MD REKLAM
Kahve Kitap
YAŞAM Haber Girişi: 29.09.2019 - 15:32, Güncelleme: 26.12.2020 - 09:55

KUŞATICI BİR MÜ'MİN: ÖMER FARUK BALIKÇI

 

KUŞATICI BİR MÜ'MİN: ÖMER FARUK BALIKÇI

Ömer Faruk Balıkçı genç yaşta aramızdan ayrılmasına rağmen Adana’ya kendini sevdirmiş ve Adanalı dostların yüreğindeki yerini almıştı. Abdulaziz Tantik Ağabey'in şahidliği ile merhum Ömer Faruk Balıkçı'yı yeniden ve saygıyla hatırlatıyor ve kendisine yüce Mevla'dan merhamet diliyoruz.
Şehre Mal Olan Dost: Ömer Faruk Balıkçı   Şehirler insan öğütür derler. Bunda haklılık payı vardır. Ama bir insan şehrin öğütmesine meydan okuyarak varlığını kaim kılarsa şehre mal olur. Ve şehir onun ismini yüreğine nakşederek o şehirde yaşayan insanlara o kişiyi sevdirir. Güzel dostum Ömer Faruk Balıkçı genç yaşta aramızdan ayrılmasına rağmen Adana’ya kendini sevdirmiş ve Adanalı dostların yüreğindeki yerini almıştı.   Bir şehre mal olmak o şehre kendinden bir şeyler vermekle ilintili olduğu gibi o şehirde yaşayan insanlara sevgiyle yaklaşabilme ve bir davaya sahip olmanın sorumluluğu çerçevesinde yürüyüşünü sürdürebilme gayretine de bağlıdır. Ömer Faruk, hem sevgi doluydu hem de bir davanın omuzlarında olduğunu unutmadan bir yaşam sürdürüyordu.   28 Şubat'a karşı   Adana’da Ömer Faruk’u tanıyan herkes bilir ki iyi niyetliydi, sevecendi, yardımseverdi, ortak payda olmaya özen gösterirdi. Kendi arkadaşları ile güzel ilişkileri vardı. Ama o hiç bir Müslümanla arkadaşça ilişkiler geliştirmekten sakınmazdı. 28 Şubat sürecinde dik duruşunu muhafaza etti. Ve olması gereken bütün kesimlerle ilişkiler geliştirerek kardeşliğin pekişmesi ve ortak bir algının varlığını oluşturmak için çabaladı durdu.   Adana ve çevresinde önemli bir rolü üstlenen Barış FM’in ortak bir payda olmasına yaptığı katkı inkâr edilemezdir. Birçok farklı görüşten insanın orada program yapmasına vesile olarak dar kalıpların sınırlarını aştı. Aslında Ömer Faruk, evrensel ilkelere gönül vermiş, ümmetin varlığını önemsemişti ve o yüzden de dar cemaat kalıpları onu daraltırdı. Bunu bu tarz bir durumla karşılaştığında yüzündeki o mahzun kaygıdan anlayabilirdiniz. Öyle vefalı biriydi ki arkadaşlarını kırmama uğruna kendi üzüntüsünü yüreğine gömecek kadar da mertti.   ‘Malatyalılar’ adıyla maruf bir gurubun içinde yer alıyordu. Dergiler takip ederdi. Özellikle Haftaya Bakış ve Değişim adlı aylık dergiyi takip ederdi. Onlar için abone çalışması da yapardı. Bir kitap kulübünün sorumluluğunu üstlenerek gençlerle okumalar yapardı. Onlara kitabı sevdirir ve onların Müslümanca bir bilince ulaşmaları için çabalardı. Seyyid Kutub, Mevdudi, Hasan el Benna, En Nedvi vb. dünya müslümanlarından alimleri okuturken yerli yazarlardan kendi çevrelerinden isimleri, örneğin, Ahmet Özcan, İhsan Süreyya Sırma, Ahmet Ağırakça gibi Türkiyeli aydınları da okur ve okuturdu.  Seminer ve konferanslara hem katılır ve hem de organizasyonunda bulunurdu. Radyo Barış’ın başında bulunduğu dönemlerde beşbinden fazla insanın katıldığı organizasyonlara imza atmıştı. Ayrıca Filistin meselesi üzerine Adana mitinginin oluşumunda karar alıcı ve uygulayıcı olarak bulunmuştu. Mitingin sunuculuğunu da yapmıştı. Hatta sesi ve diksiyonu iyi olduğu için Kanal 7'de çalışabilir miyim diye girişimleri de olmuştu.   Son dönemlerde Rasim Özdenören ve İsmet Özel ile Adana'da yapılan söyleşi ve konuşmalar üzerine o yazarları da okuduğunu biliyorum…   Meraklı ve okuyucu olduğu kadar gençlerin de meraklı olmalarını ve kitap okumalarını  sağlamak için fedakârlıktan kaçınmazdı. Onlara ilk elden okunacak kitapları hediye etmekten geri durmazdı. Bizim klasiklerimiz arasında sayılan (maalesef) Emine Şenlikoğlu ve İhsan Süreyya Sırma’nın küçük kitapları elden ele dolaşırdı.   Ümmetin ortak işlerinde önde   MÜSİAD Sekreterliğini yürüttüğü  dönemde de şehirde ortak imkanlar ve ortak kültürel eylemlilikler oluşsun adına önemli girişimleri olmuştu. Doğru ve kültürel bir hareket varsa orada Ömer Faruk’u görmeniz doğaldı. Kendisiyle beş yıla yakın, Adana’da birlikte neler yapılacağını  konuşuyorduk. Bir grup dost insanla birlikte Türkiye’de ilk olarak meal dağıtımını organize ettik, kurban derilerini birlikte toplama kararı aldık ve onu bir tek yere göndermeyi gözeterek birlikte ama farklılıkları muhafaza edecek bir yapının varlığını  psikolojik zeminden sosyolojik zemine taşımış olduk. Bütün bu çabalarda Ömer Faruk bütün samimiyeti ile yanınızda dururdu. Onun dostluğu ve sıcaklığı birçok olumsuzluğun aşılmasına da imkân tanırdı.   