<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
                 <rss version="2.0" 
                 xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
                 xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" 
                 xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" 
                 xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
                 <channel><title>ADANA GÜNDEMİ | ADANAGUNDEMI.COM</title>
                      <link>https://www.adanagundemi.com/rss.xml</link>
                      <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.adanagundemi.com/rss.xml" type="application/rss+xml" rel="self"/>
                      <language>tr</language>
                      <description>Adana Gündemi buradan takip ediyor...</description>
                      <category>News</category>
                      <lastBuildDate>Wed, 11 Mar 2026 04:10:21 +0000</lastBuildDate>
                      <ttl>1</ttl>
                      <generator>ADANA GÜNDEMİ | ADANAGUNDEMI.COM - Haberler</generator>
                      <copyright>Copyright - 2026 - ADANA GÜNDEMİ | ADANAGUNDEMI.COM</copyright><item><title><![CDATA[Adana halkından madde bağımlılığına karşı ortak mücadele çağrısı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.adanagundemi.com/haber-adana-halkindan-madde-bagimliligina-karsi-ortak-mucadele-cagrisi-11680.html</guid>
                    <link>https://www.adanagundemi.com/haber-adana-halkindan-madde-bagimliligina-karsi-ortak-mucadele-cagrisi-11680.html</link>
                    <description><![CDATA[Adana halkı, madde bağımlılığının toplumu derinden yaraladığını belirterek, kalıcı çözümler üretilmesi ve mücadelenin kararlılıkla sürdürülmesi gerektiğini vurguladı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Adana’da madde bağımlılığıyla mücadeleye dikkat çekmek amacıyla HÜDA PAR Gençlik Politikaları Başkanlığınca panel düzenlendi.


Toplumun farklı kesimlerinden katılımın olduğu panelde, uyuşturucu kullanımının geldiği tehlikeli boyutlar ele alındı.

Programda alanında uzman isimlerin sunumlarının ardından, program sonrası katılımcılar İLKHA'ya duygularını aktardı.



Panele katılan vatandaşlar, düzenlenen çalışmanın önemli bir farkındalık oluşturduğunu ifade etti. Katılımcılar, bu tür programların belirli aralıklarla devam etmesi gerektiğine dikkat çekti.

Adanalılar uyuşturucu ile mücadelenin yalnızca bireysel değil, toplumsal bir sorumluluk olduğunu vurguladı. Ailelerin yaşadığı endişeler ve sahadaki gerçekler katılımcılarca ifade edildi.

"Bu programların 2-3 ayda bir yapılmasını istiyorum"



Panele katılan Faruk İnce, düzenlenen programın toplumsal farkındalık açısından değerli olduğunu vurgulayarak, “Böyle bir panelin olması çok güzel. Bu tür panellere daha fazla kişinin katılmasını isterdim. Özellikle yapılan çalışmalar ve projeler çok çok önemli. Bu programların 2-3 ayda bir yapılmasını istiyorum. Gerçekten çok güzel bir program oldu. HÜDA PAR’ın buna öncülük etmesi ayrıca teşekkür edilmesi gereken bir durum. Madde bağımlılığı konusunda devlet yetkililerine uyarılarda bulunmaları ve bu alanda çalışmalar yürütmeleri takdire şayan.” ifadelerini kullandı.

"Bu konuların bütün halkımıza öğretilmesi çok iyi olur"&nbsp;



Seyfettin Yaşar ise uyuşturucu sorununa dikkat çekerek şunları söyledi:&nbsp;“Düzenlemiş oldukları panelden dolayı HÜDA PAR’dan Allah razı olsun. Türkiye’miz, Adana’mız gerçekten uyuşturucu bataklığına düşmüş durumda. Bilirkişilerin buraya gelip brifing vermesi bizim açımızdan çok faydalı oldu. Milletvekili Faruk Dinç’in katılımı da bizleri memnun etti, kendisine teşekkür ediyoruz. Çok önemli konulara değinildi. Türkiye’nin her yerinde bu tür panellerin düzenlenmesini şahsım adına çok istiyorum. Bu konuların bütün halkımıza öğretilmesi çok iyi olur.” dedi.

"Kalıcı bir çözüm üretmelerini istiyoruz"



Panele katılan Mehmet Kocabey de, sorunun toplumun tamamını ilgilendirdiğini belirterek,&nbsp;“Öncelikle HÜDA PAR’a teşekkür ediyorum. Toplumumuzun kanayan bir yarasına değindiler. Bizler de birer babayız, evlatlarımız var. Onların bu pisliğe bulaşmasından korkuyoruz. Bu nedenle gerek hükümetten gerekse cumhurbaşkanımızdan ve tüm yetkililerden bu duruma el atmalarını ve kalıcı bir çözüm üretmelerini istiyoruz. Biz gönüllü olarak kendi mahallelerimizde madde kullanımına bulaşmış gençlerle ilgilenmeye çalışıyoruz. Bırakmaları için mücadele ediyoruz. Gündüz işe gidip akşamları onlarla ilgileniyor, kimi kurtarabilirsek diye çaba gösteriyoruz. Elhamdülillah kurtardıklarımız da var. Bunun sürdürülebilmesi için madde satışlarının ve kullanımının kökünün kurutulması gerekiyor. Allah rızası için müdahale edin. Ne yapılması gerekiyorsa hep birlikte yapalım.” şeklinde konuştu.

 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.adanagundemi.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Adana halkından madde bağımlılığına karşı ortak mücadele çağrısı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 05 Feb 2026 21:25:29 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/adana-halkindan-madde-bagimliligina-karsi-ortak-mucadele-cagrisi-002649-20260206.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/adana-halkindan-madde-bagimliligina-karsi-ortak-mucadele-cagrisi-002649-20260206.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/adana-halkindan-madde-bagimliligina-karsi-ortak-mucadele-cagrisi-002649-20260206.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Adana'da 15 ambulansın teslim töreni gerçekleştirildi]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.adanagundemi.com/haber-adanada-15-ambulansin-teslim-toreni-gerceklestirildi-11593.html</guid>
                    <link>https://www.adanagundemi.com/haber-adanada-15-ambulansin-teslim-toreni-gerceklestirildi-11593.html</link>
                    <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı tarafından Adana İl Sağlık Müdürlüğüne tahsis edilen 15 ambulansın teslim töreni, Vali Yavuz Selim Köşger’in katılımıyla gerçekleştirildi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Sağlık Bakanlığı tarafından Adana’ya tahsis edilen 15 yeni ambulansın teslim töreni, İl Sağlık Müdürlüğünde düzenlenen programla gerçekleştirildi.


Adana İl Sağlık Müdürlüğü bahçesinde düzenlenen program, İl Sağlık Müdürü Halil Nacar’ın selamlama konuşmasıyla başladı.

Törende konuşan İl Sağlık Müdürü Halil Nacar, Adana 112 Acil Sağlık Hizmetlerinin 1994 yılından bugüne geçirdiği gelişim sürecini anlattı.

Nacar, 1998 Adana depremindeki başarılı çalışmalar nedeniyle Adana 112 ekibinin Türkiye’nin en başarılı ekiplerinden biri seçildiğini hatırlattı.

Güncel kapasiteye değinen Nacar, 106 olan ambulans filosunun Bakanlığın tahsisiyle 121’e yükseldiğini söyledi.



Acil sağlık istasyonlarının günlük 700, yıllık yaklaşık 250 bin vakaya müdahale ettiğini belirten Nacar, erişim oranlarında Türkiye ortalamasının üzerinde olduklarını ifade etti.

UMKE’nin afet ve olağandışı durumlarda 280 personelle görev almaya hazır olduğunu belirten Nacar, acil sağlık hizmetlerinin önemine dikkat çekti.

Konuşmasında 112 çağrı hattının gereksiz aramalarla meşgul edilmemesi gerektiğini vurgulayan Nacar, “Fermuar Sistemi”nin önemine değindi.

Programda konuşan Adana Valisi Yavuz Selim Köşger, kentte 4 ambulansla başlayan hizmetin bugün 121 ambulanslık güçlü bir filoya dönüştüğünü söyledi.

Konuşmaların ardından Vali Köşger ve protokol üyeleri alandaki yeni ambulansları inceleyerek programı tamamladı.

“Türkiye’nin en başarılı ekiplerinden biri seçilmiştir”

Halil Nacar konuşmasında, “Adana 112 Acil Sağlık Hizmetleri 1994 yılında İl Sağlık Müdürlüğü bünyesinde Acil Yardım ve Kurtarma Hizmetleri Şube Müdürlüğü olarak kurulmuştur. Adana 112 İl Ambulans Servisi iki yılda gösterdiği gelişim ve özellikle 1998 yılında meydana gelen Adana depremindeki başarılı çalışmaları nedeniyle Türkiye’nin en başarılı ekiplerinden biri seçilmiştir.” ifadelerini kullandı.

“Ambulans filomuz 121 olmuştur”

Nacar güncel kapasiteye ilişkin, “Toplam 106 olan ambulans filomuz, Bakanlığımız tarafından ilimize tahsis edilen 15 acil yardım ambulansı ile 121 olmuştur.vBu geniş hizmet ağı ve özel donanımlı ambulanslar ile hastanın yaşı, tıbbi durumu ve zorlu coğrafi şartlara bakılmaksızın her türlü vakaya ulaşılmaktadır. İstasyonlarımız günlük yaklaşık 700 vaka, yıllık ise yaklaşık 250.000 vaka yapmaktadır.” bilgisini verdi.

“112 Acil Sağlık Sistemimizin ne kadar gelişmiş olduğunu görmekteyiz”

Nacar, “Kırsalda ilk 30 dakikada yüzde 91, kentselde ise ilk 10 dakikada yüzde 96 oranında vakaya ulaşıyoruz. 15 UMKE aracı, 1 set sahra çadırı ve 280 UMKE personelimiz ile her türlü afet ve olağandışı durumda hazır bulunmaktayız. 1994 yılından günümüze kadar geçen 31 yıllık süreçte acil sağlık hizmetlerinin nasıl yol kat ettiğini sizlerle paylaşmaktan onur duyuyorum. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde ‘Sağlıklı Türkiye Yüzyılı Programı’ hayata geçirilmiştir.” ifadelerini kullandı.

“Fermuar sisteminin önemi”

Nacar, “112 hattının gereksiz aramalarla meşgul edilmemesi ve Fermuar Sistemi’nin önemini bir kez daha vurgulamak isterim. Acil sağlık hizmetlerinde görevli tüm çalışma arkadaşlarımın haftalarını kutluyor, teşekkürlerimi sunuyorum.” sözleriyle tamamladı.

“4 ambulansla başlayan hizmet 121 ambulansa ulaştı”

Programda konuşan Adana Valisi Yavuz Selim Köşger, “Adana’da 4 ambulans ile başlayan ve şimdi 121 ambulansa ulaşan acil sağlık hizmetlerini birlikte değerlendiriyoruz Acil sağlık hizmetleri can ile ilgili bir hizmettir, saniyelerin önem kazandığı bir hizmettir. Şehir merkezimizde 10 dakikanın altında yüzde 96 erişim hızına ulaştık. Engelli, obez, çoklu, paletli ve helikopter ambulansına kadar geniş bir hizmet yelpazemiz var.” dedi.

“Dünyada en başarılı sağlık hizmetini sunan ülkeyiz”

Köşger, “Dünyada en başarılı sağlık hizmetini sunan ülke haline geldik. Pandemi döneminde dünyada birçok kişi ölüme terk edilirken bizim ülkemizde sağlık çalışanları canhıraş çalıştılar." açıklamalarında bulundu.&nbsp;

 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.adanagundemi.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Adana'da 15 ambulansın teslim töreni gerçekleştirildi - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 09 Dec 2025 19:15:14 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/adanada-15-ambulansin-teslim-toreni-gerceklestirildi-221637-20251209.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/adanada-15-ambulansin-teslim-toreni-gerceklestirildi-221637-20251209.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/adanada-15-ambulansin-teslim-toreni-gerceklestirildi-221637-20251209.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA["2 ay sonraya gün veriyorlar" tepkisi büyüyor]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.adanagundemi.com/haber-2-ay-sonraya-gun-veriyorlar-tepkisi-buyuyor-11469.html</guid>
                    <link>https://www.adanagundemi.com/haber-2-ay-sonraya-gun-veriyorlar-tepkisi-buyuyor-11469.html</link>
                    <description><![CDATA[Adana'da hastanelerde randevu almakta güçlük çeken vatandaşlar, aylar süren bekleme süreleri, uzun kuyruklar ve doktor eksikliği nedeniyle mağdur olduklarını belirterek yetkililere çözüm çağrısında bulundu.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Adana Şehir ve Araştırma Hastanesi’ne tedavi için gelen vatandaşlar, randevu sisteminde yaşanan gecikmeler ve sağlık hizmetlerindeki aksaklıklardan şikayet etti.


Kentteki hastanelerde randevu almakta güçlük çeken Adanalılar, aylar süren bekleme sürelerinin kendilerini mağdur ettiğini dile getirdi.

Göz bölümünde randevu almak için aylarca beklemek zorunda kaldığını belirten vatandaşlar, sistemin daha hızlı işlemesini istedi.

Hastanede sıra beklemenin saatleri bulduğunu anlatan mağdurlar, personel ve doktor sayısındaki yetersizliğe tepki gösterdi.

Randevu süreçlerinin özellikle acil durumlarda yetersiz kaldığını söyleyen vatandaşlar, bu durumun hastaları zor durumda bıraktığını ifade etti.



Doktorların polikliniklerde yeterli sayıda görev yapmamasından şikayet eden hastalar, bu nedenle uzun kuyruklarda beklediklerini anlattı.

Hastanede sadece bir kişinin çalıştığını, diğer görevlilerin farklı alanlara yönlendirildiğini söyleyen vatandaşlar, hizmetin aksadığını belirtti.

Randevu sisteminden memnun olduklarını ancak en az 15 gün beklemek zorunda kaldıklarını söyleyen hastalar, sürenin kısaltılmasını talep etti.

Bazı vatandaşlar doğrudan sorun yaşamadıklarını ancak çevrelerinden çok fazla şikayet duyduklarını dile getirdi.

&nbsp;Film ve tetkik süreçlerinin 3 ila 6 ay sonrasına ertelendiğini belirten vatandaşlar, sağlık hizmetlerinin daha hızlı ve öncelikli sunulmasını istedi.

"Randevuyu almam 2-3 ay sürdü"

Göz bölümünde randevu alma sürecinin uzun sürdüğünü belirten Orhan Kaya, yaşadığı mağduriyeti anlatarak “Randevu almakta göz bölümünde zorlandım. Randevuyu almam 2-3 ay sürdü. Gönül ister ki bir haftada yahut iki üç günde randevumuzu alabilelim. Hastane ilk açıldığında gayet güzel aldığımız günler oluyordu. Toplam olarak huzurlu ve mutlu olmak isteriz bu konuda. Bu benzer sorunu 20 sene önce yaşadım.” şeklinde konuştu.

“Acil durumlarda erken randevu alamıyoruz”

Hastanede uzun süre sıra beklediklerini ifade eden Emine Altınok “15 gün içerisinde randevu aldım. Acil durumlarda daha erken alabilmek gerekiyor fakat alamıyoruz. Çok sıra oluyor bir kişi çalışıyor diğerleri farklı yerlere gidiyor. Sıra beklemek zorunda kalıyoruz. 2-3 kişi var fakat ne yapıyorlarsa bilmiyorum sıra bekliyoruz. Doktorlar da odasına fazla gelmiyor ve orada da çok sıra bekliyoruz. Herkesin görevini düzgün yapmasını isterim. Herkes görevini düzgün yaparsa böyle bir sıkıntı olmaz bence. Tek burada değil başka hastanelerde de çok sorun yaşıyoruz. Randevu sisteminden memnunum fakat en aşağı 15 günden önce alınmıyor.” ifadelerini kullandı.

"Film çektiriyorlar, 3 ay sonra gel diyorlar, kimisine 6 ay sonra"

Kendisinin doğrudan sorun yaşamadığını ancak çevresinden çok fazla şikayet duyduğunu belirten Murat Yüce, bekleme sürelerinin hastaları mağdur ettiğini vurguladı. Yüce “Şahsi olarak şu an sorunla karşılaşmadım fakat çok fazla şikayet duyuyorum. Sıra bekleme, doktor azlığı dolayısıyla şikayetlerde bulunuyorlar. Film çektiriyorlar, 3 ay sonra gel diyorlar. Kimisine 6 ay sonra. Biz bununla daha önce karşılaştık. Bu durum bizi mağdur etmez olur mu ve daha öncelikli bir şekilde yapılsa daha iyi olur.” şeklinde konuştu.&nbsp;

 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.adanagundemi.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA["2 ay sonraya gün veriyorlar" tepkisi büyüyor - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 23 Oct 2025 21:45:15 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/2-ay-sonraya-gun-veriyorlar-tepkisi-buyuyor-004654-20251024.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/2-ay-sonraya-gun-veriyorlar-tepkisi-buyuyor-004654-20251024.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/2-ay-sonraya-gun-veriyorlar-tepkisi-buyuyor-004654-20251024.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Bursa’daki okullardan rekor kan bağışı: 8 bin ünite kan toplandı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.adanagundemi.com/haber-bursadaki-okullardan-rekor-kan-bagisi-8-bin-unite-kan-toplandi-11380.html</guid>
                    <link>https://www.adanagundemi.com/haber-bursadaki-okullardan-rekor-kan-bagisi-8-bin-unite-kan-toplandi-11380.html</link>
                    <description><![CDATA[Bursa İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile Türkiye Kızılay Bursa Şube Başkanlığı arasında geçtiğimiz yıl imzalanan iş birliği protokolü kapsamında düzenlenen kan bağışı kampanyaları büyük bir başarıya ulaştı. Kent genelinde 80 okulda gerçekleştirilen kampanyalar sonucunda toplam 8186 ünite kan bağışı toplandı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ T&uuml;rkiye Kızılay Derneği Bursa Şube Başkanlığı ve G&uuml;ney Marmara B&ouml;lge Kan Merkezi M&uuml;d&uuml;rl&uuml;ğ&uuml; tarafından, ge&ccedil;tiğimiz yıl kan bağışı kampanyasına destek veren okulların m&uuml;d&uuml;rlerine y&ouml;nelik program ger&ccedil;ekleştirildi.

Programa Bursa Vali Yardımcısı&nbsp;Kadir Sertel Otcu, Bursa İl Milli Eğitim M&uuml;d&uuml;r&uuml;&nbsp;Dr. Ahmet Alireisoğlu, T&uuml;rkiye Kızılay Derneği Bursa Şube Başkanı&nbsp;Prof. Dr. Murat Tutan&ccedil;, il&ccedil;e milli eğitim m&uuml;d&uuml;rleri, Kızılay il&ccedil;e şube başkanları ve kampanyaya destek veren&nbsp;81 okul m&uuml;d&uuml;r&uuml;&nbsp;katıldı.

Bursa İl Milli Eğitim M&uuml;d&uuml;rl&uuml;ğ&uuml; ile Kızılay arasında ge&ccedil;tiğimiz yıl imzalanan iş birliği protokol&uuml; kapsamında&nbsp;80 okulda kan bağışı kampanyası d&uuml;zenlenmiş ve 8186 &uuml;nite kan bağışı toplanmıştı. Ge&ccedil;tiğimiz yıl,&nbsp;100 ve &uuml;zeri kan bağışında bulunan okul sayısı 7&rsquo;den 31&rsquo;e y&uuml;kseldi&nbsp;ve Bursa genelinde rekor bağış sayısına ulaşıldı.

Programda ayrıca,&nbsp;2025-2026&nbsp;Eğitim &Ouml;ğretim Yılı İş Birliği Protokol&uuml; imzalandı. Yeni protokol ile birlikte t&uuml;m il&ccedil;elerde &quot;Kızılay G&ouml;n&uuml;ll&uuml; &Ouml;ğretmeni&quot; g&ouml;revlendirilecek ve Kızılay&rsquo;ın okullardaki faaliyetleri daha etkin bir şekilde y&uuml;r&uuml;t&uuml;lecek.

Bursa İl Milli Eğitim M&uuml;d&uuml;r&uuml;&nbsp;Dr. Ahmet Alireisoğlu, konuşmasında projeye ilk başladıklarında 10-12 okul m&uuml;d&uuml;r&uuml; ile bir araya geldiklerini, ilk yıl 2300 &uuml;nite kan/plazma toplandığını, ikinci yılda %65&rsquo;lik bir artışla 3393 &uuml;niteye ulaşıldığını ifade etti. 

&quot;Kan bağışı ulusal bir meseledir&quot;

Okul sayısının 51&rsquo;den 81&rsquo;e &ccedil;ıkarak yaklaşık %30 arttığını, toplam &uuml;nite sayısının ise 3393&rsquo;ten 8186&rsquo;ya y&uuml;kselerek yaklaşık y&uuml;zde 180&rsquo;lik bir artış g&ouml;sterdiğini vurgulayan Alireisoğlu, &quot;Bu rakamlar, okul m&uuml;d&uuml;rlerimizin ve &ouml;ğretmenlerimizin işlerine b&uuml;y&uuml;k bir şevkle sarıldığını g&ouml;steriyor. Velilerle b&uuml;t&uuml;nleşme ve onları ikna etme kapasitemiz arttı, bu başarının temelinde onların &ouml;zverili &ccedil;alışmaları yatıyor. Kan bağışı, hastalarımız ve &ccedil;ocuklarımız i&ccedil;in ulusal bir meseledir. Bu ger&ccedil;eği velilerimize kabul ettiren ve sahada b&uuml;y&uuml;k emek g&ouml;steren t&uuml;m okul y&ouml;neticilerimizi tebrik ediyorum&quot; dedi.

Acil kan ihtiyacının yarattığı dramatik duruma dikkat &ccedil;ekerek s&uuml;rekli kan bağışının hayati &ouml;nemini vurgulayan T&uuml;rkiye Kızılay Derneği Bursa Şube Başkanı&nbsp;Prof. Dr. Murat Tutan&ccedil;, &nbsp;&quot;Bu b&uuml;y&uuml;k başarıda emeği ge&ccedil;en t&uuml;m okul m&uuml;d&uuml;rlerimize, &ouml;ğretmenlerimize, &ouml;ğrencilerimize ve velilerimize ş&uuml;kranlarımı sunuyorum&quot; ifadelerini kullandı.

&quot;İkna ve insanları etkileme becerileri bu s&uuml;recin başarısında &ccedil;ok &ouml;nemli bir rol oynuyor&quot;

Bursa Vali Yardımcısı&nbsp;Kadir Sertel Otcu,&nbsp;ise konuşmasında şu ifadelere yer verdi:&nbsp;&quot;Projeye katılımın her ge&ccedil;en yıl artması umut verici. &Ouml;n&uuml;m&uuml;zdeki yıllarda hem okul hem de katılımcı sayısının daha da y&uuml;kseleceğine inanıyorum. Okul y&ouml;neticilerimize, &ouml;ğretmenlerimize ve t&uuml;m eğitim camiamıza &ouml;zverili &ccedil;alışmaları i&ccedil;in teşekk&uuml;r ediyorum. &Ouml;zellikle okul m&uuml;d&uuml;rlerimizin velileri ikna etme ve projelere katılım sağlama konusundaki &ccedil;abaları kritik &ouml;neme sahip. Masamda bulunan&nbsp;&lsquo;Dost Kazanma ve İnsanları Etkileme&rsquo;&nbsp;kitabına atıfta bulunmak isterim; ikna ve insanları etkileme becerileri bu s&uuml;recin başarısında &ccedil;ok &ouml;nemli bir rol oynuyor. Peygamber Efendimiz &rsquo;in &lsquo;Veren el, alan elden &uuml;st&uuml;nd&uuml;r&rsquo; s&ouml;z&uuml;n&uuml; hatırlatmak isterim; vermek yalnızca maddi yardım değildir. İlgi vermek, sevgi vermek, selam vermek ve emek vermek de bu hadisin ruhunu yerine getirmektir. Herkesin parası olmayabilir ama bu manevi katkılar herkesin yapabileceği şeylerdir. Bu kampanyaların devam etmesi ve s&uuml;rd&uuml;r&uuml;lebilir şekilde b&uuml;y&uuml;mesi hepimiz i&ccedil;in &ccedil;ok kıymetlidir&quot;&nbsp;

Bursa İl Milli Eğitim M&uuml;d&uuml;rl&uuml;ğ&uuml;, bu t&uuml;r projelerin&nbsp;toplumsal dayanışmayı g&uuml;&ccedil;lendirdiğini ve &ouml;ğrencilerde g&ouml;n&uuml;ll&uuml;l&uuml;k bilincini geliştirdiğini&nbsp;vurgulayarak, Kızılay ile y&uuml;r&uuml;t&uuml;len iş birliğinin &ouml;n&uuml;m&uuml;zdeki yıllarda da artarak devam edeceğini bildirdi. 

Programda kampanyaya y&uuml;ksek katılım sağlayan&nbsp;32 okul m&uuml;d&uuml;r&uuml;ne Kızılay tarafından plaket takdim edildi. (İLKHA)
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.adanagundemi.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Bursa’daki okullardan rekor kan bağışı: 8 bin ünite kan toplandı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 24 Sep 2025 14:23:49 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/24092025230532_645ad26c4870cd780f7e1e0c4e85f3c9.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/24092025230532_645ad26c4870cd780f7e1e0c4e85f3c9.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/24092025230532_645ad26c4870cd780f7e1e0c4e85f3c9.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Prof. Dr. Karabekmez: Gazze’deki sağlık sistemine yönelik saldırı ve ablukayı reddediyoruz]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.adanagundemi.com/haber-prof-dr-karabekmez-gazzedeki-saglik-sistemine-yonelik-saldiri-ve-ablukayi-reddediyoruz-11390.html</guid>
                    <link>https://www.adanagundemi.com/haber-prof-dr-karabekmez-gazzedeki-saglik-sistemine-yonelik-saldiri-ve-ablukayi-reddediyoruz-11390.html</link>
                    <description><![CDATA[Gazze’de sağlık sisteminin tamamen çökmesine yol açan işgalci siyonist saldırılarına karşı Ankara Filistin Dayanışma Platformu (ANFİDAP), “Gazze’deki sağlık sistemine yönelik saldırı ve ablukayı reddediyoruz” sloganıyla basın açıklaması yaptı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Gazze&rsquo;deki sağlık altyapısının abluka ve saldırılarla tamamen fel&ccedil; edildiğini vurgulayan Ankara Filistin Dayanışma Platformu (ANFİDAP), K&uuml;resel Sumud Filosu&rsquo;nun insani yardım misyonuna destek vermek amacıyla bir basın a&ccedil;ıklaması d&uuml;zenledi. 

Basın a&ccedil;ıklaması &ouml;ncesi ANFİDAP D&ouml;nem S&ouml;zc&uuml;s&uuml; İsmail Mansur &Ouml;zdemir, kısa bir konuşma yaptı. Ardından Filistinli Dr. Abdullatif Elhac tarafından İngilizce, Dr. Abd&uuml;llatif Faslı tarafından Arap&ccedil;a ve son olarak Prof. Dr. Furkan Erol Karabekmez tarafından T&uuml;rk&ccedil;e olarak basın a&ccedil;ıklaması okundu. 

K&uuml;resel Sumud Filosu Kriz Merkezi &Uuml;mmet Hareketi binasında ger&ccedil;ekleştirilen basın a&ccedil;ıklamasında ayrıca Gazze&#39;den Dr. Nagham Ebu Hamile tarafından g&ouml;nderilen bir mesaj da okundu. 



&quot;Gazze&rsquo;deki sağlık sistemine y&ouml;nelik saldırı ve ablukayı reddediyoruz&quot; diyerek a&ccedil;ıklamasına başlayan Prof. Dr. Furkan Erol Karabekmez, &quot;Gazze&rsquo;de yaşanan insani felaket, artık rakamlarla ifade edilemeyecek boyutlara ulaşmış; insanlığın ortak vicdanını derinden sarsmıştır. Ekim 2023&rsquo;ten bu yana,siyonist israil saldırılarında&hellip; Gazze&rsquo;de 70 bine yakın sivil hayatını kaybetti (65 bin 344)-(166 bin 795 yaralı). Bunların yaklaşık 20 bini &ccedil;ocuktu. Son 3 yılda, bu saldırılarda 1500&rsquo;den fazla sivil yardım &ccedil;alışanı, &ccedil;ok sayıda doktor ve sağlık personeli katledildi. Ablukanın devam ettiği sadece 18 Mart &ndash; 10 Eyl&uuml;l tarihleri arasında dahi: (yani son 6 ayda) En az 12 bin sivil &ouml;ld&uuml;r&uuml;ld&uuml;, 51 bin kişi yaralandı. Bu cinayetlerden 2 bin 500&rsquo;&uuml;, insanlar yalnızca ekmek, su ve insani yardım ararken ger&ccedil;ekleşti. (Lokma-i Aiş şehitleri) 18 bin kişi, temel ihtiya&ccedil;larını ararken vurularak yaralandı. Aynı d&ouml;nemde (yani sadece son 6 ayda) 340 sağlık &ccedil;alışanı ve doktor yaşamını yitirdi. Son sekiz ayda 349 kişi a&ccedil;lıktan &ouml;ld&uuml;; bunların 92&rsquo;si &ccedil;ocuk, 73&rsquo;&uuml; ise beş yaşın altındaydı. Bu bir savaş ve işgal değil; bu, bir halkın yaşam hakkına, sağlığına ve insan onuruna y&ouml;neltilmiş sistematik bir yıkım operasyonudur. Bu bir Soykırımdır.&quot; dedi. 

&quot;Gazze&rsquo;de: hastaneler yıkılıyor, ambulanslar hedef alınıyor&quot;

Karabekmez, &quot;Bug&uuml;n Gazze&rsquo;de: hastaneler yıkılıyor, ambulanslar hedef alınıyor, El-Aksa, Ahli Arab ve Abulşafi gibi kalan son sağlık merkezleri doğrudan saldırıya uğruyor. Gazze&rsquo;deki son sağlık altyapısının neredeyse yarısı tahliye tehdidi altında. Şu anda: ağır hasar g&ouml;rm&uuml;ş, son derece ilkel şartlarda kısmen hizmet vermeye &ccedil;alışan 12 hastane, 23 sağlık merkezi ve 35 tıbbi nokta, tamamen işlevsiz hale gelme riskiyle karşı karşıya. Ayrıca: temel ila&ccedil;ların y&uuml;zde 50&rsquo;sinden fazlası, tıbbi sarf malzemelerinin &uuml;&ccedil;te ikisi t&uuml;kenmiş durumda. Kalp ameliyatları, ortopedi ve g&ouml;z cerrahileri durmuş durumda. Kemoterapi ve kan hastalıklarının tedavisi artık neredeyse imk&acirc;nsız. A&ccedil;lık, yalnızca gıda eksikliği değil; aynı zamanda tıbbi bakımın yokluğu anlamına gelmektedir. Beslenme merkezleri kapanıyor, mama stokları t&uuml;kenmiş durumda. Yetersiz hijyen..ve kalabalık yaşam koşulları, menenjit, ishal ve solunum yolu enfeksiyonlarının hızla yayılmasına neden oluyor. Hayati &ouml;neme sahip ila&ccedil;lar ise tamamen bitmiş durumda.&quot; ifadelerine yer verdi. 

&quot;K&uuml;resel Sumud Filosu&#39;na ve bu kutlu davasına selam olsun&quot;



A&ccedil;ıklamasının devamında K&uuml;resel Sumud Filosuna değinen Karabekmez, şunları aktardı:&nbsp;&quot;İşte t&uuml;m umutların t&uuml;kendiği bir noktada, adeta bir erdemliler topluluğu yani hilfulfudul gibi, farklı kesimlerden insanları bir araya getiren K&uuml;resel Sumud Filosu, 47 &uuml;lkeden katılımcısıyla Gazze&rsquo;ye doğru yola &ccedil;ıktı. Bu filo sadece bir gemi konvoyu değildir; insanlığın vicdanı, umut taşıyan bir iradedir. Gazze&rsquo;ye gıda, ila&ccedil;, tıbbi malzeme ve g&ouml;n&uuml;ll&uuml; sağlık &ccedil;alışanları ulaştırmayı, ve b&ouml;ylelikle ablukayı kırmayı hedefleyen bu anlamlı hareketin yanındayız. Bizler, Ankara Filistin Dayanışma Platformu mensubu sağlık&ccedil;ılar olarak bu onurlu misyonun destek&ccedil;isiyiz. Bu gemilerdeki her bir kutu, sadece bir yardım malzemesi değil; bir halkın yaşam hakkına destek i&ccedil;in uzanan bir eldir. K&uuml;resel Sumud Filosuna ve bu kutlu davasına selam olsun!&quot;

&quot;Gazze ablukasının kırılması, t&uuml;m insanlığın ortak g&ouml;revidir&quot;

Taleplerinin a&ccedil;ık olduğunu vurgulayan Karabekmez, &quot;Gazze&rsquo;ye y&ouml;nelik saldırılar derhal ve kalıcı olarak durdurulsun! İnsani yardımların girişine y&ouml;nelik t&uuml;m engeller kaldırılsın! Hastaneler, sağlık &ccedil;alışanları ve ambulanslar uluslararası koruma altına alınsın! Acil tıbbi tahliyeler bir an &ouml;nce başlatılsın! Uluslararası toplum, bu katliama artık sessiz kalmasın! Bug&uuml;n susmak, su&ccedil;a ortak olmaktır. Bug&uuml;n dayanışma, insan olmanın en temel sorumluluğudur. Bir gemi, bir kutu ila&ccedil;, bir doktor Gazze&rsquo;de bir hayatı yeniden yaşama d&ouml;nd&uuml;rebilir. Gazze ablukasının kırılması, t&uuml;m insanlığın ortak g&ouml;revidir. Biz buradan sesleniyoruz: Gazze&rsquo;nin &ccedil;ığlığı, insanlığın sınavıdır. Ve biz bu sınavda tarafız: Mazlumlardan, adaletten, insanlıktan; Gazze&rsquo;de &ouml;len bebeklerden yanayız.&quot; diye konuştu.

Basın a&ccedil;ıklamasına H&Uuml;DA PAR Ankara İl Başkanı Av. Ahmet Karaarslan, STK temsilcileri ve vatandaşlar katıldı.&nbsp; (İLKHA)
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.adanagundemi.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Prof. Dr. Karabekmez: Gazze’deki sağlık sistemine yönelik saldırı ve ablukayı reddediyoruz - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 24 Sep 2025 13:16:34 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/24092025230616_5a4e317c588708e9f32711c44bd98602.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/24092025230616_5a4e317c588708e9f32711c44bd98602.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/24092025230616_5a4e317c588708e9f32711c44bd98602.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Glokom Nedir? Nelere Dikkat Edilmeli?]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.adanagundemi.com/haber-glokom-nedir-nelere-dikkat-edilmeli-11328.html</guid>
                    <link>https://www.adanagundemi.com/haber-glokom-nedir-nelere-dikkat-edilmeli-11328.html</link>
                    <description><![CDATA[Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Şeyda Atabay glokom rahatsızlığı hakkında bilgiler verdi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ &nbsp;

Glokom, optik sinire zarar veren bir grup göz rahatsızlığıdır.&nbsp;Optik sinir, görsel bilgiyi gözünüzden beyninize gönderir ve iyi görüş için hayati önem taşır.&nbsp;Optik sinirdeki hasar genellikle gözünüzdeki yüksek basınçla ilişkilidir.&nbsp;Ancak glokom normal göz basıncında bile olabilir.

