MD REKLAM
Kahve Kitap
Ramazan Yüksel
Köşe Yazarı
Ramazan Yüksel
 

KEMÂLÂT ARAYIŞIMIZ VE RAMAZAN

Mevlâ bizi af ede / Gör ne güzel 'ıyd ola Cürm ü hatâlar gide / Bayrâm o bayrâm ola. Nefis terbiyesinde çokça anlatılan  kudsi  bir hadistir. Allah (cc) nefse sorar; sen kimsin, ben kimim? Nefis; “ene ene, ente ente; sen sensin, ben benim” der. Keyfiyeti Allah (cc) tarafınca bilinen bir süre, ateşle terbiye görür. Sonra Rab yine sorar, cevap değişmez. Bu defalarca tekrarlanır, her defasında cevap aynıdır; Nefis;  “Sen sensin, ben benim” der. Ateşle terbiyede sıratı müstakime girmemekte direnen nefisi, Rabbimiz bu defa açlık imtihanına sokar. Soru yinelenir; sen kimsin ben kimim? Rabbi karşısında durduğu yeri ve duruş şeklini bilemeyen nefis, asıl şekline dönmüştür. “Ya Rab ben aciz, fakir bir kulunum, sen benim Rabbimsin.” Nefis Rabbini tanımak istemiyor; firavun gibi kendi Rabbi olmak istiyor. Ne kadar azaplar çektirilse, o damar onda kalır. Fakat açlıkla o damarı kırılır. İşte, Ramazan-ı Şerifteki oruç, doğrudan doğruya nefsin firavunluk cephesine darbe vurur, kırar. Aczini, zaafını, fakrını gösterir, esasen aciz bir kul olduğunu bildirir. *** Ne yazık ki içinde bulunduğumuz zaman dilimi, her haliyle, her bir eşyayla bize dünyevi yaşamayı, dünyevi kriz ve kaosları da tamamen batının bâtıl kaynaklı tedavileriyle çözmeyi teklif ediyor. Tuzlu su misali, içtikçe daha fazla dünya ve arzilikle çözüm arayan insan, çözümün kendi kaynaklarımızda olduğunu bir türlü akıl edemedi! İslâm, müntesiplerine karşı çok kıskanç; onu dünyaya çağıran nefsin ve şeytanın tuzaklarına ve doyumsuz isteklerine karşı koruma formüllerini kişinin ve toplumun önüne seriverir. Tekrarın israf-ı kelam olacağı için açlığın sosyolojik faydalarına değinmeye gerek görmüyorum. Ancak Mübarek kılınmış Ramazan ayı, insanın kendisiyle yüzleşmesini, asimetrik zorluklara karşı dirençli olmasını, ruhunun esas istek ve ihtiyaçlarının yerine getirilmesi gibi, ancak cennet ve Cemalullah’la tatmin olacak insanoğlunu Kur’an ahlakına alışması için tüm yıla yetecek bir aylık kampa alır. Ayaklarını geldiği noktada sabitkadem tutan Müslüman, Mü’min seviyesine çıkar. Yıl boyu kazandığı pörsüme ve dağılma eğilimini, Ramazan ayında toplumla birlikte tekrar balans ayarı yaparak sırat-ı müstakim üzere yoluna devam eder, ta ki emaneti teslim edene kadar. Allah bizleri affede,bizim için  hakiki bayram olsun.   Dilin Hak Söylesin, Muhtemeldir; Hak Huzurunda Da Hak Söylersin Vicdan Ve İnsaf Çiftinin İzdivacından, Sürur Ve Mutluluk Doğar  
Ekleme Tarihi: 02 Mayıs 2022 - Pazartesi

KEMÂLÂT ARAYIŞIMIZ VE RAMAZAN

Mevlâ bizi af ede / Gör ne güzel 'ıyd ola
Cürm ü hatâlar gide / Bayrâm o bayrâm ola.

Nefis terbiyesinde çokça anlatılan  kudsi  bir hadistir.
Allah (cc) nefse sorar; sen kimsin, ben kimim?
Nefis; “ene ene, ente ente; sen sensin, ben benim” der. Keyfiyeti Allah (cc) tarafınca bilinen bir süre, ateşle terbiye görür. Sonra Rab yine sorar, cevap değişmez.
Bu defalarca tekrarlanır, her defasında cevap aynıdır;
Nefis;  “Sen sensin, ben benim” der.


Ateşle terbiyede sıratı müstakime girmemekte direnen nefisi, Rabbimiz bu defa açlık imtihanına sokar. Soru yinelenir; sen kimsin ben kimim?
Rabbi karşısında durduğu yeri ve duruş şeklini bilemeyen nefis, asıl şekline dönmüştür.
“Ya Rab ben aciz, fakir bir kulunum, sen benim Rabbimsin.”

Nefis Rabbini tanımak istemiyor; firavun gibi kendi Rabbi olmak istiyor. Ne kadar azaplar çektirilse, o damar onda kalır. Fakat açlıkla o damarı kırılır. İşte, Ramazan-ı Şerifteki oruç, doğrudan doğruya nefsin firavunluk cephesine darbe vurur, kırar. Aczini, zaafını, fakrını gösterir, esasen aciz bir kul olduğunu bildirir.

***

Ne yazık ki içinde bulunduğumuz zaman dilimi, her haliyle, her bir eşyayla bize dünyevi yaşamayı, dünyevi kriz ve kaosları da tamamen batının bâtıl kaynaklı tedavileriyle çözmeyi teklif ediyor. Tuzlu su misali, içtikçe daha fazla dünya ve arzilikle çözüm arayan insan, çözümün kendi kaynaklarımızda olduğunu bir türlü akıl edemedi!

İslâm, müntesiplerine karşı çok kıskanç; onu dünyaya çağıran nefsin ve şeytanın tuzaklarına ve doyumsuz isteklerine karşı koruma formüllerini kişinin ve toplumun önüne seriverir. Tekrarın israf-ı kelam olacağı için açlığın sosyolojik faydalarına değinmeye gerek görmüyorum. Ancak Mübarek kılınmış Ramazan ayı, insanın kendisiyle yüzleşmesini, asimetrik zorluklara karşı dirençli olmasını, ruhunun esas istek ve ihtiyaçlarının yerine getirilmesi gibi, ancak cennet ve Cemalullah’la tatmin olacak insanoğlunu Kur’an ahlakına alışması için tüm yıla yetecek bir aylık kampa alır. Ayaklarını geldiği noktada sabitkadem tutan Müslüman, Mü’min seviyesine çıkar. Yıl boyu kazandığı pörsüme ve dağılma eğilimini, Ramazan ayında toplumla birlikte tekrar balans ayarı yaparak sırat-ı müstakim üzere yoluna devam eder, ta ki emaneti teslim edene kadar. Allah bizleri affede,bizim için  hakiki bayram olsun.

 

  • Dilin Hak Söylesin, Muhtemeldir; Hak Huzurunda Da Hak Söylersin
  • Vicdan Ve İnsaf Çiftinin İzdivacından, Sürur Ve Mutluluk Doğar

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve adanagundemi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.