Ömer Faruk, dıştan bakınca sanki şöyle soğuk ve uzak durur gibi bir görüntü verirdi. Ama yüreği sıcacıktı; dostluğa aç olduğunu ancak yakınlaştığınızda fark ederdiniz. Bilebildiğim kadarıyla hiç kimseyi bilerek incitmemiştir. Genel maslahatı gözetir ve bunun kalıcı hale gelmesini de gönülden isterdi.   Ömer Faruk Balıkçı’nın en güzel vasfı da sanırım, kendini geliştirmeye açık olmasıydı. Yani kapalı bir kutu değildi, kendini kapatmazdı. Aklına yatana kadar tartışmayı ve düşünmeyi sürdürürdü. Ama doğru olmadığına kani olduktan sonra görüşlerini değiştirmekten de kaçınmazdı. Bu yön az insana nasip oluyor. İnsanlar genelde ön yargılarla beslenir ve onları  ölüme kadar taşımayı marifet sayarlar. Ömer, yeni duruma ve yeni konulara açık olurdu. Benim gözlemlediğim arkadaşlar içinde sürekli bir gelişim çizgisini sürdüren birkaç arkadaştan biriydi Ömer Faruk…   Dostluğa ve arkadaşlığa önem verirdi. Kiminle dostluğu oluşmuşsa ondan kaynaklı bir bozulma olmamıştır. Tam tersine dostluğun ve arkadaşlığın taşıdığı  sorumluluğu taşımaktan geri durmamıştır. Her insan gibi Ömer de insandı. Taşıdığı zaaflar olacaktı. Kendisini zaaflarına kaptırmayacak kadar da dirayetliydi.   Çünkü bir insanın kendisini bir şehre mal etmesi, o şehirde yaşayan secde insanlarının kahir ekseriyeti ile iyi ilişkiler kurmasına bağlıdır. Ömer Faruk, Müslüman olduğunu bildiği her kesim ve kişi ile güzel ilişkiler kurmaya özen gösteren biri olarak hafızamda kalmıştır. O yüzden bunca sene geçmesine rağmen dostlarının öncülüğünde onu yeniden hatırlamak ve anmak isteği de bunu gösteriyor bizlere.   Benim için Ömer Faruk iyi bir dost ve arkadaştı. Kelimenin tam anlamı ile hiç incinmediğim ender arkadaşlarımdan biriydi. Yüreğinin sıcaklığından şüphe etmediğim gibi onun Müslümanları gözeten tavrına da tanıklık ettik. Elbette ki benden kendisine çok daha yakın arkadaşları  vardır. Ama son dönemde sürekli birlikte geçirdiğimiz zamanı  göz önüne aldığınız zaman epey bir birlikteliğimiz olduğunu söyleyebilirim. 2003 yılının ortalarına doğru ciddi bir mide kanaması geçirdi. Hastanede bayağı yattı. Sonra düzeldi ve çıktı. Ama herhalde hastalığı atlatamamıştı. Doğal ürünlerle tedavi olmaya çalıştı. En son yine bir mide kanaması yüzünden hastaneye kaldırılıyor ve vefat ediyor. Benim İstanbul'a taşınmamın on beş gün sonrasına düşüyor, yani 29 Eylül 2003 tarihinde Hakk'ın rahmetine kavuşuyor. Cenazesine katılamadığım için halen içimde bir hasreti taşırım. Onu gerçekten Allah için seviyorum ve sevmeye devam edeceğim…   Geride bıraktıklarına vefa   Kimler geldi geçti bu şehirden diye düşünüldüğü zaman bilgi ve entelektüel birikimi ile olmasa da yüreği ve tüm kesimlere yakınlığı ile hatırlanacak insanlardan biri olacaktır. Her insan ve kesim ile iyi niyet temelinde yaptığı arkadaşlıkları onu iyi olarak hatırlatmaya devam edecektir.   Esas mesele ise Adanalıların Ömer Faruk’un geride bıraktıklarına gösterecekleri vefadır. Bir şehir ancak kendisine vefa gösterene vefa göstererek varlığını  kaim kılabilir. Yoksa şehir hüviyeti kazanamaz…   Yüreğimin bütün saflığı  ile kendisine Allah’tan rahmet geride bıraktıklarına sabr-ı cemil, dostlarına vefa diliyorum… Umarım cennette onunla buluşarak bu güzel anıları paylaşabiliriz…   Ömer Faruk Balıkçı 1971 Adana doğumlu. Aslen Urfalı olup 1992 Adıyaman Üniversitesi İnşaat Teknisyenliği mezunu. Üç kız, bir erkek babası... 29.09.2003 günü vefat etti. Rabbim mekânını cennet etsin inşallah... Allah mağfiretini üzerinden ve üzerimizden eksik etmesin… Amin…   Abdülaziz Tantik dualarla hatırlattı
Ömer Faruk Balıkçı genç yaşta aramızdan ayrılmasına rağmen Adana’ya kendini sevdirmiş ve Adanalı dostların yüreğindeki yerini almıştı. Abdulaziz Tantik Ağabey'in şahidliği ile merhum Ömer Faruk Balıkçı'yı yeniden ve saygıyla hatırlatıyor ve kendisine yüce Mevla'dan merhamet diliyoruz.
ucleme

