<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
                 <rss version="2.0" 
                 xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
                 xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" 
                 xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" 
                 xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
                 <channel><title>ADANA GÜNDEMİ | ADANAGUNDEMI.COM</title>
                      <link>https://www.adanagundemi.com/rss.xml</link>
                      <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.adanagundemi.com/rss.xml" type="application/rss+xml" rel="self"/>
                      <language>tr</language>
                      <description>Adana Gündemi buradan takip ediyor...</description>
                      <category>News</category>
                      <lastBuildDate>Wed, 11 Mar 2026 04:06:16 +0000</lastBuildDate>
                      <ttl>1</ttl>
                      <generator>ADANA GÜNDEMİ | ADANAGUNDEMI.COM - Haberler</generator>
                      <copyright>Copyright - 2026 - ADANA GÜNDEMİ | ADANAGUNDEMI.COM</copyright><item><title><![CDATA[Aşk psikiyatrik bir hastalık mı?]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.adanagundemi.com/haber-ask-psikiyatrik-bir-hastalik-mi-10997.html</guid>
                    <link>https://www.adanagundemi.com/haber-ask-psikiyatrik-bir-hastalik-mi-10997.html</link>
                    <description><![CDATA[Günümüz dünyasında aşkın evrensel bir olgu olduğunun kabul edildiğini ifade eden uzmanlar, çok sayıda araştırmanın da aşkın kültürel bağlamsal koşullardan etkilendiğine işaret ettiğini söylüyor. ]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ &nbsp;

İSTANBUL (İGFA) - Psikiyatri Uzmanı Dr. Mert Sinan Bingöl, ‘Aşkın Nörofizyolojisi’ konusunu değerlendirdi.

Psikiyatri Uzmanı Dr. Mert Sinan Bingöl, ilişki kavramının insanın hayatındaki belki de en değerli kavramlardan biri olduğunu ifade ederek, bağ kurmanın önemli olduğunu ve beynin birbirini ‘tamamlayıcı’ özellikte olan ‘iki yarımküreden’ oluşuyor olmasına da işaret etti.

"İletişim olmazsa nöronlar da insanlar da kuruyup ölüyor" dyen Bingöl, nöronların birbirleriyle ne kadar sık iletişim kurarsa aradaki bağlantıların o kadar güçlü olacağını dile getirdi.

&nbsp;

Aşkı; ‘Her iki tarafın da daha iyi ilişkiler yaratabilecek olan hayal gücüyle olumlu yanılsamalara kapıldığı ve diğer kişiye kendisinin idealize ettiği önyargılı bir imgeye, ayrılmaz biçimde bağlandığı yoğun bir süreç’ olarak tanımlayan Dr. Mert Sinan Bingöl, günümüz dünyasında aşkın evrensel bir olgu olduğu kabul edilmekle birlikte çok sayıda araştırma bulgusunun aşkın kültürel bağlamsal koşullardan etkilendiğine işaret ettiğini söyledi.

PEKİ AŞK BİR HASTALIK MI?

Dr. Mert Sinan Bingöl, “Aşk, neredeyse tüm psikiyatrik hastalıklara ait kriterleri bünyesinde barındıran coşkunluk hâlidir. Psikiyatrik hastalıklarda görünen belirtilerin ve bulguların hemen hemen hepsi bir aşk sürecinde görülebiliyor.” diye konuştu.

Duygularının hissedilebilmesi için bilişsel faktörlerin tek başına yeterli olmadığını, aynı zamanda belli bir duyguya uygun nörokimyasal ve otonomik sinir sistemi tepkilerinin de olabilmesi gerektiğini kaydeden Dr. Mert Sinan Bingöl, şunları da kaydetti:

“Cinsel uyarılma sırasında aktive olan beyin bölgeleri romantik aşk sürecinde aktive olanlarla benzerdir. Aşk ve sevgi ilişkileri, beyindeki ödüllendirme sisteminin (limbik sistem) aktivasyonuna da dayanan karmaşık nörobiyolojik fenomenlerdir. Amigdala; görsel ve işitsel uyaranların kesişme noktasını oluşturması ve limbik sistem, beyin kabuğu ve beyin sapı ile yaptığı yaygın bağlantılar nedeniyle özellikle önem taşır. Erkek amigdalasının dişi amigdalasından yüzde 20 daha büyük olduğu bilinmektedir. Bu nedenle görsel cinsel uyaranlara erkek amigdalası daha duyarlıdır. Bu bilgi, erkeklerde pornografinin daha yaygın görülmesini ve kadınların neden görsel uyaranlar karşısında erkekler kadar hızlı uyarılmıyor oluşunu açıklayabilir.”

ANNE BABANI SEÇEMİYORSUN, EŞİNİ SEÇİYORSUN AMA NASIL?

İnsanların ebeveynlerini, kardeşlerini ya da çocuklarını seçemediğini ama kendi tercihi olarak eşini seçebildiğini dile getiren Dr. Bingöl, “Onu da büyük oranda bilinçdışı seçiyoruz. Fiziksel çekim, bir kişiyle karşılaştığımızda ilk dikkat ettiğimiz özelliktir. Karşı cinsin yakışıklı veya güzel bulunması gibi dış özellikler, ilişkinin erken aşamalarında en önemli belirleyicilerinden biridir.” dedi.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.adanagundemi.com/analiz-haberleri">ANALİZ</category><dc:creator><![CDATA[Aşk psikiyatrik bir hastalık mı? - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 24 Dec 2023 07:45:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/24122023221724_6b04db198b71b6f5252e549b97ce4b3f.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/24122023221724_6b04db198b71b6f5252e549b97ce4b3f.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/24122023221724_6b04db198b71b6f5252e549b97ce4b3f.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[İki ünlü gazetecinin gözünden Filistin davası]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.adanagundemi.com/haber-iki-unlu-gazetecinin-gozunden-filistin-davasi-10991.html</guid>
                    <link>https://www.adanagundemi.com/haber-iki-unlu-gazetecinin-gozunden-filistin-davasi-10991.html</link>
                    <description><![CDATA[Sakarya Büyükşehir Belediyesi’nin kültür takvimi kapsamında Sakarya’da “Türkiye’den Filistin’e Bakış” başlıklı söyleşiye katılan gazeteci yazar Ersin Çelik ve Erdem Şentürk, “Kalbimizin yarısı Gazze’de” vurgusu yaparak Filistin’e destek için neler yapılabileceğini anlattı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ SAKARYA (İGFA) - Sakarya Büyükşehir Belediyesi, her ay Türkiye’nin yakından tanıdığı farklı sanat veya iş dallarında olan isimleri Sakarya’da misafir ediyor.

Sakaryalı sanatseverlerin yoğun ilgi gösterdiği birbirinden güzel kültürel etkinliklere imza atan Büyükşehir’in son konuğu ise yine ülkece tanınan gazeteciler Ersin Çelik ve Erdem Şentürk oldu.

İki usta kalem, Sosyal Gelişim Merkezi’nde (SGM) “Türkiye’den Filistin’e Bakış” isimli bir söyleşi gerçekleştirdi. Vatandaşların salonun tamamını doldurduğu programda Filistin’de yaşanan zulüm ve Gazze davası için neler yapılabileceği konusu masaya yatırıldı.

Çelik ve Şentürk, “Kalbimizin yarısı Gazze’de” vurgusu yaparak katılımcılara bu konuda nasıl bir tutum sergilenebileceği konusunda tavsiyelerde bulundu.

İsrail’e karşı yürütülen boykot çalışmalarıyla bir noktaya varıldığını ifade eden Gazeteci Ersin Çelik, “Gazze’deki soykırımın canlı şahitleriyiz hepimizin gözü önünde soykırım devam ediyor. Kendimizi sorguluyor, yutkunuyoruz. Bugün bu programa gelmiş olmanız bu meseleyi dert edindiğiniz, içselleştirdiniz ve gözünüzün gündeminizin zihninizin kalbinizin yarısının Gazze olduğu ispatıdır. Boykot ile bir yere varılmaz diyorlar bence vardık. Nereye vardığımızı şöyle ifade etmek istiyorum. 75 gündür bir kahve markasını konuşuyoruz. Gazze halkının kanında tek gram kahvemizin payı yok demediler, kabul ediyorlar.Öyle bir ses getirdik ki yatırımcısını korkuttuk, hisseleri 12 milyar dolar zarar etmiş. Bizim burada yapmamız gereken bir bardak kahve içmemekti” ifadelerini kullandı.

Gazeteci Erem Şentürk ise, gençlik çağlarından bu yana Filistin davasına bakış açısını anlatırken şöyle dedi: “Ben Kendimi bildim bileli gençlik çağlarımdan beri Filistin diye bir derdimiz var. Büyüklerimiz hep bizi şöyle uyardılar Filistin davası bir bütündür, Gazze ayrı bir dava Batı Şeria ayrı bir dava Kudüs ayrı bir dava değildir, Filistinde bir bütündür.Filistin için hadisi şerifte buyurduğu gibi ‘Bir kötülük gördüğünüz zaman onu elinizle düzeltiniz. Elinizle düzeltemezseniz dilinizle düzeltiniz. Dilinizle de düzeltemezseniz kalbinizle buğz edin’ ifadelerini uygulayacağız. Eli tetikte olan tetiği, kalemde olan kalemi kullanacak”

Program sonunda vatandaşların sorularını cevaplayan iki isim, program için Başkan Yüce’ye ve Büyükşehir’e teşekkür ederek günün anısına salondakilerle hatıra fotoğrafı çekildi.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.adanagundemi.com/analiz-haberleri">ANALİZ</category><dc:creator><![CDATA[İki ünlü gazetecinin gözünden Filistin davası - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 20 Dec 2023 14:19:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/20122023185746_5bc501f8b79b531a31484b1c50189e2d.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/20122023185746_5bc501f8b79b531a31484b1c50189e2d.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/20122023185746_5bc501f8b79b531a31484b1c50189e2d.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[İNCİRLİK MİTİNGİ VE HALİ PÜR MELALİMİZ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.adanagundemi.com/haber-incirlik-mitingi-ve-hali-pur-melalimiz-10945.html</guid>
                    <link>https://www.adanagundemi.com/haber-incirlik-mitingi-ve-hali-pur-melalimiz-10945.html</link>
                    <description><![CDATA[Yazarımız Veysel Tepeli'den incirlik mitingi ile ilgili çargıcı bir analiz...]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ ..
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.adanagundemi.com/analiz-haberleri">ANALİZ</category><dc:creator><![CDATA[İNCİRLİK MİTİNGİ VE HALİ PÜR MELALİMİZ - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 07 Nov 2023 17:20:58 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/incirlik-mitingi-ve-hali-pur-melalimiz-202356-20231107.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/incirlik-mitingi-ve-hali-pur-melalimiz-202356-20231107.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/incirlik-mitingi-ve-hali-pur-melalimiz-202356-20231107.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Kurtuluş KILIÇ:  ZEYDAN KARALAR HEPİMİZİ KANDIRMIŞ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.adanagundemi.com/haber-kurtulus-kilic-zeydan-karalar-hepimizi-kandirmis-10855.html</guid>
                    <link>https://www.adanagundemi.com/haber-kurtulus-kilic-zeydan-karalar-hepimizi-kandirmis-10855.html</link>
                    <description><![CDATA[Çukurova Barış Gazetesi yazarı Kuluş Kılınç bugün yayınlanan löşe yazısında Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar'ın siyasi kayırmacılık yaptığına dair önemli bir ifşaatte bulundu..]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ ..
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.adanagundemi.com/analiz-haberleri">ANALİZ</category><dc:creator><![CDATA[Kurtuluş KILIÇ:  ZEYDAN KARALAR HEPİMİZİ KANDIRMIŞ - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 13 Jun 2023 10:09:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/kurtulus-kilic-zeydan-karalar-hepimizi-kandirmis-131558-20230613.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/kurtulus-kilic-zeydan-karalar-hepimizi-kandirmis-131558-20230613.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/kurtulus-kilic-zeydan-karalar-hepimizi-kandirmis-131558-20230613.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Mahmut Eraslan: Bir varmış bir yokmuş!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.adanagundemi.com/haber-mahmut-eraslan-bir-varmis-bir-yokmus-10767.html</guid>
                    <link>https://www.adanagundemi.com/haber-mahmut-eraslan-bir-varmis-bir-yokmus-10767.html</link>
                    <description><![CDATA[Evet dünyada aldığımız tedbiler bir sürede daha yaşamamızı sağlayacak, ya sonra?]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ ...
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.adanagundemi.com/analiz-haberleri">ANALİZ</category><dc:creator><![CDATA[Mahmut Eraslan: Bir varmış bir yokmuş! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 26 Feb 2023 09:07:59 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/mahmut-eraslan-bir-varmis-bir-yokmus-121332-20230226.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/mahmut-eraslan-bir-varmis-bir-yokmus-121332-20230226.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/mahmut-eraslan-bir-varmis-bir-yokmus-121332-20230226.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Mahmut ERASLAN: Bir şey eksik!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.adanagundemi.com/haber-mahmut-eraslan-bir-sey-eksik-10760.html</guid>
                    <link>https://www.adanagundemi.com/haber-mahmut-eraslan-bir-sey-eksik-10760.html</link>
                    <description><![CDATA[Deprem, bize fay hattı üzerine kurulan zayıf ama gösterişli binaların görmezden geldiğimiz göbekli  hırsızlarını taaa gözümüzün  içine kadar soktu.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ ...
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.adanagundemi.com/analiz-haberleri">ANALİZ</category><dc:creator><![CDATA[Mahmut ERASLAN: Bir şey eksik! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 24 Feb 2023 13:35:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/bir-sey-eksik-163753-20230224.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/bir-sey-eksik-163753-20230224.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/bir-sey-eksik-163753-20230224.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Verileri TÜİK açıkladı... Türkiye kalpten ölüyor!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.adanagundemi.com/haber-verileri-tuik-acikladi-turkiye-kalpten-oluyor-10756.html</guid>
                    <link>https://www.adanagundemi.com/haber-verileri-tuik-acikladi-turkiye-kalpten-oluyor-10756.html</link>
                    <description><![CDATA[TÜİK, 2021 yılına ilişkin "Ölüm ve Ölüm Nedeni İstatistiklerini" yayımladı. ]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Kaba ölüm hızı en yüksek iller arasında Sinop ve Kastamonu olurken, dolaşım sistemi hastalıkları kaynaklı ölümlerin en yüksek olduğu il Afyonkarahisar oldu. COVID-19 kaynaklı ölüm sayısı da 2020 yılında 22 bin 136 iken, 2021 yılında 65 bin 198 oldu.

ANKARA (İGFA) - TÜİK, 2009 yılından bu yana MERNİS veritabınında yer alan ölüm verisinden Sağlık Bakanlığı Ölüm Bildirim Sistemi'nden elde edilen neden veriyi kullanarak yayımladığı "Ölüm ve Ölüm Nedeni İstatistikleri"nin 2021 yılına ilişkin değerlerini açıkladı.

2020 yılında 507 bin 938 olan ölüm sayısı, 2021 yılında yüzde 11,4 artarak 565 bin 594 oldu. Ölen kişilerin 2020 yılında yüzde 56'sını erkekler, yüzde 44'ünü kadınlar oluştururken 2021 yılında ölen kişilerin yüzde 54,6'sını erkekler, yüzde 45,4'ünü kadınlar oluşturdu.

KABA ÖLÜM HIZI BİNDE 6,7 OLDU

Bin kişi başına düşen ölüm sayısını ifade eden kaba ölüm hızı, 2020 yılında binde 6,1 iken 2021 yılında binde 6,7 oldu. Diğer bir ifade ile 2020 yılında bin kişi başına 6,1 ölüm düşerken 2021 yılında bin kişi başına 6,7 ölüm düştü. Kaba ölüm hızının en yüksek olduğu iller, binde 12,7 ile Sinop ve Kastamonu oldu.

Kaba ölüm hızının en yüksek ve en düşük olduğu 10 il, 2021

&nbsp;

ÖLÜM NEDENLERİ ARASINDA DOLAŞIM SİSTEMİ KAYNAKLI HASTALIKLAR İLK SIRADA YER ALDI

Ölümler nedenlerine göre incelendiğinde, 2021 yılında yüzde 33,4 ile dolaşım sistemi hastalıkları ilk sırada yer aldı. Bu ölüm nedenini yüzde 14,0 ile iyi huylu ve kötü huylu tümörler, yüzde 13,4 ile solunum sistemi hastalıkları izledi.

Nedenlere göre ölüm oranı, 2020, 2021

&nbsp;

Dolaşım sistemi hastalıkları kaynaklı ölümlerin en yüksek olduğu il, Afyonkarahisar oldu.&nbsp;

Dolaşım sistemi hastalıklarından ölenler illere göre incelendiğinde, 2021 yılında dolaşım sistemi hastalıklarına bağlı ölüm oranının en yüksek olduğu il yüzde 43,4 ile Afyonkarahisar oldu. Bu ili yüzde 43,1 ile Aydın, yüzde 42,0 ile Çanakkale, yüzde 40,2 ile Balıkesir izledi.

Dolaşım sistemi hastalıklarına bağlı ölüm oranının en düşük olduğu il ise yüzde 26,1 ile Kayseri oldu. Bu ili yüzde 27,4 ile İstanbul, yüzde 27,6 ile Kocaeli, yüzde 28,3 ile Muş ve Eskişehir izledi.

TÜMÖRDEN KAYNAKLI ÖLÜMLERE EN ÇOK GIRTLAK VE SOLUK BORUSU/BRONŞ/AKCİĞER TÜMÖRÜ NEDEN OLDU
&nbsp;
İyi ve kötü huylu tümörlerden kaynaklı ölümler alt ölüm nedenlerine göre incelendiğinde, ölenlerin yüzde 29,7'sinin gırtlak ve soluk borusu/bronş/akciğerin kötü huylu tümöründen, yüzde 7,7'sinin lenfoid ve hematopoetik kötü huylu tümöründen, yüzde 7,6'sının midenin ve kolonun kötü huylu tümörlerinden öldüğü görüldü.

İyi ve kötü huylu tümörlerden kaynaklı ölümlerin en yüksek ve en düşük olduğu 10 il, 2021

&nbsp;

COVID-19 KAYNAKLI ÖLÜM SAYISI 65 BİN 198 OLDU
&nbsp;
COVID-19 kaynaklı ölüm sayısı 2020 yılında 22 bin 136 iken 2021 yılında 65 bin 198 oldu. COVID-19 nedeniyle 2021 yılında ölenlerin 35 bin 693'ünü erkekler, 29 bin 505'ini kadınlar oluşturdu. COVID-19 kaynaklı ölümler yaş grubuna göre incelendiğinde, COVID-19 kaynaklı ölümlerin 2020 yılında en fazla olduğu yaş grubunun 65-74, 2021 yılında ise 75-84 olduğu görüldü. COVID-19 nedeniyle 2021 yılında 75-84 yaş grubunda ölenlerin 9 bin 493'ünü erkekler, 8 bin 566'sını kadınlar oluşturdu.

Yaş grubu ve cinsiyete göre COVID-19 kaynaklı ölümler, 2020, 2021

&nbsp;

BEBEK ÖLÜM HIZI BİNDE 9,2 OLDU
&nbsp;
Bebek ölüm sayısı, 2020 yılında 9 bin 657 iken 2021 yılında 9 bin 938 oldu.

Bin canlı doğum başına düşen bebek ölüm sayısını ifade eden bebek ölüm hızı, 2020 yılında binde 8,7 iken 2021 yılında binde 9,2 oldu. Diğer bir ifade ile 2021 yılında bin canlı doğum başına 9,2 bebek ölümü gerçekleşti.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.adanagundemi.com/analiz-haberleri">ANALİZ</category><dc:creator><![CDATA[Verileri TÜİK açıkladı... Türkiye kalpten ölüyor! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 23 Feb 2023 07:13:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/23022023135512_b95c91cfc5e4a9d6b1f24d9648c7fcf7.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/23022023135512_b95c91cfc5e4a9d6b1f24d9648c7fcf7.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/23022023135512_b95c91cfc5e4a9d6b1f24d9648c7fcf7.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Hacı Ali Doğan: Kağıttan Medya ile Yeni Medya iki Mütemmmim Cüzdür…]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.adanagundemi.com/haber-haci-ali-dogan-kagittan-medya-ile-yeni-medya-iki-mutemmmim-cuzdur-9180.html</guid>
                    <link>https://www.adanagundemi.com/haber-haci-ali-dogan-kagittan-medya-ile-yeni-medya-iki-mutemmmim-cuzdur-9180.html</link>
                    <description><![CDATA[Bizim derdimiz Adana eşrafının yok sayılan bir gücün farkına varmasını sağlamak.  Yaşadığımız yeni çağda basılı medya kartalın bir kanadı ise internet medyası bu kartalın diğer kanadıdır. Bunu idrak edemeyen gazeteciler, bürokratlar, başkanlar ve hatta ticaret sektörü asla sağlam bir zeminde yürüyemez. Herzaman bir taraf eksik kalır.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ ....
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.adanagundemi.com/analiz-haberleri">ANALİZ</category><dc:creator><![CDATA[Hacı Ali Doğan: Kağıttan Medya ile Yeni Medya iki Mütemmmim Cüzdür… - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 27 Dec 2020 21:01:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/20201228001354-hadd01.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/20201228001354-hadd01.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/20201228001354-hadd01.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[YAZAR ABDURRAHMAN DİLİPAK: MİLLET SİYASETÇİNİN VELİNİMETİDİR]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.adanagundemi.com/haber-yazar-abdurrahman-dilipak-millet-siyasetcinin-velinimetidir-9048.html</guid>
                    <link>https://www.adanagundemi.com/haber-yazar-abdurrahman-dilipak-millet-siyasetcinin-velinimetidir-9048.html</link>
                    <description><![CDATA[Kastetmediği bir kelimeden dolayı linç girişimine maruz kalan Yeni Akit Yazarı Abdurrahman Dilipak, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yazdığı açık mektubu bugünkü köşesine taşıdı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan&#39;a yazdığı a&ccedil;ık mektupta, zorlama bir yorumla amacından saptırılarak şahsına iftira edildiğini belirten Yeni Akit yazarı Abdurrahman Dilipak, topyek&ucirc;n bir karalama ve lin&ccedil; kampanyasına maruz kaldığını dile getirdi.



Konuya dair Cumhurbaşkanı Erdoğan&#39;a g&ouml;nderdiği bilgi notuna geri d&ouml;n&uuml;ş alamadığını da aktaran Dilipak, bu olayın sadece kendisine değil, Cumhurbaşkanı ve AK Parti&#39;ye karşı kurulan bir komplo olduğunu belirtti.


Yaşadıklarının bir imtihan olduğuna da dikkat &ccedil;eken Dilipak, Cumhurbaşkanı Erdoğan&#39;a yazdığı ve k&ouml;şesinde yayımladığı mektubun tamamı ş&ouml;yle:



&quot;Sayın Recep Tayyib Erdoğan,



&Ouml;ncelikle son tartışmalar ışığında yaşananlardan dolayı &uuml;zg&uuml;n olduğumu ifade etmek isterim. Zaman zaman yaptığım &ccedil;ıkışların, eleştirilerimin bazı kimseleri rahatsız ettiğinin farkındayım.



D&uuml;nya, b&ouml;lge, &uuml;lkemizin g&uuml;ndemi i&ccedil;inde benim, mevcut uygulamalara karşı aykırı kabul edilecek bir&ccedil;ok g&ouml;r&uuml;ş&uuml;m var ve bunların hayata ge&ccedil;irilmesi konusunda aktif sorumluluk &uuml;stlenen bir eylem adamıyım.



Bu hep b&ouml;yle oldu. Fikirlerimin rahatsız ettiği kesimlerden tepkiler de alıyordum ancak a&ccedil;ık&ccedil;ası b&ouml;ylesine b&uuml;y&uuml;k, organize ve topyek&ucirc;n bir tepki ile karşı karşıya kalacağımı d&uuml;ş&uuml;nmemiştim.


S&ouml;z konusu yazıma kastetmediğim bir mana y&uuml;klenerek AK Parti i&ccedil;inden bir tepki aldım. Ve sizin son konuşmanızla bu konu &uuml;lke g&uuml;ndemine oturdu.



Tartışma, yazım yayınlandıktan 3 g&uuml;n sonra bir &quot;işaret fişeği&quot; ile başladı, akşam &uuml;zeri troller harekete ge&ccedil;ti. Ardından Genel Sekreter ve Kadın Kollarının a&ccedil;ıklaması ile işler bu noktaya geldi.


Bu arada &ouml;zel kaleminiz aracılığı ile size olayla ilgili yazılı bilgi notu g&ouml;nderdim, yazıdaki maksadım ve eleştirimin hedefinde kim olduğunu a&ccedil;ıkladım. Size ulaştı mı bilmiyorum. Hi&ccedil;bir geri d&ouml;n&uuml;ş olmadı. Aradaki dostluk, 50 yıllık m&uuml;cadele ve dava arkadaşlığının hatırına en azından bir geri d&ouml;n&uuml;ş beklerdim.



Benim kastım belli. Başkaları bu ifadeleri zorlama bir yorumla amacından saptırarak bu ifadeler &uuml;zerinden şahsıma iftira ettiler. Ve Media&#39;daki birtakım isimler bu yanlış yorumu, benim a&ccedil;ıklama ve ifadelerimi dikkate almaksızın hemen sahiplendiler. Topyek&ucirc;n bir karalama, lin&ccedil; kampanyasına maruz kaldım.


Kastımı Akit Tv, &quot;Derin Ger&ccedil;ekler&quot;de net bir şekilde ifade ettim. İLKHA&#39;nın videosu, benim Youtube sayfamda duruyor. Yeni Akit internet sitesinde, Habervakti internet sitesinde, BNC haber sitesinde konu ile alakalı r&ouml;portajlarım var. Ama t&uuml;m bu a&ccedil;ıklamalarıma rağmen Sosyal Media&#39;da saldırılar devam etti. Bazı troller tarafından, anama, bacıma, karıma, kızıma k&uuml;f&uuml;rler edildi. Değişik kesimlerden insanlar yangına k&ouml;r&uuml;kle gidercesine saldırıya ge&ccedil;tiler.



81 ilde dava a&ccedil;ma kimin fikridir, bu nasıl bir şey bilmiyorum. Bunu hukukla, adaletle a&ccedil;ıklamak m&uuml;mk&uuml;n değil. B&ouml;yle bir uygulama daha &ouml;nce kime yapıldı ki, bana da layık g&ouml;r&uuml;l&uuml;yor. Bu fikri ilk aşamada &ouml;rg&uuml;tleyen, organize edenler kimlerdir ve bununla aslında neyi ama&ccedil;lamaktadırlar?


Yazımda yoğun eleştiri ve saldırılara uğramama sebep olan ifade 3 kelimeden oluşuyor. Kastım &ccedil;ok a&ccedil;ık ve net: LGBT+. Bu ifade yerine &#39;Fahişe ve onların t&uuml;revleri&#39; ifadesini kullandım. Yazının bir b&uuml;t&uuml;n olarak anlaşılması gerek. Yarım asırdır her g&uuml;n yazıyor, basına beyanat veriyor, seminer ve konferanslara katılıyorum. Bug&uuml;n beni tanıyan, &ccedil;izgimi bilen insanlar kimseye k&uuml;f&uuml;r, hakaret etmeyeceğimi, iftira atmayacağımı bilir. Konu ile ilgili a&ccedil;ıklamalarım ve bug&uuml;ne kadar sergilediğim duruş g&ouml;z ardı edilerek ve ifadelerim &ccedil;arpıtılarak bug&uuml;n b&ouml;yle bir lin&ccedil;e tabi tutuluyorum. Ben 28 Şubat dahil bize bir&ccedil;ok zulm&uuml; reva g&ouml;ren o g&uuml;nk&uuml; muarızlarıma bile hakaret etmemişken, bug&uuml;n b&ouml;yle bir ithama muhatap olmak hem d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;r&uuml;c&uuml; hem de &uuml;z&uuml;c&uuml; olmuştur. Elhamd&uuml;lillah benim dostlarım, insanlık davası uğruna m&uuml;cadelemde beni tanıyan insanlar, beni anlamışlardır. Şu an aksi d&uuml;ş&uuml;ncede olanlar da kısa bir tekrar g&ouml;z ge&ccedil;irme ile anlayacaklarından eminim.



L&uuml;tfen son iki videomu izleyin ve l&uuml;tfen bu noktaya nasıl gelindi bir araştırın. O zaman bu fitne ateşini k&ouml;r&uuml;kleyenler kimler, bunu g&ouml;rmek zor değil. Bu olay sadece bana değil, size ve sizin şahsınızda AK Parti&#39;ye kurulan bir komplodur.



Ben d&uuml;şmanımın bile hakkını savunmayı kendime şiar edinen biriyim elhamd&uuml;lillah. Bir topluluğa d&uuml;şmanlığım bile beni onlar hakkında adaletsizliğe sevk etmemeli. Bir kadına iffetsizlik isnadının İslam&#39;daki h&uuml;km&uuml;n&uuml; bilirim ve haddi aşmaktan Allah&#39;a sığınırım. Bu konudaki hassasiyetimi ve dilime hakimiyetimi beni tanıyan herkes bilir! Keşke hep birlikte iftiranın h&uuml;km&uuml;n&uuml; aynı hassasiyetle bilsek ve ona g&ouml;re davransak.


Tekrar ediyorum yazımdaki, &quot;Fahişe ve onların t&uuml;revleri&quot; ifadesini LGBT yerine kullandım. Ko&ccedil;, Sabancı, Eczacıbaşı bunlara destek verirken bizim, onların deyimi ile &quot;Yeşil Sermaye&quot; ne yapıyor sorusu soruldu.

Siz &Ouml;merleri &ccedil;ağırmıştınız, ben &Ouml;mer gibi davranmaya &ccedil;alıştım, beni dava edenler bana &Ouml;mer&#39;in davrandığı gibi davranmadılar. Siz LGBT&#39;liler hakkında benden daha ağır ithamlarda bulundunuz, ben LGBT yerine o kelimeyi kullandığım i&ccedil;in sizin teşkilatınızdaki bazı kimseler tarafından hakaret ve iftiraya uğradım ve alnıma bir kez daha, gazetemize a&ccedil;ılan 312 General davasını hatırlatan bi&ccedil;imde 81 kez &quot;Sanık&quot; etiketi yapıştırıldı.


Peki ben &quot;Fahişe ve onların t&uuml;revleri&quot; yerine &quot;Fuhşiyatı destekleyenleri himaye eden s&ouml;zleşmeler&quot; desem, ya da doğrudan LGBT yazsam ne olacaktı! Bu kutsal metinlerde Fahşa, Fuhuş, Fahişe, Fuhşiyat şeklinde tanımlanan kelime yerine LGBT yazınca, s&ouml;zleşmeye g&ouml;re, &quot;Dezavantajlı grup&quot; olarak tanımlanan &quot;Pozitif ayırımcılığa tabi&quot; bir topluluktan s&ouml;z etmiş olmayacak mı idim!. Buna o zaman kim itiraz edebilirdi?. Kastım apa&ccedil;ık ortada iken, beni bu şekilde su&ccedil;layanlar o zaman bu &ccedil;er&ccedil;evede nerede durmuş oluyorlar!. L&uuml;tfen bunu arkadaşlarınızla tekrar istişare edin. Bu tartışmanın kimseye faydası yok.


Dosta bazen acı s&ouml;yler. Bir arkadaşımız, Eba M&uuml;slim Horasani&#39;nin başına gelenler &uuml;zerinden yorumlamaya &ccedil;alışmış yaşananları. Hz. &Ouml;mer der ki, &quot;Eğer bir kişi, ben hata yaparsam ve bana hakikati s&ouml;yleyip yanlışımı d&uuml;zeltmeyecekse benden uzak dursun, &ccedil;&uuml;nk&uuml; onda hayır yoktur demektir. Ve eğer o kişi g&ouml;revini yapar ve beni uyarır, fakat ben uyarıyı dikkate almazsam, o kişi benden uzak dursun, &ccedil;&uuml;nk&uuml; bende hayır yoktur.&quot;



Ben b&ouml;yle bir dost arıyorum ve b&ouml;yle bir dost olmaya &ccedil;alışıyorum. Aradığımız &Ouml;mer&#39;lerin kişiliği b&ouml;yle bir kişilikti &ccedil;&uuml;nk&uuml;! O, Allah&#39;ın rızasının tecellisi olmayı dileyen biri idi ve Allah&#39;ın yardımının kendine ulaşmasını engelleyen kişi, s&ouml;z ve işlerden uzaklaşıyordu. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; sonu&ccedil;ta, kuyudaki Yusuf&#39;u Mısır&#39;a sultan eden Allah&#39;ın zorlaştırdığından daha zor ve kolaylaştırdığından daha kolay bir iş yoktur!

&quot;Milli İrade&quot; yurttaşın iradesidir. Siyaset bir vekalet m&uuml;essesesidir. Millet siyaset&ccedil;inin veli-i nimetidir. Millet ise, inancı, tarihi, geleneği ile aile i&ccedil;inde, fıtrat &uuml;zere, ruhen, ahlaken, aklen tek&acirc;m&uuml;l ederek &quot;kişilik&quot; kazanan &quot;şahıs&quot;lardan oluşur. Ben bu &quot;bireyleşme&quot;ye karşı, istişare, ş&ucirc;ra, hakemlik, nasihatle nefsinin heva ve heveslerine karşı insani bir uyanış i&ccedil;in m&uuml;cadele ederken, birileri, s&ouml;zlerimi &ccedil;arpıtarak bu işi bu noktaya getirdi.



Eğer dava a&ccedil;ılacaksa, a&ccedil;ılır. Ancak bir gazeteciye bu şekilde a&ccedil;ılan bir dava, &uuml;lkemizde basın h&uuml;rriyeti ve hukuk a&ccedil;ısından herhalde &ccedil;ok da olumlu bir g&ouml;r&uuml;nt&uuml; oluşturmayacaktır.



Her şeye rağmen, hepimizin inancı şu değil mi? Nasıl olsa her şeyi g&ouml;ren, duyan, aklımızdan ve kalbimizden ge&ccedil;irdiklerimizi bilen, kapalı kapılar arkasında konuştuklarımız kendine sır olmayan, h&uuml;k&uuml;m sahibi ve her şeyin hesabını elbet bir g&uuml;n mutlaka soracak olan bir Allah var! H&uuml;k&uuml;m Allah&#39;ındır. Amenna ve saddakna!



İman ettim ki, bu d&uuml;nyada yaptığımız ve yapmamız gerekirken yapmadığımız, s&ouml;ylediğimiz ve s&ouml;ylememiz gerekirken s&ouml;ylemediğimiz her şeyden hesaba &ccedil;ekileceğiz ve bu d&uuml;nyada bu işlerin sonunda ya kendi cennetimize kendi sırtımızda tuğla, ya da kendi cehennemimize sırtımızda odun taşıyacağız.


Tek bir ger&ccedil;ek var: İmtihan oluyoruz. Bize hayır gibi gelen şeylerde şer, şer gibi gelen şeylerde Allah hayır murat etmiş olabilir. İbrahim Hakkı hazretlerinin dediği gibi &#39;Hak şerleri hayreyler, sen sanma ki gayreyler, g&ouml;relim Mevlam neyler, neylerse g&uuml;zel eyler.&#39;



Sel&acirc;m ve dua ile.&quot;




 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.adanagundemi.com/analiz-haberleri">ANALİZ</category><dc:creator><![CDATA[YAZAR ABDURRAHMAN DİLİPAK: MİLLET SİYASETÇİNİN VELİNİMETİDİR - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 17 Aug 2020 10:23:06 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/dilipakresiiiiiiiiiiiiiiiiiii_3b1ebce638e93668f018.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/dilipakresiiiiiiiiiiiiiiiiiii_3b1ebce638e93668f018.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/dilipakresiiiiiiiiiiiiiiiiiii_3b1ebce638e93668f018.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Abdurrahman Dilipak’ın Sözleri Nasıl Çarpıtıldı?]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.adanagundemi.com/haber-abdurrahman-dilipakin-sozleri-nasil-carpitildi-9045.html</guid>
                    <link>https://www.adanagundemi.com/haber-abdurrahman-dilipakin-sozleri-nasil-carpitildi-9045.html</link>
                    <description><![CDATA[Abdurrahman Dilipak doğrudan cinsi sapıklara ilişkin kullandığı ifadelerinin AK Partili bazı kadınlarca kendilerine hakaret edildiği şeklinde yorumlanmasının saçma olduğunu söyledi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ D&uuml;n gece Akit TV&rsquo;de B&uuml;lent Deniz&rsquo;in g&uuml;ndeme dair sorularını cevaplayan Abdurrahman Dilipak tartışmalara konu olan yazısındaki ifadelerin manasını ve konunun nasıl &ccedil;arpıtıldığını geniş bi&ccedil;imde izah etti.
&nbsp;

Abdurrahman Dilipak İstanbul S&ouml;zleşmesi ve benzeri girişimler &uuml;zerinden AK Parti iktidarının uluslararası g&uuml;&ccedil;lerce kuşatılmaya &ccedil;alışıldığını, bu doğrultuda İslami duyarlılığa sahip &ccedil;evrelerce daha etkin bir şekilde uyarı vazifesinin yapılması hususunda istişare ettiklerini, tartışmalara konu olan yazısının da bu hassasiyetin bir yansıması olduğunu belirtti.
&nbsp;

Dilipak &ouml;nceki iktidarları kuşatan ve uluslararası g&uuml;&ccedil;lerle irtibatlı Ko&ccedil;, Eczacıbaşı vs. gibi bazı vakıf ve sermaye &ccedil;evrelerinin desteğini alan kimi sapkın &ouml;rg&uuml;tlenmelerin AK Parti iktidarında da ayrıcalıklı kılınma &ccedil;abalarına şahit olduklarını, bu noktada iktidarı bu tuzağa karşı dikkatli olmaya &ccedil;ağırdıklarını s&ouml;yledi.
&nbsp;

Yazısında bu kesimlerce LGBT ve benzeri birtakım adlarla propagandası yapılan &ouml;rg&uuml;tlenmelere ilişkin olarak kullandığı &lsquo;fahişeler ve t&uuml;revleri&rsquo; ifadesinin &ccedil;arpıtılarak İstanbul S&ouml;zleşmesini savunan AK Partili kadınlar hakkında kullanılmış gibi yorumlandığını ifade eden Dilipak bu durumun ya okuduğunu anlayamayacak kadar bir akılsızlık ya da tamamen k&ouml;t&uuml; niyet &uuml;r&uuml;n&uuml; olabileceğini dile getirdi.
&nbsp;

Kendisi hakkında su&ccedil; duyurularında bulunan ve dava a&ccedil;ma hazırlığı yapan AK Parti teşkilatına uyarılarda bulunan Dilipak bir telefon a&ccedil;arak yazısında ne s&ouml;ylediğinin, kimi kastettiğinin sorulabileceğini ama bunun dahi yapılmadan yazısının yazılmasından tam 4 g&uuml;n sonra sansasyonel bir tavırla medyaya konuyu taşıyanların, savcılıklara koşuşturanların ciddi bir akıl tutulması i&ccedil;inde olduklarının altını &ccedil;izdi.
&nbsp;

İslami camianın 50 yılı aşkın bir zamandır Kemalist despotizme karşı m&uuml;cadelesiyle tanıdığı Abdurrahman Dilipak&rsquo;ın s&ouml;zlerinin AK Parti iktidarı d&ouml;neminde b&ouml;ylesine &ccedil;arpık bir yorum &uuml;zerinden dava konusu edilmesinin uzun s&uuml;reli etkiler uyandırması ka&ccedil;ınılmaz g&ouml;r&uuml;n&uuml;yor. Umarız bu yanlıştan d&ouml;n&uuml;l&uuml;r!
&nbsp;

Programın&nbsp;Tamamı:


 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.adanagundemi.com/analiz-haberleri">ANALİZ</category><dc:creator><![CDATA[Abdurrahman Dilipak’ın Sözleri Nasıl Çarpıtıldı? - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 11 Aug 2020 20:55:11 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/diilipskk_d6bf633d1b971d6eb655.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/diilipskk_d6bf633d1b971d6eb655.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/diilipskk_d6bf633d1b971d6eb655.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[MÜSLÜMANLARI ŞAMAROĞLANI MI SANIYORLAR]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.adanagundemi.com/haber-muslumanlari-samaroglani-mi-saniyorlar-8889.html</guid>
                    <link>https://www.adanagundemi.com/haber-muslumanlari-samaroglani-mi-saniyorlar-8889.html</link>
                    <description><![CDATA[Önüne gelenin müslümanları diline doladığı aşağılık bir süreçten geçiyoruz. Kimi tarikat diye saldırıyor, kimi dernek vakıf vs. diye.. Son salvo Kemalist bir militan gazetenin köşe yazarından geldi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ ADANA G&Uuml;NDEMİ-&nbsp; Adana&#39;da mukaddes mekanlarda yapılması planlanan ancak Valiliğin izin vermediği Rakı Festivali rezaletinin savunulacak bir tarafı olmadığını bilen acar yazarımız, k&ouml;şesini doldurmak i&ccedil;in i&ccedil;in konu bulamamış olsa gerek,&nbsp; ASİM ve Mahmut Eraslan&#39;dan girmiş m&uuml;sl&uuml;man kardeşlerden ve tarikatlardan &ccedil;ıkmış. 

Sallamış da sallamış.. 

&nbsp;

Tabi memlekette bunlar yapınca hedef g&ouml;stermek ve kişilik haklarına saldırı filan denilmez. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; bunlar birinci sınıf vatandaş. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; bunlar Kemalist. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; bunlar Atat&uuml;k&#39;&uuml;n arkasına sığınarak&nbsp;kendilerini birinci sınıf vatandaş g&ouml;ren psikolojik sorunlu ucube adamlar..
&nbsp;

Noktasına ve virg&uuml;l&uuml;ne dokunmadığımız yazıyı okurlarımızın dikkatlerine sunuyoruz. Acar Yazarımızn senaryosunu d&ouml;kt&uuml;rd&uuml;ğ&uuml; s&ouml;zde su&ccedil; objeleri aslında şeref duyulacak işler.. Ama bakın tetik&ccedil;i medya dili nelere kadir? Hak ile batıl, sap ile saman birbirine nasıl karıştırılırmış buyrun okuyalım:

&nbsp;

&quot;M&uuml;sl&uuml;man Kardeşler,Tarikatlar ve Adana&#39;daki festival

&nbsp;

Yazılarımda sık sık belirtirim. Ben Adana - Ceyhanlıyım&hellip;

&nbsp;

Ger&ccedil;ekten bir başkadır benim memleketim.

&nbsp;

Her şeyi en u&ccedil;ta yaşarız. Sevinci de, h&uuml;zn&uuml; de. Kolay değildir bizleri baskı altına almak. Asilik vardır toprağımızın hamurunda. Adanalı hakkını yedirtmez, sıcak kanlıdır, samimidir, dobra ve iyilikseverdir. merttir, delikanlıdır Adanalı&hellip;

&nbsp;

Amacım memleketimi tanıtmak ya da &ouml;vmek değil. Halen tanımamış veyahut yanlış tanımışlara bir kez daha anlatmak. Bakmayın siz televizyonlarda gazetelerde verilen haberlere ve Adana ile ilgisi olmayan dizi filmlerine&hellip;

&nbsp;

Adana 2015 yılından beri &quot;Rakı Festivali&quot; d&uuml;zenleniyordu. Koordineli bir etkinlik değil. Sosyal medyadan yapılan &ccedil;ağrılarla tarihi Kazancılar &ccedil;arşısında millet toplanır rakısını şalgamını i&ccedil;er, kebabını yer evine gider. Ne bir olay &ccedil;ıkmış ne bir taşkınlık. Valilik 2015 yılında yasaklayınca ismi &quot;Kebap ve Şalgam Festivali&quot; oldu.

&nbsp;

Yine kutlandı.

&nbsp;

Fakat bu sene 14-15 Aralık tarihlerinde d&uuml;zenlenmesi planlanan &quot;Kebap ve Şalgam Festivali&quot; Valilik tarafından g&uuml;venlik gerek&ccedil;esi ile yasaklandı. A&ccedil;ıklamada &quot;Bu &ccedil;er&ccedil;evede, bazı ter&ouml;r &ouml;rg&uuml;tleri ile art niyetli kişi ve gruplarca festivale katılan vatandaşlarımızın can ve mal g&uuml;venliklerinin tehlikeye sokulabileceği ve bu yolla kamu d&uuml;zeni ve g&uuml;venliğini bozmaya y&ouml;nelik eylemlerde bulunabilecekleri değerlendirildiğinden s&ouml;z konusu etkinlik Valilik makamı tarafından iptal edilmiştir&quot; denildi.

&nbsp;

Devletin g&ouml;revi zaten vatandaşını korumak değil midir? Varsa bir tehdit alırsın &ouml;nlemini isteyen istediği gibi eğlenir.

&nbsp;

Bu gelişmelerin ardından konu TBMM&#39;de İ&ccedil;işleri Bakanı S&uuml;leyman Soylu&#39;ya yasaklanan festival soruldu. Verdiği cevapta &quot;Ne geleneklerimizde, g&ouml;reneklerimizde, ananelerimizde ne de herhangi bir durumla &ouml;rt&uuml;şebilir değildir&quot; dedi.

&nbsp;



Yani bir anlamda itiraf etti. Festival aslında &quot;kamu g&uuml;venliği&quot; i&ccedil;in değil &quot;geleneklere uymuyor&quot; diye yasaklanmıştı.

&nbsp;

Peki&hellip;

&nbsp;

Sayın Bakan,

&nbsp;

Bahsettiğiniz geleneğimize uymayan durum nedir?

&nbsp;

Rakı mı? Kebap mı? Şalgam mı? Festival mi?

&nbsp;

Hangisi bizim geleneğimizde yok?

&nbsp;

Bu &uuml;lkenin geleneklerine uymayan birisi varsa o da S&uuml;leyman Soylu&#39;dur.

&nbsp;

Ha rakı mı&hellip;

&nbsp;

Rakının ilk kez Osmanlı topraklarında &uuml;retildiği neredeyse t&uuml;m d&uuml;nya &uuml;lkelerince kabul edilmiş durumda. Gidin Norve&ccedil;&#39;e, &Ccedil;in&#39;e Hollanda&#39;ya herkes rakının T&uuml;rk i&ccedil;kisi olduğunu s&ouml;yler, bilir.&nbsp; Osmanlıda &quot;Ark-Nuş&quot;lara bir g&ouml;z atın, I.Abd&uuml;lhamit&#39;in Başmabeyincisi Sarıcazade Ragıp Paşa&#39;nın kurduğu ilk Rakı fabrikasını g&ouml;r&uuml;rs&uuml;n&uuml;z.

&nbsp;

Şalgam derseniz de gidin ta IX. y&uuml;zyıla &quot;&Ccedil;amgur&quot;a bakın&hellip;

&nbsp;

Kebap mevzusuna girersek, Adanalılar i&ccedil;in ateşin icadına kadar gider.

&nbsp;

Sahi nedir Sayın Bakan geleneklerimizde olmayan?

&nbsp;

Asıl sebep ne biliyor musunuz?

&nbsp;

Gelin anlatayım&hellip;

&nbsp;

Adana&#39;da ASİM (Adana Sivil İnsiyatif Meclisi) adı altında bir platform kurulmuş. Platformun Başkanlığını da İHH Adana başkanı Mahmur Eraslan yapıyor. Başka kim var platformda Anahtar-Der, Birlik Vakfı, Siyer Vakfı, Medeniyet Vakfı, Peygamber Sevdalıları, Davet Kardeşlik Vakfı gibi dernek ve vakıflardan oluşuyor.

&nbsp;

Bakın bu Vakıfların i&ccedil;inde bulunan Davet-Kardeşlik Vakfı ile ilgili bir bilgi vereyim;

&nbsp;

Tarih 19 Şubat 2017.

&nbsp;

Yer: Diyarbakır Kayapınar il&ccedil;e M&uuml;ft&uuml;l&uuml;ğ&uuml; Salonu

&nbsp;

Konu: D&uuml;nden Bug&uuml;ne Şehadet Mektebi olarak M&uuml;sl&uuml;man Kardeşler konferansı.

&nbsp;

Konferansa katılan isim M&uuml;sl&uuml;man Kardeşler Tebliğ (Davet) Birimi Başkanı Prof. Dr. Abd&uuml;lhalik Eş Şerif.

&nbsp;

Konferansı D&uuml;zenleyen Kim?

&nbsp;

Davet-Kardeşlik Vakfı.

&nbsp;

Yani M&uuml;sl&uuml;man Kardeşler.

&nbsp;

M&uuml;sl&uuml;man Kardeşler ve Vakıf Başkanı Maruf &Ccedil;elik&#39;in ortaklaşa d&uuml;zenlediği basın toplantıları var. Davet ve Kardeşlik Vakfı Adana Temsilciliği (Kalem Vakfı) tarafından aylık konferanslar serisinde &quot;Şehadet Diriliştir&quot; konulu konferans ger&ccedil;ekleştirildi.

&nbsp;

&Ccedil;elik, konferansta, &quot;İslam d&uuml;şmanları M&uuml;sl&uuml;manlara acıyarak haklarını vermez. Bizler İslam&#39;a sarılarak ve bu yolda m&uuml;cadele ederek hakkımızı s&ouml;ke s&ouml;ke almalıyız. Allah yolundaki m&uuml;cadele ve cihadı ilim irfan ile eğitilmiş kadroların ger&ccedil;ekleştirmesi gerekiyor. Bu ilim ile donanmış kadrolara liderlik edecek bir &ouml;nderin &ccedil;atısında altında hep birlikte İslam adına m&uuml;cadele edilmesinin m&uuml;k&acirc;fatı olarak Şehadet bizlere nasip olacaktır&quot; diye konuştu.

&nbsp;

Bakın Adana diyorum.

&nbsp;

&quot;Şehadet &ccedil;ağrısı&quot; diyorum.

&nbsp;

Eğitim Bir-Sen&#39;in ev sahipliğinde, Memur-Sen&#39;in de katıldığı bir toplantıda festivalin iptal edilmesini istemiş ASİM.

&nbsp;

Ne demiş?

&nbsp;

&quot;&Uuml;lkemiz zor bir s&uuml;re&ccedil;ten ge&ccedil;erken, askerlerimiz yurt i&ccedil;inde ve yurt dışında ter&ouml;rle m&uuml;cadelesini s&uuml;rd&uuml;r&uuml;rken, her hafta bir saldırı veya şehit haberi gelirken sokaklarda i&ccedil;ki i&ccedil;ip masalarda dans&ouml;z oynatılacak olması askerlerimize ve &uuml;lkeye de ihanettir.&quot;

&nbsp;

Bu mantığa bakılırsa b&uuml;t&uuml;n eğlence merkezlerinin kapatılması gerekir.

&nbsp;

Şehit veren T&uuml;rk Silahlı Kuvvetlerinde bile askere moral i&ccedil;in eğlenceler d&uuml;zenlenirken bir de eğlence-festival k&uuml;lt&uuml;r&uuml;m&uuml;z baltalanmaya başlandı.

&nbsp;

Konuşmasına ş&ouml;yle devam ediyor:

&nbsp;

&quot;S&ouml;zlerimiz birileri tarafından bilin&ccedil;li bir şekilde &ccedil;arpıtılıyor. Biz insanların evlerinde yada i&ccedil;kili yerlerde alkol almasına karışmıyoruz. Biz bu organizasyonun kanunsuz olduğunu s&ouml;yl&uuml;yoruz &ccedil;&uuml;nk&uuml; alkol&uuml;n reklamının bile yasak olduğu bir ortamda kamuya ait bir caddenin hukuksuz bir şekilde kapatılarak sokaklarda alem yapılmasına karşıyız. &Uuml;stelik sadece biz değil civarda iş yerleri olan esnafın da &ccedil;oğu karşı. Bir teklifimiz var; Gelin i&ccedil;kiyi festivalin i&ccedil;eriğinden &ccedil;ıkaralım. Ama&ccedil; kebap ve şalgamı tanıtıp festivalini yapmaksa bunu hep birlikte yapalım.&quot;

&nbsp;

A&ccedil;ıklamanın ilk satırları algı yaratmak, sonunda asıl niyeti beyan var.

&nbsp;

&quot;Gelin i&ccedil;kiyi festivalin i&ccedil;eriğinden &ccedil;ıkaralım.&quot;

&nbsp;

Bu yapıldığı zaman eğlence, dans&ouml;z her şey olabilir o zaman ter&ouml;r m&uuml;cadele, şehitlerin bir &ouml;nemi kalmıyor mu?

&nbsp;

İnsanların aklı ile alay ediyorlar.

&nbsp;

Adana&#39;da bırakın ter&ouml;r olayını mahallede bir cenaze olsa bırakın siz festivali, eğlenceyi mahallede televizyon a&ccedil;ılmaz.

&nbsp;

Siz kime &ouml;rf, adet &ouml;ğretmeye kalkıyorsunuz?

&nbsp;

Tabii ki vatandaşların can g&uuml;venliği i&ccedil;in devlet &ouml;nlemler alacak. Ancak &ouml;nlem alıyorum diye vatandaşın yaşam bi&ccedil;imine m&uuml;dahale edemez. İsteyen rakı i&ccedil;er, isteyen ayran, isteyen şalgam. İsteyen kebap yer, şırdan yer, isteyen ciğer&hellip; Kimse de karışamaz. Bunu bir t&uuml;rl&uuml; anlayamadınız.

&nbsp;

Ha karıştınız ne oldu?

&nbsp;

Bakın Adanalı gardaşlarım se&ccedil;imde cevabını verdi.

&nbsp;

Sayın Vali g&ouml;r&uuml;l&uuml;yor ki bu Vakıflara ve bu derneklere &ccedil;ok &ouml;nem veriyor. Devamlı istişare toplantılarında bulunuyor bu yapı ile. Ya Adana&#39;nın diğer dernekleri, vakıfları? Onlar hakkında ne d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yor Sayın Vali?

&nbsp;

Mesela Sayın Vali Adana&#39;nın bir&ccedil;ok yerinde mantar gibi &ccedil;oğalan Haznevi tarikatı ve yasadışı olarak gasp ettiği yerler hakkında ne d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yor?

&nbsp;

Ya da bu tarikatın ka&ccedil;ak inşaatı hakkında?

&nbsp;

Sayın Bakan aslında doğru s&ouml;yl&uuml;yor.

&nbsp;

Ne Adananın ne de Anadolu&#39;nun geleneklerindegericilik yoktur, Arap k&ouml;kenli İHVAN yoktur. Bahsettiği gelenek bunlar ise haklı. Eleştirmiyorum!

&nbsp;

Bahsettiği rakı, kebap, şalgam, ciğer ise işte o Adananın ciğerinde var. Onu da savunacağız.

&nbsp;

Uzatmayayım&hellip;

&nbsp;

Hi&ccedil; kimse kendi yaşam şeklini gelenek, g&ouml;renek gibi yansıtmaya milletin aklı ile alay etmeye kalkmasın.

&nbsp;

Nokta.


Kaynak Yeni&ccedil;ağ: M&uuml;sl&uuml;man Kardeşler Tarikatlar ve Adana&#39;daki festival - Murat AĞIREL&quot;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.adanagundemi.com/analiz-haberleri">ANALİZ</category><dc:creator><![CDATA[MÜSLÜMANLARI ŞAMAROĞLANI MI SANIYORLAR - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 16 Dec 2019 16:14:49 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/kem_d85ca6832a507445c0e0.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/kem_d85ca6832a507445c0e0.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/kem_d85ca6832a507445c0e0.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Ağzına Sağlık Teyze]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.adanagundemi.com/haber-agzina-saglik-teyze-8815.html</guid>
                    <link>https://www.adanagundemi.com/haber-agzina-saglik-teyze-8815.html</link>
                    <description><![CDATA[Sokak Röportajında konuşan bir teyze Türkiye'nin mazlum coğrafyalara uzattığı yardım eline tepki gösteren kişilere insanlık dersi verdi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Sokak r&ouml;portajında uzatılan mikrofona konuşan bir&nbsp;teyze Suriye&#39;de, Sudan&#39;da, T&uuml;rkistan&#39;da, Yemen&#39;de yaşanılan insanlık dramlarına karşı sessiz kalıp, T&uuml;rkiye&#39;nin uzattığı yardım eline tepki g&ouml;steren kişilere insanlık dersi verdi.

&nbsp;

Teyze r&ouml;portajda bu mazlum coğrafyalarla alakalı &lsquo;&rsquo;Osmanlı&#39;dan, dedelerimizden kalan Şam eyaletidir o. G&uuml;nde 100 kişi &ouml;ld&uuml;r&uuml;l&uuml;yor g&ouml;rm&uuml;yorsunuz. T&uuml;rkistan&#39;ı, Sudan&#39;ı g&ouml;rm&uuml;yorsunuz. Başımıza bir bela gelecek onu istiyorlar&rsquo;&rsquo; s&ouml;zlerini sarfetti.