&nbsp;

Glokom her yaşta ortaya çıkabilir, ancak yaşlı erişkinlerde daha sık görülür.&nbsp;60 yaş üstü kişilerde körlüğün önde gelen nedenlerinden biridir. Birçok glokom formunun hiçbir uyarı işareti yoktur.&nbsp;Etki o kadar kademelidir ki, durum daha sonraki aşamalarında olana kadar görüşünüzde bir değişiklik fark etmeyebilirsiniz. Göz tansiyonunuzun ölçümlerini içeren düzenli göz muayeneleri yaptırmanız önemlidir.&nbsp;Glokom erken teşhis edilirse görme kaybı yavaşlatılabilir veya önlenebilir.&nbsp;Glokomunuz varsa, hayatınızın geri kalanında tedaviye veya izlemeye ihtiyacınız olacak.

&nbsp;

Neden Olur?

&nbsp;

Glokom, optik sinir hasar gördüğünde gelişir.&nbsp;Bu sinir giderek bozuldukça görüşünüzde kör noktalar oluşur.&nbsp;Doktorların tam olarak anlayamadığı nedenlerle, bu sinir hasarı genellikle gözdeki artan basınçla ilişkilidir.

&nbsp;

Yüksek göz basıncı, gözün içinde akan sıvının birikmesi sonucu oluşur.&nbsp;Bu sıvı aynı zamanda aköz hümör olarak da bilinir.&nbsp;Genellikle iris ve korneanın birleştiği açıda bulunan bir dokudan boşalır.&nbsp;Bu dokuya trabeküler ağ örgüsü de denir.&nbsp;Kornea, ışığın göze girmesine izin verdiği için görme için önemlidir.&nbsp;Göz çok fazla sıvı yaptığında veya drenaj sistemi düzgün çalışmadığında göz tansiyonu artabilir.

&nbsp;

Risk faktörleri

&nbsp;

Glokom, herhangi bir semptom fark etmeden önce görüşe zarar verebilir.&nbsp;Bu nedenle, bu risk faktörlerinin farkında olun:

*Göz içi basıncı olarak da bilinen yüksek iç göz basıncı

*55 yaş üstü

*Siyahi, Asyalı veya Hispanik miras

*Ailede glokom öyküsü

*Diyabet, migren, yüksek tansiyon ve orak hücreli anemi gibi belirli tıbbi durumlar

*Merkezde ince olan kornealar

*Aşırı yakın görüşlülük veya ileri görüşlülük

*Göz yaralanması veya belirli göz ameliyatı türleri

*Uzun süre kortikosteroid ilaçlar, özellikle göz damlası kullanmak

&nbsp;

Nasıl Engel Oluruz?

&nbsp;

Bu adımlar, glokomun erken evrelerinde saptanmasına ve yönetilmesine yardımcı olabilir.&nbsp;Bu, görme kaybını önlemeye veya ilerlemesini yavaşlatmaya yardımcı olabilir.

&nbsp;

*Düzenli göz muayeneleri yaptırın:&nbsp;

&nbsp;

Düzenli kapsamlı göz muayeneleri, glokomun erken evrelerinde, önemli bir hasar meydana gelmeden önce saptanmasına yardımcı olabilir.&nbsp;Genel bir kural olarak, Amerikan Oftalmoloji Akademisi, 40 yaşın altındaysanız her 5 ila 10 yılda bir kapsamlı bir göz muayenesi yapmanızı önerir;&nbsp;40 ila 54 yaşındaysanız her 2 ila 4 yılda bir;&nbsp;55 ila 64 yaşları arasındaysanız her 1 ila 3 yılda bir;&nbsp;ve 65 yaşından büyükseniz her 1 ila 2 yılda bir.

&nbsp;

Glokom riski altındaysanız, daha sık taramaya ihtiyacınız olacak.&nbsp;

&nbsp;

*Ailenizin göz sağlığı geçmişini öğrenin:&nbsp;

Glokom ailelerde görülme eğilimindedir.&nbsp;Yüksek risk altındaysanız, daha sık taramaya ihtiyacınız olabilir

&nbsp;

*Göz koruması kullanın:&nbsp;

Ciddi göz yaralanmaları glokoma yol açabilir.&nbsp;Elektrikli aletleri kullanırken veya spor yaparken göz koruması kullanın.

&nbsp;

*Reçete edilen göz damlalarını düzenli olarak alın:&nbsp;

Glokom göz damlaları, yüksek göz tansiyonunun glokoma ilerlemesi riskini önemli ölçüde azaltabilir.&nbsp;Herhangi bir semptomunuz olmasa bile sağlık uzmanınızın önerdiği şekilde göz damlası kullanın.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.adanagundemi.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Glokom Nedir? Nelere Dikkat Edilmeli? - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 21 Jul 2025 22:01:07 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/glokom-nedir-nelere-dikkat-edilmeli-010328-20250722.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/glokom-nedir-nelere-dikkat-edilmeli-010328-20250722.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/glokom-nedir-nelere-dikkat-edilmeli-010328-20250722.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Klima çarpmasına dikkat! Baş ağrısının sebebi olabilir]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.adanagundemi.com/haber-klima-carpmasina-dikkat-bas-agrisinin-sebebi-olabilir-11320.html</guid>
                    <link>https://www.adanagundemi.com/haber-klima-carpmasina-dikkat-bas-agrisinin-sebebi-olabilir-11320.html</link>
                    <description><![CDATA[Yaz aylarında serinlemek için kullanılan klimaların, yanlış kullanıldığında sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirten uzmanlar, bu durumun klima çarpması olarak adlandırıldığını söylüyor.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ &nbsp;

İSTANBUL (İGFA) - Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Şafak Sahir Karamehmetoğlu, yaz aylarında sıklıkla görülen klima çarpması sorununa değinerek, korunma yöntemleri hakkında bilgi verdi.

20 dereceden düşük, 24 dereceden yüksek ortamlarda klima çarpması görülebilir!

Klima çarpması, özellikle yaz aylarında görülen ve klima kullanırken bazı noktalara dikkat edilmediğinde kendisini belli eden bir sağlık sorunu olduğunu dile getiren Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Şafak Sahir Karamehmetoğlu, “Sıcak havalarda serinlemek amacıyla kullanılan klimalar vücut ısısını sabit tutmada bazen sorunlar ortaya çıkarabilir. Ortamda sıcaklık düştüğünde vücudumuzun ısısını sabit tutan mekanizmalar ekstra bir çaba sarf etmek durumunda kalır. Bunun neticesinde bazı belirti ve bulgular ortaya çıkabilir.” dedi.

KLİMA, KULLANIM KILAVUZUNA UYGUN KULLANILMALI!

Klima kullanımının bir diğer olumsuz etkisinin ortamın nem oranının değişmesi olduğunu aktaran Prof. Dr. Şafak Sahir Karamehmetoğlu, “Buna bağlı olarak hava kuruluğu ortaya çıkar. Klima kullanılan ortamlarda nem oranının yüzde 50 olması gerekir. Klimalı ortamlarda, havadaki nemin azalması ve ortamın kuruması gözlerde ve üst solunum yollarında tahrişe neden olabilir. Ek olarak ortamın nem dengesinin bozulması dehidrasyon (sıvı açığı) yol açabilir, buna bağlı olarak ağızda, gözlerde kuruluk, susuzluk ortaya çıkar.” dedi.

&nbsp;

Klima kullanırken kullanma kılavuzuna uygun olarak hareket edilmesi gerektiğini de sözlerine ekleyen Karamehmetoğlu, “Ortamın daha önce belirttiğimiz ideal sıcaklık ve nem seviyesine göre ayarlanması gerekir. Klimadan gelen havanın doğrudan vücuda yönlendirilmemesi, klimanın karşısında uzun süre kalınmaması ve serinlemenin dengeli bir şekilde sağlanması önemlidir. Klimanın düzenli olarak temizlenmesi ve bakımının uygun şekilde yapılması da sağlanmalı. Düzenli olarak temizlenmeyen veya değiştirilmeyen filtreler iç ortam hava kalitesinin bozulmasına ve sağlık sorunlarına yol açabilir.” diye konuştu.

FARKLI BELİRTİLER KLİMA ÇARPMASININ BİR SONUCU OLABİLİR!

Klima çarpması belirtilerinin kişiden kişiye değişiklik göstermekle birlikte baş ağrısı, burun akıntısı, öksürük ve yüksek ateş gibi belirti ve bulguların sıkça görüldüğünü dile getiren Prof. Dr. Şafak Sahir Karamehmetoğlu, “Ek olarak kas ağrıları da görülebilir. Özellikle fibromyalji, miyofasyal ağrı sendromu gibi yumuşak doku romatizmalarıyla sıkça karşılaşılır.” dedi.

Ani ısı değişimi karşısında vücutta meydana gelen değişikliklerin titreme, ellerde ve ayaklarda üşüme gibi şikâyetlere neden olabileceğine dikkat çeken Karamehmetoğlu, “Baş ağrısına klima ortamının neden olduğu düşük nem seviyesi sebep olabilir. Bazı araştırmalar bakımı yapılmayan klimaların da baş ağrısına neden olabileceğini gösteriyor. Klima çarpmasıyla birlikte halsizlik ve yorgunluk hissi ortaya çıkabilir. Vücut aşırı ısı değişimiyle mücadele etmek için fazladan enerji harcamak zorunda kalır, bunun neticesinde halsizlik ve yorgunluk ortaya çıkabilir. Sıvı ve elektrolit dengesinin bozulması da halsizliğe neden olabilir. Klima çarpması durumunda , burun tıkanıklığı, kas ve eklem ağrıları gibi semptomlar da ortaya çıkabilir.” açıklamasını yaptı.

Klima çarpmasının bir tedavisi yok ama korunmak mümkün!

Klima çarpması belirtilerinin soğuk algınlığı veya grip gibi üst solunum yolu enfeksiyonlarının belirtileri ile benzerlik göstermesinin tanı konmasını zorlaştırabileceğine değinen Prof. Dr. Şafak Sahir Karamehmetoğlu, “Klima çarpmasını teşhis edebilecek bir laboratuvar testi yoktur. Dehidrasyon riskine karşı bazı tahliller yapılmasını istenebilir.” dedi.

Klima çarpmasının spesifik bir tedavi yöntemi olmadığını da kaydeden Karamehmetoğlu, belirti ve bulgulara yönelik tedavi uygulanabileceğini söyledi.

Klima çarpmasından korunmak için önerilerde bulunan Karamehmetoğlu, “Klimayı 21-22 derece 2 saat çalıştırıp ardından kapatmak hava kalitesinin bozulmasını ve klima çarpmasını önlemeye yardımcı olabilir. Klimadan gelen havayı doğrudan vücuda yönlendirmekten, klima karşısında oturmaktan veya yatmaktan kaçınılmalı. Düzenli aralıklarla klima filtrelerinin değiştirilmesi ve klima bakımının yapılması ortamın hava kalitesinin bozulmasını önler. Klimanın yanlış kullanımına bağlı ortaya çıkan dehidrasyon riskini azaltmak için bol sıvı tüketilmeli. Klima, önerilen süre boyunca çalıştırıldıktan sonra kapatılmalı, bulunulan ortamın camları açılarak temiz havanın içeri girmesine izin verilmeli.” uyarılarında bulundu.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.adanagundemi.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Klima çarpmasına dikkat! Baş ağrısının sebebi olabilir - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 06 Jul 2025 12:35:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/06072025235223_9e13a5d2a6d08e5ceb10ede0cdb4a164.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/06072025235223_9e13a5d2a6d08e5ceb10ede0cdb4a164.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/06072025235223_9e13a5d2a6d08e5ceb10ede0cdb4a164.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Uyku sağlığı zihinsel ve fiziksel sağlığın temel taşı! ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.adanagundemi.com/haber-uyku-sagligi-zihinsel-ve-fiziksel-sagligin-temel-tasi-11248.html</guid>
                    <link>https://www.adanagundemi.com/haber-uyku-sagligi-zihinsel-ve-fiziksel-sagligin-temel-tasi-11248.html</link>
                    <description><![CDATA[Uyku sağlığının, zihinsel ve fiziksel sağlığın temel yapı taşı olduğunu kaydeden Uzman Klinik Psikolog Zeynep Betül Alp, uykunun düzensizliği veya yetersizliğinin, kısa vadede dikkat problemlerine ve zihinsel performansın düşmesine; uzun vadede ise depresyon, anksiyete, kalp-damar hastalıkları ve bilişsel bozukluklar gibi ciddi sağlık problemlerine zemin hazırlayabileceğini vurguladı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 14 Mart Dünya Uyku Günü!

Uyku sağlığı zihinsel ve fiziksel sağlığın temel taşı!

Işık terapisi uyku sorunlarını giderebiliyor!

Uyku sağlığının, zihinsel ve fiziksel sağlığın temel yapı taşı olduğunu kaydeden Uzman Klinik Psikolog Zeynep Betül Alp, uykunun düzensizliği veya yetersizliğinin, kısa vadede dikkat problemlerine ve zihinsel performansın düşmesine; uzun vadede ise depresyon, anksiyete, kalp-damar hastalıkları ve bilişsel bozukluklar gibi ciddi sağlık problemlerine zemin hazırlayabileceğini vurguladı.

Stresin uykuya dalmayı zorlaştırdığını ve gece boyunca sık sık uyanmaya neden olduğunu ifade eden Alp, “Gerektiğinde uyku kalitesini iyileştirmek için medikal tedavi (ilaç tedavisi) veya kronobiyolojik tedaviler (ışık terapisi gibi) uygulanabilir.” dedi.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Zeynep Betül Alp, 14 Mart Dünya Uyku Günü dolayısıyla, uyku sağlığını öncelik haline getirmenin önemini anlattı.

Uyku sağlığı, zihinsel ve fiziksel sağlığın yapı taşı

Uzman Klinik Psikolog Zeynep Betül Alp, uyku sağlığının, zihinsel ve fiziksel sağlığın temel yapı taşı olduğunu ifade ederek, “Yeterli ve kaliteli uyku, beynimizin gün içinde öğrendiklerini pekiştirmesi, hafızayı güçlendirmesi ve dikkat süreçlerini düzenlemesi açısından önemlidir. Uykunun düzensizliği veya yetersizliği, kısa vadede dikkat problemlerine ve zihinsel performansın düşmesine; uzun vadede ise depresyon, anksiyete, kalp-damar hastalıkları ve bilişsel bozukluklar gibi ciddi sağlık problemlerine zemin hazırlayabilir. Bu nedenle uyku sağlığını günlük yaşantımızda öncelikli hale getirmek, genel sağlığımız açısından kritik öneme sahiptir.” dedi.

Kaliteli bir uyku için her gün benzer saatlerde yatılmalı

Kaliteli uykunun temelinde düzenli ve tutarlı bir uyku rutini bulunduğunu anlatan Zeynep Betül Alp, “Beynimiz düzenli uyku saatlerini sever; bu nedenle her gün benzer saatlerde yatıp kalkmak önemlidir. Ayrıca yatmadan önceki bir saatte elektronik cihazlardan uzak kalmak, odanın serin, sessiz ve karanlık olması, gün içinde fiziksel aktivite yapmak ve akşam saatlerinde kafein tüketimini sınırlamak kaliteli bir uyku için etkili alışkanlıklardır. Stres ve kaygıyı azaltmak için yatmadan önce hafif egzersiz ya da nefes egzersizleri yapmak da uykuya geçişi kolaylaştıracaktır.” diye konuştu.

Uyku bozuklukları ile nasıl başa çıkabiliriz?

Uyku bozukluklarıyla başa çıkmak için ilk adımın, uyku probleminin nedenini anlamak olduğunu da dile getiren Uzman Klinik Psikolog Zeynep Betül Alp, “Günlük hayat alışkanlıklarını gözden geçirmek ve değiştirmek etkili olabilir. Örneğin, uyku ortamının düzenlenmesi, uyku saatlerinin sabit tutulması ve stresle baş etmek için gevşeme teknikleri kullanmak faydalıdır. Ancak bu yöntemlerle sorun çözülemezse, uykusuzluk kronik hale geldiyse veya gün içindeki işlevselliğinizi etkiliyorsa profesyonel bir destek almak önemlidir. Uyku bozukluklarının çoğu, doğru tanı ve uygun tedavi yöntemleriyle başarıyla yönetilebilir.” ifadesinde bulundu.

Günlük stres ve kaygı uyku kalitesini nasıl etkiler?

Gün içinde yaşadığımız stres ve kaygının da beynimizin gece uykusuna geçiş için gerekli olan gevşeme sürecini olumsuz yönde etkileyebildiğini anlatan Uzman Klinik Psikolog Zeynep Betül Alp, şöyle devam etti:

“Stres, beynimizde kortizol gibi uyarıcı hormonların seviyesini yükselterek uykuya dalmayı zorlaştırır ve gece boyunca sık sık uyanmamıza yol açabilir. Ayrıca sürekli kaygılı düşünceler, beynimizin rahatlayıp derin uykuya geçişini engelleyerek uykunun kalitesini belirgin biçimde azaltır. Dolayısıyla uyku kalitesini korumak için stres yönetimi ve kaygıyı azaltıcı yöntemleri öğrenmek ve uygulamak oldukça önemlidir.”

Uyku sağlığı 2 haftadan uzun süre bozulduysa destek şart!

Uyku problemleri hayat kalitesini belirgin şekilde düşürmeye başladıysa, örneğin gece uykuya dalmakta güçlük çekiliyorsa, sık sık uyanıp yeniden uykuya dalınamıyorsa ya da sabahları sürekli yorgun uyanılıyorsa profesyonel destek almakta fayda var olduğunu vurgulayan Uzman Klinik Psikolog Zeynep Betül Alp, “Bu durumlar iki haftadan daha uzun sürüyorsa ve günlük aktivitelerinizi veya sosyal hayatınızı olumsuz yönde etkiliyorsa, bir uzmana başvurmanız gerekir. Erken dönemde alınan profesyonel destek, sorunların kronikleşmesini önler ve etkili bir tedavi süreci sağlar.” dedi.

Uyku bozukluklarında ışık terapisi…

Uyku bozukluklarının tedavisinde, öncelikle uyku hijyeni eğitimi verilerek yaşam tarzı ve alışkanlıklarının düzenlenmesinin sağlandığını kaydeden Uzman Klinik Psikolog Zeynep Betül Alp, “Psikoterapi yöntemlerinden özellikle Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) uyku bozukluklarında oldukça etkili bir yöntemdir. BDT, kişinin uykuyla ilgili olumsuz düşüncelerini değiştirmeyi ve uyku düzenini sağlamayı hedefler. Ayrıca, gerektiğinde uyku kalitesini iyileştirmek için medikal tedavi (ilaç tedavisi) veya kronobiyolojik tedaviler (ışık terapisi gibi) uygulanabilir. Bu tedavilerden hangisinin uygun olduğuna nörolog, psikiyatrist ya da uyku tıbbı uzmanları kişiye özel değerlendirme sonucunda karar verir.” şeklinde sözlerini tamamladı.&nbsp;

&nbsp;

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.adanagundemi.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Uyku sağlığı zihinsel ve fiziksel sağlığın temel taşı!  - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 13 Mar 2025 10:12:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/13032025225840_12793630db1aa48620d1d0ab5380637c.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/13032025225840_12793630db1aa48620d1d0ab5380637c.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/13032025225840_12793630db1aa48620d1d0ab5380637c.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Göz Altı Torbaları Gençlerde de Görülüyor!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.adanagundemi.com/haber-goz-alti-torbalari-genclerde-de-goruluyor-11245.html</guid>
                    <link>https://www.adanagundemi.com/haber-goz-alti-torbalari-genclerde-de-goruluyor-11245.html</link>
                    <description><![CDATA[Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Şeyda Atabay konu hakkında bilgiler verdi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ &nbsp;

Göz altı torbaları yaygın bir kozmetik sorundur ve çeşitli faktörlerden kaynaklanabilir:

&nbsp;

*Yaşlanma:&nbsp;İnsanlar yaşlandıkça, göz çevresindeki cilt kolajen ve elastikiyetini kaybederek incelir ve sarkmaya daha yatkın hale gelir. Bu durum göz altı torbalarının veya şişkinliklerinin ortaya çıkmasına neden olabilir.

&nbsp;

*Genetik:&nbsp;Bazı bireyler, göz çevresinde daha gevşek veya daha ince bir cilde sahip olmak için genetik bir yatkınlığa sahiptir, bu da onları göz altı torbaları geliştirmeye daha yatkın hale getirir.

&nbsp;

Sıvı Tutulması:&nbsp;Göz altındaki dokularda sıvı birikerek şişkinliğe yol açabilir. Aşırı tuz alımı, dehidrasyon, hormonal değişiklikler, alerjiler, sinüs sorunları veya bazı ilaçlar gibi faktörler sıvı tutulmasına katkıda bulunabilir.

&nbsp;

Yorgunluk ve Uyku Eksikliği:&nbsp;Yeterince uyumamak veya uyku kalitesinin düşük olması kan damarlarının genişlemesine neden olarak gözlerin altında koyu halkalara ve şişkinliğe yol açabilir. Uykusuzluk ayrıca cildin donuk görünmesine ve göz altı torbalarının daha belirgin hale gelmesine neden olabilir.

&nbsp;

Alerjiler:&nbsp;Alerjik reaksiyonlar iltihaplanmaya neden olarak göz çevresinde şişlik ve şişkinliğe yol açabilir.

&nbsp;

Diyet ve Yaşam Tarzı Faktörleri:&nbsp;Tuz, alkol veya işlenmiş gıdalar bakımından zengin bir diyet tüketmek su tutulmasına katkıda bulunabilir ve göz altı torbalarının görünümünü kötüleştirebilir. Sigara ve aşırı alkol tüketimi de cildin yaşlanmasına ve şişkinliğe katkıda bulunabilir.

&nbsp;

Güneşe Maruz Kalma:&nbsp;Kronik güneş maruziyeti ciltteki kolajen ve elastini parçalayarak erken yaşlanmaya ve göz altı torbalarının ortaya çıkmasına katkıda bulunabilir.

&nbsp;

Göz altı torbalarının bazı nedenleri uyku alışkanlıklarının iyileştirilmesi, tuz alımının azaltılması, nemli kalmak ve serinletici göz maskeleri veya salatalık dilimleri kullanmak gibi yaşam tarzı değişiklikleriyle yönetilebilirken, bazı kişiler kalıcı göz altı torbalarını gidermek için topikal kremler, dolgu maddeleri veya ciddi vakalarda cerrahi prosedürler gibi kozmetik tedavileri tercih edebilir.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.adanagundemi.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Göz Altı Torbaları Gençlerde de Görülüyor! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 25 Feb 2025 21:33:08 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/goz-alti-torbalari-genclerde-de-goruluyor-003511-20250226.png" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/goz-alti-torbalari-genclerde-de-goruluyor-003511-20250226.png"/>
                    <enclosure url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/goz-alti-torbalari-genclerde-de-goruluyor-003511-20250226.png" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Beynimizin gizemli dünyasına açılan pencere: Rüya]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.adanagundemi.com/haber-beynimizin-gizemli-dunyasina-acilan-pencere-ruya-11241.html</guid>
                    <link>https://www.adanagundemi.com/haber-beynimizin-gizemli-dunyasina-acilan-pencere-ruya-11241.html</link>
                    <description><![CDATA[Rüyaların, beynimizin uyku sırasında belirli bölgelerinin farklı şekillerde çalışmasıyla oluştuğunu belirten uzmanlar, duygusal durumumuz ve bilinçaltı düşüncelerimizin rüyalarımızı şekillendirdiğini söylüyor.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Rüyaların, beynimizin uyku sırasında belirli bölgelerinin farklı şekillerde çalışmasıyla oluştuğunu belirten uzmanlar, duygusal durumumuz ve bilinçaltı düşüncelerimizin rüyalarımızı şekillendirdiğini söylüyor.

Özellikle REM uykusunda aktif hale gelen beyin bölgelerinin, canlı ve hikâyesi olan rüyalar görmemizi sağladığını dile getiren&nbsp;Uzman Klinik Psikolog Zeynep Betül Alp, “REM uykusundan hemen sonra uyanan kişiler rüyalarını daha net hatırlayabilir. Ancak prefrontal korteksin düşük aktivite seviyesinden dolayı rüyalar hızla unutulmaya meyillidir.” dedi. Bilinçli rüya (lucid dream) görenlerin, rüyalarının farkında olup içeriğini yönlendirebildiklerine dikkat çeken Alp, tekrarlayan rüyalar ve kabuslarınsa çözümlenmemiş psikolojik konuların bilinçaltımızdaki yansımaları olabildiğini aktardı.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Zeynep Betül Alp, rüya görme mekanizmasının nasıl çalıştığını anlattı.

Uyku sırasında beynin belirli bölgeleri farklı şekillerde çalışarak rüyaları oluşturuyor…

Rüyaların, beynimizin uyku sırasında belirli bölgelerinin farklı düzeylerde çalışmasıyla ortaya çıktığını hatırlatan Uzman Klinik Psikolog Zeynep Betül Alp, “Özellikle REM uykusunda, beyin sapı tarafından tetiklenen sinyaller, talamus aracılığıyla kortekse iletilir ve böylece canlı, hikâyesi olan rüyalar görmeye başlarız.” dedi.

Bu süreçte amigdala ve hipokampus gibi duygularımızı ve hafızamızı yöneten bölgelerin aktif, mantıklı düşünme ve karar verme ile ilgili prefrontal korteksin aktivitesinin ise azalmış olduğunu dile getiren Alp, “Bu yüzden rüyalarda genellikle mantık dışı olaylarla karşılaşır, gerçek hayatta pek mümkün olmayan senaryolar yaşayabiliriz.” açıklamasını yaptı.

Duygusal durumumuz ve bilinçaltı düşüncelerimiz rüyalarımızı şekillendiriyor!

Rüyalarımızın içeriğinin, günlük yaşantımız, zihnimizde kalan olaylar ve bilinçaltımızda biriken düşüncelerle şekillendiğini aktaran&nbsp;Uzman Klinik Psikolog Zeynep Betül Alp, “Gün içinde yaşadığımız duygusal yoğunluk, stres veya kaygılar, gece rüyalarımızda yeniden karşımıza çıkabilir. Örneğin, bir sınav stresi yaşayan kişi, rüyasında hazırlıksız bir şekilde sınava girdiğini görebilir. Bununla birlikte, uzun süredir bilinçaltında kalan travmatik anılar veya bastırılmış duygular da rüyalar aracılığıyla işlenebilir.” dedi.

REM uykusu dışındaki evrelerde de rüya görmenin mümkün olduğuna dikkat çeken Alp, “Rüya&nbsp;görmek yalnızca REM uykusuna özgü değildir. NREM (Non-REM) evrelerinde de rüyalar oluşabilir, ancak bu rüyalar genellikle daha kısa, daha az görsel ve daha düşünsel bir yapıya sahiptir. REM rüyaları daha hareketli, hikâye gibi akan ve duygusal yönü güçlü rüyalar olurken, NREM rüyaları daha parçalı, daha az canlı ve genellikle düşünce akışına benzeyen içerikler barındırır.” şeklinde konuştu.

Rüyaları hatırlamak alışkanlık meselesi…&nbsp;

Bazı insanlar rüyalarını daha net hatırlarken, bazılarının hiç hatırlamamasının&nbsp;kişisel beyin aktivitesiyle ilgili olduğunu açıklayan&nbsp;Uzman Klinik Psikolog Zeynep Betül Alp, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Özellikle REM uykusundan hemen sonra uyanan kişiler rüyalarını daha net hatırlayabilir. Ancak prefrontal korteksin düşük aktivite seviyesinden dolayı rüyalar hızla unutulmaya meyillidir. Aynı zamanda rüya hatırlama alışkanlık meselesidir. Rüya günlüğü tutan veya rüyalarına dikkat eden kişiler, zamanla daha fazla rüya hatırlamaya başlar.”

Bazıları rüyalarını yönlendirebiliyor…

Bilinçli rüya görme durumuna da değinen&nbsp;Uzman Klinik Psikolog Zeynep Betül Alp, “Lucid (bilinçli) rüya, kişinin rüya gördüğünün farkında olduğu ve hatta rüyanın içeriğini kısmen kontrol edebildiği özel bir rüya durumudur. Bu tür rüyalarda prefrontal korteksin normalden daha fazla aktif olduğu görülür, yani bilinçli düşünme süreci rüya sırasında devreye girer. Lucid rüya gören kişiler, rüyalarında belirli seçimler yapabilir, olayları yönlendirebilir ve bazen gerçek hayatta mümkün olmayan deneyimler yaşayabilir.” açıklamasını yaptı.

Çözümlenmemiş psikolojik konular tekrarlayan rüyalara neden olabiliyor…

Kabuslarınsa genellikle bilinçaltında yer etmiş korkularımızın, kaygılarımızın veya travmatik deneyimlerimizin bir yansıması olduğuna vurgu yapan&nbsp;Uzman Klinik Psikolog Zeynep Betül Alp, “Özellikle stresli, kaygılı dönemlerde kabuslar daha sık görülebilir. Tekrarlayan rüyalar ise genellikle çözümlenmemiş psikolojik konulara işaret eder. Zihnimiz, anlamlandıramadığı veya başa çıkamadığı bir durumu rüyalar aracılığıyla tekrar tekrar işlemeye çalışır. Bu tür rüyalar, bilinçaltımızın bize önemli bir mesaj vermeye çalıştığını gösterir.” dedi.

Rüyaların, beynimizin gizemli dünyasına açılan pencereler olduğunu ifade eden Alp, “Günlük yaşantımız, duygularımız ve bilinçaltımız, uyku sırasında farklı şekillerde ortaya çıkabilir. Rüyaların bilimsel açıdan nasıl işlediğini anlamak, hem psikolojimizin hem de beynimizin çalışma sistemini çözmemize yardımcı olabilir.” diyerek sözlerini tamamladı.&nbsp;

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.adanagundemi.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Beynimizin gizemli dünyasına açılan pencere: Rüya - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 25 Feb 2025 10:11:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/25022025214428_9a223f95d3f8d0a073a4da20aac847a4.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/25022025214428_9a223f95d3f8d0a073a4da20aac847a4.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/25022025214428_9a223f95d3f8d0a073a4da20aac847a4.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[BEBEKLERİNDEN TOPUK KANI ALINMASINA KARŞI ÇIKAN AİLE’NİN DRAMI]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.adanagundemi.com/haber-bebeklerinden-topuk-kani-alinmasina-karsi-cikan-ailenin-drami-11239.html</guid>
                    <link>https://www.adanagundemi.com/haber-bebeklerinden-topuk-kani-alinmasina-karsi-cikan-ailenin-drami-11239.html</link>
                    <description><![CDATA[Yaklaşık 10 gündür ülke gündemine bomba gibi güşen topuk kanı dayatması skandalında mağdurlar adına ses yükselten ve aynı zamanda sitemiz yazararından olan Murat Çakmak kardeşimiz ve ailesi, yaşadıkları dramı bizimle paylaştı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ ADANA GÜNDEMİ | HABER MERKEZİ-&nbsp;&nbsp;
Röportaj:&nbsp;Hacı Ali DOĞAN


Çocuğunuzdan topuk kanı alınmasına neden karşısınız?

İnternette yaptığımız araştırmalar ve güvendiğimiz doktorlarla yaptığımız görüşmeler sonucunda topuk kanı vermemenin çocuğumuzun sağlığı açısından daha uygun olduğuna karar verdik. Biz teste ya da doktorlara karşı değiliz, ancak bu konuda ciddi şüphelerimiz var.


Topuk kanı aldırmak istemeyişinizle ilgili danıştığınız doktorlar var mı? Onların bakış açısı nedir?

Evet, birçok doktorla görüştük. Aile olarak çocuğumuzun sağlığına çok düşkünüz, bu yüzden konuyu derinlemesine araştırdık. Önce Prof. Dr. Alişan Yıldıran’ın yazılarını okudum, ardından Doç. Dr. Cüneyt Konuralp’in videosunu izleyip kitabını okudum. Ayrıca bir dostumuz aracılığıyla tanıştığım Dr. Uğur Yılmaz’la görüştükten sonra topuk kanını reddetmeye karar verdik. İngilizce kaynaklardan da araştırma yaptım ve şu sonuca vardım:

Testlerin kesin bir garantisi yok.

Test edilen hastalıkların tedavisi bulunmuyor, sadece ilerlemeyi durdurduğu söyleniyor, ancak bunda da bir garanti verilmiyor. Eğer bu testler ve ilaçlar hayat kurtarıyorsa, neden SMA’lı çocukların hastalığı ilerliyor ve hayatlarını kaybediyorlar? Aşı olmamış ve topuk kanı vermemiş ailelerde bu hastalıkları pek duymadık. Bana göre bu işin temelinde bir ilaç pazarlama stratejisi olabilir. Topuk kanı almak bu sistemin ilk basamağı gibi görünüyor.


&nbsp;Çocuğunuza kayyum atanma süreci nasıl gerçekleşti?

&nbsp;Karakoldan aile içi şiddet iddiasıyla çağırıldık. Gittiğimizde bize "Neden topuk kanı vermiyorsunuz?" diye sordular. Ardından çocuğumuza kayyum atanacağını söylediler ve bizden bir kayyum ismi vermemizi istediler. Mecburen kardeşimin ismini verdim. Sürecin nasıl ilerlediğini avukatımız daha iyi biliyor.
&nbsp;

Hukuki süreç başlattınız mı? Başlattıysanız süreç ne durumda?

Sağlıklı bir çocuğa test yaptırmamak suç değildir. Bu güne kadar böyle bir yasa da yoktu. Ancak son dönemde sanki bir düğmeye basılmış gibi, bize suçlu muamelesi yapılıyor. Avukatımızla birlikte hem savcı hem de hâkim hakkında suç duyurusunda bulunacağız. Ayrıca konuyu Sayın Cumhurbaşkanına iletmeyi düşünüyoruz.

&nbsp;

Topuk dışında başka bir bölgeden, örneğin koldan da aynı kan alınabiliyor mu? Eğer alınabiliyorsa, neden ısrarla topuktan alınıyor?

Doç. Dr. Cüneyt Konuralp’e göre bu testler illa kanla yapılacaksa, en uygun yer el sırtıdır. Çünkü topuk, kan dolaşımının zayıf olduğu bir bölgedir. Ayrıca idrar ve tükürük testleriyle de bu hastalıklar tespit edilebilir. Ama burada asıl mesele bebeklerden DNA örneği toplanmak istenmesi olabilir. Oktay Babuna olayını hatırlarsınız…

&nbsp;

Bu süreç sizi ve çocuğun annesini psikolojik olarak nasıl etkiledi?

