MD REKLAM
Kahve Kitap
Haber Girişi: 07.10.2021 - 21:51, Güncelleme: 07.10.2021 - 21:51

Çukurova Üniversitesinde Eğitime PCR Engeli

 

Çukurova Üniversitesinde Eğitime PCR Engeli

Çukurova Üniversitesinden bir gurp öğrenci Üniversite senatosunun PCR ve aşı zorunluluğu kararı kapsamında derslere alınmadıkları iddiası ile protesto etti.
Çukurova Üniversitesinden bir gurp öğrenci Üniversite senatosunun PCR ve aşı zorunluluğu kararı kapsamında derslere alınmadıkları iddiası ile protesto etti. Mağdur öğrencilerden Sitemize ulaşan basın açıklamasını olduğu gibi yayınlıyor takdiri kamuoyunun dikkatine sunuyoruz.   PCR-AŞI DAYATMASI MAĞDURU ÖĞRENCİLERİN BASIN AÇIKLAMASI: Sevgili arkadaşlar, bizlere destek olmak için gelen saygıdeğer veliler ve bizi izleyen güvenlik mensupları: Bu gün 7 ekim Perşembe. Bizler Çukurova üniversitesi öğrencileriyiz. Kanunda zorunlu olmayan ‘’sözde aşı’’ ve PCR testini yaptırmamayı tercih ettiğimiz için, yine kanuna aykırı bir şekilde derse alınmıyoruz. Bu hukuksuz durumu herkese duyurmak amacıyla bu basın açıklamasını düzenlemek istedik.  Neden sözde aşı dediğimizi ve kanuna aykırı derken neyi kast ettiğimizi kısaca açıklayalım. Bizler araştırmalarımız sonucunda Prof. Dr Serhat Fındık’tan, bir hastalığa karşı geliştirilen bir sıvının aşı lisansını alabilmek için, tıp etiğine göre 4 fazdan geçmesi gerektiğini öğrendik: faz-0 aşamasında elde edilen sıvı hayvanlar üzerinde denenir, geliştirilir ve yaklaşık 1 yıl sürer. Faz-1 aşamasında ise gönüllü olan sadece birkaç kişi üzerinde denenir geliştirilir, bu aşama da yaklaşık 1 yıl sürer. Faz-2 aşamasında ise doz ayarlaması yapılır bu da yaklaşık 1 yıl sürer. Faz-3 aşamasında ise çok daha fazla gönüllü insan üzerinde denenir ve yaklaşık 2-3 yıl sürer eğer olumlu sonuç alınırsa aşı kimliği kazanır. Yani ortada en az 6 yıl sürmesi gereken bir süreç var. Pandeminin ilanından 1 buçuk yıl sonra ortaya çıkan bu sıvı nasıl bütün bu fazları tamamlamış olabilir. Yani şuna açıklık getirebiliriz: bizler "aşı karşıtı" değiliz çünkü bize dayatılan bu sıvının adı "aşı" değildir. Bizler, içinde ne olduğunu bilmediğimiz bu sıvıya karşıyız.  Bu bilgilere baktığımız zaman görüyoruz ki şu anda sözde aşı olan her vatandaş aslında kobay hükmündedir. Eğer bizlere bu tarz bir açıklama yapılsaydı bizler vatanımız ve sağlık için denek olmayı ve aşının bulunmasında katkımızın olmasını isteyebilirdik. Ancak hiç kimseye bu açıklama yapılmadan sanki aşı tamamlanmış gibi gösterilerek herkese enjekte edildiğini gördüğümüzde bunun masum bir şey olmadığını farkeettik. Bu yüzden ne olduğunu bilmediğimiz, aşı lisansını kazanmamış, hastalığa yakalanmama veya zarar görmeme garantisi vermeyen, sadece riskin azaltıldığını söyleyen, ömrü sadece birkaç ay olan bu sıvıyı vücudumuza almak istemiyoruz. Aynı zamanda hiv virüsünün kaşifi olan dünyaca ünlü Profesör Luc Montagnier in açıklamalarına göre: her vurulduğumuz ‘’sözde aşının’’ yeni varyantlara sebep olduğunu öğrendik. Sizin zannettiğinizin aksine hastalığı yayarak insanları tehlikeye atmak yerine,  yeni varyantlar oluşturulmasına sebep olmak istemiyoruz. Şimdi gelelim hukuki boyutuna: Çukurova Üniversitesi yayımladığı senato kararı ile Aşı ve PCR testini bizlere zorunlu tutmuş ve buna uymayanlar hakkında idari ve cezai işlem başlatacağını bildirmiştir. Madde 17 ye göre: ‘Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir. Tıbbi zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında, kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamaz; rızası olmadan bilimsel ve tıbbi deneylere tabi tutulamaz.’ Bu maddeye göre tıbbi zorunluluk ve kanunda yazılı haller dışında kimsenin tıbbi deneye tabi tutulamayacağı ifade edilmektedir. Aşıların koruyuculuğu kesinleşmediğine göre tıbbi zorunluluktan bahsedilemez. Benzer şekilde Anayasanın 42. maddesine göre eğitim-öğrenim hakkı da kişinin temel hak ve hürriyetlerindendir. Bir kişinin temel hak ve hürriyetini kısıtlayabilmek için iki yol açılmıştır. İlk olarak, Madde 15 devreye girmelidir. Yani OHAL ilan edilmiş olmalıdır. Eğer bu yol tercih edilmemişse geriye bir yol kalıyor; Madde 13: 'Olağan şartlar altında temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlandırılabilir.’ Covid-19 sebebiyle aşı, PCR testi ve maske zorunluluğu ile ilgili bir kanun da çıkartılmamıştır. Dolayısıyla dayatılan aşı ve PCR testi zorunlulukları ile bizleri derse almayarak Çukurova Üniversitesi yetkilileri olarak: Madde 13, Madde 17, Madde 42, Madde 137-2, TCK Madde 90, TCK Madde 77-1 Kanunlarını ihlal etmiş oluyorsunuz. Bu durumda bu kararınızı yürürlükten kaldırmanız gerekmektedir.  Diğer mevzu ise Çukurova Üniversitesinin yayımlamış olduğu yazılı senato kararının sonunda geçen: "Bu duruma uymayan kişiler hakkında ilgili mevzuat ve İl Hıfzıssıhha Kurulu Kararı'na göre cezai ve idari işlem yapılacaktır." kısmı. Öncelikle 1593 sayılı Hıfzıssıhha Kanunları'nın devreye girebilmesi için Cumhurbaşkanının "ülke çapında salgın hastalık" ilanı yapmış olması gerekir. Böyle bir açıklama yapılmamış olup DSÖ’nün açıklamaları öne sürülmektedir. Ancak (Madde 2) Türkiye Devleti bir hukuk devletidir ve bir şirket olan DSÖ’nün açıklamalarının ülke çapında Hıfzıssıhha kanunlarını devreye sokmaya yetkisi yoktur. Açıklama Cumhurbaşkanı tarafından yapılmış olsaydı bile karşımıza çıkarttıkları, Hıfzıssıhha kanunlarından Madde 27 “Salgın hastalık durumunda bazı tedbirlerin alınabileceğini anacak kişinin temel hak ve özgürlüklerini kısıtlayamayacağını” söylüyor. Rızamız olmadan aşı(!) ve PCR testine zorlamak temel hak ve hürriyetlerimizden olan Madde 17’yi derse girdirmemekte yine hürriyetlerimizden olan Madde 42’yi ihlaldir demişti zaten. Diğer hıfzıssıhha kanunlarından olan Madde 72’de ise bu maddenin uygulanabilmesi için Madde 52’de ki hastalıkların zuhur etmiş olması şartı var. Bu hastalıklar arasında Covit 19 “salgın hastalıklar” ve “gibi... ve benzeri…” kelimeleri geçmemekte dolayısıyla Covid 19 hakkında Madde 72 otomatik olarak iptal oluyor.  Benzer şekilde Madde 195’i öne sürerek PCR yaptırmayanlara ülke çapında idari para cezası da uygulanıyor.  Ancak bu madde yalnızca bulaşıcı hastalığa yakalanmış kişiler veya hastalıktan ölmüş kişinin bulunduğu yerin karantina altına alınması kararına uymayan kişiler içindir. Yani bu da bize uygulanamaz.  Bir diğer öne sürülen madde ise Kabahatler kanununun 32. Maddesidir. Bu maddede “Genel sağlığın korunmasıyla amacıyla, hukuka uygun olarak verilen emre aykırı hareket eden kişiye … Türk lirası ceza” şeklindedir. Baştan beri söylediğimiz üzere verilen emir ve zorunluluklar hukuka uygun değildir yani bu madde de uygulanamaz.  Ayrıca Üniversiteye gelen öğrenciler tıklım tıklım dolu otobüslerden inip kocaman sınıfta cımbızla ayrıştırılmaktadır. Eğer aşının koruduğuna inanıyorsanız aşı olmayı tercih etmeyenlerin kendilerinden başka kimseye zararı olmadığını kabul etmelisiniz. Bunu kabul etmeyişinizin sebebi: aşının korumadığı yönünde yayılan inanışınız mıdır? Sözde aşı ve pcr dayatmasında görülen çelişkiler halledilemeden bu katı uygulamanın, öğrencinin sınıftan atılması olarak kendini göstermesi çok büyük bir baskılama örneği olmuştur. Bütün bunlara dayanarak Çukurova Üniversitesinin bu kararının kaldırılması için bütün hukuki yolları kullanacağız. Avukatlarımıza göre dava açıldığı takdirde kaybetme şansımız yok. 1 haftadır hukuksuz bir şekilde öğrencilerini dersten çıkarttığı için Çukurova Üniversitesini esefle kınıyoruz. Bizler Çukurova Üniversitesi öğrencileri olarak sonuna kadar haklarımızı savunmaya devam edeceğiz. Kamu oyuna saygıyla duyurulur.
Çukurova Üniversitesinden bir gurp öğrenci Üniversite senatosunun PCR ve aşı zorunluluğu kararı kapsamında derslere alınmadıkları iddiası ile protesto etti.