Şehre Mal Olan Dost: Ömer Faruk Balıkçı

 

Şehirler insan öğütür derler. Bunda haklılık payı vardır. Ama bir insan şehrin öğütmesine meydan okuyarak varlığını kaim kılarsa şehre mal olur. Ve şehir onun ismini yüreğine nakşederek o şehirde yaşayan insanlara o kişiyi sevdirir. Güzel dostum Ömer Faruk Balıkçı genç yaşta aramızdan ayrılmasına rağmen Adana’ya kendini sevdirmiş ve Adanalı dostların yüreğindeki yerini almıştı.

 

Bir şehre mal olmak o şehre kendinden bir şeyler vermekle ilintili olduğu gibi o şehirde yaşayan insanlara sevgiyle yaklaşabilme ve bir davaya sahip olmanın sorumluluğu çerçevesinde yürüyüşünü sürdürebilme gayretine de bağlıdır. Ömer Faruk, hem sevgi doluydu hem de bir davanın omuzlarında olduğunu unutmadan bir yaşam sürdürüyordu.

 

28 Şubat'a karşı

 

Adana’da Ömer Faruk’u tanıyan herkes bilir ki iyi niyetliydi, sevecendi, yardımseverdi, ortak payda olmaya özen gösterirdi. Kendi arkadaşları ile güzel ilişkileri vardı. Ama o hiç bir Müslümanla arkadaşça ilişkiler geliştirmekten sakınmazdı. 28 Şubat sürecinde dik duruşunu muhafaza etti. Ve olması gereken bütün kesimlerle ilişkiler geliştirerek kardeşliğin pekişmesi ve ortak bir algının varlığını oluşturmak için çabaladı durdu.