&nbsp;

Eşim lohusa olduğu için çok etkilendi. Aynı durumda olan başka aileler de var. Mahkemeye ve karakola çağrıldıkları için sütü kesilen anneler oldu. Aileler bu süreci bilmediğinden, kayyum atanmasını çocuğun elinden alınması gibi düşünüyorlar. Ancak avukatımız, "Hukuken böyle bir şey yapamazlar" dedi. Fakat insanları korkutuyorlar ve sindiriyorlar.

&nbsp;

Atanan kayyum, “temsil kayyumu” olarak atanıyor. Bizim yerimize topuk kanı alınmasına karar vermesi için atanıyor. Ancak eğer testler sonucunda bir yanlış tedavi uygulanırsa, yetkililer değil, kayyum sorumlu tutulacak. Çocuklarımızın sağlığına mal muamelesi yapıyorlar.
&nbsp;

Son olarak ilgililere ulaştırmak istediğiniz mesaj nedir?

Benim çocuğumun topuğunu kimse zorla delemez. Benden izinsiz kılına bile dokunamazlar. Biz bilinçli ebeveynleriz, çocuğumuzu korumak için elimizden geleni yapıyoruz. Eğer gerçekten çocukların sağlığına bu kadar önem veriliyorsa, neden uyuşturucu batağına sürüklenen, sokakta aç kalan çocuklarla ilgilenilmiyor?

Ben araştırdığımda bu işin arkasında Türk Tabipler Birliği ve Dünya Sağlık Örgütü’nü görüyorum. Ayrıca burada büyük bir rant var. TTB’nin kapatılması gerektiğini düşünüyorum. Çocuklarımız kobay değil. Biz de kimsenin hayvanı değiliz, insanız!

Sayın Cumhurbaşkanına sesleniyorum: Bu milletin devlete olan güvenini sarsıyorlar. Mağdur ailelere sahip çıkılmalı ve bu dayatmalara dur denmeli. Hiç kimse bedava bir test hizmetine karşı değil, ancak bu baskılar samimi değil.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.adanagundemi.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[BEBEKLERİNDEN TOPUK KANI ALINMASINA KARŞI ÇIKAN AİLE’NİN DRAMI - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 11 Feb 2025 21:28:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/bebeklerinden-topuk-kani-alinmasina-karsi-cikan-ailenin-drami-003809-20250212.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/bebeklerinden-topuk-kani-alinmasina-karsi-cikan-ailenin-drami-003809-20250212.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/bebeklerinden-topuk-kani-alinmasina-karsi-cikan-ailenin-drami-003809-20250212.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[SAĞLIK BAKANLIĞI'NDAN  SAĞLIKSIZ DAVA!..]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.adanagundemi.com/haber-saglik-bakanligindan-sagliksiz-dava-11236.html</guid>
                    <link>https://www.adanagundemi.com/haber-saglik-bakanligindan-sagliksiz-dava-11236.html</link>
                    <description><![CDATA[Adana'da Murat ve Seda Çakmak çifti, yeni doğan bebekleri M.T.'den topuk kanı alınmasına ve aşı yapılmasına izin vermemesi üzerine dava açıldı. Ailesininin gecimi berberlik yaparak sağlayan ve aynı zamanda köşe yazarımız da olan Murat Çakmak yaşadığı hukuksuzluğu medyaya taşıdı..]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Adana'da Murat ve Seda Çakmak çifti, yeni doğan bebekleri M.T.'den topuk kanı alınmasına ve aşı yapılmasına izin vermedi. Bu durum, hastane tarafından ilgili sağlık birimlerine bildirildi ve Sağlık Bakanlığı'nın şikayeti üzerine Adana 6. Sulh Hukuk Mahkemesi'nde dava açıldı. Mahkeme, 2,5 aylık M.T. için kayyum atanmasına karar verdi. Aile, bu karara itiraz ederek, Murat Çakmak'ın kardeşi F.Ç.'yi evlatlarının vasisi olarak mahkemeye bildirdi.&nbsp;

Baba Murat Çakmak, daha önce ilk çocuklarından da topuk kanı aldırmadıklarını ve herhangi bir sorun yaşamadıklarını belirterek, "Benim evladım belediye mi ki kayyum atanıyor." şeklinde tepki gösterdi.&nbsp;

Topuk kanı testi, yenidoğan bebeklerde genetik ve metabolik hastalıkların erken teşhisi için hayati öneme sahip bir uygulamadır. Sağlık Bakanlığı tarafından zorunlu kılınan bu test sayesinde her yıl 5 binden fazla bebek, hastalık belirtileri ortaya çıkmadan tespit edilebilmektedir.&nbsp;

“Adana’da Topuk Kanı Aldırmayan Aileler Mahkemelik”

Adana’da topuk kanı aldırmayan ailelerin mahkemelik olduğunu öğrendiğini söyleyen Murat Çakma sözlerine şöyle devam etti:

“ Ben sayısını bilmiyorum ama adliyede böyle bir vaka sayısının çok olduğunu söylediler. Bu Biontech aşı firmasıyla çocuk aşıları aynı şirket. Aynı yerden geliyorlar. Bizim daha önce kendi geleneksel aşılarımız vardı. Biz o aşı fabrikasını kapattık, yerine bunlarla anlaştık. Son dönemde tekrar geleneksel aşıya döndük. Ben zaten Biontech aşısına güvenmiyorum. Almanya’daki iki Türk kaçtılar. Amerika’da yargılanıyorlar, Almanya’da yargılanıyorlar. Ben bu aşılara güvenmiyorum. Aynı şirketten çıkan aşılar. Ben nasıl çocuğuma bu aşıları yaptırayım? Ve benim çocuğum daha iki yaşına gelmeden 25 tane sıvı vücuduna alıyor. Bir miktar cıva nasıl alabiliyor? Biz çocuğun fıtratını nasıl bozabiliyoruz? Bunun diğer hastalıklara karşı önlemi olabilirmiş. Hep ‘bilirli’ konuşuyorlar. İşte ‘6 tarama yapmazsak ileride çocuğunuzda zeka geriliği olabilir’. O zaman bana otizmin sebeplerini açıklasınlar. Ama bugün televizyona çıkan bir profesör ‘Otizmin sebeplerinden biri aşılardır’ diyor. O da profesör. O da laboratuvarda. Televizyon, tablet, telefon daha mı az zararlı çocuğa? Ya da anne sütü? İşte 6 aylıkken ne kadar önemli olduğunu vurguluyorlar. Ülkemizde asgari ücretle geçinen insanlar var. Her aile zengin değil. Fakir olan ailelere neden destek olmuyorlar? İşte hamilelik sürecinde gidip bal, ceviz, balık, fındık gibi işte TBB kapısını çalıp ‘Ya sizin eşiniz hamileymiş. Bu süreçte sizinle beraberiz. Bundan sonra herhangi bir şey olursa bizim ebe arkadaşımız, doktor arkadaşımızla irtibata geçebilirsiniz. İlerleyen zamanda da sizi çocuk gelişimiyle ilgili bilgilendireceğiz. Şu kitapları okuyabilirsiniz’ gibi açıklamalarda neden bulunmuyor? Çoğu ailenin çocuk gelişimiyle ilgili bilgisi yok.”

Davanın ilk duruşmasının önümüzdeki günlerde görülmesi bekleniyor.&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.adanagundemi.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[SAĞLIK BAKANLIĞI'NDAN  SAĞLIKSIZ DAVA!.. - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 29 Jan 2025 13:35:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/saglik-bakanligindan-sagliksiz-dava-165044-20250131.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/saglik-bakanligindan-sagliksiz-dava-165044-20250131.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/saglik-bakanligindan-sagliksiz-dava-165044-20250131.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Meme kanserinde erken evrede tam şifa mümkün]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.adanagundemi.com/haber-meme-kanserinde-erken-evrede-tam-sifa-mumkun-11217.html</guid>
                    <link>https://www.adanagundemi.com/haber-meme-kanserinde-erken-evrede-tam-sifa-mumkun-11217.html</link>
                    <description><![CDATA[Acıbadem Üniversitesi SHMYO Tıbbi Görüntüleme Teknikleri Programı tarafından “Meme kanseri farkındalık” etkinliği düzenlendi. Etkinlikte, 40 yaşından itibaren her yıl mamografinin şart olduğuna dikkati çekildi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ &nbsp;

İSTANBUL (İGFA) - Acıbadem Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu (SHMYO) Tıbbi Görüntüleme Teknikleri Programı ve Acıbadem Sağlık Grubu’nun işbirliğiyle geçtiğimiz günlerde Acıbadem Üniversitesi’nde 8’incisi düzenlenen “Meme Sağlığı Farkındalık” etkinliğinde hekimler erken tanı için kadınların her yıl düzenli yaptırmaları gereken tarama programlarına dikkat çektiler ve tedavide yaşanan son gelişmeleri aktardılar.

Günümüzde, özellikle akıllı ilaçlar ve radyasyon onkolojisi alanında yaşanan gelişmeler, meme kanserinin tedavisinde yüksek başarı oranları elde edilmesini sağlıyor. Acıbadem Altunizade Hastanesi Meme Radyolojisi Bölüm Başkanı, Radyoloji Uzmanı Prof. Dr. Erkin Arıbal, özellikle erken tanı ve tedavideki yeni gelişmeler sayesinde meme kanserinden ölüm oranlarının hızla azaldığını vurgulayarak, “Erken tanı için her kadınının meme kanseri görülme sıklığının artmaya başladığı 40 yaşından itibaren yılda bir kez mamografi çektirmeleri çok önemli. Aile öyküsü, özellikle de genetik yatkınlık varsa, &nbsp;tarama programı 25 yaşına kadar inebiliyor ve mamografinin yanı sıra MR (Manyetik Rezonans Görüntüleme) gibi farklı yöntemler &nbsp;de kullanabiliyor” dedi.

AİLE ÖYKÜSÜ VARSA “GENETİK TEST” YAPTIRMALI!&nbsp;

Aile öyküsünün varlığı meme kanserinde önemli bir risk oluşturuyor. Dolayısıyla, ailesinde bir veya birden fazla meme kanseri öyküsü olan hastalarda, hekimin önerisi doğrultusunda çeşitli genler için genetik analiz yapılması gerekebildiğini belirten Radyoloji Uzmanı Prof. Dr. Erkin Arıbal, “BRCA1 ve BARCA2 genleri, genetik değişimler açısından araştırılan genlerin başında yer alıyor. Bu testlerin sonucunda, hastaların ve ailedeki diğer kadınların nasıl takip edileceği belirleniyor. Örneğin ailesel yatkınlığı olan ailelerde taramalara daha erken yaşlarda başlanabiliyor veya mamografinin yanı sıra MR (Manyetik Rezonans Görüntüleme) yöntemine de başvurulabiliyor. Bu sayede hastalığın ortaya çıkması önlenebiliyor veya kanser çok erken dönemde yakalanarak tedavi edilebiliyor” bilgisini verdi.

AYNA KARŞISINDA KENDİ KENDİNE MEME MUAYENESİ ÖNEMLİ!&nbsp;

Hekim kontrolü ve radyolojik muayenelerin yanı sıra kadınların memelerini elle muayene etmeleri de erken teşhis imkanı sağlayabiliyor. Acıbadem Altunizade Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Aykut Soyder, her kadınının 25 yaşından itibaren ayda bir kez ayna karşısında kendi kendine elle meme muayenesi yapması gerektiğini belirterek, “Aile öyküsü olan kadınlarda ise muayenenin daha erken, örneğin 18 yaşından itibaren başlanması öneriliyor. Adet dönemi dışında, her ayın belirli bir gününde, ayna karşısında elle yapılan muayene ile memede veya koltuk altında gelişen kitleler erken dönemde fark edilebiliyor ve bu sayede tedavinin başarı şansı yükseliyor” diye konuştu.&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.adanagundemi.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Meme kanserinde erken evrede tam şifa mümkün - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 30 Oct 2024 08:08:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/30102024172155_41f6160ec8d57c57e65a132bd2f910c7.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/30102024172155_41f6160ec8d57c57e65a132bd2f910c7.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/30102024172155_41f6160ec8d57c57e65a132bd2f910c7.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Dişler iyi temizlenmezse arayüz çürüğü oluşabiliyor]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.adanagundemi.com/haber-disler-iyi-temizlenmezse-arayuz-curugu-olusabiliyor-11201.html</guid>
                    <link>https://www.adanagundemi.com/haber-disler-iyi-temizlenmezse-arayuz-curugu-olusabiliyor-11201.html</link>
                    <description><![CDATA[Dişlerin birbirine temas ettiği bölgelerde oluşan diş çürüklerine arayüz çürüğü denildiğini belirten uzmanlar, yiyecek artıklarının buralarda birikmesiyle çürük oluşumunun hızlanabileceğini söylüyor.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ &nbsp;

İSTANBUL (İGFA) - Üsküdar Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Restoratif Diş Tedavisi Anabilim Dalı Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Özge Mimir, arayüz çürüğü olarak adlandırılan diş çürümesi tipi hakkında bilgi verdi.

Dişlerin birbirine temas ettiği bölgelerde oluşan diş çürüklerine arayüz çürüğü denildiğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Özge Mimir, “Bu çürükler genellikle dişlerin arasındaki alanlarda başlar ve zamanla genişleyerek dişin yapısına zarar verebilir.” dedi. Dişlerin birbirine temas ettiği bu bölgelerin hijyeninin sağlanmasının zor olduğunu ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Özge Mimir, bu nedenle yiyecek artıklarının ve mikroorganizmaların bu bölgelerde birikerek çürük oluşumunu hızlandırabileceğine dikkat çekti.

&nbsp;

BESLENME, ÇAPRAŞIK DİŞLER VE GENETİK RİSKİ ARTIRIYOR!

Arayüz çürüğü oluşması riskini artıran başlıca nedenlere değinen Dr. Öğr. Üyesi Özge Mimir,&nbsp;“Dişlerin arasının düzenli olarak temizlenmemesi, yiyecek ve bakterilerin birikmesine neden olur. Bu birikintiler, asidik ortamlar oluşturarak diş minesini aşındırır. Şekerli ve asidik gıdalar, dişlerde plak oluşumunu artırır ve çürük oluşumuna zemin hazırlar. Dişlerin çapraşık olduğu durumlarda, dişlerin arasını temizlemek zorlaşır ve bu bölgelerde çürük riski artar. Bazı bireylerde genetik olarak diş minesinin zayıf olması, çürük oluşumunu hızlandırabilir.” dedi.

Arayüz çürüğü tedavisinin genellikle çürüğün büyüklüğüne ve derinliğine bağlı olarak yapıldığını aktaran Dr. Öğr. Üyesi Özge Mimir, “Eğer çürük çok derin değilse, diş hekimi genellikle diş temizliği ve flor uygulamaları önerir. Ayrıca, dişler arasında birikmiş plakların temizlenmesi ve düzenli ağız hijyeni alışkanlıkları geliştirilmesi teşvik edilir.” dedi. Mimir, daha derin çürüklerde, diş hekiminin çürük kısmını temizleyip uygun bir dolgu malzemesiyle doldurmayı tercih edeceğini ifade etti.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.adanagundemi.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Dişler iyi temizlenmezse arayüz çürüğü oluşabiliyor - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 25 Sep 2024 15:00:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/25092024214748_ebd3d04f619dc0a59d60912733f32b54.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/25092024214748_ebd3d04f619dc0a59d60912733f32b54.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/25092024214748_ebd3d04f619dc0a59d60912733f32b54.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[BEL SAĞLIĞINI KORUMAK İÇİN BUNLARA DİKKAT !]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.adanagundemi.com/haber-bel-sagligini-korumak-icin-bunlara-dikkat-11137.html</guid>
                    <link>https://www.adanagundemi.com/haber-bel-sagligini-korumak-icin-bunlara-dikkat-11137.html</link>
                    <description><![CDATA[Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç.Dr.Ahmet İnanır konu hakkında önemli bilgiler verdi.   ]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ ADANA GÜNDEMİ | HABER MERKEZİ -&nbsp;İnsanların çoğu hayatının herhangi bir döneminde mutlak surette bir defa da olsa &nbsp;bel ağrısı yaşar. Peki bel sağlığını korumak ve gelecek yıllarda gelişebilecek &nbsp;bel ağrılarından kurtulmak için neler yapabiliriz ?&nbsp;

&nbsp;

Bel ağrıları neden olur ?

Ağrı bir bulgudur. Hastalık değildir. Tedavi edilmesi gereken şey de ağrı değil; ağrının asıl nedeni olan hastalığın ortadan kaldırılması veya arızanın tamir edilmesidir.

&nbsp;

6 haftadan kısa süreli var olan ağrılara Akut Bel Ağrısı denir. Belirli bir aktivite veya travma sonrası gelişebileceği gibi, travmasızda olabilir. Genellikle ağrı, kendiliğinden azalır veya tamamen geçebilir. Bir defa ciddi bel ağrısı yaşayan insanların yaklaşık %30’u tekrar bir atak geçirebilir. Ancak kontrol ve bakım altında olur ise bu tekrarlama riski en aza indirilebilir. Üç aydan uzun süreli varlığını devam ettiren bel ağrılarına ise Kronik Bel Ağrısı adı verilmektedir. Var olan doku bozukluğu, ortamdaki sinir uçlarını etkileyerek ağrı ortaya çıkarır. En çok gördüğümüz şey ise akut ağrı döneminde kolayca halledebileceğimiz hastalıkların ehil olmayan ellerdeoyalanarak kronik hale gelmesidir.

&nbsp;

Bel ağrılarını tetikleyen sebepler nelerdir ?

Gerçek&nbsp; bir tedavi yapabilmek için gerçek ağrı kaynakları ciddi bir uzman hekim muayenesi ve tetkiklerle araştırılmalıdır. Fazla kilolu olmak, fıtık yapacak kadar veya bel yapılarını zorlayacak kadar ağır kaldırma, eğilerek çalışıyor olmak, uzun süreli oturmak veya otururken öne eğilerek iş yapmak veya durmak veya aynı pozisyonda uzun süre kalmak, stresli dönemlerin uzun sürmesi, çok doğum yapmak, ev işlerini uygunsuz pozisyonda ve uzun süre yani ara vermeden yapmak, cinsel yaşamda beli korumamak bel sorunları yaşamaya neden olmaktadır.

&nbsp;

&nbsp;Bel ağrılarından korunmak ve bel sağlığını korumak için neler yapılmalıdır?&nbsp;

&nbsp;

En önemli olan şeyi kaçırmaktayız. Asıl olan belde ağrı çıkmadan tedbir almaktır. Bel ağrısı oluşumuna neden olacak şeyler belli olduğuna göre işe bunlara riayet etmekle başlamak mecburiyetindeyiz. Gerekli bakımları yapılmayan araba bizi yolda bırakcağı gibi gerekli bakımları ve korumaları yapılmayan bel de bir gün bize bu acıyı yaşatacaktır. Öncelikli olarak kesinlikle obezite yani fazla kilo fıtığın veya bel ağrılarının en önde gelen nedenlerindendir. Kilo almadan yaşamayı bir hayat tarzı haline getirmeye mecburuz.Bel ağrısı yaşadığımız zaman ne yapacağız sorusu akla gelmektedir. Öncelikli olarak bu konuda gerçekten tecrübeli olan uzman bir doktora başvurmalı; geçiştirici işlemlerle arızayı kronik hale getirmekten kaçınmalıdır. Altta yatan neden bir tümör, çok ciddi bir fıtık, omur kırığı veya bel kayması da olabileceği için konuyu iyi bilmeyen insanların öneri veya tedavi adı altındaki uygulamaları ile zaman kaybedilmemelidir. Genellikle hastaların ağrılarının geçmesi altta yatan nedenin ortadan kalkmış olduğu şeklinde algılanıp rahat davranılmakta ve kolayca çözülebilecek bir hastalık daha zor çözülür veya çözümsüz hale gelebilmektedir.Şu bir gerçektir ki, bel ağrısı yeteri kadar önemsenmemektedir. Başımıza çok ciddi sorunlar açabileceğinin bilincinde olunamamaktadır. İnsanlarımız ağrısız yaşatmak ve bel fıtığı gelişmesini önceden engellemek imkan dahilindedir.&nbsp;Sorunun altında yatan nedenin kesin ortadan kaldırılmasına değil de ağrının ortadan kaldırılmasına yönelinmektedir. Bu ciddi bir hatadır ve hastalarımızı ileri de başına çok büyük sorunlar açabilecek hale getirmektedir. &nbsp;

&nbsp;

Sonuç olarak bel sorunu yaşamayacak şekilde bir yaşam tarzına geçilmeli ve bel ağrısı veya fıtık gelişme riski ortadan kaldırılmaya çalışılmalıdır. Şayet ağrı yaşar isek; bu konuda çok çalışmış olan uzman hekim/ hekimler aranıp bulunmalı ve en kısa sürede ve en kolay şekilde tedavisi yapılmalıdır. Tedavi de başarılı olmanın yolu yöntem değildir; bu konuda gerçekten uzman doktorun yapacağı yöntemlerdir.

&nbsp;

Tedavi başarısı için yöntem out! Uzman doktor in!
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.adanagundemi.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[BEL SAĞLIĞINI KORUMAK İÇİN BUNLARA DİKKAT ! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 09 Jul 2024 20:23:53 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/bel-sagligini-korumak-icin-bunlara-dikkat-232551-20240709.png" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/bel-sagligini-korumak-icin-bunlara-dikkat-232551-20240709.png"/>
                    <enclosure url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/bel-sagligini-korumak-icin-bunlara-dikkat-232551-20240709.png" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[BU KURUYEMİŞLER ŞİFA DEPOSU]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.adanagundemi.com/haber-bu-kuruyemisler-sifa-deposu-11136.html</guid>
                    <link>https://www.adanagundemi.com/haber-bu-kuruyemisler-sifa-deposu-11136.html</link>
                    <description><![CDATA[Diyetisyen Betül Serttaş konu hakkında bilgiler verdi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ ADANA GÜNDEMİ | HABER MERKEZİ- Vitamin, mineral, posa, protein kaynağı olan kuruyemişler ve tohumlar adeta birer sağlık kaynağı. Yapılan araştırmalar gösteriyor ki, kalp sağlığından kansere, cilt güzelliğinden nörolojik bozukluklara kadar birçok alanda bu besinler çok etkili.&nbsp;


&nbsp;

&nbsp;İşte vücudumuza faydaları kanıtlanmış kuruyemişler;

&nbsp;

GÜÇLÜ, PARLAK SAÇ VE CİLT İÇİN FINDIK

Adeta bir antioksidan deposu olan fındıklar E vitamini, folik asit, tekli doymamış yağ asitleri ve proantosiyanidinlerin en iyi besin kaynaklarındandır. ,Sağlıklı, capcanlı, diri bir cilde, güçlü saç ve tırnaklara sahip olmanızı sağlar. Tekli doymamış yağlar ise vücuttan hasar oluşturan maddeleri uzaklaştırır, kan yağlarını düşürür, hücre bütünlüğünü, gözde retina tabakasını ve beyni korur. İtalya'da yapılan kapsamlı bir bilimsel çalışma 1 ay boyunca günde 30-45 gr yani yaklaşık 1-1.5 avuç kadar tuzsuz, kavrulmamış fındık tüketen bireylerin kalp damar sağlığını olumsuz etkileyen LDL kolesterol düzeyinin azaldığını göstermiştir.

&nbsp;

BİR AVUÇ BADEM İLE FAZLA KİLOLARA ELVEDA

Badem yaşam için elzem olan minerallerden zengin, süper antioksidan besindir. Kan basıncını düşürücü etki oluşturur, kötü kolesterol LDL'yi düşürürken iyi kolesterol HDL'nin artmasını sağlar. Bu sayede kalbi ve kalbe giden damarları korur. Çinko içeriğinin de etkisiyle düzenli çiğ badem tüketimi&nbsp;

güçlü ve parlak saçlara fayda sağlamakta, tırnak kırılmalarının önüne geçmektedir.

&nbsp;

HEM BESLEYİCİ HEM EKONOMİK YER FISTIĞI

Lezzetinin yanı sıra ekonomik olmasıyla ön plana çıkan yer fıstığı, çerez olarak ya da günde bir yemek kaşığı fıstık ezmesi olarak kahvaltılara ve ara öğünlere eklenebilir. Yer fıstığı metabolizmanın düzenlenmesinde görev alan B1, B3, B6 ve folik asit vitaminlerini ve cilt kuruluğunu önleyen, antioksidan E vitaminini yüksek miktarda içerir. E vitamini açısından zengin bir besin olması dışında B&nbsp;

grubu vitaminler ile fosfor, magnezyum, potasyum mineralleri de bulunur. Folattan zengin olması nedeniyle bilişsel gerilemenin önüne geçerek beyin gelişimine katkı sağlar. Çalışmalar günde bir avuç yer fıstığı yemenin kan şekeri ve kan yağları üzerine olumlu etki oluşturduğunu gösteriyor.

&nbsp;

OMEGA 3 KAYNAĞI CEVİZ

Vitamin ve minerallerin yanı sıra süper bir antioksidan olan ellagik asit kaynağı olan ceviz, cildin elastik ve nemli olmasını sağlar. Kalp dostu en iyi kuruyemiştir. İçerdiği yüksek oranda alfa linoleik asit sayesinde kalp ritmindeki düzensizlikleri önlediği bilinmektedir. Omega-3’ün en iyi bitkisel kaynaklarından biridir.

 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.adanagundemi.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[BU KURUYEMİŞLER ŞİFA DEPOSU - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 09 Jul 2024 20:20:56 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/bu-kuruyemisler-sifa-deposu-232249-20240709.png" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/bu-kuruyemisler-sifa-deposu-232249-20240709.png"/>
                    <enclosure url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/bu-kuruyemisler-sifa-deposu-232249-20240709.png" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Sıcak Havalarda Burun Kanamalarına Dikkat!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.adanagundemi.com/haber-sicak-havalarda-burun-kanamalarina-dikkat-11135.html</guid>
                    <link>https://www.adanagundemi.com/haber-sicak-havalarda-burun-kanamalarina-dikkat-11135.html</link>
                    <description><![CDATA[Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Yavuz Selim  Yıldırım konu ile ilgili bilgiler verdi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ ADANA GÜNDEMİ |HABER MERKEZİ-&nbsp;&nbsp;Yaz aylarında sıcak havanın etkisi, klimaların yoğun kullanımı ile burun kanamaları artıyor, burun kan damarları açısından çok zengin bir yapıya sahiptir. Kuru sıcak hava Burun içerisindeki koruyucu tabakanın zayıflamasına neden olarak, kanamaya eğilimi artırıyor.

&nbsp;

-Kanama problemi olanlar,

-Kan sulandırıcı ilaç kullanan kişiler,

-Tansiyon ve burun alerjisi olanlar burun kanaması ile daha sık karşılaşır.

&nbsp;

Yaz aylarında burun ameliyatı olursak fazla kanar mı?

Mevsimin ameliyat üzerine direkt bir etkisi yok.Ancak Burun ameliyatını tatil ile birleştirmek isteyenler için tatilde güneşlenmek ve gözlük takmak sınırlandırılır.Özellikle yurtdışından gelip ülkemizde hem ameliyat olup hem de tatil yapmak isteyenler, ameliyat sonrası sıcak havalar nedeniyle hareketlerini biraz azaltmalı, bol sıvı almalı, aksi takdirde sıvı kaybına bağlı baş dönmesi, sersemlik ve bayılma yaşayabilirler.Sıcak havanın sıvı ve tuz kaybını artırması, damarların genişleyerek kan basıncının düşmesi, terleme ve buharlaşma nedeniyle kaybedilen sıvıların yerine konması gerekir.

&nbsp;

Sıcak havalarda burun fonksiyonları bozulur mu ?

Sıcak hava burun kuruluğunu artırarak kanamaya eğilimi artırabilir, bunun dışında olumsuz etki göstermez.

&nbsp;

Burun Tıkanıklığı nasıl çözülür ? Burun spreyi, deniz suyu kullanalım mı ?

&nbsp;

Burun tıkanıklığına çözüm olarak ilk olarak deniz suyu kullanın! Açılmaz ise başka yapısal sorunlar olabilir.Uzman doktora görünün.Başka spreyler denemek problemi maskeleyerek çözümü zorlaştırır.Örneğin; bazı burun spreyleri bağımlılık yaparak sağlığımızı olumsuz etkiler.

&nbsp;

Burun estetiği yazın yapılır mı?

Her mevsim yapılabilir.Burun estetiği hastaları sadece biraz zamana ihtiyaç duyar.Cilt - cilt altı dokusunun ödem ve şişliklerinin geçmesi için sadece zamana ihtiyaç duyarlar.

&nbsp;

Burun tıkanıklığı sağlığımızı nasıl etkiler ?

Prof.Dr.Yavuz Selim Yıldırım,'' Burun tıkanıklığı sonucu gün içerisinde koşarken, merdiven çıkarken, spor yaparken yeterli nefes alamayız ve kalbimiz yorulur.Burnun tıkalı olması gece uykuda nefeste tıkanma yaparak uyku apnesine (uykuda nefes durması) neden olur. Uyku apnesi kan basıncının artmasına, kalp ritminin bozulmasına, uyku düzeninin bozulmasına neden olarak vücudu olumsuz etkiler. Gece uykuda tıkanmaya bağlı kalp krizi ve inme riski artar. Gün içerisinde uykuya eğilim, çabuk sinirlenme, unutkanlık, dişlerin çürümesi, sabah ağız kuruluğu ve ağızda kötü bir tat hissi oluşturur.&nbsp;Tüm bunların çözümü aslında çok basit, Burundan Normal bir nefes almak.''dedi.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.adanagundemi.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Sıcak Havalarda Burun Kanamalarına Dikkat! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 09 Jul 2024 20:18:23 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/sicak-havalarda-burun-kanamalarina-dikkat-232021-20240709.png" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/sicak-havalarda-burun-kanamalarina-dikkat-232021-20240709.png"/>
                    <enclosure url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/sicak-havalarda-burun-kanamalarina-dikkat-232021-20240709.png" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[STRESİ AZALTAN 10 SÜPER BESİN]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.adanagundemi.com/haber-stresi-azaltan-10-super-besin-11134.html</guid>
                    <link>https://www.adanagundemi.com/haber-stresi-azaltan-10-super-besin-11134.html</link>
                    <description><![CDATA[Stres gündelik hayatta çok çeşitli koşullar nedeniyle ortaya çıkabilir.Yoğun iş temposu,özellikle metropol yaşamı,trafikte geçen fazla zaman gibi...durumlar stres seviyesini yükseltebiliyor.Uzman Diyetisyen Şükrü Can Gülşen stresi azaltan besinler konusunda bilgiler verdi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ ADANA GÜNDEMİ | HABER MERKEZİ-&nbsp;&nbsp;Stres gündelik hayatta çok çeşitli koşullar nedeniyle ortaya çıkabilir.Yoğun iş temposu,özellikle metropol yaşamı,trafikte geçen fazla zaman gibi...durumlar stres seviyesini yükseltebiliyor.Uzman Diyetisyen Şükrü Can Gülşen stresi azaltan besinler konusunda bilgiler verdi.

&nbsp;

Kabak Çekirdeği:&nbsp;içeriğinde bulunana magnezyum stres anında artan kortizol hormonun düşürerek stres durumun azaltır . .

&nbsp;

Yaban Mersini:&nbsp;Tam bir dopamin üreticisidir. Bu sebeple stres azalır ve beyin kendini rahatlamış hisseder.Serbest radikallerle savaştığı için hastalıklara karşı duvar olup&nbsp;vücudumuzu korur.

&nbsp;

Somon:&nbsp;İçeriğinde bulunan n-3 yağ asitleri beyin gelişimini ve hafızayı güçlendirir. Beyin kendini güvende hissettiğinden&nbsp;stres yapmaz ayrıca yararlı yağlardan kolesterol düşürür ve kasları güçlendirir.&nbsp;

&nbsp;

Yulaf Ezmesi:&nbsp;Lif miktarının çok yüksek olması sebebiyle serotonini yükselten mutluluk hormonu sağlar.

&nbsp;

Bitter Çikolata:&nbsp;Nörotransmitterlerin düzeyini artırarak serotonini artırır. Ayrıca lifli yapısı, kalorisinin diğer çikolatalara göre düşük olmasından kilo vermek isteyenler diyetlerinde kullanabilir.&nbsp;

&nbsp;

Yeşil Çay:&nbsp;L-Theanine adlı amino asit içerir. Bu da dopamin hormonlarının üretimine yardımcı olurken; stres ve kaygıyı azaltır. Diüreitik olması da diyet yapanlarda ödem atarak kilo vermeye yardımcı olur.&nbsp;

&nbsp;

Kırmızı Biber:&nbsp;Ascorbik acid deposudur. Askorbik acidde kortizol hormonunu azaltarak stres faktörünü azlatır.Ayrıca antioksidant sebebiyle bağışıklığımızı koruyarak&nbsp;hastalanmamızı engeller.&nbsp;

&nbsp;

Yeşil Mercimek:&nbsp;Selenyum deposu olması sebebiyle ruh halini düzeltir. Ayrıca bitkisel protein deposudur ve kas hipertorfisinde çok etkilidir.&nbsp;

&nbsp;

Yumurta:&nbsp;İçerdiği elzem aminoasit özellikle tirtofan sebebiyle serotonin hormonun salgılanmasını artırır. D vitamini, çinko, magnezyum ve selenyum açısından zengin bir kaynaktır. Kas, kemik ve diş sağlığı için her gün tüketilmesi gerekir.&nbsp;

&nbsp;

Kefir:&nbsp;Probiyotik besinler bağırsak florasını düzenleyerek stresin azaltılmasına yardımcı olur. Ayrıca içerdiği probiyotikler sayesinde bağırsakları da iyi çalıştırır.

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.adanagundemi.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[STRESİ AZALTAN 10 SÜPER BESİN - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 09 Jul 2024 20:14:02 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/stresi-azaltan-10-super-besin-231733-20240709.png" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/stresi-azaltan-10-super-besin-231733-20240709.png"/>
                    <enclosure url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/stresi-azaltan-10-super-besin-231733-20240709.png" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Prof. Dr. Kuran: Ağrı kesiciler midenin düşmanı ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.adanagundemi.com/haber-prof-dr-kuran-agri-kesiciler-midenin-dusmani-11119.html</guid>
                    <link>https://www.adanagundemi.com/haber-prof-dr-kuran-agri-kesiciler-midenin-dusmani-11119.html</link>
                    <description><![CDATA[ULUSAL (PHA) - Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Sedef Kuran, yazılı açıklama ile bilinçsizce tüketilen ağrı kesici gibi ilaçların gastrite sebep olduğunu belirtti.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Gastroenteroloji uzmanı Prof. Dr. Sedef Kuran, "Ağrı kesiciler, mide sıvısında bulunan prostoglandin dengesini değiştirerek midenin tahriş olmasına neden oluyor. Midemizde kanlanmayı azaltarak, gastrit, ülser gibi hastalıkların nüksediyor, daha ilerki zamanlarda hasta mide kanaması ve mide duvarının delinmesi şikayetleriyle acile başvuruyor. 'Ağrım kesilsin diyerek, midenizden olmayın' diyorum. Ağrı kesicilere bağımlılık, hayat kalitenizi düşürür. Midenin düşmanı olan bilinçsiz ağrı kesici tüketimi konusunda farkındalığa ihtiyacımız var" dedi.