&nbsp;

&nbsp;

&nbsp;

&nbsp;

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.adanagundemi.com/analiz-haberleri">ANALİZ</category><dc:creator><![CDATA[Ağzına Sağlık Teyze - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 16 Jun 2019 13:39:58 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/teyze_69db1bec5b507b7df591.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/teyze_69db1bec5b507b7df591.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/teyze_69db1bec5b507b7df591.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Mahmut Eraslan: Furkan Cemaati Rakibimiz Değil]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.adanagundemi.com/haber-mahmut-eraslan-furkan-cemaati-rakibimiz-degil-8613.html</guid>
                    <link>https://www.adanagundemi.com/haber-mahmut-eraslan-furkan-cemaati-rakibimiz-degil-8613.html</link>
                    <description><![CDATA[Yazarımız Mahmut Eraslan, Adana'dan yayın yapan bir sitede köşe yazısı yayınlanan Alparslan Kuytul Hoca'nın Eşi Semra Kuytul Hanımefendi'nin Sivil Toplum Kuruluşlarına yönelik eleştirilerini değerlendirdi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Adana G&uuml;ndemi Haber Sitemizin K&ouml;şe yazarlarından Mahmut Eraslan sitemizde yayınlanan son yazısında, Furkan Vakfı Bayan Hocahanımlarından Semra Kuytul Hanımefendi&#39;nin&nbsp;Furkan Vakfı Neden Ayrı Miting Yaptı!&nbsp;başlıklı k&ouml;şe yazısını değerlendirdi.&nbsp;

&nbsp;

Adana Sivil İnisiyatif Meclisi (ASİM)&#39;in de Genel Başkanlığını y&uuml;r&uuml;ten yazarımız Mahmut Eraslan, sitemizde yayınlanan k&ouml;şe yazısında; Semra Kuytul Hanımefendi&#39;nin s&ouml;zkonusu k&ouml;şe yazısında Amacının her ne kadar kamuoyunu bilgilendirmeye y&ouml;nelik olduğu ifade edilse de genel hatları ile bakıldığında Adana&#39;daki Sivil Toplum Kuruluşlarını t&ouml;hmet altında bırakacak ifadelerin olduğuna dikkat &ccedil;ekerek , Semra Kuytul Hanımefendi&#39;nin k&ouml;şe yazısında&nbsp;&Ouml;rnek verilen konuların bir&ccedil;oğunda eklenmesi ve &ccedil;ıkarılması gereken bilgiler, yani d&uuml;zeltilmesi gereken yerler&nbsp; olduğunu dile getirdi.

&nbsp;

Yazarımız Mahmut Eraslan&#39;ın Yazısını okumak i&ccedil;in Tıklayınız...
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.adanagundemi.com/analiz-haberleri">ANALİZ</category><dc:creator><![CDATA[Mahmut Eraslan: Furkan Cemaati Rakibimiz Değil - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 18 Dec 2017 21:33:57 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/manset_yazi_2_b877fe40bc2ee0fc4bbb.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/manset_yazi_2_b877fe40bc2ee0fc4bbb.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/manset_yazi_2_b877fe40bc2ee0fc4bbb.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[GEÇ KALMIŞ OLSANIZ DA MUTLAKA OKUMALISINIZ!..]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.adanagundemi.com/haber-gec-kalmis-olsaniz-da-mutlaka-okumalisiniz-8565.html</guid>
                    <link>https://www.adanagundemi.com/haber-gec-kalmis-olsaniz-da-mutlaka-okumalisiniz-8565.html</link>
                    <description><![CDATA[Bugünü çözmek için tarihe ihtiyacımız var. Tarihi bilmek içinde günü anlamaya. Bunlar oldu mu? Evet veya hayırdan önce şunu söyleyelim. En azından korkunç bir kabus ya da şakayla karışık bir Sadri Alışık filmi değil.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ ADANA G&Uuml;NDEMİ I HABER MERKEZİ-

Bug&uuml;n&uuml; &ccedil;&ouml;zmek i&ccedil;in tarihe ihtiyacımız var. Tarihi bilmek i&ccedil;inde g&uuml;n&uuml; anlamaya. Bunlar oldu mu? Evet veya hayırdan &ouml;nce şunu s&ouml;yleyelim. En azından korkun&ccedil; bir kabus ya da şakayla karışık bir Sadri Alışık filmi değil. Vatan edindiğimiz coğrafyanın insanı zihinsel bir devrime ihtiya&ccedil; duyuyor.

İnsanoğlunun kendisini etkileyen olayları anlamaya &ccedil;alışması, yorumlaması son derece doğal bir s&uuml;re&ccedil;. Ancak &ouml;yle resimler vardır ki, yorumlamaya diren&ccedil; g&ouml;steriler ve bu yapılarıyla insanoğlunu arkasında yatan anlamı aramaya daha da teşvik ederler. Son derece normal, anlaşılır olan bu s&uuml;re&ccedil; bir noktada yolundan sapmaya başlar. Ya her şeyi &ccedil;ok bilimsel bir retoriğe oturtma gayreti ile insanları inan&ccedil; d&uuml;nyalarından arındırıp &ccedil;ok masumane ve safiyane &ccedil;alışmalar yapıldığına inandırırsınız. Bu bir a&ccedil;mazdır. Ya da diğer d&uuml;ş&uuml;n&uuml;ş bi&ccedil;imi ile de bir s&uuml;re sonra kişi her olayın ardında gizli g&uuml;&ccedil;ler aramaya başlayabilir.

&Uuml;ZG&Uuml;N&Uuml;Z &Ccedil;OK GE&Ccedil; KALDINIZ!.

Şair ve Yazar H&uuml;seyin Acarlar&#39;ın &quot;&Uuml;zg&uuml;n&uuml;z &Ccedil;ok Ge&ccedil; Kaldınız?&quot; adlı eseri ile ilgili yukarıdaki tanıtımına ek olarak bu kitabı neden okumanız gerektiğini ş&ouml;yle &ouml;zetliyoruz;

- Bug&uuml;n Kuzey Irak&#39;ta israil bayraklarını neden g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m&uuml;z&uuml; merak ediyorsanız,

- Yahudilerin Doğu ve G&uuml;neydoğu Anadolu B&ouml;lgemizden neden toprak satın aldıklarını merak ediyorsanız,

- K&uuml;resel derin ahtapotu yakından tanımak istiyorsanız,

- D&uuml;nya&#39;yı kimin kan g&ouml;l&uuml;ne &ccedil;evirdiğini, zulm&uuml;n ve g&ouml;zyaşının asıl faillerini merak ediyorsanız

- ve daha aklınızdaki pek &ccedil;ok sorunun ve &ccedil;ok bilinmeyenli denklemin &ccedil;&ouml;z&uuml;lmesini arzu ediyorsanız Bu Kitabı Mutlaka okumalısınız.

Şair ve Yazar H&uuml;seyin Acarları&#39;n &Uuml;zg&uuml;n&uuml;z &Ccedil;ok Ge&ccedil; Kaldınız adlı eseri &Ccedil;izge Yayıncılık tarafından yayınlandı ve se&ccedil;kin kitap&ccedil;ılardan temin edilebiliyor. Aşağıdaki linkten de sipariş verilebiliyor.

&nbsp;

https://www.kahvekitap.com/urun/uzgunuz-cok-gec-kaldiniz-huseyin-acarlar/19
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.adanagundemi.com/analiz-haberleri">ANALİZ</category><dc:creator><![CDATA[GEÇ KALMIŞ OLSANIZ DA MUTLAKA OKUMALISINIZ!.. - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 18 Oct 2017 18:33:30 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/uzgunuz__7e9ab34c7610c18f8110.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/uzgunuz__7e9ab34c7610c18f8110.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/uzgunuz__7e9ab34c7610c18f8110.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Bir Başka Açıdan 28 Şubat ve Paralel Operasyonları]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.adanagundemi.com/haber-bir-baska-acidan-28-subat-ve-paralel-operasyonlari-8370.html</guid>
                    <link>https://www.adanagundemi.com/haber-bir-baska-acidan-28-subat-ve-paralel-operasyonlari-8370.html</link>
                    <description><![CDATA[Adana Haber Sitesi Genel Yayın Yönetmeni Hüseyin Bayrak Son günlerde yaşanan paralel yapıya yönelik operasyonlara ilişkin yaptığı analiz yazısında olayların farklı boyutlarına işaret etti. ]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ H&uuml;seyin Bayrak'ın AdanaHaber.com sitesinde bug&uuml;n yayınlanan 28 Şubat başlıklı yazısında 28 Şubat ve Paralel yapı operasyonlarının hedefinin Anadolu Sermayesi olduğu iddia ediliyor. İŞte Bayrak'ın o yazısı:
&nbsp;
28 ŞUBAT / H&uuml;seyin BAYRAK (adanahaber.com)-
&ldquo;28 Şubat&rdquo;tan &ldquo;paralel&rdquo; operasyonlarına kadar ge&ccedil;en s&uuml;rede &uuml;st perdede baktığımızda aslında k&uuml;resel sermaye a&ccedil;ısından bir şeyin olmadığını g&ouml;r&uuml;yoruz.
Aslında her iki olayın &ouml;zetine baktığımızda hedef alınan m&uuml;tedeyyin Anadolu insanın sahip olduğu Anadolu sermayesinin &ccedil;&ouml;kertilmesidir.
K&uuml;resel sermayenin, 12 Yahudi ailenin sermeyesi ve &uuml;lkelerdeki alt uzantılarının oluşturduğu sermayenin hi&ccedil;bir zaman milletin diniyle donuyla şeriatıyla ideolojisiyle meselesi olmamıştır. Onun i&ccedil;in tek kutsal vardı kapital yani sermeye.
Sermayenin &ouml;zg&uuml;rl&uuml;ğ&uuml; ve &ccedil;ok uluslu şirketlerin kazanabildiği rakiplerin yok edildiği &uuml;lkelerin şeriatla Kemalizm ile kom&uuml;nizmle sosyalizmle hatta ineklerce k&ouml;peklerce y&ouml;netilmesi hi&ccedil;te &ouml;nemli değildir. Yeter ki beyinleri t&uuml;ketimin dışında hi&ccedil;bir şeye &ccedil;alışmayan bir nesil ve y&ouml;netim olsun.
28 Şubatı bu anlamda okursak anlayabiliriz. 28 Şubat&rsquo;ın asıl hedefi m&uuml;tedeyyin Anadolu sermayesiydi.&nbsp; O d&ouml;nemde keskinleşen Yahudi sermeyesi karşıtlığı aynı zamanda Anadolu da y&uuml;zlerce yerli holdingi doğurdu. &Ouml;zellikle Konya ve Kayseri merkezli şirketler alabildiğince hızlı bir şekilde b&uuml;y&uuml;yor ve k&uuml;resel sermayeyi tehdit ediyordu. Operasyon başladığında maşa Kemalistler, fetvacısı, alkış&ccedil;ısı Fethullah hoca;&nbsp; yerlerde s&uuml;r&uuml;t&uuml;len İslamcı kızlar yeşil sermaye olarak fişlenen ise Anadolu sermayesi
Olayların sonunda k&uuml;resel sermayeye başkaldıran kapitalizmle savaşan bir nesil yok edilirken binlerce holdinge kayyum marifetiyle el konuldu. Bir kısmı bankalar marifetiyle iflas ettirildi.
20 yıl sonra tekrarlanan paralel operasyonlarına bu pencereden baktığımızda ge&ccedil;en s&uuml;rede &ccedil;ok hi&ccedil;bir şeyin değişmediğini g&ouml;receğiz.&nbsp;
17- 25 Aralık operasyonlarına baktığımızda hedefte yine milli yatırımlar ve Anadolu sermayesini g&ouml;r&uuml;yoruz. İ&ccedil;eriye alınan m&uuml;teahhitler kanal İstanbul projesinin m&uuml;teahhidi, 3. Boğaz k&ouml;pr&uuml;s&uuml;n&uuml;n, İstanbul 3. Havaalanı ve enerji m&uuml;teahhitleri sanki memleketin tek hırsızları bunlardı. Bu fotoğraf a&ccedil;ık&ccedil;a g&ouml;steriyor ki eğer cemaat bu darbe girişiminde başarılı olsaydı yine aynı şekilde Anadolu sermayesini yok edecek el koyacak iflasa s&uuml;r&uuml;kleyecekti tek fark şu olacaktı el konulan iflas ettirilen kayyum atanan şirketlerin adları su&ccedil;ları Ak parti şirketleri olacaktı.
Anadolu sermayesini yok etme taşeronluğunu cemaat kaybedip h&uuml;k&uuml;met kazanınca Anadolu sermayesi bu defa paralel şirketler paralele destek veren şirketler olarak yok ediliyor. Fotoğraflara yansıyan ise yine yerlerde s&uuml;r&uuml;t&uuml;len baş&ouml;rt&uuml;l&uuml; kızlar.
Dikkat edilirse bu operasyonların tamamında g&ouml;rev alanlar hep aynı kişiler sadece maşalar değişiyor. 28 Şubatta maşalık yapanların hi&ccedil;birinsin Kemalizm ile alakası yoktu. 17- 25 Aralık &ouml;ncesi cemaat adına zulmedenler cemaatin maşalığını yapan atanmış ve se&ccedil;ilmişlerin hi&ccedil;birinsin İslami bir yaşantısı yoktu. Laik yaşam i&ccedil;inde sohbetlere katılır sohbet &ccedil;ıkışında i&ccedil;ki kadın &acirc;lemi devam ediyordu. Şimdilerde paralel operasyonlarını yapanlarında tamamı devşirmeler. Trollerin İslami hi&ccedil;bir geleneği yok ama İslam adına M&uuml;sl&uuml;man&rsquo;ı lin&ccedil; ediyorlar. Cemaatin veya partinin savaş&ccedil;ısı olmak i&ccedil;in bir umre bir iftar ayda birde Cuma namazı yeterli.
Bu g&uuml;nlerde &ouml;rneğin Adana&rsquo;da her g&uuml;n bir şirket ile ilgili cemaat&ccedil;i olduğu iddiası ile el konulacak dedikodusu dolaşıyor. Bir&ccedil;oğu şu anda haraca bağlanmış durumda. Bankalar arka arkaya şirketlere işletmelere operasyon &ccedil;ekiliyor. 28 Şubattan sonra normalleşen ticari şartlardan dolayı b&uuml;y&uuml;yen Anadolu sermeyesi bir&ccedil;oğunun cemaatle alakası bile yok. Bir kısmı ise Ak Parti h&uuml;k&uuml;metinin cemaate verdiği destekle cemaat tarafından himmet adı altında haraca bağlanan şirketler şimdilerde fişleniyor kredileri &ccedil;ağrılıyor, m&uuml;fettişler tarafından kıskaca alınıyor hi&ccedil;bir şey bulunamaz ise &ldquo;&ccedil;ok d&uuml;r&uuml;stse ter&ouml;risttir&rdquo; mantığı ile i&ccedil;eri alınıyor.
Burada dikkat edilirse el konulan, taciz edilen, iflas ettirilen şirketlerin tamamı Anadolu sermayesi. Bizim alın terimiz. Dişimizle tırnağımızla b&uuml;y&uuml;tt&uuml;ğ&uuml;m&uuml;z kazancımız yok ediliyor.
Ama&ccedil; darbe filan değil. Ama&ccedil; paralel yapı da değil. Eğer &ouml;yle olmuş olsaydı h&uuml;k&uuml;mete karşı darbe ama&ccedil;lı hatta gezi eylemleriyle i&ccedil; isyan &ccedil;ıkartan ko&ccedil;tur, Boynerdir. Hadi el koyun koyabiliyorsanız. Kayyum atayın atayabiliyorsanız.
Burada a&ccedil;ık&ccedil;a k&uuml;resel sermayenin taşeronluğundan başka bir icraat yoktur. ]]> </content:encoded><category domain="https://www.adanagundemi.com/analiz-haberleri">ANALİZ</category><dc:creator><![CDATA[Bir Başka Açıdan 28 Şubat ve Paralel Operasyonları - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 06 Mar 2016 13:04:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/20160306_815700.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/20160306_815700.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/20160306_815700.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[İşte Sözde Kur'an'cı Zevatın İtiraz Ettiği Hutbe ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.adanagundemi.com/haber-iste-sozde-kuranci-zevatin-itiraz-ettigi-hutbe-8337.html</guid>
                    <link>https://www.adanagundemi.com/haber-iste-sozde-kuranci-zevatin-itiraz-ettigi-hutbe-8337.html</link>
                    <description><![CDATA[Mustafa İslamoğlu'nun öncülük ettiği sözde Kur'an'cı özde muharref bir Kur'an çabasındaki azgın azınlık Diyanetin 12 Şubat Cuma günü verdirdiği Hutbeye itiraz etti. Peygamberimiz (s.a.v)'i sıradan bir postacı yerine koyan zevata göre Peygamberimiz (s.a.v)'i örnek almak güya Allah'a şirk koşmak imiş..]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ İslam &uuml;mmetinin her yerinde işgaller katliamlar ve t&uuml;rl&uuml; t&uuml;rl&uuml; zul&uuml;mler kol gezerken adeta &ouml;k&uuml;z&uuml;n altında buzağı arar gibi aptalca gayretler i&ccedil;ine girmek sureti ile garip garip meseleleri &uuml;mmetin g&uuml;ndemine taşımaya &ccedil;alışan ve bunu da g&uuml;ya Kur'an'a hizmet kılıfı ile ortaya koyan Mustafa İslamoğlu'nun ger&ccedil;ek y&uuml;z&uuml; ortaya &ccedil;ıkmaya başladı.Kendisini eleştirenlere y&ouml;nelik olarak sarfettiği "Tuvalet Bezi", "Eşşekler", "it S&uuml;r&uuml;leri" v.b tanımlamalar ile seviyesini zaten yıllardır ortaya koymuş olan ve Kur'an ahlakından zerre kadar dahi nasiplenmemiş bulunan Mustafa İslamoğlu adlı merdut zatın itiraz ettiği hutbeyi kelimesine ve noktasına dokunmadan aynen yayınlıyoruz ve okurlarımıza soruyoruz: Tamam Dİyanet kurumunu tezkiye edecek değiliz. &Ouml;yle bir gayretin i&ccedil;ine girmeye luz&uuml;m dahi hissetmeyiz. Lakin Allah aşkına s&ouml;yleyin, bu hutbenin hangi kelimesi islam akidesine aykırı?işte S&ouml;zde Kur'an'cıların itiraz ettiği O Hutbe:
PEYGAMBERE İMAN TEVHİDİN BİR GEREĞİDİR
&nbsp;Aziz Kardeşlerim!Okuduğum &acirc;yet-i kerimede Y&uuml;ce Rabbimiz ş&ouml;yle buyuruyor:&nbsp;&ldquo;De ki: &lsquo;Eğer Allah&rsquo;ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve g&uuml;nahlarınızı bağışlasın. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; Allah &ccedil;ok bağışlayandır, &ccedil;ok merhamet edendir.&rsquo;&nbsp;&rdquo;1Okuduğum hadis-i şerifte ise Peygamberimiz (s.a.s) ş&ouml;yle buyuruyor: &ldquo;G&ouml;n&uuml;lden tasdik ederek Allah&rsquo;tan başka il&acirc;h olmadığına ve Muhammed&rsquo;in O&rsquo;nun res&ucirc;l&uuml; olduğuna inanan kimseye Allah, cehennemi haram kılar.&rdquo;2Kardeşlerim!İman esasları Allah&rsquo;ın varlığını, birliğini, eşsiz ve ortaksız olduğunu kabul etmekle başlar. İman esaslarından biri de peygamberleri, ayrım yapmaksızın kabul etmektir. Bizler, M&uuml;sl&uuml;man olmanın bir gereği olarak b&uuml;t&uuml;n peygamberlere, n&uuml;b&uuml;vvet zincirinin son halkası Muhammed Mustafa&rsquo;ya (s.a.s) ve onun tebliğ ettiklerinin tamamına şeksiz ş&uuml;phesiz iman ederiz. Bu imanımızı kelime-i şehadetle g&ouml;n&uuml;lden tasdik ederiz.&nbsp;diyerek tevhide olan bağlılığımızı, Efendimize olan iman ve sadakatimizi dile getiririz.Aziz M&uuml;minler!Peygamber Efendimiz (s.a.s), Allah&rsquo;ın aramızdan se&ccedil;tiği, m&uuml;jdeleyici ve uyarıcı olarak g&ouml;revlendirdiği, kitabı ile şereflendirdiği son peygamberdir. O, Rabbimizden aldığı vahyi kusursuz bir şekilde bize ulaştırmış, anlatmış, a&ccedil;ıklamış ve yaşamıştır. Bu y&uuml;zden ona iman eden, Allah&rsquo;a iman etmiş; onu ink&acirc;r eden de Allah&rsquo;ı ink&acirc;r etmiş olur.3Peygamberimiz, b&uuml;t&uuml;n insanlığa g&ouml;nderilmiş bir rahmet vesilesi ve hidayet rehberidir. O, bizlere varoluşumuzun gayesini haber vermiştir. Allah&rsquo;a kul olmanın, O&rsquo;nun rızasını ve cennetini kazanmanın yollarını &ouml;ğretmiştir. Peygamber Efendimiz, &ouml;z&uuml;yle ve s&ouml;z&uuml;yle, her haliyle bizler i&ccedil;in ahlak, iffet, şefkat, merhamet ve adalete dair muhteşem bir &ouml;rnek olarak yaşamıştır. O, ashabına ve &ldquo;kardeşlerim&rdquo; dediği bizlere sadakati, d&uuml;r&uuml;stl&uuml;ğ&uuml;, vefayı, fedak&acirc;rlığı &ouml;ğ&uuml;tlemiştir. Efendimiz, bizim iki cihanda serverimizdir.Kardeşlerim!Hayat kitabımız olan Kur&rsquo;an-ı Kerim, Peygamberimizin diliyle bizlere ulaşmıştır. Onun &ouml;rnekliğinde hayat bulmuş, okunmuş, anlaşılmış ve uygulanmıştır. Kur&rsquo;an&rsquo;ı yaşanan bir kitaba d&ouml;n&uuml;şt&uuml;ren Peygamberimizdir. Vahyin ağırlığını ilk karşılayan, il&acirc;h&icirc; kuralları ilk a&ccedil;ıklayan, insanlara Allah&rsquo;ın muradını duyuran Peygamber Efendimizdir. Y&uuml;ce Rabbimiz, Kur&rsquo;an-ı Kerim&rsquo;de bizlere namaz kılmayı, oru&ccedil; tutmayı, zek&acirc;t vermeyi, hac yapmayı emretmiştir. Ancak namazın vakitlerini, rek&acirc;t sayılarını ve nasıl kılınacağını bize Efendimiz &ouml;ğretmiştir. Orucun ne şekilde ve nasıl tutulacağını, zek&acirc;tın hangi mallardan ve ne kadar verileceğini, haccın menasikini bizlere hep Peygamberimiz g&ouml;stermiştir. Kısacası ibadet hayatımız, onun &ouml;rnekliğinde şekillenmiştir.Kardeşlerim!&ldquo;Bize Kur&rsquo;an yeter&rdquo; anlayışıyla peygamberimizi, onun siretini ve s&uuml;nnetini dikkate almadan M&uuml;sl&uuml;manca yaşamaya &ccedil;alışmak m&uuml;mk&uuml;n değildir. Bu duruş, Kur&rsquo;an&rsquo;ın bizzat kendisine aykırıdır. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; Y&uuml;ce Rabbimiz, Kerim Kitabımızda bize, kendisiyle birlikte Resul&uuml;ne inanmayı4 ve tabi olmayı5 emreder. Peygamberimizin helal kıldığını helal, haram kıldığını haram saymamızı ister.6 Dolayısıyla Peygamberimize inanmayan, onun siretini ve s&uuml;nnetini benimsemeyen bir anlayış, İslam anlayışı olamaz. Peygambere iman etmeden, Kur&rsquo;an ile s&uuml;nnetin arasına mesafe koyularak ebedi kurtuluşa ulaşılamaz. Resul-i Ekrem&rsquo;in şerefli s&ouml;zleri olmadan Kur&rsquo;an anlaşılamaz ve yaşanamaz. Bizi bu konuda ikaz eden yine bizzat Efendimizdir. O ş&ouml;yle buyurur: &ldquo;Sakın sizden birinizi, emrettiğim veya yasakladığım bir konu kendisine iletildiğinde, k&ouml;şesine yaslanmış olarak cahilce, &lsquo;Biz Allah&rsquo;ın Kitabı&rsquo;nda ne bulursak ona uyarız; hadis tanımayız!&rsquo; derken bulmayayım!&rdquo;7Kardeşlerim!Tarihin y&uuml;ce rehberlerine, insanlığın barış ve umut el&ccedil;ilerine, Efendimiz başta olmak &uuml;zere b&uuml;t&uuml;n peygamberlere sonsuz salat ve selam olsun. Rabbimiz, bizleri tevhidi hakkıyla anlayan, kendisine hakkıyla kul olan, Resul&uuml;ne hakkıyla tabi olanlardan eylesin! Peygamberimizin &uuml;mmeti olma, onun sancağı altında toplanma ve şefaatine nail olma bahtiyarlığından bizi mahrum bırakmasın. Onun s&uuml;nnetinden, muhabbetinden, bereketinden bizleri bir an olsun ayırmasın.1 &Acirc;l-i İmr&acirc;n, 3/31.2 Buh&acirc;r&icirc;, İlim, 49; M&uuml;slim, İman, 47.3 Nis&acirc;, 4/80. Ayrıca bkz. Buh&acirc;r&icirc;, Ahk&acirc;m, 1; M&uuml;slim, İm&acirc;re, 33.4 Nis&acirc;, 4/136.5 A&rsquo;r&acirc;f, 7/158.6 Ahz&acirc;b, 33/36.7 İbn M&acirc;ce, Sunne, 2; Tirmiz&icirc;, İlim, 10.&nbsp;Hazırlayan: Din Hizmetleri Genel M&uuml;d&uuml;rl&uuml;ğ&uuml; ]]> </content:encoded><category domain="https://www.adanagundemi.com/analiz-haberleri">ANALİZ</category><dc:creator><![CDATA[İşte Sözde Kur'an'cı Zevatın İtiraz Ettiği Hutbe  - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 15 Feb 2016 09:33:44 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/20160215_413716.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/20160215_413716.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/20160215_413716.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[İskilipli Atıf Hocayı Rahmetle Anıyoruz]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.adanagundemi.com/haber-iskilipli-atif-hocayi-rahmetle-aniyoruz-8318.html</guid>
                    <link>https://www.adanagundemi.com/haber-iskilipli-atif-hocayi-rahmetle-aniyoruz-8318.html</link>
                    <description><![CDATA[4 Şubat 1926 Perşembe günü, şapka kanunun yürürlüğe girdiği dönem içerisinde idam edilen büyük İslam şahsiyetlerinden olan İskilipli Atıf Hoca'nın idam edilişinin 90. yıldönümünde rahmetler anıyoruz.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 4 Şubat 1926 Perşembe g&uuml;n&uuml;, şapka kanunun y&uuml;r&uuml;rl&uuml;ğe girdiği d&ouml;nem i&ccedil;erisinde idam edilen b&uuml;y&uuml;k İslam şahsiyetlerinden olan İskilipli Atıf Hoca'nın idam edilişinin 90. yıld&ouml;n&uuml;m&uuml;nde rahmetler anıyoruz.
İskilipli Atıf Hoca kimdir?
İskilipli Atıf Hoca, 1874'te İskilip'in Tophane k&ouml;y&uuml;nde doğdu. İlk eğitimini k&ouml;y&uuml;ndeki medreseden alan Atıf Hoca, daha sonra İskilip'in tanınmış alimlerinden Abdullah Efendi'den fıkıh ve tefsir dersleri aldı. Ailesinin itirazlarına rağmen İstanbul'a giderek ilim tahsilini devam ettirmek istedi. Fatih Camii medresesinde ders g&ouml;ren Atıf Hoca 1902'de girdiği ruus sınavını vererek İstanbul m&uuml;derrisliğine hak kazandı. Fatih medresesinde m&uuml;derris olarak ders verirken aynı zamanda Darulf&uuml;nun &Uuml;niversitesine devam etti. Darulf&uuml;nun'un İlahiyat b&ouml;l&uuml;m&uuml;nden mezun olan Atıf Hoca İstanbul Kabataş Lisesi'ne Arap&ccedil;a &ouml;ğretmeni olarak atandı.
Medreselerin ve m&uuml;derrislerin eksikliklerini gidermek i&ccedil;in bir rapor hazırladı ve bu raporunu Maşihat-ı İslamiyye Dairesi'ne sundu. Fakat rapor k&ouml;kl&uuml; değişiklikler i&ccedil;ermesi ve dairedeki bazıkişilerin &ccedil;ıkarlarına dokunması nedeniyle Şeyhulislamlık makamına şikayet edildi. Şeyhuilislam&nbsp; Mehmet Cemalettin Efendi tarafından &ouml;nce Bodrum'a daha sonra Kırım'a s&uuml;r&uuml;ld&uuml;. Kırım'dan Varşova'ya ge&ccedil;en Atıf Hoca, s&uuml;rg&uuml;n cezası bittikten sonra İstanbul'a d&ouml;nen Atıf Hoca, Beyan&uuml;l'l hak, Sebil&uuml;rreşad, dergilerde makaleler yazdı. İttihat&ccedil;ılarla yıldızı barışmayan Atıf Hoca, 31 Mart olayından bir hafta &ouml;nce yazdığı bir yazı nedeniyle tutuklandı. Fakat mahkeme su&ccedil;suz buldu ve serbest bıraktı. İttihat&ccedil;ılar, Atıf Hoca'ya devlet dairesinde g&ouml;rev vermeyerek onu eğitimle iştigal etmesinden uzak tutmak istediler.
Atıf Hoca medreselerde fahri olarak ders vermeye İttihat&ccedil;ılara karşı İttihad-i Muhammed-i i&ccedil;erisinde yer alır. Mebus se&ccedil;ilmesi ittihat&ccedil;ılar tarafından engellenir. Mahmut şevket Paşa'nın &ouml;ld&uuml;r&uuml;lmesinde rol&uuml; olduğu gerek&ccedil;esiyle İ İttihat&ccedil;ılar tarafından su&ccedil;lanarak Divan-ı Harb'te yargılanır, su&ccedil;lu bulunarak &ouml;nce Sinop'a daha sonra &Ccedil;orum-Sungurlu sonra da Boğazlayan'a s&uuml;rg&uuml;ne g&ouml;nderilir. S&uuml;rg&uuml;nde halka vaaz vermesi ve talebelere ders vermesi yasaklanır. 1.5 yıllık s&uuml;rg&uuml;n cezası sona erdikten sonra İstanbul'a gelir. Ebul2ula Mardin Huzur dersleri adlı eserinde su&ccedil;suzluğunun anlaşılmasına rağmen hi&ccedil;bir g&ouml;rev verilmediğini s&ouml;yler.
Alemdar ve Mahfel gibi gazete ve dergilerde yazılar yazan Atıf Hoca Şeriat Medeniyet-i , Mirat'ul İslam gibi eserlerini bu d&ouml;nemde yazar. Eserlerinde medeniyet, terakki, eğitim sosyal hayat, İslam nizamı, &ouml;rt&uuml;nme, ahlak, hukuk gibi konulara vurgu yapar. Siyasi yazılar yazar ve İttihat&ccedil;ıların din-siyaset ayrımına karşı &ccedil;ıkar.
Mustafa Sabri Efendi sayesinde veliaht Vahdettin'le tanışır ve veliahtla kişisel dostluk kurar. Birinci D&uuml;nya Savaşı'nın sona İttihat&ccedil;ı liderlerin &uuml;lkeyi terk etmesiyle Atıf Hoca Fatih dersiamlığı g&ouml;revine d&ouml;nerek başta fıkıh ve tefsir, Arap&ccedil;a dersleri vermeye devam eder. 1918'de hilafet-i aliye ve Medreset&uuml;l Kudat'ta da dersler verir.
H&uuml;rriyet ve İtilaf Partisinin İktidara gelmesi ile İptida medresesinin umum m&uuml;d&uuml;rl&uuml;ğ&uuml;ne getirilmişse de H&uuml;rriyet ve itilaf&ccedil;ıların İngiliz yanlısı siyaset izlemelerine Alemdar gazetesinde yazdığı yazılarla karşı &ccedil;ıkmıştır.&nbsp; İskilipli Atıf Hoca Mondros m&uuml;tarekesine ilk tepkiyi koyanlardan birisidir. Yakın arkadaşı Mustafa Sabri Efendi ile birlikte M&uuml;derrisin cemiyetini kurar, Mustafa Sabri Efendi'nin şeyh&uuml;lislamlığa getirilmesinden sonra cemiyetin başkanlığı g&ouml;revini &uuml;stlenir. Cemiyet başlangı&ccedil;ta bir ulema meclisi iken daha sonra Anadolu'nun itilaf devletleri tarafından işgal edilmesinden sonra ismini Teal-i İslam Cemiyeti olarak değiştirir.
İzmir'in işgal edilmesine karşı ilk karşı beyanname hazırlayan cemiyet Teal-i İslam Cemiyetidir. Bu beyannamede işgalciler eleştirilmiş, yurdun her sathında m&uuml;cadele edilmesi i&ccedil;in &ccedil;ağrı yapılmıştır. Cemiyet kurtuluş olarak halifeye bağlı kalmayı halifeliği kurtarmayı esas almıştı. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; halifelik cemiyete g&ouml;re İslam'ı ve M&uuml;sl&uuml;manları temsil eden bir makamdı. Halifeliğin işgal kuvvetlerin hakimiyetine ge&ccedil;mesi M&uuml;sl&uuml;manlar i&ccedil;in bir felaket olurdu, bu nedenle işgalcilere karşı M&uuml;sl&uuml;manlar halifelik şemsiyesi altında tek v&uuml;cut olmalıydılar.
İngilizler iktidardaki H&uuml;rriyet ve itilaf Partisi'nden Anadolu'da işgallere karşı direnişe ge&ccedil;en milislere karşı bir fetva yayınlanmasını Şeyh&uuml;lislamlıktan ister. Atıf Hoca bu şekilde bir fetvanın yayınlanmasına karşı &ccedil;ıkar fakat fetva hazırlanır ve Atıf Hoca ve Tahir&uuml;l Mevlevi'nin karşı &ccedil;ıkmalarına rağmen fetva cemiyet bildirisi şeklinde yayınlanmak istenir. Atıf Hoca bu fetvanın cemiyet adına yayınlanmasına karşı &ccedil;ıkar ve bildiriye imza ve m&uuml;h&uuml;r basmaz. Teal-i İslam Cemiyetinin adı kullanılarak u&ccedil;aklarla atılan bu fetvaya karşı Atıf Hoca, Vakit gazetesine bir tekzib yazısı g&ouml;nderir. 23 Teşrin-i Evvel (Ekim) 1920, No: 1032 Vakit gazetesinde &ccedil;ıkan tekzib yazısında Atıf Hoca memleketin işgali sırasında b&ouml;yle bir fetvanın yanlış olduğunu s&ouml;yler ve bu fetvayı benimsemediğini ve imza koymadığını s&ouml;yler.
1922'de Dolmabah&ccedil;e Sarayında Huzur dersleri verir. Bu d&ouml;nemde &ouml;zellikle batılılaşma karşıtı yazılar yazar. Tesett&uuml;r-&uuml; Şer'i, Din-i İslam'da Men-i M&uuml;skirat (İslam dininde İ&ccedil;ki Yasağı), Frenk Mukallitliği ve Şapka kitaplarını kaleme alır.
Şapka hakkında ki kitabını yazdıktan 1,5 yıl sonra Şapka devrimine muhalefet etmek su&ccedil;undan tutuklanır. Şevket S&uuml;reyya Aydemir, Tahir&uuml;l Mevlevi, Hasan Tahmilci, kızı Melahat Hanım Atıf Hoca'nın Şapkaya muhalefet etmekten tutuklandığını belirtmişlerdir.
Şapka İnkıl&acirc;bına karşı Anadolu'da &ccedil;ıkan kıyamlar bu kitaba bağlanarak Atıf Hoca tutuklandı. Yargılanması İstiklal Mahkemesinde yapıldı. &Uuml;&ccedil; Ali'ler olarak bilinen mahkeme heyeti ve herkes onun masum olduğunu biliyorlardı. Hakim Kılı&ccedil; Ali'nin karardan kısa bir zaman &ouml;nce verdiği bir m&uuml;lakatta Atıf Hocanın masum olduğunu s&ouml;ylemesine rağmen Babaeski M&uuml;ft&uuml;s&uuml; Ali Rıza Efendi ile birlikte&nbsp; kendisine idam cezası verildi. İstiklal mahkemelerinde g&ouml;rev yapan hakimler asker k&ouml;kenli milletvekilleriydi. Bu hakimlerin hukuk alt yapıları olmadığı gibi verdiği kararlar da hukuki olmaktan &ccedil;ok keyfi kararlardı.Atıf Hoca, 4 Şubat 1926'da idam edildi. Son s&ouml;z&uuml;nde &lsquo;Katil ve zalimlerle mahşerde hesaplaşacağız' dedi. Atıf Hoca'yı astıktan sonra şapka giydirdiler. Mezarı ancak 2008 yılında bulunabildi.
İskilipli Atıf Hoca 4 Şubat 1926 Perşembe g&uuml;n&uuml; sabaha karşı Eski Meclis binasının yakınındaki &ccedil;arşıda asılarak idam edilmiştir.
Allah Rahmet eylesin.&nbsp;(Amin) ]]> </content:encoded><category domain="https://www.adanagundemi.com/analiz-haberleri">ANALİZ</category><dc:creator><![CDATA[İskilipli Atıf Hocayı Rahmetle Anıyoruz - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 04 Feb 2016 14:27:40 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/20160204_742680.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/20160204_742680.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/20160204_742680.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[HÜSEYİN BAYRAK NE DEMEK İSTEDİ?]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.adanagundemi.com/haber-huseyin-bayrak-ne-demek-istedi-8224.html</guid>
                    <link>https://www.adanagundemi.com/haber-huseyin-bayrak-ne-demek-istedi-8224.html</link>
                    <description><![CDATA[AdanaHaber.Com genel yayın yönetmeni Hüseyin Bayrak ilginç bir köşe yazısına imza attı. Bayrak'ın ne demek istediği merak konusu oldu.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ AdanaHaber.Com Genel Yayın Y&ouml;netmeni H&uuml;seyin Bayrak son yazdığı yazıda Adana ile ile ilili &ccedil;arpıcı iddialarda bulundu. Bayrak'ın ge&ccedil;tiğimiz g&uuml;nlerde tarihi b&uuml;y&uuml;ksaat &ouml;n&uuml;nde ger&ccedil;ekleştirilen REZALET FESTİVAL ile ilgili yaptığı değerlendirmede "bu topraklar aslına mı rucu ettiriliyor?" sorusu ile ne demek istediği anlaşılamadı.İşte Bayrak'ın o yazısı:
B&uuml;y&uuml;k Adana Fotoğrafı
&nbsp;1-&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;T&Uuml;İK tarafından a&ccedil;ıklanan g&ouml;&ccedil; istatistiğinde&nbsp;Adana bir zamanların g&ouml;&ccedil; şampiyonu Şanlıurfa&rsquo;yı geride bırakarak en &ccedil;ok g&ouml;&ccedil; veren 6. vilayet oldu.&nbsp;Yıllardır Adana&rsquo;da g&ouml;&ccedil; vermeye başlamasına rağmen Alman vakıfları tarafından s&uuml;rekli olarak Adana&rsquo;da g&ouml;&ccedil; ve sorunlar ve &ouml;nlenmesi konusunda sempozyumlar d&uuml;zenlenir. G&ouml;&ccedil;ten şikayet edilirdi bununda başında ailelerden Almanya Fahri Konsolosu Tevfik Kısacık gelirdi. Oysa g&ouml;&ccedil; almayan bir &uuml;lkenin kentin &ccedil;&ouml;keceğini başta Almanlar olmak &uuml;zere herkes bilir.
2-&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;İ&ccedil;inden 2 tane nehrin aktığı, denizine ve yaylalarının arasının 1 saat olduğu, ikliminin d&uuml;nyanın yaşanmaya en verişli iklim olduğu, d&uuml;nyanın en verimli ovası olan &Ccedil;ukurova olduğu, yılda iki bu&ccedil;uk &uuml;r&uuml;n&uuml;n alındığı ender illerden biri olduğu, jeopolitik konumu itibariyle doğu ve batının kesişim noktası olduğu halde&nbsp;&ccedil;&ouml;kertilen il Adana&nbsp;3-&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Tarsus&rsquo;tan Samandağı&rsquo;na kadar olan deniz sahil şeridini halka yani yerleşime kapatmak i&ccedil;in yıllardır yol yapmayan y&uuml;zlerce kilometrelik sahili tosbağa, kuş, lag&uuml;n vs zırvalarla halka kapatıp bakir bekletilen il Adana.&nbsp;K&uuml;lt&uuml;r ve Turizm Bakanı Adanalı olduğu halde 5 kuruşluk yatırım almayan Adana sahilleri.&nbsp;
4-&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Adana&rsquo;ya tek &ccedil;ivi &ccedil;akmamış&nbsp;&Ouml;mer &Ccedil;elik bakan olunca iki icraat yaptı.&nbsp;Bunlardan birincisi Ermeni Simyonoğlu evlatlarından Aristidi Kozma tarafından&nbsp;Simyonoğlu Fabrikası&nbsp;adıyla kurulan şimdiki Milli Mensucat. Bu fabrika İttihat&ccedil;ılar tarafından el konularak &ccedil;ok k&uuml;&ccedil;&uuml;k meblağlar ile &Ouml;zg&uuml;rler, Haslar ve Sabancılar ortaklığına devredilmiştir.
Şimdilerde ise Mustafa Kemal Paşa Bulvarını &ccedil;ıkmaz bulvar yapmak pahasına m&uuml;ze haline getirilmiştir.&nbsp;İkincisi ise&nbsp;&nbsp;Kozan (Sis) Ermeni toplumunun ileri gelenlerinden&nbsp;Krikor Mıcırıkyana ait Yaverin Konağının onarılması. Bu konak Ermeni toplumun k&uuml;lt&uuml;rel mirasındandır ki &ouml;nemini uzun boylu araştrıp &ouml;ğrenebilirsiniz. Bu konakta ittihat&ccedil;ılar tarafından Krikor efendi &ouml;ld&uuml;r&uuml;l&uuml;p el konulmuş bir yapı.&nbsp;5-&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;2013 yılında yine ailelerden olan&nbsp;Ali Haydar Bozkurtisimli&nbsp;Adana'da&nbsp;okumuş bir vatandaş Adana&rsquo;ya geliyor. Portakal &ccedil;i&ccedil;ekleri ile ilgili anılarını romantik bir uslupla anlatıyor ve valilik ile&nbsp;belediye başkanlarının desteiğini alarak&nbsp;Portakal &Ccedil;i&ccedil;eği Festivali&nbsp;d&uuml;zenliyor. Festival 2 ve 3. Yılında yerel y&ouml;netimler ve &Ouml;mer &Ccedil;elik&rsquo;in k&uuml;lt&uuml;r bakanlığının desteği ile on binlere ulaşarak b&uuml;y&uuml;yor.&nbsp;
Ne tesad&uuml;ft&uuml;r ki festival Paskalya Bayramı ile aynı g&uuml;nlere denk geliyor&nbsp;ve festival sonra karnavala d&ouml;n&uuml;ş&uuml;p tıpkı Paskalya Bayramı gibi kost&uuml;mler i&ccedil;kiler ve m&uuml;zikler eşliğinde kutlanıyor.&nbsp;&nbsp;Ve yine acıdır ki hi&ccedil; kimse karnavalın d&uuml;zenleyicisi Toyota&rsquo;nın Ceo&rsquo;su Ali Haydar Bozkurt&rsquo;ta&nbsp;"madem Adana&rsquo;ya vefanız var o zaman Toyota&rsquo;nın bir fabrikasını Adana&rsquo;ya neden kurmuyorsunuz o olmaz ise yan sanayi mallarını Adana&rsquo;dan temin etseniz de Adana&rsquo;da işsizliği &ouml;nleyip kalkınmasına yardımcı olmuyorsunuz da paskalya bayramı kutluyorsunuz"&nbsp;demedi demiyor da.&nbsp;6-&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Yine durup dururken uzun yıllardır&nbsp;Adana Kazancılar &Ccedil;arşısı'nda i&ccedil;kili kebap&ccedil;ıların var olduğu ve vatandaşların da s&uuml;rekli devam ettiği dar mek&acirc;nlarda&nbsp;Rakı Festivali&nbsp;d&uuml;zenleme işi ortaya &ccedil;ıkıyor. Ve bir anda toplum kutuplaştırılarak tartışma başlıyor.
&nbsp;
Ve birka&ccedil; protesto birka&ccedil; ayyaşın baskını ve yetkililerin a&ccedil;ıklamaları ile d&uuml;nya &ccedil;apında reklamı yapılıyor. Sonunda festival Adana'nın muhafazakar k&uuml;lt&uuml;rel mirasının kalbi durumunda ki Memişpaşa Camii, Ulu Cami, Ağca Mescit, Ziya Paşa'nın kabri, k&uuml;lliye vb yapıların &ouml;nlerinde sabaha kadar s&uuml;ren i&ccedil;ki alemleri yapılmış oluyor.&nbsp;T&uuml;rkiye&rsquo;den hatta yurt dışından eşraf ve aileler katılıyor.&nbsp;&nbsp;
&nbsp;
Yukarda maddeler haline sıralana olayları tek başına değerlendirdiğinizde sırdan olaylar gibi g&ouml;r&uuml;l&uuml;yor fakat fotoğrafın tamamına bakıldığında&nbsp;&nbsp;ben sıradan olaylar gibi değerlendirmiyorum.&nbsp;Sadece soruyorum bu topraklar aslına mı rucu ettiriliyor?

&nbsp; ]]> </content:encoded><category domain="https://www.adanagundemi.com/analiz-haberleri">ANALİZ</category><dc:creator><![CDATA[HÜSEYİN BAYRAK NE DEMEK İSTEDİ? - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 22 Dec 2015 06:18:24 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/20151222_387766.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/20151222_387766.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/20151222_387766.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA["Tanklar Kâbeye dayanacak"]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.adanagundemi.com/haber-tanklar-kabeye-dayanacak-7977.html</guid>
                    <link>https://www.adanagundemi.com/haber-tanklar-kabeye-dayanacak-7977.html</link>
                    <description><![CDATA[İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarif, Türkiye ziyaretini neden erteledi? Ziyaret öncesi Türkiye'de ciddi bir kamuoyu çalışması yapan Zarif'in bu erteleme kararının altında bir program uyuşmazlığı olduğunu sanmıyorum.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 
Son d&ouml;nemde Suriye konusunda iki &uuml;lke arasındaki uyuşmazlığın tehlikeli bi&ccedil;imde derinleşmesi, İran medyasına T&uuml;rkiye'yi hatta Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ı ve ailesini hedef alan yayınların servis edilmesi, son ter&ouml;r saldırıları sırasında İran'ın PKK'ya sıcak mesajlar vermesi, n&uuml;kleer anlaşmadan sonra Tahran y&ouml;netiminin Akdeniz'den Kızıldeniz'e kadar olan b&ouml;lgenin tek hakimi gibi bir havaya girmesi, ilişkilerde esaslı bir kırılmaya yol a&ccedil;mış olabilir.
Hemen bir not aktarayım: Bug&uuml;n PKK saldırıları ağırlıklı olarak Kuzeydoğu Anadolu b&ouml;lgesinde ger&ccedil;ekleşiyor, Karadeniz'e doğru bir koridor oluşturacak şekilde genişliyor. 2005 yılında da aynı durum s&ouml;z konusuydu. PKK bir t&uuml;r Karadeniz koridoru a&ccedil;maya &ccedil;alışıyordu.&nbsp;
Kuzey Suriye koridoru ve Karadeniz koridoru&nbsp;
T&uuml;rkiye'yi alarma ge&ccedil;iren Kuzey Suriye koridoru ile Karadeniz koridoru arasında ilişki olduğunu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum. Bir tarafta Akdeniz'e ulaşma, diğer tarafta Karadeniz'e ulaşma hesapları var. Tahran'ın S. Arabistan'ı &ccedil;evrelemek i&ccedil;in Yemen'de giriştiği darbenin bir hedefi de Kızıldeniz'e a&ccedil;ılma girişimiydi. PKK ve HDP ile Tahran arasında dikkat &ccedil;eken yakınlaşma ile bu koridor meseleleri arasında nasıl bir bağ olabilir. İran, K&uuml;rt &ouml;rg&uuml;tleri b&ouml;lgeye karşı bir Truva Atı olarak mı kullanır oldu? Tam da bu d&ouml;nemde, Tahran'ın T&uuml;rkiye i&ccedil;indeki darbeci gelenekle yakınlaşmasına dikkat &ccedil;ekmek istiyorum.
Suriye &uuml;zerindeki jeopolitik hesaplaşma ile İran ile Batı arasında varılan n&uuml;kleer anlaşmanın b&ouml;lgesel etkileri konusunda T&uuml;rkiye'de kimseden aklı başında bir analiz okuyamıyoruz. Bir s&uuml;redir &ouml;zellikle bu konuya dikkat &ccedil;ekiyorum. Bir İran yayılma haritası belirginleşiyor. Basra K&ouml;rfezi, Akdeniz ve Kızıldeniz arasında &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k bir krizin alt yapısı pazarlanıyor. Şimdi buna yeniden Karadeniz de eklendi.&nbsp;
İran'ın a&ccedil;g&ouml;zl&uuml;l&uuml;ğ&uuml; ve Mekke Savaşı..&nbsp;
Sadece İran'la sınırlı bir hesap değil bu. Uluslararası irade, yeni bir b&ouml;lge haritası şekillendirmeye &ccedil;alışıyor. Bunu da b&ouml;lgesel d&uuml;zeyde yıkım oluşturacak, mezhep kimliği &uuml;zerinden pazarlıyor. Suriye ve Irak'taki &ouml;rg&uuml;tler ile İran ve K&uuml;rt milliyet&ccedil;iliği etkin bir şekilde bu ama&ccedil;la seferber edilmiş durumda. Batı-İran anlaşmasının esasında bu b&uuml;y&uuml;k harita projesinin bulunduğuna inananlardanım.
Şahsen bu krizin b&uuml;y&uuml;kl&uuml;ğ&uuml; beni korkutuyor. Biraz dikkatli bakan herkesi, her &uuml;lkeyi, bu coğrafyadaki her etnik unsuru ve her mezhepten &ccedil;evreyi korkutması gereken bir gelişme bu. Eğer g&ouml;zlerimizdeki bu k&ouml;rl&uuml;k devam ederse, birka&ccedil; yıl i&ccedil;inde bir Mekke Savaşı ile karşı karşıya geleceğiz, tankların Allah'ın evine dayandığını g&ouml;receğiz.
İşte bu y&uuml;zden, mezhep &uuml;zerinden pazarlanan, &ouml;rg&uuml;tlerle servis edilen, bir takım bağnaz b&ouml;lge &uuml;lkelerinin aptallığı ve a&ccedil; g&ouml;zl&uuml;l&uuml;ğ&uuml; &uuml;zerinden y&uuml;r&uuml;t&uuml;len bu b&uuml;y&uuml;k kriz, &ldquo;dengeleyici&rdquo; pozisyon alma &ouml;zelliği olan tek &uuml;lke T&uuml;rkiye'yi hedef alıyor. İ&ccedil; politika bu krize g&ouml;re dizayn edilmek isteniyor. Ter&ouml;r &ouml;rg&uuml;tleri bu ama&ccedil;la seferber ediliyor. &Ouml;rg&uuml;tler T&uuml;rkiye'ye karşı tek &ccedil;atı altında toplanıyor.&nbsp;
İ&ccedil;erideki 'işgalciler' bu projenin i&ccedil;inde&nbsp;
B&uuml;t&uuml;n bunlar, i&ccedil;erideki &ldquo;i&ccedil; işgal&rdquo; mekanizmaları ile koordineli y&uuml;r&uuml;t&uuml;l&uuml;yor. T&uuml;rkiye'nin milli ve &ouml;zg&uuml;r pozisyon alışı sabote edilmek isteniyor. Kamuoyuna y&ouml;nelik ciddi bir mobilizasyon uygulanıyor ve kitleler zehirleniyor. Yeni b&ouml;lgesel s&uuml;rprizlere ortam hazırlanıyor.
İşte bu kadar karmaşık, bu kadar yıkıcı, bu kadar b&ouml;lgesel kaos yatırımına karşı i&ccedil;eride &uuml;lkesine karşı pozisyon alanlar i&ccedil;in &ldquo;ihanet&rdquo; kavramı belki de ilk kez bu kadar yalın, bu kadar ger&ccedil;ek anlam ifade ediyor. Bu y&uuml;zden, kimlerin nerede durduğuna, kimlerle ne t&uuml;r ortaklıklara giriştiğine &ccedil;ok iyi bakın.
Kalem sahiplerine ve c&uuml;mlelere iyi bakın. Medya organlarına ve sermaye &ccedil;evrelerine iyi bakın. Dışarıdan i&ccedil; politikaya m&uuml;dahil olup yeni bir siyasi vesayet bi&ccedil;imlendirmek isteyenlerin hepsi bu b&uuml;y&uuml;k projenin par&ccedil;asıdır. T&uuml;rkiye ger&ccedil;ek bir tehdit altında ve b&ouml;lgenin tek &ouml;zg&uuml;r, g&uuml;&ccedil;l&uuml; &uuml;lkesini dize getirmek istiyorlar. &Ouml;n&uuml;m&uuml;zdeki iki yıl i&ccedil;inde T&uuml;rkiye'nin tam anlamıyla teyakkuz halinde olacağını da bir yere not edin.
İran ve b&ouml;lgeye d&ouml;nelim.&nbsp;
Tahran'ın '&uuml;&ccedil; deniz' savaşı&nbsp;
Tahran &uuml;&ccedil; denizde birden a&ccedil;ılmaya d&ouml;n&uuml;k ciddi bir jeopolitik harita uyguluyor. Irak tam denetiminde. Basra K&ouml;rfezi kontrol&uuml; altında. L&uuml;bnan &uuml;zerinden Akdeniz'de. Yemen &uuml;zerinden de Kızıldeniz'e a&ccedil;ılırken S. Arabistan'ın direncini kırmaya &ccedil;alışıyor. N&uuml;kleer anlaşma Tahran'ın elini g&uuml;&ccedil;lendirdi. B&ouml;lgesel bir fırtına estirmesine yol a&ccedil;tı. M&uuml;thiş bir &ouml;zg&uuml;ven, hırs, şımarıklık ve a&ccedil;g&ouml;zl&uuml;l&uuml;kle her yere m&uuml;dahil olur hale geldi.
G&ouml;r&uuml;n&uuml;şte b&uuml;t&uuml;n bunları mezhep demografisi &uuml;zerinden y&uuml;r&uuml;t&uuml;yor. Ama aslında psikolojik alt yapısı Fars milliyet&ccedil;iliği ile &ouml;r&uuml;lm&uuml;ş. K&ouml;rfez Savaşı'ndan bu yana devam eden Arap-Fars savaşı her aşamasında İran'ın zaferi ile sonu&ccedil;landı &ccedil;&uuml;nk&uuml;.
Arap-Fars sınırı İran-Irak sınırıydı, Irak işgaliyle Irak-Suriye sınırına &ccedil;ekildi. Suriye'de bu sınır durdurulmak istendi ama İran b&uuml;t&uuml;n askeri g&uuml;c&uuml; ile Suriye'ye girdi. Bug&uuml;n binlerce İran askeri Suriye'yi kontrol altında tutmaya &ccedil;alışıyor. İran sınırı Akdeniz'e ve S. Arabistan i&ccedil;lerine kadar itmeye şartlanmış gibi.&nbsp;
İran Suudi Arabistan'ı, Irak Kuveyt'i vurabilir&nbsp;
Bunun bir adım sonrası Basra K&ouml;rfezi'dir. Bir yerlere kaydedin g&uuml;n gelir İran Suudi Arabistan'ı, Irak Kuveyt'i vurabilir. Şahsi kanaatim, iki yıl i&ccedil;inde Basra K&ouml;rfezi'ndeki &uuml;lkelerin ciddi bir şekilde karışacağı y&ouml;n&uuml;nde. Zaten ciddi bir mezhep krizi var ve bu &uuml;lkeler yoğun İran tehdidi altında. Bir s&uuml;re sonra Tahran bu &uuml;lkelere doğrudan m&uuml;dahil olacaktır.
Bug&uuml;n Yemen'de İran n&uuml;fuzuyla savaşan, kendini &ccedil;evrelemesini durdurmaya &ccedil;alışan S. Arabistan Basra K&ouml;rfezi'nde bunlar olurken bir de Doğu cephesi ile uğraşmak zorunda kalacaktır. Kendi i&ccedil;indeki Şiiler &uuml;zerinden de istikrarsızlığa s&uuml;r&uuml;klenecektir. Riyad y&ouml;netimi M&uuml;sl&uuml;man Kardeşler'i haritadan silmeye &ccedil;alışadursun, bu stratejik k&ouml;rl&uuml;ğ&uuml; kendine &ccedil;ok pahalıya malolacaktır.
B&uuml;t&uuml;n bunların &uuml;st okuması şudur: Mezhep kimliği servis edilerek b&uuml;t&uuml;n coğrafya iki b&uuml;y&uuml;k kampa ayrılıyor. Soğuk savaş d&ouml;neminde &ldquo;İslam'ın kanlı sınırları&rdquo; s&ouml;ylemini kullananlar, on yıldır &ldquo;İslam kendi i&ccedil;inde savaşacak&rdquo; diyor, savaşın İslam'ın kalbine yerleşeceğini s&ouml;yl&uuml;yor. İşte bu ger&ccedil;ek oluyor. Mekke Savaşı uyarılarımın ana sebebi budur ve sakın ola ki bunun m&uuml;mk&uuml;n olmadığını d&uuml;ş&uuml;nmeyin.&nbsp;
T&uuml;rkiye karşıtı &ouml;rg&uuml;tlerle el ele&nbsp;
&ldquo;İran'ın Ha&ccedil;lı Seferleri ve yeni Mekke Savaşı&rdquo; gibi ifadeler kullanmam, bu y&uuml;zden hi&ccedil; yadırganmasın. Mezhep g&ouml;r&uuml;m&uuml;n&uuml; altında m&uuml;thiş bir milliyet&ccedil;i dalga ile karşı karşıya b&uuml;t&uuml;n b&ouml;lge. Coğrafyanın yeniden bi&ccedil;imlendirilmesine y&ouml;nelik b&uuml;y&uuml;k projenin altında kendine yer bulan, bunu fırsata &ccedil;eviren Tahran, kendi ihtiraslarına karşı b&uuml;y&uuml;k bir sınav vermek zorunda kalacaktır.&nbsp;
Unutulmasın ki, İran'ın kendi i&ccedil;inde &ccedil;ok ciddi sorunları, zaafları vardır. Belki T&uuml;rkiye'den daha fazla etnik kırılganlığa sahiptir. Bir g&uuml;n, b&ouml;lgeye y&ouml;nelttiği tehditler, i&ccedil;eride kendi kırılganlığı &uuml;zerinde tam tersi sonu&ccedil;lar da doğurabilir.
Bunları bir Şii-S&uuml;nni ayrışması &uuml;zerinden yazmıyorum. B&ouml;lgede oluşmaya y&uuml;z tutan resmi &ccedil;izmeye, birka&ccedil; yıl i&ccedil;inde karşılaşacağımız tehditlere dikkat &ccedil;ekmeye &ccedil;alışıyorum. İran'ın son g&uuml;nlerde T&uuml;rkiye'ye y&ouml;nelik tavrı ciddi olarak rahatsızlık sebebidir. Bu kadar cephe ile uğraşan bir &uuml;lkenin kendine yeni bir cephe a&ccedil;ma, bunu yaparken de T&uuml;rkiye'yi her alanda huzursuz etme, &ouml;rg&uuml;tlerle fl&ouml;rt etme, aynı zamanda İran kamuoyuna T&uuml;rkiye karşıtı haberler servis etme girişimleri pek normal g&ouml;r&uuml;nm&uuml;yor.&nbsp;
Şii İran yerine Fars İran geldi, &ccedil;ılgınlık başladı&nbsp;
Ama İran'ın &ouml;n&uuml;ndeki &ouml;ncelikli hedef Basra K&ouml;rfezi ve S. Arabistan'dır. Tahran, Mekke odaklı, S. Arabistan odaklı, Basra K&ouml;rfezi odaklı bir &ccedil;ılgınlık i&ccedil;indedir. Bunu yaparken her ne kadar mezhep kimliğini kullansa da, aslında milliyet&ccedil;i dalgayı seferber edecektir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; İran-Batı anlaşmasıyla Şii İran'ın yerini Fars İran almıştır.
Bu yeni emperyal ihtirasın Basra K&ouml;rfezi'nde girişeceği tehlikeli macera, b&uuml;t&uuml;n b&ouml;lgeyi sarsacaktır. Bu imparatorluk hesabının yol a&ccedil;tığı dalgalar T&uuml;rkiye sınırlarını bile yoklamaktadır. &Ccedil;ok ge&ccedil;meden, tanklar Kabe'ye dayanmadan, Basra K&ouml;rfezi'nde başlayan kriz Mekke Savaşı'na d&ouml;n&uuml;şmeden bu ihtirasın dizginlenmesi lazımdır.