 

Adana ve çevresinde önemli bir rolü üstlenen Barış FM’in ortak bir payda olmasına yaptığı katkı inkâr edilemezdir. Birçok farklı görüşten insanın orada program yapmasına vesile olarak dar kalıpların sınırlarını aştı. Aslında Ömer Faruk, evrensel ilkelere gönül vermiş, ümmetin varlığını önemsemişti ve o yüzden de dar cemaat kalıpları onu daraltırdı. Bunu bu tarz bir durumla karşılaştığında yüzündeki o mahzun kaygıdan anlayabilirdiniz. Öyle vefalı biriydi ki arkadaşlarını kırmama uğruna kendi üzüntüsünü yüreğine gömecek kadar da mertti.

 

‘Malatyalılar’ adıyla maruf bir gurubun içinde yer alıyordu. Dergiler takip ederdi.

Özellikle Haftaya Bakış ve Değişim adlı aylık dergiyi takip ederdi. Onlar için abone çalışması da yapardı. Bir kitap kulübünün sorumluluğunu üstlenerek gençlerle okumalar yapardı. Onlara kitabı sevdirir ve onların Müslümanca bir bilince ulaşmaları için çabalardı. Seyyid Kutub, Mevdudi, Hasan el Benna, En Nedvi vb. dünya müslümanlarından alimleri okuturken yerli yazarlardan kendi çevrelerinden isimleri, örneğin, Ahmet Özcan, İhsan Süreyya Sırma, Ahmet Ağırakça gibi Türkiyeli aydınları da okur ve okuturdu. 

Seminer ve konferanslara hem katılır ve hem de organizasyonunda bulunurdu. Radyo Barış’ın başında bulunduğu dönemlerde beşbinden fazla insanın katıldığı organizasyonlara imza atmıştı. Ayrıca Filistin meselesi üzerine Adana mitinginin oluşumunda karar alıcı ve uygulayıcı olarak bulunmuştu. Mitingin sunuculuğunu da yapmıştı. Hatta sesi ve diksiyonu iyi olduğu için Kanal 7'de çalışabilir miyim diye girişimleri de olmuştu.

 

Son dönemlerde Rasim Özdenören ve İsmet Özel ile Adana'da yapılan söyleşi ve konuşmalar üzerine o yazarları da okuduğunu biliyorum…

 

Meraklı ve okuyucu olduğu kadar gençlerin de meraklı olmalarını ve kitap okumalarını  sağlamak için fedakârlıktan kaçınmazdı. Onlara ilk elden okunacak kitapları hediye etmekten geri durmazdı. Bizim klasiklerimiz arasında sayılan (maalesef) Emine Şenlikoğlu ve İhsan Süreyya Sırma’nın küçük kitapları elden ele dolaşırdı.

 

Ümmetin ortak işlerinde önde

 

MÜSİAD Sekreterliğini yürüttüğü  dönemde de şehirde ortak imkanlar ve ortak kültürel eylemlilikler oluşsun adına önemli girişimleri olmuştu. Doğru ve kültürel bir hareket varsa orada Ömer Faruk’u görmeniz doğaldı. Kendisiyle beş yıla yakın, Adana’da birlikte neler yapılacağını  konuşuyorduk. Bir grup dost insanla birlikte Türkiye’de ilk olarak meal dağıtımını organize ettik, kurban derilerini birlikte toplama kararı aldık ve onu bir tek yere göndermeyi gözeterek birlikte ama farklılıkları muhafaza edecek bir yapının varlığını  psikolojik zeminden sosyolojik zemine taşımış olduk. Bütün bu çabalarda Ömer Faruk bütün samimiyeti ile yanınızda dururdu. Onun dostluğu ve sıcaklığı birçok olumsuzluğun aşılmasına da imkân tanırdı.

 

Ömer Faruk, dıştan bakınca sanki şöyle soğuk ve uzak durur gibi bir görüntü verirdi. Ama yüreği sıcacıktı; dostluğa aç olduğunu ancak yakınlaştığınızda fark ederdiniz. Bilebildiğim kadarıyla hiç kimseyi bilerek incitmemiştir. Genel maslahatı gözetir ve bunun kalıcı hale gelmesini de gönülden isterdi.