Gastrit ve ülser gibi hastalıkların oluşumunda ağrı kesicilerin ve Helicobacter Pylori bakterisinin çok önemli etkisi olduğunun altını çizen Kuran, hastalıktan korunma yollarını anlattı. Kuran, yoğun stresli yaşamın, asitli ve hazır gıdaların, sigara ve alkol kullanımının, ağrı kesicilerin, romatizma tedavisinde kullanılan ilaçların, Helicobacter Pylori enfeksiyonunun midede doku hasarına neden olduğunu kaydetti. Midenin hassas bir yapıya sahip olduğuna işaret eden Kuran, mide yapısının ağrı kesicilere karşı dayanıksız olduğuna dikkat çekerek durumu şöyle açıkladı: "Mide, kendi hücrelerini asit gibi zararlı etkenlerden koruyan bir sıvıyla çevrelenmiş yapıdadır. Özellikle bilinçsizce kullanılan ağrı kesiciler ve benzeri ilaçlar, işte buradaki yapıyı tamamen bozuyor. Bazı insanlar kronik olarak ağrı kesicilere bağımlı bir yaşam sürüyor. Midemizin hassas yapısı da bu etkenlere direnemiyor ve hücre dokusu bozuluyor, mide hücreleri hasar görüyor. Ağrı kesiciler, mide sıvısında bulunan prostoglandin dengesini de değiştirerek midenin tahriş olmasına neden oluyor. Midemizde kanlanmayı azaltarak, gastrit, ülser gibi hastalıkların nüksediyor, daha ileriki zamanlarda hasta mide kanaması ve mide duvarının delinmesi şikayetleriyle acile başvuruyor. 'Ağrım kesilsin diyerek, midenizden olmayın' diyorum. Ağrı kesicilere bağımlılık, hayat kalitenizi düşürür. Bu konuda farkındalığa ihtiyacımız var."


Endoskopi ile tespit ediliyor


Halk arasında 'Mide iltihaplanması' olarak bilinen gastrit belirtilerinin çeşitli olduğunu kaleme alan Kuran, tam tanı konulması için endoskopiye ihtiyaç duyulduğunu aktararak, "Gastritte, mide yanması, mide ağrısı, midede kazınma hissi, bulantı, şişkinlik, gaz, hazımsızlık, ağza acı su gelmesi gibi belirtiler meydana geliyor. Bu şikayetler, ciddi anlamda hayat standartlarını düşürüyor. Hayat kaliteniz düştüğünde beslenmeniz de psikolojiniz de etkileniyor. İlerleyen mide rahatsızlıklarında hızla kilo kaybı yaşanıyor ve bağışıklık sistemi zayıflıyor. Bu nedenle, mide rahatsızlıklarınızı önemsemenizi tavsiye ediyorum. Hastalığa neden hangi etkense, onu ortadan kaldırarak tedavi planı oluşturulmalıdır" dedi.


Akdeniz tipi beslenme önerisi


Özellikle Akdeniz tipi bir diyetin hem gastrit hem de genel sağlık açısından uygun bir beslenme şekli olduğunu vurgulayan Kuran, "Aşırı yağlı, baharatlı, asitli gıdalar, içeriğinde katkı maddesi bulunan gıdalar, paketli ve işlenmiş gıdalar, gazlı içecekler, kızartmaların olduğu bir beslenme insan sağlığı açısından tüm organlara zarar veriyor. Yiyeceklerimizi sindirdiğimiz yer olan midemizi, bu tarz beslenme tarzından uzak tutmalıyız. Alkol ve sigara kullanımı kullanımını bırakmalı, mümkün olduğunca ağrı kesici gibi ilaçların kullanımını sınırlandırmalıyız" ifadelerini kullandı.

Kaynak : PHA
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.adanagundemi.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Prof. Dr. Kuran: Ağrı kesiciler midenin düşmanı  - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 25 Jun 2024 08:38:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/25062024153219_e5af519e0629be652f5a1c127886253a.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/25062024153219_e5af519e0629be652f5a1c127886253a.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/25062024153219_e5af519e0629be652f5a1c127886253a.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[AYRILIK ANKSİYETESİ NEDİR ? NASIL BAŞA ÇIKILIR ?]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.adanagundemi.com/haber-ayrilik-anksiyetesi-nedir-nasil-basa-cikilir-11090.html</guid>
                    <link>https://www.adanagundemi.com/haber-ayrilik-anksiyetesi-nedir-nasil-basa-cikilir-11090.html</link>
                    <description><![CDATA[Uzman Klinik Psikolog Aslı Kanizi konu hakkında önemli bilgiler verdi. ]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ &nbsp;


Ayrılık anksiyetesi, hayatımızın en erken evrelerinde, annenin göğsünden ayrılma kaygısı ile başlayan bir serüvenin ilk adımıdır. Bu, annenin varlığındaki huzurun ve güvenin, ondan uzaklaşıldığında yerini bir boşluğa bırakmasıyla belirginleşir. Çocukluk döneminde yaşanan bu temel ayrılık anı, ilerleyen yaşlarda insanların ilişkilerine de yansır. Bazen sadece farketmeden ailemizin bir anda bizi arabada bırakıp nasılsa uyuyor diye bırakması, sağlık problemleri yüzünden aniden panikle beklenmedik bir şekilde ortadan kaybolmaları bile sebep olabiliyor.Anne-baba tarafından uzaklaşma, tutarsız davranışlar, tehdit edici aile ilişki modelleri; çocukluk öykülerimizde derin izler bırakır ve bu izler, yetişkin ilişkilerimizin temelini oluşturur.&nbsp;

&nbsp;

İlişkiler kurma sürecinde, bireyler için ayrılmanın dünyadan dışlanma gibi algılanması, bu deneyimin bir başarısızlık olarak görülmesi, derin bir panik ve kayıp hissi yaratır. Bazen bu durum, ayrılığa zemin hazırlayacak davranışlara bile yol açabilir. Aşırı teslimiyetçilik ve kabullenme, ilişkinin sürdürülmesinde adeta bir gurur kaynağı haline gelebilir, fakat bu durum, ayrılık yaşandığında kişiyi dışlanmışlık ve utanç duyguları ile baş başa bırakabilir.

&nbsp;

Ayrılık anksiyetesinin temelinde yatan, ilişkide terk edilmeme odaklı yaşamaktır. Bu odak, kişinin kendi benliğini sergilemekte zorlanmasına, ilişkiyi ve partnerini sürekli sorgulamasına, ilişkiden beklentilerini kişisel olarak algılamasına ve reddedilme korkusuna sebep olur. Tedirgin olduğunda ilişkinin güvencesini aramak, sürekli onay istemek ve herhangi bir yanlış yapmamak için aşırı çaba göstermek, ilişki içindeki mutsuzluğu artırır.

&nbsp;

İlişki, birçok kişi için hayatının merkezinde yer alır. Bu merkeziyet, ilişkinin sürdürülmesi için adeta bir takıntıya dönüşebilir. Ancak, gerçek şu ki; ilişkiler, esneklik, karşılıklı katılımcılık ve bireysel alanların korunması gerektiren dinamik yapılar olarak ele alınmalıdır.

&nbsp;

Uzman Klinik Psikolog Aslı Kanizi,'' Peki, ayrılık anksiyetesi ile nasıl başa çıkabiliriz ? Öncelikle, cesaretle yeniden sevmeyi öğrenmeli, sonuçlarını kucaklayarak ilişkilerimizi doğal bir davranış biçimiyle yaşamalıyız. İlişkide esnek olmalı, kararlar alırken katılımcı olmalı ve yalnızca bir dünya oluşturabileceğimizden korkmamalıyız. Tartışmalardan kaçınmak yerine, kendimizi ifade etmeyi öğrenmeli ve ilişkiyi sürdürme gayesini hayatımızın merkezine almadan, bireysel özgürlüklerimize de yer vermeliyiz. Ayrılık anksiyetesi ile başa çıkmak, kendi içsel gücümüzü keşfetmek ve ilişkilerimizde sağlıklı dinamikler oluşturmakla mümkündür. Bu süreç, bizi daha güçlü, daha özgür ve daha mutlu bireyler haline getirebilir.''dedi.

 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.adanagundemi.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[AYRILIK ANKSİYETESİ NEDİR ? NASIL BAŞA ÇIKILIR ? - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 17 Apr 2024 19:50:25 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/ayrilik-anksiyetesi-nedir-nasil-basa-cikilir-225206-20240417.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/ayrilik-anksiyetesi-nedir-nasil-basa-cikilir-225206-20240417.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/ayrilik-anksiyetesi-nedir-nasil-basa-cikilir-225206-20240417.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[BAĞIMLI KİŞİLİK BOZUKLUĞU NEDİR ? BELİRTİLERİ NELERDİR ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.adanagundemi.com/haber-bagimli-kisilik-bozuklugu-nedir-belirtileri-nelerdir-11071.html</guid>
                    <link>https://www.adanagundemi.com/haber-bagimli-kisilik-bozuklugu-nedir-belirtileri-nelerdir-11071.html</link>
                    <description><![CDATA[Bağımlı kişilik bozukluğu en sık karşılaşılan kişilik bozuklarından biridir.Peki bağımlı kişilik bozukluğunun belirtileri nelerdir ? Uzman Klinik Psikolog Müjde Yahşi konu hakkında önemli bilgiler verdi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Sorumluluk almaktan kaçınan, kabul görmeyeceği korkusuyla başkalarıyla ayrı görüşte olmadığını söylemekte güçlük çeken, istemediği birşeyde hayır diyemeyen, evli dahi olsa bir karar alacağı zaman annesinden ya da babasından onay alma ihtiyacı duyan, ilişkilerinde kendisini ifade etmekte zorlanan, yalnızken kendini rahatsız ve çaresiz hisseden bu nedenle terkedilme korkusu yaşayan ve genellikle internet, telefon, sigara, alkol gibi bağımlılıkları olan biriyle mi birliktesin?


&nbsp;

O halde bilmelisin ki birlikte olduğun kişi; Bağımlı Kişilik Bozukluğu özellikleri gösteriyor.

&nbsp;

Bağımlı kişilik bozukluğu özelliklerine sahip kişiler kolay kolay ''Hayır'' diyemezler, bir haksızlık durumunda kendilerini savunmakta güçlük çekerler, başaramayacağı korkusuyla sorumluluk almaktan kaçınırlar, aldıkları her kararda onay alma ihtiyacı duyarlar özellikle bu kişiler evliyse daha çok anne babalarının kararlarıyla hareket ederler ya da bir karar alacağı zaman anne babalarının onaylarını almadan harekete geçmezler ve bu sebeple anne babalarıyla iç içe olmak isterler. Bu kişilerin eşleri en çok ikinci plana atıldıklarından yakınırlar ve eşleri için aşırı anneci yakıştırması yaparlar.&nbsp;

&nbsp;

Nedeni çocukluğa dayanan ve toplumda yaygın görülen bir kişilik bozukluğu olan Bağımlı Kişilik Bozukluğu; özellikle 1,5-3,5 yaşları arasında ebeveynin aşırı koruyucu ve baskıcı tutumu ile oluşur ve gelişmeye devam eder. Girişimleri engellenen çocuğun kendini yetersiz ve değersiz hissetmesiyle başlarda özgüven eksikliği problemi olarak kendini gösterir ancak ebeveynin bu tutumumlarını çocuk büyüyene kadar hatta evlenip çoluk çocuğa karışana kadar sürdürmesiyle önceleri sadece özgüven eksikliği yaşayan çocuk zamanla yetişkinliğe doğru kişilik bozukluğu olarak karşısına çıkar ve kişi kendini farketmezse bir ömür ebeveynine bağımlı hisseder.

&nbsp;

Eğer ki eşin bu özelliklere sahipse artık bunun nedenini tahmin edebilirsin. O halde sen çocuğunu aşırı koruyucu ve baskıcı tutumundan koru ki; çocuğun kimseye veya herhangi birşeye bağımlı olmasın ve kendine güvensin.&nbsp;

 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.adanagundemi.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[BAĞIMLI KİŞİLİK BOZUKLUĞU NEDİR ? BELİRTİLERİ NELERDİR  - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 24 Mar 2024 22:03:11 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/bagimli-kisilik-bozuklugu-nedir-belirtileri-nelerdir-010430-20240325.png" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/bagimli-kisilik-bozuklugu-nedir-belirtileri-nelerdir-010430-20240325.png"/>
                    <enclosure url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/bagimli-kisilik-bozuklugu-nedir-belirtileri-nelerdir-010430-20240325.png" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Temizlik Takıntısı Nedir? Kimlerde Görülür?]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.adanagundemi.com/haber-temizlik-takintisi-nedir-kimlerde-gorulur-11069.html</guid>
                    <link>https://www.adanagundemi.com/haber-temizlik-takintisi-nedir-kimlerde-gorulur-11069.html</link>
                    <description><![CDATA[
Klinik Psikolog Burcu Amrağ konu hakkında bilgiler verdi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Temizlik takıntısı, obsesif kompulsif bozukluk (OKB) olarak da bilinen bir durumdur. Bu durumda, kişi aşırı düşkün olduğu temizlik ve hijyenle ilgili tekrarlayan düşünceler ve ritüeller yaşar. Temizlik takıntısı olan kişiler, sürekli olarak mikroplardan veya kirli nesnelerden kaçınma ihtiyacı hissederler ve sıklıkla tekrar eden temizlik ritüellerine bağımlı hale gelirler.

Temiz ve düzenli kişiliğe sahip kişiler bu durumdan memnunlardır, hatta sıklıkla övünürler de. Genel ruh halleri mutludur ve yaşamlarına herhangi bir sekte vurmaz. Ama obsesif kompulsif bozukluk belirtisi olarak temizlik yapan kişiler, bir kaygı bozukluğu yaşıyor demektir ve sürekli bir kaygı halindedirler. Hayatlarını bu takıntılar yönetir ve belirtiler giderek artış gösterir. Bu kişiler yaptıkları temizliğin yeterli olduğuna kanaat getiremezler,&nbsp;temizlik takıntısı&nbsp;hayatlarına egemen olmaya başlar ve adeta bir mesai gibi saatlerce değişik ritüeller geliştirirler.

Kişi, sürekli olarak temizlik yapma ihtiyacı hisseder ve bu durumdan uzaklaşamaz. Ev veya kişisel eşyalarını aşırı sıklıkta temizlerler, kirli veya mikroplu olduğunu düşündüğü nesnelerden uzak durur veya bu nesneleri dokunmaktan kaçınır, mantıksız veya irrasyonel olduğunu bilmesine rağmen, temizlikle ilgili düşüncelerinden kurtulamaz. Temizlik yapmadığı veya yeterince temiz yapmadığı zamanlarda yoğun stres ve kaygı yaşarlar.

Temizlik takıntısı, kişinin günlük yaşamını ve sosyal ilişkilerini olumsuz yönde etkiler. İşlevselliği azaltabilir ve kişinin normal aktiviteleri yapmasını engeller. Temizlik takıntısı olan kişiler, tekrar eden davranışlar veya ritüeller gerçekleştirirler. Örneğin, ellerini aşırı sıklıkta yıkama, nesneleri tekrar tekrar kontrol etme gibi davranışlar bu ritüeller arasında yer alır. Temizlik takıntısı, tedavi edilebilir bir durumdur. Kognitif davranışçı terapi (KDT) ve ilaç tedavisi, temizlik takıntısını yönetmek için etkili yaklaşımlardır. Tedavi sürecinde, kişi obsesyonlarını ve kompulsif davranışlarını anlamak ve kontrol etmek için çeşitli stratejiler öğrenir. Ayrıca, stres yönetimi teknikleri ve gevşeme egzersizleri gibi destekleyici yöntemler de kullanılır.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.adanagundemi.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Temizlik Takıntısı Nedir? Kimlerde Görülür? - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 24 Mar 2024 21:19:35 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/temizlik-takintisi-nedir-kimlerde-gorulur-002021-20240325.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/temizlik-takintisi-nedir-kimlerde-gorulur-002021-20240325.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/temizlik-takintisi-nedir-kimlerde-gorulur-002021-20240325.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Nomofobi Nedir? Son Zamanlar da Birçok Kişiyi Etkiliyor!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.adanagundemi.com/haber-nomofobi-nedir-son-zamanlar-da-bircok-kisiyi-etkiliyor-11068.html</guid>
                    <link>https://www.adanagundemi.com/haber-nomofobi-nedir-son-zamanlar-da-bircok-kisiyi-etkiliyor-11068.html</link>
                    <description><![CDATA[Klinik Psikolog Selin Erekli konu hakkında bilgiler verdi. ]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ &nbsp;

Nomofobi, "No Mobile Phobia" (Cep Telefonu Korkusu) kelimelerinin birleşimiyle oluşturulmuş bir terimdir. Bu terim, cep telefonlarına olan bağımlılığın veya cep telefonları olmadan kalmaktan duyulan anksiyetenin (kaygının) bir ifadesidir. Nomofobi, kişinin cep telefonunu kullanamayacağı veya erişemeyeceği bir durumda olma korkusuyla karakterizedir. Uzun zamandır hayatımızın ayrılmaz bir parçası olan teknoloji, hızla gelişmeye devam etmektedir. Pek çok alanda bize yardımcı olup hayatımızı kolaylaştıran bir araç haline gelmiştir ve vakit tasarrufu, bilgiye erişim, iletişim gibi büyük artılar sağlamaktadır. Ancak kimi zaman bu kolaylaştırıcı araç kimilerinin yaşamının büyük bir kısmını kapsayarak gündelik yaşamlarında problemler doğurabilmektedir.Bu durum, telefonsuz kaldığında huzursuzluk, endişe ve rahatsızlık hissi yaratır. Genellikle modern teknolojinin yaygın kullanımıyla birlikte ortaya çıkan bir fenomendir ve günümüzde birçok kişinin karşılaştığı bir durumdur.

Nomofobi, cep telefonlarına aşırı bağımlılık veya telefonsuz kalma korkusu yaşayan birçok kişide görülür. Ancak özellikle aşağıdaki gruplarda daha yaygın olarak gözlemlenir:

*Gençler ve Genç Yetişkinler:&nbsp;Gençler ve genç yetişkinler, teknolojiye ve sosyal medyaya daha fazla maruz kaldıkları için nomofobiye daha yatkın olur. Sosyal medya platformları ve iletişim araçları genellikle bu yaş grubu arasında çok sık kullanılmaktadır.

*Yoğun İş Tempolu Kişiler:&nbsp;İş dünyasında veya profesyonel yaşamda yoğun tempoda çalışan bireyler, sürekli olarak işle ilgili e-postaları kontrol etme veya acil durumlarda ulaşılabilir olma ihtiyacı nedeniyle nomofobiden etkilenir.

*Teknoloji Bağımlıları:&nbsp;Teknolojiye ve çevrimiçi etkinliklere aşırı derecede bağımlı olan kişiler, cep telefonları olmadan kaldıklarında ciddi anksiyete yaşar.

*Sosyal Bağlantıları Güçlü Olanlar:&nbsp;Sosyal bağlantıları güçlü olan ve sürekli olarak arkadaşlarıyla iletişim halinde olma ihtiyacı duyan kişiler, telefonsuz kaldıklarında sosyal bağlarını zayıflayacakları endişesiyle nomofobiden etkilenir.

Nomofobi Nasıl Yenilir?

Nomofobinin belirtileri ciddi bir hal almış ve kişinin yaşamını olumsuz etkiliyor ise bir uzmana başvurmak iyi bir fikir olur. Nomofobi ile mücadele etme konusunda psikoterapi desteği ile kişi nomofobiye sahip olmasının sebeplerini, nomofobi ile nasıl mücadele edebileceğini, mücadele ederken zorlandığı yerleri keşfedebilir, bu fobiye karşı etkili ve sağlıklı bir aksiyon planı oluşturulur.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.adanagundemi.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Nomofobi Nedir? Son Zamanlar da Birçok Kişiyi Etkiliyor! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 24 Mar 2024 21:17:20 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/nomofobi-nedir-son-zamanlar-da-bircok-kisiyi-etkiliyor-001821-20240325.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/nomofobi-nedir-son-zamanlar-da-bircok-kisiyi-etkiliyor-001821-20240325.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/nomofobi-nedir-son-zamanlar-da-bircok-kisiyi-etkiliyor-001821-20240325.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Ramazanda Sağlıklı Beslenmenin 10 İpucu]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.adanagundemi.com/haber-ramazanda-saglikli-beslenmenin-10-ipucu-11056.html</guid>
                    <link>https://www.adanagundemi.com/haber-ramazanda-saglikli-beslenmenin-10-ipucu-11056.html</link>
                    <description><![CDATA[1 ayın sultanı Ramazan geldi. Uzun saatler aç kaldığımız, beslenme düzenimizin oldukça değiştiği bu dönemde dengeli beslenmek çok daha büyük önem taşıyor.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ &nbsp;

&nbsp;

Normal günlerde, herhangi bir öğünde eksik aldığımız bir besin ögesini gün içinde ara öğünlerde veya diğer ana öğünlerde tamamlama fırsatımız oluyor. Ama ramazan ayında öğün sayımız sınırlanıyor.&nbsp; Dengeli beslenme her zaman çok önemli ama özellikle Ramazan ayında daha enerjik ve sağlıklı olabilmek için düzenli ve dengeli beslenme çok büyük önem taşıyor.&nbsp;İşte&nbsp;ramazanda sağlıklı beslenmenin 10 ip ucu;

&nbsp;


	Ramazanda öğünlerinizi genel olarak sahur, İftar ve Ara Öğün şeklinde düzenleyebilirsiniz. Böylece gün içinde almanız gereken besin ögelerini 3 öğüne bölmüş ve tek bir öğüne yüklenmemiş olursunuz.



	Sahura kalkmayı alışkanlık haline getirmek yapılacak en doğru davranıştır, bu şekilde hem açlık süreniz azalır hem de metabolizma hızınızı korumuş olursunuz.
	Sahurda yemek olarak da çorba, az yağla yapılmış zeytinyağlı yemekler veya hafif kahvaltılardan birisini seçmek en doğrusu olacaktır. Ayrıca susuzluğu tetikleyecek aşırı yağlı ve tuzlu besinlerden uzak durulmalıdır.
	Sahurda çok tuzlu ve baharatlı yiyecekler yenilmemelidir. Çalışma temposu yoğun olanlar fiziksel güç harcayarak terleyen kişiler mutlaka iftarla sahur arasında yeterli su tüketmeliler.
	İftar öğünü de en az sahur kadar önemli, orucu bir çorba ile açılmak ve bir süre ara verdikten sonra yemeğe geçilmek doğru tercihtir. İftarda boş mideyi birden doldurmak ani tansiyon ve şeker yükselmelerine, mide barsak rahatsızlıklarına sebep olduğu için iftardan sahura kadar öğün sayısını artırıp, aralıklarla beslenmeye özen gösterin.



	Tatlı seçiminizi iftardan hemen sonra yapmak yerine birkaç saat sonra ara öğünde tercih etmek ve ağır şerbetli tatlılar yerine hafif meyve tatlıları veya dondurma tüketmek daha sağlıklı olacaktır.



	Ramazanda hareketsizlik, bağırsak hareketlerinin yavaşlamasına bile neden olabilir. İftardan sonra yarım saatlik yürüyüşler yapmak sindirimi kolaylaştırır.
	Ramazan süresince meyve tüketimi ihmal edilir. Günde en az 2 porsiyon meyveyi çiğ ya da şeker ilave etmeden pişirerek komposto olarak tüketmeye çalışın.
	Özellikle yaz aylarına denk gelen oruçlarda gün içinde sıvı ve mineral kaybı yaşanır. Bu durumu telafi edebilmek için iftar ve sahur arasında bol su ve ayrıca maden suyu içmeye özen göstermelisiniz.
	Ramazan ayında, mideyi rahatsız etmemek ve kalori alımını kontrol etmek için en doğru pişirme yöntemleri ızgara, fırınlama, haşlama veya buğulamadır. Fazla yağ alımına sebep olacak kızartma ve kavurma yöntemlerini uygulamamaya özen göstermelisiniz.


&nbsp;

&nbsp;

&nbsp;

&nbsp;

Kaynak: dilarakocak.com.tr
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.adanagundemi.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Ramazanda Sağlıklı Beslenmenin 10 İpucu - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 12 Mar 2024 15:17:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/ramazanda-saglikli-beslenmenin-10-ipucu-182029-20240312.png" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/ramazanda-saglikli-beslenmenin-10-ipucu-182029-20240312.png"/>
                    <enclosure url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/ramazanda-saglikli-beslenmenin-10-ipucu-182029-20240312.png" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Tansiyon Hastaları Oruç Tutarken Nelere Dikkat Etmeli? ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.adanagundemi.com/haber-tansiyon-hastalari-oruc-tutarken-nelere-dikkat-etmeli-11055.html</guid>
                    <link>https://www.adanagundemi.com/haber-tansiyon-hastalari-oruc-tutarken-nelere-dikkat-etmeli-11055.html</link>
                    <description><![CDATA[Uzman Diyetisyen Rıdvan Arslan konu hakkında bilgiler verdi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Tansiyon hastaları oruç tutarken sağlık durumlarını korumak için nelere dikkat etmeli?

İftar ve sahurda dengeli ve sağlıklı bir beslenme düzeni izlemek önemlidir. Aşırı tuz, yağ ve şeker içeren yiyeceklerden kaçının. Lifli gıdalar, tam tahıllar, sebzeler, meyveler ve protein kaynakları tüketmeye özen gösterin. Tansiyon hastaları sıvı alımını düzenli tutmalıdır. İftar ve sahur arasında bol miktarda su içmeye özen gösterin. Ayrıca, kafein içeren içeceklerden kaçının çünkü kafein tansiyonu yükseltebilir ve vücudu susuz bırakabilir.

Oruç tutarken hafif fiziksel aktiviteler yapmaktan kaçınmak yerine, vücudu aşırıya kaçmadan hareket ettirmek önemlidir. Yürüyüş gibi hafif egzersizler, dolaşımı artırabilir ve tansiyon kontrolüne yardımcı olur.

Tansiyon Hastaları Nasıl Beslenmeli? Nelerden Uzak Durmalı?

İftar ve sahurda dengeli bir şekilde beslenmeye özen gösterin. Bu, vücudunuzun gün boyunca ihtiyaç duyduğu besin öğelerini almasına yardımcı olacaktır. Dengeli bir öğün, proteinler, kompleks karbonhidratlar, sağlıklı yağlar, lif ve vitamin-mineral içeren yiyeceklerden oluşmalıdır.

Tansiyon Hastaları Nasıl Beslenmeli?

Tansiyon hastaları tuz tüketimini sınırlamalıdır çünkü yüksek tuz alımı kan basıncını arttırır. İftar ve sahurda tuzlu yiyeceklerden kaçının ve mümkünse tuz eklemeyin. Doğal tatlandırıcılar veya baharatlarla yiyeceklerinizi tatlandırın.

İftar ve sahur arasında bol miktarda su için. Susuz kalmak, tansiyonun yükselmesine ve sağlık sorunlarına neden olur. Ayrıca, iftar ve sahur arasında kafein içeren içeceklerden kaçının çünkü kafein dehidrasyona sebebiyet verir.

İftar ve sahurda bol miktarda taze meyve ve sebze tüketmeye özen gösterilmeli. Bunlar lif, vitamin ve mineral açısından zengin olup kan basıncını düzenlemeye yardımcı olur.

İftar ve sahurda sağlıklı yağlar içeren gıdaları tercih edin. Zeytinyağı, avokado, balık ve kuruyemişler gibi sağlıklı yağ kaynakları tüketmek, kalp sağlığınızı destekleyebilir ve tansiyonunuzu dengeler.

İftar ve sahurda aşırıya kaçmadan ve aşırı yemek yemekten kaçının. Küçük porsiyonlarla başlayın ve yavaş yavaş yiyin. Bu, sindirimi kolaylaştırabilir ve mide rahatsızlıklarını önler.

Hazır Gıdalardan Kaçının:&nbsp;İftar ve sahurda işlenmiş ve hazır gıdalardan kaçının. Bu gıdalar genellikle yüksek tuz, şeker ve yağ içerirler ve sağlık üzerinde olumsuz etkilere sebep olur.

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.adanagundemi.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Tansiyon Hastaları Oruç Tutarken Nelere Dikkat Etmeli?  - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 12 Mar 2024 15:09:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/tansiyon-hastalari-oruc-tutarken-nelere-dikkat-etmeli-181136-20240312.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/tansiyon-hastalari-oruc-tutarken-nelere-dikkat-etmeli-181136-20240312.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/tansiyon-hastalari-oruc-tutarken-nelere-dikkat-etmeli-181136-20240312.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Sağlık turizmi teşviklerinde rekor!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.adanagundemi.com/haber-saglik-turizmi-tesviklerinde-rekor-11002.html</guid>
                    <link>https://www.adanagundemi.com/haber-saglik-turizmi-tesviklerinde-rekor-11002.html</link>
                    <description><![CDATA[Türkiye'nin 2023 turizm geliri hedefi 56 milyar dolara ulaştı. Sağlık turizminin gelişmeye en açık alan olması ve daha fazla destek verilmesi gerektiğinin altını çizen finans uzmanları, 2024’te rakamların yeni bir ivme kazanacağını söyledi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ &nbsp;

İSTANBUL (İGFA) - Sağlık turizmi; ülkemizdeki sağlık hizmetlerinin kalitesi, deneyimli sağlık profesyonelleri ve son teknoloji tıbbi altyapısı ile tanınırken, daha fazla uluslararası hastaya ulaşmayı hedefleyerek yeni bir dönemin kapılarını aralamaya devam ediyor.

Sağlık turizmi yapmak isteyen ama yeterli sermaye bulamayan girişimciler ise istihdam sağlayabilmek için, devlet destekli hibelere başvurma ihtiyacı duyuyor.

Yeni yıl ile beraber rekor kırması beklenen sağlık turizmi; Ticaret Bakanlığı ve KOSGEB öncülüğünde yürütülen teşviklerle, daha fazla turist çekilmesi ve gelir elde edilmesi ile yeni bir döneme geçiş yapılacağına işaret etti.

Sağlık hizmeti almak üzere Türkiye’ye gelen turistler tarafından en çok tercih edilen branşlar ise; saç ekimi, estetik, kalp cerrahisi, ortopedi, onkoloji ve tüp bebek tedavisi olarak öne çıktı.

Doğru teşvikler ile şirketlerin, istihdam ve ihracatlarını arttırabileceklerine dikkat çeken Finansal Yönetim Danışmanı Bikem İnce İnanç, "Sağlık turizmi hizmet ihracatı gelirinde en önemli alanlardan biri. Devlet bu alanın öneminin farkında olduğu için, sağlık turizmi yapan sağlık kuruluşları ve yetki belgesi olan aracı kuruluşlara oldukça yüksek tutarlarda destek veriyor. 2023 yılında sağlık turizmi faaliyeti gösteren bir aracı kuruluşun alabileceği farklı gider kalemlerindeki toplam destek tutarı yaklaşık 48 milyon TL. Bu desteklerin tamamı hibe olarak veriliyor. 2024 yılında sağlık turizmi alanındaki hedefler ve beklentiler yüksek olduğundan, yeni yılla birlikte bu destek tutarlarının artacağını söyleyebiliriz.&nbsp; Buradaki önemli bir diğer husus; maalesef sağlık turizmi aracı kuruluşlarının bazıları Sağlık Bakanlığı yetki belgesi almadan bu işi yapıyorlar. Bu durumda hem teşviklerden mahrum kalıyorlar hem de ileride gelebilecek yetki belgesi zorunlulukları karşısında işlerini riske atıyorlar. Bu nedenle bu alanda faaliyet gösteren ya da gösterecek olan tüm aracı kuruluşların gerekli yeterliliklere göre hareket ederek, yetki belgesi almalarını ve süreçlerini ilerletirken devlet desteklerinden mutlaka faydalanmalarını tavsiye ederim" değerlendirmesinde bulundu.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.adanagundemi.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Sağlık turizmi teşviklerinde rekor! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 31 Dec 2023 15:44:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/01012024002334_5137ccca670ffed4cf69c7b4b4550870.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/01012024002334_5137ccca670ffed4cf69c7b4b4550870.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/01012024002334_5137ccca670ffed4cf69c7b4b4550870.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Çeneden ses geliyorsa sakız çiğnemeyin!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.adanagundemi.com/haber-ceneden-ses-geliyorsa-sakiz-cignemeyin-10990.html</guid>
                    <link>https://www.adanagundemi.com/haber-ceneden-ses-geliyorsa-sakiz-cignemeyin-10990.html</link>
                    <description><![CDATA[]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Çene hareket ettirildiğinde klik sesleri, ağzı tamamen açmada zorluk, ağız açıldığında çenenin kilitlenmesi ve ağrı gibi durumlara işaret eden uzmanlar, bu faktörlerin çene eklem rahatsızlıklarının belirtilerinden olduğunu söyledi.İSTANBUL (İGFA) - Ağız, Diş ve Çene Cerrahisi Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Hacer Fulya Üçem, çene eklem rahatsızlıklarına ilişkin bilgi verdi.

“Ağzınız eskisi kadar açılmıyorsa sebebi çene eklem rahatsızlığı olabilir.” diyen Dr. Öğr. Üyesi Üçem, temporomandibular eklemin (TME) çene kemiğini kafatasına bağlayan kayan bir menteşe gibi hareket ettiğini, çenenin her iki tarafında da bir eklem olduğunu, çene eklem bozukluklarının çene ekleminde ve çene hareketini kontrol eden kaslarda ağrıya neden olabildiğini anlattı.

AĞIZ AÇILDIĞINDA ÇENENİN KİLİTLENMESİ DE BİR BELİRTİSİ

Dr. Öğr. Üyesi Üçem, çene eklem bozuklukları belirtilerini, “Çene, kulak ve şakak çevresinde ağrı, çene hareket ettirildiğinde klik sesleri, şakakların çevresinde baş ağrısı, ağzı tamamen açmada zorluk, ağız açıldığında çenenin kilitlenmesi, çiğnerken ve stresli hissedildiğinde daha kötü olabilen ağrı...” şeklinde açıkladı.