Kaynak : İbrahim Karag&uuml;l Yeni Şafak ]]> </content:encoded><category domain="https://www.adanagundemi.com/analiz-haberleri">ANALİZ</category><dc:creator><![CDATA["Tanklar Kâbeye dayanacak" - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 12 Aug 2015 09:01:27 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/20150812_425203.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/20150812_425203.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/20150812_425203.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Günde 391 Dakika Ekrana Bakarak Geçiyor]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.adanagundemi.com/haber-gunde-391-dakika-ekrana-bakarak-geciyor-7343.html</guid>
                    <link>https://www.adanagundemi.com/haber-gunde-391-dakika-ekrana-bakarak-geciyor-7343.html</link>
                    <description><![CDATA[Turkcell Superonline Bireysel Satıştan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Ceyhun Özata, Türkiye'de bir kişinin günlük ortalama 111 dakika televizyon, 109 dakika bilgisayar, 132 dakika akıllı telefon ve 39 dakikada tablet ekranına baktığının belirlendiğini söyledi. ]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Turkcell TV Plus uygulamasının tanıtımı i&ccedil;in Adana'da d&uuml;zenlenen toplantıda konuşan Ceyhun &Ouml;zata, Millward Brown adlı şirket tarafından 2014'te yapılan bir araştırmanın sonu&ccedil;larını paylaştı. Almanya'da bir kişinin g&uuml;nde ortalama 129 dakika televizyon izleyip 144 dakikasını akıllı telefona bakarak ge&ccedil;irdiğini aktaran &Ouml;zata, "ABD'de ise bir kişi g&uuml;nde ortalama 147 dakika televizyon seyredip 151 dakika akıllı telefon ve 103 dakika bilgisayarla zaman ge&ccedil;iriyor. &Ccedil;in, Brezilya, Rusya, Japonya, G&uuml;ney Kore, İspanya ve İtalya'da da aşağı yukarı benzer sonu&ccedil;lar ortaya &ccedil;ıkıyor" dedi. 
'FAZLASI ZARAR' 
T&uuml;rkiye'deki internet kullanım ve televizyon izleme alışkanlığının sosyal ilişkileri olumsuz etkilediği y&ouml;n&uuml;ndeki değerlendirmeyi de anımsatan Ceyhun &Ouml;zata, "Antibiyotik bir ila&ccedil;tır. Dozunda kullanılırsa hastalığın tedavisinde fayda sağlar. Fazlası ise zararlıdır. İnternet kullanımı ve televizyon izlemek de b&ouml;yledir" diye konuştu. ]]> </content:encoded><category domain="https://www.adanagundemi.com/analiz-haberleri">ANALİZ</category><dc:creator><![CDATA[Günde 391 Dakika Ekrana Bakarak Geçiyor - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 08 Apr 2015 11:11:07 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/20150408_508832.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/20150408_508832.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/20150408_508832.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Hacı Ali Doğan: Emir Büyük Yerden]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.adanagundemi.com/haber-haci-ali-dogan-emir-buyuk-yerden-4839.html</guid>
                    <link>https://www.adanagundemi.com/haber-haci-ali-dogan-emir-buyuk-yerden-4839.html</link>
                    <description><![CDATA[Genel Yayın Yönetmenimiz Hacı Ali Doğan son yazısında Adanada casusluk skandalı kapsamında gözaltına alınan polis memurları hakkında önemli bir tespitte bulunuyor.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Adana&rsquo;da casusluk skandalı kapsamında g&ouml;zaltına alınan polis memurların ifadeleri hafızamda &ccedil;ok ilgin&ccedil; detayları &ccedil;ağrıştırdı.Bilindiği &uuml;zere 13 Ekim 2012 cumartesi g&uuml;n&uuml; Amerika&rsquo;nın silahlı unsurlarının incirlik &uuml;ss&uuml;ndeki varlığını protesto etmek amacı ile &ldquo;İslami Gen&ccedil;lik İnsiyatifi&rdquo; &ouml;nc&uuml;l&uuml;ğ&uuml;nde bir eylem d&uuml;zenlenmişti. T&uuml;rkiye&rsquo;nin pek &ccedil;ok ilinden gelen M&uuml;sl&uuml;manların katılımı ile d&uuml;zenlenen etkinlikte grup y&uuml;r&uuml;y&uuml;ş, gazeteci &Acirc;dem &Ouml;zk&ouml;se ve yazar Hamza Er gibi pek &ccedil;ok aktivist iştirak etmişti.YAZININ TAMAMI İ&Ccedil;İN TIKLAYINIZ&nbsp; ]]> </content:encoded><category domain="https://www.adanagundemi.com/analiz-haberleri">ANALİZ</category><dc:creator><![CDATA[Hacı Ali Doğan: Emir Büyük Yerden - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 12 May 2014 09:50:29 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/20140513_846586.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/20140513_846586.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/20140513_846586.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[ŞAHİMERDAN HOCA İLE İLİM VE ALİM ÜZERİNE]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.adanagundemi.com/haber-sahimerdan-hoca-ile-ilim-ve-alim-uzerine-4782.html</guid>
                    <link>https://www.adanagundemi.com/haber-sahimerdan-hoca-ile-ilim-ve-alim-uzerine-4782.html</link>
                    <description><![CDATA[Genel yayın yönetmenimiz Hacı Ali DOĞAN AnadoluBulteni.com sitesi adına ülkemizin değerli alimlerinden Şahimerdan Sarı hoca ile ilim alim ve camaat kavramları üzerine kapsamlı bir röportaj yaptı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ R&ouml;portajda ilim ve alim konuları &uuml;zerinde &ouml;nemle duruluyor.&nbsp;

R&ouml;portajı Okumak i&ccedil;in Tıklayınız.. ]]> </content:encoded><category domain="https://www.adanagundemi.com/analiz-haberleri">ANALİZ</category><dc:creator><![CDATA[ŞAHİMERDAN HOCA İLE İLİM VE ALİM ÜZERİNE - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 19 Apr 2014 21:03:29 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/20140420_734307.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/20140420_734307.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/20140420_734307.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Üç Mustafa'dan Hangisi Doğru Söylüyor?]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.adanagundemi.com/haber-uc-mustafadan-hangisi-dogru-soyluyor-4769.html</guid>
                    <link>https://www.adanagundemi.com/haber-uc-mustafadan-hangisi-dogru-soyluyor-4769.html</link>
                    <description><![CDATA[slâm Ümmeti arasındaki ihtilafları sürekli gündeme getirmesi, intihalleri, Fethullah Gülen ve örgütü ile ilişkisi, son zamanlarda da siyasi konularda hayli çekinceli ve çelişkili açıklamaları ile dikkat çeken Mustafa İslamoğlu hakkında Anadolu Bülteni isimli internet sitesi Muhammed Fatih Ergün ile detaylı bir röportaj yaptı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ R&ouml;portajda g&ouml;r&uuml;leceği &uuml;zere, genellikle Mustafa İslamoğlu'na ait kaynaklara &ouml;ncelik verilmiş; kendi s&ouml;ylem, eylem ve eserleri referans g&ouml;sterilmiştir. R&ouml;portajda kendisi hakkında her ne s&ouml;ylenmişse, hepsinin kaynağı &ouml;ncelikle kendisidir. Bunun yanı sıra verilen bilgiler de belgeli ve tanıklı bilgilerdir.&nbsp;
R&Ouml;PORTAJIN TAMAMINA ULAŞMAK İ&Ccedil;İN TIKLAYIN ]]> </content:encoded><category domain="https://www.adanagundemi.com/analiz-haberleri">ANALİZ</category><dc:creator><![CDATA[Üç Mustafa'dan Hangisi Doğru Söylüyor? - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 19 Apr 2014 20:28:19 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/20140420_853704.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/20140420_853704.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/20140420_853704.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[AK PARTİ PARALEL YAPININ MAĞDURLARINA DA SAHİP ÇIKMALI]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.adanagundemi.com/haber-ak-parti-paralel-yapinin-magdurlarina-da-sahip-cikmali-4691.html</guid>
                    <link>https://www.adanagundemi.com/haber-ak-parti-paralel-yapinin-magdurlarina-da-sahip-cikmali-4691.html</link>
                    <description><![CDATA[Genel yayın yönetmenimiz Hacı Ali Doğan Paralel yapının mağdurlarından Şahımerdan Sarı hocanın uğradığı zulmü kaleme aldı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Genel Yayın y&ouml;netmenimiz Hacı Ali Doğan Ergenekon tahliyeleri bağlamında Paralel Yapının mağdurlarını kaleme aldı.&nbsp;Doğan Sivas davası sanıklarından, Salih Mirzabeyoğlu'na dek pek &ccedil;ok mazlumu konu edindiği analizinde Şahımerdan Sarı Hoca ve arkadaşlarının uğradığı haksızlıklara geniş yer veriyor.&nbsp;Yazının detayı i&ccedil;in tıklayınız ]]> </content:encoded><category domain="https://www.adanagundemi.com/analiz-haberleri">ANALİZ</category><dc:creator><![CDATA[AK PARTİ PARALEL YAPININ MAĞDURLARINA DA SAHİP ÇIKMALI - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 11 Mar 2014 01:40:35 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/20140311_402185.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/20140311_402185.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/20140311_402185.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Erdoğan Akın İskilipli Atıf Hocayı Yazdı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.adanagundemi.com/haber-erdogan-akin-iskilipli-atif-hocayi-yazdi-4663.html</guid>
                    <link>https://www.adanagundemi.com/haber-erdogan-akin-iskilipli-atif-hocayi-yazdi-4663.html</link>
                    <description><![CDATA[Şubat ay`ı Şehitler ay`ı... Rabbim cümlemizi Şehitlerin yolunda yürüyenlerden eylesin.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 
Tarihin sayfalarına bir kayıt daha d&uuml;şmek niyetiyle bence sahih g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m tarihi &nbsp;vesikalar a ve g&uuml;n&uuml;m&uuml;z&uuml;n g&uuml;venilir paylaşımlarına bağlı kalarak k&ouml;şemi Şehid &nbsp;İskilipli Atıf Hoca`ya tahsis etmeye karar verdim.
Mini bir k&ouml;şe yazısında dahi olsa hep beraber bilgilerimizi tazelemekte fayda var...ALLAH VEKİLDİR BİZE, UĞRAŞMAYIN BİZİMLEŞİARIMIZ ŞEHADET, ALLAH VEKİLDİR BİZE, UĞRAŞMAYIN BİZİMLE...&nbsp;Medreseden darağacına uzanan bir &ouml;m&uuml;rd&uuml;r İskilipli Atıf Hocanın &ouml;mr&uuml;...Atıf Hocanın hayatı, baştan sona &ccedil;ile,Mekkeli bir annenin evladı olan Mehmet Atıf, hen&uuml;z 6 aylıkken &ouml;ks&uuml;z kalmış, dedesi tarafından bakılmış, b&uuml;y&uuml;t&uuml;lm&uuml;ş...K&uuml;&ccedil;&uuml;k yaşta ilim kapısını aralayan Atıf, &ccedil;alışmasıyla azmiyle hak ettiği unvana kavuşmuş ve m&uuml;derris olmuş.O yıllar Memleketin hali p&uuml;r melal...Memleketin kara g&uuml;nleri...Şairin dediği gibi;&ldquo;Felek bi rahm (acımasız) ,&nbsp;Devran bir s&uuml;k&ucirc;n&nbsp;Dert &ccedil;ok, derman yok!D&uuml;şman kavi (kuvvetli) ,Talih zebun (acizdi) &rdquo;Yaşadığı toplumun sancısını, hem bedeninde, hem de ruhunda hisseden Atıf Hoca, Batının İslam toplumu &uuml;zerindeki sinsi oyunlarını fark edip, İslam toplumunu uyarmak /uyandırmak amacıyla risaleler yazmış ve dağıtmış...İskilipli Atıf Hocanın halkta beğeni toplayan risaleleri ne acıdır ki, İslam toplumunun başındakilerce kabul g&ouml;rmemiş, kurdukları keyfi mahkemelerce su&ccedil;lu bulanarak Sinop&rsquo;a &Ccedil;orum&rsquo;a, Sungurlu&rsquo;ya, Boğazlayana a s&uuml;rg&uuml;n etmişler&hellip;Batılı tasavvuru ve hayat anlayışını yerden yere vuran İskilipli Atıf Hocaefendi;Ş&ouml;yle diyordu:&nbsp;" İslam, şahsiyeti inşa eden bir dindir... Gayr-ı M&uuml;slimlerin hayat tarzını taklit etmek aslında Kur`an`a ve S&uuml;nnet-i Resulullah`a zıt d&uuml;şmektir.&nbsp;&nbsp;CUMHURİYETİN İLK YILLARI KARANLIK KOYUİSLAM ELDE KOR TUTUKLANIR HOCALARIN &Ccedil;OĞUALLAH VEKİLDİR BİZE, UĞRAŞMAYIN BİZİMLEŞİARIMIZ ŞEHADET, ALLAH VEKİLDİR, BİZE UĞRAŞMAYIN BİZİMLE...&nbsp;&nbsp;Şapka bahane...1926 senesi, tutuklanır Hoca,Evini polisler arar saatlerce,Hocayı son g&ouml;r&uuml;ş&uuml;d&uuml;r &ccedil;ocuklarının...Mahkeme su&ccedil;lar hocayı, bir &ccedil;ok yalan ve tertiple...T&uuml;m şapka isyanları mal edilir Hocaya,Maraş, Rize ve Doğuda idamlar kıyasıya&hellip;Şapka y&uuml;z&uuml;nden asarlar, big&uuml;nahı şafakta.Ve derler;"Senin y&uuml;z&uuml;nden giymiyor, şapkayı kimse,Şapkaya muhalefet varsa; su&ccedil; sende. "&nbsp;ALLAH VEKİLDİR BİZE UĞRAŞMAYIN BİZİMLEALLAH VEKİLDİR BİZE UĞRAŞMAYIN BİZİMLE...&nbsp;G&uuml;nlerce devam eder MahkemeHoca yatsıda başlar, mudafaa yazısına,Bir ara uyur hoca yorgun, masa başında...Ve r&uuml;yada Resulullahı g&ouml;r&uuml;r, huzurda. ...Efendimiz kendisine hitaben:&nbsp; "yanımıza gelmek varken, neden savunma karalamayla uğraşıyorsun ey Atıf" der. Birden irkilerek uyanan Atıf Hoca uzun s&uuml;re g&ouml;zyaşlarını tutamaz ve yanındaki talebesine:&nbsp; "beni idam edecekler" der.&nbsp;ATIF HOCANIN COŞAR Y&Uuml;REĞİŞEHADET,ŞEHADET,ŞEHADET DİYE..ALLAH UĞRUNA, CAN VERENLER ŞEHİTTİR DİYEİSLAM UĞRUNA CAN VERENLER ŞEHİTTİR DİYEALLAH VEKİLDİR BİZE UĞRAŞMAYIN BİZİMLEALLAH VEKİLDİR BİZE UĞRAŞMAYIN BİZİMLE...ŞİARIMIZ ŞEHADET, ALLAH VEKİLDİR BİZE, UĞRAŞMAYIN BİZİMLE&nbsp;Ve &uuml;zerinde--- kefeni olacak, beyaz idam elbisesi...Tağutların h&uuml;k&uuml;mlerini reddetti ve yalnızca Allah'ın h&uuml;k&uuml;mlerini tanıdı.&nbsp;Eğilmedi&hellip;&nbsp;B&uuml;k&uuml;lmedi&hellip;Uğruna, &ouml;l&uuml;me y&uuml;r&uuml;d&uuml;ğ&uuml; dinden geri adım atmadan, onurlu bir şekilde darağacına &ccedil;ıktı...4 Şubat 1926 sabahı sarığını başından aldı zalimler ve &ccedil;ektiler yiğidin ipini...&nbsp;ALLAH VEKİLDİR BİZE UĞRAŞMAYIN BİZİMLEALLAH VEKİLDİR BİZE UĞRAŞMAYIN BİZİMLE...&nbsp;İskilipli Atıf Hoca, binlerce canı kurban eden sistemin ne ilk, ne de son kurbanıdır&nbsp;Hocanın son s&ouml;z&uuml; olur, şahadet kelimesi,Ruhunu teslim eder, verir son nefesini,Zalimler şapka ge&ccedil;irir Hocaya, idam sonrasıHoca mazlum, asanlar zalim kimin nesi?&nbsp;Big&uuml;nahın ahı sokar sizi cehenneme,Sizin yerinizde olmak istemez hi&ccedil; kimse,Ahirette g&ouml;receğiz, kim girecek cennete,Allah vekildir bize, uğraşmayın bizimle...&nbsp;ALLAH VEKİLDİR BİZE UĞRAŞMAYIN BİZİMLEALLAH VEKİLDİR BİZE UĞRAŞMAYIN BİZİMLE...ŞİARIMIZ ŞEHADET, ALLAH VEKİLDİR BİZE UĞRAŞMAYIN BİZİMLE...

Kaynak : Toros News ]]> </content:encoded><category domain="https://www.adanagundemi.com/analiz-haberleri">ANALİZ</category><dc:creator><![CDATA[Erdoğan Akın İskilipli Atıf Hocayı Yazdı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 02 Mar 2014 22:22:03 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/20140303_163743.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/20140303_163743.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/20140303_163743.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Bekir Fevzi Yıldırım: ipin ucu kaçtı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.adanagundemi.com/haber-bekir-fevzi-yildirim-ipin-ucu-kacti-4626.html</guid>
                    <link>https://www.adanagundemi.com/haber-bekir-fevzi-yildirim-ipin-ucu-kacti-4626.html</link>
                    <description><![CDATA[Adana'nın tanınmış simalarından olan ve cemaate yakınlığı ile bilinen Bekir Fevzi Yıldırım 17 Aralık sonrası yaşananlar ile ilgili çarpıcı bir analiz yaptı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Bekir Fevzi Yıldırım, sitemize yolladığı a&ccedil;ıklamada şunları s&ouml;yledi:İPİN UCU KA&Ccedil;TI:17 Aralıktan bug&uuml;ne g&ouml;rd&uuml;klerim, okuduklarım, duyduklarım doğru mu, r&uuml;ya mı, kabus mu?&nbsp;Ben de anlayamadım..Dostlar d&uuml;şman oldu, D&uuml;şmanlar kardeş oldu.Haklı haksız birbirine girmiş durumda..Kim neyi ni&ccedil;in tutuyor, Kim kime ni&ccedil;in karşı belli değil..Birlikte ıslandığımız, birlikte y&uuml;r&uuml;d&uuml;ğ&uuml;m&uuml;z, birlikte baskı g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m&uuml;z, birlikte &ccedil;ile &ccedil;ektiğimiz, birlikte kovulduğumuz, birlikte ağladığımız kardeşlerimizle nasıl oldu da karşı saflara ge&ccedil;ip d&uuml;şman olduk.Facebooklar, Tweetler, Sosyal Medyalar kin ve nefret sa&ccedil;ıyor...Yetkili ve etkililer kaynaştırma yerine ayrıştırmayı, birlik yerine fitneyi ,fesadı k&ouml;r&uuml;kl&uuml;yorlar...&nbsp;İtfaye g&ouml;revinde olması gerekenler ateşe su yerine benzin g&ouml;t&uuml;r&uuml;yorlar..İnsafsız ve acımazsızca saldırılar devam ediyor..Ben Tır durdurmalarını, baskınları, manşetleri başka bir yazıya bırakacağım ama son gezi olaylarında Kabataşta bir baş&ouml;rt&uuml;l&uuml; anneye yapılanların medyalarımız tarafından g&uuml;ndeme getiriliş şeklinde ipin ucunun nasıl ka&ccedil;tığını g&ouml;zler &ouml;n&uuml;ne sereceğim..Gezi olaylarında eylem yapanların arasında masum insanlar olduğu gibi art niyetli, profosyonel tetik&ccedil;i, ispat edilmiş &ouml;rg&uuml;t mensubu insanlar vardı.Gezi olaylarında istenmeyen &ouml;l&uuml;mler olduğu gibi arabalar, işyerleri de tahribat g&ouml;rd&uuml;..&Ouml;zel ve kamu yerlerine saldırılar d&uuml;zenlendi.. Milyarlarca maddi ve manevi zararlar oldu.Başta Başbakan Olmak &uuml;zere, gezi olaylarında ki bir kısım s&ouml;zc&uuml;lerle sabahlara kadar yapılan g&ouml;r&uuml;şmelerde hadisenin taksimde ağa&ccedil;, yeşillik olmadığı, bu &uuml;lkede ki gelişmeleri istemeyen grupların talepleri vardı..3. Havaalanından tutun, Marmaray, K&ouml;pr&uuml; vs. yatırımların durdurulması talepleri neyle &ouml;l&ccedil;&uuml;lebilir?15 Şubat 2014 Cumartesi G&Uuml;N&uuml; BİR gazete manşetinde;&nbsp;&ldquo;Elma ellerde, tadı dillerde, elmaları yemeli Allah'a ş&uuml;kretmeli&rdquo;, &ldquo;Armut dalda sarkıyor, insanlara bakıyor, armudu almalı, Bismillah diyerek tadına bakmalı&rdquo;, &ldquo;Şeftalidir benim adım, &ccedil;ok tatlıdır tadım, yedikten sonra beni, Elhamd&uuml;lillah demeyi unutmayın siz sakın&rdquo;, &ldquo;Sapsarı kabuk ile &ccedil;evrelemiş beni yaradan, i&ccedil;i bal gibi tatlıdır, sen s&ouml;z&uuml;me inan&rdquo;, &ldquo;Yan yana dizilmiş tanelerim, ben Allah&rsquo;ın g&uuml;zel bir sanat eseriyim&rdquo;&nbsp;Yazan kitabı ve hediye edilen CD'yi anaokulunda &ouml;ğrencilere dağıtanları kınayarak haber yapıyordu..Aynı gazete ayni sayısında bebek katili &Ouml;calan'a Sayın diyerek ve &ouml;zg&uuml;r kalması gerektiğine inanarak kampanya yapıyordu..Yine aynı gazetenin aynı g&uuml;nk&uuml; sayısında Paralel devlet iddaa edilenleri tayinlerle ge&ccedil;iştirme yerine tutuklanmaları gerektiği, yurt dışına &ccedil;ıkışlarının yasaklanması gerektiğini tavsiye ediyordu..Aynı gazete aynı sayısında yeni havaalanının yapılmaması ile ilgili &ouml;zel bir haber yapıyordu..&Ccedil;ıktığından beri Abonesi olduğum, Başlangıcında Temsilciliğini yaptığım gazete ise Malum gazete ile aynı g&uuml;n aynı manşeti atarak oda Kabataş Muamması diyordu.Nasıl oldu da gezi olayları ile ilgili aynı bakışa d&ouml;nd&uuml;k..El İnsaf...O g&uuml;n olanları, sebebini, sonucunu yedi yaşında ki &ccedil;ocuk bile biliyor..O g&uuml;nler yaşı yetmişe dayamış tesett&uuml;rl&uuml; anneme bile y&uuml;r&uuml;y&uuml;ş yapanlar baş&ouml;rt&uuml;s&uuml;n&uuml; işaret ederek, Anneme ve Başbakana hakaret yapmışlardı..Kabataşta o baş&ouml;rt&uuml;l&uuml; hanımefendiye, yok y&uuml;zlerce insan değilde onlarca insan saldırmış. &Ccedil;ok kalabalık bir grup değil de az kişi taciz etmiş..D&ouml;vmemişlerde k&uuml;fretmişler.. vs..Yeni &ccedil;ıkan Mobese g&ouml;r&uuml;nt&uuml;lerinde anlatılanların hepsi değilde bir kısmının olduğu g&uuml;ndeme getiriliyor..El insaf.. Mobese g&ouml;r&uuml;nt&uuml;leri ne zaman insanların duygu ve d&uuml;ş&uuml;nc&uuml;lerini g&ouml;r&uuml;nt&uuml;ye alabildi..Mobese g&ouml;r&uuml;nt&uuml;leri mağdurların ne zaman ruh haletlerini de g&ouml;r&uuml;nt&uuml;ye alabildi.&nbsp;Ne oluyor bize??Kime hizmet ediyoruz??Oyunun farkında mıyız??Hz. Mevlana'nın bir s&ouml;z&uuml;n&uuml; hatırlatayım: Aynı dili konuşan değil, aynı duyguları paylaşanlar anlaşabilirler.&nbsp;&Ouml;l&ccedil;&uuml; &ouml;yle bir ka&ccedil;mış ki, Bazı dost olması gerekli olan gazete ve yazarlar birbirine d&uuml;şman hale gelmiş.Bu bir r&uuml;ya mı, kabus mu?Bu oyunun ne zaman farkına varacağız? ]]> </content:encoded><category domain="https://www.adanagundemi.com/analiz-haberleri">ANALİZ</category><dc:creator><![CDATA[Bekir Fevzi Yıldırım: ipin ucu kaçtı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 17 Feb 2014 09:37:30 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/20140217_061546.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/20140217_061546.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/20140217_061546.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Ahmet Taşgetiren: En ayıp olanı!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.adanagundemi.com/haber-ahmet-tasgetiren-en-ayip-olani-4620.html</guid>
                    <link>https://www.adanagundemi.com/haber-ahmet-tasgetiren-en-ayip-olani-4620.html</link>
                    <description><![CDATA[Ahmet Taşgetiren Cemaat Medyasının KABATAŞ olayına ilişkin gözardı edilen detayları yazdı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ &Ouml;nce Vatan Gazetesinden, Elif Altın imzalı "Eski savcı konuştu: "Asıl olay o g&ouml;r&uuml;nt&uuml;den sonra" başlığını taşıyan k&uuml;&ccedil;&uuml;c&uuml;k bir&nbsp;haber. O&nbsp;haberiokuyalım:
"Develioğlu'nun soruşturmasının savcısının değiştiği ortaya &ccedil;ıktı. Soruşturmayı y&uuml;r&uuml;ten &Ouml;zel Soruşturma B&uuml;rosu'na bağlı Savcı Rasim Işıkaltın'ın, bu b&uuml;rodaki g&ouml;revinden alınmasıyla birlikte dosyaya artık Savcı Mehmet Akıllı bakacak. Akıllı'nın &ouml;n&uuml;m&uuml;zdeki hafta emniyet g&ouml;revlilerinden dosyayla ilgili bilgi alacağı &ouml;ğrenildi. Eski Savcı Işıkaltın, ortaya &ccedil;ıkan g&ouml;r&uuml;nt&uuml;lerle ilgili ilk kez konuştu ve "Zaten olay ondan sonra başlıyor. O ana kadar herhangi bir m&uuml;dahale s&ouml;z konusu değil. O g&ouml;r&uuml;nt&uuml; olay&nbsp;anından&nbsp;&ouml;ncesine denk gelen g&ouml;r&uuml;nt&uuml;lerdir" dedi."
Kanal D bazı g&ouml;r&uuml;nt&uuml;ler yayınladı, herkes vaziyet aldı. &Ouml;z&uuml;r dileyenleri mi ararsın, "tezvirat" s&ouml;ylemine yeni malzemeler ilave edenleri mi? T&uuml;rkiye'de sanırsınız ki baş&ouml;rt&uuml;s&uuml; ilk defa aşağılanıyor, sanırsınız ki baş&ouml;rt&uuml;l&uuml; kadına ilk defa saldırıda bulunuluyor.
En utan&ccedil; verici duruşun, Cemaat medyasındaki&nbsp;haber&nbsp;dili ve bazı k&ouml;şelerdeki "tezvirat s&ouml;ylemi" olduğunu belirtmeliyim.
Zaman'ın&nbsp;haber&nbsp;başlığı ş&ouml;yle: "Kabataş'taki darp iddiaları kutuplaştırma senaryosu muydu?"Haberin&nbsp;i&ccedil;inde de "g&ouml;r&uuml;nt&uuml;lerin iddiaların tamamının neredeyse asılsız olduğunu ortaya koyduğu" yazılıyor ve bunun "Başbakan tarafından y&uuml;r&uuml;t&uuml;len kutuplaştırma politikasının uzantısı olup olmadığını akla getirdiği" ifade ediliyor. Gazetenin genel yayın Md. Yard. Mehmet Kamış da k&ouml;şesinde "Ortada sadece tezvirat var" ifadesini kullanıyor.
Ben savruluşun bu kadarına pes diyorum.
Kılı&ccedil;daroğlu'nun Kabataş olayında Kanal D g&ouml;r&uuml;nt&uuml;lerine sarılmasını anlarım. Onlar zaten pusuda yatmış, o olayın bir şekilde yalanlanmasını bekleyip duruyorlardı. Gariptir,&nbsp;Hizmetmedyası neden bu kadar pusuya yatmış izlenimi veriyor?
G&ouml;r&uuml;nt&uuml;ler, ah g&ouml;r&uuml;nt&uuml;ler. Ya bu g&ouml;r&uuml;nt&uuml;ler ger&ccedil;eğin tamamını g&ouml;stermiyorsa, gibi bir kuşku da doğmadı mı i&ccedil;inize? Yoksa g&ouml;r&uuml;nt&uuml;lerden elinizle koymuş gibi emin misiniz? Zehra'nın anlattıklarının tamamen uydurma olduğundan emin misiniz? Hadi Elif &Ccedil;akır'ı, Halime K&ouml;k&ccedil;e'yi bir kalemde sildiniz, Bal&ccedil;i&ccedil;ek İlter'in kolunda g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n&uuml; s&ouml;ylediği morlukların makyaj olduğunu mu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorsunuz? G&ouml;r&uuml;nt&uuml;leri ilk g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;nde saldırıya inandığını a&ccedil;ıklayan İsmet Berkan'ın tornistanı size daha inandırıcı mı geldi?
Ah Bal&ccedil;i&ccedil;ek hanım.
"Bir gen&ccedil; kadının hezeyanları" ifadesini kullanmışsınız.Nasıl karar verdiniz onların hezeyan olduğuna?
Ah Bal&ccedil;i&ccedil;ek hanım.
"Ekrana &ccedil;ıksın başından ge&ccedil;enleri anlatsın" demişsiniz.
Siz olsanız &uuml;zerinize işendiğini anlatır mıydınız medya &ouml;n&uuml;nde?
O vahşete maruz kalmış bir kadının, ekran &ouml;n&uuml;nde bir kere daha aynı duyguları yaşaması yaklaşımı nasıl i&ccedil;inize sinebiliyor?
Siz ki, Muhsin Yazıcıoğlu'nu tanırsınız. Onun yaşadığı işkenceleri de biliyor olmalısınız. Hayatında bir kere anlattı mı işkenceleri? Neyi anlatsın işkence g&ouml;ren kadın ya da erkek, copla tecav&uuml;z edildiğini mi? Testislerinin sıkıldığını mı, eşine tecav&uuml;zle tehdit edildiğini mi?
Ben "g&ouml;r&uuml;nt&uuml;de bir şey yok" kampanyası y&uuml;r&uuml;tenlerin ger&ccedil;ekten neyi g&ouml;rmek, neyi duymak istediklerini merak ediyorum. "Tayyibin o......ları" s&ouml;zlerini mi, yoksa yere d&uuml;ş&uuml;r&uuml;lm&uuml;ş bir kadının başına erkeklik organının s&uuml;r&uuml;lmesini mi?
Kanal D'nin başarısı imiş?
Hadi canım siz de. &Ouml;zel servisler ne zamandan beri gazetecilik başarısı oluyor?
Şu Cemaat medyasına yeniden d&ouml;nmek istiyorum.
Ve sormak istiyorum:
Fethullah Hoca'nın "Baş&ouml;rt&uuml;s&uuml; f&uuml;ruattır" s&ouml;z&uuml; g&ouml;n&uuml;ll&uuml; s&ouml;ylenmiş bir s&ouml;z m&uuml;yd&uuml;?
Sormak istiyorum:
Camianın b&uuml;nyesinde bulunan baş&ouml;rt&uuml;l&uuml; kadınlar, başlarını g&ouml;n&uuml;ll&uuml; olarak mı a&ccedil;tılar yoksa, T&uuml;rkiye'deki baş&ouml;rt&uuml;s&uuml; zulm&uuml;n&uuml;n sonucu olarak mı?
Sormak istiyorum:
Askeri liselerdeki &ouml;ğrenciler, namazlarını ima ile kıldılarsa neden?
Ordu b&uuml;nyesindeki camia mensupları, oru&ccedil; yedilerse, i&ccedil;ki i&ccedil;tilerse, eşleri komutanlar tarafından dansa kaldırıldığında itiraz etmedilerse, i&ccedil;leri hi&ccedil; yanmadı mı?
Siz hi&ccedil; baş&ouml;rt&uuml;l&uuml; - &ccedil;arşaflı kadının aşağılandığını g&ouml;rmediniz mi?
Vallahi ben g&ouml;rd&uuml;m:
Kaymakam olan eşinin yaşadıkları y&uuml;z&uuml;nden bir gecede sa&ccedil;ları ağaran kadınları g&ouml;rd&uuml;m.
İ&ccedil;i yandığı halde ve Tayyip Erdoğan, kamuda baş&ouml;rt&uuml;s&uuml; &ouml;zg&uuml;rl&uuml;ğ&uuml; sağladığı halde, hala başını kapatamayan "Hizmet mensubu" kadınlar olduğunu biliyorum.
Baş&ouml;rt&uuml;s&uuml; zulm&uuml; y&uuml;z&uuml;nden ruh sağlığı bozulan gen&ccedil; kızlar biliyorum ki, acıları kitaplara sığmaz.
Ayıp size, &ccedil;ok ayıp. Bu kadar mı koptunuz T&uuml;rkiye ger&ccedil;ekliğinden ki, Tayyip Erdoğan d&uuml;şmanlığı bu kadar mı b&uuml;r&uuml;d&uuml; d&uuml;nyanızı ki, koştunuz bir Kanal D g&ouml;r&uuml;nt&uuml; servisine fit oldunuz.
Ayıp ve yazık!
Ahmet Taşgetiren- Star Gazetesiatasgetiren@stargazete.com ]]> </content:encoded><category domain="https://www.adanagundemi.com/analiz-haberleri">ANALİZ</category><dc:creator><![CDATA[Ahmet Taşgetiren: En ayıp olanı! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 16 Feb 2014 09:08:20 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/20140216_430612.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/20140216_430612.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/20140216_430612.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Eraslan'dan Başbakan Erdoğan'a: Uzun Adam' hey!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.adanagundemi.com/haber-eraslandan-basbakan-erdogana-uzun-adam-hey-4607.html</guid>
                    <link>https://www.adanagundemi.com/haber-eraslandan-basbakan-erdogana-uzun-adam-hey-4607.html</link>
                    <description><![CDATA[Sibel Eraslan bugünkü köşesinde Başbakan Erdoğan'ın çok bilinmeyen yönlerini yazdı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız hafta i&ccedil;erisinde Paralel Yapı'nın "Uzun adamın &ouml;lmesini &uuml;&ccedil; yıldan beri bekliyoruz" demesi kamuoyunda b&uuml;y&uuml;k yankı uyandırdı. Bizzat&nbsp;Başbakan Erdoğan&nbsp;da beddua meselesini g&uuml;ndeme getirmiş "Bunlar benim ameliyatımda bile neler konuşmuşlar" dedi. Bu t&uuml;yler &uuml;rperten s&ouml;zler toplumda b&uuml;y&uuml;k bir infiale neden olurken bu s&ouml;zleri s&ouml;yleyenler kınandı. Bu &ccedil;irkin s&ouml;zlerin ardından&nbsp;Sibel Eraslan&nbsp;bug&uuml;n Star gazetesindeki k&ouml;şesinde Başbakan Erdoğan ile ilgili duygusal bir yazı kaleme aldı.
Biz seni,&nbsp;kimsesizlerin kimsesi olarak bildik diyen Eraslan biz senin vazge&ccedil;meyişlerini sevdik Uzun Adam! dedi.
İşte Sibel Eraslan'ın o yazısı:
Bunlar da benim bildiklerimdir senin hakkında:
Hen&uuml;z g&uuml;n doğmadan evvel uyanışlarında, avu&ccedil;larına dolan soğuk sudan tanırız seni. Kıblemiz birdir seninle, alnımızın değdiği secdelerden tanırız.
"GARİPLERİN SESİ OLDUĞUN İ&Ccedil;İN SENİ SEVDİK UZUN ADAM"
Biz seni, i&ccedil;imizden birisi olduğun i&ccedil;in sevdik Uzun Adam... Yeditepeli Şehrin, arka sokaklarındaki &ccedil;ocukların arasından y&uuml;r&uuml;d&uuml;ğ&uuml;n i&ccedil;in sevdik... Biz seni gariplerin sesi olduğun i&ccedil;in sevdik Uzun Adam! Sesimizi sırtlayıp taşıdığın i&ccedil;in, onurla s&uuml;receğimiz hayatın b&uuml;y&uuml;k bir gaye ama asla ham hayal olmadığını bize s&ouml;ylediğin i&ccedil;in sevdik seni. Sevdik, bildik ve inandık. Y&uuml;r&uuml;d&uuml;ğ&uuml;m&uuml;z zorlu ve meşakkatli yolda, bizi bırakmadın, bizden vazge&ccedil;medin. Biz senin vazge&ccedil;meyişlerini sevdik Uzun Adam!
"SOKAKTAKİ&nbsp;YETİMLERİ TOPLAYIŞINI SEVDİK"
Biz senin sadece g&uuml;nd&uuml;zlerini değil, gecelerini de biliriz. Herkes kapısını &ouml;rt&uuml;p, lambalarını s&ouml;nd&uuml;rd&uuml;kten sonra gizlice sokaklara &ccedil;ıkışını... Kaldırım k&ouml;şelerine, k&ouml;pr&uuml; altlarına sığınmış yetimleri toparlayışlarını... &Ccedil;aresiz yataklarında inleyen ihtiyarları, yetim torunlarını nasıl avutacağını şaşırmış neneleri, yatalak babasına ila&ccedil; bulmak i&ccedil;in yola &ccedil;ıkmış kızları, soğuktan titreyen &ccedil;ocuklarının ağır y&uuml;k&uuml;yle &ccedil;&ouml;km&uuml;ş babaları... Karanlığın i&ccedil;inden arayıp bulmalarını, &ccedil;ekip &ccedil;evirmelerini, sahip &ccedil;ıkışlarını sevdik Uzun Adam!... Ayakkabılarını &ccedil;ıkarıp da boyunu kısarak girdiğin o al&ccedil;ak tavanlı fukara evlerinden biliriz seni, annelerin ettiği iyilik dualarından tanırız...
KİMSESİZLERİN KİMSESİ UZUN ADAM
Biz seni kimsesizlerin kimsesi olarak tanıdık, bildik ve sevdik Uzun Adam!
Sana dokunabildikleri i&ccedil;in sevdi ihtiyar kadınlar seni, isminle &ccedil;ağırdılar kendi evlatlarını &ccedil;ağırır gibi babalar seni... &Uuml;sk&uuml;p'te, Gostivar'da; "Tayyıbc&acirc;zımızı bekleriz be ya..." diyen dedeler, belki bir asra yakındır duvarlarına yaslandıkları yıkık, yorgun, mahzun camilerde yollarını g&ouml;zlediler... Priştine'nin gelinlik kızları, doğacak &ccedil;ocuklarına senin ismini vermeyi, nikahlarına şart koştular. Bosna'da okumaya &ccedil;ıkan &ccedil;ocukların defterlerine yazdığı isim, senin ismindir... &Ccedil;&uuml;nk&uuml; sen... Umudusun t&uuml;m gurbetlerin. Somali'de, Kenya'da, Sudan'da a&ccedil;lığın ve susuzluğun cehenneminden titrek elleriyle son kez insanlığa uzanan nefeslerin umudusun... Arakan'da&nbsp;d&uuml;nyanın en hazin uğultusuyla ağlaştığı halde kimsenin işitmediği sesleri d&uuml;nyaya taşıyan itirazlı sessin sen!
"GAZZELİ KADINLARIN &Ccedil;OCUKLARINA VERDİĞİ İSİMSİN SEN"
"Bir dakika!" dedin ve Sodom'la Gomore'nin titrediği g&uuml;n&uuml; hatırladı zaman!
"Bir Filistin vardı ve bir Filistin hep olacak" diye isyan eden de sendin D&uuml;nya muktedirlerine. &Uuml;zerine bomba yağan Gazzeli kadınların &ccedil;ocuklarına verdiği isimsin sen. Oğlun Bilal ile birlikte, bombaların altındaydık o g&uuml;n, yarın Mahşerde de; "oradaydım ve g&ouml;rd&uuml;m" diyeceğim Allah'a...
"HİLAL'İN UMUDUSUN SEN"
Senin o baş eğmez ve zaptedilemez sağ işaret parmağının ucundadır masumların "L&acirc;"ları... Lailahe illallah diyenlerin parmak u&ccedil;larıyla tanırız seni biz Uzun Adam! Sen zulme itiraz, sen haksızlığa isyansın. Umudusun Hilal'in ve Hilal'lerin...
"TUT VE BİZİ BİRLEŞTİR"
Sen vazge&ccedil;meyensin Uzun Adam!
Toplayan, birleştiren, bitiştiren ve asla kapı dışında bırakmayan... Davet eden, buyur eden, kollayan, destek olan, yer a&ccedil;an, halden anlayansın Uzun Adam... Omuzladığın Kubbenin altında hepimize, her birimize de yer var, bilirsin, tanırsın bizi... Belki yorgunuz, belki k&uuml;sk&uuml;n ve kırık, belki eksik, belki hatalıyız, ama biz buyuz işte! Şimdi sen, terketmezsin bizi sanırım, bırakmazsın, dışlamazsın sanırım. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; sende gayret var, sende sevgi, sende devlet, sende gaye var Uzun Adam... Sende Yusuf Peygamberin, kendisini kuyuya atan &ouml;z kardeşlerini affedişinden bir pay var... Sende Yunus Peygamberin geride bıraktığı milleti i&ccedil;in titreyerek telaş duyan kalbinden bir damar var, bırakamazsın, vazge&ccedil;emezsin Sen! Sen'de Hz.Meryem'in sa&ccedil;larından bir t&uuml;y var, haklı ve masum olduğun hallerde bile tutmak zorunda olduğun bir susma orucu var... Sende "M&uuml;minler ancak kardeştir" ayetini okuyan Hz.Peygamberin&nbsp;vasiyyeti var...
Ve sende rıza var... &Ouml;l&uuml;m Meleği ile nefes nefese ge&ccedil;en her saniyende; "Allah i&ccedil;iniz ve Allah'a d&ouml;n&uuml;c&uuml;lerden" dersin. Rahmeti gazabını aşmış Rahman'dan tecellilerle, tut ve birleştir bizi! Tut ne olur ve birleştir kalplerimizi! ]]> </content:encoded><category domain="https://www.adanagundemi.com/analiz-haberleri">ANALİZ</category><dc:creator><![CDATA[Eraslan'dan Başbakan Erdoğan'a: Uzun Adam' hey! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 15 Feb 2014 00:31:05 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/20140214_282273.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/20140214_282273.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/20140214_282273.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Dilipak: Birileri seçimleri engellemek istiyor!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.adanagundemi.com/haber-dilipak-birileri-secimleri-engellemek-istiyor-4540.html</guid>
                    <link>https://www.adanagundemi.com/haber-dilipak-birileri-secimleri-engellemek-istiyor-4540.html</link>
                    <description><![CDATA[Yeni Akit Yazarı Abdurrahman Dilipak bugünkü yazısında gündeme dair önemli tespitlerde bulundu.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Sıkı durun! Birileri d&uuml;ğmeye bastı..&nbsp;Şubat&rsquo;tan itibaren her yolu deneyecekler..&nbsp;T&uuml;rk-K&uuml;rt, Alevi-S&uuml;nni, sağ-sol, liberal, yedekler&nbsp;de dahil herkesi &ldquo;topyekun savaş&rdquo; i&ccedil;in cepheye &ccedil;ağıracaklar..
İsrail&nbsp;ve&nbsp;Esad&nbsp;hazır kıta bekliyor zaten!
Adana-Osmaniye, Antep, Hatay&nbsp;hattına dikkat! Bana kalırsa, bu illerin valilikleri arasında bir kırmızı hat oluşturulmalı. Hatta&nbsp;Mersin&nbsp;de bu zincire eklenebilir..
Ellerinden geleni arkalarına koymayacaklar..
İstanbul&nbsp;ve &ccedil;evresi,&nbsp;Ankara, Adana-Hatay hattı, Diyarbakır, Hakkari, Van, Trabzon, İzmir, Kayseri, Afyon&nbsp;gibi b&ouml;lgeler son derece hassas..
Y&ouml;ntemleri belli,&nbsp;ekonomik kriz, siyasi kriz ve ter&ouml;r..
Bakarsınız &uuml;lkeyi y&ouml;neten tepe isimler yanında, toplumsal kargaşaya yol a&ccedil;acak isimlere ve grublara da y&ouml;nelebilirler.. Bu arada paralel yapıdan birileri de hedef se&ccedil;ilebilir..
İstanbul&nbsp;ve&nbsp;Ankara&nbsp;i&ccedil;in&nbsp;şubat&nbsp;başından itibaren dikkatli olmak gerek.&nbsp;15 Şubat&rsquo;tan sonra&nbsp;Adana-Hatay&nbsp;hattı &ouml;nemli..
İddiaya g&ouml;re paralel yapının&nbsp;Ankara&rsquo;da,&nbsp;İstanbul&rsquo;da koordinasyon merkezleri var.. Değişik seviyelerde istişarelerin yapıldığı bir networke sahipler.. Abiler karargahların kararlarını bu kuryeler &uuml;zerinden &uuml;lke i&ccedil;inde ve dışında alt birimlere iletiyor.. Kendilerine g&ouml;re iyi bir d&uuml;zen kurmuşlar, ama biliniyor ve izleniyorlar..
G&ouml;r&uuml;nen o ki, se&ccedil;imlerden yine&nbsp;AK Parti&nbsp;b&uuml;y&uuml;k bir başarı ile &ccedil;ıkacak.&nbsp;CHP&nbsp;veMHP&rsquo;nin bir varlık g&ouml;stermesi pek m&uuml;mk&uuml;n g&ouml;z&uuml;km&uuml;yor.. O zaman&nbsp;AK Parti&rsquo;nin engellenmesi ve parti i&ccedil;inde bir &ccedil;&ouml;z&uuml;lme olması gerek. Onun i&ccedil;in de zamana ihtiya&ccedil; var. İlk akla gelen y&ouml;ntemse, se&ccedil;imlerin ertelenmesi.. Onun i&ccedil;inde kaos, karmaşa, kriz gerekli.. Ge&ccedil;en g&uuml;n Şentop da aynı konuya değindi. Bazı hakim ve savcılar eş-dost sohbetinde, &ldquo;istersek martta se&ccedil;im olmaz, hazirana kadar da h&uuml;k&uuml;met gider&rdquo; gibi laflar ediyorlarmış.. Bir yandan kendi tabanlarına moral veriyorlar, &ouml;te yandan da meydan okumaya devam ediyorlar..
B&ouml;yle bir yola saptığınızda arkasının gelmesi gerek..
AK Parti&rsquo;den istifa edenler nereye gidecek.&nbsp;CHP&rsquo;de hayat yok.&nbsp;MHP&nbsp;de olmaz.BDP&nbsp;hi&ccedil; olmaz. Yeni bir oluşum zaman alacak olan bir s&uuml;re&ccedil;.
Birileri&nbsp;BBP&rsquo;yi sanki bu kirli oyuna &ccedil;ekmek ister gibi bir hava i&ccedil;inde..&nbsp;BBP&rsquo;yi paralel devletin&nbsp;Truva atı&nbsp;yapmak istiyorlar gibi sanki, ama ben&nbsp;BBP&rsquo;nin aklıselim sahibi insanlarının bu oyuna geleceklerini sanmıyorum..&nbsp;Paralel yapının taşeronu bir&nbsp;BBP, Muhsin Yazıcıoğlu&rsquo;nun kurduğu parti olamaz!
Tabii birileri sır&ccedil;a k&ouml;şkte kendi başına gelin-g&uuml;vey oluyor.. &Uuml;zerinde &ccedil;alıştıkları15&nbsp;kadar milletvekilini de istifa ettirebilirlerse, bu arada mecliste grub kurabilirler mi? O zaman&nbsp;CHP,&nbsp;MHP&rsquo;den de birtakım transferlerle ikna, tehdit, şantajla getirilecek olanlar i&ccedil;in bir kapı aralanmış olacak..
BBP&nbsp;ya da değil, paralel yapının acil olarak bir partiye ihtiyacı var.. Yine bu dar zamanda se&ccedil;imin ertelenmesine sebeb olacak olaylara ihtiya&ccedil; var.&nbsp;Se&ccedil;im&nbsp;vesandık g&uuml;venliğinin tartışma konusu yapılması gerekiyor.. Se&ccedil;im yapılırsa da, sandık kurulları, oy sayımı ve sayılan oyların kayıtları konusunda&nbsp;AK Parti&rsquo;nin her zamankinden &ccedil;ok daha fazla titiz bir şekilde, g&uuml;&ccedil;l&uuml; bir kadro ile, bu işi takip etmesi gerek. Yani&nbsp;Ak Gen&ccedil;&nbsp;ve &ouml;zellikle bu konuda tecr&uuml;beli partililer ve hukuk&ccedil;u &uuml;yelerin o gece sandık kurullarında sabahlamaları gerek.. Tabii adayların da..
Başbakanın, parti başkanları ve adayların bundan sonraki haberler, olaylar konusunda toplumu uyarması ve ani, sansasyonel gelişmelere karşı ihtiyatla hareket edilmesi, iddialar konusunda aklıselimin elden bırakılmaması, fevri davranışlardan ka&ccedil;ınılması konusunda,&nbsp;STK&rsquo;larla birlikte ortak bir hareket zemini oluşturulması gerek!
Birilerinin b&ouml;yle bir plan yapıyor olması, aslında&nbsp; teşkilatların ve toplumun hem hassasiyetini, hem de tedbirli olmaları a&ccedil;ısından zihnen bu gibi olaylara hazır olmaları a&ccedil;ısından &ouml;nemli.. Biz ge&ccedil;miş tecr&uuml;belerimizle olacakları tahmin edebiliyoruz. Bu konuda belki en &ccedil;ok gen&ccedil;lerin uyarılması gerek.&nbsp;STK&rsquo;ların tedbirli olması gerek..
Hani se&ccedil;imleri engelleyebilirlerse, aslında bu ara rejimin başlaması demek olacak.. İşin aslı, sadece se&ccedil;imleri engellemek değil, ultra post modern bir darbe&nbsp;ile iktidarın el değiştirmesi anlamına da geliyor..
Birileri, eğer b&ouml;yle bir durumda, kendileri i&ccedil;in yeni birtakım siyasi imkanların doğacağını d&uuml;ş&uuml;nerek gelişmeleri seyretmeyi tercih ediyorsa, onlar şunu unutmamalı ki, bu toplum, bu komployu &uuml;retenlerden de, onlara destek veren ya da olanlara seyirci kalanlardan da er ya da ge&ccedil; bu işin hesabını sorar.. Onun i&ccedil;in de o &ldquo;birileri&rdquo; tavırları yeniden g&ouml;zden ge&ccedil;irseler iyi ederler..
Şurada se&ccedil;imlere&nbsp;60&nbsp;g&uuml;nden daha az bir zaman kaldı..&nbsp;CHP&nbsp;ve&nbsp;MHP, ya daBDP&nbsp;yok g&uuml;ndemde&nbsp;AK Parti&nbsp;ve&nbsp;Cemaat&nbsp;tartışması var.. Sokaklar hareketlenmedi hen&uuml;z.. Se&ccedil;im bitecek,&nbsp;Ermeni&nbsp;meselesi gelecek g&uuml;ndeme! Ve ardından, belki se&ccedil;imlerden hemen sonra&nbsp;Cumhurbaşkanlığı&nbsp;se&ccedil;imi g&uuml;ndeme oturacak!
Sanırım&nbsp;G&uuml;l, se&ccedil;im sonu&ccedil;larını bekliyor..&nbsp;AB, ABD, İsrail, Suriye, herkes&nbsp;60g&uuml;n sonra yapılacak se&ccedil;imlerin sonu&ccedil;larını bekliyor..&nbsp;G&uuml;l, bu tartışmalara dahil olmak istemiyor.. Birtakım &ccedil;evreler, kişiler&nbsp;G&uuml;l&rsquo;&uuml;n nasıl bir yol izleyeceğini g&ouml;rmek i&ccedil;in bekliyor..&nbsp;AK Parti&nbsp;tabanı&nbsp;G&uuml;l&rsquo;den daha sıcak bir yaklaşım bekliyor.. Bu konuda, tarafların &ldquo;derin bir s&uuml;kut&rdquo;u aslında bir&ccedil;ok şeyi a&ccedil;ıklamaya yetiyor.. Bu işi &ldquo;Zor zamanda dostluk sınavı&rdquo; olarak g&ouml;renler de var..
Herkes g&ouml;z ucuyla birbirini&nbsp; s&uuml;z&uuml;yor.. Herkes bekliyor.. Tedirgin bir bekleyiş s&ouml;zkonusu..
Herkesin bir planı var, kuşkusuz Allah&rsquo;ın h&uuml;km&uuml; her şeyin &uuml;st&uuml;ndedir. O, g&ouml;r&uuml;p duymakta ve kalplerden ge&ccedil;eni bilmektedir ve h&uuml;k&uuml;m O&rsquo;nundur! Kim ne yaparsa yapsın, her şey olacağına varır. İnsanoğlu ka&ccedil;tığını sandığı şeye doğru koşar aslında. Herkes yalnız kendi amel defterine kendi eliyle kendi akıbetini yazar! Akıbetimiz hayrolur inşallah!
Kuyudaki Yusuf&rsquo;u&nbsp;Mısır&rsquo;a sultan eden&nbsp;Allah&rsquo;a,&nbsp;Hz. Musa&rsquo;nın ve&nbsp;Harun&rsquo;un Rabbine ve O&rsquo;nun son peygamberi resul&uuml; zişana,&nbsp;Al-i İbrahim&rsquo;e,&nbsp;Al-i İmran&rsquo;a ve&nbsp;ashabı ile Peygamberimiz Muhammed&rsquo;e salatu sel&acirc;m olsun! Sel&acirc;m ve dua ile.. ]]> </content:encoded><category domain="https://www.adanagundemi.com/analiz-haberleri">ANALİZ</category><dc:creator><![CDATA[Dilipak: Birileri seçimleri engellemek istiyor! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 01 Feb 2014 11:17:35 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/20140201_042750.png" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/20140201_042750.png"/>
                    <enclosure url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/20140201_042750.png" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Türkiye bu sarayları konuşuyor]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.adanagundemi.com/haber-turkiye-bu-saraylari-konusuyor-4523.html</guid>
                    <link>https://www.adanagundemi.com/haber-turkiye-bu-saraylari-konusuyor-4523.html</link>
                    <description><![CDATA[Hizmet hareketine yakınlığıyla bilinen Sami Şentürkler'in, Bursa'da yaptırdığı malikânede Fethullah Gülen'in kalacağı ileri sürüldü. ]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 
&nbsp;
Daha &ouml;nce Fethullah G&uuml;len i&ccedil;in Amerika Birleşik Devletleri Başkanı'nın kaldığı Beyaz Saray'ın bir benzerinin Ankara'da yapıldığı g&uuml;ndeme gelmişti. Koza Grubu'nun patronu Akın İpek'in Fethullah G&uuml;len'in T&uuml;rkiye'ye d&ouml;nd&uuml;ğ&uuml;nde kalması i&ccedil;in Başkanlık Konutu'na benzeyen bir saray yaptırdığı iddia edilmişti.&nbsp;Bu kez benzer bir iddia da Bursa i&ccedil;in geldi. Fethullah G&uuml;len'e yakınlığıyla bilinen Şent&uuml;rkler Holding'in sahibi Sami Şent&uuml;rkler'in Hocaefendi'ye T&uuml;rkiye'ye d&ouml;nd&uuml;ğ&uuml;nde kalması i&ccedil;in bir saray yaptırdığı ileri s&uuml;r&uuml;ld&uuml;.Sabah ve Takvim Gazeteleri'nin iddiasına g&ouml;re, Bursa'da cemaate bağlılıklarıyla tanınan Şent&uuml;rkler Holding'in kentin en değerli semti olan Bademli'de yaptırdığı devasa malik&acirc;ne, 16 bin 750 metre karelik yani yaklaşık 17 d&ouml;n&uuml;ml&uuml;k bir arazi &uuml;zerinde bulunuyor. &Ccedil;evresi 2.5 metre y&uuml;ksekliğinde duvarlarla &ccedil;evrelenen malik&acirc;nenin kapalı alanı 3 bin 600 metrekare. Mimari yapısı da Akın İpek'in yaptırdığı Ankara'daki başkanlık sarayını andıran binaya benziyor.EŞSİZ MANZARAVillanın yapıldığı alanın ise Bursa'da bir benzeri yok. Hem Uludağ hem de Marmara Denizi'ni g&ouml;rebilen malik&acirc;nenin bulunduğu yer kentin en pahalı arsalarından. Planlarda 12 bin metrekare g&ouml;r&uuml;nen arsaya belediyenin park alanında dahil edilmesiyle 17 d&ouml;n&uuml;ml&uuml;k bir kullanım alanı elde edilmiş durumda. Park olarak g&ouml;r&uuml;len alana ise spor sahası inşa edildi.&nbsp;"G&Uuml;LEN İ&Ccedil;İN YAPTIRDIM"&nbsp;Uludağ ve Marmara Denizi'ni g&ouml;ren malik&acirc;nenin bulunduğu alanın &ouml;zellikle tercih edildiği ve Bursa'da b&ouml;ylesine g&ouml;rkemli bir başka yapının olmadığı belirtildi. Holding patronu Sami Şent&uuml;rkler'in de Bursa'da her ortamda, "Burayı Fethullah G&uuml;len &uuml;lkeye d&ouml;nd&uuml;ğ&uuml;nde kalması i&ccedil;in yaptırdım" dediği iddia ediliyor. Bah&ccedil;esinde 250 metrekarelik yarı olimpik y&uuml;zme havuzu bulunan malik&acirc;ne bah&ccedil;esi, belediyenin park alanı olarak belirlediği arsayı da i&ccedil;ine almış durumda. Planlarda 12 bin metrekare g&ouml;r&uuml;nen arsaya belediyenin park alanının da dahil edilmesiyle 17 d&ouml;n&uuml;ml&uuml;k bir kullanım alanı elde edilmiş durumda. Sadece villa tarzı evlerin yapıldığı Bademli semtinin &uuml;st taraflarında zeytin bah&ccedil;elerinin arasında yer alan devasa yapı, y&uuml;ksek duvarlarla &ccedil;evrili olduğu i&ccedil;in dışarıdan &ccedil;ok fark edilemiyor ancak g&ouml;ky&uuml;z&uuml;nden bakınca heybeti g&uuml;n y&uuml;z&uuml;ne &ccedil;ıkıyor. 3 kattan oluşan yapılarının toplam kapalı alanı 3 bin 600 metrekareyi buluyor. Tapusu, iki kardeş olan Sami ve Mehmet Şent&uuml;rkler'in sahibi olduğu Şent&uuml;rkler Otomotiv Makine Turizm İnşaat Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'ne ait olan malik&acirc;nenin yapımına 3 yıl &ouml;nce başlanmış. Şu anda tamamlanmış olan yapıda, sadece malik&acirc;nenin g&uuml;venliğinden ve bakımından sorumlu &ccedil;alışanların kaldığı, başka kimsenin yaşamadığı belirtiliyor.SON TWEET'İ İPEK'İN S&Ouml;ZLERİŞent&uuml;rkler Holding, 11 ayrı otomobil markasının distr&uuml;bit&ouml;rl&uuml;ğ&uuml;n&uuml;n yanı sıra, inşaat, taş ocağı ve iş makineleri, tekstil, ev tekstili, araba kiralama, turizm sekt&ouml;rlerinde de faaliyet y&uuml;r&uuml;t&uuml;yor. Holding Y&ouml;netim Kurulu Başkanı Sami Şent&uuml;rk, yaşanan s&uuml;re&ccedil;te twitter hesabından Fethullah G&uuml;len'e verdiği destekle de dikkat &ccedil;ekiyor. Şent&uuml;rk, Koza İpek Holding Y&ouml;netim Kurulu Başkanı Akın İpek'in "Fethullah G&uuml;len Hocaefendi'nin bir tebess&uuml;m&uuml;ne t&uuml;m malımı bağışlarım" s&ouml;zlerini retweet yaptı. S&uuml;re&ccedil;te hemşehrisi Erdoğan Bayraktar'a da destek &ccedil;ıkan Şahin "ne kadar pres yapıldı ki, bakan bakanlığı da vekilliği de bıraktı", "Karadenizli mert olur. Helal sana Bayraktar...." c&uuml;mlelerini paylaştı.&nbsp;İŞTE SABAH VE TAKVİM'DE YER ALAN O FOTOĞRAFLAR:

&nbsp;

 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.adanagundemi.com/analiz-haberleri">ANALİZ</category><dc:creator><![CDATA[Türkiye bu sarayları konuşuyor - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 25 Jan 2014 14:42:48 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/20140125_500783.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/20140125_500783.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/20140125_500783.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[İSLAM ALİMLERİNE YAPILAN OPERASYONLAR CEMAAT İŞİ Mİ?]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.adanagundemi.com/haber-islam-alimlerine-yapilan-operasyonlar-cemaat-isi-mi-4518.html</guid>
                    <link>https://www.adanagundemi.com/haber-islam-alimlerine-yapilan-operasyonlar-cemaat-isi-mi-4518.html</link>
                    <description><![CDATA[Son günlerde ortaya çıkan Cemaat-Emniyet, Cemaat-Siyaset ve Cemaat-Ticaret ikilemlerine ek olarak  cemaat-adliye ilişkisi de gündemin önemli konu başlıklarından biri oldu.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Fethullah G&uuml;len bağlıların devletin kilit kurumlarında yapılandığının ortaya &ccedil;ıkmasının ardından; Fethullah G&uuml;len'i ve Dinler arası diyalog &ccedil;alışmalarını eleştiren İslam Alimlerinin ter&ouml;r &ouml;rg&uuml;t&uuml; su&ccedil;laması ile hukuksuz bir şekilde baskı altında tutulması ilgili kurumlar i&ccedil;indeki F tipi yapıların bu işte bir parmağı var mı? sorularını &nbsp;g&uuml;ndeme getirdi.ISlahHaber.Net sitesinden &Ouml;mer Yavuzer tam da bu konuyu ele alan yazısında ilgin&ccedil; bir analize imza atıyor.Yazıyı yorum eklemeden olduğu gibi paylaşıyoruz:TIR Durduran Adana Savcısı ve Şahımerdan Sarı
Kulaklarınıza inanamayacağınız bir hik&acirc;ye anlatacağım. Hik&acirc;ye dediğime bakmayın tamamen ger&ccedil;ek ama sa&ccedil;ma sapan hik&acirc;yelerde bile olmayacak bir hadise&hellip;
Hadisenin merkezinde Suriye&rsquo;ye yardım tırlarını 300 askerle durduran savcı var. Adana Ter&ouml;rle M&uuml;cadele Savcısı&hellip; T&uuml;rkiye&rsquo;yi ter&ouml;rist olarak g&ouml;stermek i&ccedil;in delil arayan kahraman (!) savcımız. Aziz Tak.
Kaseti geriye saralım&hellip; Şahımerdan Sarı&hellip; &ldquo;Dinlerin Tasnifi&rdquo; isimli bir kitap yazıyor. Kitabın ana teması &ldquo;tek Hak Din&rsquo;in İslam&rdquo; olduğunu vurgulamak. B&ouml;yle bir iddianız varsa ister istemez Fethullah G&uuml;len&rsquo;i de eleştirmek zorunda kalıyorsunuz. İşte Şahımerdan Sarı&rsquo;da b&ouml;yle bir hata yapıyor.
Adana Savcısı derhal araştırma yapıyor&hellip; Kimdir bu&hellip; Ne hadle Fethullah Ağabey&rsquo;i eleştirir diye&hellip; Mahkemeden tutuklama kararı alıyor&hellip; &ldquo;Ter&ouml;r &Ouml;rg&uuml;t&uuml; Y&ouml;neticisi.&rdquo; &Ouml;rg&uuml;t &uuml;yeleri kim diye bakıyoruz: Şahımerdan Sarı&rsquo;nın iki oğlu!.. Baba ile oğlları arasındaki doğal telefon g&ouml;r&uuml;şmelerini &ouml;rg&uuml;t arasındaki emir komuta zinciri olarak değerlendirip bu durumu ter&ouml;r &ouml;rg&uuml;t&uuml; sıfatına sokuyor.
Diyeceksiniz ki ne var bunda? Zaten Fethullah G&uuml;len&rsquo;i eleştirenler hep &ouml;rg&uuml;t su&ccedil;lamasına maruz kaldı. Misal Hanefi Avcı&hellip; Misal Ahmet Şık&hellip; Misal Nedim Şener&hellip; Belki burada Şahımerdan Sarı&rsquo;nın iki oğlu &ldquo;bonus&rdquo; olmuş&hellip; Yani klasik hik&acirc;ye diyeceksiniz. Ama durun bombayı patlatmadım daha&hellip;
Savcı iddianamede herhangi bir su&ccedil; ortaya koymuyor. 64 sayfalık iddianamede ne su&ccedil; var ne de su&ccedil; niyeti. Telefon dinlemelerinde bile yok. Yani bırakın isnad edilen bir su&ccedil;lamayı iddianamede iftira bile yok!.. Eee. Diyeceksiniz ki, &ldquo;beraat etmiştir.&rdquo; Hayır!.. Şahımerdan Sarı 12 yıl altı ay hapis cezası alıyor. Oğulları da 6 yıl 3 ay. &nbsp;Yani hi&ccedil;bir su&ccedil; isnadı ve su&ccedil; niyeti bile olmadan &ouml;rg&uuml;tten ceza. Cezayı veren mahkeme h&acirc;kimi nereye mi gidiyor? HSYK&rsquo;ya &uuml;ye se&ccedil;iliyor.
Hemen ama &ldquo;karar Yargıtay&rsquo;dan d&ouml;ner&rdquo; diyeceksiniz. Mahkeme reisi HSYK&rsquo;da iken g&uuml;ld&uuml;rmeyin beni. Ama Yargıtay&rsquo;da Cemaat&ccedil;i olmayan bir Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı; &ldquo;dosyada su&ccedil; yok, su&ccedil; niyeti bile yok. Yargılanmaları bırakın hukuku kanunlara bile aykırıdır&rdquo; diyerek beraat istiyor. Ama b&uuml;y&uuml;k ihtimale dosya Pensilyanva&rsquo;ya gittiğinden karar mahk&ucirc;miyet olarak &ccedil;ıkıyor.
TIR&rsquo;ı durduran savcı&hellip; Aileyi &ouml;rg&uuml;t diye mahkum ediyor&hellip; Binlerce insan hapiste. Aziz Yıldırım haklı&hellip; Bu kararları hangi vicdan kabul eder. Esed&rsquo;in işkence fotoğraflarını g&ouml;rd&uuml;n&uuml;z. Suriye&rsquo;ye giden yardımları durdurmaya &ccedil;alışan vicdansızlar daha neler neler yaptılar?
&Ouml;mer YAVUZER&nbsp; ]]> </content:encoded><category domain="https://www.adanagundemi.com/analiz-haberleri">ANALİZ</category><dc:creator><![CDATA[İSLAM ALİMLERİNE YAPILAN OPERASYONLAR CEMAAT İŞİ Mİ? - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 23 Jan 2014 16:13:27 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/20140123_587801.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/20140123_587801.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/20140123_587801.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Şahımerdan Sarı'dan Gündeme İlişkin Çarpıcı Açıklamalar]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.adanagundemi.com/haber-sahimerdan-saridan-gundeme-iliskin-carpici-aciklamalar-4496.html</guid>
                    <link>https://www.adanagundemi.com/haber-sahimerdan-saridan-gundeme-iliskin-carpici-aciklamalar-4496.html</link>
                    <description><![CDATA[Şahımerdan Sarı'dan Gündeme İlişkin Çarpıcı Açıklamalar..]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ T&uuml;rkiye&rsquo;yi Saran Tehlike: Fethullah G&uuml;len Cemaati ve Diyalog Hareketi&nbsp;
ESFELİN OTOBANI&nbsp;
Şahımerdan Sarı Hoca&rsquo;dan g&uuml;ndeme dair &ccedil;ok &ouml;zel tespitler.&nbsp;
İnsanlardan bazıları Allah&rsquo;tan başkasını Allah&rsquo;a denk tanrılar edinir de onları Allah&rsquo;ı sever gibi severler. İman edenlerin Allah&rsquo;a olan sevgileri ise (onlarınkinden) &ccedil;ok daha fazladır. Keşke zalimler azabı g&ouml;rd&uuml;kleri zaman (anlayacakları gibi) b&uuml;t&uuml;n kuvvetin Allah&rsquo;a ait olduğunu ve Allah&rsquo;ın azabının &ccedil;ok şiddetli olduğunu &ouml;nceden anlayabilselerdi. &nbsp;(Bakara 165)&nbsp;
İşte o zaman (g&ouml;recekler ki) kendilerine uyulup arkalarından gidilenler, uyanlardan hızla uzaklaşırlar ve (o anda her iki taraf da) azabı g&ouml;rm&uuml;ş, nihayet aralarındaki bağlar kopup par&ccedil;alanmıştır.&nbsp;(Bakara 166)&nbsp;
D&uuml;nyada hi&ccedil; d&uuml;ş&uuml;nmeden bazı kimseleri kendilerine &ouml;nder edinen, b&ouml;ylece b&acirc;tıl yola giden kimseler ahirette o &ouml;nderlerin kendilerinden uzaklaştıklarını g&ouml;r&uuml;rler. Ancak her iki taraf da i&ccedil;ine girecekleri azabı g&ouml;recekler ve ondan kurtuluş olmadığını anlayacaklardır. D&uuml;nyadakinin tersine, bu sefer uyanlar konuşurlar, ama artık faydası yoktur.&nbsp;
(K&ouml;t&uuml;lere) uyanlar ş&ouml;yle derler: Ah, keşke bir daha d&uuml;nyaya geri gitmemiz m&uuml;mk&uuml;n olsaydı da, şimdi onların bizden uzaklaştıkları gibi biz de onlardan uzaklaşsaydık! B&ouml;ylece Allah onlara, işlerini, pişmanlık ve &uuml;z&uuml;nt&uuml; kaynağı olarak g&ouml;sterir ve onlar artık ateşten &ccedil;ıkamazlar.(Bakara 167)
&nbsp;
Hadis-i şerifte de buyruldu ki:
(Dinimizde iyi bir &ccedil;ığır a&ccedil;ana, bunun sevabı ile bununla amel edenlerin sevabı verilir, o &ccedil;ığırda [o yolda] gidenlerin sevabından da hi&ccedil;bir şey eksilmez. Dinimizde k&ouml;t&uuml; bir &ccedil;ığır a&ccedil;ana da, bunun g&uuml;nahı ile, bununla amel edenlerin g&uuml;nahı verilir, o k&ouml;t&uuml; yolda gidenlerin g&uuml;nahından da hi&ccedil;bir şey eksilmez.)&nbsp;[M&uuml;slim]
&nbsp;
(İyi işe vesile olan, hayatında ve &ouml;ld&uuml;kten sonra da o işi yapanlar kadar sevap kazanır. K&ouml;t&uuml; işe &ouml;n ayak olana da, bu iş terk edilinceye kadar, bunun g&uuml;nahı yazılır.)&nbsp;[Taberani]
&nbsp;
&nbsp;
(Her iyilik bir hazinedir. Her hazinenin anahtarı vardır. İyiliği a&ccedil;an, k&ouml;t&uuml;l&uuml;ğ&uuml; kilitleyen bir anahtara sahip olana m&uuml;jdeler olsun! K&ouml;t&uuml;l&uuml;ğ&uuml; a&ccedil;an, iyiliği kilitleyen bir anahtarı olana da yazıklar olsun!)&nbsp;[İbni Mace]
&nbsp;
Okumuş olduğumuz ayeti kerime ve hadisi şeriflerin anlamı kapsamında g&uuml;n&uuml;m&uuml;z insanlığını ilgilendirdiği i&ccedil;in biraz izahat yapmak elzem olmuştur.
&nbsp;
(Fertler veya gruplar hakkında isim belirmek suretiyle şahsiyet yapıcı eleştirel sohbet veya yazı yazmak pek adetim olmamakla beraber isimleme verilmediği taktirde s&ouml;ylenmek istenen maksat hedeften g&ouml;lgelenebilmektedir. Bu nedenle isim belirtmek gerekmiştir.)
&nbsp;
Fethullah G&uuml;len ve onun gibi d&uuml;ş&uuml;nen bazı kimselerin zırvalarına cevap olacak nitelikte zaman zaman şer&rsquo;i delillerle İslam'ın h&uuml;km&uuml;n&uuml; belirten makaleler ve sohbetler yapmıştım. K&uuml;resel şer g&uuml;&ccedil;lerin arzuları istikametinde Fethulllah G&uuml;len&rsquo;in dinler arası diyalog, medeniyetler ittifakı, İsevi-Musevi, &uuml;&ccedil; semavi dinin uzlaşması veya kelimei şehadetten Muhammedun Resulullah lafzını (haşa) zaid olduğu yanı s&ouml;ylenmese de m&uuml;min olunur gibi s&ouml;z ve iddialarının k&uuml;f&uuml;r olduğunu a&ccedil;ık&ccedil;a dile getirmiştim.&nbsp;
Bu t&uuml;r sapık fikirlerin İsrail, Vatikan ve Pensilvanya Şeytan &uuml;&ccedil;geninden kaynaklandığı akli selim her M&uuml;sl&uuml;man tarafından anlaşılması lazım olup &ouml;zelikle İslam ulemasının bu ifsat edici fikirlere karşı &ccedil;ıkarak hakkı izhar ve batılı iptal etmeleri gerekir. Alimler sustuğu i&ccedil;in &uuml;mmet uyumuş şerli fikirler meydanlarda cirit atmış ve &ccedil;ığ gibi b&uuml;y&uuml;m&uuml;şler.
&nbsp;
Fetullah G&uuml;len&rsquo;in; &nbsp;En azında 35 yıldan beridir, m&uuml;stekbir g&uuml;&ccedil;lerin İslam &uuml;mmetine yapmış oldukları baskı zul&uuml;m ve katliamları bir g&uuml;n dahi dile getirip kafir zalimleri kınadığı g&ouml;r&uuml;lmemiştir.MAZLUMLARA ACIYIP YARDIM ETMEDİLER&nbsp;
D&uuml;nyanın her tarafından z&uuml;l&uuml;m g&uuml;rm&uuml;ş mazlum M&uuml;sl&uuml;manlara acıyıp yardım ettiği de g&ouml;r&uuml;lmemiştir.&nbsp;
Buna karşılık bir zamanlar Saddam'ın İsrail&rsquo;e atığı bir Skat f&uuml;zesi ile &ouml;len iki tane İsrail &ccedil;ocuğu i&ccedil;in sabahlara kadar ağlayıp sızladığını vaazlarında s&ouml;ylemiş, irticacı diye ordudan atılmalara sebep olan YAŞ karalarına&nbsp;&ldquo;i&ccedil;tihattır, isabet etmeseler de sevap kazanırlar&rsquo;&nbsp;diyerek z&uuml;l&uuml;m kararlarını takdis etmiş &nbsp;baş&ouml;rt&uuml;s&uuml;yle meclise giren Merve Kavak&ccedil;ı&rsquo;ya &nbsp;&ldquo;&Ccedil;ıkarın bu kadını dışarıya&rdquo;&nbsp;&nbsp;diyerek Merve Kavak&ccedil;ı &ccedil;ıkıncaya kadar alkış tutturan ECEVIT&rsquo;E&nbsp;&ldquo;Tek kişiye şefaat etme yetkim olsa onu da Ecevit&rsquo;e yaparım&rdquo;&nbsp;demiş sadece insani yardım g&ouml;t&uuml;ren Mavi Marmara gemisine uluslar arası a&ccedil;ık sularda saldırıp, 9 kişiyi canice katlederek bazılarını yaralayıp gemi ve i&ccedil;indeki halkı tutsak eden İsrail&rsquo;i haklı g&ouml;rm&uuml;ş, Said Nursi&rsquo;yi sırf K&uuml;rt olduğu i&ccedil;in ziyaret etmemiş ve nice geceler sabaha kadar&nbsp;&ldquo;Allah&rsquo;ım! &ouml;yle bir dahiyi ni&ccedil;in K&uuml;rt kavminden d&uuml;nyaya g&ouml;nderdin&rdquo;&nbsp;diyerek isyan etmiş, gerek Vatikan ziyaretinde ve gerekse de g&ouml;nderdiği mektupta Papa&rsquo;yı takdis edip ululamış.
Sırf İsrail &ccedil;ıkarlarına ters d&uuml;şt&uuml;ğ&uuml; i&ccedil;in, AKP h&uuml;k&uuml;metine karşı savaş a&ccedil;mış ve daha buna benzer sayılmayacak kadar mefsedetleri bulunan bir kimsenin veya grubun İslam&rsquo;a ve dolayısıyla b&uuml;t&uuml;n insanlara ihanet ettiğini anlamak i&ccedil;in daha neler yapması gerekiyor.&nbsp;
Menfaatleri icabı 12 seneden beridir h&uuml;k&uuml;metle yapmış oldukları ittifakın g&uuml;c&uuml;yle devlette bir &ccedil;ok kademelerde yer işgal ettiler.
Emniyette, Yargıda, Maliyede ve Milli Eğitim'de neredeyse dizginleri ellerine aldılar, Milletvekilleri ve Bakanları oldu, kendileriyle olmayanları d&uuml;şman addedip devletin g&uuml;c&uuml;yle ezmeye &ccedil;alıştılar.M&Uuml;SL&Uuml;MANLARA KEYFİ CEZALAR YAĞDIRDILAR
Nice su&ccedil;suz M&uuml;sl&uuml;manlara sırf kendilerini eleştirdikleri i&ccedil;in, kanunlara bile bakmadan keyfi olarak ağır cezalar yağdırdılar.&nbsp;
Fetullah G&uuml;len&rsquo;i eleştiren, bir hafta sonra ağır iftiralarla su&ccedil;lanarak hapse atılıp &ouml;z&uuml;r dileyince de, bir hafta sonra tekrar dışarıya &ccedil;ıkartılıyor (C&uuml;bbeli Ahmet Hoca misali) Eline hi&ccedil; silah almamış hem de silahlı eylemlere karşı &ccedil;ıkan Hizbu-tahrir cemaatinin mensuplarını yakalayıp silahlı ter&ouml;r &ouml;rg&uuml;t&uuml; su&ccedil;uyla harıl harıl cezalar veriliyor.&nbsp;
Yine 2009'da vasat davası adı altında 7 ilde ger&ccedil;ekleştirilen operasyonlarda 65 kişi g&ouml;z altına alınarak hi&ccedil;bir olay ve hi&ccedil;bir silah olmadığı halde bir &ccedil;ok kişiye silahlı ter&ouml;r &ouml;rg&uuml;t&uuml; &uuml;yeliğinden iki oğlumda dahil olmak &uuml;zere 6'şar yıl 3'er ay ağır ceza ile karar verilmiştir.&nbsp;
Şahsıma ise liderlikten 12 yıl 6 ay hapis cezası verilmiştir. Adalet Bakanı Sadullah Ergin&rsquo;in bir zaman m&uuml;dafi olduğu ter&ouml;r &ouml;rg&uuml;t&uuml; olmadığı h&uuml;k&uuml;metinde bilgisi dahilinde olduğu halde bu ve benzeri cezalar verilmiştir.&nbsp;
Bu t&uuml;r z&uuml;l&uuml;m uygulamalarına karşı &nbsp;h&uuml;k&uuml;met her hangi bir &ouml;nlem almamıştır. B&uuml;t&uuml;n bu durumlara Ak Parti h&uuml;k&uuml;meti seyirci kalmakla yetindi galiba bu ihanetin kendilerine yapılmayacağını zannettiler ancak ihanetin kıblesi, &uuml;lkesi ve ahde vefası olmaz.&nbsp;
Devletin b&uuml;t&uuml;n kapılarını sonsuza kadar a&ccedil;ıp hatta Fetullah&ccedil;ıların her tarafa sızıp yerleşmelerine muavenet eden Ak Parti h&uuml;k&uuml;meti, koynunda beşlemiş olduğu yılanın bir ejderha gibi b&uuml;y&uuml;y&uuml;p kendilerini ısırmaya başladığını g&uuml;r&uuml;nce Ak Parti şoke oldu. Vahameti anlayarak yapılan zul&uuml;mleri yeni yeni hatırladı.&nbsp;
Bunun i&ccedil;indir ki Tayyip Erdoğan&nbsp;&ldquo;İ&ccedil;erde yatan bir &ccedil;ok g&uuml;nahsız insan var&rdquo;&nbsp;demeye başladı.
&nbsp;
Fetullah G&uuml;len, 1980 yılına kadar taktığı İslam maskesini hi&ccedil; &ccedil;ıkarmadı. 1980&prime;den sonra &ouml;nceden var olan T&uuml;rk ırk&ccedil;ılığı, fikri ulusalcı s&ouml;ylemlerle yavaş yavaş ortaya &ccedil;ıktı, 1990&prime;a kadar kadro ve ekonomik olarak g&uuml;&ccedil;lenip k&ouml;kleşme taktiklerini uyguladı. 90&prime;lı yıllarda evrensel şer odaklarıyla iş birliği yaptı. 2000'li yılarda ise dostlarıyla kucaklaşıp vatan&rsquo;ı asliyesinde kendisine tahsis edilen kumandalı mahkem k&ouml;şk&uuml;ne oturdu.İNSANLIK TARİHİNDE İSLAM'A BU KADAR ZARAR VEREN BAŞKASI OLMAMIŞTIR&nbsp;
T&uuml;rkiye&rsquo;de M&uuml;sl&uuml;manların zekat, fitre, kurban vs. bağışlardan oluşan gelirlerinin bir kısmını (milyonlarca dolarlı) Amerika&rsquo;da ki papaz okullarına bağış yaptı.&nbsp;
Papa se&ccedil;imlerinde gizli kardinal olarak g&ouml;rev alıp, papaların İslam alemindeki misyonerlik faaliyetlerine zarar verecek beyanatlarda bulunmamaları i&ccedil;in uyarı yapma rol&uuml;n&uuml; oynadı.&nbsp;
Fetullah G&uuml;len Hıristiyan ve Yahudilere asla bir zararın gelmesini istememiş, esasen M&uuml;sl&uuml;manlara Yahudilerden ve Hıristiyanlardan daha zararlı olmuştur.&nbsp;
İnsanlık tarihi buyunca İslam maskesini takmak suretiyle İslam alemine bu kadar zarar veren hi&ccedil; kimse olmamıştır, bundan b&uuml;y&uuml;k zararı galiba ancak Deccal verir.&nbsp;
Dinler arası diyalog oyununda başrol&uuml; oynayan akt&ouml;r olarak &ouml;nce Yahudilerin, sonra Hıristiyanların sonrada bunlara kardeş demek suretiyle M&uuml;sl&uuml;man olduklarını s&ouml;yleyenlerin cennete girebilecekleri itikadını yaygınlaştırmaya &ccedil;alışmaktadır.&nbsp;
Te&rsquo;vil g&ouml;tt&uuml;rmeyen bu t&uuml;r zırvaların ancak islamı tahrif ve İslam alemine en b&uuml;y&uuml;k ihanet olduğunu biz her zaman dile getirmiştik.&nbsp;
Bu itibar ile Fethullah G&uuml;len&rsquo;in insanları İslam&rsquo;ın &ouml;z&uuml;nden uzaklaştırıp Esfeli Safiline g&ouml;t&uuml;rmeye &ccedil;alışan, İblisin a&ccedil;mış olduğu &ccedil;ığırın b&uuml;y&uuml;t&uuml;l&uuml;p tek y&ouml;nl&uuml; cehenneme giden bir otoban haline getirdiğini g&ouml;r&uuml;yoruz.&nbsp;
İnsanları ilk olarak haktan saptırma &ccedil;ığırını a&ccedil;an İblis&rsquo;tir, İblis patika gibi bir &ccedil;ığır a&ccedil;ıp fert fert insanlara vesvese verip haktan saptırmaya &ccedil;alışmıştır, daha sonra Bel&rsquo;am ve Bel&rsquo;am kılıklılar bu yolu asfaltlamışlar, sureti haktan g&ouml;r&uuml;n&uuml;p sapıklık telalığını yapmışlardır.&nbsp;
Fetullah G&uuml;len ise bu sapıklık yolunu bir otobana &ccedil;evirip, &nbsp;insanları toptan Esfeli safiline sevkiyata başlamıştır .&nbsp;
Bu tavırları ile İblis ve cini şeytanlar rahat nefes almış, bunların hizmetine bakarak dudaklarını ısırır vaziyete gelmiştir. Zira bu sapık hizmet hareketi de sadece T&uuml;rkiye&rsquo;de değil İslam alemin yaşadığı bir &ccedil;ok &nbsp;b&ouml;lgede etkisini g&ouml;stermiştir.&nbsp;
M&uuml;sl&uuml;manların ise artık bunları anlaması gerekir. İyi niyetle de Fetullah&rsquo;ın grubuna hizmet etmek, sapıklıktan başka bir şey &nbsp;değildir.&nbsp;
Her ne niyetle olursa olsun onlara hizmet etmek sevap değil, g&uuml;nahın ta kendisidir. Sevap olan, hatta farz bir g&ouml;rev olan M&uuml;sl&uuml;manları uyarıp onların şerlerinden ve hilelerinden uzak tutmaya &ccedil;alışmaktır.&nbsp;
B&uuml;t&uuml;n bu durumlar &uuml;zerine belgeler ve deliller ile &nbsp;ciltler dolusu &nbsp;yazılar yazılabilir ancak şimdilik bu kadarla &ouml;zetleyip son olarak makalenin başında yazmış olduğumuz ayet ve hadisleri d&uuml;ş&uuml;ne d&uuml;ş&uuml;ne okumamız ve ders almamız acizane tavsiyemdir.
Kaynak : IslahHaber.Net ]]> </content:encoded><category domain="https://www.adanagundemi.com/analiz-haberleri">ANALİZ</category><dc:creator><![CDATA[Şahımerdan Sarı'dan Gündeme İlişkin Çarpıcı Açıklamalar - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 20 Jan 2014 07:45:24 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/20140120_734421.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/20140120_734421.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/20140120_734421.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[BAZILARI İÇİN 28 ŞUBAT DEVAM EDİYOR]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.adanagundemi.com/haber-bazilari-icin-28-subat-devam-ediyor-4409.html</guid>
                    <link>https://www.adanagundemi.com/haber-bazilari-icin-28-subat-devam-ediyor-4409.html</link>
                    <description><![CDATA[Mazlumlar Geçidi: Mirzabeyoğlu, Köse ve Şahımerdan Sarı...
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Mazlumlar Ge&ccedil;idi: Mirzabeyoğlu, K&ouml;se ve Şahımerdan&hellip;
&nbsp;
Bir insan beş vakit namaz m&uuml;ddetinden fazla bayılırsa ayıldığı zaman namazlarını kaza etmez. Ama aynı insan bir zindanda olsa yıllarca namaz kılmasına izin verilmese hapisten &ccedil;ıktığı zaman namazlarını kaza eder. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; der İbn-i Abidin (rh.a); &ldquo;bayılmak kulun vurması sonucu olsa bile ilahi musibet sayılır ama zindanda olan kişi kulun tazyiki altındadır.&rdquo; İslam kuldan gelen tazyike boyun eğmez!..
&nbsp;
Salih Mirzabeyoğlu 15 yıldan bu yana zulmen hapiste&hellip; Yakup K&ouml;se, daha d&uuml;n Yargıtay tarafından rehin alındı. Hilafet diyenler yıllarca hapse mahk&ucirc;m ediliyor. Şahımerdan Sarı Davası&rsquo;nda olduğu gibi baba ve iki oğul sırf babası Fethullah G&uuml;len&rsquo;in Dinlerarası Diyalog kepazeliğini eleştirdi diye onlarca yıla mahpus ediliyor.
&nbsp;
Ama işin garibi şu!.. Gerek zindana d&uuml;şenler gerekse de dışarı da bulunup m&uuml;sl&uuml;manların hukukunu savunması gerekenler sessiz&hellip;
&nbsp;
M&uuml;sl&uuml;manların hala &uuml;zerlerinden atamadıkları bir huyları var. Zulm&uuml; deşifre edememek!..
&nbsp;
Bazıları sabır ismini verse de zulm&uuml; haykırmamak haramdır. İmam Serahsi (rh.a) mealen; &ldquo;bir insana otoriteden zul&uuml;m gelirse bunu anlatması diğer insanların hukukunu korumak i&ccedil;in farzdır&rdquo; buyurmuştur. Zaten bizim ş&ouml;yle bir ayetimiz var:
&nbsp;
&ldquo;Allah &ccedil;irkin s&ouml;z&uuml;n a&ccedil;ıklanmasını sevmez; ancak s&ouml;yleyen haksızlığa uğramışsa başka. Allah her şeyi işiten, hakkıyla bilendir.&rdquo; (Nisa Suresi: 148)
&nbsp;
Evet, zulm&uuml; haykırmak farzdır. İşte o zaman Yargıtay bozuk para gibi Yakup K&ouml;se&rsquo;yi harcayamaz.
&nbsp;
Evet, zulm&uuml; haykırmak farzdır. İşte o zaman g&uuml;ya mahkemeler Salih Mirzabeyoğlu&rsquo;nu g&ouml;rmezden gelemez.
&nbsp;
Evet, zulm&uuml; haykırmak farzdır. İşte o zaman G&uuml;lenciler Şahımerdan Sarı ve oğullarını hapse atmadan &ouml;nce bin kere d&uuml;ş&uuml;nmek zorunda kalırlar.
&nbsp;
Zulm&uuml; haykırırken &ccedil;ekinmemeliyiz. &Ouml;fkemiz k&ouml;t&uuml; s&ouml;zlere sevk etse bile &ccedil;ekinmemeliyiz. Hi&ccedil; de nazik olmak zorunda değiliz. Ş&ouml;yle y&uuml;reğimizi soğutarak k&uuml;fredebiliriz zalimlere&hellip; Hatta k&uuml;fretmeliyiz de.
&nbsp;
&Uuml;lkeyi cezaevine &ccedil;evirdiler be&hellip; KCK adına on binlerce insanı K&uuml;rtleri hapsettiler. &Ccedil;ocuklar adeta &ouml;ks&uuml;z kaldı. Darbe dediler emre uymak zorunda kalan askerlere onlarca yıl hapis cezası verdiler. G&uuml;ya &ldquo;sehven&rdquo; telefon numaraları y&uuml;klediler.
&nbsp;
Size ihtiyacımız yok yargı&hellip;
&nbsp;
Baba ile oğulları arasında &ouml;rg&uuml;t bağlantısı kuran geri zek&acirc;lı ama ondan da &ouml;te &ouml;fkeli hain yargı, &uuml;lkeyi g&ouml;z yaşına boğdunuz be&hellip;
&nbsp;
Şapka giymediği i&ccedil;in kadın asan kalleş yargı, siz olmasaydınız &uuml;lke daha huzurlu olurdu be.
&nbsp;
Sizi İsvi&ccedil;re&rsquo;den, İtalya&rsquo;dan ve Fransa&rsquo;dan ithal eden zihniyet ve siz yargı kan kusturdunuz millete&hellip; Defolun ve gidin memleketinize. Milletin başına bela oldunuz be.
&nbsp;Son S&ouml;z: Aldığım duyumlara g&ouml;re cezaevindeki mazlumlar koğuşlarına Fethullah G&uuml;len&rsquo;in resimlerini asmışlar. Gelip gidip&hellip;. &ldquo;Dışarı &ccedil;ıkınca G&uuml;lencilere &hellip;.&rdquo; diyorlarmış.
&nbsp;
&Ouml;mer YAVUZER ]]> </content:encoded><category domain="https://www.adanagundemi.com/analiz-haberleri">ANALİZ</category><dc:creator><![CDATA[BAZILARI İÇİN 28 ŞUBAT DEVAM EDİYOR - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 05 Jan 2014 14:39:24 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/20140105_130187.png" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/20140105_130187.png"/>
                    <enclosure url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/20140105_130187.png" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[ZİHNİ ALDIRMAZ'DAN MESAJLI TACİZ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.adanagundemi.com/haber-zihni-aldirmazdan-mesajli-taciz-4389.html</guid>
                    <link>https://www.adanagundemi.com/haber-zihni-aldirmazdan-mesajli-taciz-4389.html</link>
                    <description><![CDATA[Bir Hırıstiyan geleneği olan Noel kutlamasını Belediye imkanları ile organize eden Zihni Aldırmaz'a tepkiler çığ gibi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ G&uuml;nlerdir &ccedil;eşitli sivil toplum kuruluşlarının duyarlılık &ccedil;ağılarına olumsuz cevap veren ve kuru bir inadla vatandaşın parasını &ccedil;ar&ccedil;ur eden Zİhni Aldırmaz şimdi de ger&ccedil;ekleştirdiği "Yılbaşı Kutlaması" adı altındaki ahlak dışı partiye SMS ile &ccedil;ağrı yaptı. Aldırmaz bu &ccedil;ağrısını kendi cep telefonundan değil vatandaştan aldığı paralar ile ger&ccedil;ekleştirdi.&nbsp;Zihni Aldırmaz Adana'da sadece hırıstiyanların yaşamadığını M&uuml;sl&uuml;manların da yaşadığını bilmediğini sanmıyoruz. Hırıstiyanların kutlamaları i&ccedil;in m&uuml;sl&uuml;manların parası ile kutlama yapılmasını ve adı ge&ccedil;en kutlamanın b&uuml;t&uuml;n bedelinin M&uuml;sl&uuml;manların &ouml;dediği vergiler ile karşılanmasını nefretle kınayan Adanalı M&uuml;sl&uuml;man halktan bazı vatandaşlar gece namazına kalkıp Zihni Aldırmaz'a beddua edeceğini ifade etti. ]]> </content:encoded><category domain="https://www.adanagundemi.com/analiz-haberleri">ANALİZ</category><dc:creator><![CDATA[ZİHNİ ALDIRMAZ'DAN MESAJLI TACİZ - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 31 Dec 2013 14:57:12 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/20131231_053647.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/20131231_053647.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/20131231_053647.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[NEREYE BU GİDİŞ?]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.adanagundemi.com/haber-nereye-bu-gidis-4388.html</guid>
                    <link>https://www.adanagundemi.com/haber-nereye-bu-gidis-4388.html</link>
                    <description><![CDATA[Alimler magazin malzemesi olmamalı..]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ İslam tarihinde alimler insanları vaazları ve manevi duruşları ile etkiliyor, ilmi &ccedil;alışmaları ile &uuml;n salıyordu. Ancak malesef&nbsp;son d&ouml;nemlerde bu &ccedil;ağın bilginlerinin, yeni elbiseleri, saati,yedikleri i&ccedil;tikleri gibi komik ve ironik habeler ile karşılaşıyoruz
Bu durumun son &ouml;rneği sosyal medya'da tıklama rekorları kırdığı iddiaları ile manşetlere &ccedil;ekilen haber :
&nbsp;
C&uuml;bbeli Ahmet Hoca golf oynadı
Golfe merak salan C&uuml;bbeli Ahmet Hoca'nın g&ouml;r&uuml;nt&uuml;leri, paylaşım sitelerinde en &ccedil;ok izlenen videolar arasına girdi.
'C&uuml;bbeli Ahmet Hoca' olarak tanınan Ahmet Mahmut &Uuml;nl&uuml;'n&uuml;n golf oynadığı g&ouml;r&uuml;nt&uuml;lerle paylaşım sitelerinde izlenme rekorları kırıyor.
Yaptığı &ccedil;arpıcı a&ccedil;ıklamalar ile g&uuml;ndeme gelen C&uuml;bbeli Ahmet Hoca'nın golf oynadığı g&ouml;r&uuml;nt&uuml;ler Beyaz TV ekranlarında yayınlandı. Bir ka&ccedil; denemenin ardından topu deliğe sokmayı başaran C&uuml;bbeli "Topu deliğe koymak &ouml;nemli değil lafı gediğine koymak &ouml;nemli..." şeklinde bir a&ccedil;ıklama yapıyor.adanaXhaber.com&nbsp; ]]> </content:encoded><category domain="https://www.adanagundemi.com/analiz-haberleri">ANALİZ</category><dc:creator><![CDATA[NEREYE BU GİDİŞ? - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 31 Dec 2013 13:43:47 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/20131231_762580.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/20131231_762580.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/20131231_762580.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[YILBAŞI TUZAĞINA DÜŞMEYİN]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.adanagundemi.com/haber-yilbasi-tuzagina-dusmeyin-4385.html</guid>
                    <link>https://www.adanagundemi.com/haber-yilbasi-tuzagina-dusmeyin-4385.html</link>
                    <description><![CDATA[Yılbaşı öncesinde ve sonrasında yaşanan rezaletler için ilahiyatçılardan tepkiler gelmeye devam ediyor]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 
YILBAŞI kost&uuml;m&uuml; giydirilen Noel&rsquo;in bir ifsad aracı olduğu vurgusunu yapan ilahiyat&ccedil;ılar, M&uuml;sl&uuml;manları bu oyunun dışında kalmaları konusunda uyardı. Mill&icirc; Gazete&rsquo;ye konuşan ilahiyat&ccedil;ılar, Yılbaşı kutlamalarının kesinlikle haram olduğu noktasında birleştiler. M&uuml;sl&uuml;manların bu ateşten uzak kalmaları gerektiğini a&ccedil;ıklayan alimler, Miladi takvim d&ouml;n&uuml;m&uuml; olan o gecenin adeta Allah&rsquo;a isyan edilen bir gece olarak ge&ccedil;irilmemesi konusunda uyarılarda bulundular. İlahiyat&ccedil;ı ve yazarlar ayrıca, 31 Aralık&rsquo;ta yılbaşı kutlaması yapmak yerine, Mekke&rsquo;nin Fethi&rsquo;ni hatırlamanın M&uuml;sl&uuml;mana yakışır bir tavır olduğunu ifade ettiler.
M&uuml;sl&uuml;manların Yeni yılı Muharrem ayının 1. g&uuml;n&uuml;d&uuml;r
Eğitimci &ndash;İlahiyat&ccedil;ı Ahmed Kalkan, &ldquo;M&uuml;sl&uuml;manların yılbaşı Muharrem ayının birinci g&uuml;n&uuml;ne denk gelir. Hıristiyan takviminin T&uuml;rkiye&rsquo;ye getirilmesi, Hıristiyanların k&uuml;lt&uuml;rlerinin de &uuml;lkeye girmesine sebep oldu. İnsanlar yeni bir yıla girerken Allah&rsquo;a isyan ederek değil, ş&uuml;krederek girmelidir. Geri kalan yılın muhasebesini yapmalı ve &ldquo;yeni giren yılda nasıl daha iyi bir M&uuml;sl&uuml;man olabilirim?&rdquo; diye d&uuml;ş&uuml;nmelidir. İnsanların &ccedil;oğu bu g&uuml;nlerde Allah&rsquo;a isyan eder şekilde eğlenmeyi, alkol t&uuml;ketmeyi, her t&uuml;rl&uuml; ahl&acirc;ksızlığı yapmayı daha cazip buluyor. Hadislerde Hıristiyan ve Yahudilere benzemenin haram olduğu belirtiyor. Hele onların dinlerine benzemek kesinlikle mazur g&ouml;r&uuml;lecek bir şey değildir. Bazı &acirc;limlere g&ouml;re bu şirktir. M&uuml;sl&uuml;manlar yılbaşına alternatif olarak Mekke&rsquo;nin Fethi&rsquo;ni y&acirc;d ediyor. Bu, son 20 &ndash; 30 yıldır yapılan bir uygulamadır. İ&ccedil;inde bulunduğumuz durumu g&ouml;z &ouml;n&uuml;ne aldığımızda Mekke&rsquo;yi yeniden nasıl fethedebiliriz, bunu da d&uuml;ş&uuml;nmeliyiz.&rdquo;
M&uuml;sl&uuml;manlık Alameti Değil, K&uuml;f&uuml;r Alametidir
Hak Bir Sen Genel Başkanı Ahmet Berber, &ldquo;Yılbaşı kutlamak M&uuml;sl&uuml;manlık alameti değil, k&uuml;f&uuml;r alametidir. Eğer Hıristiyanlar Kurban Bayramı&rsquo;nı ya da Ramazan Bayramı&rsquo;nı kutluyor olsaydı, oru&ccedil; tutuyor olsaydı onları M&uuml;sl&uuml;man gibi g&ouml;r&uuml;rd&uuml;k. Buradan bakarsak bir M&uuml;sl&uuml;man da onların dinlerinin gereği olan bir uygulamayı yaptıklarında onlar gibi olurlar. Devlet yılbaşında piyango adı altında kumar oynatıyor. Bu kesinlikle haramdır. Yasaklanması gerekir. Yılbaşına alternatif olarak Mekke&rsquo;nin Fethi&rsquo;ni y&acirc;d ediliyor. Bizler sendika olarak bunlara olumlu bakıyor ve destekliyoruz. M&uuml;sl&uuml;manlar yılbaşını kutlamak yerine, Mekke&rsquo;nin Fethi&rsquo;ni hatırlamalıdırlar.&rdquo;
Kesinlikle İslam&rsquo;dan Değildir
Din Bir Sen Genel Başkanı Abdullah Arslan, &ldquo;Yılbaşını bahane ederek t&uuml;rl&uuml; t&uuml;rl&uuml; eğlencelere dalmak caiz değildir. Peygamberimiz &ldquo;Kim bir kavme benzerse o da onlardandır&rdquo; demiştir. Yılbaşını bahane ederek helal &ndash; haram, hak &ndash; batıl g&ouml;zetmeden eğlenceler tertip etmek kesinlikle İslam&rsquo;dan değildir. Maalesef Laik anlayışın toplum i&ccedil;erisine yerleştirdiği ve kalbe, mabetlere hapsedilen bir din anlayışı durumu buralara kadar getirmiştir. M&uuml;sl&uuml;manlar bu tuzağa d&uuml;şmemelidir. Bunun dinen tartışılması diye bir s&ouml;z konusu olamaz. Yılbaşı kutlamaları hakkında ilahiyat&ccedil;ılar arasında bir ihtilaf yoktur. Bu kutlamalar kesinlikle haramdır.
M&uuml;sl&uuml;manlar Eziklik Psikolojisinden Kurtulmalı
Araştırmacı Yazar Ahmet Turgut Ulucak, &ldquo;M&uuml;sl&uuml;manlar g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde daha &ccedil;ok şekilciliğe takılmaktadırlar. Yılbaşı denen ve Hıristiyan inancının bir gerekliliği olan kutlamalara şeklen uzak kalmak ile beraber kalben de uzak kalmak gerekir. &ldquo;Kim bir kavme benzerse o da o kavimdendir&rdquo; hadisi sadece yılbaşında aklımıza gelmemelidir. Hayatın her safhasından batıla benzemekten imtina etmeliyiz. Benzeşme zihinde ve kalpte başlar. İşte en tehlikelisi budur. Hadiste ge&ccedil;tiği gibi onlara benzememek, onlardan uzak kalmak sadece yılbaşına &ouml;zel değil, t&uuml;m hayatımıza taşıdığımız bir değer olmalıdır. M&uuml;sl&uuml;man toplumlar y&uuml;zyıllardır s&uuml;regelen eziklik psikolojisinden kurtulmalıdır. Bu eziklik psikolojisi onları bir model olarak g&ouml;rd&uuml;kleri Batı&rsquo;nın rit&uuml;ellerine yaklaştırmıştır. Bizler alternatifler oluşturmak yerine aslımıza d&ouml;nmeliyiz. Yılbaşı ve buna benzer İslam dışı şeylerin tamamını hayatımızdan defetmeliyiz.&rdquo;
&nbsp;
&nbsp;
Milli gazete ]]> </content:encoded><category domain="https://www.adanagundemi.com/analiz-haberleri">ANALİZ</category><dc:creator><![CDATA[YILBAŞI TUZAĞINA DÜŞMEYİN - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 30 Dec 2013 17:59:41 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/20131230_021125.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/20131230_021125.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/20131230_021125.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Taşgetiren: Hocaefendi ilgim yok diyor ama...]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.adanagundemi.com/haber-tasgetiren-hocaefendi-ilgim-yok-diyor-ama-4310.html</guid>
                    <link>https://www.adanagundemi.com/haber-tasgetiren-hocaefendi-ilgim-yok-diyor-ama-4310.html</link>
                    <description><![CDATA[Cemaate yakın Bugün gazetesindeki yazılarına son veren Ahmet Taşgetiren, sürdürülen operasyonun AK Parti'ye yönelik siyasi bir operasyon olduğunu iddia etti.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Cemaatin, yolsuzluklara batmış bir iktidar algısını oluşturulması i&ccedil;in medya organlarıyla buna malzeme sağladığını iddia eden Taşgetiren, cemaatin b&ouml;yle bir rol &uuml;stlenmesini sağlıksız bulduğunu s&ouml;yledi.Ahmet Taşgetiren Habert&uuml;rk'te katıldığı canlı yayında, cemaatten yana değil AK Parti'den yana tavır aldı, operasyonun siyasi bir operasyon olduğunu iddia etti. Yolsuzluklara batmış bir iktidar algısının oluşturulmak istediğini s&ouml;yleyen Taşgetiren, cemaate yakın Zaman ve Bug&uuml;n gazetesinin bu algıya malzeme sağladığını ifade etti.
İşte Taşgetiren'in o s&ouml;zleri;"Başbakan'ın T&uuml;rk&ccedil;e Olimpiyatları'nda konuştuğu yıl bu yıldır. Bu konuda kadir şinas olmak gerekiyor. Son d&ouml;nemde hizmet hareketi AK Parti'ye karşı bir s&ouml;ylem geliştiriyor. Bunu s&ouml;ylemek istemiyorum ama g&ouml;r&uuml;nen odur ki s&ouml;ylem geliştiriyor ona da malzemeler arıyor. Bunun en sonuncusu da bu yolsuzluk operasyonudur. Şimdi bakıyorum, b&uuml;t&uuml;n hizmet medyasının, işin motoru onlar. Ben diyorum Hizmet Hareketi'nin g&uuml;ndeminde yolsuzluk bu kadar mı vardı? Ger&ccedil;ekten şaşırıyorum. Şimdi yolsuzluğa karşıyım. Devletin temiz olmasını kesinlikle istiyorum. Yolsuzluğa kimin adı karışırsa karışsın, ayıklanmasını istiyorum.
HOCAEFENDİ "İLGİM YOK" DİYOR AMA.."Hocaefendi, bu organizasyonlarla, operasyonlarla bir alakasının olmadığını s&ouml;yl&uuml;yor ama T&uuml;rkiye'den bakınca durum farklı g&ouml;z&uuml;k&uuml;yor. H&uuml;k&uuml;mete y&ouml;nelik operasyonlara en &ccedil;ok bu medya organlarında sahip &ccedil;ıkıldığını g&ouml;r&uuml;yoruz. Emniyet bir operasyon yapıyor ama, en &ccedil;ok destek de bu yayın organlarından geliyor""HİZMET HAREKETİ ROL &Uuml;STLENİYOR"Bu hareketle birlikte siyasi bir operasyonun devreye sokulması ve AK Parti ile bir başka boyutta hesaplaşma duygusunun, g&uuml;ndeme getiriliş olmasını ve bunun i&ccedil;inde de ana s&uuml;r&uuml;kleyici olarak Hizmet Hareketi'nin rol &uuml;stlenmesini &ccedil;ok sağlıksız buluyorum. Hizmet Hareketi'ne bedel y&uuml;klenmiş olarak g&ouml;r&uuml;yorum."YOLSUZLUKLARA BAKIŞ İKTİDAR ALGISI"Ben kendimi Hizmet Hareketi'ne &ccedil;ok yakın bir insan olarak, zarar g&ouml;rmemesini isteyen bir insan olarak g&ouml;r&uuml;yorum. Aynı zamanda AK Parti'yi de bu &uuml;lkenin kazanımı olarak g&ouml;r&uuml;yorum. Son 11 yıldaki tırmanmanın g&ouml;zardı edilmemesi gerektiğini d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum. Burada herkesin bir katkısı olmuştur. Uluslararası camiada ben okulları g&ouml;rd&uuml;m. Moğalistan'da fizik birincisi bir &ccedil;ocuğun &ouml;ğretmen olarak g&ouml;rev almasını &ouml;nemsiyorum. Bunu AK Parti'de teslim ediyor. Son d&ouml;nemde, tam siyasi bir proje dahilinde, mahalli se&ccedil;imler &ouml;ncesinde, b&ouml;yle yolsuzluğa batmış bir h&uuml;k&uuml;met imajı yaratmak &uuml;zere bir proje ortaya konmasını anlamıyorum. Hocaefendi diyor ki benimle hi&ccedil; alakası yok! T&uuml;rkiye'ye baktığında Zaman ve benim bir s&uuml;re &ouml;nce yazdığı Bug&uuml;n gazetesi bu işin şeyini yapıyor. T&uuml;m sayfalar buna ayrılmış durumda. ]]> </content:encoded><category domain="https://www.adanagundemi.com/analiz-haberleri">ANALİZ</category><dc:creator><![CDATA[Taşgetiren: Hocaefendi ilgim yok diyor ama... - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 21 Dec 2013 09:34:46 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/20131221_621137.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/20131221_621137.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/20131221_621137.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA["KOLUM KANADIM KIRILDI DEDİM AMA..."]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.adanagundemi.com/haber-kolum-kanadim-kirildi-dedim-ama-4236.html</guid>
                    <link>https://www.adanagundemi.com/haber-kolum-kanadim-kirildi-dedim-ama-4236.html</link>
                    <description><![CDATA[Fethullah Gülen, Herkul.orgda yayınlanan son sohbetinde gündemdeki konulara ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ &nbsp;
"KONJONKT&Uuml;R&Uuml;N GEREĞİ..."
2004&nbsp;MGK&nbsp;kararlarına da bir kez daha değinen G&uuml;len,&nbsp;"Bir başka Hudeybiye teşbihi 2004-MGK&rsquo;nın kararıyla alakalıydı: MGK-2004 kararıyla ilgili Hudeybiye teşbihi yaparken, o arkadaşların askerlerle ve o g&uuml;nk&uuml; idarede bulunan kimselerle beraber o meseleye imza atmalarını, şartlar ve konjonkt&uuml;r&uuml;n gereği olarak, tıpkı Efendimiz&rsquo;in (sallallahu aleyhi ve sellem) bir gaileyi ucuz atlatma adına geriye adım atması gibi ele aldım. Hem de şu c&uuml;mleyle dedim: &ldquo;Bazen geriye bir adım atmak, ileriye on adım atma değerindedir.&rdquo; Mesele siyakı ve sibakıyla ele alındığı zaman g&ouml;r&uuml;lecektir ki, esasen orada imza atan arkadaşları korumaya ve mazur g&ouml;rmeye matuf bir ifade tarzıydı o.&rdquo; diyerek tansiyonu d&uuml;ş&uuml;recek bir a&ccedil;ıklamada bulundu.
G&uuml;len, "&ldquo;Kolum kanadım kırıldı!&rdquo; dedim, bunu da başka t&uuml;rl&uuml; anladılar." dedi.
İşte G&uuml;len'in son a&ccedil;ıklamaları:
"&Ouml;RG&Uuml;T DEMEK HAİNCE"
&ldquo;Şimdilerde de Kur&rsquo;an&icirc; bir makuliyet etrafında bir araya gelmiş fedak&acirc;r insanlar hakkında &lsquo;&ouml;rg&uuml;t&rsquo; s&ouml;zleri ediliyor. M&uuml;sl&uuml;manların bunu yapacaklarını zannetmiyorum. &lsquo;Ihtimal ki, birileri birilerinin adını kullanmak suretiyle bunu yayıyorlar!&rsquo; diyerek bir kere daha meseleyi h&uuml;sn-&uuml; zannıma bağlıyorum. &Ouml;rg&uuml;t diyenlerin s&ouml;zlerine m&uuml;saadenizle &lsquo;haince&rsquo; diyeceğim.
Esasen resm&icirc; &ouml;rg&uuml;tler var. 30-40 senedir K&uuml;rt&rsquo;&uuml;yle, T&uuml;rk&rsquo;&uuml;yle, Laz&rsquo;ıyla, &Ccedil;erkez&rsquo;iyle, Zaza&rsquo;sıyla (bir b&uuml;t&uuml;n oluşturan) Anadolu insanının başına bela olmuş, dış mihraklı bir kısım fitne ve fesat ocakları. &lsquo;&Ouml;rg&uuml;t&rsquo; onlar.&rdquo;
"HAŞA &Ouml;RG&Uuml;T DEME TERBİYESİZLİĞİNDE BULUNAMAM"&ldquo;Diğer taraftan bu camiaya &ouml;rg&uuml;t derseniz, -h&acirc;ş&acirc; ben o terbiyesizlikte bulunamam- şimdiye kadar dinimize, diyanetimize kalb&icirc; ve ruh&icirc; hayatımız adına &ccedil;ok hizmet etmiş K&uuml;frev&icirc; tarikatının temsilcisi&nbsp;Alvar&nbsp;Imamı&rsquo;nın d&uuml;ş&uuml;nce d&uuml;nyası etrafında k&uuml;melenmiş insanlara da &ldquo;&ouml;rg&uuml;t&rdquo; deme mecburiyetinde kalır, onlara da &ldquo;&ouml;rg&uuml;t&rdquo; deme terbiyesizliğini sergilemiş olursunuz. &Uuml;ftade Hazretleri&rsquo;ne dayanan, Aziz Mahmud H&uuml;da&icirc; Hazretleri gibi milletimizin kalb&icirc; ve ruh&icirc; hayatına &ccedil;ok &ouml;nemli hizmetler vermiş bir insanın &ccedil;izgisinde hizmet etmeye &ccedil;alışan, bir d&uuml;ş&uuml;nce etrafında bir araya gelmiş insanlara da -binlerce ruhumuz onlara kurban olsun- &ldquo;&ouml;rg&uuml;t&rdquo; deme mecburiyetinde kalırsınız.
Bir duygu-d&uuml;ş&uuml;nce etrafında bir araya gelmiş insanlara karalayıcı mahiyette b&ouml;yle bir nam taktığınız zaman, kendilerine g&ouml;re bir anlayış, bir d&uuml;nya g&ouml;r&uuml;ş&uuml;, bir felsefe etrafında Muhammed Raşid Efendi hazretleri gibi b&uuml;y&uuml;k bir zata bağlanmış olan pırıl pırıl insanlardan oluşan Menzil Cemaati&rsquo;ne de &ldquo;&ouml;rg&uuml;t&rdquo; deme mecburiyetinde kalırsınız.
"MİLLİ G&Ouml;R&Uuml;ŞE DE &Ouml;RG&Uuml;T DEMEK ZORUNDA KALIRSINIZ"
T&uuml;rkiye&rsquo;de yalancı bir şafağın atmadığı bir d&ouml;nemde y&uuml;zlerce Kur&rsquo;an kursu a&ccedil;an S&uuml;leyman Efendi Hazretleri&rsquo;ne saygılarından dolayı, onun etrafında k&uuml;melenen, Kur&rsquo;an kursları a&ccedil;an, yurt dışında da a&ccedil;ılımlar yapan insanlara da &ldquo;&ouml;rg&uuml;t&rdquo; deme mecburiyetinde kalırsınız. Dahası, Milli G&ouml;r&uuml;ş&rsquo;e de bir &ldquo;&ouml;rg&uuml;t&rdquo; deme zorunda kalırsınız.&rdquo;&ldquo;Evet, kara ruhlu insanlar olumlu şeyleri karalamaya &ccedil;alışıyorlar. Şimdilerde de &ldquo;&ouml;rg&uuml;t&rdquo; diyorlar. Tabiri caizse, muhtelif ecnastan bir topluluk olan ve işin makuliyetinde bir araya gelen insanlardan oluşan bir camia.. &ldquo;Okul a&ccedil;mak, k&uuml;lt&uuml;r lokali a&ccedil;mak, okuma salonları a&ccedil;ıp fakir insanlara bedava ders vermek hayırlı bir hizmettir!&rdquo; d&uuml;ş&uuml;ncesiyle sizi hi&ccedil; tanımadığı halde gelip &ldquo;Bir tane de ben yapayım.&rdquo; deyip o işe iltihak eden insanların da bulunduğu bir camia.. b&ouml;yle bir camiayı &ouml;rg&uuml;tle telif etmek m&uuml;mk&uuml;n değildir. Ayrıca, &ldquo;&ouml;rg&uuml;t&rdquo; kelimesi terminoloji a&ccedil;ısından &ccedil;ok farklı bir manaya da geliyor. Belli ki bir kasta iktiran ettirerek, arkasında bir kasıtla s&ouml;yl&uuml;yorlar bu kelimeyi.&rdquo;&ldquo;KİMSENİN KENDİ DEVLETİYLE SAVAŞMA GİBİ BİR NİYETİ YOKTUR&rdquo;&ldquo;Bir lokma yemeği yutmadan evvel &ccedil;iğnemek ne ise, konuşmadan evvel d&uuml;ş&uuml;nmek de odur. Keşke muhataplarım m&uuml;&rsquo;min olmasaydı, daha rahat olurdum ben. Bir m&uuml;&rsquo;min &ouml;yle lambur lumbur konuşmamalı. Ağzından &ccedil;ıkan şey, m&uuml;&rsquo;mince olmalı, yere d&uuml;şt&uuml;ğ&uuml; zaman da tertemiz vicdanlar tarafından kabul kapıları ona a&ccedil;ılmalı; &ldquo;Yahu ne iyi ettin de bizim eksiğimizi, gediğimizi, yanlışımızı s&ouml;yledin!&rdquo; dedirtmeli.&rdquo;"Yapılan şey bir makuliyete, mantıkiyete bağlanıyor ve geleceğimiz adına &ouml;nem arz ediyorsa, T&uuml;rkiye&rsquo;nin itibarı ve ikbal yıldızımızın parlaması adına bir şey ifade ediyorsa, bence o mevzuda da kararlı ve dik durmak lazım. Kimsenin kendi devletiyle ve başındaki iktidarıyla savaşma gibi bir niyeti yoktur; bunu &ouml;yle g&ouml;stermek isteyenler -zannediyorum- ortada s&ouml;z getirip g&ouml;t&uuml;ren fitneciler, fesat&ccedil;ılar mekirciler, keydciler ve hud&rsquo;acılardır. Cen&acirc;b-ı Hak ıslah eylesin.&rdquo;&ldquo;BARIŞ S&Uuml;RECİNE VALLAHİ BİLLAHİ TALLAHİ KATKIDA BULUNULDU&rdquo;&ldquo;Hazreti Bedi&uuml;zzaman ta Meşrutiyet yıllarında, bundan y&uuml;z k&uuml;sur sene evvel Medreset&uuml;&rsquo;z-Zehra adıyla Van&rsquo;da bir &uuml;niversite kurulmasını teklif ederken orada Arap&ccedil;a&rsquo;nın farz, T&uuml;rk&ccedil;e&rsquo;nin vacip ve K&uuml;rt&ccedil;e&rsquo;nin caiz gibi kabul edilerek hepsinin beraberce okutulması gerektiğini s&ouml;ylemişti. Biz d&uuml;ne kadar bunu telaffuz edemedik. Yine sizin gibi bu kervana g&ouml;n&uuml;l vermiş arkadaşlar, televizyonları, radyoları, lisan kursları ve &uuml;niversiteleriyle bu meseleye &ldquo;evet&rdquo; dediler. Bir cephe buna karşı &ldquo;Barış s&uuml;recine katkıda bulunulmadı!&rdquo; diyor. Hayır, vallahi bulunuldu billahi bulunuldu, tallahi bulunuldu. Hem de herkesten evvel bulunuldu. Bir kesim &ldquo;bulunulmadı&rdquo; demek suretiyle esasen &ldquo;bir s&uuml;reci baltalıyor&rdquo; gibi g&ouml;stermek istediler."&ldquo;GELECEKTEKİ NESİLLER YAPILAN YANLIŞLIKLARI LANETLE YAD EDECEK&rdquo;"Bir kesim de onu istemediklerinden dolayı ve hususiyle &ldquo;Dershaneler de kapatılsın, biz de kendimize g&ouml;re orada yurtlar, evler, pansiyonlar a&ccedil;alım; b&ouml;l&uuml;nmeyi hızlandıralım!&rdquo; m&uuml;lahazasıyla &ouml;yle s&ouml;ylediler; &ldquo;Dershaneler kapatılınca meydana gelecek o boşluğu biz dolduralım!&rdquo; d&uuml;ş&uuml;nceleri şimdi tiz perdeden konuşuluyor. Yapılan işler isabetli miymiş, değil miymiş? Bug&uuml;n insaf etmeyen bir kısım kimseler buna &ldquo;evet&rdquo; demeyecekler; ama gelecekteki nesiller ve tarih, yapılan yanlışlıkları lanetle yad edecek, &ldquo;Bir boşluk meydana getirdiniz, yazıklar olsun size!&rdquo; diyecektir.&rdquo;&ldquo;Kendi kardeşlerimden daha yakın saydığım K&uuml;rt kardeşlerimin bu mevzudaki boşluklarını doldurma, &uuml;niversitelerde / liselerde okumalarını sağlama ve şekavetle problemlerin &ccedil;&ouml;z&uuml;lmeyeceğini anlatma adına bir gayret sergiliyorsam, buna sızma denmez. Bir insanın kendi &uuml;lkesinde vatandaşları i&ccedil;in gerekenleri yapması hakkı ve vazifesidir.&rdquo;&ldquo;BU İŞİN I&Ccedil;INDE HER T&Uuml;R, HER ANLAYIŞ, HER RENK VE DESENDEN İNSAN VAR&rdquo;&ldquo;Adanmış ruhların faaliyetleri ve m&uuml;esseseleri anılırken &lsquo;Hizmet&rsquo;, &lsquo;Hareket&rsquo;, &lsquo;Cemaat&rsquo; ve &lsquo;C&acirc;mia&rsquo; gibi farklı isimlendirmelerde bulunuldu. Aslında bu işin i&ccedil;inde her t&uuml;r, her anlayış, her renk ve her desenden insan var; adeta &ccedil;ok nakışlı ve &ccedil;ok işlemeli gergef gibi bir şey. Bunlar, camide bir araya gelip beraberce saf tutan insanlara benzetilebilir; belki &ccedil;oğu birbirini dahi tanımıyor ama bir makuliyette, bir mantıkiyette bir araya gelmişler.&rdquo;&ldquo;20 sene evvel, Kıtmir, konjonkt&uuml;rel olarak, d&uuml;nyanın belli bir yere kayışı/gidişi karşısında bir toplantıda &ldquo;Demokrasi, geriye d&ouml;n&uuml;ş&uuml; olmayan bir s&uuml;re&ccedil;tir.&rdquo; demişti. Bug&uuml;n belli şeylerle sizi karalayan insanlar, o kara ruhlu, kara kalemli, kara m&uuml;rekkeple başkalarını karalamaya duran aynı insanlar, &ldquo;Baksana adam demokrasi dedi!&rdquo; dediler. Aradan beş on sene ge&ccedil;ti, &ldquo;demokrasi&rdquo; dendi, elli defa dendi. Onu da aşarak, &ldquo;laiklik&rdquo; bile dendi. Onu hazmedemeyen, sindiremeyen insanlar tarafından tepki bile alındı başka bir d&uuml;nyada.&rdquo;&ldquo;PEYGAMBER EFENDİMİZ HUDEYBİYE&rsquo;DE Y&Uuml;KSEK FETANETİYLE BIR DAVRANIŞ ORTAYA KOYDU&rdquo;&ldquo;Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) Hudeybiye&rsquo;de &ccedil;ok ciddi bir problemle karşı karşıya kaldığı zaman dehalar &uuml;st&uuml; o y&uuml;ksek fetanetiyle kendi aleyhinde gibi g&ouml;r&uuml;nen bir tavır ve davranış ortaya koydu; kan d&ouml;kmeden ve kimseyi incitmeden orayı aştı ve bir y&ouml;n&uuml;yle gelecek nesiller adına, onların g&ouml;n&uuml;llerine taht kurmaya ve işin inkişaf edip gelişmesine vesile oldu. Işte, Efendimiz&rsquo;in hepimize &ouml;rnek olması gereken o firaset ve fetanetine dikkat &ccedil;ekmek i&ccedil;in Hudeybiye teşbihini değişik hususlara delaleti a&ccedil;ısından değişik versiyonlar &ccedil;er&ccedil;evesinde arz etmeye &ccedil;alıştım.&rdquo;&ldquo;(&Ccedil;&ouml;z&uuml;m S&uuml;reci&rsquo;yle ilgili sohbette &uuml;zerinde durulduğu &uuml;zere) &ldquo;Eğer bir kadın kocasının k&ouml;t&uuml; muamelesinden ve kendisinden y&uuml;z &ccedil;evirmesinden endişe ederse, bazı fedak&acirc;rlıklarda bulunarak sulh olmak i&ccedil;in gayret g&ouml;stermelerinde mahzur yoktur. Sulh hayırdır (elbette daha hayırlıdır.)&rdquo; mealindeki (Nis&acirc;, 4/128) ayet-i kerime meseleyi en k&uuml;&ccedil;&uuml;k daire olan aileden başlatarak sulhun hayırlı olduğunu s&ouml;ylemiştir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; bir toplum yapısında bir aile, molek&uuml;l mahiyetindedir. Bu molek&uuml;l ne kadar sağlamsa, toplum da o &ouml;l&ccedil;&uuml;de sağlam olur. O a&ccedil;ıdan evvela Kur&rsquo;an-ı Kerim&rsquo;in bu irşadını hatırlatarak &ldquo;Sulh hayırdır, nefisler cimrilik &uuml;zerine adeta kilitlenmiştir. Buna bağlı olarak insanlar birbiriyle huzursuzluğa d&uuml;şebilirler. Hakemler tayin edin, h&acirc;kimlere m&uuml;racaat edin, sulhu temin edin, uzlaşmayı sağlayın&rdquo; dedikten sonra, Hudeybiye Sulhu&rsquo;nu anlatıyorsunuz.&rdquo;&ldquo;BİR BAŞKA HUDEYBİYE TEŞBİHİ 2004-MGK&rsquo;NIN KARARIYLA ALAKALIYDI&rdquo;&ldquo;Bir başka Hudeybiye teşbihi 2004-MGK&rsquo;nın kararıyla alakalıydı: MGK-2004 kararıyla ilgili Hudeybiye teşbihi yaparken, o arkadaşların askerlerle ve o g&uuml;nk&uuml; idarede bulunan kimselerle beraber o meseleye imza atmalarını, şartlar ve konjonkt&uuml;r&uuml;n gereği olarak, tıpkı Efendimiz&rsquo;in (sallallahu aleyhi ve sellem) bir gaileyi ucuz atlatma adına geriye adım atması gibi ele aldım. Hem de şu c&uuml;mleyle dedim: &ldquo;Bazen geriye bir adım atmak, ileriye on adım atma değerindedir.&rdquo; Mesele siyakı ve sibakıyla ele alındığı zaman g&ouml;r&uuml;lecektir ki, esasen orada imza atan arkadaşları korumaya ve mazur g&ouml;rmeye matuf bir ifade tarzıydı o.&rdquo;
"KOLUM KANADIM KIRILDI DEDİM AMA..."&ldquo;Evet, o sohbette &ldquo;Kolum kanadım kırıldı!&rdquo; da dedim; zira o imzadan sonra birileri, bazı işg&uuml;zarlar, o meseleyi uygulayıp durmuşlar, fişler falan olmuş, devam etmiş. Keşke orada Allah&rsquo;ın izniyle makul atlatıldıktan sonra bu mesele devam etmeseydi; duyduğumda &ldquo;Kolum kanadım kırıldı!&rdquo; dedim, bunu da başka t&uuml;rl&uuml; anladılar. Bu Hudeybiye &ouml;rneğinde, MGK&rsquo;da &ldquo;imza atanlar&rdquo;ı, &ldquo;m&uuml;şrik&rdquo; olarak anlamak m&uuml;mk&uuml;n m&uuml;d&uuml;r? Peygamber kim orada? Oysa ki, orada onlara Peygamber yolunda hareket ediyor gibi bir bakma vardı. Takdir edileceği yerde, yine bir kısım, kara ruhlu, kara d&uuml;ş&uuml;nceli, kara kalbli, karanlık yaşayan insanlar -keşke &ouml;yle olmasaydı- ortada fitne dellalları, bu meseleyi bu şekilde iş&acirc;a etmek (yaymak) suretiyle toplumun değişik kesimlerini birbiriyle vuruşturma, karşı karşıya getirme gibi bir gayretkeşlik i&ccedil;indeler.&rdquo;&ldquo;Ebu&rsquo;l-Feth El-B&uuml;st&icirc; hazretleri ne g&uuml;zel s&ouml;yl&uuml;yor: &lsquo;Ruhuna (mahiyet-i insaniyene) y&ouml;nel, onun faziletlerini kem&acirc;le erdir! Zira sen cisminle değil kalbinle/ruhunla insansın.&rsquo; Şeytandan isti&acirc;ze adına okunabilecek dualar arasında sayılan &lsquo;Ya Rabb&icirc;! Şeytanların vesveselerinden Sana sığınırım ve onların yanımda bulunmalarından da Sana sığınırım!&rsquo; (M&uuml;&rsquo;min&ucirc;n, 23/97-98) niyazını s&uuml;rekli tekrarlamak lazım.&rdquo; ]]> </content:encoded><category domain="https://www.adanagundemi.com/analiz-haberleri">ANALİZ</category><dc:creator><![CDATA["KOLUM KANADIM KIRILDI DEDİM AMA..." - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 11 Dec 2013 09:31:04 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/20131211_857604.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/20131211_857604.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/20131211_857604.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Metin Yüksel'in Katili Ülkücüler mi?]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.adanagundemi.com/haber-metin-yukselin-katili-ulkuculer-mi-4204.html</guid>
                    <link>https://www.adanagundemi.com/haber-metin-yukselin-katili-ulkuculer-mi-4204.html</link>
                    <description><![CDATA[Adana Gündemi olarak Türkiye gündemine oturacak önemli bir araştırma haberini sizler için hazırlıyoruz.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 12 Eyl&uuml;l 1980 askeri darbesine zemin hazırlayan olayların en &ouml;nemlilerinden biri de islamcı gen&ccedil;liğin &ouml;nc&uuml; isimlerinden Metin Y&uuml;ksel'in şehid edilmesi idi. Metin Y&uuml;ksel'in şehadeti islami Hareket ile &Uuml;lk&uuml;c&uuml; hareketin ayrışma nedenlerinden biri oldu. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; Metin Y&uuml;ksel'in katil zanlıları &uuml;lk&uuml;c&uuml; harekete mensup idi.Ancak olayın i&ccedil;y&uuml;z&uuml;n&uuml;, tanıkların ve katil zanlılarının ifadelerini araştırdık&ccedil;a &nbsp;olayın ipu&ccedil;larının derinlerde bir yerlerde olduğu ortaya &ccedil;ıkıyor.&Uuml;lke g&uuml;ndemini sarsacak &ouml;nemli şahidliklerle olayı irdeliyoruz. Pek yakında konuyla ilgili a&ccedil;ıklamaları sizlerle paylaşacağız. Bizi izlemeye devam edin.&nbsp; ]]> </content:encoded><category domain="https://www.adanagundemi.com/analiz-haberleri">ANALİZ</category><dc:creator><![CDATA[Metin Yüksel'in Katili Ülkücüler mi? - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 06 Dec 2013 13:21:58 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/20131207_834163.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/20131207_834163.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/20131207_834163.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Fethullah Gülen Hareketi ve Darbeler]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.adanagundemi.com/haber-fethullah-gulen-hareketi-ve-darbeler-4190.html</guid>
                    <link>https://www.adanagundemi.com/haber-fethullah-gulen-hareketi-ve-darbeler-4190.html</link>
                    <description><![CDATA[Platformhaber.net sitesinden Doğan Özlük'ün Fethullah Gülen hareketi ile ilgili olarak kaleme aldığı özel dosyayı ve çarpıcı analizleri okurlarımızın dikkatine sunuyoruz.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 28 Şubat darbesinin yıl d&ouml;n&uuml;m&uuml; dolayısıyla bu ara en &ccedil;ok 28 Şubat&rsquo;ın darbe olup olmadığı ve &ccedil;eşitli kesimlerden kişi ve kurumların 28 Şubat d&ouml;nemindeki duruşları tartışılmaktadır. Ş&uuml;phesiz her darbenin, hatta her y&ouml;netimin en az &uuml;&ccedil; temel sacayağı vardır, olmalıdır. Bu &uuml;&ccedil; sacayağı olmadan egemenlerin kendilerini g&uuml;vende hissetmesinin m&uuml;mk&uuml;n olmadığını tarih bize a&ccedil;ık&ccedil;a g&ouml;steriyor. Kur&rsquo;an bu &uuml;&ccedil; sacayağını Firavun, Karun ve Bel&rsquo;am&rsquo;ın şahsında sembolize eder. Firavun y&ouml;netimi/g&uuml;c&uuml;/askeri, Karun sermayeyi/parayı/medyayı ve Bel&rsquo;am resmi dini/resmi dinin y&ouml;nlendirdiği dini yapıları ve cemaatleri ifade eder.
28 Şubat&rsquo;a bu a&ccedil;ıdan bakıldığında darbecilerin b&uuml;rokrat, asker, sermaye ve medya ayağının zaten d&uuml;nden hazır olduğunu g&ouml;rmek m&uuml;mk&uuml;n. Bu konuda bir tartışma da yok nitekim. Tartışmanın yoğunlaştığı konu, dini bir yapı olan Fethullah G&uuml;len ve hareketinin 28 Şubat d&ouml;nemindeki tavrı.
&Ouml;ncelikle şu tespiti yapmakta yarar g&ouml;r&uuml;yoruz. Fethullah G&uuml;len veya onun konumunda olan bir insan, ne yapmalıdır ki, darbenin karşısında veya yanında olduğu anlaşılsın? Bize g&ouml;re G&uuml;len ya da onun konumunda olan herhangi birileri; verdikleri deme&ccedil;lerle, yazdıkları yazılarla ve takındıkları tavırlarla saflarını belli ederler. Zira G&uuml;len savcı veya h&acirc;kim değil ki darbecileri aklayan ve darbe karşıtlarını mahk&ucirc;m edip hapse tıkayan bir h&uuml;k&uuml;m versin. General veya paşa değil ki Sincan&rsquo;da, Taksim&rsquo;de tankları y&uuml;r&uuml;t&uuml;p darbe karşıtlarına g&ouml;zdağı versin ve darbecilere sadakatini ilan etsin. Aynı şekilde y&uuml;ksek r&uuml;tbeli bir b&uuml;rokrat, bakan veya başbakan değil ki darbe kararlarının altına imza atıp tez elden uygulanması i&ccedil;in birimlerine g&ouml;ndersin. Fethullah G&uuml;len g&ouml;r&uuml;ş ve tavırlarıyla bir halk kitlesini y&ouml;nlendiren, sevk ve idare eden bir din adamıdır. Bu nedenle ancak Fethullah G&uuml;len&rsquo;in yazılarına, deme&ccedil;lerine, fetvalarına ve tavırlarına bakarak, darbeden yana mı yoksa darbe karşıtı mı olduğu anlaşılabilir.
Tıpkı medya mensuplarında olduğu gibi. Darbe yanlısı bir medya mensubu darbecinin işini kolaylaştıracak manşetler atar, yazılar yazar ve bu uğurda yalakalıktan, yalandan ve iftiradan da geri durmaz. Bu şekilde darbe yandaşlığını ve darbecilere sadakatini ispat etmiş olur. Kısacası siyaset&ccedil;iler imzaları veya istifalarıyla, gazeteciler manşetleri ve yazılarıyla, din adamları da fetvaları ve a&ccedil;ıklamalarıyla darbenin karşısında veya yanında olduklarını g&ouml;sterirler. &Ouml;yleyse biz de Fethullah G&uuml;len ve hareketinin 28 Şubat darbesine karşı tutumunu incelemeye, irdelemeye ve tartışmaya &ccedil;alışacağız. Bunu yaparken de G&uuml;len ve hareketine ne iftira atacağız ne de onları kayırıp s&ouml;ylediklerini g&ouml;rmezden geleceğiz. Kendi a&ccedil;ıklamalarından yola &ccedil;ıkarak fotoğrafı netleştirmeye &ccedil;alışacağız. D&uuml;sturumuz da şu ayetler olacaktır:
&ldquo;Ey m&uuml;minler, kendinizin, ana-babanızın ve akrabalarınızın aleyhinde bile olsa, adalete sıkı sıkıya bağlı kalınız ve Allah i&ccedil;in şahitlik ediniz. Haklarında şahitlik ettiğiniz kimseler ister zengin, ister fakir olsunlar, Allah kendilerine herkesten daha yakındır. O halde nefsinizin arzusuna uyarak doğruluktan sapmayınız. Eğer kaypaklık eder ya da şahitlik yapmaktan ka&ccedil;ınırsanız, kuşku yok ki Allah yaptıklarınızdan haberdardır.&rdquo; (Nisa suresi 4/135).
&ldquo;Ey iman edenler, Allah i&ccedil;in hakkı ayakta tutanlar ve adaletle şahitlik yapanlar olunuz. Bir kavme olan kininiz sizi ona karşı adaletsizliğe sevk etmesin. Adaletli olun, &ccedil;&uuml;nk&uuml; o, takvaya daha yakındır. Allah&rsquo;tan korkun. Ş&uuml;phesiz Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.&rdquo; (Maide suresi 5/8).
G&uuml;len ve hareketinin 28 Şubat duruşu ile ilgili birka&ccedil; g&ouml;r&uuml;şten s&ouml;z etmek m&uuml;mk&uuml;n.
***
1- Fethullah G&uuml;len hareketine mensup veya yakın kimseler G&uuml;len&rsquo;in 28 Şubat darbesi d&acirc;hil hi&ccedil;bir darbeyi desteklemediğini, darbelere olumlu bakmadığını; aksine b&uuml;t&uuml;n darbelere karşı olduğunu, hatta 28 Şubat darbesinin en mağduru olduğunu s&ouml;ylemektedir.
S&ouml;z gelimi G&uuml;len hareketine mensup biri, G&uuml;len&rsquo;in Erbakan h&uuml;k&uuml;metinin karşısında durduğunu zımnen kabul edip durumu kurtarmak i&ccedil;in hikmet arama ve tevil etme yoluna giderek zalimin zulm&uuml;n&uuml; hafifletmek i&ccedil;in Erbakan&rsquo;a karşı durduğunu ifade ediyor:

&ldquo;Hocaefendi&rsquo;nin o g&uuml;nlerde verdiği bir r&ouml;portajda, Erbakan&rsquo;ın artık bırakması gerektiği y&ouml;n&uuml;ndeki s&ouml;zlerini kullanarak, sanki Fethullah G&uuml;len 28 Şubat&ccedil;ılarla işbirliği yapmış gibi bir algı oluşturmaya &ccedil;alışıyorlar&hellip; G&uuml;len&rsquo;in o g&uuml;nk&uuml; tavrı, zalimlere karşı m&uuml;cadele i&ccedil;in zaman ve zemin şartları oluşuncaya kadar bir taktik olarak değerlendirilebilir.&rdquo; (http://www.samanyoluhaber.com/yazar/abdullah-abdulkadiroglu/Fethullah-Gulen-uzerinden-28-Subati-sulandirma-operasyonu/736933/#ixzz1nwyfytKF)

Ali &Uuml;nal ise 03.07.2006 tarihli k&ouml;şesinde Fethullah G&uuml;len&rsquo;in her t&uuml;rl&uuml; darbeye karşı olduğu iddiasını şu s&ouml;zlerle dillendiriyor:

&ldquo;Demokrasi sınavından y&uuml;z akıyla &ccedil;ıkmış&ccedil;asına soruyorlar: 28 Şubat&rsquo;ta ordu yanlısı bir tavır takınan G&uuml;len, neden şimdi Şemdinli ve birbiri peşi sıra patlak veren &ccedil;eteler hadisesinde &ouml;zg&uuml;rl&uuml;k&ccedil;&uuml; bir tavır ortaya koyuyor? Oysa bu iki tavır arasında Hocaefendi a&ccedil;ısından hi&ccedil;bir &ccedil;elişkinin olmadığı apa&ccedil;ık. Darbelere her zaman karşı olmuş bulunan Hocaefendi, 28 Şubat&rsquo;ta mevcut h&uuml;k&uuml;metin darbe sebebi teşkil edeceğini g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; i&ccedil;in, muhtemel bir darbenin &ouml;nlenmesi maksadıyla h&uuml;k&uuml;metin &ccedil;ekilmesini istedi. O, darbelere her zaman karşı oldu ama orduya karşı olmadı ve hi&ccedil;bir zaman Atabeyler, Sauna ve yargının mahk&ucirc;m ettiği Şemdinli tipi oluşumlara da destek vermedi. 28 Şubat&rsquo;ta mevcut h&uuml;k&uuml;metin hangi maksatla &ccedil;ekilmesini istemişse, şimdi de aynı maksatla &ccedil;etelere karşı &ccedil;ıkıyor.&rdquo;(Ali &Uuml;nal, Zaman Gazetesi, 03.07.2006, http://www.zaman.com.tr/yazar.do?yazino=299766 )
Zaman Gazetesi yazarı B&uuml;lent Korucu savunmayı bir adım daha ileri taşıyarak 28 Şubat darbesinin asıl hedefinin G&uuml;len ve hareketi olduğunu ifade ediyor:
&ldquo;&hellip; S&uuml;recin bence birinci hedefi Hocaefendi ve camiasıydı&hellip;&rdquo; (http://www.zaman.com.tr/yazar.do?yazino=1253435)

Aslında Ekrem Dumanlı da 05.03.2012 tarihli yazısında bir darbenin ger&ccedil;ekleşebilmesi i&ccedil;in belli sacayaklarına ihtiya&ccedil; olduğunu vurguluyor, ancak sadece asker ve medya ayağını dile getiriyor:

&ldquo;Darbelerin faturasını sadece askerlere &ccedil;ıkarmak haksızlıktır&hellip; Sultan Abd&uuml;laziz&rsquo;in şahadetinden beri b&uuml;t&uuml;n darbelerde dış destek s&ouml;z konusudur mesela&hellip; Askerden &ccedil;ok askerci birtakım adamların kışkırtmaları her darbe &ccedil;alışmasının temel motivasyon unsurlarından biridir. Tabii ki bir de medya! Hepsi de medya desteğiyle ger&ccedil;ekleştirildi. Hi&ccedil;bir darbe yoktur ki medya desteği olamadan teşebb&uuml;s edilebilsin. Darbe d&ouml;nemlerindeki asker-medya ilişkisinin en keskin &ouml;rnekleriyle g&uuml;n y&uuml;z&uuml;ne &ccedil;ıktığı, en pervasız hadise 28 Şubat&rsquo;tır.&rdquo; (http://www.zaman.com.tr/yazar.do?yazino=1254672)

Tabi Ekrem Dumanlı, darbelere medya desteğinin şart olduğunu s&ouml;ylerken kendi medyalarının b&uuml;t&uuml;n darbelerden yana tavır takındığını atlıyor. Bununla da yetinmiyor. Fethullah G&uuml;len&rsquo;in 28 Şubat&rsquo;ın en mağduru olduğunu iddia ediyor. Oysa kazın ayağı hi&ccedil; de &ouml;yle değil. S&ouml;z&uuml;m&uuml;z&uuml;n havada kalmaması i&ccedil;in detaya inmeden peş peşe birka&ccedil; &ouml;rnek vereceğiz. Ardından konuyu kapsamlı bir şekilde ele alacağız.
- 12 Eyl&uuml;l darbesinden 15 ay &ouml;nce Sızıntı dergisinin 5. sayısında &ldquo;Asker&rdquo; isimli makalesinde Fethullah G&uuml;len, hem askere &ouml;vg&uuml;ler yağdırıyor hem darbeye davetiye &ccedil;ıkarıyor hem de askere selam &ccedil;akarak şu s&ouml;zlerle bitiriyor yazısını: &ldquo;Tuğa selam, sancağa selam ve onu tutan y&uuml;ce başa binlerce selam&hellip;&rdquo; (Y&uuml;ce başın, darbenin komutanı Kenan Evren olduğunu hatırlatmak isteriz!)
- Darbenin bir ay sonrasında ise yine Sızıntı dergisinin Ekim sayısında &ldquo;Son Karakol&rdquo; adlı makalesinde darbeye alkış tutuyor ve darbecileri imdada yetişmiş Hızır&rsquo;a benzeterek &ldquo;&hellip;&Uuml;midimizin t&uuml;kendiği yerde, Hızır gibi imdadımıza yetişen Mehmet&ccedil;iğe bir kere daha selam duruyoruz.&rdquo; diyerek darbeye biatını ilan ediyor.
- Zaman Gazetesi, 28 Şubat darbe konseyinin se&ccedil;ti(rdi)ği darbe h&uuml;k&uuml;metini &ldquo;Hayırlı Olsun&rdquo; manşetiyle karşılıyor ve daha birinci g&uuml;nden hayra(!) yoruyor:

- H&uuml;seyin G&uuml;lerce, 29 Şubat 2000 tarihli k&ouml;şesinde 28 Şubat&rsquo;ın her anlamda hayırlı olduğunu utanmadan ve &ccedil;ekinmeden deklare ediyor:

&ldquo;Şimdi biraz şaşırtıcı gelecek; ama b&ouml;yle bir heng&acirc;mede 28 Şubat her iki bakımdan da yararlı oldu.
Hem i&ccedil;te ve dışta rahatlama sağlayacak olumlu değişimi hızlandırdı, hem de samimi, mazbut b&uuml;y&uuml;k İslami &ccedil;oğunluk ile İslam adını lekeleyen, kullanan, y&uuml;ce dinimizi vahşete alet etmek isteyen zavallıları ayırdı.
Hem &lsquo;Siyasal İslam&rsquo; diyenlerin g&ouml;z&uuml; a&ccedil;ıldı, hem milletimizin g&ouml;z&uuml; a&ccedil;ıldı&hellip;28 Şubat&rsquo;ın bir faydası daha oldu.
&lsquo;İslami kesim&rsquo;in mantalitesi ve ufukları değişti&hellip; &lsquo;İslami kesim&rsquo; artık şunu anladı. Din, siyasete alet edilmemeli&hellip; Hoşg&ouml;r&uuml; olmadan bir yere varılamaz. F&uuml;r&uuml;atlara takılarak tebliğde imrendirici olunamaz. 28 Şubat s&uuml;recine bir de bu a&ccedil;ıdan bakılmalı.&rdquo; (http://arsiv.zaman.com.tr/2000/02/29/yazarlar/11.html)

H&uuml;seyin G&uuml;lerce&rsquo;nin bu s&ouml;zleri &uuml;zerine biz de aşağıya 2002 Kasım se&ccedil;imlerinden sadece bir hafta &ouml;nce Zaman Gazetesi&rsquo;nin dini ve ahlaki a&ccedil;ıdan yayımlamakta beis g&ouml;rmediği, CHP&rsquo;nin İslam&rsquo;a hakaret dolu reklamını aşağıya alıntılıyoruz. Bu ibretlik resme bakarak; &lsquo;İslam&rsquo;ın adını lekeleyen&rsquo;in kim olduğunu, dini hem siyasetlerine hem &ccedil;ıkarlarına hem de korkularına kimin alet ettiğini, &lsquo;hoşg&ouml;r&uuml;l&uuml;&rsquo; olayım derken kimin dinle adeta alay edip &lsquo;horg&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;&rsquo;n&uuml;, &lsquo;furuata&rsquo; takılmamaktan kastın &lsquo;dini &ouml;l&ccedil;&uuml;leri hi&ccedil;e saymak mı olduğunu?&rsquo; okuyucular kendileri takdir etsin.

&ldquo;&Ccedil;ağdışı y&ouml;netim&rdquo;den, &ldquo;y&uuml;z&uuml;n&uuml; geriye &ccedil;evirmek&rdquo;ten ve &ldquo;geriye d&ouml;nmek&rdquo;ten kastın İslam olduğunu bilmem s&ouml;ylemeye gerek var mı? Adama sormazlar mı: Ey Zaman Gazetesi yetkilileri, siz bu reklamı hangi İslami, insani, vicdani ilkeye dayanarak yayımladınız. Sizin kendinize, kendi tabanınıza bile saygınız yok mu? Siz bu reklamı tersinden herhangi bir kartel medyasında yayımlatabilir misiniz? Yoksa size &ldquo;Yok kardeşim, biz daha &ouml;lmedik, o kadar da olmaz, bizim &lsquo;laiklik&rsquo; diye bir ilkemiz var; bu ilkemizi &ccedil;iğneyemeyiz.&rdquo; denir ve geri mi &ccedil;evrilirsiniz? İşte sayın G&uuml;lerce &lsquo;furuat&rsquo; ilkesi(zliği), adamı bu hale getirir.
2- İslamcı olmayanlar arasında birka&ccedil; elin parmağını ge&ccedil;meyecek sayıda az bir kesim ise Fethullah G&uuml;len&rsquo;in 28 Şubat&rsquo;a alkış tuttuğunu ifade etmektedir. G&uuml;lay G&ouml;kt&uuml;rk ve Ruşen &Ccedil;akır gibi.
3- İslamcı kesimin geneline gelince. Aslında Fethullah G&uuml;len ve hareketinin darbecilerle aynı safta durduğuna, sadece kendilerini ve yapılarını kurtarmanın derdinde olduklarına, bunun i&ccedil;in de ne yapmak gerekiyorsa yaptıklarına, kime sığınmak gerekiyorsa sığındıklarına ve bu uğurda hi&ccedil;bir insani ve İslami ilkeyi umursamadıklarına inanıyorlar. Fakat bunu dillendirmiyorlar. Ya &ccedil;ekindikleri i&ccedil;in dillendirmiyorlar ya da tıpkı G&uuml;len hareketinin darbe d&ouml;nemlerinde g&uuml;tt&uuml;ğ&uuml; mantığı g&uuml;d&uuml;yorlar. Ortak d&uuml;şman var, konjonkt&uuml;r gereği, maslahat icabı vs.
Oysa biz; s&ouml;z konusu kim olursa olsun vicdandan, d&uuml;r&uuml;stl&uuml;kten ve adaletten şaşmamak gerektiğini d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yoruz. İster en yakınlarımız aleyhinde olsun isterse d&uuml;şmanlarımız lehinde olsun. Bir M&uuml;sl&uuml;man olarak &ouml;l&ccedil;&uuml;m&uuml;z yukarıdaki ayetler olmalı.
Biz bu makalede daha &ccedil;ok birinci gruba y&ouml;nelik olarak Fethullah G&uuml;len&rsquo;in 28 Şubat darbesine karşı tutumu ile genel olarak darbecilere ve askere bakışını ele alıp tartışacağız.
28 ŞUBAT DARBESİ VE FETHULLAH G&Uuml;LEN
28 Şubat Kararları Ne Darbedir Ne de Muhtıra, Bilakis Tavsiyenamedir
Son birka&ccedil; yılda 28 Şubat s&ouml;z konusu olduğunda G&uuml;len medyası konjonkt&uuml;re uygun olarak &ldquo;28 Şubat postmodern darbesi&rdquo;, &ldquo;28 Şubat darbesi&rdquo; veya &ldquo;28 Şubat askeri m&uuml;dahalesi&rdquo; kavramlarını kullanmakta beis g&ouml;rmemektedir. Oysa Fethullah G&uuml;len, 28 Şubat sonrası kendisiyle yapılan r&ouml;portajlarda 28 Şubat kararlarına değil darbe, muhtıra dahi denemeyeceğini a&ccedil;ık ve net bir şekilde ifade ediyor. 28 Şubat&rsquo;ın en fazla bir tavsiyename olduğunu s&ouml;yledikten sonra bunun &lsquo;Milli G&uuml;venlik Kurulu Sosyal Mutabakat Metni&rsquo; şeklinde algılanması gerektiğinin ısrarla altını &ccedil;izip 28 Şubat&rsquo;a muhtıra demenin askeri su&ccedil;lamak olacağını vurguluyor:

&ldquo;&hellip;Dış yapısı itibariyle kararlara bakılınca bir muhtıra şeklinde de yorumlayabilir bazıları. Ben şahsen &ouml;yle yorumlamak istemiyorum. &Ouml;yle yorumlamamak i&ccedil;in de bazı sebepler var. Bunun kitaplardaki yerini aramaktan ziyade 12 Mart muhtırasına muhatap olan insanlardan biri olarak yaşadım, g&ouml;rd&uuml;m. Muhtıra muhtıraydı. Doğrudan doğruya devletin dışında, Cumhurbaşkanı ve Başbakanın dışında, Bakanlar kurulunun dışında, devlete tavsiye şeklinde değil, doğrudan doğruya bazı şeyler g&ouml;nderdiler ki, devlet tecr&uuml;besi olan Cumhurbaşkanı devleti devretti. Bu millet, avam halk bile muhtıranın ne olduğunu g&ouml;rd&uuml;.
Oysa burada belli &ouml;l&ccedil;&uuml;de Milli G&uuml;venlik Kuruluyla, D&acirc;hiliye Vekili ve Hariciyeden insanlar var. Devletin başındaki insan başbakan var. Oturuyorlar bunlar aralarında konuşuyorlar, T&uuml;rkiye&rsquo;nin bir krize doğru kaydığını m&uuml;zakere ediyorlar. Bazı aşılmaz problemler ve ileriye matuf endişe verici bazı şeylerin s&ouml;z konusu olduğu kararına varılıyor ve sonrasında ortaya bir tavsiyename &ccedil;ıkıyor. Bir tavsiyename diyoruz. Bu tavsiyenameye orda herkes imza atıyor, bir ikisi de sonra atıyor. İmzayı geciktirmede kendi a&ccedil;ılarından bir m&uuml;lahazaları olabilir&hellip; Burada tavır koymadan daha ziyade, Jan Jaqoues Rousseou m&uuml;lahazasıyla yaklaşacak olursak G&uuml;venlik Kurulu İ&ccedil;timai Mukavelesi denebilirdi. Yakışıksız bir şey oldu ama karşılıklı oturup bazı şeyleri g&ouml;r&uuml;şm&uuml;şler ve mukaveleye imza atılmış.
Bu mukavelede ele alınan tavsiye kararlarını bu a&ccedil;ıdan ben şahsen muhtıra şekliyle algılanmasını telif edemiyorum. Ni&ccedil;in bu işin &uuml;zerinde bu yorumlarla duruluyor, askeriye muhtıra verdi diye su&ccedil;lanıyor? Ben bunu yanlış buluyorum.&rdquo; (Samanyolu TV / Osman &Ouml;zsoy ve Mim Kemal &Ouml;ke İle / 29.03.1997)

28 Şubat Kararları İ&ccedil;tihattır ve İ&ccedil;tihat Edenler de D&uuml;ş&uuml;ncelerinde Masumdurlar
Yine aynı d&ouml;nemde MGK kararlarını dayatanların sorumluluk bilinciyle hareket ettiklerini, bu nedenle yaptıklarından dolayı masum olduklarını, hatta bu kararlara i&ccedil;tihat mantığıyla da yaklaşılabileceğini, isabet ettilerse iki sevap etmedilerse bir sevap alacaklarını ifade ediyor G&uuml;len:

&ldquo; Soru: MGK kararlarının siyasetteki yeri nedir sizce?
Cevap:&nbsp;&hellip; Mesela şimdi onlar da ş&ouml;yle d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorlarsa, biz burada milli g&uuml;venlik, milletimizin g&uuml;venliğini şayet koruma mevkiinde bulunuyorsak ister ger&ccedil;ekten &ouml;yle olsun ister bizim i&ccedil;tihatlarımıza, algılamalarımıza g&ouml;re şu gelişmelerde rejim i&ccedil;in şayet bir tehlike ise bizim sorumluluğumuz altındadır bunlara m&uuml;dahale etmek. M&uuml;dahale etmediğimiz zaman tarih &ouml;n&uuml;nde su&ccedil;lu oluruz m&uuml;lahazasıyla hareket ediliyorsa meseleyi b&ouml;yle algılıyorsa bana g&ouml;re onlar masumdurlar. Eğer işin i&ccedil;inde bir hata varsa bu i&ccedil;tihat hatasıdır. Hatta fakihlerin m&uuml;lahazasıyla da yaklaşılabilir, i&ccedil;tihattaki hatalar bir sevap kazandırır, isabet olursa iki sevap kazandırır m&uuml;lahazası.&rdquo; (Kanal D / Yal&ccedil;ın Doğan&rsquo;a Verdiği M&uuml;l&acirc;kat / 16.04.1997)

28 Şubatla U&ccedil;urumdan Geriye D&ouml;n&uuml;lm&uuml;şt&uuml;r

&ldquo;Fakat tıpkı bir kangren olmuştu&hellip; Buna neşter vurma manasında bir şey yapıldı. Birdenbire b&ouml;yle kaoslu bir durumdan, nizama, intizama, ahenge ge&ccedil;ilmesi elbette pek m&uuml;mk&uuml;n değil. Fakat şu anda bir u&ccedil;urumdan geriye d&ouml;n&uuml;lm&uuml;şt&uuml;r. Dilerim inşallah, birileri &ccedil;ıkıp i&ccedil;inden zor sıyrıldığımız o fasit dairenin i&ccedil;ine milleti bir daha &ccedil;ekmez.&rdquo; (Yasemin &Ccedil;ongar&rsquo;la R&ouml;portaj; Milliyet; 31.08.1997)

Asker Anayasanın Gereğini Yapıyor &Uuml;stelik Sivillerden de Daha Demokrattır
Fethullah G&uuml;len, askerlerin anti demokrat olmadıklarını, anayasanın gereğini yaptıklarını, &ccedil;ok mantıklı davrandıklarını, hatta sivillerden daha demokrat olduklarını s&ouml;z&uuml; hi&ccedil; dolandırmadan apa&ccedil;ık ifade ediyor:

&ldquo;&hellip; Askerlerimiz bir y&ouml;n&uuml;yle yaptıkları bazı şeylerden &ouml;t&uuml;r&uuml; bazı &ccedil;evrelerce, belki antidemokratik davranıyor sayılabilirler. Ama onlar konumlarının gereğini anayasanın kendilerine verdiği şeyleri yerine getiriyorlar. Hatta dahası, ben zannediyorum, onlar, bazı sivil kesimlerden daha demokrat. Biraz evvel arz ettiğim m&uuml;lahazalar a&ccedil;ısından herhalde onların temsil ettikleri kuvvet şu partiler arasında birbirini istemeyen insanların elinde olsa bir gece hızlı bir baskınla gelirler hasımlarını bertaraf ederler onun yerine otururlar. Kuvvet ellerinde olduğu halde. Fakat &ccedil;ok mantıki davranıyorlar. &Ccedil;ok muhakemeli davranıyorlar. Epey zamandan beri. His &ouml;ne &ccedil;ıkmıyor burada ve kuvvet, g&uuml;&ccedil; g&ouml;sterisi şeklinde &ouml;ne &ccedil;ıkmıyor. Bana demokraside daha dengeli geliyorlar, o a&ccedil;ıdan&hellip;&rdquo; (Kanal D / Yal&ccedil;ın Doğan&rsquo;a Verdiği M&uuml;l&acirc;kat / 16.04.1997)

Asker MGK&rsquo;da İnsaflı ve Demokratik Bir Tavır Takındı
Aşağıdaki m&uuml;lakatında g&ouml;r&uuml;ld&uuml;ğ&uuml; gibi Fethullah G&uuml;len 28 Şubat kararlarından sadece bir ay sonra askerin tavrını şiddetle savunuyor. &lsquo;Eğer k&ouml;t&uuml; niyetli olsalardı oturup da meseleyi altı saat boyunca konuşmazlardı, yumruğu masaya vurup bu iş b&ouml;yle olacak der, &ccedil;ıkarlardı.&rsquo; diyor. Bu nedenle askerin &ccedil;ok yumuşak ve insaflı davrandığını, anti demokratik yollara başvurmadığını ısrarla vurguluyor Fethullah G&uuml;len.

