı kotlarda kalan katları, çevredeki zemin ve yüzey sularına karşı hangi mühendislik sistemleriyle korunuyor?
DERE YATAĞINA YAPILAŞMA İDDİASI: KURU DERE HER ZAMAN GÜVENLİ Mİ?
Göztepe TOKİ'de üzerinde durulması gereken bir başka ciddi iddia, bazı blokların dere yataklarına veya doğal su akış güzergâhlarına yakın konumlandırılmış olması.
Doğal dere yatakları, yılın tamamında su taşıyan alanlardan ibaret değil.
Özellikle Akdeniz ikliminin etkili olduğu bölgelerde, yılın büyük bölümünde kuru görünen akış koridorları, kısa süreli ve yoğun yağışlarda önemli miktarda su taşıyabiliyor.
Bir arazide dere yatağının daraltılması, doğal akış güzergâhının değiştirilmesi veya dolgu yapılarak yapılaşmaya açılması, taşkın durumunda suyun farklı alanlara yönelmesine neden olabiliyor.
Bu nedenle yerleşimin yalnızca mevcut görünümüne bakılması yeterli değil.
Göztepe TOKİ'deki yapılaşmanın değerlendirilmesinde eski hava fotoğrafları, topoğrafik haritalar, dere havzası sınırları, DSİ taşkın verileri ve onaylı yerleşim planları birlikte incelenmeli.
Bazı blokların doğrudan dere yatağında bulunduğu iddiası henüz teknik olarak doğrulanmış değil. Ancak bu iddianın görmezden gelinmesi de mümkün değil.
Çünkü olası bir taşkında suyun hangi güzergâhlardan ilerleyeceği, hangi blokların çevresinde birikeceği ve tahliye sistemlerinin bu suyu karşılayıp karşılayamayacağı ancak bilimsel analizlerle ortaya konulabilir.
YAĞMUR YAĞMASA BİLE DUVARLAR NEDEN ISLAK?
DC-21 Blok'ta aktarılan sürekli duvar ıslaklığı ve sığınakta su bulunması, binanın su yalıtımı açısından da incelenmesini gerektiriyor.
Zemine temas eden yapı elemanları, çevredeki toprakta bulunan nem ve suyun etkisine maruz kalabiliyor.
Yeraltı su seviyesinin yüksek olması, yamaçtan gelen suyun bina çevresinde toplanması veya drenaj sisteminin yetersiz çalışması durumunda, özellikle bodrum ve sığınak duvarlarında nemlenme ve sızıntı görülebiliyor.
Suyun yapı içerisine ulaşması yalnızca kullanım açısından sorun yaratmıyor. Uzun süre devam eden ve giderilmeyen su etkisi, bazı koşullarda betonarme yapı elemanlarında dayanıklılık problemlerine ve donatı korozyonuna da katkıda bulunabiliyor.
Ancak duvarların ıslak olması, tek başına binanın taşıyıcı sisteminin zarar gördüğü veya yapının güvensiz olduğu anlamına gelmiyor.
Bunun belirlenebilmesi için uzmanlar tarafından yerinde inceleme yapılması, sızıntının kaynağının bulunması ve gerekli görülürse yapı elemanlarının değerlendirilmesi gerekiyor.
Sığınağa ulaşan suyun yeraltından mı, tesisattan mı yoksa başka bir kaynaktan mı geldiğinin belirlenmesi, kalıcı çözümün ilk aşamasını oluşturuyor.
SIĞINAKTA SU VARSA ACİL DURUMDA VATANDAŞ NEREYE SIĞINACAK?
Göztepe TOKİ'deki iddiaların en ciddi boyutlarından biri de sığınakların kullanılabilirliği.
Sığınak olarak ayrılmış bir alanın sürekli suyla temas etmesi; nem, hijyen, elektrik güvenliği ve acil durumlarda kullanım bakımından sorun oluşturabilir.
Bu alanlarda elektrik panoları, aydınlatma tesisatı, mekanik sistemler veya başka teknik donanımlar bulunması hâlinde suyun oluşturabileceği risk daha da önem kazanıyor.