Çene eklem bozukluklarının iyi bir gece uykusunu engellediğini de kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Üçem, çene eklem bozukluklarına neyin sebep olduğunu da şöyle anlattı:

“Çoğu durumda, çene eklem bozukluklarına neyin neden olduğu bilinmemektedir. Çene veya eklem travması rol oynayabilir. Çene eklem bozukluklarının gelişimine katkıda bulunabilecek başka sağlık durumları da vardır. Bunlar; artrit, eklemin erozyonu (aşınması), dişlerin alışılmış gıcırdatma veya kenetlenmesi, doğumda mevcut olan yapısal çene sorunları ve büyüme bozukluklarıdır.”

SAKIZ VE SERT YİYECEKLERDEN KAÇININ.

Dr. Öğr. Üyesi Hacer Fulya Üçem, çene eklem bozukluklarına karşı alınabilecek önlemlere de dikkati çekti.

Çene eklem bozukluklarından kaynaklı şikayetlerinizi hafifletmek veya tamamen kaçınmak için önerilerde de bulunan Üçem, "Yumuşak yiyecekler yiyin, şişmeyi azaltmak için buz kullanın, çene hareketlerini azaltın, sakız ve sert yiyeceklerden (kurutulmuş dana eti gibi) kaçının, stresi azaltmak için önlemler alın ve çene hareketini iyileştirmeye yardımcı olmak için çene germe egzersizlerini kullanın" diye konuştu.

Belirtilerin hafiflememesi durumunda doktorun durumun ciddi bir tedavi gerektirdiğine karar verebileceğine vurgu yapan Dr. Öğr. Üyesi Üçem, “Botox enjeksiyonları bu tedavilerden biridir. Tipik olarak, bu enjeksiyonlar ağrılı tetik noktaları veya kronik diş gıcırdatma için yapılır. Çok nadir durumlarda, doktorunuz durumunuzu tedavi etmek için ameliyat önerebilir. Prosedürler şunları içerebilir; ısırığınızı iyileştirmek ve dişlerinizi hizalamak için düzeltici diş tedavisi, eklemden sıvı ve kalıntıları gideren artrosentez, eklemi değiştirmek için ameliyat.” dedi.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.adanagundemi.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Çeneden ses geliyorsa sakız çiğnemeyin! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 20 Dec 2023 15:18:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/20122023185722_d3c39f16d2f10b5e69b304146d830aef.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/20122023185722_d3c39f16d2f10b5e69b304146d830aef.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/20122023185722_d3c39f16d2f10b5e69b304146d830aef.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[E-sigara kanser riskini arttırıyor, sperm sayısını düşürüyor!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.adanagundemi.com/haber-e-sigara-kanser-riskini-arttiriyor-sperm-sayisini-dusuruyor-10950.html</guid>
                    <link>https://www.adanagundemi.com/haber-e-sigara-kanser-riskini-arttiriyor-sperm-sayisini-dusuruyor-10950.html</link>
                    <description><![CDATA[E-sigaranın nikotin, diasetil, nikel, kalay, kurşun gibi zararlı maddeler içerdiğini dile getiren uzmanlar, normal sigaralar gibi nikotin içerdiğinden bağımlılık yapma etkisinin oldukça yüksek olduğunu da vurguladı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ &nbsp;

İSTANBUL (İGFA) -Dahiliye Uzmanı Prof. Dr. Aytaç Atamer, elektronik sigara ve zararları konusunu değerlendirdi.

Elektronik sigaranın bağımlılık yapan ve nikotin içeren bir sıvının ısıtılarak aerosol (Bir sıvı ya da katının gaz ortamda dağılması) üretmesiyle oluştuğunu ifade eden&nbsp;Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Bu sıvının içinde farklı miktarlarda sıvı nikotin, propilen glikol,gliserin ve aromalı maddeler bulunur. Kullanan kişiler üretilen bu buharı akciğerine çeker. Nefes verdiğinde ise bu buharı diğer kişiler tarafından solunabilir.” dedi.

&nbsp;

E-sigaranın birçok boyutu ve şeklli ile pili, ısıtma sistemi ve sıvı tutan haznesi var olduğunu da dile getiren Prof. Dr. Aytaç Atamer, “E-sigara nikotin, akciğer hastalıklarına neden olan kimyasal&nbsp; diasetil, nikel, kalay, kurşun gibi zararlı maddeler içerir. E-sigaranın zararlı etkilerinden&nbsp; bir tanesi de patlamış mısır hastalığı olarak bilinen bronşiolitis obliterans hastalığı. E-Sigara normal sigaralar gibi nikotin içerdiğinden&nbsp; bağımlılık yapma&nbsp; etkisi oldukça yüksek. Nikotin beyinde&nbsp; dopamin salınmasına neden olarak ödül sistemini harekete geçirir ve bundan zevk almasını sağlar. Yanlış bir kanı olarak&nbsp; normal sigaraya göre&nbsp; daha az zararlı değil aksine bağımlılık yapabiliyor. Bu nedenle gençler ve genç yetişkinler için akciğer kanseri yapmayacağı ve akciğer hastalıklarına neden olmayacağı&nbsp; gibi yanlış bir algının kırılması gerekiyor" diye konuştu.

E-sigarada bulunan&nbsp; iki ana bileşen propilen glikol ve bitkisel gliserinin akciğerdeki hücreler için toksik etkisi nedeniyle akciğer hastalıklarına zemin oluşturduğunu da anlatan Prof. Dr. Atamer, e-sigaraların dişlere ve diş etlerine de olumsuz olarak etkisi olduğunu ayrıca diş eti iltihabı ve diş kaybına da uzun vadede neden olduğunu söyledi.

KADINLARDA ERKEN MENOPOZ VE DÜŞÜKLERE NEDEN OLUYOR

E-sigaranın içerdiği&nbsp; propilen glikol ile akciğerde ciddi hasara neden olabildiğini de vurgulayan Prof. Dr. Atamer, şunları kaydetti:

“Ergen ve genç yetişkinlerde nikotin,&nbsp; beyin gelişmesine zarar verebilir. E-sigara erkeklerde düşük sperm sayısı nedeniyle kısırlığa, kadınlarda erken menopoz ve düşüklere neden olabiliyor. E-sigara hamilelikte bebeğin beyin gelişmini olumsuz etkiliyor. Mesane kanseri, koroner arter hastalığı, kalp krizi ve felç geçirme riskini de artırıyor. E-sigara kimyasal partiküllerden dolayı astım, kronik akciğer hastalığına bağlı olarak akciğer iltihaplanması yani zatürre eğilimini artırıyor. Uzun vadede akciğer kanseri riski de artıyor. Akciğer ortamında bulunan bağışıklık hücrelerini olumsuz etkileyerek akciğer iltihabına neden oluyor.”

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.adanagundemi.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[E-sigara kanser riskini arttırıyor, sperm sayısını düşürüyor! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 09 Nov 2023 09:31:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/10112023002114_e8d64d32cad43476bca07588b0be8d42.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/10112023002114_e8d64d32cad43476bca07588b0be8d42.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/10112023002114_e8d64d32cad43476bca07588b0be8d42.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Uyuz vakalarında artış !]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.adanagundemi.com/haber-uyuz-vakalarinda-artis-10935.html</guid>
                    <link>https://www.adanagundemi.com/haber-uyuz-vakalarinda-artis-10935.html</link>
                    <description><![CDATA[]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 
                    
	
		
			
			UYUZ VAKALARINDA ARTIŞ

			 

			Avm, okul, spor salonları ve toplu taşıma araçlarına dikkat! Uyuzun artışında büyük rol oynuyor

			 

			2018’den beri daha sık görülmeye başlanan uyuz vakaları bu yıl en yüksek seviyelerine ulaştı ve çeşitli şikâyetlerle gelen çoğu hastaya uyuz teşhisi konulmaya başlandı. Peki, uyuz nasıl tespit edilir, belirtileri nelerdir, tedavisi nasıl yapılır, uyuzla ilgili bir salgından bahsedilebilir mi, korunmak için alınması gereken önlemler nelerdir?

			 

			Yeni Yüzyıl Üniversitesi Gaziosmanpaşa Hastanesi Dermatoloji Bölümü’nden Uzm. Dr. İhsaniye Dönmez Çiçek; ‘uyuz hastalığı’yla ilgili bilgilendirmelerde bulundu

			Uyuz hastalığının yayılmasındaki en başlıca nedenlerden bazıları; okullarda ve kreşlerde çocukların çok fazla yakın temasta bulunması ve spor kıyafetlerini ortak kullanması, spor salonlarında matların ve bazı antrenmanlarda giysilerin ortak kullanılması, toplu taşımalarda insanların birbirine yakın durması ve oturma yerlerinin ortak kullanılması, bazen de mağazalarda kıyafet denerken o kıyafetlerin uzun süre kişilerin üzerinde kalması, restoran ve kafeteryalarda ortak alanların kullanımı gibi faktörlerdir. Bunun dışında, yazın tatil yerlerinde insanların bir arada bulunması sebebiyle daha hızlı bir şekilde yayılmış olan uyuzun, kente göç ile şehirde görülme sıklığı da artmıştır. Ek olarak, özellikle ailede uyuz vakası olan kişilerin tedavi olması; ancak kaşınmayan kişilerin “Ben uyuz değilim.” şeklinde tedavi olmakta gecikmesi ve bu kişilere hiçbir tedavi uygulanmamasıyla birlikte uyuzun yayılımı hızlanmıştır. 

			 

			Uyuzun etkeni nedir?

			 

			Uyuz, sarcoptes scabei var hominis adı verilen bir parazitin, derinin üst epidermis tabakasında yerleşerek oluşturduğu bir hastalıktır. Bu parazit kişiye ilk bulaştığı esnada belirti vermez. Öncelikli olarak bir inkübasyon dönemi geçirir. Bu inkübasyon dönemi içerisinde deride tüneller açar, parazitin dişisi bu tünellerin içerisine yumurtalarını bırakır. Deriye girişten yaklaşık 45 ila 60 günlük bir süreç sonrasında parazitin dışkılarıyla ve bırakılan yumurtaların çatlayıp erişkin parazitlerin ortaya çıkmasıyla birlikte ciltte belirtiler görülmeye başlanır.

			 

			Uyuz nasıl bulaşmaktadır?

			 

			Enfekte olan kişiyle doğrudan temas ve bu temasın en az 15-20 dakika sürmesi gerekmektedir; yani aynı yatakta uyumak, sarılmak ve enfekte olan kişinin kişisel eşyalarını, giysilerini, havlularını, yatak takımlarını kullanmak gibi durumlar bulaşma riskini artırmaktadır.

			 

			Nasıl tespit edilir, belirtileri nelerdir?

			 

			Uyuzun teşhisinde olmazsa olmaz gece kaşıntısıdır ve bunun dışında vücutta kendine özel spesifik bir döküntü tarzı vardır. Klinik teşhis dermatoloji doktorları tarafından konulur; ama normal kişiler vücutlarında kaşıntı tespit ettiklerinde ve özellikle mahrem bölgelerinde, göbek etrafında, parmak aralarında, bilek iç yüzlerinde gibi bölgelerinde kaşıntı söz konusuysa ve de bu kaşıntı geceleri çok artıyorsa, şüphelenip mutlaka bir dermatoloji doktoruna başvurmaları gerekmektedir.

			 

			Belirtiler ilk nerede başlar?

			 

			Belirtiler genellikle ilk olarak el-bilek içi üzerinde, parmak aralarında ve genital bölgelerde başlamaktadır. 

			 

			Toplu yaşam alanlarında ve evde nelere dikkat edilmelidir?

			 

			Yakın temastan kaçınılmalıdır. Yakın temas olduysa, sonrasında parazite karşı deriye koruyucu bazı bakımlar yapılabilir. Toplu yaşam alanlarında birlikte yaşarken eşyalar ve kullanılan malzemeler mutlaka kişiselleştirilmeli ve aynı eşya birden fazla kişi tarafından kullanılmamalıdır. Yine, toplu taşımalarda mümkünse yakın temaslardan kaçınılmalıdır.

			 

			Uyuz hastalığından korunmak için velilerin çocuklarını uyuz hastalığı konusunda bilinçlendirmesi gerekmektedir. Çocuklar, diğer arkadaşlarıyla çok yakın temasta olmamalı, okul içerisinde birbirlerinin giysi, kıyafet ya da diğer kişisel eşyalarını paylaşmamalıdır. Öğretmenler ve okul yönetiminin bu konuda uyarılarda bulunması ve eşyaların kesinlikle kişiselleştirilmesi gerekmektedir. Bu tür önlemler alınamıyorsa da uyuzun bulaşmasını engelleyici bazı preparatların doktora gidilerek reçetelenmesi uygun olacaktır.

			 

			Tedavisi nasıl olmalıdır?

			 

			Tedavisi mutlaka bir dermatoloji uzmanı tarafından yapılmalıdır. Bu konuda bazı lokal preparatlar ve sistemik ajanlar kullanılmaktadır. Tedavide, birlikte yaşanan tüm aile bireylerinin, semptomu olmasa bile aynı anda tedavi olması çok önemli bir kriterdir.

			 

			Kişinin tedaviye cevap vermesi ne kadar sürer?

			 

			Klasik tedavisi 3 günlük bir süreci içermektedir; ancak kaşıntıların sonlanması 10 ila 20 günü bulmaktadır. Bu yüzden tedavinin hemen sonrasında kaşıntılarının geçmemesi bireyleri telaşlandırmamalıdır. Semptomlar 15-20 günlük bir süreç içerisinde derece derece azalmaktadır. 

			 

			Tedavi sürecinde ve sonrasında yapılması ve yapılmaması gerekenler nelerdir?

			 

			Birlikte yaşanan kişiler semptomları olmasa bile tedaviyi mutlaka yapmalıdırlar. Tedavi doktorun öngördüğü şekilde yapılmalı, evdeki eşyaların dezenfeksiyonu yapılmalı, eşyalar havasız ve ışıksız ortamda bekletilmelidir.

			 

			Uyuz hayvandan insana bulaşır mı?

			 

			Hayvanda yaşayan tiplerle insanda yaşayan tipler farklı olduğundan dolayı tamamen insandan insana bulaşmaktadır.

			 

			Uyuzun panzehri var mıdır?

			 

			Panzehirden söz etmek pek doğru değildir; ancak tedavisinde yüksek başarı oranlarına ulaşılmaktadır. Son zamanlarda yurtdışından getirilen tabletlerle birlikte uyuz tedavisinde daha büyük bir başarı yakalanmıştır; ancak sadece tabletle değil lokal ilaçlarla birlikte tedavinin kombinasyon şeklinde yapılması önemlidir. Bağışıklık sistemi düşük olan kişilerde uyuz belirtileri çok daha farklı ortaya çıkabilmektedir. Burada da teşhis ancak bir dermatoloji doktoru tarafından konulur.

			 

			Uyuz geçiren ve sonradan iyileşen bir kişi tekrar uyuz geçirir mi, bağışıklık kazanma durumu olur mu?

			 

			Uyuz hastalığında bağışıklık kazanma gibi bir durum söz konusu değildir. Bu hastalığı geçirmiş ve iyileşmiş bir kişi, parazitli ve enfekte olan bireylerle yakın temasta bulunursa defalarca bu hastalığı geçirebilir. Bu yüzden tedavi sonrası izolasyon çok önemlidir.

			 

			Uyuz hastalığı ile ilgili bir salgından bahsedebilir miyiz?

			 

			Şu anda uyuz hastalığının görülme oranında çok ciddi bir artış yaşanmıştır. Özellikle 3 yıl öncesine kıyasla, her 100 kişiden 30 ila 40’ına uyuz teşhisi konulmaktadır. Bu oranlar ülkemizde ciddi bir uyuz salgını olduğunu gösterir.

			 
			
		
	



Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

                 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.adanagundemi.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Uyuz vakalarında artış ! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 01 Nov 2023 13:21:28 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/01112023230542_8b3a3c332d4c457d41dca28658b397c3.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/01112023230542_8b3a3c332d4c457d41dca28658b397c3.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/01112023230542_8b3a3c332d4c457d41dca28658b397c3.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Çocuğunuzun vücudundaki morlukları dikkate alın !]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.adanagundemi.com/haber-cocugunuzun-vucudundaki-morluklari-dikkate-alin-10936.html</guid>
                    <link>https://www.adanagundemi.com/haber-cocugunuzun-vucudundaki-morluklari-dikkate-alin-10936.html</link>
                    <description><![CDATA[]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 
                    2-8 KASIM LÖSEMİLİ ÇOCUKLAR HAFTASI

ÇARPMIŞTIR DEYİP GEÇMEK DE DOĞRU DEĞİL, HER MORLUKTA ENDİŞELENMEK DE!

 ÇOCUĞUNUZUN VÜCUDUNDAKİ MORLUKLARI DİKKATE ALIN

MORLUKLAR HASTALIĞIN HABERCİSİ Mİ?

HER MORLUK LÖSEMİ BELİRTİSİ Mİ?

Çocuklarda bazen sadece basit bir çarpma ile oluşan morluklar kimi zaman çok ciddi hastalıkların da habercisi olabilir. Bu nedenle ‘’Çocuğum sadece çarpmıştır, birkaç güne zaten geçecektir’’ söylemleri her zaman hafife alındığı kadar kolay olmayabilir. Fakat belirti gösteren her morlukta endişeli yaşamak ve en olumsuz senaryoyu düşünmek de yanlıştır. Liv Hospital Çocuk Hematoloji ve Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Tülin Tiraje Celkan çocuklardaki morlukların hangi durum ve seviyelerde ciddiye alınması gerektiği konusunu anlattı.

Morluk sayısını ve boyutunu mutlaka takip edin                                          
Çocuğunuz hareketli ve yerinde duramayan bir yapıdaysa morarmalarını normal karşılayabilirsiniz Çünkü dizinin altında, özellikle kaval kemiğinin üzerinde destek doku az olduğundan dolayı çarpması ya da düşmesi sonucu dizlerinde morlukların oluşması çok doğaldır. Ancak çocuğunuzun yalnızca diz altında değil vücudunun diğer bölgelerinde de varsa ve travma olmadan veya küçük çarpmalarla bile büyük morluklar oluşuyorsa bu bir kan hastalığının belirtisi olabilir. Bu nedenle bu konuda dikkatli olmanız, morluk sayısı ve boyutlarını takip etmeniz çok önemli.

Ayrıntılı muayene önemli
Vücudumuz kanama olmasını engellemek üzere programlanmış bir sistemin bütünüdür. Damar duvarı, kan pulcukları (trombosit) ve pıhtılaşmaya yarayan faktörler sayesinde hasarlanan yerde pıhtı oluşup kanama olmasını engeller. Bu 3 faktör iyi çalışmazsa veya sayılarında azalma olursa morluklar oluşmaya başlar. Morluklar ile gelen bir hastada iyi bir öykü, dikkatli fizik muayene ve basit birinci basamak testleri ile yüzde 80’den fazla durumda tanı konulabilir. 

TANIDA, MORLUĞA EŞLİK EDEN AĞRI VE ATEŞ ÖNEMLİ

Tanı nasıl konuluyor?
Sizde ya da diğer çocuklarınızda bir şikayetin bulunup bulunmadığı ve morluklara eşlik eden ağrı, ateş gibi başka semptomların görülüp görülmediği konusu tanı için önemlidir. Düşünülen tanıya uygun tetkikler istenerek, genelde tam kan sayımı ve periferik yayma denilen mikroskopla, hücrelere bakılarak tanı konulur. Bazen pıhtılaşma testleri ve kemik iliği aspirasyonu gibi ileri tetkiklerin de yapılması gerekebilir. 

Kemik iliği kanseri habercisi olabilir
Morarmalar trombosit yani kan pulcuk sayısı ve fonksiyon bozuklukları İTP (immün trombositopenik purpura, glanzmann trombastenisi, vb), Hemofili A ve Hemofili B, vWF gibi pıhtılaşma faktör eksiklikleri ve lösemi, nöroblastom gibi kemik iliğini tutan tümör hastalıklarının habercisi olabilir. Aynı zamanda bazı karaciğer ve böbrek hastalıklarının ilk belirtisi de morlukların sayı ve büyüklüklerinin fazla olması şeklinde klinik bulgu verebilir. 

Tek başına morluk lösemi demek değildir
Bacaklarda morarma sıklıkla görülen bir lösemi belirtisi olabilir ama lösemi tek başına sadece morluklarla bulgu vermez. Bu morarmaların nedeni blast denilen hücrelerin kemik iliğini istila ederek iyi hücrelerin üremesini engellemesinden kaynaklanmaktadır. Kemik iliğinde yaşam için gerekli olan eritrosit (Kırmızı kan hücreleri) azalınca çocukların rengi solar, halsizleşir, çabuk yorulur, yerinden kalkmak istemez, çok üşürler; kan pulcukları (trombositler) azalınca hastada morluklar ve peteşi denilen minik kanamalar yanında burun, ağız, idrar, dışkı, mide kanamaları oluşabilir. Lökositler azalınca ve artınca ateşli hastalıklar oluşur. Bu nedenle morlukların lösemiyi düşündürmesi için çocuklarda genellikle beraberinde kilo kaybı, vücutta çeşitli bölgelerde bezeler, diş etlerinde şişkinlik ve eklem ağrıları, ateş ve düzelmeyen enfeksiyonlar olmalıdır. Eklem ve bacak ağrıları romatizmal çocuk hastalıklarına bağlı olabileceği gibi lösemiye de bağlı olabilir. 

Ne zaman endişelenmek gerekir?
Ağrı iki haftadan uzun sürüyorsa, sık tekrarlıyorsa, vücut ağrı kesicilere yanıt vermiyorsa, hareket kısıtlanması varsa, gece ağrı ile uyanılıyorsa mutlaka araştırılması gerekir. Çok sayıda olan, kendi kendine gelişen, travmanın şiddetiyle ters orantılı olan, beraberinde burun ve diş eti kanamalarının eşlik ettiği morluklarda da alarma geçilmesi gerekir.


Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

                 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.adanagundemi.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Çocuğunuzun vücudundaki morlukları dikkate alın ! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 01 Nov 2023 09:24:53 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/01112023230558_b23e6726de84243227107a6dd5a60881.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/01112023230558_b23e6726de84243227107a6dd5a60881.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/01112023230558_b23e6726de84243227107a6dd5a60881.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Depresyon D Vitamini ile Önlenebilir Mi? ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.adanagundemi.com/haber-depresyon-d-vitamini-ile-onlenebilir-mi-10894.html</guid>
                    <link>https://www.adanagundemi.com/haber-depresyon-d-vitamini-ile-onlenebilir-mi-10894.html</link>
                    <description><![CDATA[Uzman Diyetisyen Didem Yıldız Küçük konu hakkında bilgiler verdi. ]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ D vitamini eksiği kronik yorgunluk ve depresyona sebep olabiliyor!&nbsp;

&nbsp;

D vitamini eksikliği dünya çapında bir halk sağlığı sorunu kabul edilmektedir.&nbsp;Günümüzde D Vitamini yetersizliğinin kardiyovasküler hastalıklardan kansere,&nbsp;&nbsp;dermatolojik hastalıklardan diyabete, kronik yorgunluktan psikiyatrik rahatsızlıklara kadar çok farklı hastalıklarla ilişkili olabileceği düşünülmektedir.&nbsp;

Günlük D Vitamini ihtiyacı Türkiye’ye Özgü Beslenme Rehberinde kadın ve erkek için günlük 400 IU olarak belirlenmiştir. D vitamininin temel kaynakları güneş ışığı ve diyettir. D vitamini gereksinmemizin %90’ı güneş ışığı aracılığı ile deri altında sentez edilir ve kana karışır. Diyetle D vitamini gereksinmesinin sadece %10’u karşılanabilmektedir.&nbsp;&nbsp;

Depresyon D Vitamini ile Önlenebilir Mi?&nbsp;

Depresyon veya depresif bozukluk kişinin yaşamını olumsuz olarak etkileyen, hatta tüm yaşamsal işlevlerini bozan, çeşitli semptom gruplarından oluşan bir duygudurum bozukluğudur. Duygudurum anormalliğinin yanı sıra uyku, iştah, vücut ağırlığı, dikkat süresi, hafıza, mide ağrıları, kas gerginliği gibi özelliklerde de değişimler yer almaktadır.&nbsp;&nbsp;

Son yıllarda yapılan çalışmalar,&nbsp;&nbsp;D vitamininin de depresyon ile ilişkili olabileceğine işaret etmektedir. Birçok bilimsel çalışmanın değerlendirilmesi sonucunda 31.424 bireyin verileri analiz edilmiştir. Depresyonda olan kişilerin sağlıklı kişilere göre D Vitamini seviyeleri daha düşük bulunmuştur. Başka bir çalışmada D Vitamini en düşük kişilerin depresyon riskinin normal düzeye sahip kişilere göre daha yüksek olduğu saptanmıştır.&nbsp;&nbsp;

Yaşlı bireyler üzerinde yapılan başka bir çalışmada 531 kadın ve 423 erkek katılımcılar 6 yıl boyunca izlenmiştir. D Vitamini düzeyi düşük olan kişilerde depresyona girme riskinin 3. ve 6. Yıllarda gittikçe oranının arttığı gözlenmiştir. Bu ve bunlar gibi birçok çalışmada, depresyonu etkileyen diğer faktörler de değerlendirilse dahi(sosyo-ekonomik düzey, obezite, yaş, menepoz vs) D Vitamininin açık ara farkla depresyon üzerinde etkili olduğu saptanmıştır.&nbsp;&nbsp;

Doğum sonrası lohusalık depresyonunda da hamilelik süresince yeterli D Vitamini takviyesi almayan kadınlarda artış gözlenmiştir. Depresyon tedavisinde yüksek doz D Vitamini takviyelerinin olumlu sonuç verdiği de çalışmalarda ortaya çıkmıştır.&nbsp;&nbsp;

D Vitamini Eksikliği Kronik Yorgunluğa Neden Olur Mu?&nbsp;&nbsp;

D Vitamininin asıl görevi kalsiyum emilimini arttırarak kemik sağlığını korumaktır. Eksikliğinde kalsiyum metabolizmasında bozukluk dolayısıyla kemik yapısında bozulmalar sonucu birçok hastalığın görülmesinin yanında fiziksel aktivite durumunda azalmalar meydana gelebilir. Buna bağlı olarak yaşam kalitesinin düştüğü, gün içerisinde uyku halinin arttığı çalışmalarca kanıtlanmıştır. Miyaljik ensefalomiyelit olarak da bilinen kronik yorgunluk sendromu(KYS) çeşitli bir dizi semptomun eşlik ettiği, altı aydan uzun süren açıklanamayan yorgunluk, dikkat dağınıklığı, uykusuzluk, eklem ve baş ağrısıyla belirti veren bir sendromdur. D Vitamini eksikliği bu sendromla ilişkili bulunmuştur.&nbsp;

Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon polikliniğinde yapılan bir çalışmada kişilerin gün içerisindeki uyku hali ve yorgunluk seviyelerinin D Vitamini ile ilişkisi araştırılmıştır. D Vitamini seviyesinin daha düşük olduğu kişilerde diğerlerine göre büyük ölçüde gündüz uykululuk hali ve kronik yorgunluk gözlenmiştir.&nbsp;

Kronik yorgunluğa sahip bireylerin incelendiği başka bir çalışmada ise D Vitamini takviyesiyle durumlarında önemli oranda düzelme saptanmıştır. Yine başka bir çalışmada D Vitamini seviyeleri normal düzeyde olan kişilerde diğer etkileyen faktörler devre dışı bırakıldığında gün içerisinde yorgunluk, fiziksel aktivitede yetersizlik saptanmamıştır. D Vitamini seviyeleri ideale yaklaştıkça fiziksel aktivitelerde artış gözlenmiştir. Bununla birlikte&nbsp;&nbsp;tiroit, tip 1 diyabet gibi otoimmün hastalıklara, vücutta enfeksiyonlara, kansere ve birçok hastalığa yakalanma riskinin düşük olduğu tespit edilmiştir.&nbsp;&nbsp;

D Vitamini Eksikliğini Nasıl Önleriz?&nbsp;

Sağlıklı bir bireyin kanda ideal D Vitamini seviyesi 60-75 ng/mL olmalıdır. Yapılan tetkiklerde kanınızda 20 ng/mL düzeyindeyse vakit kaybetmeden hekiminiz tarafından değerlendirilmelidir. Tahliller yapılmadan da halsizlik, kronik yorgunluk, kontrolsüz olarak karın bölgesinde yağlanma, sürekli hastalıklara yakalanma durumu varsa D Vitamininiz büyük ihtimalle vücudunuzda eksiktir.&nbsp;&nbsp;

Tetkik sonuçlarında ideal D Vitamini seviyesine sahip olsanız da yeterli güneş ışını ve beslenme ile günlük ihtiyacımızı karşılamak zorundayız. Yeterli D Vitamini alımı için günlük beslenme programı:&nbsp;

-Sabah : Mutlaka sarısı ile birlikte 1 yumurta, 1 tatlı kaşığı tereyağı, peynir, maydanoz ve ihtiyaca göre en az 1 dilim tam tahıllı ekmek eksik olmamalıdır. D vitamini ısıya dayanıklıdır. Bu nedenle gıdalara ekstra eklenip zenginleştirilmektedir. Yine kalori ihtiyacınıza göre D Vitamininden zenginleştirilmiş süt ve süt ürünleri de tüketilmelidir.&nbsp;&nbsp;&nbsp;

-Öğlen : Mantar içeren sebze sote yemekleri, yoğurt, bulgur ya da karabuğday pilavı tüketilebilir.&nbsp;&nbsp;

-Ara öğünlerde meyvenin yanına mutlaka ayran veya kefir eklenebilir.&nbsp;&nbsp;

-Akşam : Haftada en az 3 kez somon ve yağlı balıklar tercih edilmelidir. Et grubu yoksa yoğurt mutlaka yemeğin yanında tüketilmelidir. Kişi başına 1 tatlı kaşığı yağ olacak şekilde pilavınıza eklediğiniz tereyağını da her ne kadar ısıya dayanıklı olsa da pilavınızın altını kapattıktan sonra ekleyip karıştırmanız vitamin emilimini arttıracaktır.&nbsp;&nbsp;

Ancak bağırsakta emilim bozukluğu, kısa bağırsak sendromu ya da midede rahatsızlıklar varsa olumsuz D Vitamini emilimi olumsuz etkilenerek yine ihtiyacı karşılayacak düzeye ulaşamayabiliriz.&nbsp;&nbsp;En önemli miktarın güneş ışınlarıyla sağlandığını belirttik ancak bireyin yaşı, deri rengi, giydiği kıyafet, güneşlendiği saatin yanında güneş ışınları, çevre kirliliği, ozon tabakasındaki değişmeler, yaşanılan ülkenin enlem-boylam değerleri gibi birçok faktör deride D Vitamini aktivasyonunu etkilediğinden ihtiyacın tamamı karşılanmaz. Türkiye’de yapılan çalışmalarda kadın ve erkek farketmeksizin %50 oranında D vitamini eksikliği olduğu saptanmıştır. Bu nedenle yılda en az 1 kez kanda D Vitamini bakılmalı, eksiklik durumuna göre gerekli tedavi planlanmalıdır. Bu sayede tüm dünyada önemli sağlık sorunları olan diyabet, obezite, kanser gibi küresel harcamaların fazla olduğu hastalıklar önlenebilir.&nbsp;&nbsp;

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.adanagundemi.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Depresyon D Vitamini ile Önlenebilir Mi?  - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 27 Sep 2023 11:06:58 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/depresyon-d-vitamini-ile-onlenebilir-mi-140833-20230927.png" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/depresyon-d-vitamini-ile-onlenebilir-mi-140833-20230927.png"/>
                    <enclosure url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/depresyon-d-vitamini-ile-onlenebilir-mi-140833-20230927.png" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Günün Hangi Saatleri Spor İçin Uygundur? ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.adanagundemi.com/haber-gunun-hangi-saatleri-spor-icin-uygundur-10893.html</guid>
                    <link>https://www.adanagundemi.com/haber-gunun-hangi-saatleri-spor-icin-uygundur-10893.html</link>
                    <description><![CDATA[Kardiyoloji Uzmanı Dr. Murat Şener konu hakkında bilgiler verdi. ]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Sabahın erken saatlerinde yapılan sporlar, daha fazla yağ yakma ve iştah bastırma sebebiyle düşük kan basıncı, daha iyi uyku ve daha fazla kilo kaybı ile ilişkili olabilir. Araştırmalar ayrıca, kişilerin daha sonraki günlerde rutinlerini bozması muhtemel dikkat dağılmalarından dolayı sabah egzersizi ile daha tutarlı olma eğiliminde olduklarını göstermektedir.&nbsp;

Bununla beraber, öğleden sonra veya akşam yapılan sporlar vücut ısısı ve esneklikteki yükselişlerle ilişkilidir ve aerobik performansı ile birlikte gücü arttırmada daha iyi görünmektedir. Fakat genel sağlık etkileri için egzersiz yapmak isteyenler için en iyi zaman, egzersizin en iyi şekilde yapılabildiği ve düzenli olarak yapmanıza izin veren zamandır.&nbsp;

Amerikan Kalp Birliği, haftada en az 150 dakika orta şiddette veya 75 dakika şiddetli aerobik egzersiz önermektedir. Bunun dışında haftada üç kez direnç eğitimi eklemek de egzersiz yapan bireye daha fazla fayda sağlayabilir. Birçok değişken, günün saati, yeri, faaliyet türü ve sosyal ortam dahil başarılı bir egzersiz programına katkıda bulunur. Bununla birlikte, egzersizin fayda sağlamasında ki en önemli faktör devamlılıktır ve olumlu sonuçların elde edilmesi ile güçlü bir şekilde bağlantılıdır.&nbsp;

Sabah çalışıyorsanız, sabah sporu en iyisidir. Gece çalışan iseniz, günün ilerleyen saatlerinde egzersiz yapmak stresi atmak ve gevşetmek için çokta iyi olabilir. Çoğu insan için yatmadan hemen önce egzersiz yapmaktan kaçınmak en iyisidir, çünkü uyuma yeteneğinizi etkileyebilir. Kısacası, egzersiz için en uygun zaman, yapacak en fazla enerjiye ve motivasyona sahip olduğunuz zamandır. Neden egzersiz yaptığınıza bakılmaksızın, sizin için en uygun zamanı seçin ve buna bağlı kalın.&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.adanagundemi.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Günün Hangi Saatleri Spor İçin Uygundur?  - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 27 Sep 2023 11:03:41 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/gunun-hangi-saatleri-spor-icin-uygundur-140536-20230927.png" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/gunun-hangi-saatleri-spor-icin-uygundur-140536-20230927.png"/>
                    <enclosure url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/gunun-hangi-saatleri-spor-icin-uygundur-140536-20230927.png" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Aşırı Düşünmek Neden Olur? Tehlikeleri Nelerdir? ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.adanagundemi.com/haber-asiri-dusunmek-neden-olur-tehlikeleri-nelerdir-10892.html</guid>
                    <link>https://www.adanagundemi.com/haber-asiri-dusunmek-neden-olur-tehlikeleri-nelerdir-10892.html</link>
                    <description><![CDATA[Psikolog ve Aile Danışmanı Rojin Nazik konu hakkında bilgiler verdi. ]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Aşırı düşünmek, kırılması zor bir&nbsp;alışkanlık&nbsp;olabilir.&nbsp;Hatta kendinizi bir şey hakkında gerçekten uzun süre düşünmenin en iyi çözümü geliştirmenin anahtarı olduğuna ikna edebilirsiniz.&nbsp;Ama genellikle durum böyle değildir.&nbsp;