&ldquo;Askeriye ger&ccedil;i g&uuml;c&uuml; temsil ediyor. G&uuml;c&uuml;n temsil edildiği yerde mantık, muhakeme tam kıvamına da ulaşmayabilir. İsteselerdi orada bu b&ouml;yle olacak diyebilirlerdi. Oturup orada meseleyi altı saat m&uuml;zakere etmezlerdi.
Demek ki, devlet başkanının huzurunda meseleye &ccedil;ok yumuşak ve insaflıca yaklaştılar. Orada bir kısım tavsiye kararlarını ortaya koydular. Bu s&uuml;re i&ccedil;inde tatbikini devlete bıraktılar. Yani demokratik yollardan problemler &ccedil;&ouml;z&uuml;ls&uuml;n istediler. Antidemokratik m&uuml;cadelelere başvurmayı d&uuml;ş&uuml;nmediler. Ben bunu b&ouml;yle algılıyorum.&rdquo; (Samanyolu TV / Osman &Ouml;zsoy ve Mim Kemal &Ouml;ke İle / 29.03.1997)

MGK Anayasal Bir Kurumdur ve Anayasanın Gereğini Yapıyor
G&uuml;len; MGK&rsquo;nın g&ouml;kten zembille inmediğini, anayasal bir kurum olduğunu, kanun dışı bir iş yapmadığını ve yaptıklarının anayasanın bir gereği olduğunu &ccedil;ok net s&ouml;yl&uuml;yor:

&ldquo;Fakat şurası da bir ger&ccedil;ek ki milli g&uuml;venliğin hali hazırdaki konumu anayasal bazı esaslara dayandırılmıştır. Milli G&uuml;venlik Kurulu her şeyi aşarak, kanunları aşarak, parlamentoyu aşarak, anayasayı aşarak kendi kendine o konuma y&uuml;kselmemiş, oraya gelip oturmamış ve millete karar yağdırmıyor yani, anayasal bir m&uuml;essesedir. Anayasal bir m&uuml;essese, anayasanın gerektirdiği yerde kendi konumunun gerektirdiği şeyleri yerine getirmeyi d&uuml;ş&uuml;n&uuml;r.&rdquo; (Kanal D / Yal&ccedil;ın Doğan&rsquo;a Verdiği M&uuml;l&acirc;kat / 16.04.1997)

Burada daha ilgin&ccedil; olan bir başka nokta ise; 1998&rsquo;de Fethullah G&uuml;len&rsquo;in onural başkanı olduğu Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı tarafından kendisine &ldquo;hoşg&ouml;r&uuml; &ouml;d&uuml;l&uuml;&rdquo; verilmek istenen ancak kendisinin reddettiği d&ouml;nemin Genelkurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı, Fethullah G&uuml;len&rsquo;in bu demecinden sadece 22 g&uuml;n &ouml;nce (25 Mart 1997) MGK kararlarıyla ilgili olarak ilk kez konuştuğunda neredeyse aynı ifadeleri kullanıyordu: &ldquo;MGK anayasal bir kuruluştur. Burada alınan kararlar, herkesin riayet etmesi gereken kararlardır.&rdquo; Bu bir tesad&uuml;f m&uuml;d&uuml;r yoksa ağız birliği midir? Takdir okuyucunun!
Askeri Darbeler Kimi Zaman Gereklidir
Fethullah G&uuml;len, Ali &Uuml;nal&rsquo;ın veya diğerlerinin iddia ettiği gibi darbelere karşı olmadığını, darbeleri b&uuml;sb&uuml;t&uuml;n reddetmemek gerektiğini, darbelerin &ccedil;ok da isabetsiz olmadığını yoruma mahal bırakmayacak şekilde ortaya koymaktadır. &Uuml;stelik &uuml;lke olarak mevcut iyi halimizi(!) bile 12 Eyl&uuml;l darbesine bor&ccedil;lu olduğumuzu s&ouml;ylemekten &ccedil;ekinmemektedir:

&ldquo;Ama bazı durumlar olmuştur ki askeri m&uuml;dahalelerin neşter vurması s&ouml;z konusu olmayınca belki o kangren bertaraf edilememiş, o kanser aşılamamıştır. T&uuml;rkiye&rsquo;yi 12 Mart muhtırasına g&ouml;t&uuml;ren d&ouml;nemleri biliyorum. O d&ouml;nemde gadre uğrayanlardan birisiyim. 12 Eyl&uuml;l d&ouml;nemini de &ccedil;ok iyi biliyorum. Devlet memuruydum, vazu nasihat ediyordum. Herkes belli bir hevesin zebunu T&uuml;rkiye&rsquo;yi bir yerlere &ccedil;ekmek istiyorlardı. Ve &ccedil;ekilmişte olabilirdi 12 Eyl&uuml;l&rsquo;de. T&uuml;rkiye bir ejderin ağzına atılmış olabilirdi. Ve şimdi biz Asya&rsquo;daki o devletler gibi perişan, derbeder, yıkık-d&ouml;k&uuml;k Rusya&rsquo;nın vesayetinde bir hale gelebilirdik. Bu a&ccedil;ıdan asker&icirc; m&uuml;dahaleleri b&uuml;t&uuml;n b&uuml;t&uuml;n yadırgamak, b&uuml;t&uuml;n b&uuml;t&uuml;n isabetsizdir demek doğru değildir ama acaba demokrasi i&ccedil;inde askeri g&uuml;&ccedil; o d&ouml;nemde anarşiyi aşamaz, kargaşanın &ouml;n&uuml;ne ge&ccedil;emez miydi? Ter&ouml;r&uuml; bertaraf edemez miydi? Bunları geleceğin sosyologları, felsef&icirc; tarih&ccedil;ileri değerlendirecek, h&uuml;k&uuml;mlerini verecek, yanlış iş yapanları efkar-ı ammede mahkum edecekler. Tarih de mahk&ucirc;m edecek onları. O bakımdan o hususlara girmek istemiyorum.&rdquo; (İnter Star TV / 6 Temmuz 1995)

&lsquo;Asker Muhtıra Verdi&rsquo; deyip Askerin G&uuml;nahına Girmeyin
Fethullah G&uuml;len 28 Şubat&rsquo;ta askerin muhtıra verdiğini s&ouml;ylemenin askerin g&uuml;nahına girmek olacağını, g&ouml;r&uuml;n&uuml;rde b&ouml;yle bir şey olmadığını, ihtimaller &uuml;zerinden ise konuşmamak gerektiğini s&ouml;ylemektedir:

&ldquo;Fakat insanların m&uuml;zmeratına (g&uuml;nahına) girerek onları bir şeye mahk&ucirc;m etmek doğru değildir. Muhtemellere h&uuml;k&uuml;m bina etmek suizan kapısını a&ccedil;ar. Ve muhtemellerle mahk&ucirc;m edilmedik insan kalmaz. Bu a&ccedil;ıdan buna muhtıra denmez. Muhtıra bir g&uuml;c&uuml;n başka bir tarafta iş yaptırması, birine karşı a&ccedil;ıktan a&ccedil;ığa bu yapılsın şeklinde tavır koymasıdır.&rdquo; (Samanyolu TV / Osman &Ouml;zsoy ve Mim Kemal &Ouml;ke İle / 29.03.1997)

Darbeler Hep K&ouml;t&uuml; Niyetli Olmamıştır Fakat Darbecilik Bir Uzmanlık Alanıdır
Fethullah G&uuml;len darbelerin her zaman k&ouml;t&uuml; niyetle yapılmadığını, darbenin kimi zaman bir gereklilik olduğunu, fakat herkesin darbe yapma becerisi olmadığını, bunun bir uzmanlık alanı olduğunu, ancak zamanının ve zemininin iyi hesaplanması gerektiğini şu s&ouml;zlerle ifade ediyor:

&ldquo;Darbeciler hep su-i niyetli (art niyetli) olmamışlardır. G&uuml;zel şeyler olmuştur. Fakat darbede &ccedil;ok &ouml;nemli kayıplar da olmuştur. Bunların başında demokrasi inkıtaa uğramıştır. Bir s&uuml;r&uuml; tecr&uuml;be, birikim heba olmuştur. O &ouml;l&ccedil;&uuml;de tecr&uuml;be ve birikime sahip olmayan insanlar başkalarından beslenmek, sistemi &ccedil;&uuml;r&uuml;tmek hevesine sahip olmuşlar. Oysa ki bu da bir uzmanlık sahasıdır. O a&ccedil;ıdan darbe tam bir &ccedil;&ouml;z&uuml;m değildir. Darbe, &ccedil;aresizlikte hekimin neşteri gibi, komplikasyonları da nazar-ı itibara alınarak yapılan bir mualecedir (tedavidir), Arap atas&ouml;z&uuml; vardır. &lsquo;Dağlama en son &ccedil;aredir.&rsquo; B&uuml;t&uuml;n mualeceler kullanılır, en son demir kızdırılır, basarlar. Bu bir y&ouml;n&uuml;yle kader-denk noktasında bir değerlendirmedir. Bu g&ouml;t&uuml;rebilir de, yerinde bırakabilir de.&rdquo; (Samanyolu TV / Osman &Ouml;zsoy ve Mim Kemal &Ouml;ke İle / 29.03.1997)

Askerden Yana Hi&ccedil; Endişeniz Olmasın
28 Şubat kararlarından bir ay sonra G&uuml;len, T&uuml;rk milletinin asker millet olduğunu, askerin ve askerliğin b&uuml;t&uuml;n benliğimizi kuşattığını, bu nedenle askeri bağrımıza basmamız gerektiğini ve askerden yana hi&ccedil;bir endişeye kapılmamak gerektiğini şu s&ouml;zlerle a&ccedil;ıklıyor:

&ldquo;T&uuml;rk milleti asker bir millettir. O kadar askerle b&uuml;t&uuml;nleşmiştir ki, yeri geldiğince Malazgirt&rsquo;ten &Ccedil;anakkale&rsquo;ye, &Ccedil;anakkale&rsquo;den Kıbrıs&rsquo;a uzanan &ccedil;izgide askerlik vak&rsquo;ası b&uuml;t&uuml;n şuuraltımızı etkilemiştir. Bug&uuml;n de G&uuml;neydoğu&rsquo;da seve seve canlarını vererek şehid d&uuml;şen askerlerimiz vardır. Bunlar milletimizin askere olan manevi bağlarının ne kadar g&uuml;&ccedil;l&uuml; olduğunu g&ouml;stermektedir. Kim ne derse desin asker millet, askerini sever, bağrına basar ve o asker ocağına peygamber ocağı nazarıyla bakar. Kimsenin hi&ccedil; endişesi olmasın.&rdquo; (Samanyolu TV / Osman &Ouml;zsoy ve Mim Kemal &Ouml;ke İle / 29.03.1997)

Asker Hi&ccedil;bir Zaman Dindarlara Karşı Olmamıştır
G&uuml;len; askerin hi&ccedil;bir zaman dine ve dindarlara karşı olmadığını, bu konuda askeri oyuna getirmek isteyenlere karşı askerin &ccedil;ok uyanık ve bilin&ccedil;li olduğunu, kendisinin askere inancının ve g&uuml;veninin tam olduğunu ve hayatı boyunca askerin dine karşı olmadığını g&ouml;stermek i&ccedil;in &ccedil;abaladığını a&ccedil;ık a&ccedil;ık s&ouml;ylemektedir:

&ldquo;Soru: Orduya sızmaya &ccedil;alıştığınız iddialarına cevabınız ne olacak?
Cevap: Hayatımda hi&ccedil;bir zaman orduya ters, ordu aleyhinde ve ordunun kab&ucirc;llerine aykırı bir faaliyetim olmamış ki, orduyu faaliyetlerime engel g&ouml;rerek, ona sızmaya &ccedil;alışayım. Asıl, Din&rsquo;in her t&uuml;rl&uuml; tezah&uuml;r&uuml;ne karşı &ccedil;ıkıp, l&acirc;ikliği ve Atat&uuml;rk&ccedil;&uuml;l&uuml;ğ&uuml; dinsizlik şeklinde takdim edip, kendi emelleri istikametinde kullanmak isteyenler, ordunun l&acirc;iklik ve Atat&uuml;rk&ccedil;&uuml;l&uuml;k konusundaki hassasiyetini istismarla, onu bu &uuml;lkenin dindar ve vatansever evl&acirc;dlarına karşı kışkırtmaya &ccedil;alışıyorlar. Ordu, ilki bizzat ordunun komutanını, genelkurmay başkanını m&uuml;ebbed hapse mahk&ucirc;m edecek bir cunta hareketi olarak, Cumhuriyet tarihinde &uuml;&ccedil; defa idareye m&uuml;dahalede bulunmuş, fakat her m&uuml;dahale sonrasında hi&ccedil;bir zaman Din ve dindarlar aleyhinde, kendisini Din aleyhinde kışkırtanların istekleri istikametinde bir uygulamada bulunmamıştır. Asıl tehlike, ordu ile bağrından &ccedil;ıktığı milletimizi ve onun mukaddeslerini karşı karşıya getirme &ccedil;alışmalarındadır. Ordunun bunun şuurunda olduğuna inancım tamdır.&rdquo; (Aksiyon / 6 Haziran 1998 / Sayı 183)
&ldquo;Ordumuzu bu milletin varlık ve bekasının her zaman en birinci şartı saymış benim gibi bir insan i&ccedil;in, bu t&uuml;r m&uuml;essif hadiselerden daha kahredici bir şey olamaz. Ordu, bu milletin dinine, inancına, asli değerlerine karşı gibi g&ouml;sterilmek istenmektedir. Bu t&uuml;r &ccedil;alışmalara karşı zaman zaman d&uuml;ş&uuml;ncelerimi ifade etmişimdir. Bu m&uuml;essesenin dinin karşısında olmadığını g&ouml;stermek ona karşı saygısızlıksa ne diyeceğimi bilemiyorum.&rdquo; (Show TV / Reha Muhtar&rsquo;la Ana Haber B&uuml;lteni / 22.06.1999)

Ben Kim Oluyorum Ki Orduya Karşı Geleyim
Fethullah G&uuml;len ordu ile arasında bir gerginliğin olmadığını, kendisinin askeri &ccedil;ok sevdiğini, hatta asker olmak istediğini; eğer askerin bir rahatsızlığı s&ouml;z konusu ise bunun askerden değil kendisinden kaynaklandığını, askerin laiklik ve cumhuriyet noktasında &ccedil;ok hassas olduğunu ve bu nokta da haksız sayılmadığını ifade ediyor:

&ldquo;Bir kere orduyla aramızda bir gerginlik olduğunu kabul etmiyorum. Ben kim oluyorum ki b&ouml;yle gaziler evladı şehitler namzedi bir orduyla arasında gerginliğe hak versin. Burada orduya karşı saygı duyuyorum derken de bazıları acaba m&uuml;lahazası ne diye aklına gelebilir. Ama benim atalarım asker. Edirne&rsquo;de Bulgara karşı savaşan Ş&uuml;kr&uuml; Paşa &ouml;zbe&ouml;z benim dedem. Ailemde hep asker kahramanlıkları duydum. O kahramanlık yanının etkisiyle okuyup asker olayım diye d&uuml;ş&uuml;nm&uuml;ş&uuml;md&uuml;r.
Askere karşı bir sevgim var. Bir rahatsızlık varsa o benim bazı tavırlarımdan kaynaklanmış olabilir. Ordu bazı konularda hassastır, duyarlıdır. Onlar da zamanın ve kendi bildiklerinin tesirlerinde bazı yorumlar yapıyorlardır. Onlar laiklik ve cumhuriyet gibi hassas konularda vazifeleri ve sorumlulukları gereği daha fazla hassas olma durumundadır. Bazı manip&uuml;lasyonlar bu hassasiyete &ccedil;arpınca b&ouml;yle şeyler olabiliyor.&rdquo; (Milliyet / &Ouml;zcan Ercan&rsquo;la R&ouml;portaj / 5 Nisan 1998)

Cumhurbaşkanı Demirel de Sorumluluğunun Bilincindedir
G&ouml;r&uuml;ld&uuml;ğ&uuml; gibi Fethullah G&uuml;len MGK&rsquo;nın &uuml;&ccedil; sacayağından birini oluşturan askerin 28 Şubat&rsquo;ta hi&ccedil;bir kabahatinin olmadığını ifade etmekte ve her yaptığını onaylamaktadır. Diğer sacayağını oluşturan ve MGK&rsquo;ya da başkanlık eden d&ouml;nemin cumhurbaşkanının da sorumluluğunun bilincinde olduğunu ve ona g&uuml;vendiğini ifade ederek b&uuml;t&uuml;n su&ccedil;u, g&uuml;nahı ve kabahati diğer sacayağını oluşturan REFAHYOL h&uuml;k&uuml;metine yıkmaktadır:

&ldquo;&hellip; Ben T&uuml;rk toplumuna tavsiyede bulunma durumunda, konumunda değilim, ama d&uuml;z bir vatandaş olarak hislerimi ifade etmede de bir beis g&ouml;rm&uuml;yorum. Sayın Cumhurbaşkanımız bu mevzuda kendi sorumluluklarının şuurundadır. Zannediyorum dengeye &ccedil;ok hizmetleri olacaktır.&rdquo; (Kanal D / Yal&ccedil;ın Doğan&rsquo;a Verdiği M&uuml;l&acirc;kat / 16.04.1997)

Darbenin Genelkurmay Başkanı Karadayı&rsquo;ya Hoşg&ouml;r&uuml; &Ouml;d&uuml;l&uuml;
Fethullah G&uuml;len hareketi, kendisini kurtarmak i&ccedil;in ne yapacağını şaşırmış vaziyettedir o d&ouml;nemde. Darbecilerin g&ouml;z&uuml;ne gireceğim, onların hışmından kurtulacağım diye; darbe yapmış silahlı bir yapının başındaki isme hoşg&ouml;r&uuml; (!) &ouml;d&uuml;l&uuml; vermeye kalkıyor. Fakat G&uuml;len hareketin onurunu(!), yine darbeci generalin kendisi hoşg&ouml;r&uuml; &ouml;d&uuml;l&uuml; teklifini reddederek kurtarıyor:

&ldquo;Kaya, Genelkurmay Başkanı Orgeneral İsmail Hakkı Karadayı&rsquo;ya, Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı&rsquo;nın Yılın Hoşg&ouml;r&uuml; &Ouml;d&uuml;l&uuml;&rsquo;n&uuml; vermek istediğini de &Ccedil;evik Bir&rsquo;e s&ouml;yledi. Bu talep de reddedildi.&rdquo; (Nazlı Ilıcak; Her Taşın Altında &ldquo;The Cemaat&rdquo; Mi Var?; sf. 154)

Darbenin Komutanı Almadı &Ouml;d&uuml;l&uuml;, O Zaman Başkomutana Verelim
Darbenin Genelkurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı, Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı&rsquo;nın hoşg&ouml;r&uuml; &ouml;d&uuml;l&uuml; teklifini reddetse de G&uuml;len hareketinin o m&uuml;thiş azmini (!) kırmaya muvaffak olamaz. Madem darbenin komutanı &ouml;d&uuml;l&uuml;m&uuml;z&uuml; kabul etmedi, biz de bu &ouml;d&uuml;l&uuml; Başkomutana vermezsek namerdiz, derler ve başarılı da olurlar. Başkomutan Demirel, toplantıya katılmakla ve &ouml;d&uuml;l&uuml; almakla marjinal (!) d&uuml;ş&uuml;ncelere bir mesaj vermiş oluyormuş, engin tecr&uuml;beleriyle birlik mesajı veriyormuş ve burada sarf ettiği s&ouml;zler &ouml;zel anlam taşıyormuş:

&ldquo;Sayın Cumhurbaşkanı da teşrifleriyle bunun altını &ccedil;izdi. Kamu vicdanına mutabık davrandı ve milletin sesine terc&uuml;manlık yaparak cumhurun reisi olduğunu bir kere daha fiilen g&ouml;sterdi. &lsquo;&Uuml;lkemde yaşayan kim olursa olsun, kuzeylisi, doğulusu, batılısı hangi etnik k&ouml;ken, inan&ccedil; ve mezhepten olursa olsun hepinizi kucaklıyorum&rsquo; s&ouml;z&uuml; marjinal d&uuml;ş&uuml;ncelere bir cevap niteliği taşıyordu. Engin tecr&uuml;beleriyle huzursuzlukları aşmasını bilen Cumhurbaşkanımız uzlaşmaya devletin de taraf olduğunun altını tekrar tekrar &ccedil;izmiş oldular. Cumhurbaşkanımız, &lsquo;İbret dolu, ders dolu bir geceydi. Bu plaketi &uuml;lkenin b&ouml;l&uuml;nmez b&uuml;t&uuml;nl&uuml;ğ&uuml;ne, T&uuml;rk milletinin mutluluğuna verilmiş sayıyorum. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; ben T&uuml;rk devletini, milletin birliğini, b&uuml;t&uuml;nl&uuml;ğ&uuml;n&uuml; temsil ediyorum&rsquo; s&ouml;zleri &ouml;zel bir anlam taşıyordu.&rdquo; (Zaman Gazetesi; 27.12.1997; http://tr.fgulen.com/content/view/2599/11/)

Koskoca(!) G&uuml;len hareketinin bir kurumu olan koskoca(!) Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı tarafından, darbeden yeni &ccedil;ıkmış koskoca(!) T&uuml;rkiye Cumhuriyeti&rsquo;nin koskoca(!) Cumhurbaşkanı&rsquo;na koskoca(!) hoşg&ouml;r&uuml; &ouml;d&uuml;l&uuml; verilecekse; bu &ouml;d&uuml;l&uuml; elbette ve mutlaka koskoca(!) Fethullah G&uuml;len Hocaefendi(!) verecektir. Bu s&ouml;zler mealen Zaman Gazetesi ve Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı&rsquo;na ait. Doğrusu bize de sorulsaydı, biz de Fethullah G&uuml;len&rsquo;den başkasını layık g&ouml;rmezdik b&ouml;yle bir şerefe(!):

&ldquo;Demirel&rsquo;e ş&uuml;kran plaketini Fethullah G&uuml;len Hocaefendi&rsquo;nin takdim etmesi?
Bir yerde T&uuml;rkiye Cumhuriyeti&rsquo;nin cumhurbaşkanına bir &ouml;d&uuml;l verilecek, bu &ouml;d&uuml;l de uzlaşı ve hoşg&ouml;r&uuml; eksenli olacak ve Muhterem Fethullah G&uuml;len Hocaefendi de orada bulunacak. Sayın Cumhurbaşkanına başka kim takdim edebilirdi ki bu &ouml;d&uuml;l&uuml;.&rdquo; (Zaman Gazetesi; 27.12.1997; http://tr.fgulen.com/content/view/2599/11/)

MGK Sekreteri ve Hava Kuvvetleri Komutanı İle Yunanistan&rsquo;a Atat&uuml;rk Lisesi
28 Şubat darbesinin en vahşi ve kasvetli y&uuml;z&uuml;n&uuml; g&ouml;sterdiği 1998 yılında İslami &ccedil;evrelerin kimisine operasyon &uuml;st&uuml;ne operasyon yapılıyor, kimisi &ccedil;ok zorlu şartlarda direnişe ve m&uuml;cadeleye devam ediyor, kimisi de dağılan par&ccedil;alarını toplamaya ve ayakta kalmaya &ccedil;abalıyor. İşte milli g&ouml;r&uuml;ş&ccedil;&uuml;s&uuml;nden hak yolcusuna, tarikat&ccedil;ısından radikal İslamcısına kadar b&uuml;t&uuml;n İslami kesimlerin yok edilmeye &ccedil;alışıldığı bir ortamda; Fethullah G&uuml;len, MGK&rsquo;nın Genel Sekreteri &ndash; ki sonradan B&Ccedil;G&rsquo;nin beyni konumunda olan Hava Kuvvetleri Komutanı da olacak &ndash; ile irtibata ge&ccedil;ip Yunanistan&rsquo;a &ldquo;Atat&uuml;rk Lisesi&rdquo; a&ccedil;manın derdiyle yanıp tutuşuyor:

&ldquo;Soru: Yunanistan&rsquo;da okul meselesi nedir?
Cevap: Konuyu şimdiki Hava Kuvvetleri Komutanımız İlhan Kılı&ccedil; Paşa biliyor. O zaman MGK Genel Sekreteriydi kendisi. Patrik hazretleriyle bir g&ouml;r&uuml;şme yapmam s&ouml;z konusu olmuştu, kendisinin Heybeliada Ruhban Okulu&rsquo;nun yeniden a&ccedil;ılması i&ccedil;in siyasiler nezdindeki girişimlere destek vermemi isteyeceğini biliyordum. Ortodoks d&uuml;nyasının din g&ouml;revlilerinin T&uuml;rkiye&rsquo;de eğitim g&ouml;rmeleri vicdanen de, siyaseten de doğruydu bana g&ouml;re. Karşılık olarak Selanik&rsquo;te Atat&uuml;rk adına bir lise a&ccedil;ılmasına izin verilmesini sağlamasını istemeyi d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;m. Bu d&uuml;ş&uuml;ncemi Kılı&ccedil; Paşa&rsquo;ya ilettim, yerinde bulmaları &uuml;zerine Patrik Hazretlerine yansıttım. Ama netice alınamadı.&rdquo; (Radikal / Avni &Ouml;zg&uuml;rel&rsquo;le r&ouml;portaj / 21 Haziran 1998 / http://tr.fgulen.com/content/view/3742/5/)

Fethullah G&uuml;len&rsquo;den &Ccedil;evik Bir&rsquo;e İ&ccedil;eriği Zillet Dolu Mektup
Bu konunun i&ccedil;eriğine ge&ccedil;meden &ouml;nce Yıldıray Oğur&rsquo;un 05.03.2012 tarihli &ldquo;28 Şubat&rsquo;ın &Ccedil;evik Paşası Bir&rsquo;in İsrail Aşkı&rdquo; başlıklı yazısının okunmasını tavsiye ederiz. Tabi Yıldıray Oğur&rsquo;a da &lsquo;&Ccedil;evik Bir&rsquo;le ilgili her şeyi yazdın da neden G&uuml;len&rsquo;in ona yazdığı mektuba değinmedin?&rsquo; diye sormak gerekir. Zira bu mektubu kartel medyasından herhangi biri yazsaydı, hem liberallerin hem de muhafazak&acirc;r dindar kesimlerin haklı olarak dilinden hi&ccedil; d&uuml;şmezdi. Fakat bu mektubu yazan Fethullah G&uuml;len olunca g&ouml;rmezden geliniyor, g&ouml;r&uuml;lse bile tevil ediliyor, hayra yoruluyor, taktik deniyor, başka &ccedil;are yoktu deniyor vs.
Fethullah G&uuml;len daha mektubun girişinde &Ccedil;evik Bir&rsquo;e, &ouml;vg&uuml; &uuml;st sınırını da aşarak bize g&ouml;re zilletten başka bir s&ouml;zc&uuml;kle ifade edilemeyecek methiyeler diziyor ve Bir&rsquo;in y&uuml;ksek hoşg&ouml;r&uuml;s&uuml;ne (!) ş&ouml;yle sığınıyor:

&ldquo;Genel Kurmayımızın &ccedil;ok değerli ikinci Başkanı
Sayın Komutanım
Son g&uuml;nlerde medyamızda yeniden g&uuml;ndeme gelen ve yanlışlıkla ismimle birlikte anılan okullarla ilgili olarak, şu birka&ccedil; satırla huzurlarınızı işgal edeceğim i&ccedil;in y&uuml;ksek af ve hoşg&ouml;r&uuml;n&uuml;ze sığınıyorum&hellip;
Değerli Komutanım, Kahraman ordumuzun şerefli bir mensubu ve en y&uuml;ksek r&uuml;tbede bir komutanı olarak takdir buyuracağınız &uuml;zere&hellip; &rdquo; (http://yenisafak.com.tr/arsiv/2000/ekim/16/dizi.html)
Mektubun devamında G&uuml;len kurdukları okulların T&uuml;rkiye Cumhuriyeti&rsquo;nin laik yapısına aykırı bir faaliyette bulunmadığını, okulların da T&uuml;rkiye adına lobi faaliyeti yapmaktan başka bir ama&ccedil; g&uuml;tmediğini, bu okulların zaten devlete ait olduğunu, fakat yine de istedikleri zaman okulları devlete devredebileceklerini, kendilerinin de ne zaman isterlerse okulları şereflendirip teftiş edebileceklerini &ccedil;ok uysal(!), efendi(!) ve nazik(!) bir &uuml;slupla dile getiriyor:
&ldquo;Tamamen T&uuml;rk eğitim sistemine bağlı olarak faaliyet g&ouml;steren bu okullarda eğer, T&uuml;rkiye Cumhuriyeti&rsquo;nin l&acirc;ik, bağımsız ve sosyal bir hukuk devleti &ouml;zelliğinin aksine bir faaliyet varsa, devletimizden &ouml;nce ben, bu okulların a&ccedil;ılmasını teşvik etmiş bir olarak kapatılmalarını teşvik ederim&hellip; Bununla birlikte, devletimiz, zaten kendisinin olan bu okulları dilediği zaman devralabilir. Kaldı ki, bu okullar zaten devletimizin olduğu i&ccedil;in, b&ouml;yle bir devirden s&ouml;z etmek bile abestir&hellip;
T&uuml;rkiye Cumhuriyeti&rsquo;ni koruma ve kollama vazifesini deruhte etmiş (&uuml;stlenmiş) şanlı ve kahraman ordumuzun se&ccedil;kin ve şerefli bir mensubu ve Genel Kurmayımız&rsquo;ın İkinci Başkanı olarak, ne zaman, nerede ve ne şekilde arzu buyurursanız bu okulları şereflendirebilir ve her t&uuml;rl&uuml; teftişi yapabilirsiniz&hellip; &rdquo; (http://yenisafak.com.tr/arsiv/2000/ekim/16/dizi.html)

Bu mektubu okuduğunda insan sormadan edemiyor. Biz &Ccedil;evik Bir&rsquo;i bir general olarak bilirdik. Ne zamandan beri Milli Eğitim Bakanı, siyaset&ccedil;i, h&uuml;k&uuml;met temsilcisi veya eğitimden sorumlu b&uuml;rokrat oldu. Bilen varsa s&ouml;ylesin Allah aşkına. Teslimiyet&ccedil;i politikalar izleyerek okulları devlete teslim etme girişimi ayrı bir konu. Bize g&ouml;re de okullar zaten devletin, hem de derin devletin himayesinde gelişmiştir. Nitekim bir&ccedil;ok yerde G&uuml;len MİT&rsquo;in okulları desteklediğini s&ouml;yl&uuml;yor. Ayrıca &Ouml;zal ve Demirel gibi devletin tepesindeki bir&ccedil;ok ismin okullara kefil olup destek mektupları yazdıklarını biliyoruz. Fakat tuhaf olan durum şu ki eğitimle ilgili bir meselede G&uuml;len neden Başbakan&rsquo;a veya Milli Eğitim Bakanı&rsquo;na değil de Genelkurmay ikinci başkanına, darbenin ve B&Ccedil;G&rsquo;nin mimarlarından birine başvuruyor. Nazlı Ilıcak&rsquo;ın aktardığına g&ouml;re &Ccedil;evik Bir de bu teklifi Milli Eğitim Bakanı&rsquo;na g&ouml;t&uuml;rmeleri gerektiği cevabını vermiş nitekim:

&ldquo;O g&ouml;r&uuml;şmede Kaya, Bir&rsquo;e, &lsquo;G&uuml;len&rsquo;in, okulları, Milli Eğitim Bakanlığı&rsquo;na devretmeye hazır olduğunu&rsquo; s&ouml;yledi. &Ccedil;evik Bir, Kaya&rsquo;ya, &lsquo;Bunun yeri burası değil, Milli Eğitim Bakanlığı&rsquo;na gideceksiniz&rsquo; cevabını verdi.&rdquo; (Nazlı Ilıcak; Her Taşın Altında &ldquo;The Cemaat&rdquo; Mi Var?; sf. 154)

Şimdi &ldquo;G&uuml;len&rsquo;in bu davranışı, siyasi muhatapları hi&ccedil;e sayıp darbecileri ger&ccedil;ek siyasi muhatap kabul etmek ve hatta biat etmek anlamına gelir.&rdquo; dersek; yanlış mı s&ouml;ylemiş oluruz, iftira mı atmış oluruz? B&Ccedil;G&rsquo;nin baş mimarlarından birini &lsquo;T&uuml;rkiye Cumhuriyeti&rsquo;ni koruma ve kollama g&ouml;revine nail olmuş, &uuml;stelik şerefli(!) ve se&ccedil;kin(! )&rsquo; olarak bize sunan Fethullah G&uuml;len; nasıl olur da darbe karşıtı ve hatta darbe mağduru olur. Ali Bula&ccedil;, Ali &Uuml;nal ve diğerleri bizimle alay etmeden buna bir cevap vermeli.
&ldquo;Madem &ouml;yle 28 Şubatın bir mağduru(!) olarak h&acirc;l&acirc; ABD&rsquo;de s&uuml;rg&uuml;nde(!) yaşadığı ve 1999&rsquo;daki G&uuml;len ve hareketine y&ouml;nelik başlatılan kampanyalara ne demeli?&rdquo; sorusuna aşağıda detaylı gireceğiz.
G&uuml;len &Ccedil;evik Bir&rsquo;e olan h&uuml;rmet, muhabbet ve teslimiyetinde hızını alamamış olacak ki; darbecinin bir mektupla vaktini meşgul ettiği i&ccedil;in edepsizlik ettiğini, bunun i&ccedil;in &ouml;z&uuml;r dilediğini beyan ediyor ve en derin saygılarla yeni yılda da (1998 yılı) &Ccedil;evik Bir&rsquo;e sıhhat ve afiyet diliyor:

&ldquo;B&ouml;yle bir mektupla kıymetli vakitlerinizi işgal etme s&ucirc;-i edebinde (edepsizliğinde) bulunduğum i&ccedil;in tekrar &ouml;z&uuml;r diler, yeni yılda sıhhat ve afiyet dileklerimle birlikte, en derin saygılarımın kab&ucirc;l&uuml;n&uuml; arzederim efendim.
Fethullah G&uuml;len&rdquo; (http://yenisafak.com.tr/arsiv/2000/ekim/16/dizi.html)

Susurluk Olayı ile İlgili G&uuml;len: Devlet&ccedil;ilik ve Askere Olan G&uuml;ven Sarsılmamalı
Fethullah G&uuml;len 28 Şubat darbesinin bir ay sonrasında Samanyolu&rsquo;ndaki m&uuml;lakatında Susurluk olayına da değiniyor. G&uuml;len devletin bir hatası s&ouml;z konusuysa &uuml;zerine gidilmeli ancak devleti, devlet&ccedil;iliği delmemeli diyor ve askere, g&uuml;venlik g&uuml;&ccedil;lerine ve meclise olan g&uuml;veni sarsmamalı, diye ekliyor:

&ldquo;Susurluk meselesi bir ayıptır. Bunun &uuml;zerine gidilmeliydi. Fakat &uuml;zerine gidilirken aynı zamanda d&uuml;ş&uuml;n&uuml;lmeliydi. Devletin de i&ccedil;tihat hataları i&ccedil;inde bulunan bir hadiseyse, o hadise teşhir masasına yatırıldığında devleti, devlet&ccedil;iliği, devlet m&uuml;lahazasını da delme s&ouml;z konusu olabilirdi. Bu meselenin a&ccedil;ıktan a&ccedil;ığa y&uuml;r&uuml;t&uuml;lmesi iyi bir devlet&ccedil;ilik anlayışıyla telif edilebilir miydi?
Bunun temelinde bizim milli birliğimize, milli b&uuml;t&uuml;nl&uuml;ğ&uuml;m&uuml;ze devlet telakkimize eğer dokunacak bazı şeyler varsa, bu kapı aralanmamalıydı. O kapıdan girilince şayet askere olan g&uuml;venimiz sarsılacaksa, g&uuml;venlik kuvvetlerine olan g&uuml;ven sarsılacaksa, meclise olan g&uuml;ven sarsılacaksa, insanlara olan g&uuml;ven sarsılacaksa bunun &uuml;zerine biraz daha farklı bir y&ouml;ntemle gidilmeli ve mesele &ccedil;&ouml;z&uuml;lmeliydi.&rdquo; (Samanyolu TV; 29.03.1997)

Medya Hem Savcı Hem H&acirc;kim Gibi Davranmamalı
Bug&uuml;n kendisinden olmayan her kişiyi, her davayı, daha işin başında savcıdan, h&acirc;kimden ve en &ouml;nemlisi halktan ve haktan &ouml;nce mahk&ucirc;m edip idam sehpasına yerleştiren G&uuml;len hareketi mensupları ve medyası; Susurluk olayında medyanın haddini bilmesi gerektiğini, bir savcı ve h&acirc;kim gibi olayların &uuml;zerine gidip devletin kurumlarını zedelememesi gerektiğini s&ouml;yl&uuml;yordu. Askerin &ccedil;ok vatanperver olduğunu ve onun b&ouml;yle devleti sarsabilecek bir işe girişebileceğini sanmadığını, bu iddiayı &ccedil;ok basit g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n&uuml; de eklemeyi ihmal etmiyordu:

&ldquo;Ta başından itibaren medyanın her şeyi apa&ccedil;ık en ince noktasına kadar deşeleyip, iddianamesine yerleştiren bir savcı gibi bu işin &uuml;zerine gitmesine hakkı var mıydı? İyi bir devlet&ccedil;ilik m&uuml;lahazası i&ccedil;inde bu tasvip edilen bir şey midir?
Su&ccedil;lular ortaya &ccedil;ıkarılmalı ve ceza verilmeliydi. Medya savcı olmamalıydı, h&acirc;kim olmamalıydı.
Vatanperver insanların b&ouml;yle &ouml;nemsiz basit m&uuml;lahazalardan dolayı devletin temelini sarsabilecek, devlet m&uuml;lahazamızı delebilecek teşebb&uuml;slere gireceğine ihtimal vermek istemiyorum.&rdquo; (Samanyolu TV; 29.03.1997)

Kenan Evren Cennete Gidebilir
Evren cennete gidebilir
Sizin &ouml;nemli g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n&uuml;z bu yaklaşımın laikliğe ters olduğunu d&uuml;ş&uuml;nen &ccedil;ok insan var?
Evet var. Ama ben eğitimde dinin &ccedil;ok &ouml;nemli olduğunu bir kere daha tekrar edeceğim. M&uuml;saadenizle bu konuyla ilgili antrparantez bir m&uuml;lahazamı arz edeceğim: Evren Paşa demokrasinin kesintiye uğraması ve daha pek &ccedil;ok a&ccedil;ıdan tenkit edildi. Ama se&ccedil;meli din derslerini mecburi yapmakla yararlı bir iş yapmıştır. Gen&ccedil;lerin &ccedil;oğu onun bu icraatı vesilesiyle din eğitiminden nasiplerini almışlardır. Bu iş kanaatimce &ouml;yle b&uuml;y&uuml;kt&uuml;r ki doğrusunu Allah bilir hi&ccedil;bir sevabı olmasa bile bu icraatı ona yetebilir, ahirette kurtuluşuna vesile olabilir, cennete de gidebilir. (http://tr.fgulen.com/content/view/8298/15/)
İlk Şefaat Edeceğim Kişi Ecevit Olacak
Meclise baş&ouml;rt&uuml;s&uuml; ile giren Merve Kavak&ccedil;ı&rsquo;nın şahsında İslam&rsquo;a kinini kusarak &ldquo;Burası devlete meydan okunacak yer değildir, bu kadına haddini bildirin.&rdquo; diye &ccedil;ığıran B&uuml;lent Ecevit&rsquo;i Fethullah G&uuml;len şefaate layık g&ouml;r&uuml;yor. Tabi bu arada dolaylı da olsa kendisine de şefaat&ccedil;i unvanı takıyor.
Fethullah G&uuml;len 2007 yılında Amerika&rsquo;da kaldığı evdeki bir &ouml;ğlen yemeğinde B&uuml;lent Ecevit&rsquo;i ş&ouml;yle andı:
&ldquo;Ecevit hayatı boyunca oru&ccedil; tutmadı&hellip; Namaz kılmadı ama inancı sağlamdı&hellip;
Sosyal demokrat bir zeminde doğdu ve İsmet İn&ouml;n&uuml;&rsquo;ye ortanın solu dedirtti&hellip;
Okullara &ccedil;ok sahip &ccedil;ıktı&hellip;
İşin b&uuml;y&uuml;kl&uuml;ğ&uuml;n&uuml; sezmişti&hellip;
&Ouml;n&uuml;ne bir dosya getirildiğinde elinin tersiyle itti&hellip;
Eğer ahirette Allah bana şefaat etme imkanı verirse, bunu ilk &ouml;nce Ecevit i&ccedil;in kullanırım&hellip;&rdquo;
(http://haber.gazetevatan.com/fethullah-hoca-ile-bulent-ecevit-iliskisi-ve-28-subat/428623/4/Yazarlar/136 03.02.2012)
&nbsp;
&nbsp;
FETHULLAH G&Uuml;LEN&rsquo;İN REFAH PARTİSİ VE ERBAKAN HAZIMSIZLIĞI
G&uuml;len ve hareketinin 30 yıldır hi&ccedil; değişmeyen &uuml;&ccedil; temel &ouml;zelliği vardır: Birinci &ouml;zelliği a&ccedil;ığıyla gizlisiyle, deriniyle derin olmayanıyla devleti, askeri ve devletin t&uuml;m kurumlarını kutsaması, y&uuml;celtmesi ve onlara karşı teslimiyeti. Yani devlet&ccedil;iliği. İkincisi devlet&ccedil;iliğe paralel olarak hi&ccedil;bir şekildi insani ve İslami sınırlar i&ccedil;inde değerlendirilmesi m&uuml;mk&uuml;n olmayan milliyet&ccedil;iliği. &Uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml;s&uuml; hem T&uuml;rkiye&rsquo;deki hem d&uuml;nyadaki İslami yapılara; &ouml;zellikle tevhid, adalet ve &ouml;zg&uuml;rl&uuml;k m&uuml;cadelesi veren direniş &ouml;rg&uuml;tlerine ve İslami hareketlere karşı inanılmaz rahatsızlığı, hazımsızlığı, hatta kin ve nefreti. &Ouml;yle ki İslamcı hareketlere ve direniş &ouml;rg&uuml;tlerine G&uuml;len&rsquo;in bakışı ve duruşu ile ABD, NATO ve İsrail&rsquo;in bakışı ve duruşu arasında tam bir paralellik s&ouml;z konusudur.
Biz burada Fethullah G&uuml;len&rsquo;in kendi yapısının dışındaki t&uuml;m dini yapılara ve şahıslara karşı hazımsızlığını Refah Partisi ve Erbakan &ouml;rneğinde tartışacağız.
Tam da bu konuda g&ouml;zden ka&ccedil;an bir nokta olduğunu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yoruz. G&uuml;len hareketinin en &ccedil;ok palazlandığı d&ouml;nem; başta milli g&ouml;r&uuml;ş hareketi ve baş&ouml;rt&uuml;s&uuml; mağdurları olmak &uuml;zere diğer t&uuml;m İslamcı yapıların devlet tarafından ezilmeye &ccedil;alışıldığı d&ouml;neme denk gelir. Kemalist rejimin ve derin devletin G&uuml;len hareketine y&ouml;nelik hi&ccedil;bir girişimi olmamıştır demiyoruz. Ancak G&uuml;len hareketine y&ouml;nelik yapılan her t&uuml;rl&uuml; girişim; yine devletin başka derin unsurları tarafından engellenmiştir. Nitekim somut olarak G&uuml;len hareketi, kayda değer bir zarar g&ouml;rmemiştir. Buradan b&ouml;yle bir şeyi arzu ettiğimiz anlaşılmamalı. Sadece bir durum tespiti yapıyor ve bir realiteye işaret ediyoruz. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; darbe s&uuml;re&ccedil;lerinde G&uuml;len hareketinin izlediği y&ouml;ntem; &ldquo;Aman bizi bunlarla karıştırmayın, biz bunlardan farklıyız, biz devlet kutsal g&ouml;r&uuml;r&uuml;z, askere muhabbet ve h&uuml;rmetimizin sınırı yoktur.&rdquo; şeklindeydi. Hatta &ldquo;Egemenler nezdindeki meşruiyetini, kendisinin dışındaki M&uuml;sl&uuml;man yapılar ve şahsiyetler aleyhindeki deme&ccedil;leriyle sağlamıştır.&rdquo; dersek, abartmış olmayız. Bu nedenle darbeci zihniyet, G&uuml;len hareketinin &ouml;n&uuml;n&uuml; a&ccedil;arak diğer İslamcı, dini ve muhafazak&acirc;r yapılara karşı kullanmıştır. Bu noktada Ruşen &Ccedil;akır&rsquo;ın şu tespitleri kayda değerdir:
Devlet Milli G&ouml;r&uuml;şe ve Diğer İslamcı Yapılara Karşı G&uuml;len Hareketini Destekledi

&ldquo;Ben Fethullah G&uuml;len&rsquo;in 28 Şubat&rsquo;a desteğini ısrarla vurgulayan bir gazeteciyim. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; o tarihte de bunun yanlış olduğunu s&ouml;ylemiş bir insanım. O tarihte de 28 Şubat&rsquo;a karşı &ccedil;ıktım. Ben tek değilim, benim gibi &ccedil;ok isim var. Bu isimler bug&uuml;n G&uuml;len&rsquo;in 28 Şubat&rsquo;a desteğini eleştirmeye devam ediyorsa &ccedil;ok doğru davranıyorlardır. Ama 28 Şubat&rsquo;ta G&uuml;len Erbakan&rsquo;ı eleştirdiğinde işte ger&ccedil;ek M&uuml;sl&uuml;man budur diyenlerin bug&uuml;n kalkıp G&uuml;len Hareketine 28 Şubatı desteklemiştiniz ne konuşuyorsunuz demesi de ikiy&uuml;zl&uuml;l&uuml;k&hellip;
G&uuml;len ilk &ccedil;ıktığında, Polat R&ouml;nesans otelinde ilk iftar yemeğini yaptığında medya d&uuml;nyası neye uğradığını şaşırmıştı. Korkmuştu, tedirgin olmuştu. Ben o zaman Milliyet&rsquo;te &ccedil;alışıyordum. Ufuk G&uuml;ldemir y&ouml;neticiydi. Biz tam sayfa 3 g&uuml;n yayın yaptık. Daha sonra medyada İslam denilince ne kadar rahatsız olan insan varsa, medya y&ouml;neticileri G&uuml;len hakkında &ouml;vg&uuml; dolu yazılar yazdı. Onunla yemekler yiyip, yazılarında yazdılar. Merkez medya birden G&uuml;len hareketini sahiplendi. Neden? Refah Partisi&rsquo;nin y&uuml;kselişini engellemek i&ccedil;in, başka bir g&uuml;&ccedil;le bunu dengelemek i&ccedil;in&hellip; Hatta &ouml;n&uuml;n&uuml; a&ccedil;tılar. Arşivler ortada. Refah&rsquo;a kasetler ile vurulurken; G&uuml;len hareketine anlayış g&ouml;sterildi. Daha sonra 28 Şubat&ccedil;ılar G&uuml;len&rsquo;e de sırayı getirince, bir baktık, o g&uuml;ne dek yemek yiyenler, &lsquo;kandırıldık&rsquo; diye yazmaya başladı. O meşhur kaset var ya&hellip;&rdquo; (http://www.gazeteciler.com/gundem/gulen-kasedi-medya-mahallesini-karistirdi-48505h.html)

Bu arada şunu da belirtmek gerekir. Derin devletin hepsi birebir aynı kulvarda hareket eden tek tip bir yapı olmayabilir kimi zaman. Nitekim son ayda ortaya &ccedil;ıkan MİT ile emniyet/yargı krizini ve K&uuml;rt sorununun &ccedil;&ouml;z&uuml;m&uuml;ne y&ouml;nelik g&uuml;venlik&ccedil;i ve m&uuml;zakereci yaklaşımları da bu &ccedil;er&ccedil;evede değerlendirmek m&uuml;mk&uuml;n. Yani 28 Şubat d&ouml;neminde derin devletin kimi unsurları; Fethullah G&uuml;len ve hareketinin devlet&ccedil;i, milliyet&ccedil;i, ılımlı ve teslimiyet&ccedil;i yapısına dahi tahamm&uuml;l edememiş ve fırsatını bulmuşken tasfiye etmek istemiş olabilirler. Ancak bu; derin devletin siyasetiyle, askeriyle, medyasıyla ve yargısıyla G&uuml;len hareketini tasfiye etmek istediği anlamına gelmez. Bu konuya aşağıda daha detaylı ve G&uuml;len taraftarlarında alıntılar yaparak devam edeceğiz.

Fethullah G&uuml;len: Beceremediniz, Artık Bırakın
Yukarıda bir c&uuml;mleyle değinmiştik. Fethullah G&uuml;len&rsquo;in 28 Şubat darbesi d&ouml;neminde H&uuml;rriyet Gazetesi&rsquo;ne yukarıdaki &ldquo;Beceremediniz Artık Bırakın&rdquo; manşetini hediye ettiği Refah Partisi aleyhindeki demecini, Samanyolu haberden bir zevat (Nuray Canan Bezirgan ve Kevser &Ccedil;akır aleyhinde terbiye ve ahlak sınırlarını aşarak, celladına &acirc;şık bir mahkum misali kaleme aldığı &ldquo;Bir Siz Eksiktiniz&rdquo; başlıklı yazısından dolayı; bu zevatın adını bile yazmak istemiyorum.); Fethullah G&uuml;len&rsquo;in bu demeci 28 Şubat kararları &uuml;zerinden iki ay ge&ccedil;tikten sonra verdiğini s&ouml;yl&uuml;yor ve &lsquo;Zaten iş işten ge&ccedil;miş ve olan olmuştu&rsquo; diye ekliyor. Bu nedenle G&uuml;len&rsquo;in o s&ouml;zleri zalimlerin (&Ccedil;evik Bir&rsquo;in ne kadar zalim olduğu yukarıdaki mektuptan &ccedil;ok iyi anlaşılıyor!) darbesini onaylamak değil, zalimin zulm&uuml;n&uuml; hafifletmek i&ccedil;in s&ouml;ylediğini iddia ediyor:

&ldquo;Hocaefendi&rsquo;nin o g&uuml;nlerde verdiği bir r&ouml;portajda, Erbakan&rsquo;ın artık bırakması gerektiği y&ouml;n&uuml;ndeki s&ouml;zlerini kullanarak, sanki Fethullah G&uuml;len 28 Şubat&ccedil;ılarla işbirliği yapmış gibi bir algı oluşturmaya &ccedil;alışıyorlar. Ancak bu manip&uuml;lasyonu yaparken, &ccedil;ok &ouml;nemli bir ger&ccedil;eği g&ouml;rmezden geliyorlar. Fethullah G&uuml;len&rsquo;in o s&ouml;z&uuml;, 28 Şubat olup bittikten tam iki ay sonra s&ouml;ylenmiş bir s&ouml;z.
Hocaefendi 28 Şubat olduktan sonra, inan&ccedil;lı insanlara karşı dozu artarak devam eden zul&uuml;mleri durdurmak i&ccedil;in, bir &ouml;ng&ouml;r&uuml; olarak, bu gidişatı &uuml;lkeye daha fazla zarar vermeyecek şekilde kapatmak gerektiğine işaret etmiştir. G&uuml;len&rsquo;in o g&uuml;nk&uuml; tavrı, zalimlere karşı m&uuml;cadele i&ccedil;in zaman ve zemin şartları oluşuncaya kadar bir taktik olarak değerlendirilebilir.&rdquo; (http://www.samanyoluhaber.com/yazar/abdullah-abdulkadiroglu/Fethullah-Gulen-uzerinden-28-Subati-sulandirma-operasyonu/736933/#ixzz1oL9I2fw6)

Refah Partisi İktidar Olmamalı
Biz ise bu iddianın boş bir iddia olduğunu s&ouml;yl&uuml;yoruz. Ş&ouml;yle ki, Fethullah G&uuml;len daha Refah Partisi&rsquo;nin iktidar olmadığı 1995 yılında bile Refah&rsquo;ın iktidar olmaması gerektiğini, zira buna hem i&ccedil;eriden hem de dışarıdan tepki olacağını ifade ediyor:

&ldquo;Yıl 1995. Ankara&rsquo;da Zaman Gazetesi&rsquo;nin b&uuml;rosunda bir grup gazeteci geniş bir salonda yan yana dizilmiş sandalyelere oturuyoruz. Fethullah G&uuml;len o tarihte Zaman&rsquo;ın Ankara Temsilcisi olan yazar Fehmi Koru ile birlikte i&ccedil;eri giriyor ve sohbet başlıyor.
Refah Partisi&rsquo;ne karşı a&ccedil;ık&ccedil;a mesafe koyuyor G&uuml;len. Ama mesafe koymasının gerek&ccedil;esi ilgin&ccedil;: &lsquo;Hem i&ccedil;deriden hem dışarıdan &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k baskı gelir, tepki olur, refah Partisi iktidar olmamalı.&rsquo; &rdquo; (İsmet Berkan; Radikal; 20.06.1999)

Bu i&ccedil;eriden ve dışarıdan rahatsız olanların kim olduğunu tahmin etmek zor olmasa gerek. Elbette ki i&ccedil;erdekiler kendilerini Kemalist rejimin sahibi ve koruyucusu olarak g&ouml;ren askerler, siyaset&ccedil;iler, sermayedarlar ile kartel medyası; dışarıdakiler ise emperyalist NATO, İsrail ve ABD ittifakı.
Refah Partisinin Se&ccedil;imlerden Bir Daha G&uuml;&ccedil;l&uuml; &Ccedil;ıkmasını İstemiyorum

&ldquo; Se&ccedil;imlerden RP&rsquo;nin yine g&uuml;&ccedil;l&uuml; &ccedil;ıkacağı, eski siyasi şemaya d&ouml;n&uuml;leceği fikrine katılıyor musunuz?
&Ccedil;ok katılmıyorum, katılmak da istemiyorum. Belli yerlerde bu işi planlayanlar arasında tablo &ccedil;ok değişti birdenbire. Bunlara d&ouml;n&uuml;lmez. İkinci mesele de, hani Refah oy alabilir mi? Refahlı dostlarımız rencide olabilirler, Refah&rsquo;ın oyu yine y&uuml;zde 15&prime;tir zannediyorum. Hatta o kadar bile yoktur. &lsquo;Mağduren, manzulen bir kenara itildiler. Bu millet mağdurun yanında yerini alarak oy bakımından daha bir zenginleşmiş olarak karşımıza &ccedil;ıkacaklar&rsquo; şeklinde d&uuml;ş&uuml;nm&uuml;yorum.&rdquo; (Yasemin &Ccedil;ongar&rsquo;la R&ouml;portaj; Milliyet; 31.08.1997)

G&uuml;len&rsquo;den Refah Partisini Kapatma Taktikleri
Fethullah G&uuml;len, 28 Şubat darbe h&uuml;k&uuml;meti kurulduktan kısa bir s&uuml;re sonra verdiği m&uuml;lakatta Refah Partisi&rsquo;ne kapatılma davası a&ccedil;ılması ile ilgili bir soruya cevap verirken; &ouml;nce ABD&rsquo;li yetkililerin kendisine ulaşan kanaatlerinin (nasıl ulaşıyorsa ve kim ulaştırıyorsa!!) partiyi kapatmak olduğunu, fakat bu taktiğin(!) kendi kanaatine g&ouml;re &ccedil;ok isabetli olmadığını ifade ederek, hedefi tam on ikiden vuracak daha isabetli bir taktik veriyor. Kapatma davası a&ccedil;ılmalı, ancak dava devam ederken se&ccedil;ime gidilmeli, bu şekilde halkın Refah Partisi&rsquo;ne olan g&uuml;veninin sarsılacağını, b&ouml;ylece kimse t&ouml;hmet altında kalmadan(!) maksadın da h&acirc;sıl olacağını dile getiriyor.

&ldquo;RP&rsquo;nin kapatılması, T&uuml;rkiye&rsquo;nin genel dengeleri a&ccedil;ısından ne sonu&ccedil; verir?
Amerikalı yetkililerin, kanaatleri bana intikal ettiği kadar, Refah&rsquo;ın kapatılacağı merkezinde d&uuml;ş&uuml;nceler var. Ben eskilerin ifadesiyle &lsquo;bila kaydu şart&rsquo; o m&uuml;lahazalara katılmıyorum. Hi&ccedil; kapamayabilirler. Refah Partisi&rsquo;nden kurtulmak isteyenler i&ccedil;in kapamak bir iştir. Bana g&ouml;re yapacakları şey, kendileri a&ccedil;ısından bunu yapmak isteyebilirler, daha makul&uuml;, Refah&rsquo;ı kapatmamak, mahkemeyi devam ettirmek, mahkeme devam ederken se&ccedil;ime girmek. Se&ccedil;im sathı mahalline girilirken mahkemenin devam etmesi Refah&rsquo;a olan g&uuml;veni sarsar. Kapatılacak olan bir parti m&uuml;lahazası hasıl eder. Oy verilmez ona. Daha demokratik yolla bu oylar Refah&rsquo;a yakın partilere kayar, b&uuml;y&uuml;k &ouml;l&ccedil;&uuml;de. Maksat hasıl olur. Belki b&ouml;yle yapmayı tercih ederler. B&ouml;yle yapma da, toplum tarafından birilerini b&uuml;y&uuml;k &ouml;l&ccedil;&uuml;de t&ouml;hmet altına itmez. Mahkeme bitmemiştir. Karar verilmemiştir. Kapatılmamıştır. &lsquo;Eh, ne yapalım, millet tercihini bu istikamette yaptı&rsquo; diyebilirler. &rdquo; (Yasemin &Ccedil;ongar&rsquo;la R&ouml;portaj; Milliyet; 31.08.1997)

Bu taktik uygulandı mı, taktik başarılı oldu mu, kimler t&ouml;hmetten kurtuldu, kimler t&ouml;hmet altında kaldı, bilemiyorum. Fakat bildiğim tek şey var o da şu ki: Onurlu, haysiyetli ve vicdanlı kimselerin g&ouml;z&uuml;nde; G&uuml;len&rsquo;in sadece yukarıdaki soruya verdiği bu cevap dahi d&uuml;nya durduk&ccedil;a kendine g&uuml;nah, t&ouml;hmet, zillet ve teslimiyet&ccedil;ilik olarak yeter de artar bile.
G&uuml;len hızını alamıyor ve Refah Partisi aleyhindeki deme&ccedil;lerine devam ediyor. &Ouml;zellikle ekonomi alanında herkesin takdir ettiği Erbakan h&uuml;k&uuml;metini, bu alanda dahi başarısız g&ouml;r&uuml;yor:

&ldquo;Bir şeyler vaat ettiler. Ne var ki, sekiz dokuz aylık bir s&uuml;re zarfında g&ouml;rd&uuml;k ki vaad edilen meselelerin &ouml;şr&uuml; bile (onda biri) &ndash; malum &ouml;ş&uuml;r bir vergidir &ndash; yapılmadı. Bir nabız tutulsa anlaşılacaktır.&rdquo; (Yasemin &Ccedil;ongar&rsquo;la R&ouml;portaj; Milliyet; 31.08.1997)

G&uuml;len&rsquo;in yukarıdaki ifadelerine resmi web sitesindeki bir okurunun ve mensubunun verdiği ibretamiz cevabı, burada alıntılamakta yarar g&ouml;r&uuml;yoruz. Zira cahil de olsa vicdanını yitirmeyen herhangi bir insanın bile; kimi zaman fıtratını bozan, vicdanını kirleten, egemenlere boyun eğen liderinden veya &acirc;liminden olgulara daha sağlıklı baktığını en g&uuml;zel şekliyle ortaya koyuyor bu &ouml;rnek. Bu arada 11 Mart 2012 tarihinde saat 23:18&rsquo;de &ldquo;Bu yorum h&acirc;l&acirc; Fethullah G&uuml;len&rsquo;in resmi web sitesinde duruyor mu?&rdquo; diye baktığımızda yorumun kaldırıldığını g&ouml;rd&uuml;k. Oysa biz 06.03.2008 saat 17:02&rsquo;de s&ouml;z konusu siteden bu r&ouml;portajı alıntıladığımızda yorum vardı. Muhtemelen maslahat, konjonkt&uuml;r &ouml;yle gerektirmiştir ve bunun mutlaka vardır bir hikmeti(!)