Nitekim Göztepe TOKİ hakkında 22 Nisan 2026 tarihinde yayımlanan yerel haberde, suyun yaklaşık bir metreye yükseldiği belirtilen bir alanla ilgili fotoğraf açıklamasında makine dairesi, elektrik panoları ve doğal gaz menfezlerinin bulunduğu ifade edilmişti. Aynı haberin fotoğraf bölümünde DC-21 Blok'un dere yatağına ve çukur alana yapılıp yapılmadığı da sorgulanmıştı.
Bu haber ve bölgeden aktarılan güncel şikâyetler, su baskını yaşanan ortak alanların elektrik ve mekanik tesisat açısından öncelikle denetlenmesi gerektiğini ortaya koyuyor.
DAHA ÖNCE DE YOLLAR ÇÖKTÜ, BODRUMLARI SU BASTI
Göztepe TOKİ'de dile getirilen sorunlar yeni değil.
19 Mart 2026 tarihinde basına yansıyan haberlerde, yerleşime ulaşımı sağlayan yolun yağışlardan sonra tekrar bozulduğu, sakinlerin geçici onarımlar yerine kalıcı çözüm istediği belirtilmişti.
22 Nisan 2026 tarihli başka bir haberde ise Göztepe TOKİ sakinlerinin parke taşlarındaki çökmelerden, çamura dönüşen zeminlerden, bodrum katlarındaki su baskınlarından ve duvarlardaki nemden şikâyetçi olduğu aktarılmıştı.
Bunlara ek olarak, yangın hidrantından uzun süre su aktığı yönündeki iddialar da gündeme gelmişti.
Bu olayların tamamının aynı teknik nedenden kaynaklandığı söylenemez. Örneğin bir yol çökmesi dolgu sıkışması, yüzey erozyonu, tesisat kaçağı veya farklı zemin problemlerinden kaynaklanabilir.
Ancak aynı yerleşimde su birikmesi, duvar nemlenmesi, bodrum baskınları ve yol deformasyonlarının birlikte görülmesi, sorunların birbirinden bağımsız değerlendirilmemesi gerektiğini gösteriyor.
Göztepe TOKİ'de bina, yol, altyapı ve doğal drenaj koşullarını kapsayan bütüncül bir mühendislik incelemesi yapılması önem taşıyor.
ADANA'NIN ALTYAPISI ZATEN ALARM VERİYOR
Göztepe TOKİ'de ortaya çıkan endişeler, Adana'nın genel yağmur suyu altyapısından bağımsız değil.
İnşaat Mühendisleri Odası Adana Şubesi, 13 Nisan 2026 tarihinde yaptığı açıklamada, kentin altyapısının yoğun yağışları karşılamakta yetersiz kaldığını belirterek kalıcı ve planlı yatırımlar yapılması gerektiğini vurgulamıştı.
15 Mayıs 2026'da düzenlenen Adana Kentsel Altyapı Gerçeği ve Yağmur Suyu Yönetimi panelinde ise önemli bir veri paylaşıldı.
ASKİ Genel Müdür Yardımcısı Emrah Kaplan, Adana'daki kanalizasyon ve yağmur suyu altyapısının yüzde 79'unun birleşik, yüzde 21'inin ayrık sistem olduğunu açıkladı.
Birleşik sistemlerde atık su ve yağmur suyu aynı altyapıda taşınırken, ayrık sistemlerde bu sular ayrı hatlardan uzaklaştırılıyor.
Birleşik sistemlerin yoğun yağışlarda aşırı yüklenmesi, su baskınları ve geri tepme sorunları açısından önemli bir risk oluşturabiliyor.
Bu oranlar Adana'nın genel altyapısına ilişkin olup, Göztepe TOKİ'nin kendi drenaj sisteminin niteliğini doğrudan göstermiyor.
Ancak kentin altyapısına ilişkin bu tablo, özellikle yeni ve yoğun nüfuslu yerleşimlerde yağmur suyu yönetiminin neden dikkatle planlanması gerektiğini ortaya koyuyor.
ŞİDDETLİ BİR YAĞIŞTA GÖZTEPE TOKİ'DE NE YAŞANABİLİR?