Aslında, bir şey hakkında ne kadar uzun süre düşünürseniz, üretken eylemde bulunmak için o kadar az zaman ve enerjiniz olur.&nbsp;Ayrıca, farklı şekilde yapmış olabileceğiniz her şeyi düşünmek, kararlarınızı ikinci kez tahmin etmek ve sürekli olarak en kötü durum senaryolarını hayal etmek yorucu olabilir.&nbsp;

Fazla Düşünmek Nedir?&nbsp;

Aşırı düşünme, belirli bir konu veya durum hakkında aşırı düşünmeyi ve onu uzun süre analiz etmeyi içerir.&nbsp;Fazla düşündüğünüzde, zihninizi başka herhangi bir şeye odaklamakta zorlanabilirsiniz.&nbsp;Düşündüğünüz tek şey tarafından tüketilir.&nbsp;

Bazı insanlar, bir konuya veya soruna neredeyse her açıdan bakmayı ve gelecekteki olayları tahmin etmeyi içerdiğinden, fazla düşünmenin yararlı olabileceğine inanırken, bunun tersi doğrudur.&nbsp;Araştırmalar, aşırı düşünmenin depresyon,&nbsp;kaygı&nbsp;ve&nbsp;travma sonrası stres bozukluğu&nbsp;(TSSB)&nbsp;duygularıyla ilişkili olduğunu göstermektedir.&nbsp;

Herkes bazen gereğinden fazla düşünür.&nbsp;Belki gelecek hafta sunumunuzu yaparken ters gidebilecek her şeyi düşünüyorsunuz ya da yaklaşan iş görüşmenizde ne giyeceğinize karar vermek için sayısız saat harcadınız.&nbsp;

Aşırı düşünmeye bir son vermenin yollarını bulmak, sizi rahatsız eden şeyleri basitçe düşünmek yerine hayatınızda harekete geçmenize yardımcı olabilir.&nbsp;Bir konuyu kafanızda tekrar tekrar gözden geçirmek yerine, durumu çözmek için gerekli adımları atmaya başlayabilirsiniz.&nbsp;

Fazla Düşündüğünüzün İşaretleri&nbsp;

Belirli bir durumu veya endişeyi gereğinden fazla düşünüp düşünmediğinizi merak ediyorsanız, arayabileceğiniz birkaç şey var.&nbsp;Aşırı düşünme belirtileri şunları içerir:&nbsp;

*Başka bir şey düşünememe&nbsp;

*Rahat&nbsp;edememek&nbsp;

*Sürekli&nbsp;endişeli veya endişeli hissetmek&nbsp;

*Kontrolünüz dışındaki şeylere odaklanmak&nbsp;

*Zihinsel olarak yorgun hissetmek&nbsp;

*Çok fazla&nbsp;olumsuz düşünceye sahip olmak&nbsp;

*Zihninizde bir durumu veya deneyimi yeniden canlandırmak&nbsp;

*Kararlarınızı ikinci kez tahmin etmek&nbsp;

*Tüm en kötü senaryoları düşünmek&nbsp;

Aşırı Düşünmenin Etkileri&nbsp;

Aşırı düşünmek akıl hastalığı değildir ve aşırı düşünmek sizi endişelendirebilir, ancak kaygı ile aynı şey değildir.&nbsp;Bununla birlikte, genellikle çeşitli ruh sağlığı koşullarının geliştirilmesinde ve sürdürülmesinde rol oynayabilir.&nbsp;Aşırı düşünme ile ilişkili bazı bozukluklar şunları içerir:&nbsp;

*Depresyon&nbsp;

*Yaygın anksiyete bozukluğu&nbsp;&nbsp;

*Obsesif kompulsif bozukluk&nbsp;&nbsp;

*Panik atak&nbsp;

*Travma sonrası stres bozukluğu&nbsp;

*Sosyal anksiyete bozukluğu&nbsp;

Aşırı düşünmenin ruh sağlığı sorunlarıyla çift yönlü bir ilişkisi olabilir.&nbsp;Stresli olaylar, depresyon ve kaygı insanları fazla düşünmeye daha yatkın hale getirebilir ve bu aşırı düşünme daha kötü stres, endişe ve depresyona katkıda bulunur.&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.adanagundemi.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Aşırı Düşünmek Neden Olur? Tehlikeleri Nelerdir?  - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 27 Sep 2023 11:01:32 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/asiri-dusunmek-neden-olur-tehlikeleri-nelerdir-140253-20230927.png" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/asiri-dusunmek-neden-olur-tehlikeleri-nelerdir-140253-20230927.png"/>
                    <enclosure url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/asiri-dusunmek-neden-olur-tehlikeleri-nelerdir-140253-20230927.png" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Göz Sağlığına İyi Gelen Besinler! ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.adanagundemi.com/haber-goz-sagligina-iyi-gelen-besinler-10889.html</guid>
                    <link>https://www.adanagundemi.com/haber-goz-sagligina-iyi-gelen-besinler-10889.html</link>
                    <description><![CDATA[Diyetisyen Muhammed Nurullah Şahin konu hakkında bilgiler verdi. ]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ ADANA GÜNDEMİ | HABER MERKEZİ-&nbsp;Göz sağlığı, genel sağlığımız için son derece önemlidir. Doğru beslenme, uygun hijyen ve düzenli göz muayeneleri gibi faktörler göz özelliklerini korumada önemli rol oynar. İşte gözelere iyi gelen bazı faktörler ve öneriler:&nbsp;

*Beslenme ve Vitaminler:&nbsp;Sağlıklı beslenme göz sağlığı için temel bir faktördür. A, C ve E vitaminleri, pencere ve omega-3 yağ asitleri gibi besinler gözlere iyi gelir. Havuç gibi beta-karoten içeren besinler, gözlerin retinası için faydalı olabilir.&nbsp;

*Yeşil Yapraklı Sebzeler:&nbsp;Ispanak, lahana, pazı gibi yeşil yapraklı sebzeler lutein ve zeaksantin gibi antioksidanlar bakımından zengindir.&nbsp;

*Balık ve Omega-3 Yağ Asitleri:&nbsp;Somon, uskumru ve sardalya gibi soğuk su balıkları, gözlerimize iyi gelir. Omega-3 yağ asitleri zengindir.&nbsp;

*Antosiyaninler:&nbsp;Yabani mersini, böğürtlen ve vişne gibi kırmızı ve mavi renkli meyveler antosikdanlar içerir. Bu meyveler gözlerdeki hücreler yardımcı olabilir.&nbsp;

*Güneş Gözlüğü Kullanımı:&nbsp;UV ışınları, göz üzerindeki olumsuz etkiler ve katarakt gibi sorunlara neden olabilir. Açık hava da güneş gözlüğü kullanarak, gözleri zararlı ışınlardan korur.&nbsp;

*Ekran Zamanını Yönetme:&nbsp;Bilgisayar, telefon ve tablet gibi dijital ekranlar uzun süre boyunca göz yorgunluğuna neden olabilir. Her 20 dakikada bir 20 saniye boyunca uzak bir noktadan bakmak, gözlerin dinlenmesine yardımcı olabilir.&nbsp;

*Yeterli Uyku:&nbsp;Yeterli uyku, gözlerin dinlenmesi ve yenilenmesi için önemlidir. Uykusuz kalma, göz yorgunluğuna ve diğer sorunlara neden olabilir.&nbsp;

*Hijyen:&nbsp;Ellerinizi sık sık yıkamak, göz sorunlarına karşı korunmanıza yardımcı olabilir.&nbsp;&nbsp;

*Sigara ve Alkol:&nbsp;Sigara içmek ve aşırı alkol tüketimi göz sağlığına zarar verir.&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.adanagundemi.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Göz Sağlığına İyi Gelen Besinler!  - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 27 Sep 2023 10:46:56 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/goz-sagligina-iyi-gelen-besinler-135204-20230927.png" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/goz-sagligina-iyi-gelen-besinler-135204-20230927.png"/>
                    <enclosure url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/goz-sagligina-iyi-gelen-besinler-135204-20230927.png" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[KURBAN ETİNİ ÇATAL,BIÇAKLA KARIŞTIRMAYIN ! ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.adanagundemi.com/haber-kurban-etini-catalbicakla-karistirmayin-10861.html</guid>
                    <link>https://www.adanagundemi.com/haber-kurban-etini-catalbicakla-karistirmayin-10861.html</link>
                    <description><![CDATA[Dr. Fevzi Özgönül, ''Kurban etini, çatal bıçak gibi delici bir gereçle karıştırmayın yoksa etin içerisindeki su, fazlası ile dışarı çıkar böylece etin hem tadı hem de besin değeri kaybolur.''dedi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Kurban&nbsp;Bayramı'nda&nbsp; önemli noktalardan biri de&nbsp;kurban&nbsp;etini doğru pişirmek.Doğru pişirerek tükettiğimiz etlerden en iyi şekilde faydalanabilir, sindirim sistemimizin güçlenmesi için önemli bir adım atabiliriz. Bu sayede&nbsp;bayramda&nbsp;hem formunuzu koruyabilir hem de küçülerek kilolardan kurtulabilirsiniz.

&nbsp;

Dr.Özgönül, “Aslında iç yağı ile yapılan bir kavurma hem vücudumuzu güçlendirir hem de kilo ile mücadelemizde bize fazlasıyla yardımcı olur.’dedi.

&nbsp;&nbsp;
&nbsp;&nbsp;&nbsp; Şimdi gelelim kurban bayramında en güzel kurban etinin nasıl pişirilmesi gerektiğine;

&nbsp;

1-&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Kurban etimizin çok yağlı kısımlarını iyice temizleyip küp küp doğrayalım

2-&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Eti rahatlıkla pişeceği büyüklükte bir tencereye alalım

3-&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Kesinlikle tereyağ veya kuyruk yağı koymayalım et kendi ağı ile pişmeye başlamalıdır.

4-&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Çatal, bıçak gibi delici bir gereçle karıştırmayalım yoksa etin içerisindeki su fazlası ile dışarı çıkar böylece etin hem tadı hem de besin değeri kaybolur.

5-&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Eti mutlaka çok kısık ateşte ve tencerenin kapağı tam kapalı şeklide kendi suyunda pişirelim

6-&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bu dönemde tuz eklemeyelim

7-&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Etin tam anlamı ile pişmesine gerek yoktur. Suyunun azalması ve yarı yarıya pişme işlemi gerçekleşmesi yeterlidir.

8-&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Etin besin değerini kaybetmemesi için çok hızlı pişirmememiz gerekiyor.

9-&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Büyükçe bir derin tavaya iç yağını ( organları çevreleyen ve besin değeri çok yüksek olan yağ) çok küçük parçalara ayırıp bu tavada yavaş ateşte iyice eriyene kadar pişirin

10-&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bu yağın miktarı etin %25 i kadar olmalıdır Yani bir kilo ete karşılık 250 gr iç yağ olmalıdır.

11-&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Daha sonra bu yağı pişirdiğimiz etin içerisine karıştırıp pişirmeye devam etmeliyiz. Etin suyu tam olarak çekildiğinde tuz ve baharatlar ekleyerek afiyet ile yiyebiliriz.

&nbsp;

Dr.Fevzi Özgönül son olarak şu konuya dikkat çekti.

&nbsp;

&nbsp;&nbsp;Bilinenin aksine yağlı yemekler bizi şişmanlatmaz ,yağ ve proteini yememek veya onların sindirimini sağlayamamak bizi şişmanlatır.İster kavurma ister haşlama olsun, bu bayram &nbsp;da sağlıklı pişirilen et yemeklerini bol bol tüketin.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.adanagundemi.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[KURBAN ETİNİ ÇATAL,BIÇAKLA KARIŞTIRMAYIN !  - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 25 Jun 2023 22:17:21 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/kurban-etini-catalbicakla-karistirmayin-011906-20230626.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/kurban-etini-catalbicakla-karistirmayin-011906-20230626.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/kurban-etini-catalbicakla-karistirmayin-011906-20230626.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Dr. Birinci sağlıkta dijitalleşmenin etkisini anlattı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.adanagundemi.com/haber-dr-birinci-saglikta-dijitallesmenin-etkisini-anlatti-10860.html</guid>
                    <link>https://www.adanagundemi.com/haber-dr-birinci-saglikta-dijitallesmenin-etkisini-anlatti-10860.html</link>
                    <description><![CDATA[Üsküdar Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde Üniversite Kültürü dersi kapsamında ‘Ulusal Sağlık Bilişimi Sistemimiz’ konulu bir etkinlik düzenlendi. Çevrimiçi düzenlenen etkinlikte Sağlık Bakanı Yardımcısı Dr. Şuayıp Birinci yaptığı sunumla son 20 yılda dijitalleşmenin etkisiyle sağlık hizmetlerinin geldiği noktayı değerlendirdi ]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ &nbsp;

İSTANBUL (İGFA) - Üsküdar Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğr. Gör. Dr. Cengiz Gül’ün moderatörlüğünde gerçekleşen etkinliğe, Üsküdar Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Haydar Sur, öğretim görevlileri ve Tıp Fakültesi öğrencileri katıldı. Çevrimiçi düzenlenen etkinlik, ‘Ulusal Sağlık Bilişimi Sistemimiz’ konulu etkinlik, Sağlık Bakanı Yardımcısı Dr. Şuayıp Birinci’nin katılımıyla gerçekleşti.

YOĞUN BAKIM YATAK SAYISI EN YÜKSEK ÜLKE TÜRKİYE

Hastane sayısının azlığı ve var olan hastanelerin eskiliğine değinerek sözlerine başlayan Sağlık Bakanı Yardımcısı Dr. Şuayıp Birinci, “Hastane sayımız yüzde 35 arttı, hastane yaşı da 49’dan 13’e düştü. Son 15 yılda 120 bine yakın yatak eklendi. Kamuda yoğun bakımları 28 kat arttırdık. Dünyada nüfus başına yoğun bakım yatak sayısı en yüksek ülke Türkiye. Bunun için pandemide hiç kimse yataksız kalmadı.” dedi.

Sağlık sektöründe harcanan paraya göre dünyada memnuniyetin en yüksek ülkenin Türkiye olduğunu aktaran Dr. Birinci, “Bu veri sağlıktaki harcamanın ne kadar nitelikli bir şekilde kullanıldığını ortaya koyuyor.” dedi.

Sağlık hizmetinin sürekli değişen unsurlarının varlığı nedeniyle sistemi sürekli yenilemek gerektiğini sözlerine ekleyen Birinci, “Beklentiler de başka bir yere gidiyor ama değişmeyen bir şey var; yaşlılık, kronik hastalık oranı artıyor. Sistemi güçlendirecek en büyük aracımız teknoloji.” ifadelerin kullandı.

20 yıl önce Ağrı ve Ankara arasındaki nüfusa oranla 13 kat hekim farkı bulunduğunu, bugün o farkın 2 kata kadar düştüğünü dile getiren Dr. Şuayıp Birinci; eldeki bu tarz verilerin ancak dijitalleştirerek oluşturulabileceğini söyledi. 2004 yılında ‘Türkiye Sağlık Bilgi Sistemi Eylem Planı’ oluşturulduğunu hatırlatan Birinci, “Bu girişim bugün için basit bir eylem olsa da o gün için ihtiyacı karşılayan bir doküman olarak değerlendirilebilir. Ardından oluşturulan ulusal sağlık sözlüğü de en önemli yapı taşlarından biri. E-Nabız gibi bir sistem ve Merkezi Hekim Randevu Sistemi kuruldu. MHRS Londra’da en iyi proje seçildi ve hala bu kadar büyük bir proje yok. İlaç takip sistemi de dünyadaki en değerli uygulamalardan biri. Ulusal bazda ve sağlık sistemleriyle entegre kullanılabilen tek takip sistemi. 10 bin kayıtlı ilaç türü, 19 milyar kayıtlı kutu sayısı var. Günlük işlem sayısı 79 milyon ve yaklaşık 27 bin eczane bu sistemi kullanıyor.” diye konuştu.

&nbsp;

Öncelikle İstanbul hastaneleri arasında başlatılan ve daha sonra tüm Türkiye’de kullanıma açılan e-nabız sisteminin amacının bireyleri doğru hastanelere yönlendirmek olduğunu kaydeden Sağlık Bakanı Yardımcısı Dr. Şuayıp Birinci, “İstanbul’da her gün 500 binin üzerinde hasta yakını trafiğe çıkıyordu. Herkesin merkezi yere gelme ihtiyacı olmamalı diyerek, nerede olursa olsun ilgili branşlara erişebilmesi için mücadele verdik. Hastadan sağlık yöneticilerine kadar herkes kendine ait datalara ulaşabilsin diye elektronik sağlık kaydı sistemi kurduk. Dünyadan farkımız bu noktada ortaya çıkıyor. Herkes sağlık verisi topluyor, biz verinin geçirdiği bütün süreci kayıt altına aldığımız için hem sağlık hem yönetimsel bilgi topluyoruz.” şeklinde konuştu.

“E-NABIZ PROJESİ DÜNYAYA ÖRNEK GÖSTERİLDİ”

E-nabız sisteminin bugün 72 milyon kullanıcısı olduğu, 4.9 milyar giriş yapıldığı ve sistem üzerinden 14.5 milyon organ bağışı yapıldığı bilgisini paylaşan Birinci, “Farklı sistemler birlikte çalışıyor. Yabancı birine anlattığımızda bunu nasıl başardığımız sorusu ile karşılaşıyoruz. Dünyada bir örneği bulunmuyor. Bütün sağlık kurumlarındaki verilere erişilebiliyor.” dedi.

Hasta yakınlarının bilgilendirilmesi konusunda da e-nabız sisteminin kullanılabildiğini belirten Birinci, “Bunu bir batılıya anlatmakta zorlanıyorsunuz. Aile bireyleri aracılığıyla sağlık verisine bakan bir kitle oluştu. E-nabız projesi dünyaya örnek gösterildi.” ifadelerini kullandı.

“TEKNOLOJİ HAYATIMIZA DOKUNUYOR”

Yapay zeka teknolojilerinin sağlık alanında kullanıldığını kaydeden Dr. Birinci, “Yapay zeka sayesinde erken tanı oranını yüzde 50’nin üzerine çıkarmış durumdayız. Eskiden meme kanserine yakalanan kadınların yüzde 20’sine 4. veya 5. seviyede teşhis konabiliyordu. Şimdi ise sadece 200 kadından 1’i 4. veya 5. seviyede teşhis ediliyor. Hepsini çok daha önce yakalıyoruz. Bunları teknolojinin hayatımıza dokunduğunu göstermek için söylüyorum.” dedi.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.adanagundemi.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Dr. Birinci sağlıkta dijitalleşmenin etkisini anlattı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 25 Jun 2023 14:50:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/26062023011046_28ba0c4ff0edec26d18d3f3038f920bf.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/26062023011046_28ba0c4ff0edec26d18d3f3038f920bf.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/26062023011046_28ba0c4ff0edec26d18d3f3038f920bf.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[ÇOCUKLAR NEDEN ÇOK SORU SORAR ?]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.adanagundemi.com/haber-cocuklar-neden-cok-soru-sorar-10851.html</guid>
                    <link>https://www.adanagundemi.com/haber-cocuklar-neden-cok-soru-sorar-10851.html</link>
                    <description><![CDATA[Uzman Klinik Psikolog Müjde Yahşi konu hakkında önemli bilgiler verdi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Çocuklar&nbsp;konuşmaya başladıktan sonra sürekli olarak&nbsp;sorular&nbsp;sormaya başlarlar.Cevapları alana dek defalarca aynı soruyu bıkmadan usanmadan&nbsp;sorarlar.Peki ama neden çok soru sorar ?

&nbsp;

Çocuklar 2 sebepten dolayı çok soru sorarlar.Ya meraklı oldukları için ya da kaygılı oldukları için.

&nbsp;

Merakından dolayı soru soran çocukların amacı, yeni bir bilgi edinmektir ama kaygılı olan çocukları amacı, kendilerini&nbsp;rahatlatmaktır.

&nbsp;

1- Meraklı çocuklar: “Depremler nasıl oluşur?, En şiddetli deprem nerede olmuştur?, Denizlerde de deprem olur mu” gibi keşfetmeyi ve öğrenmeyi amaçlayan çocukların sorularıdır.

&nbsp;

2- Kaygılı çocuklar: “Ya deprem olursa?, Ya depremde göçük altında kalırsak?, Ya o göçükte bizi bulamazlarsa? Ya hiçbir zaman kurtulamazsak?... gibi ardı arkası bitmeyen, felaket tablosu çizen ve havadan nem kapan evhamlı çocukların sorularıdır.&nbsp;

&nbsp;

Dolayısıyla kaygılı çocuğunuz varsa çocuğunuzun sorduğu her soruya ayrıntılı cevaplar vererek çocuğunuzu rahatlatma çabasına girmeyin. Zira&nbsp;çabanızın&nbsp;mesajı: “Annem / babam beni ikna etmeye çalışıyor” olacaktır. Unutmayın, ikna var ise direnç de vardır!&nbsp;

&nbsp;

Çocuğunuzu her rahatlatma çabanız çocuğunuzun zihninde yeni sorular doğurur ve çocuğunuz sonu gelmeyen sorularla sizi&nbsp;bunaltabilir.&nbsp;

&nbsp;

Sizlere önerim; kaygılı bir çocuk karşısında öncelikle siz kaygınızı kontrol etmeye çalışın.&nbsp;Çocuğuzun&nbsp;sorularına cevap verirken rahat bir tavır&nbsp;sergileyin, çocuğunuzun ilk bir/iki sorusuna detaylara girmeden alelade cevap verin ve kesinlikle açıklamalar yapmaktan kaçının çünkü&nbsp;çocuğuzun&nbsp;belli bir bilişsel kapasitesi olduğunu hatırlayın.

&nbsp;



Olağanüstü bir olay karşısında bile, olağan tepkiler vererek çocuğunuzu kaygılı bir kişilik geliştirmesinden koruyun.

&nbsp;


&nbsp;

 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.adanagundemi.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[ÇOCUKLAR NEDEN ÇOK SORU SORAR ? - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 03 Jun 2023 21:15:28 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/cocuklar-neden-cok-soru-sorar-001629-20230604.png" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/cocuklar-neden-cok-soru-sorar-001629-20230604.png"/>
                    <enclosure url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/cocuklar-neden-cok-soru-sorar-001629-20230604.png" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[BEL FITIĞI OLANLAR NELERE DİKKAT ETMELİ ?]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.adanagundemi.com/haber-bel-fitigi-olanlar-nelere-dikkat-etmeli-10850.html</guid>
                    <link>https://www.adanagundemi.com/haber-bel-fitigi-olanlar-nelere-dikkat-etmeli-10850.html</link>
                    <description><![CDATA[Bel ağrısı toplumumuzda sıkça görülen ve yakınılan sorunların neredeyse başında geliyor.Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç.Dr.Ahmet İnanır bel fıtığı hakkında önemli bilgiler verdi.   ]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 
&nbsp;

Bel ağrısı toplumumuzda sıkça görülen ve yakınılan sorunların neredeyse başında geliyor.Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı&nbsp;Doç.Dr.Ahmet&nbsp;İnanır bel fıtığı hakkında önemli bilgiler verdi.&nbsp;&nbsp;&nbsp;

Bel fıtığı nedir, ne gibi bulgularla ortaya çıkar ?

Bel fıtığı, omurların arasında yer alan ve bir tür süspansiyon görevi gören jölemsi yumuşak kısmın sert dış kapsülünü aşarak dışarı çıkması ve sinirlere basınç yada baskı uygulayarak &nbsp;ağrı, uyuşma, karıncalanma veya kuvvet kaybına yol açması durumudur. Ağrı öksürmekle, ıkınmakla ve gülmekle artar. Ayakta durmak, oturmak ve öne eğilmekte ağrıyı arttırır. Aşırı kilo, ağır yük kaldırmaktan kaynaklanan ani bir gerilim yaşlanma ve dejenerasyon gibi faktörler nedeniyle diskin dış kısmındaki halkada zayıflama ya da yırtılma olduğunda fıtıklaşma meydana gelir. Özellikle ani başlangıçlı fıtıklar ağır kaldırma, travma&nbsp; yada ani hareket ile oluşur. Bazı hastalarda ise arada bir olan kısa sürede kendiliğinden&nbsp; geçen ağrılı bel tutulması&nbsp; atakları görülür. Hastalar çoğu zaman düzeldiklerinden bunu önemsemezler ama en sonunda bu hastalarda&nbsp; şiddetli bel tutulması ve ağrı başlar hatta ciddi fıtıklar gelişebilir. Bu yakınmalar hastalara hayatı zehir eder hale gelir. Orta hat bel fıtıklarında hasta ağrıyı genellikle belinde hisseder. Yana çıkan fıtıklarda ise ağrı genelde bir bacağa yayılma ile kendini gösterir. Ağrı ile birlikte bacakta uyuşma, güç kaybı, refleks ve denge kayıpları ortaya çıkabilir. Hasta otururken ve yürürken de zorluk yaşayabilir. lomber disk hernisi, hiç bulgu vermeyebilir de.

Burada patlamış fıtık ifadesini açıklamak gerekir. 2.drece fıtıkta (protrüsyon) Anulus fibrozustaki kısmi defekt yoluyla diskin arkaya doğru herniye olmasıdır. 3. Derece (Ekstrüde disk) Anulus fibrozustaki tam defekt yoluyla diskin arkaya doğru herniye olmasıdır. Tam katı geçiyor ise bu duruma patlamak ifadesi yanlış olarak kullanılmaktadır.

Tanısı nasıl konulur ?

Bel fıtığı teşhisi konulması özellikle de tedavisi fıtık konusunda bir uzman mahareti gerektirir. Bel veya bacak ağrısının diğer sebepleri ekarte edildikten sonra fıtık tanısı kesinlikle en başta fıtık konusuna hakim bir uzman muayenesi ile konulur, ve tanıya yardımcı olması amacı ile röntgen, MR, BT veya CT taraması gibi yüksek çözünürlüklü tanı cihazlarıyla fıtık nedeniyle oluşan omurilik veya sinir ilişkisi tespit edilir. Ayrıca EMG cihazı ile hastanın hangi sinir kökü veya köklerinin fıtıktan etkilendiği belirlenebilir.Şunu belirtmek isteriz ki sadece MRI ile fıtık tanısı koymak son derece yanlış bir davranıştır. Çalışmalar her ne kadar bel ağrısı nedenlerinden fıtığın %4-5&nbsp; olduğunu söylüyor olasa da bel bölgesinde ağrı, tüm anatomik yapılardan kaynaklanabildiği için, hem doktor hem hasta tarafından iyi lokalize edilememektedir. Çok deneyimli bir Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon uzmanı tarafından çok detaylıca değerlendirilmesi şarttır. Klinik çalışmalar, bel ağrısının kaynağının %39’lara varan oranda intervertebral disk patolojilerine bağlı olduğu göstermektedir. İntervertebral disk patolojileri alt grupları göz önüne alındığında, lomber disk hernisi ve dejeneratif disk hastalığı başı&nbsp;çekmektedir. Hiçbir şikayeti olmayan kişilerde de %22-40 oranında Manyetik Rezonans Görüntülemede fıtık resim olarak görülmektedir ve bulgu vermemektedir. Bu nedenle bel ağrısı olan hastaya çekilen MRI da fıtık görüldüğünde direkt fıtığa bağlamak ciddi bir hatadır.


&nbsp;
Bel fıtığında ameliyat dışı hangi tedaviler uygulanır ? Bel fıtığında Ne Zaman Ameliyat Gereklidir ?

İstirahat, disk içi basıncı ve omur çevresindeki yumuşak dokularda yüklenmeyi azaltarak fıtığın veya diğer bel ağrılarının iyileşmesinde yardımcı olabilir. Yatak ne sert ne de aşağı çökecek kadar yumuşak olmalıdır. Hasta sırt üstü, sağ ve sol yan pozisyonda yatabilir. Doktorunuzun önerdiği kadar istirahat yapılmalıdır.En önemli şey fıtık ve bel ağrısı yapan etkenleri iyi ayırd edebilecek ehil bir uzman doktor bulmak ve onun gözetiminde hayatımızı devam ettirmektir. Bir yöntem uygulatıp tedavi oldum artık her şey iyi gidecek düşüncesi yanlıştır. Çoklu yöntem uygulamak çok önem&nbsp;arzeder. Ne manuel Terapi, ne Proloterapi&nbsp;ne&nbsp;Nöral Terapi ne kuru iğneleme ve ne de kök hücre uygulamaları tek başına çözüm üretici değildir. Bele kortizon, lazer, ozon, hidroterapi, radyofrekans gibi yöntemlerle de bel fıtığına kesin çözüm&nbsp;üretilememektedir.Sülük, hacamat (yardımcı olarak kullanılabilir) ve yüzeyden sürülen kremlerin çözüm üretici etkisi yoktur.Ameliyat, ancak %1-2'lik kısmında gerekmektedir ve dışkı ve idrar&nbsp;tutamam, cinsel fonksiyonlarda bozulma, ve&nbsp;her türlü(asla tek yöntem değil)&nbsp;tıbbi tedavi ve önleme rağmen ilerleyen kuvvet kaybı gelişmesi durumlarında düşünülür.Ameliyatlar ve disk içi uygulanan nükleoplasti veya anuloplasti gibi yöntemler diske zarar verdiğinden gelecek ay ve yıllar içinde yeni problemlerin davetçisi olabilmektedir ve esnekliği &nbsp;belli derecelerde kısıtlar ve hastayı hafif veya ciddi özürlü hale getirebilir.&nbsp; Ameliyatın endoskopik veya mikrocerrahi olması cazip gösterilmektedir ancak açık cerrahi gibi volüm azalması yaptığından dolayı diske verilen zararı&nbsp;engellememektedir.

Bel Fıtığı Olanlar Nelere Dikkat Etmeli


	Ani hareketlerden kaçınılmalı
	Ağır kaldırılmamalı, kaldırılan nesnelerin ağırlığına dikkat edilmeli
	Hafif sporlar yapılmalı, beli zorlamaktan kaçınmalı
	Uzun süreli olarak aynı pozisyonda kalınmamalı
	Eğilirken dizleri kırarak bel düz olarak eğilmeye dikkat edilmeli
	Omurgayı zorlayacak ve zedeleyecek hareketler yapılmamalı
	Kilo almamalı, kilolu olanlar mutlaka normale dönmelidir
	El çantası yerine hafif sırt çantası tercih edilmeli.
	Çok fazla ayakta durulmamalı
	Sırt üstü veya yan yatmak tercih edilmeli
	Dik oturulmalı ve bel desteklenmeli


 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.adanagundemi.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[BEL FITIĞI OLANLAR NELERE DİKKAT ETMELİ ? - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 03 Jun 2023 21:12:32 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/bel-fitigi-olanlar-nelere-dikkat-etmeli-001421-20230604.png" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/bel-fitigi-olanlar-nelere-dikkat-etmeli-001421-20230604.png"/>
                    <enclosure url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/bel-fitigi-olanlar-nelere-dikkat-etmeli-001421-20230604.png" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Yeme İsteği ile Baş Etmek İçin Neler Yapmalıyız?]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.adanagundemi.com/haber-yeme-istegi-ile-bas-etmek-icin-neler-yapmaliyiz-10777.html</guid>
                    <link>https://www.adanagundemi.com/haber-yeme-istegi-ile-bas-etmek-icin-neler-yapmaliyiz-10777.html</link>
                    <description><![CDATA[Beslenme Danışmanı Yasemin Özen İpek konu hakkında bilgiler verdi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Beden kitle indeksinin, yağ ve kas oranının dengeli olması sağlıklı bedene işarettir. İdeal fizik 90-60-90 demek değildir, bu tamamen bir algıdır işte bu sebepten yeme bozuklukları. Boy ve kilo oranının obez sınırda olmaması, yeterli ve dengeli beslenme ile mümkündür.

Beden kitle indeksi nasıl hesaplama formülü;&nbsp;Beden kitle indeksi (BKİ), vücut ağırlığının (kg), boy uzunluğunun metre cinsinden karesine bölünmesiyle hesaplanır. İdeal ağırlık ise ulaşılmak istenen VKİ'nin, boy uzunluğunun karesi ile çarpılmasıyla elde edilir.
gaziantep rus escort

Son yıllarda hızlı yaşama uyum adı altında, değişime uğrayan yeme alışkanlıklarıyla birlikte hem gelişmiş hem de gelişmemiş olan toplumlarda yaşanan en büyük sağlık problemlerinden biri kilo artışının fazla olması yani obezitedir. Obezite genel tanımla vücudun yağ kütlesinin yağsız kütleye oranının aşırı artması neticesinde vücut ağırlığının boy uzunluğuna göre istenilen seviyenin üzerinde bir değere ulaşmasıdır. Yetişkin bir kadında vücut ağırlığının % 20 ile 25’i arası yetişkin bir erkekte ise % 15 ile 18 arası yağ dokusundan oluşmaktadır.

Bu verilen ölçüler normal değerlerdir. Bu değer kadınlarda %30’un erkeklerde ise %25’in üzerine çıkarsa kişi obez olarak kabul edilir. Ülkemizde de son yıllarda obezite rakamlarında artış gözlenmektedir.

Peki sürekli oluşan yeme isteğini durdurmaya başlamak için nasıl adım atılmalıdır ?

Öncelikle tokluk hissinin uzatılması gerekmektedir. Bozulmuş açlık şekeri, yanlış gıdalar ve paketli beslenme tokluk hissinden ziyade sadece ye beni hormonlarını çoğaltmakta ve bitmek bilmeyen açlık sonucu bedende yükler artmaktadır .

Spor, hareket, su tüketimi, sedanter yaşam da obezitenin davetiyecisidir. Fakat şuan tok tutan besinlerden önce bedenimizi ele geçiren katkılardan arınmaya başlayarak süreci kontrol altına almalısınız .

Sağlıklı beslenme sürecine başlarken dikkat ertmeniz gerekenler ;

· Öğünlerden 30 dk önce 2 bardak ve öğünden 1 saat sonra 1 bardak su içmeyi ihmal etmemelisiniz.

· Tüm gün aç kalmamaya özen göstermelisiniz ki, düşen kan şekerinizi yiyeceklere saldırıp birden yükseltmemelisiniz.

· Akşam yemeklerinde karbonhidat tüketimini sınırlandırmalı sebze ve salata ağırlıklı beslenmelisiniz.

· Öğünleri uzun uzun çiğnemeli ve sofradan 20 dk. Dan önce kalkmamalısınız. Beynin tokluk sinyalini 20. Dk da başlıyor.

· Porsiyon kontrolü önemlidir, tabak tabak nohut, baklagil, et, peynir yemek bedeninizdeki kolestrol, yağ oranınızı arttırmaktadır.