&ldquo;28 şubat 97
Yazan mustafadevim@hotmail.com ,
hocam &ouml;z&uuml;r dileyerek s&ouml;yl&uuml;yorum beni affedin ama verdiğiniz cevapları beğendiğimi s&ouml;yleyemeyeceğim sonu&ccedil;ta karşıdaki insanlar m&uuml;sl&uuml;man ve islamın y&uuml;kselmesini isteyen insanlar ve herzaman m&uuml;sl&uuml;manların birlik beraberliğinden yana siyaset yapmak istediklerini d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum Bu a&ccedil;ıdan baktığımızda verdiğiniz cevaplar o insanların nasıl yıkılabileceğini anlatıyor b&ouml;yle g&uuml;nlerde m&uuml;sl&uuml;manların birbirine daha fazla ihtiyacı yokmudur daha fazla sahip &ccedil;ıkmamız gerekmez mi evet belki strateji hataları olabilir ama biz m&uuml;sl&uuml;manlar birbirimizin hatalarını &ouml;rtmemiz gerekmezmi belki yanlış d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum aff&hellip;&rdquo;

G&uuml;len&rsquo;in Erbakan Hazımsızlığının Dile Yansımaları
Fethullah G&uuml;len&rsquo;in dili &ccedil;ok iyi kullandığını, hem hitabetinin hem de kaleminin iyi olduğunu biliyoruz. &Ouml;zellikle devleti kutsayan devlet&ccedil;iliğinin ve milliyet&ccedil;iliğinin de etkisiyle, kim olursa olsun devlet ricalinden s&ouml;z ederken nezakete, inceliğe ve saygınlığa &ccedil;ok dikkat eder. Bu tespit Demirel&rsquo;den, Baykal&rsquo;a, Ecevit&rsquo;ten T&uuml;rkeş&rsquo;e, &Ccedil;iller&rsquo;den &Ccedil;evik Bir&rsquo;e Kalemli&rsquo;den Yılmaz&rsquo;a kadar hepsi i&ccedil;in ge&ccedil;erlidir. Fakat her konuda olduğu gibi bu konuda da tek istisna Erbakan&rsquo;dır. L&uuml;tfen aşağıdaki paragrafları dikkatle okuyalım:

&ldquo;Sık sık g&ouml;r&uuml;ş&uuml;yorlar mı sizinle?
- Hayır sık sık g&ouml;r&uuml;şm&uuml;yorlar. Tansu Hanım&rsquo;la &uuml;&ccedil;&uuml; bilemedin d&ouml;rd&uuml; ge&ccedil;mez. Mesut Bey&rsquo;le de bu kadar ancak. Ecevit Bey&rsquo;le de iki &uuml;&ccedil; defa olmuştur. Deniz Baykal Bey&rsquo;le bir defa veya iki defa. Birisinde herhalde Kasım G&uuml;lek&rsquo;in -merhumun- cenazesinde olmuştur, İn&ouml;n&uuml; Bey&rsquo;le de orada g&ouml;r&uuml;şme nasip olmuştur.
- Sayın Erbakan&rsquo;la?
-Necmettin Erbakan&rsquo;la da hayatımda iki veya &uuml;&ccedil; defa g&ouml;r&uuml;şm&uuml;ş&uuml;md&uuml;r. En son g&ouml;r&uuml;şmemizde Alparslan T&uuml;rkeş Bey&rsquo;in cenazesinde ben Diyanet işleri Reisi&rsquo;nin yanında idim, onu iyi tanıyorum, diyanetten &ccedil;ıktık, biz b&ouml;yle saf tuttuk. Sayın Cumhurbaşkanı vardı, Meclis Başkanı vardı, ben orda duruyordum, başbakan olarak yanıma gelince ben biraz kenara &ccedil;ekildim. Yerimi ona verdim, fakat herhangi konuşma olmadı. Ona g&ouml;r&uuml;şme denir mi, denmez mi, &ccedil;&uuml;nk&uuml; Sayın Kalemli ile bir el sıkışma, Sayın Cumhurbaşkanı ile bir el sıkışma oldu ama, fakat onunla bir konuşma olmadı, ger&ccedil;ekleşmedi. Bir konuşma olduğu şey, ge&ccedil;en sene matematik olimpiyatları oldu. Bu Y&uuml;kseliş Koleji&rsquo;nin geniş bir salonu var. O da oraya gelmişti Arkadaşlar beni &ccedil;ağırmışlardı. Orada 3-4 kelimelik, o kalabalık i&ccedil;inde, &ouml;yle bir konuşma oldu. O benden evveli ayrıldı gitti, ben de sonra kalktım gittim.&rdquo; (Yal&ccedil;ın Doğan&rsquo;la M&uuml;lakat; Kanal D; 16.04.1997)

Şimdi l&uuml;tfen bu meni tekrar dikkatle okuyun. Yukarıda tam 11 isim ve unvan ge&ccedil;mektedir. İsimlerin tamamı ya &ldquo;Hanım&rdquo; ya &ldquo;Bey&rdquo; ya da &ldquo;Sayın&rdquo; unvanıyla birlikte kullanılmaktadır. Unvansız olarak sadece ismi ve soy ismi, sonrasında da &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; tekil şahıs olarak &ldquo;o&rdquo; zamiri ile anılan tek kişi Erbakan&rsquo;dır. &Uuml;stelik bu m&uuml;lakatın yapıldığı d&ouml;nemde Erbakan; G&uuml;len&rsquo;in &ccedil;ok değer verdiği, kutsadığı, hi&ccedil;bir kurumuna toz kondurmadığı devletin Başbakanıdır. Bu arada &ldquo; Yukarıda sanki &lsquo;Sayın Erbakan&rsquo; ifadesi de vardı. Onu niye g&ouml;rmezden geldin?&rdquo; derseniz, l&uuml;tfen bir daha bakın derim. Zira yukarıdaki &ldquo;Sayın Erbakan?&rdquo; ifadesi Yal&ccedil;ın Doğan&rsquo;ın sorusudur.
G&uuml;len: Benimle Erbakan Arasında Kalpten Kalbe Yol Yok
G&uuml;len, yukarıda takındığı &uuml;slubun felsefi arka planını aslında m&uuml;lakatın devamında &lsquo;Biz kalubeladan beri birbirimizden hazzetmeyiz.&rsquo; diyerek, &ccedil;ok net ortaya koymaktadır:

&ldquo;Aranızda bir gerginlik mi var?
- Bir gerginlik yok da &lsquo;El ervahu cunudun m&uuml;cennedet&uuml;n&rsquo; diye birşey var. &lsquo;Ruhlar&rsquo; tıpkı bir sistem altında ordunun fertleri gibidir. Bunlar arasında i&ccedil;ten b&ouml;yle birbirine akma, birbirine kayma, birbirine d&ouml;k&uuml;lme, birbirini &ccedil;ok iyi bilme varsa telif olur, anlaşma uzlaşma olur, Şayet &ouml;yle birşey yoksa tenak&uuml;r (zıtlık) denir ona.
- Yani tenak&uuml;r m&uuml; vardır ruhların uzlaşmazlığı, uyuşmazlığı mı var?
- Bilmiyorum yani bu şeyleri bir atas&ouml;z&uuml; vardır. Kalpten kalbe yol vardır.
- Şu anda kalbten kalbe pek yol g&ouml;z&uuml;km&uuml;yor?
- O yolu koymamışlarsa bizim uzlaşmamız da biraz zor olabilir.
- Bu kişisel birşey mi? Yoksa d&uuml;nya g&ouml;r&uuml;ş&uuml; mesafesi mi?
- D&uuml;nya g&ouml;r&uuml;ş&uuml; meselesi de olabilir. Ben şahsen kişisel olarak, hi&ccedil; kimsenin aleyhinde olmama niyetinde ve kararındayım.
- Yani aranızda bu kalpten kalbe giden yolun belli &ouml;l&ccedil;&uuml;de tıkanık olması İslamiyet&rsquo;e zarar verecek davranışlar tarafından mı karşı tarafın?
- &Ouml;yle zannediyorum veya &ouml;yle algılıyorum, &ouml;yle i&ccedil;tihat ediyorum.&rdquo; (Yal&ccedil;ın Doğan&rsquo;la M&uuml;lakat; Kanal D; 16.04.1997)

İnsan sormadan edemiyor. Yukarıda adı ge&ccedil;en diğer zevatla kalpten kalbe yol bulunuyor da, sıra Erbakan&rsquo;a gelince mi kalp yolu kapanıyor, zıtlıklar tezah&uuml;r ediyor. Yoksa burada da mı zorbaların ve egemenlerin nezdinde meşruiyet sağlamanın yolu; M&uuml;sl&uuml;man&rsquo;a kin kusmakta ve bunu deklare etmekte g&ouml;rmek s&ouml;z konusu?
Birilerinin &ldquo;Bu bir iftiradır. Erbakan&rsquo;a saygı duyduğunu g&ouml;rmek i&ccedil;in G&uuml;len&rsquo;in web sitesinde Erbakan i&ccedil;in yayımladığı taziye mesajına bakılabilir.&rdquo; dediğini duyar gibiyim. Evet, doğrudur bundan haberimiz var. Fakat arada bir fark var. Konjonkt&uuml;r. Bu nedenle s&ouml;z&uuml;n&uuml; ettiğimiz d&ouml;nemden bir &ouml;rnek getirilmesi gerektiğini ifade etmek isteriz.
1999&rsquo;da G&uuml;len Hareketini Kim ve Neden Tasfiye Etmek İstedi
G&uuml;len&rsquo;in 28 Şubat darbesine destek vermediğini iddia eden G&uuml;len taraftarları, d&uuml;ş&uuml;ncelerini şu mantığa dayandırırlar:
- Eğer G&uuml;len darbeye destek verdiyse neden 28 Şubat kararlarında Kur&rsquo;an kursları gibi okullar da hedef g&ouml;sterildi?
- G&uuml;len eğer darbeye destek verdiyse nasıl oldu da darbecilerin hedefi haline geldi?
- G&uuml;len 28 Şubat&rsquo;ın asıl hedefiydi, nitekim bundan dolayı G&uuml;len h&acirc;l&acirc; s&uuml;rg&uuml;nde (!) yaşıyor.
28 Şubat darbesiyle neredeyse G&uuml;len hareketi dışındaki t&uuml;m yapılar (tarikat&ccedil;ısından radikaline, milli g&ouml;r&uuml;ş&ccedil;&uuml;s&uuml;nden hak yolcusuna kadar) baskı altına alındı, yok edilmeye &ccedil;alışıldı ve kurumları kapatıldı. Mensupları da tutuklandı, işkenceye maruz kaldı, aleyhlerinde delil ihdas edildi ve hapse atıldı. T&uuml;m bunlar olurken G&uuml;len ve hareketine y&ouml;nelik Haziran 1999&rsquo;a kadar somut hi&ccedil;bir baskı, tutuklama ve kapatma olmadı. Haziran 1999&rsquo;da da sadece G&uuml;len&rsquo;in kendisiyle ilgili bir kampanya başlatıldı. Nitekim bu konuda bile somut bir ceza, kapatma ve hapis olmadı G&uuml;len ve hareketinde. Tekrar vurgulama ihtiyacı hissediyoruz. Burada neden onlara bir şey olmadı derken; keşke olsaydı, olmamasına &ccedil;ok &uuml;z&uuml;ld&uuml;k, gibi bir mana &ccedil;ıkarılmamalı. Sadece bir vakıayı tespit edip şu sonuca varmaya &ccedil;alışıyoruz. 28 Şubat postmodern darbesinin ikinci yılından sonra, bu defa G&uuml;len ve hareketini hedef tahtasına koyan irade; t&uuml;m kurumlarıyla darbe zihniyeti değildir. Faruk Mercan&rsquo;ın ifadesiyle sadece derin devletin i&ccedil;inde k&uuml;melenmiş ulusalcı, devrimci ve kom&uuml;nist bazı unsurlar fırsatını bulmuşken G&uuml;len ve hareketini de tasfiye etme girişiminde bulundular. Ancak derin devletin yargı, Genelkurmay ve siyasetteki diğer unsurları bu işe taraf olmayıp hatta G&uuml;len tarafında yer alınca, bu girişim başarısız kalıyor.
Genelkurmay G&uuml;len Davasına Doğrudan Taraf Olmadı
G&uuml;len hareketinin medya s&ouml;zc&uuml;lerinden olan Faruk Mercan &ldquo;Fethullah G&uuml;len&rdquo; adlı kitabında bu d&uuml;ş&uuml;nceyi ş&ouml;yle destekliyor:

&ldquo; Aymaz&rsquo;ın anlatımına g&ouml;re d&uuml;ğmeye basanlar, G&uuml;len&rsquo;e karşı ittifak kurmuş birka&ccedil; devrimci, sol ve ulusalcı gruptu. Bunların devletin &ccedil;eşitli kurumlarında destek&ccedil;ileri vardı. Durum b&ouml;yleyken &lsquo;D&uuml;ğmeye devlet bastı&rsquo; iddiasıyla T&uuml;rk halkını yanıltıyorlardı. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; G&uuml;len&rsquo;in Patrik Bartelomeos&rsquo;la g&ouml;r&uuml;şmesine d&ouml;nemin MGK Genel Sekreteri Orgeneral İlhan Kılı&ccedil;, Papa&rsquo;yla g&ouml;r&uuml;şmesine d&ouml;nemin Başbakan Yardımcısı B&uuml;lent Ecevit a&ccedil;ık destek vermişti.&rdquo; (Faruk Mercan; Fethullah G&uuml;len; sayfa 211; Doğan Kitap; 1. baskı; 2008; İstanbul)
&ldquo;Y&uuml;ksel davanın sonlarına doğru son &ccedil;are olarak, G&uuml;len aleyhine bazı belgeler almak umuduyla Genelkurmay Başkanlığı&rsquo;na başvurdu. Ancak Genelkurmay, G&uuml;len davasına doğrudan taraf olmadı. Nitekim Genelkurmay&rsquo;ın bu tutumu, G&uuml;len i&ccedil;in verilen beraat kararının ana gerek&ccedil;elerinden biri oldu. Genelkurmay, G&uuml;len karşıtı devrimci grupların b&uuml;t&uuml;n baskılarına rağmen, G&uuml;len davası boyunca &lsquo;hukuk &ccedil;izgisi&rsquo; i&ccedil;inde kalmaya &ouml;zen g&ouml;sterdi.&rdquo; (Faruk Mercan; Fethullah G&uuml;len; sayfa 213-214; Doğan Kitap; 1. baskı; 2008; İstanbul)
&ldquo;Nuh Mete Y&uuml;ksel&rsquo;in bu girişimlerine rağmen, G&uuml;len davasına doğrudan karışmayan Genelkurmay, 28 Şubat s&uuml;recinin başladığı 1997 yılından, Nuh Mete Y&uuml;ksel&rsquo;in davayı a&ccedil;tığı 2000 yılı ağustos ayına kadar G&uuml;len hakkında &ccedil;eşitli su&ccedil;lamalara yer veren onlarca istihbarat raporunu da hi&ccedil;bir zaman sahiplenmedi.&rdquo; (Faruk Mercan; Fethullah G&uuml;len; sayfa 215; Doğan Kitap; 1. baskı; 2008; İstanbul)
&nbsp;
Bana Dokunmayan Yılan Bin Yaşasın

G&uuml;lay G&ouml;kt&uuml;rk, G&uuml;len ve hareketi aleyhinde başlatılan kampanya d&ouml;neminde hem kampanyaya karşı &ccedil;ıkmış hem de g&uuml;ncelliğini hi&ccedil; yitirmeyecek ve herkesin kendisine &ldquo;kıssadan hisse&rdquo; alması gereken bir yazı kaleme almıştı. G&ouml;kt&uuml;rk; s&ouml;z konusu yazısında G&uuml;len hareketinin &ldquo;Bana dokunmayan yılan bin yaşasın&rdquo; &ccedil;ıkarcılığıyla hareket ettiğini, hatta kimi zaman devletle aynı safta yer alıp baskıları onayladığını, kendisinin &ouml;tekilerden &lsquo;farklı&rsquo; ve &lsquo;meşru&rsquo; olduğunu vurgulamaya &ccedil;alıştığını, toplumun değil devletin g&ouml;z&uuml;nde meşrulaşma &ccedil;abasında olduğunu ifade etmektedir:

&ldquo;Yakın ge&ccedil;mişi ş&ouml;yle bir hatırlarsak, G&uuml;len Cemaati&rsquo;nin 28 Şubat s&uuml;recinin başından bu yana, &lsquo;başkalarının&rsquo; başına gelenler karşısında sessiz kalarak &lsquo;belayı &uuml;zerine &ccedil;ekmeme&rsquo; taktiği izlediğini g&ouml;r&uuml;r&uuml;z.
28 Şubat&rsquo;tan bu yana T&uuml;rkiye&rsquo;de dindar kesim son yılların en ağır baskı d&ouml;nemini yaşadı.
Refahyol, meclis iradesi hi&ccedil;e sayılarak d&uuml;ş&uuml;r&uuml;ld&uuml;, Fethullah&ccedil;ılar ses &ccedil;ıkarmadı.
Refah Partisi kapatıldı, yine ses &ccedil;ıkarmadılar. T&uuml;rban y&uuml;z&uuml;nden mağdur olan binlerce insanı g&ouml;rmezden geldiler.
Merve Kavak&ccedil;ı olayı gibi olay yaşandı, işin &ouml;z&uuml;ne sahip &ccedil;ıkmayı unutup yanlış taktiğinden dolayı Fazilet Partisi&rsquo;ni eleştirdiler.
Başka cemaatleri, başka kimlikleri hedefleyen baskıları, &lsquo;bana dokunmayan yılan bin yaşasın&rsquo; oport&uuml;nizmiyle ge&ccedil;iştirdiler. Hatta zaman zaman, bu baskıları devletle aynı s&ouml;ylemi kullanarak onayladılar. S&uuml;rekli olarak, kendilerinin &ouml;tekilerden &lsquo;farklı&rsquo; ve &lsquo;meşru&rsquo; olduğunu anlatmaya, devleti buna inandırmaya &ccedil;alıştılar. Devlet&ccedil;i yapıları gereği, geniş kitlelerin &ouml;n&uuml;nde a&ccedil;ık tartışmayla kullanılacak bir meşruiyet i&ccedil;in &ccedil;aba harcamak yerine; kendi meşruiyetlerini devlet i&ccedil;indeki klikler arası dengelerde aradılar. Toplumun değil, devletin g&ouml;z&uuml;nde meşru olmaya asıl &ouml;nem verdiler.
Varlıklarını ve &ouml;zg&uuml;rl&uuml;klerini, başkalarının &ouml;zg&uuml;rl&uuml;ğ&uuml;n&uuml;n &ccedil;iğnenmesine g&ouml;z yumarak korumaya kalktılar. Bu yolla Batı &Ccedil;alışma Grubu&rsquo;nun gazabından kurtulabileceklerini, devletin &lsquo;uslu &ccedil;ocuğu&rsquo; olabileceklerini sandılar.
Ama b&uuml;t&uuml;n bu &ccedil;abalar işe yaramadı. Hayat; &ouml;zg&uuml;rl&uuml;ğ&uuml;n, iktidarı elinde tutanların inayetiyle korunamayacağını acı bir bi&ccedil;imde g&ouml;sterdi.
Alman şairi Brecht&rsquo;in, bir papazın ağzından yazılmış olan o &uuml;nl&uuml; şiirini bilmem hatırlar mısınız? Ben mealen hatırlıyorum:
&lsquo;Naziler &ouml;nce Kom&uuml;nistleri kullandılar, sıra nasılsa bana gelmez diye ses &ccedil;ıkarmadım.
Sonra Yahudileri kullandılar, yine bana sıra gelmez diye ses &ccedil;ıkarmadım.
Sosyal Demokratları tutukladılar, yine ses &ccedil;ıkarmadım.
Sıra bana geldiğinde etrafıma baktım, benim tutuklanmama ses &ccedil;ıkaracak kimse kalmamıştı.&rsquo; Diyordu Brecht.
Eğer Fethullah G&uuml;len Cemaati, &uuml;nl&uuml; şairin derin bir tarihi tecr&uuml;beden s&uuml;z&uuml;l&uuml;p gelen bu satırlarını kavramış olsaydı, bağırmak i&ccedil;in sıranın kendisine geldiği g&uuml;ne kadar beklemezdi.
Şimdi bağırıyorlar.
Neyse ki bu &uuml;lkede işler hen&uuml;z Nazizm&rsquo;e kadar varmadı.
Ve neyse ki, etraflarında h&acirc;l&acirc; ses &ccedil;ıkaracak birileri var&hellip;&rdquo; (G&uuml;lay G&ouml;kt&uuml;rk; Sabah Gazetesi; Devletin İnayetiyle; 25.06.1999)

Kendi Saadetini Başkalarının Felaketi &Uuml;zerine Bina Edenler ve İlkesizliği İlke Edinip Kimliksizleşenler
Mustafa İslamoğlu da o d&ouml;nemde dokunaklı bir dille kaleme aldığı yazısında, G&uuml;len hareketini &ldquo;kendi saadetini başkalarının felaketi &uuml;zerine bina eden&rdquo; ve &ldquo;eden bulur&rdquo; &ouml;zdeyişleri ile uyarmakta ve &ccedil;ok samimi ve i&ccedil;tenlikli bir &ouml;zeleştiriye davet etmektedir. İlkeleri feda etme pahasına olgulara uyum sağlayan bir yapının kendisi olmaktan &ccedil;ıkacağını vurgulayarak, aslında G&uuml;len hareketinin adeta &lsquo;ilkesizliği ilke edindiğini&rsquo; s&ouml;ylemektedir. İslamoğlu, kendi deyimiyle kardeş eleştirisini bir adım ileri taşıyarak, başkalaşıp &ouml;tekinin g&ouml;z&uuml;nde meşrulaşmak i&ccedil;in &lsquo;&ouml;teki&rsquo; olmaya &ccedil;alışanın &lsquo;&ouml;teki&rsquo; tarafından da kabul edilmeyeceğini; sonunda da kimliksiz ve kişiliksiz olarak ortada kalacağını ifade etmektedir:

&ldquo;Tabiatın olduğu gibi, ahlakın da &lsquo;zorunlu&rsquo; yasaları vardır&hellip;
Bunların en &uuml;nl&uuml;lerinden biri &lsquo;Kendi saadetini başkalarının felaketi &uuml;zerine bina etme!&rsquo; tavsiyesidir. Bir başkası &lsquo;Men dakka dukka!&rsquo; Arap &ouml;zdeyişidir ki, Anadolu&rsquo;da bu &ouml;zdeyiş farklı muhtevayla &lsquo;eden bulur&rsquo; bi&ccedil;iminde yerleşmiştir&hellip;
Tarih şahittir ki, g&ouml;vdesini kurtarmak i&ccedil;in kolunu r&uuml;şvet veren hi&ccedil; kimse, g&ouml;vdesinin de hayrını g&ouml;rmemiştir. Yine sabittir ki, bir b&uuml;t&uuml;ne ait par&ccedil;alardan biri, varlığını diğer par&ccedil;a ya da par&ccedil;aların yokluğu &uuml;zerine bina ediyorsa, bundan başta kendisi, (sonra) b&uuml;t&uuml;n&uuml; oluşturan t&uuml;m par&ccedil;alar zarar g&ouml;r&uuml;r&hellip;
Yine ilkeleri feda etme pahasına olgulara uyum sağlayan, kendisi olmaktan &ccedil;ıkar. Peki, başkası olur mu? Belki evet; fakat &lsquo;&ouml;teki&rsquo; kendisini kabul etsin diye başkalaşan unsuru, bu kez &lsquo;&ouml;teki&rsquo; de kendisinden saymaz. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; &lsquo;&ouml;teki&rsquo;nin ger&ccedil;ek niyeti, onu &lsquo;kendisi gibi etmek&rsquo;ten daha &ccedil;ok &lsquo;kendisi olmak&rsquo;tan &ccedil;ıkarıp kimliksiz ve kişiliksiz bırakmaktır&hellip;
&hellip; Bedene ait bir organın kendi kendine istiklaliyetini (bağımsızlığını) ilan edip m&uuml;stağni tavırlara girmesi ve bedenin isterse tek bir tırnağı olsun, diğer organlarını g&ouml;rmezden gelmesi kendi i&ccedil;ine kapanarak, kendisini kutsayıp gerisini yok saymasıdır&hellip;
Şimdi, d&ouml;v&uuml;nme, ah u vah etme zamanı değil, tevbe ve istiğfar zamanıdır; yani tevbe gibi bir &ouml;zeleştiri zamanıdır&hellip;
Cemaatli dostlarım; kendi payıma t&uuml;m dualarım, endişelerim, tevbe sadedindeki eleştirilerim şimdi sizin i&ccedil;in; bu mealde siz de kendinize dua etmeyi d&uuml;ş&uuml;nm&uuml;yor musunuz?
Bu mevsim, &lsquo;dua&rsquo;, &lsquo;tevbe / &ouml;zeleştiri&rsquo; mevsimi.&rdquo; (Mustafa İslamoğlu; Yeni Şafak; Dua Fidanını, Tevbe Tarlasına, &Ouml;zeleştiri İkliminde Dikme Zamanı, 23.06.1999; )

Dilipak: Batı &Ccedil;alışma Grubu Fethullah G&uuml;len&rsquo;i Kullanıp Attı
Abdurrahman Dilipak 21 Haziran 1999 tarihli k&ouml;şesinde, askerin G&uuml;len&rsquo;i kullanıp attığını ifade ediyor. Bu arada G&uuml;len de askeri kullandığını d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yor olabilir. Ancak Dilipak, bu balayının bittiğini ve k&ouml;pr&uuml;lerin atıldığını d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yor. Dilipak&rsquo;a g&ouml;re G&uuml;len; B&Ccedil;G&rsquo;nin elinde TSE damgalı ılımlı bir M&uuml;sl&uuml;man tipi olarak kullanılmaya m&uuml;saitti ve kullanıldı. Ayrıca Batı ile ABD&rsquo;nin radikal olmayan İslam tercihi ile de &ouml;rt&uuml;ş&uuml;yordu Fethullah G&uuml;len.
Dilipak, Fethullah G&uuml;len&rsquo;e karşı başlatılan kampanyanın derin devletteki g&uuml;&ccedil;ler arasında bir hesaplaşmanın &uuml;r&uuml;n&uuml; de olabileceğini vurguluyor ve G&uuml;len gibi derin devlet tarafından kullanılan diğer yapıların da bu olaydan ders alması gerektiğinin altını &ccedil;izerek bitiriyor yazısını:

&ldquo;&hellip;Bana kalırsa herkes bu işin ger&ccedil;eğini başından beri biliyordu. Fethullah Efendi ise bir siyaset izlediğini d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yor olabilir. Bu oyunda herkes karşısındakini kendi planları istikametinde kullandığını d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;, kullandı da! Ve sonunda bir g&uuml;n k&ouml;pr&uuml;ler atıldı, balayı bitti.
B&Ccedil;G&rsquo;nin elinde Fethullah G&uuml;len ılımlı İslam prototipi olarak, TSE damgalı bir M&uuml;sl&uuml;man tipi olarak kullanışlı bir &ouml;rnekti. Fethullah Efendi&rsquo;nin s&ouml;ylemi, Batı&rsquo;nı ve ABD&rsquo;nin radikal olmayan İslam tercihi ile de &ouml;rt&uuml;ş&uuml;yordu.
Her şey &ccedil;ok a&ccedil;ık!
Devlet farklı zamanlarda farklı kesimlerden insanlarla birlikte &ccedil;alıştı&hellip; Sonra yine aynı devlet, ya da devletin i&ccedil;indeki bir kısım unsurlar, konjonkt&uuml;re bağlı olarak bir anda ipleri kopartıp onları zindana g&ouml;ndermediler mi?
Bu oyun hep b&ouml;yle oynana geldi.
Şu da olabilir. Devletin i&ccedil;indeki, daha doğrusu derin devletteki g&uuml;&ccedil;ler arasında derin bir hesaplaşma yaşanıyor. Birileri bir emrivaki yaparak, karşı kanadın işini bozuyor ve elindeki bilgi ve belgeleri basına sızdırarak sonuca gidiyor.
Medya bu konuda tetik&ccedil;ilik yapıyor.
Fethullah Efendi&rsquo;nin başına gelenler, aynı senaryoda kullanılan diğer isimler i&ccedil;in de ders olsun!&rdquo; (Abdurrahman Dilipak; Akit Gazetesi; İrtica Bahane Vurgun Şahane; 21.06.1999)

Anlayacağımız G&uuml;len hareketi seksenlerden beri devlet&ccedil;ilikten, milliyet&ccedil;ilikten, askercilikten, darbelere ve darbecilere yakın durmaktan hi&ccedil; şaşmamıştır. Aslında g&uuml;len hareketinin en tipik &ouml;zelliği olan &ldquo;tutarsızlık&rdquo; &ldquo;ilkesizlik&rdquo; ve &ldquo;pragmatizm&rdquo;; sadece belli konularda ge&ccedil;erliliğin yitirmektedir. Yani tutarlı oldukları birka&ccedil; konu vardır. Ki sadece bu konularda hep tutarlı(!) ve ilkeli(!) olagelmiştir:
- Derin veya şeffaf (!) t&uuml;m kurumlarıyla devleti ve devlet adamlarını kutsamak.
- Milliyet&ccedil;iliği &ouml;nceliklerinin birinci sırasına koyarak &ldquo;T&uuml;rkiye İslamı&rdquo; senteziyle T&uuml;rkiye Cumhuriyeti adına lobi faaliyeti y&uuml;r&uuml;tmek.
- Uluslararası neoliberal emperyalist siyasi ve ekonomik politikalarla paralel &ccedil;izgide y&uuml;r&uuml;mek.
- Hem T&uuml;rkiye&rsquo;deki hem d&uuml;nyadaki İslamcı ve direniş&ccedil;i yapılarla en ufak bir ilişki ş&ouml;yle dursun; onlara karşı askerle, polisle ve devletlerle aynı safta durmak.
Atasoy M&uuml;ft&uuml;oğlu da neo-nurculuk olarak tanımladığı G&uuml;len hareketini benzer gerek&ccedil;elerle eleştirir:

&ldquo; Neo-nurculuğa y&ouml;nelik d&ouml;rt tane eleştirim var:
1) İslam&rsquo;ı millileştiriyor.
2) İslam&rsquo;ı ehlileştiriyor.
3) M&uuml;stekbirlerle birlikte hareket ediyor, aynı safta g&ouml;r&uuml;n&uuml;yor.
4) B&uuml;t&uuml;n direniş m&uuml;cadelelerini kayıtsız şartsız tahkir ediyor (aşağılıyor). Direniş m&uuml;cadelelerinden İsrail ne kadar rahatsızsa neo-nurculuk da bir o kadar rahatsız.&rdquo; (Atasoy M&uuml;ft&uuml;oğlu; D&uuml;nya B&uuml;lteni; 08/03/2011)

Fethullah G&uuml;len ve hareketinin yukarıda s&ouml;z&uuml; edilen yapısına dair birka&ccedil; &ouml;rnek verip yazımızı bitirelim:

- Fethullah G&uuml;len, 12 Eyl&uuml;l darbesine destek vermiş ve methiyeler d&uuml;zm&uuml;şt&uuml;r. &ldquo;Asker&rdquo; ve &ldquo;Son Karakol&rdquo; adlı yazılarına bakılabilir. Tabi G&uuml;len&rsquo;in web sitesinden değil, orijinalinden. Zira maalesef bug&uuml;n i&ccedil;in sakınca teşkil eden bazı ifadeler web sitesindeki yazılarda tahrif edilmiştir. S&ouml;z gelimi: &ldquo;Son Karakol&rdquo; yazısının son c&uuml;mlesi ger&ccedil;ekte &ldquo;&uuml;midimizin t&uuml;kendiği yerde, Hızır gibi imdadımıza yetişen Mehmet&ccedil;iğe bir kere daha selam duruyoruz.&rdquo; iken, web sitesinde &ldquo;&uuml;midimizin t&uuml;kendiği yerde, Hızır gibi imdadımıza yetişen Mehmet&ccedil;iğe, istihalelerin son kertesine varabilmesi dileğimizi arz ediyoruz.&rdquo; şeklinde tahrif edilmiştir. (http://tr.fgulen.com/content/view/13128/23/)

- K&ouml;rfez Savaşı&rsquo;nda Saddam&rsquo;ın zalim ve diktat&ouml;r bir y&ouml;netici olduğu (ki &ouml;yledir nitekim. Fakat İran&rsquo;la savaşırken b&ouml;yle bir şey duymadık kendisinden. Bir de Saddam zalimse peki ABD ne oluyor.) bahanesine sığınarak, tabi bir de Musul ve Kerk&uuml;k&rsquo;teki milli menfaatler(!) de b&ouml;yle gerektirdiği i&ccedil;in ABD&rsquo;nin safında yer almıştır.
Ey Ağlayan ve Ağlatan Hoca
Burada K&ouml;rfez Savaşı&rsquo;nda Fethullah G&uuml;len&rsquo;in takındığı tavırdan dolayı kendisine y&ouml;nelik Ali Bula&ccedil;&rsquo;ın kaleme aldığı ibretlik yazısını alıntılamayı gerekli g&ouml;r&uuml;yoruz. Fakat ne ilgin&ccedil; ve hazindir ki en az G&uuml;len ve taraftarları kadar, bug&uuml;n i&ccedil;in bu yazıdan ibret alması gerekenlerin başında bize g&ouml;re maalesef Ali Bula&ccedil;&rsquo;ın kendisi gelmektedir.

&ldquo;Ağlayan ve Ağlatan Hoca
&ldquo;Bu yazıyı kaleme aldığımızda K&ouml;rfez Savaşı 3. haftasını doldurmuş oluyordu. Bu ge&ccedil;en s&uuml;re i&ccedil;inde Amerika ve m&uuml;ttefiklerinin Irak&rsquo;ın yerleşim b&ouml;lgeleri, askeri ve ekonomik hedefleri &uuml;zerine yağdırdıkları bomba sayısı &ccedil;oktan 200 bini aşmış durumdaydı. Gece g&uuml;nd&uuml;z, g&uuml;n&uuml;n her saatinde 600 u&ccedil;ak havalanıyor, Adana-İncirlik ve Dahran&rsquo;dan gidip Irak &uuml;zerine &ouml;l&uuml;m yağdırıyor&hellip;
Bu katliama karşı kim suskun kalabilir?&hellip;
&hellip;İnsanlar bu vahşi savaşa, bu soykırıma tepki g&ouml;stermeye başladılar, sokaklara d&ouml;k&uuml;l&uuml;p, Amerika ve m&uuml;ttefiklerini lanetlediler.
T&uuml;rkiye&rsquo;de h&uuml;k&uuml;met &ccedil;evrelerinin bu haklı (tepkilerden) b&uuml;y&uuml;k rahatsızlık duyduğu anlaşılıyor. Hemen karşı propagandaya ge&ccedil;ildi ve K&ouml;rfez Savaşı&rsquo;nın Hıristiyanlarla, M&uuml;sl&uuml;manlar arasında s&uuml;ren bir savaş olmadığını etrafa yaymaya başladılar. &Ouml;nce devletin memuru Diyanet İşleri Başkanı bir deme&ccedil; verdi. Ardından &ldquo;ağlayan ve ağlatan hoca&rdquo;ya, &ldquo;T&uuml;rkiye vaizi&rdquo; stat&uuml;s&uuml;ne &ccedil;ıkartılan emekli bir vaize merkezi camiler tahsis edilerek Saddam H&uuml;seyin aleyhinde vaazlar verildi. D&uuml;n Irak-İran savaşında Ayetullah Humeyni&rsquo;nin zulm&uuml;ne karşı gelen Saddam H&uuml;seyin&rsquo;in erdemlerinden dem vuran Hoca, şimdi yukarıdan aldığı direktifler doğrultusunda, Saddam H&uuml;seyin&rsquo;in kafirliğinden, işlediği zul&uuml;mlerden bahsetmeye başladı. Bu artistlere taş &ccedil;ıkartacak profesyonellikle ağlayarak ve ağlatarak, &uuml;stelik Rasulullah (s.a.v.) adına sa&ccedil;ma sapan r&uuml;yalar uydurarak, Saddam aleyhtarlığı yapan Hoca&rsquo;nın s&ouml;zlerinden &ccedil;ıkan sonu&ccedil;, Amerika&rsquo;nın b&ouml;lgede yaptıklarından dolayı kınanamayacağı, bu y&uuml;z kızartıcı bombardımanlardan mazur g&ouml;r&uuml;leceği sonucudur. Ben kişisel olarak bunu yadırgamadım; &ccedil;&uuml;nk&uuml; adamlar birilerini besliyorlarsa, bunun bir bedeli vardır. Şimdi bu bedeli &ouml;demelerinin tam zamanıdır&hellip;
&hellip;Bunlar &ldquo;zihn-i m&uuml;şevveş&rdquo; (kamdırılan) kimseler değildir, tam aksine &ldquo;muallem&rdquo;(eğitilen) kimselerdir&hellip;
&hellip;Hani Peygamber Efendimiz (s.a.v.) d&uuml;nya M&uuml;sl&uuml;manlarını bir v&uuml;cuda benzetmişti; hani bir organa bir diken batsa diğer b&uuml;t&uuml;n organlar rahatsız olurdu? Irak&rsquo;ta bir organımıza diken batmıyor, adeta koparılıyor.
Ey ağlayan ve ağlatan Hoca! Biraz da bu hadisi hatırlayıp bundan s&ouml;z etsene!..&rdquo; (Ali Bula&ccedil;, Vahdet, 11 Şubat 1991 / http://www.haksozhaber.net/okul_v2/article_detail.php?id=916)

- G&uuml;len; Susurluk olayında devletin, askerin, polisin ve meclisin konumunun zedelenmemesi gerektiğini ifade ederek durduğu yeri tayin etmiştir.
- 28 Şubat darbesinde nerde durduğunu ise detaylı bir bi&ccedil;imde anlattık.
- Baş&ouml;rt&uuml;s&uuml; zulm&uuml;n&uuml;n yaşandığı seksenli ve doksanlı yıllarda direniş&ccedil;iler i&ccedil;in &ldquo;O &ccedil;arşafın altında provokat&ouml;r erkekler var.&rdquo;, sonra da baş&ouml;rt&uuml;s&uuml; &ldquo;furuattır&rdquo;, yani vazge&ccedil;ilebilirdir, diyerek direniş hattını b&ouml;lm&uuml;ş ve yine egemenlerin yanında safını tutmuştur. (Bu arada istismar edilen &lsquo;furuat&rsquo; kavramının fıkhi a&ccedil;ıdan doğru bir tespit olmakla birlikte; tevhid, adalet, n&uuml;b&uuml;vvet ve ahiret gibi sayılı birka&ccedil; konunun dışındaki namaz, oru&ccedil;, hac, zekat, zina, hırsızlık, yalan, &ccedil;ıplaklık, faiz, adam &ouml;ld&uuml;rme vs. gibi ibadet ve muamelata dair t&uuml;m konuların da &lsquo;furuat&rsquo; olarak adlandırıldığının altını &ccedil;izmek isteriz. Yani bu kapıyı araladığınızda ortada din diye bir şeyin kalmayacağını belirtmek isteriz.)
- Irak&rsquo;ın ikinci defa ABD tarafından işgal edileceği 2003 yılında 1 Mart Tezkeresinin mecliste tartışıldığı d&ouml;nemde, hoşg&ouml;r&uuml; ve barışı dilinden d&uuml;ş&uuml;rmeyen G&uuml;len hareketine mensup kimi yazarlar &ouml;yle yazılar kaleme aldılar ki; M&uuml;sl&uuml;man olmak ş&ouml;yle dursun, insanlıktan zerre kadar nasibini almış hi&ccedil; kimse o satırları kaleme alamazdı, diye d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yoruz. (Bakınız: H&uuml;seyin G&uuml;lerce, 26.12.2002; Ali H. Aslan, 29.12.2002; Mustafa &Uuml;nal, 27.12.2002)
- Ve Mavi Marmara olayı. İnsanlığını, vicdanını, adalet duygusunu yitirmemiş t&uuml;m insanların ya i&ccedil;inde ya da yanında yer aldığı Mavi Marmara olayına karşı &ccedil;ıkan tek kişi, tek din adamı ve tek yapı Fethullah G&uuml;len ve Hareketidir. Tabi İsrail, ABD ve yandaşlarını saymazsak. Gerek&ccedil;isi de hazır; &lsquo;Otoriteye isyan&rsquo;. Oysa Fethullah G&uuml;len, M&uuml;sl&uuml;man olmanın ilk kelimesinin &lsquo;isyan&rsquo; ile başladığını, İslam&rsquo;a girmenin ilk adımının mevcut zul&uuml;m sistemlerine ve &lsquo;otoritelerine&rsquo; &lsquo;La / Hayır&rsquo; demek olduğunu, b&uuml;t&uuml;n peygamberlerin kendi d&ouml;nemlerindeki zalim otoritelere başkaldırarak ve isyan ederek tevhidi m&uuml;cadeleyi başlattıklarını bilmiyormuş gibi konuşuyor.
G&uuml;len, zalim otoriteye başkaldırıya karşı &ccedil;ıkmakla kalmıyor; daha sonra Mavi Marmara&rsquo;da katledilenlerin şehit bile olamayacağını, zira &lsquo;Şehit olmaya gidiyoruz&rsquo; dediklerini, bu nedenle bile bile &ouml;l&uuml;me gittiklerini s&ouml;ylemekte de bir beis g&ouml;rm&uuml;yor. C&uuml;neyt &Ouml;zdemir&rsquo;den dinliyoruz:

&ldquo;Sohbetimiz sırasında konu İsrail ve Mavi Marmara gemisine geliyor. Fethullah G&uuml;len Mavi Marmara&rsquo;da pek &ccedil;ok g&ouml;n&uuml;ll&uuml;n&uuml;n s&uuml;rekli tekrar ettiği &lsquo;şehit olmaya gidiyoruz&rsquo; retoriğine şiddetle karşı &ccedil;ıkıyor. B&ouml;ylesine bir şeyin şehitlik bile kabul edilemeyeceğini s&ouml;yl&uuml;yor.&rdquo; (http://tr.fgulen.com/content/view/18615/12/)

Aslında bu s&ouml;zlere denecek &ccedil;ok şey var. Fakat biz yine bu makalede izlediğimiz y&ouml;ntemimizi takip etmeye devam edelim ve burada serdedilen g&ouml;r&uuml;şlerin vicdandan, insaftan ve adaletten uzak olduğunu; buna karşılık pragmatizm, zillet, teslimiyet, ilkesizlik, kişiliksizlik ve kimliksizlik koktuğunu G&uuml;len&rsquo;in yine kendisine başvurarak yazımıza son verelim. Bizce iki apayrı kişi(lik)le karşı karşıyayız. Aksi halde vicdan, adalet ve insaf sahibi hi&ccedil; kimse hem Mavi Marmara ile ilgili yukarıdaki s&ouml;zlerin hem de aşağıya alıntıladığımız s&ouml;zlerin sahibinin aynı kişi olabileceğine inanamaz:

&ldquo; Şehid Olamama Burukluğu
Alparslan, Malazgirt&rsquo;te &uuml;zerine giydiği beyaz urbasıyla ordusunun karşısında &icirc;r&acirc;d ettiği hutbesinde, c&uuml;bbesinin kendisine kefen olmasını niyaz ediyordu. Sanki o, harp meydanına muzaffer olmaktan daha &ccedil;ok şehid olmak i&ccedil;in gelmiş bulunuyordu. Ve bunu, giydiği kefeniyle de bizzat g&ouml;steriyordu. Onun i&ccedil;in de, kendi ordusunun birka&ccedil; misli d&uuml;şmanla teredd&uuml;ts&uuml;z yaka-pa&ccedil;a olabiliyordu.. ve oldu da.. Oldu ama, g&uuml;n&uuml;n sonunda i&ccedil;i biraz buruktu. Zira şehid olmak istemiş, fakat olamamıştı&hellip; Sonrası malum&hellip; &rdquo; (Fethullah G&uuml;len, Fasıldan Fasıla II, Perspektife Giren Şahıslar)
&ldquo; D&uuml;nyanın neresinde olursa olsun ortada bir zul&uuml;m varsa, m&uuml;min o zulm&uuml; ortadan kaldırmak zorundadır. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; m&uuml;min yery&uuml;z&uuml;n&uuml;n muvazene unsurudur. Bunun i&ccedil;in de, &ouml;nce &ccedil;evresinden işe başlamalı ve g&uuml;c&uuml; nispetinde bu daireyi genişletmenin &ccedil;arelerini araştırmalıdır. Bu mevzuda himmet &ouml;yle &acirc;li tutulmalıdır ki, perspektife b&uuml;t&uuml;n cihan alınmalı ve sistem de ona g&ouml;re akort edilmelidir.&rdquo; (Fethullah G&uuml;len, İla-yı Kelimetullah)