Göztepe TOKİ açısından en önemli soru, mevcut su ve altyapı sorunlarının kısa sürede düşen çok yoğun yağış sırasında nasıl bir boyuta ulaşabileceği.
Bir yerleşimde düşük kotlu yapıların, yetersiz yüzey drenajının ve doğal akış koridorlarının aynı bölgede bulunması, uygun önlemler alınmadığında su baskını tehlikesini artırabiliyor.
Özellikle çukur alanlarda biriken suyun güvenli bir tahliye çıkışına ulaşamaması, bina girişlerinin ve bodrum katlarının su altında kalmasına neden olabilir.
Dere taşkını yaşanması durumunda ise risk yalnızca suyun birikmesiyle sınırlı kalmayabilir. Akışın hızı ve derinliği, insanlar ve araçlar açısından da tehlike oluşturabilir.
DC-21 Blok'un sığınağında yağıştan bağımsız şekilde su bulunduğu yönündeki bilgiler, şiddetli yağış dönemlerinde bu alana gelebilecek ilave suyun nasıl uzaklaştırılacağı sorusunu daha da önemli hâle getiriyor.
Ancak burada kesin bir sel senaryosu ortaya koymak için gerekli ölçümler henüz bulunmuyor.
Yerleşim için ayrıntılı topoğrafik harita, yağış-akış hesabı, yağmur suyu şebekesi kapasite analizi ve taşkın yayılım modellemesi yapılmadan belirli bir blokta suyun kaç metre yükselebileceğini söylemek bilimsel açıdan doğru değil.
Buna karşılık, mevcut su baskını şikâyetleri ve DC-21 Blok'taki sürekli su birikmesi iddiası, riskin araştırılmasını ertelemek için değil, incelemeyi hızlandırmak için gerekçe oluşturuyor.
GÖZTEPE TOKİ İÇİN HANGİ TEKNİK ÇALIŞMALAR YAPILMALI?
Öncelikle yerleşimin tamamını kapsayan yüksek hassasiyetli kot ölçümleri yapılmalı. Bina girişleri, sığınak tabanları, site yolları, yağmur suyu bacaları ve tahliye çıkışları aynı referans kot sisteminde değerlendirilerek suyun doğal akış yönleri belirlenmeli.
Ardından yerleşime dışarıdan su getiren havzalar tespit edilmeli. Mevcut ve geçmiş dere yatakları ile yapılaşma alanları karşılaştırılmalı.
Meteorolojik tasarım yağışları kullanılarak farklı süre ve şiddetteki sağanaklar için hidrolojik hesaplar hazırlanmalı. Dere ve yüzey akışının etkileri uygun hidrolik modellerle değerlendirilerek taşkın derinliği, yayılımı ve akış hızları ortaya konulmalı.
Bunun yanında mevcut yağmur suyu hatlarının çapları, eğimleri, ızgara bağlantıları, menfezleri ve tahliye noktaları yerinde kontrol edilmeli.
DC-21 Blok'ta ise ayrı bir yapı ve geoteknik inceleme yürütülmeli. Sığınağa giren suyun kaynağı, temel çevresindeki drenaj sistemi, perde duvar su yalıtımı, yeraltı su seviyesi ve elektrik güvenliği araştırılmalı.
Yol çökmelerinin yaşandığı noktalarda da dolgu kalitesi, sıkışma, drenaj ve olası iç erozyon koşulları incelenmeli.
Bu çalışmaların sonuçları yalnızca kurumlar arasında kalmamalı; blok bazında ortaya çıkan tehlikeler ve alınacak önlemler kamuoyuna açıklanmalı.
TOKİ, DSİ, AFAD VE İLGİLİ KURUMLARA KRİTİK SORULAR
Göztepe TOKİ'de yaşanan sorunlar karşısında yetkililerin cevaplaması gereken sorular bulunuyor.
DC-21 Blok'un beşinci katının site yoluyla aynı kotta olduğu dikkate alındığında, binanın alt katlarına etki edebilecek zemin ve yüzey suları için nasıl bir drenaj ve yalıtım sistemi tasarlandı?