· Lifli gıdalar ile beslenmelisiniz.

&nbsp;

Yulaf:&nbsp;Yüksek lif içerir, su tutar ve bu saye oldukça doyurucudur.

Çorba:&nbsp;Sıvı özellikteki besinlerin mideden çıkışı daha yavaştır. Bu besinler daha uzun süreli tokluk hissi verir.

Sebzeler:&nbsp;Yüksek hacimli ve yağ oranı olmayan, kalorisi oldukça az olan brokoli, pırasa, havuç veya karnabahar gibi farklı türlerdeki sebzeler tokluk süreninizi uzatacaktır .

Baklagiller:&nbsp;Nohut, bezelye, fasulye, barbunya gibi protein ve lif yönünden zengin baklagiller, uzun süreli tokluk sağlamaktadırlar.

Tam tahıllar:&nbsp;Tam buğday, Çavdar gibi tam tahıllar içeriklerindeki yüksek lif sayesinde beyaz unla kıyaslandığında tok tutucu özellikleri çok daha fazladır.

&nbsp;

Yukarıda saydığım besinler tanı konulmuş rahatsızlığı ve ilaç besin etkileşimine dikkat edilerek tüketilmelidir. Bu besinleri öğünlerinize eklediğinizde kan şekeriniz dengelenecek, tokluk süreniz uzayacak ve bağırsak – mide mukozanız şifalanacaktır.


&nbsp;


Vücut Kitle İndeksi (VKİ) = Vücut Ağırlığı (kg.) / Boy uzunluğunun karesi (m2.)

&nbsp;

· 18,5 kg/m2 ve daha düşük değerler = Zayıf.

· 18,5 ve 24,9 kg/m2 arasındaki değerler = Normal ağırlıkta.

· 25,0 ve 29,9 kg/m2 arasındaki değerler = Kilolu.

· 30,0 ve 34,9 kg/m2 arasındaki değerler = 1. derece obezite.

· 35,0 ve 39,9 kg/m2 arasındaki değerler = 2. derece obezite.


 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.adanagundemi.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Yeme İsteği ile Baş Etmek İçin Neler Yapmalıyız? - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 19 Mar 2023 20:03:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/yeme-istegi-ile-bas-etmek-icin-neler-yapmaliyiz-230604-20230319.png" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/yeme-istegi-ile-bas-etmek-icin-neler-yapmaliyiz-230604-20230319.png"/>
                    <enclosure url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/yeme-istegi-ile-bas-etmek-icin-neler-yapmaliyiz-230604-20230319.png" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[“İlk haftalarda deprem anını tekrar yaşamak doğal bir tepki"]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.adanagundemi.com/haber-ilk-haftalarda-deprem-anini-tekrar-yasamak-dogal-bir-tepki-10751.html</guid>
                    <link>https://www.adanagundemi.com/haber-ilk-haftalarda-deprem-anini-tekrar-yasamak-dogal-bir-tepki-10751.html</link>
                    <description><![CDATA[haber]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Felaketlerden sonra aşırı korku, çaresizlik, dehşete düşme, şok, duyguları hissedememe, tepkisizlik, ağlayamama ya da çok ağlama, suçluluk, iştah sorunları, deprem anını sürekli tekrar yaşıyor gibi hissetmenin doğal olduğunu söyleyen Medical Park Karadeniz Hastanesi’nden Psikiyatri Uzmanı Dr. Sevilay Kantekin, “Travmaya maruz kalan çoğu kişi için bu tepkiler çoğunlukla olaydan sonraki ilk haftalarda ortadan kalkacaktır. Bu süreçte pek çok kişi, bir tedaviye ya da müdahaleye gerek kalmadan doğal bir şekilde olay öncesi haline dönebilir. Doğal uyum sürecine saygı göstermek gerekir. İlk günlerde öncelikle temel ihtiyaçlar sağlanmalıdır” dedi.

&nbsp;
1xbet

Deprem gibi doğal afetlerin bireyi, aileyi ve toplumu etkileyen acı verici olaylar olduğunu belirten Medical Park Karadeniz Hastanesi’nden Psikiyatri Uzmanı Dr. Sevilay Kantekin, böylesine acı olayların fiziksel olarak maruz kalanlar kadar izleyici olarak maruz kalanlarda da benzer etkiler yaratabileceğini söyledi.

Her bireyin bu üzüntü verici olaylar karşısında maruz kaldığı olayın büyüklüğüne, kendi kültürüne, geçmiş deneyimlerine, daha önce benzer travmatik olayları yaşayıp yaşamadığına, yaşı ve daha pek çok kişisel değişkene bağlı olarak farklı tepkiler verebileceğine dikkat çeken Uzm. Dr. Sevilay Kantekin, önerilerde bulundu.&nbsp;

AŞIRI KORKU VE ÇARESİZLİK HİSSEDİLMESİ NORMAL

Uzm. Dr. Sevilay Kantekin, yaşanan travmanın ardından akut dönemde ortaya çıkabilecek olağan ve bazı rahatsız edici tepkileri şöyle sıraladı:

“Aşırı korku, çaresizlik ve dehşete düşme hisleri, şok, duyguları hissedememe, tepkisizlik, ağlayamama ya da çok ağlama suçluluk, iştah sorunları, olayı tekrar tekrar anlatma ya da olayla ilgili konuşmayı istememe, deprem olayını sürekli tekrar yaşıyor gibi hissetme, deprem olayını hatırlatan yerlerden ya da durumlardan kaçınmak, Uykusuzluk, sinirlilik, çabuk öfkelenme, aşırı irkilme, çarpıntı, titreme, nefes almakta zorluk gibi aşırı gerginlik belirtilerini yaşamak.” &nbsp;

Travmaya maruz kalan çoğu kişi için bu tepkilerin çoğunlukla olaydan sonraki ilk haftalarda zamanla ortadan kalktığının altını çizen Uzm. Dr. Kantekin, “Bu süreçte pek çok kişide bir tedaviye ya da müdahaleye gerek kalmadan doğal bir şekilde olay öncesi haline dönebilir. Doğal uyum sürecine saygı göstermek gerekir. İlk günlerde öncelikli olarak temel ihtiyaçlar sağlanmalıdır” diye konuştu.

DUYGULARINIZI BASTIRMAYA ÇALIŞMAYIN

Uzm. Dr. Kantekin, depremi bizzat yaşayan ya da tanık olan kişilere kendilerini daha iyi hissetmelerini sağlayacak şu önerilerde bulundu:

“Duygularınızı, üzüntünüzü bastırmaya çalışmayın. Çevrenizdeki insanlarla paylaşmaya çalışın. İlk günlerde uykusuzluk, çarpıntı, iç sıkıntısı gibi çeşitli kaygı belirtileri olabilir. Bu nedenle sakinleştirici, yatıştırıcı ilaç ya da alkol almayın, uykunuz günler içinde düzelecektir. Çok yoğun endişe hissediyorsanız, nefes ve gevşeme egzersizleri yapabilirsiniz. Ancak bu yakınmalar bir iki hafta içinde azalmıyorsa, yaşamını güçleştiriyorsa, baş etmekte zorlanıyorsanız ruh sağlığı uzmanına başvurmalısınız.&nbsp; Bu süreçte kendinize kayıplarınız için yas tutma ve üzülmeye izin verin, bu en doğal hakkınızdır. Daha iyi hissetmek için biraz zamana ihtiyacınız olacaktır. Duygularınızla inişler çıkışlar olabilir. Bilin ki, yalnız değilsiniz, yaşadıklarınızın deneyimleyen herkes sizinle benzer duygular yaşıyor.”

AİLENİN TEPKİLERİNE HAZIRLIKLI OLUN&nbsp;

Yakın akrabaların ilk tepkileri hissizlik, şok veya inanmama olabileceğini; sonrasında bu tepkilerin inkâr, öfke veya acı, suçlama, üzüntü ve suçluluk hissi gibi duygu ve davranışlara dönüşebileceğini belirten Uzm. Dr. Kantekin, “Aile üyelerinin duygusal tepkilerini yorumlamaktan, eleştirmekten ve söyleyebileceklerine karşı savunmaya geçmekten kaçının. &nbsp;Yakın akrabaya dokunmak ve sarılmak uygun olabilir, fakat onların rahatı veya rahatsızlığı konusunda uyanık olun, kültür, yaş ve cinsiyet farklarına saygılı olun. Yakın akrabanın özel odanın güvenli ortamında bu haberi sindirmesine izin verin” dedi.&nbsp;

‘GÜÇLÜ OLMALISIN’ GİBİ SÖZLERDEN KAÇININ

Yas sürecinde olan kişilere yaklaşırken de dikkatli olunması gerektiğini işaret eden Uzm. Dr. Kantekin, acıyı azaltmak için kişilere söylenen ‘Güçlü olmalısın’, ‘Hayat devam ediyor’, ‘Yakında geçecek, bitecek’, ‘Çocukların için ayakta kalmalısın’ gibi klişe sözlerden kaçınılması gerektiğini belirterek bunun yerine yaşanan duyguları içtenlikle anlamaya ve paylaşmaya çalışılması önerisinde bulundu.

HERKESİN BAŞA ÇIKMA YOLU FARKLIDIR

Kişilerin bu süreçte beden bakımlarına özen göstermeye çalışarak daha önce kendilerini rahatlatan şeyler neyse onları yapmaya çalışmalarının da etkili olabileceğini belirten Uzm. Dr. Kantekin, “Herkesin farklı ihtiyaç ve baş etme tepkileri vardır. Kimisi dua etme, meditasyon yapma, yürüyüş yapma gibi başa çıkma yollarına ihtiyaç duyarken; bir başkası sohbet etme yakınlarıyla bir arada olma ihtiyacı içinde olabilir. Hepsi kabul edilebilir, hepsi normaldir” dedi.&nbsp;

YANLIŞ BİLGİLENDİRMELERE KARŞI DİKKATLİ OLUNMALI

Yas sürecindeki kişileri zamanla olumlu etkileri dikkate alınarak çalışma yaşamına yönlendirmek, öğrencileri okula devam etmeleri için desteklemek, çalışmayanları, yaşlıları ve ev kadınlarını yeni ilgi ve uğraşı alanları bulmaları için teşvik etmenin de faydalı olabileceğini sözlerine ekleyen Uzm. Dr. Kantekin, “Afet ve travmalardan sonra insanlar bir suçlu arama eğiliminde olabilirler. Söylentilere, tek bir kişi ya da grup sebebiyle bu kişileri günah keçisi haline getirecek haberler ve dedikodulara karşı dikkatli olun. Bu tür basit dedikodulardan doğaüstü açıklamalara kadar geniş bir yelpazede olan bu söylentiler toplumsal bölünmelere neden olabilmektedir” diyerek açıklamalarını sonlandırdı.&nbsp;

&nbsp;

Kaynak: (BYZHA) - Beyaz Haber Ajansı
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.adanagundemi.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[“İlk haftalarda deprem anını tekrar yaşamak doğal bir tepki" - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 23 Feb 2023 09:44:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/23022023134625_c6cd5c49cb0831714b3167e6bbd4baa4.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/23022023134625_c6cd5c49cb0831714b3167e6bbd4baa4.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/23022023134625_c6cd5c49cb0831714b3167e6bbd4baa4.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Yalnız Değilsiniz: Sohbet Ederek Arkadaş Edinin]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.adanagundemi.com/haber-yalniz-degilsiniz-sohbet-ederek-arkadas-edinin-10730.html</guid>
                    <link>https://www.adanagundemi.com/haber-yalniz-degilsiniz-sohbet-ederek-arkadas-edinin-10730.html</link>
                    <description><![CDATA[Mecidiyeköy Escort'de yalnız kalmışsanız, artık endişelenmenize gerek yok. ]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ &nbsp;

Mecidiyeköy Escort'de yalnız kalmışsanız, artık endişelenmenize gerek yok. İnsanlarla tanışmanın en kolay yollarından biri, sohbet etmektir. Mecidiyeköy Escort'de, kafe ve restoranlarda yalnız oturmayın, yanı başınızdaki insanlarla konuşun. Eğer sosyal medya kullanıyorsanız, Mecidiyeköy Escort'de yaşayanlar için açılmış gruplara katılın. Bu gruplar sayesinde yeni insanlarla tanışabilirsiniz.

Mecidiyeköy Escort'deki etkinliklere katılarak da insanlarla tanışabilirsiniz. Bir etkinlikte önceden hiç tanımadığınız birisiyle ortak bir konuda sohbet etmek güzel bir başlangıç olabilir.

Mecidiyeköy Escort'de Yalnız Kalmayın

Mecidiyeköy Escort gibi büyük bir şehirde yalnız kalmak oldukça sıkıcı olabilir. Ancak, yalnız kalmamak için birçok seçenek bulunmaktadır. Belki iş seyahati veya aile ziyareti nedeniyle yalnızsınız, belki de henüz insanlarla tanışacak fırsatınız olmadı. Mecidiyeköy Escort'de yalnız kalmak istemiyorsanız, birçok yöntemle yeni arkadaşlar edinebilirsiniz.

Yeni arkadaşlar edinmek, Mecidiyeköy Escort'deki yalnızlığınızdan kurtulmanın en kolay yollarından biridir. Yeni insanlarla tanışmanın en basit yolu, onlarla sohbet etmektir. Bu nedenle, bulunduğunuz ortamdaki insanlarla konuşmaya başlamak, yeni arkadaşlar edinmenizi kolaylaştıracaktır.

Mecidiyeköy Escort'de Sohbet Ederek Arkadaş Edinin

Mecidiyeköy Escort'de sohbet ederek arkadaş edinmenin en kolay yolu çevrenizdeki insanlarla rastgele sohbet etmek. Bu amaçla kafelere, restoranlara veya parklara gidip yanınızdaki insanlarla konuşmaya başlayabilirsiniz. Mesela, aynı kafede oturan birisiyle ortak bir konuyu konuşmak için ilk adımı siz atabilirsiniz. Belki sizi de tanımak isteyen insanlar vardır.


	Başlarda susarsanız, insanlarla tanışmak zor olabilir.
	Sohbete başlamak için ortak bir konu bulun, örneğin yanınızdaki insanın okuduğu kitapla ilgili bir soru sorabilirsiniz.
	Güler yüzlü ve samimi davranarak kendinizi tanıtın.
	Birisi size cevap vermiyorsa, bu sizi üzmek yerine farklı birisiyle konuşmayı deneyin.


Mecidiyeköy Escort'de sohbet etmek için başka seçenekler de var. Örneğin, sosyal medya gruplarına katılabilirsiniz. Mecidiyeköy Escort'de yaşayanlar için açılmış birçok grup bulunuyor. Bu gruplara katılın ve farklı insanlarla tanışın. Ayrıca, Mecidiyeköy Escort'de düzenlenen etkinliklere katılarak da yeni insanlarla tanışabilirsiniz. Bu etkinliklerde ortak bir konu üzerinde buluşmanız kolaylaşacağı için sohbet etmek de daha kolay olacaktır.

Kafe ve Restoranlarda Yalnız Bırakmayın Kendinizi

Mecidiyeköy Escort'de yalnız kalmak hiç kolay değildir. https://sisliden.com/ Ancak kafe ve restoranlar bu durumdan kurtulmanın en kolay yolu olabilir. Yalnız başınıza oturduğunuzda yanınızda oturan insanlardan birisiyle konuşarak yeni bir arkadaşlığın temelini atabilirsiniz. Belki de yanınızdaki kişi de yalnız kalmaktan hoşlanmıyordur ve sizinle konuşmaya ihtiyacı vardır.

Mecidiyeköy Escort'deki kafeler ve restoranlar, genellikle tek başına zaman geçiren insanlar tarafından tercih edilen yerlerdir. Bu nedenle yanınızda oturan kişiler de yalnız olabilirler. Onların karşısına geçerek birkaç kelime etmekle birlikte güzel bir sohbet başlatabilirsiniz. Yeni arkadaşlıklar, bu şekilde çok kolay oluşabilir.


	Yanınzaki kişiye sonradan veda etmek istiyorsanız, telefon numarası ya da sosyal medya hesaplarını alabilirsiniz.
	Eğer siz de yalnızsanız, daha rahat bir ortam tercih etmek için kahve ya da restoranın terasına da çıkabilirsiniz.


Yaklaşık 5-10 dakika süren bir sohbet bile sizlere yeni bir arkadaşlık kapısını aralayabilir. Kendinize bir fırsat yaratın ve Mecidiyeköy Escort'deki kafeleri ve restoranları ziyaret ederek farklı kişilerle tanışın.

Sosyal Medya Gruplarına Katılın

Mecidiyeköy Escort'de yalnız kalmaktan sıkıldıysanız, sosyal medya gruplarına katılarak yeni insanlarla tanışabilirsiniz. Facebook ve Twitter gibi sosyal medya hesaplarında Mecidiyeköy Escort'de yaşayanlar için oluşturulmuş grupları bulabilirsiniz. Bu gruplar aracılığıyla ortak ilgi alanlarına sahip insanlarla tanışabilir, etkinliklere katılabilir ve yeni arkadaşlıklar kurabilirsiniz.

Ayrıca, söz konusu gruplarda paylaşılan ilanlara göz atarak, ev arkadaşı veya iş arkadaşı arayanları bulabilirsiniz. Sosyal medya, Mecidiyeköy Escort'de yalnız kalanlar için yeni arkadaşlıklar kurmak için oldukça etkili bir araçtır. Ancak, dikkatli olmanızda fayda var. Tanıştığınız insanlarla gerçek hayatta da tanışmak ve buluşmak önerimizdir.

Özellikle pandemi koşulları nedeniyle, buluşmalarınızı açık havada gerçekleştirerek ve sosyal mesafe kurallarına uyarak yapmanız önemlidir. Ayrıca, iş ya da ev arkadaşı ararken de güvendiğiniz, referans alabileceğiniz kişilerle görüşmeniz önerilir.

Mecidiyeköy Escort'de sosyal medya gruplarına katılarak yeni insanlarla tanışmanın yanı sıra, farklı etkinliklere katılarak da sosyal yaşantınızı canlandırabilirsiniz. Kendinize yeni fırsatlar yaratın ve Mecidiyeköy Escort'de yalnız kalmayın.

Mecidiyeköy Escort'deki Etkinliklere Katılın

Mecidiyeköy Escort'de gerçekleştirilen etkinliklere katılmak, yeni insanlarla tanışmanızı sağlayacak harika bir seçenek olabilir. Mecidiyeköy Escort Belediyesi tarafından düzenlenen etkinlikler, yılın her dönemi farklı konulara odaklanıyor. Konserler, sergiler, seminerler, atölye çalışmaları ve daha pek çok etkinlikle karşılaşabilirsiniz. Bu etkinliklerin birçoğu ücretsiz olmasına rağmen, bazıları için ücret ödemeniz gerekebilir.

Etkinliklere katıldığınızda, ortak bir ilgi alanı üzerinde buluştuğunuz insanlarla tanışabilirsiniz. Ortak bir konu üzerinde sohbet ederek, yeni arkadaşlıklar kurabilirsiniz. Ayrıca etkinliklerin organize edildiği mekanlarda da insanlarla tanışma fırsatı yakalayabilirsiniz.


	Mecidiyeköy Escort Belediyesi tarafından düzenlenen etkinliklere internet sitesi üzerinden kayıt olabilirsiniz.
	Mecidiyeköy Escort'deki kültür merkezleri ve sanat galerilerinde gerçekleştirilen etkinliklere ücretsiz olarak katılabilirsiniz.
	Spesifik bir konuya odaklanılan etkinliklere katılmak, ortak bir ilgi alanı üzerinde buluşmanızı kolaylaştıracaktır.


Mecidiyeköy Escort'de düzenlenen etkinlikler, kendinize bir fırsat yaratmanız için harika bir seçenek olabilir. Hem eğlenmenizi hem de yeni insanlarla tanışmanızı sağlayacak bu etkinlikleri takip ederek, sosyal çevrenizi genişletebilirsiniz.

Özet

Mecidiyeköy Escort'de yalnız kalarak sıkıntı yaşayan insanlar için çok sayıda seçenek mevcut. Kafe ve restoranlarda otururken yanınızdaki insanlarla rahatlıkla sohbet edebilirsiniz. Sosyal medya gruplarına üye olarak Mecidiyeköy Escort'de yaşayan diğer insanlarla iletişim kurabilir ve ortak ilgi alanlarınızı paylaşabilirsiniz. Ayrıca Mecidiyeköy Escort'de gerçekleştirilen etkinliklere katılarak insanlarla daha yakından tanışabilirsiniz.


	Kafe veya restoranlarda otururken yanınızdaki insanlarla rahatlıkla sohbet edebilirsiniz.
	Sosyal medya gruplarına katılıp Mecidiyeköy Escort'de yaşayan diğer insanlarla iletişim kurarak ortak ilgi alanlarınızı paylaşabilirsiniz.
	Mecidiyeköy Escort'de gerçekleştirilen etkinliklere katılıp, insanlarla daha yakından tanışabilir ve yeni arkadaşlar edinebilirsiniz.


Yalnız olmak sıkıcıdır fakat Mecidiyeköy Escort'de tek başınıza kalmak zorunda değilsiniz. Kendinize zaman ayırarak Mecidiyeköy Escort'de yeni arkadaşlar edinebilir ve sosyal hayatınızı renklendirebilirsiniz.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.adanagundemi.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Yalnız Değilsiniz: Sohbet Ederek Arkadaş Edinin - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 09 Feb 2023 05:38:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/"/>
                    <enclosure url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Deprem Korkusu Neden Olur? ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.adanagundemi.com/haber-deprem-korkusu-neden-olur-10729.html</guid>
                    <link>https://www.adanagundemi.com/haber-deprem-korkusu-neden-olur-10729.html</link>
                    <description><![CDATA[Psikiyatri Uzmanı Dr. Tuba Erdoğan konu hakkında bilgiler verdi. ]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Deprem, sonuçlarını öngöremediğimiz bir doğal afet olarak tanımlanabilir. Dolayısıyla, kontrolümüz dışında gelişen olayların korku duygumuzu tetiklemesi oldukça doğaldır. Deprem korkusu ise bir diğer adıyla ‘seismophobia’, ölüm ve kaybetme fobisi ile ilişkilendirilebilir. Diğer pek çok fobide tehdit unsuru, kendi hayatımızla alakalı karşı karşıya kaldığımız durumlar iken; burada tehdit unsuru ailemizi ve yakın çevremizi kaybetme ihtimalimiz ile ilişkilidir.&nbsp;

Sismofobinin Nedenleri&nbsp;

Deprem eğilimli bölgelerde yaşayan insanların bu aşırı deprem korkusunu geliştirmesi muhtemeldir.&nbsp;

*Depremler durdurulamaz doğal afetlerdir.&nbsp;Genellikle büyük çapta mal ve can kaybına neden olurlar.&nbsp;

*Sismofobik bireylerin çoğunda korku, geçmiş korkunç bir deprem deneyiminden (kişinin can kaybı veya mali kayıplar yaşamış olabileceği) kaynaklanır.&nbsp;Bu, ömür boyu sürecek Sismofobiyi tetikleyebilir.&nbsp;

*Ayrıca insanların günlerce, hatta haftalarca enkaz altında kaldığı depremlerle ilgili haberleri de okuyor veya duyuyoruz.&nbsp;Bu tür raporlar doğal olarak endişeli kişilerde aşırı bir deprem korkusu geliştirmelerine neden olabilir.&nbsp;

*Sismik faaliyetlerin sıklıkla yaşandığı bölgelerde, jeologlar tahliye yoluyla tahribatı en aza indirmek için büyük olayları izlerler.&nbsp;Çoğu insan için evden ayrılmak hoş bir değişiklik değildir.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;

Deprem korkusunu gösterebilecek davranışlar&nbsp;

Hayatta kalma içgüdüsüne bağlı olarak ortaya çıktığı için deprem korkusu doğaldır; ancak, insanların bu olayla ilgili olarak benimsediği ve sismofobi belirtileri gösterebilecek bazı davranışlar vardır. Bunlar arasında:&nbsp;

*Birkaç hafta geçmesine rağmen sürekli korku.&nbsp;

*Deprem korkusu ve sosyalleşme isteğinin azlığı nedeniyle izolasyon.&nbsp;

*Güvensizlik nedeniyle plan veya faaliyetlerin değiştirilmesi.&nbsp;

*Olayla ilgili yinelenen düşünceler.&nbsp;

Sismofobi ile başa çıkmak için öneriler nelerdir?&nbsp;

*Hissettiğiniz korku hakkında yakın bir kişiyle konuşun.&nbsp;

*Durdurmaya çalışmak için olumsuz ve korkulu düşünceleri tanımlayın.&nbsp;

*Bazı nefes teknikleri uygulayın.&nbsp;

*Psikolojik tedavi üzerinde çalışmak için bir profesyonel bulun.&nbsp;

Deprem Korkusu Nasıl Geçer?&nbsp;

Kendini depremler hakkında eğitmek, Sismofobiyi yenmenin en iyi yollarından biridir.&nbsp;Kişi aşırıya kaçmadan evini ve ailesini korumanın yollarını belirleyebilir. Derin nefes alma ve 10 dakikalık günlük meditasyon gibi kendi kendine yardım teknikleri de kişinin kaygı ataklarıyla başa çıkmasına yardımcı olabilir.&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.adanagundemi.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Deprem Korkusu Neden Olur?  - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 09 Feb 2023 05:26:12 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/deprem-korkusu-neden-olur-nelere-dikkat-edilmeli-083006-20230209.png" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/deprem-korkusu-neden-olur-nelere-dikkat-edilmeli-083006-20230209.png"/>
                    <enclosure url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/deprem-korkusu-neden-olur-nelere-dikkat-edilmeli-083006-20230209.png" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Sosyal Medyada Bulunan Şok Diyetlere Dikkat! ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.adanagundemi.com/haber-sosyal-medyada-bulunan-sok-diyetlere-dikkat-10674.html</guid>
                    <link>https://www.adanagundemi.com/haber-sosyal-medyada-bulunan-sok-diyetlere-dikkat-10674.html</link>
                    <description><![CDATA[Diyetisyen Rıdvan Arslan konu hakkında bilgiler verdi. ]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ &nbsp;

&nbsp;

Sosyal medya geniş kitleye sahip olan, kullanıcılar arasında çift yönlü etkileşim imkânı sağlayan ve internet temelli platformları kapsar. Günümüzde yaklaşık 3,5 milyar sosyal medya kullanıcısı bulunmaktadır. Sosyal medyada kişiler her bilgiye rahatlıkla ulaşabilmektedir. Sağlık alanında da birçok bilgiye sosyal medya sayesinde erişim sağlanır. Hastalıkların önlenmesi, hastalıklar hakkında bilgi, beslenme veya diyet gibi birçok bilgi sosyal medya sayesinde elimizin altındadır. Sosyal medya sayesinde her ne kadar sınırsız bilgiye ulaşsak da zayıflamaya yönelik bilinçsizce paylaşılan şok diyetlerin insan sağlığı üzerinde olumsuz bir etkiye sahiptir.&nbsp;

Sosyal medyadaki yeni güzellik anlayışı kişilerin yeme tutum ve davranışlarını olumsuz yönde etkileyebilmektedir. Obezite prevalansının da günden güne artmasıyla zayıflama diyetlerine olan ilgiyi artmıştır. Özellikle genç kullanıcıların zayıflama ve diyet hakkındaki merakları oldukça fazladır. Sık sık beslenme ile ilgili bilimsel olmayan sadece dikkat çekmek amacıyla yazılan birçok yazıya rastlamaktayız. Çoğu insan ise popülerleşen bu bilgileri hayatlarına uyarlamaktan kaçınmayıp sağlıklarıyla oynamaktadır.&nbsp;

Beslenme alanında uzman olmayan rastgele insanlar şok diyet adı altında maalesef ki düşük kalorili diyetleri sosyal medya aracığı ile insanlarla paylaşmaktadır. Ne yazık ki her yaştan bireyin olduğu gibi gençler de bu oyuna geliyor. Haftada 3-5 kilogram vaat eden diyetleri uygulamaktan kaçınmıyorlar. Şok diyetler düşük kalori ve tek tip diyetlerdir. Kişiler bu diyetler sonucunda hızlıca kilo verse de kas ve su kay kaybettiklerinin farkında değiller. Şok diyetler ciddi anlamda insan sağlığını olumsuz etkilemektedir. Bu tür diyetler sürdürülebilir değildir. Şok diyetler sonucunda verilen kiloların ise kat ve kat daha fazlası kısa süre içerisinde geri alınmaktadır. Hızlı verilen kiloların hızlı bir şekilde geri alınacağı unutulmamalıdır. Özellikle hızlı kilo verme kişinin metabolizmanın yavaşlamasına ve bağışıklığının düşmesine neden olur. Vücudun hastalıklara karşı direnci azalır ve hasta olmaya yatkın hale gelir. Hızlı kilo alıp verme saç dökülmesi, kalp ritim bozuklukları, düşük tansiyon, kansızlık, adet düzensizliği, uyku bozuklukları, depresyon ve elektrolit dengesinde bozukluk gibi birçok sağlık sorununa olur. Ayrıca bu tür diyetlerde kas kaybı yaşandığından uygulayan kişide güç kaybı gözlemlenir.&nbsp;&nbsp;

Kilo verme süreci emek isteyen bir süreçtir ve sağlıklı beslenme yaşam tarzına uyarlanmadığı sürece verilen kiloların geri alınması kaçınılmaz bir durumdur. Sağlıklı ve sürdürülebilir diyetler uygulanmalıdır. Kilo verme sürecinde diyetisyenden destek almaktan kaçınılmamalıdır. Diyet listeleri kişiye özeldir ve her diyeti herkesin uygulamaması gerektiği bilinmelidir.&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.adanagundemi.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Sosyal Medyada Bulunan Şok Diyetlere Dikkat!  - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 15 Jan 2023 05:12:16 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/sosyal-medyada-bulunan-sok-diyetlere-dikkat-081340-20230115.png" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/sosyal-medyada-bulunan-sok-diyetlere-dikkat-081340-20230115.png"/>
                    <enclosure url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/sosyal-medyada-bulunan-sok-diyetlere-dikkat-081340-20230115.png" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Vitamin Eksikliği Neden Olur? Nelere Dikkat Edilmeli? ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.adanagundemi.com/haber-vitamin-eksikligi-neden-olur-nelere-dikkat-edilmeli-10673.html</guid>
                    <link>https://www.adanagundemi.com/haber-vitamin-eksikligi-neden-olur-nelere-dikkat-edilmeli-10673.html</link>
                    <description><![CDATA[Diyetisyen Muhammed Şahin konu hakkında bilgiler verdi. ]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 
&nbsp;

Bu öyle bir konu ki hayatımız için çok önemli bir çok kişinin fikir sahibi olduğu ama hiç kimsenin de tam olarak düzgün uygulayamadığı veya uygulamaların içinde çok fazla hatanın barındığı bir mesele.&nbsp;

&nbsp;

Vitamin eksikliğini anlatmadan önce vitamin nedir ne işe yarar kısaca ona değinmek istiyorum.&nbsp;

Vitaminler, doğal besin kaynaklarında bulunan, hücre yenilenmesine ve enerji üretimine yardımcı olan, vücudun günlük olarak belirli miktarlarda ihtiyaç duyduğu, yeterli olmadığı durumlarda dışardan takviye olarak alınması gereken&nbsp;düzenleyici ve direnç attırıcı maddelerdir. Daha basit anlatımla vitaminler vücudumuzun aksamadan çalışması için çok önemli maddelerdir diyebiliriz. Vitaminleri içinde çözündükleri maddeye göre suda eriyenler ve yağda eriyenler şeklinde iki gruba ayırabiliriz. Günümüzde tanımlanmış 13 adet vitamin vardır. Bunları doğal besinlerle alabiliyoruz ama artık günümüz koşullarında maalesef (yaşam şekli, verimsiz topraklarda yetişen besinler vb) sadece besinlerle aldığımız vitaminler ihtiyacımızı karşılayamayabiliyor.&nbsp;

&nbsp;

Vitamin eksikliği nasıl olur?&nbsp;

Söylediğim gibi bizler beslenmemizle doğal olarak besinlerin içinde bulunan vitaminleri alır ve kullanırız düzenli ve dengeli bir diyetle de genelde yeterli miktarda da alırız esasen ama şu an besinlerin pişirilme tekniklerinde, muhafaza ve taşınma yöntemlerinde veya üretildiği andan itibaren geçen süreçte başta c vitamini olmak üzere bir çok vitaminin kayba uğradığını da biliyoruz. Bunun yanı sıra artık toprağın da eski verimlilikte olmadığını ve besinlerin normalde içerdiklerinden daha az vitamin içerdiğini de biliyoruz. Hal böyle olunca işin içine bir de stres, hava kirliliği, vitamin ihtiyacını artıran faktörler (gebelik, spor, sigara vb) ve hepsinin üstüne bir de düzensiz beslenme ve yaşam şeklini de eklediğimizde vitamin eksikliği çıkması işten bile değil.&nbsp;

&nbsp;

Büyük resme baktığımızda besinlerin fakirleşmesi ve yaşam şeklimiz kaynaklı o içeriği fakirleşmiş olan besinleri bile düzenli ve dengeli tüketememek eksikliğin başlıca nedeni olarak karşımızı çıkıyor. Ayrıca mevsim geçişlerinde bağışıklığı güçlendirebilmek için ekstra ihtiyaç da olunca eksikliğin boyutu artabiliyor doğal olarak. Sonuç olarak hayatımızın dinamiğinde sürekli olan vitaminler vücudumuza bir şekilde sürekli olarak alınmalı (buradaki alınmalı hem besinlerden gelen hem de takviye olarak anlamında algılayınız öncelik her zaman besinler).&nbsp;

&nbsp;

Tabi ki hekiminize danışmadan asla gelişi güzel vitamin mineral kullanmayın bunun da zarar verici sonuçları olabilir bilinçsizce yapıldığında.


&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.adanagundemi.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Vitamin Eksikliği Neden Olur? Nelere Dikkat Edilmeli?  - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 15 Jan 2023 05:08:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/vitamin-eksikligine-neden-olur-nelere-dikkat-edilmeli-081016-20230115.png" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/vitamin-eksikligine-neden-olur-nelere-dikkat-edilmeli-081016-20230115.png"/>
                    <enclosure url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/vitamin-eksikligine-neden-olur-nelere-dikkat-edilmeli-081016-20230115.png" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Bu Bitkiler Stresi Azaltıyor!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.adanagundemi.com/haber-bu-bitkiler-stresi-azaltiyor-10672.html</guid>
                    <link>https://www.adanagundemi.com/haber-bu-bitkiler-stresi-azaltiyor-10672.html</link>
                    <description><![CDATA[Uzman Diyetisyen Aslıhan Küçük Budak konu hakkında bilgiler verdi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ &nbsp;

Sabahtan akşama kadar süren stresli yoğun günler; evde temizliği, ütüsü, yemeği, bebeği, işi derken gün içerisinde çok fazla yoruluyoruz ve bu işleri yetiştirebilmek için kendimizi farketmesekte strese sokuyoruz. Yetişmemiz gereken bir toplantı veya bir buluşmamız olduğu zaman bile vaktimiz trafikte geçiyorsa hemen telaşlanıyoruz. Günlük yaşam ritüelimizde ev, iş, aile derken aslında pek çok faktör bizi etkileyerek stres olmamıza sebep oluyor. En güzel vakitler olan akşam saatlerinde ise bitkilerin antidepresan özellikleri bizi bir miktarda da olsa rahatlatıp daha iyi ve kaliteli bir uyku sağlasa çok iyi olmaz mı? Bu etkiyi sağlayacak bitkiler ise;

&nbsp;

PAPATYA

Kas gevşetici özelliği ile mide kaslarını rahatlatıp, şişkinlik ve hazımsızlık çekenler için birebirdir. Kendinizi aşırı gergin, uykusuz ve yorgun hissettiğinizde kaslarda gevşeme sağlayarak rahatlamış olacaksınız. Papatya çayından sonra rahat ve derin bir uykuya hazır olun.