 

Ömer Faruk Balıkçı’nın en güzel vasfı da sanırım, kendini geliştirmeye açık olmasıydı. Yani kapalı bir kutu değildi, kendini kapatmazdı. Aklına yatana kadar tartışmayı ve düşünmeyi sürdürürdü. Ama doğru olmadığına kani olduktan sonra görüşlerini değiştirmekten de kaçınmazdı. Bu yön az insana nasip oluyor. İnsanlar genelde ön yargılarla beslenir ve onları  ölüme kadar taşımayı marifet sayarlar. Ömer, yeni duruma ve yeni konulara açık olurdu. Benim gözlemlediğim arkadaşlar içinde sürekli bir gelişim çizgisini sürdüren birkaç arkadaştan biriydi Ömer Faruk…

 

Dostluğa ve arkadaşlığa önem verirdi. Kiminle dostluğu oluşmuşsa ondan kaynaklı bir bozulma olmamıştır. Tam tersine dostluğun ve arkadaşlığın taşıdığı  sorumluluğu taşımaktan geri durmamıştır. Her insan gibi Ömer de insandı. Taşıdığı zaaflar olacaktı. Kendisini zaaflarına kaptırmayacak kadar da dirayetliydi.

 

Çünkü bir insanın kendisini bir şehre mal etmesi, o şehirde yaşayan secde insanlarının kahir ekseriyeti ile iyi ilişkiler kurmasına bağlıdır. Ömer Faruk, Müslüman olduğunu bildiği her kesim ve kişi ile güzel ilişkiler kurmaya özen gösteren biri olarak hafızamda kalmıştır. O yüzden bunca sene geçmesine rağmen dostlarının öncülüğünde onu yeniden hatırlamak ve anmak isteği de bunu gösteriyor bizlere.

 

Benim için Ömer Faruk iyi bir dost ve arkadaştı. Kelimenin tam anlamı ile hiç incinmediğim ender arkadaşlarımdan biriydi. Yüreğinin sıcaklığından şüphe etmediğim gibi onun Müslümanları gözeten tavrına da tanıklık ettik. Elbette ki benden kendisine çok daha yakın arkadaşları  vardır. Ama son dönemde sürekli birlikte geçirdiğimiz zamanı  göz önüne aldığınız zaman epey bir birlikteliğimiz olduğunu söyleyebilirim. 2003 yılının ortalarına doğru ciddi bir mide kanaması geçirdi. Hastanede bayağı yattı. Sonra düzeldi ve çıktı. Ama herhalde hastalığı atlatamamıştı. Doğal ürünlerle tedavi olmaya çalıştı. En son yine bir mide kanaması yüzünden hastaneye kaldırılıyor ve vefat ediyor. Benim İstanbul'a taşınmamın on beş gün sonrasına düşüyor, yani 29 Eylül 2003 tarihinde Hakk'ın rahmetine kavuşuyor. Cenazesine katılamadığım için halen içimde bir hasreti taşırım. Onu gerçekten Allah için seviyorum ve sevmeye devam edeceğim…

 

Geride bıraktıklarına vefa

 

Kimler geldi geçti bu şehirden diye düşünüldüğü zaman bilgi ve entelektüel birikimi ile olmasa da yüreği ve tüm kesimlere yakınlığı ile hatırlanacak insanlardan biri olacaktır. Her insan ve kesim ile iyi niyet temelinde yaptığı arkadaşlıkları onu iyi olarak hatırlatmaya devam edecektir.

 

Esas mesele ise Adanalıların Ömer Faruk’un geride bıraktıklarına gösterecekleri vefadır. Bir şehir ancak kendisine vefa gösterene vefa göstererek varlığını  kaim kılabilir. Yoksa şehir hüviyeti kazanamaz…

 

Yüreğimin bütün saflığı  ile kendisine Allah’tan rahmet geride bıraktıklarına sabr-ı cemil, dostlarına vefa diliyorum… Umarım cennette onunla buluşarak bu güzel anıları paylaşabiliriz…

 

Ömer Faruk Balıkçı 1971 Adana doğumlu. Aslen Urfalı olup 1992 Adıyaman Üniversitesi İnşaat Teknisyenliği mezunu. Üç kız, bir erkek babası... 29.09.2003 günü vefat etti. Rabbim mekânını cennet etsin inşallah... Allah mağfiretini üzerinden ve üzerimizden eksik etmesin… Amin…

 

Abdülaziz Tantik dualarla hatırlattı

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve adanagundemi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.