Sığınakta yağış olmayan günlerde bile bulunduğu bildirilen suyun kaynağı araştırıldı mı? Suyun miktarı, kimyasal özellikleri ve yapıya hangi noktalardan girdiği tespit edildi mi?
Sığınak ve diğer ortak alanların elektrik tesisatı açısından güvenli olduğu kontrol edildi mi?
Göztepe TOKİ yerleşim planı hazırlanırken dere yatakları, kuru dere güzergâhları ve taşkın sahalarıyla ilgili DSİ görüşleri alındı mı?
Yerleşim için hidrolojik ve hidrolik taşkın etütleri yapıldı mı? Yapıldıysa hangi yağış senaryoları esas alındı?
Yağmur suyu drenaj hatları tamamlandı mı? Sistemlerin işletme ve bakım sorumluluğu hangi kurum veya kuruluşta?
2026 yılında gündeme gelen su baskınları, yol çökmeleri ve sürekli nemlenme sorunları hakkında teknik rapor düzenlendi mi?
Bölgenin taşkın tehlikesi karşısında güvenliğini artıracak kalıcı çalışmaların takvimi belirlendi mi?
Bu soruların cevapları, konutların yalnızca mevcut durumunu değil, gelecekte karşılaşabilecekleri afet tehlikelerini de değerlendirmek açısından önem taşıyor.
DEPREMZEDELER BİR BAŞKA AFETİN ENDİŞESİNİ Mİ YAŞAYACAK?
Afet konutlarının inşa edilmesindeki temel amaç, deprem nedeniyle barınma güvenliği zarar gören vatandaşlara güvenli yaşam alanları sunmak.
Ancak bir yerleşimin güvenliği yalnızca binaların depreme karşı dayanıklılığıyla ölçülemez.
Yapıların bulunduğu zeminin özellikleri, doğal su yollarıyla ilişkisi, yağmur suyu altyapısı, ulaşım yollarının güvenliği ve acil durum alanlarının kullanılabilirliği de afet güvenliğinin ayrılmaz parçalarıdır.
Göztepe TOKİ'de daha önce basına yansıyan yol çökmeleri, bodrum su baskınları ve nem sorunları ile DC-21 Blok'ta bildirilen sürekli su birikmesi, bu kapsamda değerlendirilmesi gereken ciddi uyarı işaretleri oluşturuyor.
Bu aşamada bölgedeki yapıların dere yatağına inşa edildiği, projelendirme hatası yapıldığı veya taşıyıcı sistemlerin güvenli olmadığı yönünde kesin bir hükme varmak mümkün değil.
Ancak kamuoyuna yansıyan şikâyetler ve somut blok bilgileri karşısında, bağımsız mühendislik incelemeleri ve şeffaf kurum açıklamaları yapılması gerekiyor.
SON SÖZ: YAĞMUR YAĞMADIĞINDA BİLE SIĞINAKTA SU VARSA, ŞİDDETLİ YAĞIŞTA NE OLACAK?
Göztepe TOKİ'deki tartışmanın merkezinde artık yalnızca yol bozuklukları veya konut çevresindeki çamurlaşma bulunmuyor.
DC-21 Blok örneği; yerleşimin topoğrafik konumunun, su yalıtımının, drenaj sistemlerinin ve taşkın güvenliğinin birlikte sorgulanması gerektiğini gösteriyor.
Sürekli su bulunan bir sığınağın neden bu durumda olduğu açıklığa kavuşturulmalı, gerekli güvenlik önlemleri alınmalı ve sorunun kaynağı giderilmelidir.
Dere yatağına yakınlık ve çukur alanda yapılaşma iddiaları ise yetkili kurumların sağlayacağı haritalar, projeler ve bağımsız teknik ölçümlerle kesinleştirilmelidir.
Depreme karşı güvenli bir yaşam sunmak amacıyla yapılan konutların, başka bir afet tehlikesine karşı da güvenli olduğunun bilimsel olarak ortaya konulması gerekiyor.
Göztepe TOKİ için asıl soru şu: Olası bir sel felaketi yaşanmadan gerekli incelemeler ve kalıcı önlemler hayata geçirilecek mi?
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