&nbsp;

MELİSA

Avusturya da sindirim problemleri dahil safra, karaciğer ve sinir sistemi bozuklukların tedavisi ve semptomların hafifletilmesinde kullanılmaktadır. Melisadan farklı olarak limonlu melisa adında farklı bir cins bitkide bulunmaktadır, bu melisa ile karıştırılmamalıdır. Bunun melisadan farkı limon araması bulunmaktadır. Yapılan çalışmalar limonlu melisa içeriğindeki maddeler sayesinde vücudu rahatlatıp, sinir sistemine etki ederek rahatlama sağladığı ve uykuya dalmayı kolaylaştırdığı görülmektedir.

&nbsp;

LAVANTA

Lavantayı koklamanız bile rahatlık sağladığını biliyor muydunuz? İçeriğinde uçucu yağlar sayesinde kaslarınız gevşeyecek, sinir sisteminiz etkilenerek rahatlamanızı sağlayacaktır. Çok yoğun aroması olduğundan dolayı az miktarda kullanmanız veya yaptığınız papatya veya melisa çayınızın içine küçük bir yaprağını koymanız yeterli olacaktır.

&nbsp;

KEDİOTU

Latince adı Valeriana officinalis olan kediotu içeriğinde yüzden fazla aktif madde bulundurmaktadır. Bu aktif maddelerin kişileri sakinleştirdiği, anksiyeteyi azalttığı, uyku problemi çekenler için etkili olduğu yapılan çalışmalarda kanıtlanmıştır. Uykuya dalma sürecini hızlandırıp, uyku zamanı ve kalitesini arttırmaktadır. Doğal antidepresan olan kediotu ilaçlar gibi bağlılık yapmamaktadır. Kökünün ve yapraklarının kullanıldığı bu bitki aynı zamanda kan basıncını düşürür ve kasları gevşetmektedir.

&nbsp;

SARI KANTARON

Adından da anlaşılacağı üzere sarı çiçekleri olan bu bitki stres ve yorgunluk çekenlerin başvuracağı bir diğer ilaçsız tedavi şeklidir. İçeriğinde bulunan hyperisin denilen bir madde sayesinde mutluluk hormonu salgılanmasına yardımcı olarak depresyonda olan kişileri rahatlatacak bir bitkidir. Stresi azaltır, kan basıncını düşürür ve adet sancılarına iyi gelmektedir. Fakat ilaç kullanan kişilerin uzman kişilere sormadan kullanmamasını öneririm. Aşırı kullanımına bağlı yan etkiler olarak baş dönmesi, mide bulantısı ve yorgunluk hissi görülecektir.

İlk tercihimiz ilaç kullanmak yerine doğal olan besinler ve bitkilerle tedavi etmek uzun süre ve daha etkili bir çözümdür. Ama unutulmamalıdır ki bitkilerin faydasını beklerken aşırı kullanımı bize zararını doğurabilir.


&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.adanagundemi.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Bu Bitkiler Stresi Azaltıyor! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 15 Jan 2023 05:04:42 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/bu-bitkiler-stresi-azaltiyor-080725-20230115.png" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/bu-bitkiler-stresi-azaltiyor-080725-20230115.png"/>
                    <enclosure url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/bu-bitkiler-stresi-azaltiyor-080725-20230115.png" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Dişlerimiz Neden Aşınır? Nelere Dikkat Etmeliyiz?]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.adanagundemi.com/haber-dislerimiz-neden-asinir-nelere-dikkat-etmeliyiz-10671.html</guid>
                    <link>https://www.adanagundemi.com/haber-dislerimiz-neden-asinir-nelere-dikkat-etmeliyiz-10671.html</link>
                    <description><![CDATA[Global Diş Hekimliği Başkanı Diş Hekimi Zafer Kazak konu hakkında bilgiler verdi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Yaşımız ilerledikçe gülümsediğimiz fotoğraflara baktığımızda gülüşümüzde tam olarak neden olduğunu anlayamadığımız değişimleri farketmeye başlarız. Dişlerimizin rengi daha mı koyu, gülümsediğimizde daha az mı gözüküyor, önceden daha parlak mıydı? Tüm bu soruların cevabı dişlerimizde zamanla kullanıma bağlı aşınma ve yıpranma olabilir.&nbsp;

&nbsp;

Dişlerimiz yediğimiz sert gıdaların yıkıcı etkisi, sıcak soğuk değişikliği, asitli gıdaların kimyasal etkisi altında ve diş sıkma gibi kötü alışkanlıklar sonucunda zamanla yıpranır ve aşınırlar. Bu etkiler sonucunda dişlerimizin boyu kısalmaya, gülümsediğimiz zaman daha az gözükmeye başlar. Doğal parlak ve cilalı mine dokusunun aşınması sonucu, dişler daha koyu renkli görünür ve tükettiğimiz renklendirici gıdalarla daha çabuk lekelenirler. Zamanla incelen ve yorulan mine dokusu, dişin en ince bölgesi olan diş eti kenarından hızla aşınır, özellikle soğuk ve şekerli gıdalar yerken hissedilen hassasiyetin oluşmasına sebep olur.&nbsp;

&nbsp;

Diş fırçalama alışkanlıklarımızın diş aşınması üstüne etkileri şu şekildedir.&nbsp;


	Diş Fırçalama Yöntemleri:&nbsp;Dairesel hareketle her diş yüzeyini eşit şekilde fırçalamak önemlidir.&nbsp;

	&nbsp;
	
	Diş Fırçalama Kuvveti:&nbsp;Özellikle dişeti kenarındaki hassasiyet yaratan alanların oluşmaması için aşırı kuvvet uygulayarak diş fırçalanmamalıdır. Yapılan araştırmalar fırçalama kuvvetinin artmasının dişlerini temizlenmesi üzerinde olumlu bir etki yaratmadığını göstermiştir.&nbsp;
	&nbsp;
	Diş Fırçalamaya Harcanan Süre:&nbsp;Fırçalama esnasında tüm dişlerin eşit süre fırçalanması gerekir. Özellikler diş arkında köşede yer alan köpek dişleri en uzun fırçalanan ve dolayısıyla en çok aşınan dişler olmaktadır.&nbsp;
	&nbsp;
	
	Diş Fırçalama Sıklığı:&nbsp;Yapılan çalışmalarda, diş fırçalama sıklığının ve dişle fırça arasındaki temas süresinin aşınma derecesini etkilediği gösterilmiştir. Günde 2 defadan fazla diş fırçalamanın, dişlerin aşınmasında etkili olabileceği düşünülmektedir. İyi bir oral hijyene sahip yaşlı bireylerde, derin aşınma lezyonlarının görülme nedeninin fırçalama sıklığıyla ilgili olduğu söylenebilir.&nbsp;
	&nbsp;
	Diş fırçalamanın başlatıldığı bölge ve dişlerin pozisyonları:&nbsp;Lezyonların daha çok ağzın sol tarafında görülme eğiliminin nedeni, toplumda sağ elini kullanan kişilerin baskın olmasındandır. Sağ elini kullanan kişiler fırçalama işlemine doğal olarak ağzın sol tarafından başlarlar. Yapılan çalışmalarda dişlerin dental arktaki pozisyonlarının aşınma ile ilişkili olduğu gösterilmiştir, eğer dişler arkın önünde konumlanmışlarsa travma ve aşınmaya daha fazla maruz kalmaktadır.&nbsp;
	&nbsp;
	Diş Fırçasının Şekli ve Kıl Sertliği:&nbsp;Diş fırçaları, kılların yapıldıkları materyalin tipi, sertliği, boyutları ve fırça başındaki yerleşimlerine bağlı olarak sayısız varyasyon gösterebilirler. Diş fırçalarının kılları yumuşak, orta sertlikte ve sert olarak sınıflandırılır. Yeni geliştirilen diş fırçalarında kıllar boyut olarak ve yerleşim açısından farklı şekillerde kombine edilirler. Fırça kılları ve diş macunu arasındaki etkileşim de çok önem taşımaktadır. Sert bir fırça, yumuşak olana göre standart bir macunla birlikte kullanıldığında daha aşındırıcıdır. Ağız içi durumunuza göre diş hekiminizin önereceği diş fırçalarını kullanmak uzun vadede diş aşınmasının önlemede önemlidir.&nbsp;
	&nbsp;
	
	Diş macunlarının aşındırıcı özelliği:&nbsp;Diş macunlarında bulunan aşındırıcılar, bakteriyal plağın hızlı ve etkin şekilde dişten uzaklaştırılmasında, bunun yanı sıra dişlerde meydana gelen renklenmelerin giderilmesinde önem taşırlar. Ayrıca diş macunu kullanımı temizleme etkisi sebebiyle, fırçalama süresini de oldukça azaltmaktadır. Fakat unutulmamalıdır ki fazla miktarda macun kullanımı bu aşındırıcılar sebebiyle dişte madde kaybına neden olabilirler. Bununla birlikte diş macunu, su ya da ağız sıvılarıyla yumuşatılmadan önce daha fazla aşınmaya neden olabilmektedir.&nbsp;
	&nbsp;
	Rutin diş hekimi muayenesinde tespit edilen diş aşınması için hekiminiz dişlerdeki aşınmanın devam etmesini engellemek ve dişleri korumak için koruyucu önlemler, kötü estetiğe ve hassasiyetle ile birlikte ağrıya sebep olacak kadar ilerlemiş durumlarda restoratif tedaviler planlayabilir.&nbsp;
	&nbsp;
	Koruyucu önlemler:&nbsp;
	



	Beslenme alışkanlıklarının değiştirilmesi:&nbsp;Asitli gıda ve içeceklerin, kabuklu sert gıdaların (sert beyaz leblebi gibi) tüketiminin azaltılması önemlidir.&nbsp;
	Diş fırçalama alışkanlıklarının değiştirilmesi:&nbsp;Diş hekiminizin önerdiği süre, sıklık, tekniğe ve diş fırçasıyla fazla kuvvet uygulamadan dişler fırçalanmalıdır.&nbsp;
	Koruyucu splint uygulanması:&nbsp;Diş sıkma alışkanlığı olan hastalara uygulanan koruyucu plak dişlerin birbiri üzerine uyguladığı kuvveti azaltarak aşınmayı engeller.&nbsp;
	
	Tedavi edici yöntemler:&nbsp;



	Hassasiyet olan dişlere uygulanan tedaviler:&nbsp;Aşınma sonucu incelmiş veya tamamen ortadan kalkmış mine dokusu hassasiyetin en temel sebebidir. İncelmiş mine bölgelerine diş hekimi tarafından uygulanan hassasiyet giderici vernikler ve LASER uygulamaları, oldukça başarılı sonuçları olan tedavilerdir. Mine dokusunun tamamen ortadan kalktığı bölgelerde estetik dolgu uygulamaları hem hassasiyeti hem de kötü estetiği ortadan kaldırır.&nbsp;
	&nbsp;
	Restoratif ve protetik tedaviler:&nbsp;Aşınmanın ileri derecede olduğu ağızlarda daha komplike tedaviler tercih edilmelidir. Bu tip durumlarda diş boyları kısalmış, alt ve üst çene ilişkisi değişmiş, diş renkleri koyulaşmıştır. Aşınmanın sebepleri belirlendikten sonra hekiminiz, uygun materyaller (Tedavi sonra aşınmanın devam etmemesi için) seçerek dişlere&nbsp;kuron ve köprü restorasyonları, onlay restorasyonları, lamina uygulamaları&nbsp;gibi tedavi seçeneklerinden oluşan doğru bir planlamayla dişleri eski sağlıklı form, renk boyut ve pozisyonuna gelmesini sağlayacaktır.&nbsp;
	&nbsp;

 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.adanagundemi.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Dişlerimiz Neden Aşınır? Nelere Dikkat Etmeliyiz? - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 15 Jan 2023 05:00:17 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/dislerimiz-neden-asinir-nelere-dikkat-etmeliyiz-080250-20230115.png" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/dislerimiz-neden-asinir-nelere-dikkat-etmeliyiz-080250-20230115.png"/>
                    <enclosure url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/dislerimiz-neden-asinir-nelere-dikkat-etmeliyiz-080250-20230115.png" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Kurban Bayramın da Metabolizmaya Dikkat!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.adanagundemi.com/haber-kurban-bayramin-da-metabolizmaya-dikkat-10603.html</guid>
                    <link>https://www.adanagundemi.com/haber-kurban-bayramin-da-metabolizmaya-dikkat-10603.html</link>
                    <description><![CDATA[Her özel günde olduğu gibi kurban bayramında da sağlığımız açısında dikkat etmemiz gereken çok önemli noktalar var hadi birlikte inceleyelim.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Diyetisyen Muhammed Şahin konu hakkında bilgiler verdi.

&nbsp;

En özel ibadetlerimizden biri olan kurban bayramı bizlere paylaşmayı öğreten gerçekten idrak ettiğimizde bizleri birbirimize ve Allah’a yakınlaştıran çok güzel bir ibadet.

&nbsp;

Tabi ki her özel günde olduğu gibi kurban bayramında da sağlığımız açısında dikkat etmemiz gereken çok önemli noktalar var hadi birlikte inceleyelim.

&nbsp;

Kurban etinin tüketim vakti ne zamandır?
&nbsp;

Ülkemizde genelde kurban kesilir kesilmez birkaç saat içerisinde tüketmek gibi bir alışkanlık var ama bu anlamda daha sağlıklı ve daha lezzetli bir tüketim yapabilmek adına etimizi en azından 24 saat kadar dinlendirmeliyiz. Neden dinlendirmeliyiz çünkü taze ette ölüm katılığı dediğimiz bir sertlik vardır ve bunun geçmesi için etimizi 24 saat kadar uygun koşullarda yani buzdolabında bekletmeliyiz. Bu dinlendirme sonrası pişireceğiniz et hem çok daha yumuşak hem de çok daha lezzetli olacaktır.

&nbsp;

Bayramda et tüketirken nelere dikkat etmeliyiz?
&nbsp;

Her besinde olduğu gibi ette de uygun muhafaza ve pişirme yöntemleri çok ama çok önemli kurban bayramı bu sene sıcak aylara denk geldiği için eti saklama koşullarının önemi bir tık daha artıyor. Hemen her besin bakteriyel olarak bozulma potansiyeline sahiptir ve bu potansiyel etlerde çok daha fazladır bu sebeple 0-4 derece arası buzdolabında uygun şekilde muhafaza ettiğimiz etimizi sağlıklı pişirme tekniği (haşlama, fırında veya ızgara en ideal olanlar) pişirip yanında muhakkak çiğ sebze yani salata ile birlikte tüketerek hem sağlıklı hem de lezzetli bayram sofraları oluşturabiliriz.

&nbsp;

Peki ne kadar et tüketmeliyiz ve etin kalorisi nedir?
&nbsp;

100 gram eti kalorisi yağlılık durumuna göre 150-250 kalori arasında değişmektedir. Et kaloriden bağımsız olarak da çok değerli bir besindir çünkü içinde vücudumuzun ihtiyaç duyduğu ve vücudumuzun yapıtaşı olan çok önemli proteinler ve amino asitler içerir.

&nbsp;

Kişiden kişiye cinsiyet, yaş, iş durumu, güncel kilo vb değerlere göre herkesin et ihtiyacı farklıdır bu sebeple kişiler az önce bahsettiğim durumları da göz önünde bulundurarak et tüketimlerini belirleyebilirler. Burada küçük bir uyarıda da bulunmak isterim her ne kadar et çok değerli bir besin olsa da aşırı tüketiminden kaçınmalıyız tüketim miktarı kişiden kişiye değişse bile tüketim sıklığı haftada 2 olacak şekilde ayarlanmalı ve muhakkak haşlanmış veya fırında kendi yağı ile pişirilmeye dikkat edilmeli.

&nbsp;

Mangalda et tüketirken nelere dikkat etmeliyiz?
&nbsp;

Bu yazının belki de en can alıcı kısmındayız malum bayramla beraber hem tatil hem de piknik sezonu. Mangalda et pişirmek doğru teknikler kullanılırsa sağlıklı bir tercihti baştan bunu söyleyebilirim. Eti pişireceğiniz ateşi özenle hazırlanması ve muhakkak köz halini alması gerekir alevlerle et pişirilmez köz olması lazım bu bir. Ayrıca çok yüksek ısı olduğu için eti&nbsp;ateşe çok yaklaştırmadan pişirmeliyiz yani köz ve et arasında en az 10-15 cm aralık olmalı aksi takdirde etiniz yanar ve o siyah kısımlar kanserojenik bileşiklerdir ve yenilmemelidir.

Pişirmeden önce ise daha yumuşak ve lezzetli olması için marinasyon (terbiye) işlemini tabi tutmanızı ise şiddetle tavsiye ederim. En sık kullanılan ve en ideal marinasyon malzemeleri süt, sirke ve zeytinyağıdır.

&nbsp;

Et sonrası hangi tür tatlılardan yemeliyiz?
&nbsp;

Bana sorarsanı et sonrası tatlı yemeyin çok net.

Ama bayram ve tatlı da tüketmek istiyoruz diyenler için şöyle özetleyebilirim. Bir kere yemekten sonra olmasın. Çok aç veya çok tok olmadığınız zaman dilimlerine tatlıyı eklerseniz daha iyi olacaktır. Tatlı çeşidine gelince şeker yükü ne kadar az ise o kadar iyi bu anlamda sütlü tatlılar ve özelikle mevsim ile ilgili olarak dondurma ön plana çıkıyor bayram süresince 2-3 porsiyon tatlıyı geçmemenizi tavsiye ederim.

&nbsp;

Bayramda beslenme önerileriniz nelerdir?
&nbsp;

Malum obezite ve beslenmeye bağlı bir çok sağlık parametresi almış başını gidiyor bu sebeple ağzımızdan giren lokmanın çeşidi miktarı sıklığı gün geçtikçe daha önemli hale geliyor. Örneğin obezite yani aşırı kilo problemi nüfusumuzun %30 dan fazlasını etkisi altına almış durumda bir o kadar da obez olmayan ama kilosu yüksek olan kişileri de hesaba kattığımızda nüfusun %60 tan fazlası kilo probleminden muzdarip. Bu gerçekten korkunç bir sayı ve maalesef artmaya da devam ediyor. Bu minvalden baktığımızda beslenmenin önemi ve alışkanlıklarımız çok önem kazanıyor.
&nbsp;

Ben burada bayramdan ziyade genel bir öneri yapmak isterim ve en son bayrama dair bir öneriyle de bağlayacağım cümlemi. Neden genel bir beslenme önerisi vermek istem sebep şu; beslenme sadece bayramda uyguladığımız bir şey değil yaşamımız boyunca beslenmek durumundayız ve ömür boyu sürecek olan bu meselede belli başlı doğru alışkanlıklarımız olursa sağlıklı bir yaşam sürebiliriz.

&nbsp;

Bu minvalde herkesin dikkat etmesi gereken 5 madde şöyle;
&nbsp;

-Bağırsak ve sindirim sistemi ve vitamin açısından sebze ve meyve tüketimi çok önemli

-Yine sindirim sitemi ve enerji açısından tam tahıllı ve kuru baklagilli beslenme tavsiye edilir

-Yeterli protein için hayvansal kaynaklı besin tüketin (et-yumurta-yoğurt)

-Her şey suyun içinde gerçekleşir yeterli miktarda su için

-Genel olarak rengarenk beslenmeye ve tabağınızda ya da günün sonunda bu çeşitlerden birkaçını tüketmiş olun.

&nbsp;

Bayrama özel kısma gelince zihninizi değil vücudunuzu dinleyerek tüketim yapın lütfen bayramda sınırlar belki bir miktar aşılabilir ama sonrasında muhakkak bir arınma ile hayatınıza devam edin.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.adanagundemi.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Kurban Bayramın da Metabolizmaya Dikkat! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 09 Jul 2022 09:31:59 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/kurban-bayramin-da-metabolizmaya-dikkat-123439-20220709.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/kurban-bayramin-da-metabolizmaya-dikkat-123439-20220709.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/kurban-bayramin-da-metabolizmaya-dikkat-123439-20220709.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[KURBAN ETİNİ ÇATAL,BIÇAKLA KARIŞTIRMAYIN !]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.adanagundemi.com/haber-kurban-etini-catalbicakla-karistirmayin-10597.html</guid>
                    <link>https://www.adanagundemi.com/haber-kurban-etini-catalbicakla-karistirmayin-10597.html</link>
                    <description><![CDATA[Dr. Fevzi Özgönül, ''Kurban etini, çatal bıçak gibi delici bir gereçle karıştırmayın yoksa etin içerisindeki su, fazlası ile dışarı çıkar böylece etin hem tadı hem de besin değeri kaybolur.''dedi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ ADANA GÜNDEMİ- Dr. Fevzi Özgönül, ''Kurban etini, çatal bıçak gibi delici bir gereçle karıştırmayın yoksa etin içerisindeki su, fazlası ile dışarı çıkar böylece etin hem tadı hem de besin değeri kaybolur.''dedi.

Kurban&nbsp;Bayramı'nda&nbsp; önemli noktalardan biri de&nbsp;kurban&nbsp;etini doğru pişirmek.Doğru pişirerek tükettiğimiz etlerden en iyi şekilde faydalanabilir, sindirim sistemimizin güçlenmesi için önemli bir adım atabiliriz. Bu sayede&nbsp;bayramda&nbsp;hem formunuzu koruyabilir hem de küçülerek kilolardan kurtulabilirsiniz.

Dr.Özgönül, “Aslında iç yağı ile yapılan bir kavurma hem vücudumuzu güçlendirir hem de kilo ile mücadelemizde bize fazlasıyla yardımcı olur.’dedi.

&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp; Şimdi gelelim kurban bayramında en güzel kurban etinin nasıl pişirilmesi gerektiğine;

1-&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Kurban etimizin çok yağlı kısımlarını iyice temizleyip küp küp doğrayalım

2-&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Eti rahatlıkla pişeceği büyüklükte bir tencereye alalım

3-&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Kesinlikle tereyağ veya kuyruk yağı koymayalım et kendi ağı ile pişmeye başlamalıdır.

4-&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Çatal, bıçak gibi delici bir gereçle karıştırmayalım yoksa etin içerisindeki su fazlası ile dışarı çıkar böylece etin hem tadı hem de besin değeri kaybolur.

5-&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Eti mutlaka çok kısık ateşte ve tencerenin kapağı tam kapalı şeklide kendi suyunda pişirelim

6-&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bu dönemde tuz eklemeyelim

7-&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Etin tam anlamı ile pişmesine gerek yoktur. Suyunun azalması ve yarı yarıya pişme işlemi gerçekleşmesi yeterlidir.

8-&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Etin besin değerini kaybetmemesi için çok hızlı pişirmememiz gerekiyor.

9-&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Büyükçe bir derin tavaya iç yağını ( organları çevreleyen ve besin değeri çok yüksek olan yağ) çok küçük parçalara ayırıp bu tavada yavaş ateşte iyice eriyene kadar pişirin

10-&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bu yağın miktarı etin %25 i kadar olmalıdır Yani bir kilo ete karşılık 250 gr iç yağ olmalıdır.

11-&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Daha sonra bu yağı pişirdiğimiz etin içerisine karıştırıp pişirmeye devam etmeliyiz. Etin suyu tam olarak çekildiğinde tuz ve baharatlar ekleyerek afiyet ile yiyebiliriz.

&nbsp;

Dr.Fevzi Özgönül son olarak şu konuya dikkat çekti.

&nbsp;

&nbsp;&nbsp;Bilinenin aksine yağlı yemekler bizi şişmanlatmaz ,yağ ve proteini yememek veya onların sindirimini sağlayamamak bizi şişmanlatır.İster kavurma ister haşlama olsun, bu bayram &nbsp;da sağlıklı pişirilen et yemeklerini bol bol tüketin.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.adanagundemi.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[KURBAN ETİNİ ÇATAL,BIÇAKLA KARIŞTIRMAYIN ! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 07 Jul 2022 21:28:14 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/kurban-etini-catalbicakla-karistirmayin-003047-20220708.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/kurban-etini-catalbicakla-karistirmayin-003047-20220708.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/kurban-etini-catalbicakla-karistirmayin-003047-20220708.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Vücudumuz da Ben Neden Çıkar?]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.adanagundemi.com/haber-vucudumuz-da-ben-neden-cikar-10576.html</guid>
                    <link>https://www.adanagundemi.com/haber-vucudumuz-da-ben-neden-cikar-10576.html</link>
                    <description><![CDATA[Vücudumuz da Ben Neden Çıkar? Benler Zararlı mıdır? Nelere Dikkat Edilmeli? Dermatoloji Uzmanı Dr. Bilge Ateş konu hakkında bilgiler verdi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 
ADANA GÜNDEMİ - Bebek doğduğunda vücudunda bulunan ve zaman içinde değişim gösterebilen kahverengi benlere doğumsal benler denir. Bu benlerden küçük çaplı olanlar, nadiren doğum sırasında mevcut olmayıp, yaşamın ilk 2 yılında ortaya çıkabilir ki bunlara “geç ortaya çıkan doğumsal ben” denir. Ancak tüm benler doğumsal olmayabilir. İlerleyen yaşlarda benler ortaya çıkabilir.

&nbsp;

Küçük ve orta çaplı doğumsal benler genellikle keskin sınırlı, düz yüzeyli, açık ya da koyu kahverengi lekeler şeklinde, kimi zaman da üzeri pütürlü kahverengi kabartılar olarak ortaya çıkar.

&nbsp;

Büyük çaplı doğumsal benler, kahverengi ya da siyah renkli deriden kabarık plaklar şeklindedir, sıklıkla üzerlerinde “kaldırım taşı” benzeri kaba pütürler ve sert kıllar bulunur. Sıklıkla, açık-koyu kahve, siyah, gri gibi farklı renkler içerir.

&nbsp;

Doğumsal benlerin takibi hastadan hastaya farklılık gösterir. Benin yerleşim yeri, büyüklüğü, kozmetik ve psikososyal açıdan yarattığı olumsuz etkileri göz önüne alınmalıdır.

&nbsp;

Küçük boyutlu ve düzgün yüzeyli, vücudun kolayca izlenebilecek bir alanına yerleşmiş olanlar düzenli aralıklarla (6 ay-1 yıl gibi) dermatologlar tarafından takip edilebilir. Takip, derinin üst tabakalarını incelemeyi sağlayan dermoskop adı verilen bir cihazla yapılır. Böylece bende potansiyel olarak oluşabilecek kanser gelişimi açısından meydana gelebilecek değişiklikler erken dönemde saptanabilir.

&nbsp;

Büyük boyutlu, yüzeyi düzgün olmayan, hızla değişiklik gösteren benler sıklıkla en erken dönemde çıkartılmalıdır.

&nbsp;

Benlerin cerrahi çıkartılmasında bir tehlike yoktur, aksine kanser şüphesi taşıyan bir benin erken dönemde çıkartılması hayat kurtarabilir.

&nbsp;

Güneş ışığı deri kanseri gelişimi için risk faktörüdür. Dolayısıyla, ben veya benleri ve giysi dışında kalan derinin tamamını güneş ışığından korumalıdır. Güneşten koruyucu kremler kullanılmalı, geniş kenarlı şapka ve giysilerle çıplak ten örtülmeye çalışılmalıdır.


&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.adanagundemi.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Vücudumuz da Ben Neden Çıkar? - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 21 Jun 2022 08:57:43 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/vucudumuz-da-ben-neden-cikar-120221-20220621.png" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/vucudumuz-da-ben-neden-cikar-120221-20220621.png"/>
                    <enclosure url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/vucudumuz-da-ben-neden-cikar-120221-20220621.png" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Gözümüz hakkında şaşırtıcı 9 gerçek!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.adanagundemi.com/haber-gozumuz-hakkinda-sasirtici-9-gercek-10552.html</guid>
                    <link>https://www.adanagundemi.com/haber-gozumuz-hakkinda-sasirtici-9-gercek-10552.html</link>
                    <description><![CDATA[Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Serkan Güreser, gözlerimiz hakkında bilmediğimiz ilginç bilgiler paylaşarak tüm bebeklerin doğuştan renk körü olduğunu ve ağladıklarında göz yaşlarının dökülmediğini söyledi]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Serkan Güreser, gözlerimiz hakkında bilmediğimiz ilginç bilgiler paylaşarak tüm bebeklerin doğuştan renk körü olduğunu ve ağladıklarında göz yaşlarının dökülmediğini söyledi

&nbsp;

Liv Hospital Ankara Göz Hastalıkları Uzm. Dr. Serkan Güreser, gözlerin 5 duyu arasında yer alan en önemli organ olduğunun altını çizerek, “Gözlerimiz sayesinde etrafımızdaki cisimleri 3 boyutlu olarak görürüz. İki gözde yer alan kör noktalar sayesinde de derinlik algısı yaratılmış olur. Bunun yanı sıra gözlerimiz hakkında bilinmeyen bazı ilginç gerçekler söz konusudur” dedi.&nbsp;

&nbsp;

YENİ DOĞMUŞ BEBEK GÖZ YAŞI DÖKMEZ

Uzm. Dr. Serkan Güreser gözlerimiz hakkında duyunca şaşıracağımız bu ilginç bilgileri şu şekilde sıraladı;&nbsp;

&nbsp;

“Tüm bebekler doğuştan renk körüdür:&nbsp;Bebeklerin renk algısı çeşitli testlerle tespit edilmiştir. Yaklaşık 1 aylıkken renklerin parlaklık ve yoğunluğu algılanabilir. 3 aylık bebek ise kırmızıyı da içeren birçok ana rengi görebilir. 4. ay civarında renk görüşü tamamen gelişir.

&nbsp;

Yeni doğmuş bir bebek ağladığında gözyaşı dökmez:&nbsp;Çünkü gözyaşı üretimi gözün dış üst kısmında bulunan gözyaşı bezi tarafından 1.ayda başlar ve tam üretim kapasitesi 3. ayda ulaşır.

&nbsp;

Yeni doğan bebekler yaklaşık 20-40 cm uzaktaki nesneleri en net şekilde görebilirler:&nbsp;Bebek anne karnında ışık algısına sahiptir ve bu tam görme kabul edilmez. Yeni doğan bir bebek, doğduğunda aydınlığı ve karanlığı ayırt edebilir. Göz teması 3 aylıkken başlar, bebeğin görme koordinasyonu gelişir ve genellikle hareket eden nesneyi gözleriyle takip edebilir. Göz kasları tam olarak 6. ayda gelişir.

&nbsp;

Lensler gözün arkasında kaybolmaz:&nbsp;Şehir efsanesinin aksine, göz kürenizin yapısı nedeniyle hiçbir kontakt lens gözünüzün arkasında 'kaybolamaz'. Gözün üst ve alt ksımları konjonktiva denilen şeffaf yapı ile kaplı olup, orbita içine burada herhangi bir geçiş yoktur. Üst kapağınız altına kaçmış olabilir. Kapağı ters çevirerek kontrol edebilirsiniz. Lens, gözünüzün içinde değilse yerde veya masanızda aramanızı tavsiye ederiz.”

&nbsp;

ASLINDA HER ŞEYİ TERS GÖRÜYORUZ

Uzm. Dr. Serkan Güreser, her şeyi ters gördüğümüzü ama görüntüyü doğru şekilde yukarı çeviren esas organımızın beynimiz olduğunu dile getirerek, “Işık, göz bebeğinden geçip merceğe ulaşır. Mercekte ikinci defa kırılır ve ardından camsı cisimden geçerek ağ tabakada bulunan görme noktasına düşer. Burada ters görüntü meydana gelir. Beyinde oluşan ters görüntü, görme noktasında yer alan algılanır ve beyin ile sinirler görme merkezine taşınır. Beyindeki bulunan görme merkezinde ters görüntü düz bir şekilde algılanır ve bu sayede de görme olayı gerçekleşmiş olur” şeklinde konuştu. &nbsp;

&nbsp;

GÖZÜMÜZ KAMERA OLSA, 576 MEGAPİKSEL OLURDU

Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Serkan Güreser, sözlerine şöyle devam etti;

“Göz, vücudunuzdaki en hızlı kastır. Bu nedenle, bir şey hızlı bir şekilde gerçekleştiğinde, “Göz açıp kapayıncaya kadar” deriz. &nbsp;İnsan gözü, herhangi bir anda, dinlenmeye ihtiyaç duymadan yüzde 100 çalışabilir.&nbsp; &nbsp;İnsan gözü bir dijital kamera olsaydı, 576 megapiksele sahip olurdu.&nbsp;

576 megapiksel çözünürlük, tek tek pikselleri ayırt edemeyeceğiniz kadar keskin ve net bir görüntüye sahip bir ekran oluşturmak için, görüş alanınızın boyutundaki bir alana 576 milyon piksel yerleştirmeniz gerektiği anlamına gelir. &nbsp; Gözümüz daha çok bir dedektif gibidir, çevrenizden ipuçları toplar, ardından parçaları bir araya getirmek ve tam bir resim oluşturmak için onları beyne götürür. Yine de günlük görsel deneyimimize gelince, gözü megapiksellerle anlatmak çok hafif kalır.”&nbsp;

&nbsp;

&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;YILDA 4 MİLYONDAN FAZLA KEZ GÖZ KIRPIYORUZ

“Yılda ortalama yaklaşık 4.200.000 kez göz kırparız. Genelde, ortalama bir insan dakikada 10-12 defa göz kırpmaktadır ve iki göz kırpması arasındaki süre 2-10 saniye arasında değişmektedir. Göz kırpması göz yüzeyinde gözyaşının dağılım için çok önemlidir. Bilgisayar kullanımı, okuma esnasında kırpma sayısı yarıya düşebilir.”
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.adanagundemi.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Gözümüz hakkında şaşırtıcı 9 gerçek! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 01 Jun 2022 08:47:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/01062022123853_c6f54fc7431c59812f5f34033f8abeae.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/01062022123853_c6f54fc7431c59812f5f34033f8abeae.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/01062022123853_c6f54fc7431c59812f5f34033f8abeae.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item></channel></rss>