Bir şehri tanımanın en güzel yollarından biri, onun yazını yaşamaktır. Çünkü her şehrin sıcağı farklıdır. Fakat Adana'nın sıcağı bambaşkadır. Haziran ayıyla birlikte başlayan ve Ekim ayına kadar etkisini hissettiren kavurucu sıcaklar, Adanalıyı serinlemenin kendine has yollarını bulmaya yöneltmiştir.
İşte bunlardan biri de, yıllardır Adana sokaklarının vazgeçilmez lezzeti olan Dikenli İncir, diğer adıyla Hint İnciri ya da Frenk Yemişidir.
Yaz aylarında şehrin merkezi noktalarında dolaşırken buz kalıplarının üzerine özenle dizilmiş rengârenk dikenli incir tezgâhlarına rastlamamak neredeyse imkânsızdır. Kızılay Saydam Caddesi, Obalar Caddesi, Çakmak Caddesi, İnönü Parkı çevresi, Kuruköprü, Çetinkaya ve yaya trafiğinin yoğun olduğu birçok noktada bu tezgâhlar, adeta Adana yazının simgesi hâline gelir.
Adanalılar bu meyveyi kimi zaman ayaküstü tüketir, kimi zaman da kabuğu soyulmuş hâlde evine götürür. Sokak kültürünün vazgeçilmez parçalarından biri olan dikenli incir, yalnızca serinletici bir meyve değil; aynı zamanda çocukluk hatıralarını, yaz akşamlarını ve Adana'nın kendine özgü yaşam tarzını da içinde taşır.
Şehir genelinde yaklaşık 250 civarında seyyar tezgahta, her bir tezgahta ortalama 100 kilogram ürün satıldığı düşünüldüğünde, günlük tüketimin 50 ton civarında gerçekleştiği tahmin edilmektedir. Sezonun yaklaşık 100 gün sürdüğü hesaba katıldığında ortaya çıkan rakamlar, dikenli incirin Adana ekonomisinde de önemli bir yere sahip olduğunu göstermektedir.
Bu meyvenin satışı ise başlı başına bir ustalık ister.
İnce ve görünmez dikenleri nedeniyle satıcılar özel eldivenler ya da maşalar kullanır. Meyveler önce su dolu kaplarda temizlenir, ardından dikkatlice soyularak tüketiciye sunulur. Dışarıdan bakıldığında basit görünen bu işlem, aslında yılların tecrübesini gerektiren bir emektir.
Dikenli incir sadece ferahlatıcı özelliğiyle değil, sağlık açısından sunduğu faydalarla da dikkat çeker. Yüksek lif oranı sayesinde sindirim sistemini destekler, içerdiği C vitamini ile bağışıklığa katkı sağlar ve sıcak havalarda vücudun sıvı ihtiyacını karşılamaya yardımcı olur.
Ancak her doğal üründe olduğu gibi bunda da ölçüyü kaçırmamak gerekir. İçerisindeki sert çekirdekler genellikle güvenle yutulabilse de, yoğun çekirdek yapısı ve kalın kabuğunun sindiriminin zaman alması nedeniyle uzmanlar günde iki ya da üç adetten fazla tüketilmemesini tavsiye etmektedir.
Bugün birçok şehir farklı lezzetleriyle anılıyor. Adana denildiğinde ise kebabın, şalgamın ve karpuzun yanında yaz mevsiminin sessiz kahramanı olan dikenli inciri de unutmamak gerekir.
Çünkü bu meyve sadece yaz sıcağını hafifleten bir serinlik değil; aynı zamanda Adana'nın sokak kültürünü, emeğini ve sıcak insanını yansıtan doğal bir simgedir.
Bazen bir şehri anlamak için büyük binalara ya da görkemli meydanlara bakmak gerekmez. Bir buz kasasının üzerinde dizili dikenli incirler bile, o şehrin ruhunu anlatmaya yeter.
Adana'nın yazı sıcaktır... Ama o sıcağın içinde buz gibi bir gelenek yaşamaya devam ediyor: Dikenli İncir.