Kimileri, &ouml;zellikle G&uuml;len hareketi mensupları şunu diyecektir.&nbsp;&ldquo;Canım Fethullah G&uuml;len, takiyye yapıyor. Bunu bilmeyecek ne var?&rdquo; B&ouml;yle diyenlere Fethullah G&uuml;len&rsquo;in, &lsquo;Bana takiyye isnadında bulunmak, k&uuml;f&uuml;r isnadında bulunmakla eşdeğerdir.&rsquo; mealindeki s&ouml;z&uuml;n&uuml; hatırlatırız.
&ldquo;Takiyye meselesine gelince takiyye meselesi Farslıların icat ettikleri Alevilik i&ccedil;inde bir prensiptir&hellip; Hele S&uuml;nnilerde takiyye mevzubahis hi&ccedil; değildir. Bana takiyye isnadı, nifak isnadı, k&uuml;f&uuml;r isnadı gibi bir şey gelir.&rdquo; (Reha Muhtar&rsquo;la, Ateş Hattı, TRT 1, 03.07.1995)
Fakat yine de &ldquo;Zaten takiyye dediğin b&ouml;yle olur!&rdquo; diyenlere de diyecek bir şey bulamıyorum. Sadece şunu diyebilirim: B&ouml;yle bir mantığın, b&ouml;yle bir d&uuml;ş&uuml;ncenin ne dinde ne insanlıkta ne de vicdanda yeri vardır. Bu d&uuml;ş&uuml;nce olsa olsa bir bedende iki ayrı insan tipi, yani dini tabirle ikiy&uuml;zl&uuml; insan yetiştirir. İ&ccedil;eride başka, dışarıda başka; eski d&ouml;nemde başka, yeni d&ouml;nemde başka; topluma d&ouml;n&uuml;k y&uuml;z&uuml; başka, kendi yapısına d&ouml;n&uuml;k y&uuml;z&uuml; başka; toplumun geneline d&ouml;n&uuml;k yaptıkları medya faaliyeti ve programlar (T&uuml;rk&ccedil;e olimpiyatları gibi) başka, kendi aralarında yaptıkları programlar başka; başka, başka, başka ve en nihayetinde bambaşka&hellip;
&nbsp;
&Ouml;ZEL DOSYA
DOĞAN &Ouml;ZL&Uuml;K / PLATFORM HABER ]]> </content:encoded><category domain="https://www.adanagundemi.com/analiz-haberleri">ANALİZ</category><dc:creator><![CDATA[Fethullah Gülen Hareketi ve Darbeler - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 05 Dec 2013 09:13:40 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/20131205_044463.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/20131205_044463.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/20131205_044463.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Piri Reis haritasındaki Diyarıbekir şifresi...]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.adanagundemi.com/haber-piri-reis-haritasindaki-diyaribekir-sifresi-4126.html</guid>
                    <link>https://www.adanagundemi.com/haber-piri-reis-haritasindaki-diyaribekir-sifresi-4126.html</link>
                    <description><![CDATA[Tarih boyunca üzerine çeşitli tartışmalar yapılan Piri Reis haritasında yeni bir şifre çıktı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 'Piri Reis Haritası'nın Şifresi' adlı kitabın yazarı araştırmacı Metin Soylu, &uuml;nl&uuml; T&uuml;rk denizcisinin haritadaki bir b&ouml;lgeye 'Ani Diyarıbekir' ismini vermesinin sırrını &ccedil;&ouml;zmeye &ccedil;alışıyor.
Soylu, Milliyet gazetesinden G&ouml;khan Karakaş'a konuyla ilgili verdiği bilgide, "Piri Reis, T&uuml;rkiye &uuml;zerinde tek bir vilayetin ismini yazmıştır. O isim de (Diyarıbekir) şimdiki adıyla Diyarbakır'dır. 'Ani Diyarıbekir' olarak isimlendirdiği yerin Anadolu'yla ya da bug&uuml;nk&uuml; Diyarbakır&rsquo;la coğrafi olarak bağı yok. &Ccedil;ok uzak iki mesafe. Bunun kesinlikle bir anlamı olmalı. Belki de bu bir şifredir" dedi.
UNESCO, haritanın &ccedil;izildiği tarihin 500. Yılı nedeniyle 2013 yılını 'D&uuml;nya Piri Reis Yılı' ilan ederken, harita yıprandığı gerek&ccedil;esiyle bu yıl sadece bir kez ziyarete a&ccedil;ıldı. Soylu, orijinali Topkapı Sarayı&rsquo;nda bulunduğu bilinen haritanın 1987&rsquo;den beri T&uuml;rkiye'de olmadığını iddia ediyor.
Haritadaki 'Diyarıbekir' yazısının her y&ouml;n&uuml;yle ilgin&ccedil; olduğunu belirten yakın&ccedil;ağ tarihi uzmanı Do&ccedil;. Dr. B&uuml;lent Arı da, "Diyarbakır Piri Reis'in yaşadığı yıllarda Amed olarak bilinirdi. Diyarbakır isminin verilmesi 16. y&uuml;zyıl sonlarına doğru ger&ccedil;ekleşti. Piri Reis&rsquo;in haritasında b&ouml;yle bir şehir olarak Fas-Cezayir arasında bir yeri işaretlemesi ger&ccedil;ekten &ccedil;ok ilgin&ccedil;. Coğrafyada farklı zamanlarda farklı yerlere aynı isim verildiği olmuştur. Trablusgarp ya da İskenderiye bunun en g&uuml;zel &ouml;rneğidir. O yıllarda o b&ouml;lgede bu isimle anılan bir yer olsa bile araştırılması gerekli&rdquo; dedi. ]]> </content:encoded><category domain="https://www.adanagundemi.com/analiz-haberleri">ANALİZ</category><dc:creator><![CDATA[Piri Reis haritasındaki Diyarıbekir şifresi... - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 27 Nov 2013 17:29:39 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/20131127_727274.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/20131127_727274.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/20131127_727274.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Gülen cemaati-Ak Parti çekişmesinin arka planı ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.adanagundemi.com/haber-gulen-cemaati-ak-parti-cekismesinin-arka-plani-4077.html</guid>
                    <link>https://www.adanagundemi.com/haber-gulen-cemaati-ak-parti-cekismesinin-arka-plani-4077.html</link>
                    <description><![CDATA[Gazeteci yazar Zihni Çakır, AK Parti ile Fethullah Gülen cemaati arasındaki gerilim iddialarına ilişkin ilginç iddialarda bulundu... ]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Gazeteci Yazar Zihni, h&uuml;k&uuml;metle G&uuml;len cemaati arasındaki anlaşmazlığın ge&ccedil;mişe dayandığını iddia etti. Cemaatin, Milli G&ouml;r&uuml;ş ekol&uuml;ne soğuk olduğunu iddia eden &Ccedil;akır, "Cemaat okulları i&ccedil;in g&uuml;&ccedil; odaklarıyla ittifaklar kurdu" ifadelerini kulandı.&nbsp;on5yirmi5.com'a konuşan &Ccedil;akır, Cemaat i&ccedil;indeki bir grubun &nbsp;kendi &ccedil;ıkarlarını milli &ccedil;ıkarların &ouml;n&uuml;ne koyduğunu dilegetirdi. Zihni &Ccedil;akır, 'Ak Partiye oy vermeyin demek cemaati par&ccedil;alar" dedi. işte o r&ouml;portaj:MİLLİ G&Ouml;R&Uuml;Ş İDEOLOJİSİ İLE CEMAAT BARIŞIK DEĞİL
Son g&uuml;nlerde medyaya yansıyan tartışmalardan Fethullah G&uuml;len Cemaati ya da Hizmet Hareketi ile AK Parti arasında bir gerilim olduğu g&ouml;r&uuml;l&uuml;yor. Bu gerilim nasıl başladı ve bu noktaya nasıl gelindi?&nbsp;Ben sizden &ouml;ncelikle bunu &ouml;ğrenmek istiyorum.
Bu sorunu temelinden anlayabilmek i&ccedil;in biraz cesur olmak ve bazı ger&ccedil;ekleri kabullenmek gerekiyor. Hepimiz biliriz ki Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarını oluşturan kadroların geldiği siyasal gelenek, ideolojik referans Milli G&ouml;r&uuml;ş k&uuml;lt&uuml;r&uuml; ve kimliğidir. Her ne kadar Başbakan Recep Tayyip Erdoğan iktidarının ilk d&ouml;nemlerinde toplumu kucaklamak, merkez sağı toparlamak ve muhafazakar demokrat kimliği &uuml;stlenmek adına, Milli G&ouml;r&uuml;ş kimliğini &ouml;n plana &ccedil;ıkarmamaya &ccedil;alışmış olsa da insanların 40'lı 50'li yaşlara kadara taşıdıkları ideolojik referansı bir anda yok saymaları m&uuml;mk&uuml;n değil.Bu bağlamda ben Adalet ve Kalkınma Partisi kadrolarının geldiği ideolojik referansın, Cemaat'in, Fethullah G&uuml;len'in liderliğini yaptığı Hizmet hareketinin d&uuml;nya g&ouml;r&uuml;ş&uuml; ile ge&ccedil;mişten bu yana bir t&uuml;rl&uuml; barışık olmadığını artık kabul etmek gerektiğini d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum. Bunu &ccedil;ok net bir şekilde ifade etmek gerektiğini d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; siz bunu Milli G&ouml;r&uuml;ş camiasındaki herhangi birine, camianın ge&ccedil;mişini bilen birine s&ouml;yleseniz kabul eder ama ifade etmez.ERBAKAN'A SAYIN DEMEMİŞTİ  Hizmet hareketi i&ccedil;erisinde &uuml;st kademelerde yer almış bir insana da bunu s&ouml;yleseniz, kabul eder ama ifade etmez. Bug&uuml;n Cemaatle, AK Parti iktidarı arasındaki gerilim ve kavganın temel &ccedil;ıkış noktalarından birisi bu iki g&ouml;r&uuml;ş farklılığından kaynaklanmaktadır.Mesela tam olarak tarih hatırlamamakla birlikte Sayın Fethullah G&uuml;len Hocaefendi'nin Yal&ccedil;ın Doğan'la yapmış olduğu bir televizyon programında, canlı yayında kendisine y&ouml;nelik soruları cevaplandırırken B&uuml;lent Ecevit, Tansu &Ccedil;iller, Mesut Yılmaz, S&uuml;leyman Demirel gibi isimlere y&ouml;nelik bulunduğu saygıyı ifade eden 'sayın ve saygıdeğer' sıfatlarını rahmetli Necmettin Erbakan ile ilgili olarak kullanmakta imtina ettiğine ve 'o şahıs' dediğine tanık oluruz. Bu sosyal medyada paylaşıldı.&nbsp;Bunu bende paylaştım ve Cemaat cephesinden b&uuml;y&uuml;k tepki aldım ama bu bir ger&ccedil;ektir. Bu kavganın altında yatan ger&ccedil;eklerden birisi budur.
CEMAAT OKULLARI İ&Ccedil;İN ABD G&Uuml;&Ccedil; ODAKLARIYLA İTTİFAKLAR KURDU
Diğerine gelince... G&uuml;len hareketi b&uuml;y&uuml;d&uuml; ve devasa bir yapıya d&ouml;n&uuml;şt&uuml;. Bir anlamda Opus Dei ya da İlluminati'yi d&uuml;ş&uuml;n&uuml;n, bunlar gibi k&uuml;resel bir hareket haline geldi. K&uuml;resel bir hareket haline gelince Hizmet hareketi, dini bir hareket, dini bir cemaat olgusunu bir kenara bırakıp, hoşg&ouml;r&uuml; ve diyalog adına b&uuml;t&uuml;n insanlığa, hi&ccedil;bir insan ayırt etmeksizin b&uuml;t&uuml;n insanlığa hitap ettiğini s&ouml;yleyip, bunu da ispat etmeye &ccedil;alıştığında İslami değerlerden uzaklaştı. Haliyle Hizmet hareketi T&uuml;rkiye'nin sınırları dışındaki g&uuml;&ccedil; odaklarıyla bir takım ittifakları gelişti.CEMAATİ KULLANMAK İSTEYENLER VARİşte T&uuml;rk Cumhuriyetlerini d&uuml;ş&uuml;n&uuml;n, oradaki okulların mevcudiyetini koruyabilmek i&ccedil;in o &uuml;lkelerdeki siyasal iktidarlarla bir takım ittikaflar i&ccedil;ine girdi. Amerika'daki, Avrupa'daki, Afrika'daki, Kuzey Afrika'daki, Ortadoğu'daki okullarını ayakta tutabilmek i&ccedil;in o b&ouml;lgelerdeki iktidarlarla ve siyasal g&uuml;&ccedil; odakları ile ittifaka girdi. Bu tip ittifaklarla devasa bir g&uuml;&ccedil; haline d&ouml;nm&uuml;ş olan Cemaat'in i&ccedil;erisine, Cemaat'in o g&uuml;c&uuml;n&uuml; ve yayılımcı yapısını kullanmaya &ccedil;alışan kesimler, odaklar da kendi insanlarını yerleştirdiler.Bunu k&uuml;resel anlamda d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;n&uuml;z zaman T&uuml;rkiye'de AK Parti iktidarı ile &ccedil;ıkan gerilimin ve kavganın i&ccedil;erisinde bu g&uuml;&ccedil;ler yer aldı. Mesela ben buna &ccedil;ok net adres vermişimdir. Amerika'daki bir grubun, yani Ortadoğu'da Amerikan &ccedil;ıkarlarına uygun bir İslami anlayışı oturtmaya &ccedil;alışan bir grubun sızdırdığı adamlardır AK Parti ile Cemaat arasındaki şiddetli gerilimi k&ouml;r&uuml;kleyenler.
AK PARTİ'YE DAYATMA YAPIYORLARKamu kurumlarındaki hizmetlerin bile aksaması noktasına gelmesine sebep olanlar, bu Amerika'nın kontrol&uuml;nde olan kişilerdir. Bu kavgayı bu şekilde okuyabiliriz.
Bir yandan temelden kaynaklanan ideolojik bir d&uuml;nya bakış a&ccedil;ısına y&ouml;nelik ayrılıklar, diğer yandan Cemaatin b&uuml;y&uuml;mesinden yola &ccedil;ıkarak, Cemaatin i&ccedil;ine ajanlarını sıkıştıran g&uuml;&ccedil; odakları, AK Parti iktidarına dayattıkları politikaları ya da yapmamasını istedikleri politikaları, engelleyemedikleri veya hayata ge&ccedil;iremediklerinde, Cemaat i&ccedil;erisindeki o kişiler &uuml;zerinden, Cemaati bir tetik&ccedil;i gibi kullanmaktadır.
TODAY'S ZAMAN İNGİLİZ EKOL&Uuml;YLE İTTİFAK HALİNDE, MİLLİ &Ccedil;IKARLARLA HAREKET ETMİYOR
Son g&uuml;nlerde medyada da bu &ccedil;atışmanın yoğunlaştığını g&ouml;r&uuml;yoruz. &Ouml;zellik Today's Zaman'ın yayınlarında AK Parti ve &ouml;zellikle Başbakan Erdoğan'ın hedefe koyulduğu s&ouml;yleniyor. Today's Zaman dış politikada ağırlığı olan bir gazete. Sizce bu nasıl okunmalı?
Sadece İngilizce yayın yaptığı i&ccedil;in dış politika ağırlıklı bir gazete ve sosyal medya ağı olarak değerlendirmemek gerekiyor. Ben Today's Zaman'ı, Today's Birmingham Times ya da Today's London Times olarak değerlendiriyorum. Niye? &Ccedil;&uuml;nk&uuml; Today's Zaman grubunu y&ouml;netenler bir ekol&uuml;n etkisi altında. D&uuml;nyada ağırlıklı olarak İngiliz ekol&uuml;, Alman ekol&uuml;, Amerikan ekol&uuml; olarak tabir edilen ekoller vardır. Amerikan ve İngiliz ekol&uuml;n&uuml;n s&uuml;rekli bir ittifak halinde hareket etmesinden hareketle de Today's Zaman'ı y&ouml;netenler İngiliz ekol&uuml; altında insanlardır.
MİLLİ DEĞERLERİ TANIMAZLAR
Yani İngiltere'nin Amerika ile ortak &ccedil;ıkarları ya da İngiltere'nin kendi devlet &ccedil;ıkarlarının s&ouml;z konusu olduğu durumlarda hi&ccedil;bir milli değeri tanımazlar, hi&ccedil;bir milli değer i&ccedil;in hareket etmezler, hi&ccedil;bir milli değeri hayata ge&ccedil;irmeye &ccedil;alışmazlar. Sadece ama sadece o politikalar ge&ccedil;erlidir. Today's Zaman da bence &ouml;yle kadroların elinde bug&uuml;n.
&Ccedil;&uuml;nk&uuml; Today's Zaman'ın yayın politikası ile Cemaatin ve Hizmet hareketinin T&uuml;rkiye'de izlemiş olduğu &ccedil;izgiyi asla &ouml;rt&uuml;şt&uuml;remiyorum. Hatta ge&ccedil;in onu, biraz &ouml;nce anlattığım k&uuml;resel g&uuml;&ccedil; odaklarıyla entegrasyon s&uuml;recindeki ittifaklarıyla da a&ccedil;ıklamak m&uuml;mk&uuml;n değil. Bu &uuml;lkenin başbakanını hedef alan ulusalcı s&ouml;ylemlerden &ccedil;ok daha sert s&ouml;ylemler kullanıp Başbakan'a saldırıyor.
Ki Hizmet hareketi, o Başbakan'la ve siyasi kimlikle hala ittifak halinde olmaya devam etmeye &ccedil;alışıyor. B&ouml;yle bir yayın &ccedil;izgisini ben Hizmet hareketi ile birlikte de d&uuml;ş&uuml;nemem, T&uuml;rk milli kimliğine ve T&uuml;rkiye'nin &ccedil;ıkarlarına uygun hareket eden bir yayın grubu olarak da d&uuml;ş&uuml;nemem.
FİDAN İSRAİL'İ &Ccedil;OK RAHATSIZ ETTİ
Bu tartışmaların en &ccedil;ok alevlendiği olaylardan biri 7 Şubat'ta MİT M&uuml;steşarı Hakan Fidan i&ccedil;in hazırlanan fezleke oldu. Başbakan Erdoğan, buna &ccedil;ok sert tepki verdi. Orada bir darbe girişimi olduğu s&ouml;yleniyor. İsrail'in de Hakan Fidan'ı istemediği y&ouml;n&uuml;nde a&ccedil;ıklamaları olmuştu. T&uuml;m bunları nasıl değerlendiriyorsunuz? Hakan Fidan'a y&ouml;nelik girişim Cemaat'le ilişkilendirilebilir mi?
B&uuml;t&uuml;n bu olayın dramatize boyutu bu değil mi? Bu işin &ouml;zellikle AK Parti ve Başbakan Erdoğan'a g&ouml;n&uuml;l vermiş kişileri, sandık başına gidip demokratik tercihini AK Parti'den yana kullanmış kesimleri &uuml;zen, onların vicdanlarında derin yaralar a&ccedil;an bu değil mi? Her ne kadar, 'İlk &ccedil;ıkışta insani bir harekettir' diyorsa da H&uuml;seyin G&uuml;lerce veya Ekrem Dumanlı, ge&ccedil;mişte İslami bir hareket olduğu i&ccedil;in insanların tevecc&uuml;h&uuml;n&uuml; kazanmış G&uuml;len Cemaati'nin İsrail politikaları ile paralel bir politika izlemesi Allah aşkına hangi vicdana sığar, hangi vicdan bunu kabul eder?İsrail'in d&uuml;nyada ilk defa bir devletin i&ccedil;işlerine karışıp, bir devletin M&uuml;steşarlığına gelen isme m&uuml;dahale etmeye &ccedil;alışması gibi hayasızca bir hareket ortada iken, Hakan Fidan'a karşı tavrı bu kadar net iken, Hizmet hareketi de, İsrail'le bu kadar paralel nasıl hareket eder? Sıradan bir bakanlığın m&uuml;steşarına itiraz etmiyor, MİT başındaki isme itiraz ediyor İsrail. Bu ne demektir? Bu adam orada olduğu s&uuml;rece benim menfaatlerime, İsrail'in b&uuml;y&uuml;k devlet olma hayallerine engeldir.
İSRAİL'İN TAVRI NEYSE CEMAATİ'N DE AYNI  Peki Cemaat, İsrail'in Ortadoğu'da yayılma hayallerinin aracı mıdır ki, b&ouml;yle ittifakları var? Eşit derecede Hakan Fidan'a verdikleri rahatsızlıkları var. Bunu nasıl a&ccedil;ıklayabilirler bana? Cemaat siyasi parti midir ki, İsrail'le ittifak halinde olsun ya da devlet politikası olarak b&ouml;yle hareket etsin, bunu meşrulaştırsın? Cemaat siyasi hareket değildir. Cemaat bir dini harekettir bence. Peki İsrail'le ittifakın anlamı nedir?Peki Amerika'daki gruplarla ittifakın anlamı nedir? Ortadoğu'daki gruplarla ittifakın anlamı nedir? M&uuml;sl&uuml;man Kardeşler'e y&ouml;nelik Cemaatin i&ccedil;erisinde son d&ouml;nemde ısrarla ortaya konulan tepkinin, nefretin, kinin sebebi nedir? Hizbullah ile eş durumda tutacak kadar M&uuml;sl&uuml;man Kardeşler'e y&ouml;nelik Cemaat tepkisinin sebebi nedir? İsrail'den farklı bir gerek&ccedil;e varsa bunu a&ccedil;ıklasınlar, bizde bilelim. İsrail'in Ortadoğu'daki İslami hareketlere y&ouml;nelik tavrı neyse Cemaati'n de aynı. İsrail'in T&uuml;rkiye'ye karşı b&uuml;rokrasiye tavrı neyse Cemaatin de aynı. Amerika'nın neyse cemaatin de aynı.Yani Cemaat ile AK Parti arasındaki &ccedil;ekişmenin sebebini okumak i&ccedil;in bu da yeterli aslında. İsrail ve Amerika, Başbakan'ın b&uuml;t&uuml;n a&ccedil;ıklamalarından rahatsız. Aynı şekilde Cemaat de AK Parti iktidarından rahatsız. Amerikan ve İsrail istihbarat birimlerinin &ouml;zellikle T&uuml;rkiye'de AK Parti iktidarının itibarı yok etmeye ama&ccedil;lı manupilatif &ccedil;alışmaları Cemaat medyasında sayfa sayfa yayınlanmaya &ccedil;alışıldı. Bu nasıl ittifaktır? Bu nasıl kirli bir ittifaktır. Yani bunu hangi vicdanla a&ccedil;ıklayacaklar?
CEMAATİN RAHATSIZ OLDUĞU ŞEY AK PARTİ'NİN DEVLETİ CEMAATE TESLİM ETMEMESİ Cemaatin rahatsız olduğu temel konular neler?
Cemaatin rahatsız olduğu temel konu yok. Cemaattin rahatsız olduğu şey AK Parti'nin devleti Cemaate teslim etmemesi. Yani Cemaat i&ccedil;indeki sızma gruplar olarak değerlendiriyorum ben onları, onlar AK Parti'den devlete m&uuml;dahale yetkisi istediler. Yani devletin yetki alanlarına girmeye &ccedil;alıştılar. Yani K&uuml;rt sorununu &ccedil;&ouml;z&uuml;m&uuml;n&uuml; bize teslim et dediler. TSK'yı bize teslim et dediler. Emniyeti teslim ettin ne ala, şimdi de MİT'i teslim et dediler. Emniyeti teslim etti, Başbakanlık'ta b&ouml;cekler &ccedil;ıktı. Şimdi kime nasıl teslim edeceksin devleti? Cemaat i&ccedil;erisine sızmış bu kadar art niyetli grup varken, uluslararası istihbarat birimlerinin uşaklığını yapan yapılar varken, siz Cemaat'e nasıl teslim edeceksiniz? Sonra Cemaatin g&ouml;revi devleti y&ouml;netmek midir?
PARALEL DEVLET YAPILANMASI KURDULAR
Bir paralel devlet yapılanması mı s&ouml;z konusu?
Kurdular. Ergenekon soruşturma s&uuml;reci, Balyoz soruşturma ve davası, Poyrazk&ouml;y derken maalesef ama maalesef Cemaat'ten g&uuml;&ccedil; alanlar, Cemaat'in o manevi ikliminden g&uuml;&ccedil; alanlar bir paralel devlet yapılanması kurdular. Bu yapıyı lağvetmek MİT'in ve Emniyetin g&ouml;revidir. Zaten bu &ccedil;atışmanın her ge&ccedil;en g&uuml;n&uuml; k&ouml;r&uuml;klenmesinin sebebi de bunu tasfiye etmeye y&ouml;nelik hareketlerdir. İşte Emniyet istihbaratında bir tasfiye s&uuml;reci yaşandı. Neden? &Ccedil;&uuml;nk&uuml; paralel bir devlet yapılanmasına hizmet ediyor. H&uuml;k&uuml;mete ve devlete hizmet etmiyor, o d&ouml;nem i&ccedil;in s&ouml;yl&uuml;yorum bunu. Akıllara zarar uygulamalar var.
AK PARTİ'YE OY VERİLMEYECEK DENMESİ CEMAATİN PARAMPAR&Ccedil;A OLMASI DEMEKTİR
&Ouml;n&uuml;m&uuml;zde 3 &ouml;nemli se&ccedil;im var. Yerel se&ccedil;im, cumhurbaşkanlığı se&ccedil;imi ve genel se&ccedil;imler var. Bu &ccedil;atışma se&ccedil;imlere de yansır mı?
Hi&ccedil; &ouml;nemli değil. Cemaat'teki bu aklı evvellerin, yani kendini y&ouml;netmeye bile muktedir olamayacak Cemaat i&ccedil;erisindeki zavallıların, &ouml;zellikle ve &ouml;zellikle şu konjonkt&uuml;r i&ccedil;inde, AK Parti'ye oy verilmeyecek gibi -onlar toplantılarında g&uuml;ndem diyorlar- bir g&uuml;ndem g&ouml;ndermesi demek, Cemaat'in parampar&ccedil;a olması demektir. Cemaat'e g&ouml;n&uuml;l verenler b&ouml;yle bir ahlaksız oyun i&ccedil;erisinde yer almazlar. Bunların se&ccedil;ime yansıması bu şekilde olmaz.Ben buna inanmıyorum. Şu olur, b&ouml;yle bir hatanın i&ccedil;erisine d&uuml;şerlerse eğer &uuml;lke i&ccedil;in hayırlı olur. Nasıl hayırlı olur? Cemaat i&ccedil;erisindeki o sızma grubun temizlenme şansı elde edilir. Ama ben &ouml;n&uuml;m&uuml;zdeki se&ccedil;imlerden &ccedil;ok Ağustos ayının sonu ve Eyl&uuml;l aylarını başlarında yeni bir darbe girişimiyle ilgili hazırlanacak olan o karanlık eylemlere dikkat &ccedil;ekmek istiyorum.
Gezi olaylarıyla ilgili olarak s&ouml;yl&uuml;yorsunuz herhalde...
Evet, Cemaati oradan uzak tutmaya &ccedil;alışması lazım Cemaat tabanının. Doğru olan da bu. Cemaat i&ccedil;inde bu yapı, Gezi Parkı'nın devamı olacak, h&uuml;k&uuml;mete y&ouml;nelik o eylemleri kaşıyacaktır. Emniyet'in oradaki tavırlarına dikkat edilmesi gerekiyor. Emniyet'te hala o gruplarla hareket eden yapılar var. &Uuml;st d&uuml;zeyde amirler, m&uuml;d&uuml;rler var.
CEMAAT GEZİ'YE DESTEK VERDİ Gezi Parkı olaylarında Cemaat'in bir etkisi var mıydı?
Gezi Parkı'nda Cemaat başından sonuna kadar vardı.
Nasıl vardı? Taban olarak mı?
Taban olarak değil. Mehmet Baransu vardı, Emre Uslu vardı, &Ouml;nder Ayta&ccedil; vardı ve bunlara inanan Cemaat'teki saf niyetli insanlar vardı. Ama bunlar kaşıma anlamında, Gezi Parkı'nı meşrulaştırma anlamında, Batı'da Gezi Parkı'yla ilgili h&uuml;k&uuml;mete y&ouml;nelik tepkinin oluşması anlamında en başta yer aldılar. Başından sonuna kadar da bulundular.
Gezi Parkı ile ilgili olaylar se&ccedil;imlerden daha &ouml;nemli diyorsunuz? Evet, kesinlikle... ]]> </content:encoded><category domain="https://www.adanagundemi.com/analiz-haberleri">ANALİZ</category><dc:creator><![CDATA[Gülen cemaati-Ak Parti çekişmesinin arka planı  - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 19 Nov 2013 08:45:10 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/20131119_405775.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/20131119_405775.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/20131119_405775.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Ortadoğu'da yaşananlar &#8220;doğum sancısı&#8220; ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.adanagundemi.com/haber-ortadoguda-yasananlar-dogum-sancisi-4038.html</guid>
                    <link>https://www.adanagundemi.com/haber-ortadoguda-yasananlar-dogum-sancisi-4038.html</link>
                    <description><![CDATA[Rabia Platformu Sözcüsü ve gazeteci yazar Abdurrahman Dilipak, Suriye, Filistin ve Mısır'da yaşanan sıkıntıların, "doğum sancısı" olduğunu söyledi. ]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Dilipak, Enderun Eğitim Vakfı Konya Şubesi tarafından, Mevlana K&uuml;lt&uuml;r Merkezi'nde d&uuml;zenlenen "Yeni Bir Medeniyetin İnşasında Rabia Neslinin Sorumlulukları" konferansında yaptığı konuşmada, Ortadoğu'da M&uuml;sl&uuml;man &uuml;lkelerin halklarında uyanışın hakim olduğunu belirtti.
ABD'nin Mısır'da yaşanan askeri darbeye "darbe" diyemediğini vurgulayan Dilipak, "Amerika, su&ccedil;&uuml;st&uuml; oldu, darbeciye 'darbeci' diyemiyor. Bu s&uuml;re&ccedil;te i&ccedil;imizdeki hainleri ve işbirlik&ccedil;ileri de g&ouml;rd&uuml;k. Eser şeyhi, Mursi'ye itaat etmiyor, Sisi'ye itaat ediyor" dedi.
Esed'in Suriye'de, dış g&uuml;&ccedil;lerce iktidarda tutulmaya &ccedil;alışıldığını &ouml;ne s&uuml;ren Dilipak, şunları kaydetti:
"Bana kalırsa bug&uuml;n Suriye'de, Filistin'de ve Mısır'da yaşananlar &ouml;l&uuml;m sancıları değil, doğum sancılarıdır. Suriye'de yedi d&uuml;vel birden Esed'i ayakta tutmaya &ccedil;alışıyor, onun yerine İhvan gelecek diye... İhvan, Suriye, Filistin ve Mısır'da iktidar olursa İsrail, İhvan &ouml;rg&uuml;t&uuml;n&uuml;n kuşatması i&ccedil;ine giriyor. T&uuml;rkiye gibi insan kaynakları, hammadde kaynakları, jeopolitik, jeostratejik &uuml;st&uuml;nl&uuml;ğe sahip siyasi tecr&uuml;besi olan bizler, bunların yanında olursak d&uuml;nyayı değiştirebiliriz. Onun i&ccedil;in korkuyorlar. Aslında Mısır'da yaşananların sebebi bu. Bize bakıp, onların da bizim gibi olmasından korkuyorlar. Bu siyasi g&uuml;ce ulaşılırsa, 'd&uuml;nyayı tepetaklak ederler, başımıza ge&ccedil;irirler' diye kendi 300 yıllık g&uuml;nahlarının hesabının sorulmasından korkuyorlar. Oysa biz Hazreti Muhammed'in &uuml;mmetiyiz, Hazreti Yusuf'un kardeşleriyiz. Hazreti Yusuf, kardeşlerini affetti. Gelin ey Avrupalılar, Amerikalılar, tevbe edin, kardeş olalım. Peygamberimizin ayağına taş atıp, yoluna diken d&ouml;şeyenlere, arkasından k&uuml;fredenlere peygamberimiz, 'onlar cahildirler, bilmiyorlar' demişti. Sonra biz Taifi kardeş edindik. Kabe'de okuduğu ilk hutbede peygamberimiz, 'kan davası peşinde değiliz, zulmetmekten vazge&ccedil;eni affedelim' demişti."
T&uuml;rkiye'nin d&uuml;nyada gelirine g&ouml;re en fazla yardım yapan birinci &uuml;lke olduğunu aktaran Dilipak, t&uuml;m vakıf ve derneklerin, kurban, zekat, fitre ve sadakalarının 7 milyar dolara yaklaştığını ifade etti.
Dilipak, sigaraya ayırılan b&uuml;t&ccedil;enin, yardıma ayrılan miktardan fazla olduğuna dikkati &ccedil;ekerek, sigaradan vazge&ccedil;ilmesi halinde Afrika'daki t&uuml;m insanların temel ihtiya&ccedil;larının karşılanabileceğini anlattı.
Dilipak'ın, Rabia işareti yaparak tiryakilerden sigarayı bırakmaları i&ccedil;in s&ouml;z vermelerini istemesi &uuml;zerine salondaki bazı dinleyiciler, sigara paketlerini sahneye attı.
AK Parti Konya İl Başkanı Ahmet Sorgun, konuşmasını tamamlayan Dilipak'a plaket verdi.
Konferansın sonunda vatandaşlara aşure ikram edildi ]]> </content:encoded><category domain="https://www.adanagundemi.com/analiz-haberleri">ANALİZ</category><dc:creator><![CDATA[Ortadoğu'da yaşananlar &#8220;doğum sancısı&#8220;  - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 11 Nov 2013 02:02:54 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/20131111_471763.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/20131111_471763.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/20131111_471763.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Ekşi Sözlük'de Ülker Reklamı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.adanagundemi.com/haber-eksi-sozlukde-ulker-reklami-4009.html</guid>
                    <link>https://www.adanagundemi.com/haber-eksi-sozlukde-ulker-reklami-4009.html</link>
                    <description><![CDATA[Hemen hergün İslam&#8217;a, Hz. Peygamber&#8217;e ve dindar çevrelere küfürler edilen Ekşi Sözlük adlı sözde sosyal paylaşım sitesinde, Ülker firmasının reklamı yayınlanmaya başladı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Siteye girildiği zaman ekranda kocaman bir &Uuml;lker banneri &ccedil;ıkıyor.
Ekşi&rsquo;deki &Uuml;lker banneri i&ccedil; sayfalarda da yerini koruyor.
&Uuml;lker reklamının, Ekşi S&ouml;zl&uuml;k&rsquo;te ki İslam, Hz. Peygamber, dindar &ccedil;evreler, baş&ouml;rt&uuml;l&uuml;ler ve AK Parti iktidarı ile Başbakan Erdoğan&rsquo;ı hedef alan yayınlar ile bir arada g&ouml;r&uuml;lmesi şaşkınlıkla karşılanıyor.
&Ouml;rneğin, Peygamber efendimize &ccedil;ok ağır hakaretlerin edildiği &ldquo;hz. muhammed&rdquo; başlıklı sayfanın hemen &uuml;zerinde de &Uuml;lker reklamı &ccedil;ıkıyor.
&Uuml;lker Grubu&rsquo;nun bu durumun farkında olup olmadığı, bu g&ouml;r&uuml;nt&uuml;y&uuml; onaylayıp onaylamadığı merak ediliyor.

Habervaktim.com
&nbsp; ]]> </content:encoded><category domain="https://www.adanagundemi.com/analiz-haberleri">ANALİZ</category><dc:creator><![CDATA[Ekşi Sözlük'de Ülker Reklamı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 07 Nov 2013 16:35:53 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/20131107_267355.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/20131107_267355.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/20131107_267355.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Atatürk ün Babasının Mezarı Kayıp]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.adanagundemi.com/haber-ataturk-un-babasinin-mezari-kayip-4002.html</guid>
                    <link>https://www.adanagundemi.com/haber-ataturk-un-babasinin-mezari-kayip-4002.html</link>
                    <description><![CDATA[Araştırmacı Tarihçi Cezmi Yurtsever, "Ali Rıza Efendi'nin kimlik bilgisine esas olacak ön bilgilerin yer aldığı mezar taşının bulunmaması mezarının kayıp veya yok edildiği gerçeğini gözler önüne sermektedir" dedi. ]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ &nbsp;Yurtsever, yaptığı a&ccedil;ıklamada, Osmanlı'nın Balkan savaşları sonrasında 1912-1924 yılları arasında s&uuml;ren savaş ve m&uuml;badele olayları sonucu olarak Atat&uuml;rk'&uuml;n ailesinin yaşadığı Selanik'teki tarihi miras olan k&uuml;lt&uuml;r varlıkları ve belgelerin &ouml;nemli &ouml;l&ccedil;&uuml;de &ouml;nemini kaybettiği, yok edildiği veya &ccedil;&uuml;r&uuml;meye bırakıldığını belirtti.  Mustafa Kemal Atat&uuml;rk'&uuml;n babası Ali Rıza Efendi'nin mezarının kaybolması ve n&uuml;fus kayıt belgelerinin bulunmamasının tartışmaları ve spek&uuml;lasyonları da beraberinde getirdiğini s&ouml;yleyen Yurtsever, ş&ouml;yle devam etti :  "Osmanlı arşivinde 1990'lı yıllarda başlayan belge tasnif &ccedil;alışmaları sonrasında 200 milyon belgenin varlığı tespit edilmiş ve 60 milyon belgenin &ccedil;&ouml;z&uuml;mlemesi de yapılarak bilim d&uuml;nyasının bilgisine sunulmuştur. Osmanlı'nın Tanzimat reformları sonrasında modernleşme hareketlerinin merkezi olan Selanik'te yaşayan yurttaşların 1850-1912 yılları arasındaki n&uuml;fus ve m&uuml;lkiyet bilgilerini ortaya koyacak olan &ccedil;ok sayıda defter ve belgenin Osmanlı arşivinde bulunduğu da ortaya &ccedil;ıkmıştır. 1870'li yıllarda Selanik'te &ccedil;alışmalara başlayan N&uuml;fus Nezareti'nin bilgisi dahilinde şehir merkezi ve k&ouml;ylerde yaşayan b&uuml;t&uuml;n insanların isimleri ve k&ouml;ken bilgileri kesintisiz olarak defterlere işlenmiştir. Ancak n&uuml;fus bilgilerini esas olan belgelerin &ouml;nemli bir kısmı Osmanlı y&ouml;netimi sona ererken Selanik'te kalmıştı. Diğer yandan Mustafa Kemal Paşa'nın babası Ali Rıza Efendi'nin kimlik bilgisine esas olacak &ouml;n bilgilerin yer aldığı mezar taşının bulunmaması mezarının kayıp veya yok edildiği ger&ccedil;eğini g&ouml;zler &ouml;n&uuml;ne sermektedir ."  Atat&uuml;rk biyografisinin kayıp sayfasındaki kimlik bilgileri eksikliğini sona erdirmek i&ccedil;in Selanik'te bulunan Osmanlı'dan kalan tapu ve n&uuml;fus defterleri ile Osmanlı arşivinde bulunan mukayeseli belge ve defterlerin araştırılması gerektiğini ifade eden Yurtsever, şunları kaydetti :  "Şu anda Atat&uuml;rk'&uuml;n k&ouml;ken ve kimlik bilgileri hakkındaki en eski belge 1899 yılında d&uuml;zenlenen Harbiye k&uuml;nye kayıt defterinde yazılı olan bilgilerdir. Manastır Askeri İdadisi'nden Harbiye'ye subay adayı olarak gelenlerin isim listesi verilirken Atat&uuml;rk i&ccedil;in şu bilgiler verilmiştir; 'Selanik Koca Kasım Paşa Mahallesi g&uuml;mr&uuml;k memurlarından m&uuml;teveffa (&ouml;lm&uuml;ş) Ali Rıza Efendi'nin mahdumu (oğlu) uzun boylu beyaz benizli Mustafa Kemal Selanik, (doğum) 1296.' Atat&uuml;rk'&uuml;n kimliğine esas olacak k&ouml;kenlerini &ouml;ğrenmek i&ccedil;in 1850-1912 yılları arasında Osmanlı'dan kalan Selanik n&uuml;fus ve tapu defterlerinin de g&ouml;zden ge&ccedil;irilmesi gerekir. Bu &ccedil;alışmanın sağlıklı olması i&ccedil;in T&uuml;rk ve Yunan tarih&ccedil;ilerinden ortak bir komisyon kurulmasında fayda var." - ADANA ]]> </content:encoded><category domain="https://www.adanagundemi.com/analiz-haberleri">ANALİZ</category><dc:creator><![CDATA[Atatürk ün Babasının Mezarı Kayıp - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 06 Nov 2013 20:08:21 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/20131106_674866.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/20131106_674866.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/20131106_674866.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[İlçe İlçe Ak Parti Anketimiz devam ediyor]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.adanagundemi.com/haber-ilce-ilce-ak-parti-anketimiz-devam-ediyor-3963.html</guid>
                    <link>https://www.adanagundemi.com/haber-ilce-ilce-ak-parti-anketimiz-devam-ediyor-3963.html</link>
                    <description><![CDATA[Adana Gündemi olarak Ak Partili seçmenlerin konuştuğu adayları seçiminize sunmaya devam ediyoruz. Bu hafta Seyhan'ı oylayacağız.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Adana G&uuml;ndemi olarak Ak Partili Se&ccedil;menlerin &uuml;zerinde konuştukları aday adaylarını siz değerli okurlarımızın tercihine sunuyoruz. Sizce Ak Parti hangi aday ile se&ccedil;ime girerse desteklersiniz? Ak Parti'nin adayı sizce kim olmalı?.Ankete Katılmak i&ccedil;in l&uuml;tfen TIKLAYINIZ.&nbsp; ]]> </content:encoded><category domain="https://www.adanagundemi.com/analiz-haberleri">ANALİZ</category><dc:creator><![CDATA[İlçe İlçe Ak Parti Anketimiz devam ediyor - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 01 Nov 2013 00:22:39 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/20131101_414580.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/20131101_414580.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/20131101_414580.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Marmaray Projesi Sosyal Medyayı Sallıyor]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.adanagundemi.com/haber-marmaray-projesi-sosyal-medyayi-salliyor-3938.html</guid>
                    <link>https://www.adanagundemi.com/haber-marmaray-projesi-sosyal-medyayi-salliyor-3938.html</link>
                    <description><![CDATA[Twitter'da hayaldi gerçek oldu ve Marmaray twitleri...]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ &nbsp;29 Ekim'de a&ccedil;ılışı yapılacak olan Marmaray'la Twitter'da g&uuml;n&uuml;n konusu oldu. Asrın Projesi olarak nitelendirilen Marmaray 29 Ekim g&uuml;n&uuml; Cumhuriyet Bayramı'nda resmen a&ccedil;ılacak. ... Cumhuriyet tarihinin en anlamlı bayramlarından birinin yaşanacağı 29 Ekim i&ccedil;in geri sayım başladı.Devletin zirvesi ve İstanbul B&uuml;y&uuml;kşehir Belediyesi'nin yanısıra kamuoyu da bu a&ccedil;ılışa kilitlendi. Sosyal medyada da g&uuml;n&uuml;n konusu Marmaray oldu. Twitter'da #hayaldigercekoldu ve #Marmaray etiketleriyle TT listesinde bulunan asrın projesi hakkında &ccedil;ok sayıda twit atıldı.Twitter'daki en reva&ccedil;ta twit ise Dedesi Gemileri Karadan Y&uuml;r&uuml;tt&uuml; Torunuda Treni Denizden... s&ouml;z&uuml; oldu.İŞTE MARMARAY'LA İLGİLİ TWİTTER'DAKİ BAZI TWİTLER 110 yıllık #hayaldigercekoldu #marmaray Allah'ın rahmeti Sultan II.Abdulhamit ve ecdadımızın &uuml;zerine olsun. K&ouml;pr&uuml;ler Yollar Havaalanları Marmaraylar HESLER Bu &uuml;lke hi&ccedil;bu kadar g&uuml;zel şeyler g&ouml;rmedi Yarın da ben gezicem Marmararay'ı:))Manş Denizi'nden yıllar evvel ge&ccedil;miştim.&Ccedil;ok feci bir duyguydu.Şimdiden heyecanlandım (Sevilay Y&uuml;kselir / Sabah yazarı)Dagları Delen Adam Recep Tayyip Erdoğan! Dağı deldi Hizmet Ugruna Şimdi Denizi bile deldi. Hizmet Aşkı Neler yaptırıyor Millet #hayaldigercekoldu diyor siz hala #ODT&Uuml;y&uuml;YalnızBırakma diyerek BOŞ İŞLER PESİNDE KOŞTURUYORSUNUZ! akparti kıtaları birlestiriyor cehape nin baskanı kk oy bile kullanamıyor. Erdoğan tarih yazarken, g&uuml;neşten ka&ccedil;an yarasa misali KK hangi bit pazarı kahvesinde sinekleniyor acaba? Dedesi Gemileri Karadan Y&uuml;r&uuml;tt&uuml; Torunuda Treni Denizden... Marmaray projesi vatanımız ve milletimiz i&ccedil;in hayırlı olsun. Salı a&ccedil;ılışa katılacağız İnşallah Biz ustalık donemi ustaca &ccedil;alma diye camur atarken adam harbiden ustalık yapmış arkadaş.. kemal Kılı&ccedil;daroğlu Asrın Projesi Marmaray hizmete giriyor... İki Kıta 4 Dakika G&uuml;nde 1 Milyon Yolcu Hocası Prof. Dr. Necmettin Erbakan Olanın Hayalleri Ger&ccedil;ek Olur... avrupadan asyaya denizi gormeden gecmek Muhalefet partileri de acilisa istirak etmeli Cumhuriyet bayrami bu yil daha bir anlamli AK PARTİ H&Uuml;K&Uuml;METİ İ&Ccedil;İN Hİ&Ccedil;BİRŞEY HAYAL DEĞİLDİR B&Uuml;T&Uuml;N ENGELLEMELERE RAĞMEN BAŞARILI OLMAK AYRICALIKTIR adamın yaptığı hizmete bile laf s&ouml;yleyecek kadr acizleşmiş insanlr !?var.baksan hepsini ilk kullanan onlar olur Marmaray Istanbul'un devrimidir. D&uuml;n gemileri karadan. Bug&uuml;n treni suyun altından ge&ccedil;irdik... Sahi &ccedil;apulcular siz slogan atmaya devam mı ? ]]> </content:encoded><category domain="https://www.adanagundemi.com/analiz-haberleri">ANALİZ</category><dc:creator><![CDATA[Marmaray Projesi Sosyal Medyayı Sallıyor - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 27 Oct 2013 21:50:28 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/20131027_518372.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/20131027_518372.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/20131027_518372.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Sır Ölümler Kurtlar Vadisini Aratmıyor]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.adanagundemi.com/haber-sir-olumler-kurtlar-vadisini-aratmiyor-3914.html</guid>
                    <link>https://www.adanagundemi.com/haber-sir-olumler-kurtlar-vadisini-aratmiyor-3914.html</link>
                    <description><![CDATA[Darbe davaları başladığından bu yana 12 sanık ve tanık öldü. Şüpheli ölümler 'derin dizi'lerin senaryolarını bile geride bıraktı. ]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Balyoz davasında 16 yıl ceza aldıktan sonra Yargıtay'ın kararı ile tahliye olan emekli albay Halil Yıldız'ın Bodrum'daki evinde &ouml;l&uuml; bulunması Ergenekon s&uuml;recinde yaşanan esrarengiz &ouml;l&uuml;mleri g&uuml;ndeme getirdi. İlk bulgular beyin kanamasını işaret etse de &ouml;l&uuml;m&uuml; ş&uuml;pheli bulunan Yıldız'ın adı, Balyoz G&uuml;venlik Harekat Planı isimli klas&ouml;r i&ccedil;erisindeki belgede 'g&ouml;revlendirmede yetkili personel listesi'nde ge&ccedil;iyordu. Balyoz kararlarının tartışıldığı bir d&ouml;nemde bu &ouml;l&uuml;m&uuml;n ger&ccedil;ekleşmesi Ergenekon s&uuml;recinde yaşanan diğer esrarengiz olayları hatırlattı.
&nbsp;
&Ouml;L&Uuml;MLERİN ORTAK &Ouml;ZELLİĞİ
Ergenekon soruşturması bir &ccedil;ok "sebebi me&ccedil;hul"&uuml; de beraberinde getirdi. Zincirin son halkası Balyoz'dan tahliye olan emekli Albay Halil Yıldız. İlk bulgular beyin kanaması olsa da sebebi hala gizemini koruyan Yıldız'la birlikte T&uuml;rkiye'nin dehşetle izlediği sır &ouml;l&uuml;mlerin sayısı 12'i buldu. Bu safhada &ouml;nemli iddialar ortaya atıldı. Bazı isimlerin mahkeme ile işbirliği yaparak dava arkadaşlarını sattığı, bu sebeple &ouml;ld&uuml;r&uuml;ld&uuml;kleri iddia edildi. &Ouml;l&uuml;mlerin ortak &ouml;zelliği kritik zamanlara denk gelmesi. Bazı isimler ifade vermeden kısa bir s&uuml;re &ouml;nce bazıları da davalarının d&ouml;n&uuml;m noktalarında hayatlarını kaybetti..
SIRLARIYLA GİDENLER
Albay Birol Atakan: D&ouml;nemin Deniz Kuvvetleri Komutanı Yener Karahanoğlu'nun emir subayıydı. 2 Mayıs 2007'de Ankara'da trafik kazasında &ouml;ld&uuml;. &Ouml;zden &Ouml;rnek'in d&ouml;neminde karargahta g&ouml;revliydi. Darbe g&uuml;nl&uuml;klerinin ortaya &ccedil;ıkmasında ismi konuşulmuştu.
Emekli Albay Belg&uuml;tay Varımlı: Milli Savunma Bakanlığı Teftiş Kurulu eski başkanıydı. 21 Kasım 2009'da Kadık&ouml;y'de evinin balkonundan d&uuml;şerek &ouml;ld&uuml;. Darbe planlarını d&ouml;nemin Genelkurmay Başkanı Hilmi &Ouml;zk&ouml;k'e ve başbakanlığa bildiren kişi olarak biliniyordu.
MİT'&ccedil;i Kaşif Kozinoğlu: Odatv davasında tutuklandıktan sonra 12 Kasım 2011'de Ergenekon Sanığı Albay Hasan Atilla Uğur'la birlikte kaldığı koğuşunda hayatını kaybetti. &Ouml;lmeden &ouml;nce mahkemeye ifade vermek i&ccedil;in başvurmuştu. &Ouml;l&uuml;m&uuml; kayıtlara kalp krizi olarak ge&ccedil;ti.
Yarbay Ali Tatar: Amirallere suikast soruşturması kapsamında tutuklandıktan sonra serbest bırakıldı. 19 Aralık 2009'da evinin banyosunda &ouml;l&uuml; bulundu. &Ouml;l&uuml;m&uuml;ne intihar denildi ama silahta kendisine ait parmak izi bulunamadı.
Y&uuml;zbaşı Olgun Ural: Adı Ali Tatar'la birlikte anıldı. 24 Mart 2009'da evinde &ouml;l&uuml; bulundu. Kendisine ait olduğu iddia edilen intihar notunda "Bulmacanın par&ccedil;aları beni g&ouml;steriyor ama ben değilim" ifadesi dikkat &ccedil;ekti.
Hakim Albay Tanju &Uuml;nal: Deniz Kuvvetleri Komutanı İhami Erdil'i yargılayarak r&uuml;tbelerini s&ouml;kt&uuml;rd&uuml;. 26 Haziran 2009'da makam odasında &ouml;l&uuml; bulundu. Hizbullah ve Ergenekon hakkında bir&ccedil;ok bilgiye sahipti. &Ouml;l&uuml;m&uuml;ne intihar denildi.
Deniz Tabip Yarbay Nursal Gedik: Kuzey Deniz Saha Komutanlığı'nda 11 Kasım 2007'de g&ouml;revi başında &ouml;l&uuml; bulundu. Bu olay da kayıtlara intihar olarak ge&ccedil;ti. Gedik'in bazı askerlerin de adının karıştığı Ergenekon bağlantılı uyuşturucu ve kadın ticareti hakkında gizli bilgilere ulaştığı i&ccedil;in &ouml;ld&uuml;r&uuml;ld&uuml;ğ&uuml; &ouml;ne s&uuml;r&uuml;ld&uuml;.
Kurmay Albay Berk Erden: G&uuml;ney Deniz Daha Komutanlığında g&ouml;revliydi. Şubat 2010'da İzmir'deki lojmanında &ouml;l&uuml; bulundu. &Ouml;l&uuml;m&uuml;yle Ergenekon soruşturması arasında bağlantı kuruldu.
JİTEM'ci Emekli Albay Abdulkerim Kırca: 10 Ocak 2009'da Ankara'daki evinde &ouml;l&uuml; bulundu. İntihar ettiği &ouml;n&uuml; s&uuml;r&uuml;ld&uuml;. Son d&ouml;neminde yakınlarına JİTEM hakkında ifşaatlarda bulunmayı d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;n&uuml; s&ouml;ylediği iddia edildi.
Emniyet &Ouml;zel Harekat Dairesi Başkanı Beh&ccedil;et Oktay: 25 Şubat 2009'da Ankara'da arabasında &ouml;l&uuml; bulundu. &Ouml;l&uuml;m&uuml; Zir Vadisi'den Ergenekon cephaneliği bulunmasından hemen sonraya denk geldi. Ailesi dava a&ccedil;tı. Cinayete dair pek &ccedil;ok delil &ccedil;ıkmasına rağmen dosya intihar olarak kapatıldı.
Emekli Albay Tarık Ak&ccedil;a: Balyoz Darbe Davasından yargılandı. Kasım 2012'de Ankara'daki işyerinde &ouml;l&uuml; bulundu. Bor&ccedil;ları y&uuml;z&uuml;nden intihar ettiği iddia edildi.
Deniz Y&uuml;zbaşı Doğan İlhan: Amirallere Suikast soruşturmasına adı ge&ccedil;tikten sonra 21 Eyl&uuml;l 2010'da evinde &ouml;l&uuml; bulundu. Yarbay Ali Tatar'ın yakın arkadaşıydı. Bu y&uuml;zden adı Tatar'ın intihar mektubunda ge&ccedil;iyordu. &Ouml;l&uuml;m&uuml; kayıtlara intihar olarak ge&ccedil;ti.
KOMUTANLAR UĞURLAMIŞTI
&Ouml;zel Harekat Dairesi Başkanı Beh&ccedil;et Oktay, Mit'&ccedil;i Kaşif Kozinoğlu, JİTEM'ci Emekli Albay Abdulkerim Kırca ve Kurmay Albay Berk Erden &ouml;l&uuml; bulundu. Albay Belg&uuml;tay Varımlı balkondan d&uuml;şt&uuml;. Albay Birol Atakan trafik kazasında &ouml;ld&uuml;. Yarbay Ali Tatar ve Halil Yıldız &ouml;l&uuml; bulundu. Abdulkerim Kırca'nın cenaze t&ouml;renine d&ouml;nemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, kuvvet komutanlarıyla birlikte katıldı. ]]> </content:encoded><category domain="https://www.adanagundemi.com/analiz-haberleri">ANALİZ</category><dc:creator><![CDATA[Sır Ölümler Kurtlar Vadisini Aratmıyor - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 23 Oct 2013 08:13:32 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/20131023_736645.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/20131023_736645.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/20131023_736645.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Neden Kurban Kesmeli?]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.adanagundemi.com/haber-neden-kurban-kesmeli-3856.html</guid>
                    <link>https://www.adanagundemi.com/haber-neden-kurban-kesmeli-3856.html</link>
                    <description><![CDATA[Araştırmacı Yazar Ali Bulaç'tan Kurban ibadetne dair önemli tespitler..]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Zaman Gazetesi yazarlarından Ali Bula&ccedil;'ın Kurban ile ilgili tespitlerini aşağıdaki makalesinden okuyablirsiniz:Neden kurban Kesmeli?&nbsp;&Ccedil;oğu zaman dini h&uuml;k&uuml;mleri farkında olmaksızın sek&uuml;lerleştiriyoruz. Sek&uuml;lerlik, dinin dışarı &ccedil;ıkarılmasıdır. Dini bir vecibe veya h&uuml;km&uuml; sek&uuml;lerleştirmek demek, sebebi bir kenara bırakıp h&uuml;km&uuml; hikmete endekslemektir.Oysaki bazı h&uuml;k&uuml;mler vaz&rsquo;edilirken o h&uuml;km&uuml;n vaz&rsquo;ında rol oynayan illet ve y&ouml;neldiği maksat g&ouml;sterilmiş, a&ccedil;ık&ccedil;a belirtilmiş değildir. &Ouml;ncelikle bir vecibeyi veya bir h&uuml;km&uuml; neden yerine getirmemiz gerektiği konusunu vuzuha kavuşturmak gerekir ki, bunun da yolu nassın sabit, delaletinin kat&rsquo;i olmasının tespitinden ge&ccedil;er. Bir konuda kesin nass varsa ve nassın delaletinde ihtilaf yoksa bir dini vecibe tahakkuk eder. H&uuml;k&uuml;mde i&ccedil;kin illet ve h&uuml;km&uuml;n sağladığı maksat, toplam yarar başka bir meseledir.
&nbsp;&nbsp;&nbsp; Buna g&ouml;re &ldquo;ibadet&rdquo; bilinciyle şartlarına uygun bir hayvanı kurban etmemizin sebebi bu h&uuml;km&uuml;n Kur&rsquo;an ve S&uuml;nnet&rsquo;le sabit olmasıdır. İbn &Ouml;mer&rsquo;den gelen rivayete g&ouml;re Hz. Peygamber (sas) Medine&rsquo;de kaldığı 10 sene boyunca her sene kurban kesmiştir. &ldquo;Maldan bir genişlik bulup da (g&uuml;c&uuml; yetip) kurban kesmeyen bizim namazg&acirc;hımıza yaklaşmasın&rdquo; (İbn Mace, Edahi, 2.); &ldquo;Udhiyye kurbanınızı kesiniz, &ccedil;&uuml;nk&uuml; o atanız İbrahim&rsquo;in s&uuml;nnetidir&rdquo; (İbn Mace, Edahi, 3.); &ldquo;Allah&rsquo;ın Rasul&uuml; udhiye kurbanını kesti, M&uuml;sl&uuml;manlar da kesti&rdquo; (İbn Mace, Edahi, 2; Tirmizi, Edahi, 11.) Hz. Peygamber (sas), bir Kurban Bayramı g&uuml;n&uuml; namazdan sonra, iki g&uuml;zel boynuzlu ko&ccedil;u bizzat kesmiş, birini keserken &ldquo;Bismillah, Allah&uuml; ekber. Bu benden ve &uuml;mmetimin kesemeyenlerinden.&rdquo; buyurmuştur (Buhari, Edahi, 9; M&uuml;slim, Edahi, 17.)
&nbsp;&nbsp;&nbsp; Kurban ibadetinde aslolan &ldquo;kurbiyet ve takva&rdquo;dır: &ldquo;Allah i&ccedil;in kesilen kurbanların ne etleri ne kanları Allah&rsquo;a ulaşır; O&rsquo;na sizden takva ulaşır&hellip; G&uuml;zellikte bulunanlara m&uuml;jde ver. (22/Hac, 37)&rdquo; Allah&rsquo;ın et ve kana ihtiyacı yoktur. İslam &ouml;ncesinde Araplar, kestikleri kurbanın etini veya kanını putlarına ve Ka&rsquo;be&rsquo;nin duvarına s&uuml;rerlerdi. Bu cehaletten başka şey değildi. Efendimiz (sas) bunu yasakladı.
&nbsp;&nbsp;&nbsp; Her ne kadar insan hayvanın etinden, derisinden, t&uuml;y&uuml;nden yararlanıyorsa da aslolan et, deri ve t&uuml;y değil; kurban kesme niyeti, fiili ve y&ouml;neldiği hedefidir. Kurban kesmekle, insan Allah&rsquo;ın bir emrini yerine getirmiş olur. Belki kendisindeki kan d&ouml;k&uuml;c&uuml;l&uuml;k (2/Bakara, 30) d&uuml;rt&uuml;s&uuml; teskin edilmiş veya başka fıtri tahripk&acirc;rlık gibi olumsuz hasletler kan akıtmak suretiyle &lsquo;tatmin&rsquo; edilmiş olur. Bu da psikolojik bir tedavi, rehabilitasyon y&ouml;ntemi; yani et, deri ve t&uuml;y gibi maddi bir &lsquo;yarar&rsquo; yanında manevi, ruhsal bir &lsquo;hayır&rsquo;dır. Ama asıl yarar ve hayır, insanın bu fiille Allah&rsquo;ın kendisine y&uuml;klediği bir vecibeyle &ldquo;yakınlaşma&rdquo; sağlamasıdır.
&nbsp;&nbsp;&nbsp; Kurban bir &ldquo;infak&rdquo; değil, bir ibadettir (n&uuml;s&uuml;k). Bedeli &ouml;denen kurban infak olur, ama kurban ibadeti yerine ge&ccedil;mez. Kurban ibadetini salt &ldquo;kan akıtma&rdquo;ya veya &ldquo;yoksullara dağıtılacak et&rdquo;e indirgemek dinin bu &ouml;nemli h&uuml;km&uuml;n&uuml; sek&uuml;lerleştirme tehlikesine kapı aralar. Kan akıtmanın psikolojik faydası ve etin yoksullara dağıtılması h&uuml;km&uuml;n &ldquo;liaynihi (bizzat)&rdquo; değil, &ldquo;ligayrihi (dolayısıyla)&rdquo; bir faydadır. Liaynihi olan Allah&rsquo;a kurbiyet ve takvadır.
&nbsp;&nbsp;&nbsp; İnsan kurbiyeti, İbrahim aleyhisselam gibi hayatta en &ccedil;ok sevdiği oğlu İsmail&rsquo;i Allah&rsquo;a adamayı g&ouml;ze almasıyla ger&ccedil;ekleştirebilir. Hi&ccedil; kuşkusuz şeytan İsmail, Hacer ve İbrahim&rsquo;i saptırmak &uuml;zere &ccedil;eşitli yollar denedi, kalplerine olmadık ş&uuml;phe, teredd&uuml;t, vesvese ve d&uuml;ş&uuml;nceler zerk etmeye &ccedil;alıştı; ama her &uuml;&ccedil;&uuml; de şeytanın kendisinde yuvalandığı nefisleriyle &ccedil;etin bir muhasebeyi başarıyla tamamlayıp Allah&rsquo;a yakınlaşma yolunu se&ccedil;tiler.
&nbsp;&nbsp; &nbsp;Bunu başaranlar &ldquo;g&uuml;zellik yapmış olanlardır (muhsin)&rdquo;. Muhsin, ameli g&uuml;zel (salih), doğruluğa sarılan ve aslında kendine iyilik, g&uuml;zellikte bulunan kimsedir. Kişi kendine iyilik yapmak istiyorsa muhsin olmalıdır. Fakat kişinin kendine iyilik yapması, kendi bencilce bireysel hareket etmesi, başkalarını umursamadan sadece kendi heva ve hevesini tatmin etmesi anlamına gelmez, tam aksine &ldquo;kurban&rdquo;la ifade edilen geniş anlam &ccedil;er&ccedil;evesinde yakınlarından (kurba) başlamak &uuml;zere sosyal &ccedil;evreye, canlı hayata ve maddi tabiata yarar sağlaması, iyilikle ve g&uuml;zellikle muamelede bulunmasıdır (H&uuml;sn-&uuml; muamele).
&nbsp;&nbsp;&nbsp; NOT: Değerli okuyucularımızın ve b&uuml;t&uuml;n M&uuml;sl&uuml;manların Kurban Bayramı&rsquo;nı tebrik eder, hayır ve g&uuml;zelliklere vesile olmasını dilerim.
a.bulac@zaman.com.tr ]]> </content:encoded><category domain="https://www.adanagundemi.com/analiz-haberleri">ANALİZ</category><dc:creator><![CDATA[Neden Kurban Kesmeli? - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 14 Oct 2013 13:23:23 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/20131014_111146.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/20131014_111146.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/20131014_111146.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA["Niçin Sünni Çoğunluğun Hakları Yok?"]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.adanagundemi.com/haber-nicin-sunni-cogunlugun-haklari-yok-3786.html</guid>
                    <link>https://www.adanagundemi.com/haber-nicin-sunni-cogunlugun-haklari-yok-3786.html</link>
                    <description><![CDATA[Milli Gazete  yazarı M. Şevket Eygi  Çok anlamlı sorular sordu  Reformlar Paketinde Niçin Sünnî Çoğunluğun Hakları Yok?]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ REFORMLAR paketinin i&ccedil;inden S&uuml;nn&icirc; &ccedil;oğunluğun din, inan&ccedil;, inandığı gibi yaşamak h&uuml;rriyeti konusunda &uuml;mit ve temenni ettiğim maddeler &ccedil;ıkmadı.
&nbsp;*Cumhuriyetin ilk yıllarında kapatılmış olan İslam Medreselerinin tekrar a&ccedil;ılması. Medreselerin kapatılması insan haklarına, mill&icirc; kimliğe, mill&icirc; k&uuml;lt&uuml;re, din h&uuml;rriyetine vurulmuş &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k bir darbeydi. Heybeliadada&rsquo;daki Rum Ortodoks Ruhban Mektebinin a&ccedil;ılması planlanıyor da, İslama hizmet edecek ulema ve fukahanın yetişeceği medreselerden ni&ccedil;in hi&ccedil; s&ouml;z edilmiyor?
&nbsp;*Tasavvuf tarikatlarının tekrar a&ccedil;ılması. Vaktiyle Mason locaları da kapattırılmıştı. Bilahare onlar a&ccedil;ıldı ama İslam tekke, zaviye ve dergahları h&acirc;l&acirc; kanunla kapalı tutuluyor. Bu b&uuml;y&uuml;k bir zul&uuml;m değil midir?
&nbsp;*Bin yıllık mill&icirc; alfabemiz &uuml;zerindeki yasakların, Osmanlıca kitap, dergi, gazete &ccedil;ıkartılmasını engelleyen kanunun kaldırılması.
&nbsp;*Şapka Kanunun kaldırılması.
&nbsp;*Diyanetin ya tamamen bağımsız veya &ouml;zerk hale getirilmesi. Diyanet İşleri Başkanını siyas&icirc; iktidarın değil, icazetli M&uuml;sl&uuml;man ulemanın se&ccedil;mesi.
&nbsp;*Evkaf-ı islamiyenin (İslam vakıflarının) bağımsız veya &ouml;zerk hale getirilmesi.
&nbsp;*Tevhid-i Tedrisat Kanununun kaldırılması, M&uuml;sl&uuml;manlara Tevhid&icirc; eğitim yapacakları bağımsız İslam Mektepleri a&ccedil;ma h&uuml;rriyetinin verilmesi.
&nbsp;*Ayasofyanın, Fatihin vakfiyesine uyularak tekrar cami haline getirilmesi.
&nbsp;*Cuma g&uuml;n&uuml;n&uuml;n resm&icirc; tatil yapılması. T&uuml;rkiye Yahudileri cumartesi, Hıristiyanları Pazar g&uuml;n&uuml; tatil yapıyorlar da M&uuml;sl&uuml;man &ccedil;oğunluk ni&ccedil;in Cuma g&uuml;n&uuml; tatil yapamayacakmış?
&nbsp;Evet reform paketinde Alev&icirc; hakları var da, ni&ccedil;in S&uuml;nn&icirc; hakları yok?
&nbsp;Ağlamayan &ccedil;ocuğa meme vermezlermiş. On milyonlarca S&uuml;nn&icirc; haklarını aramıyor, meşru isteklerini bildirmiyor.
&nbsp;S&uuml;nn&icirc; kesimin &ccedil;oğunluğu &uuml;zerine sanki &ouml;l&uuml; toprağı serpilmiştir.
&nbsp;Tek bir &Uuml;mmet olması gereken S&uuml;nniler bin par&ccedil;aya, hizbe, gruba, sekte, İslamcılığa ayrılmıştır.
&nbsp;S&uuml;nn&icirc;lerin i&ccedil;ine bir s&uuml;r&uuml; casus, ajan, istihbarat&ccedil;ı, provokat&ouml;r, uyutucu, uyuşturucu, y&ouml;nlendirici sokulmuştur.
&nbsp;S&uuml;nn&icirc; &ccedil;oğunluk, b&ouml;l par&ccedil;ala h&uuml;km et prensibi uyarınca param par&ccedil;a, darmadağınık hale getirilmiştir. S&uuml;nn&icirc; &ccedil;oğunluğun ağlayacak, isteyecek, hak arayacak hali bile kalmamıştır.adanaxhaber.com ]]> </content:encoded><category domain="https://www.adanagundemi.com/analiz-haberleri">ANALİZ</category><dc:creator><![CDATA["Niçin Sünni Çoğunluğun Hakları Yok?" - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 08 Oct 2013 20:43:49 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/20131008_813021.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/20131008_813021.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.adanagundemi.com/images/haber/20131008_813021.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item></channel></rss>