Çukurova Üniversitesinden bir gurp öğrenci Üniversite senatosunun PCR ve aşı zorunluluğu kararı kapsamında derslere alınmadıkları iddiası ile protesto etti.

Mağdur öğrencilerden Sitemize ulaşan basın açıklamasını olduğu gibi yayınlıyor takdiri kamuoyunun dikkatine sunuyoruz.

 

PCR-AŞI DAYATMASI MAĞDURU ÖĞRENCİLERİN BASIN AÇIKLAMASI:

Sevgili arkadaşlar, bizlere destek olmak için gelen saygıdeğer veliler ve bizi izleyen güvenlik mensupları:

Bu gün 7 ekim Perşembe.

Bizler Çukurova üniversitesi öğrencileriyiz. Kanunda zorunlu olmayan ‘’sözde aşı’’ ve PCR testini yaptırmamayı tercih ettiğimiz için, yine kanuna aykırı bir şekilde derse alınmıyoruz. Bu hukuksuz durumu herkese duyurmak amacıyla bu basın açıklamasını düzenlemek istedik.

 Neden sözde aşı dediğimizi ve kanuna aykırı derken neyi kast ettiğimizi kısaca açıklayalım.

Bizler araştırmalarımız sonucunda Prof. Dr Serhat Fındık’tan, bir hastalığa karşı geliştirilen bir sıvının aşı lisansını alabilmek için, tıp etiğine göre 4 fazdan geçmesi gerektiğini öğrendik: faz-0 aşamasında elde edilen sıvı hayvanlar üzerinde denenir, geliştirilir ve yaklaşık 1 yıl sürer. Faz-1 aşamasında ise gönüllü olan sadece birkaç kişi üzerinde denenir geliştirilir, bu aşama da yaklaşık 1 yıl sürer. Faz-2 aşamasında ise doz ayarlaması yapılır bu da yaklaşık 1 yıl sürer. Faz-3 aşamasında ise çok daha fazla gönüllü insan üzerinde denenir ve yaklaşık 2-3 yıl sürer eğer olumlu sonuç alınırsa aşı kimliği kazanır. Yani ortada en az 6 yıl sürmesi gereken bir süreç var. Pandeminin ilanından 1 buçuk yıl sonra ortaya çıkan bu sıvı nasıl bütün bu fazları tamamlamış olabilir. Yani şuna açıklık getirebiliriz: bizler " aşı karşıtı" değiliz çünkü bize dayatılan bu sıvının adı "aşı" değildir. Bizler, içinde ne olduğunu bilmediğimiz bu sıvıya karşıyız.

 Bu bilgilere baktığımız zaman görüyoruz ki şu anda sözde aşı olan her vatandaş aslında kobay hükmündedir. Eğer bizlere bu tarz bir açıklama yapılsaydı bizler vatanımız ve sağlık için denek olmayı ve aşının bulunmasında katkımızın olmasını isteyebilirdik. Ancak hiç kimseye bu açıklama yapılmadan sanki aşı tamamlanmış gibi gösterilerek herkese enjekte edildiğini gördüğümüzde bunun masum bir şey olmadığını farkeettik. Bu yüzden ne olduğunu bilmediğimiz, aşı lisansını kazanmamış, hastalığa yakalanmama veya zarar görmeme garantisi vermeyen, sadece riskin azaltıldığını söyleyen, ömrü sadece birkaç ay olan bu sıvıyı vücudumuza almak istemiyoruz.

Aynı zamanda hiv virüsünün kaşifi olan dünyaca ünlü Profesör Luc Montagnier in açıklamalarına göre: her vurulduğumuz ‘’sözde aşının’’ yeni varyantlara sebep olduğunu öğrendik. Sizin zannettiğinizin aksine hastalığı yayarak insanları tehlikeye atmak yerine,  yeni varyantlar oluşturulmasına sebep olmak istemiyoruz.

Şimdi gelelim hukuki boyutuna:

Çukurova Üniversitesi yayımladığı senato kararı ile Aşı ve PCR testini bizlere zorunlu tutmuş ve buna uymayanlar hakkında idari ve cezai işlem başlatacağını bildirmiştir.

Madde 17 ye göre: ‘Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir. Tıbbi zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında, kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamaz; rızası olmadan bilimsel ve tıbbi deneylere tabi tutulamaz.’

Bu maddeye göre tıbbi zorunluluk ve kanunda yazılı haller dışında kimsenin tıbbi deneye tabi tutulamayacağı ifade edilmektedir. Aşıların koruyuculuğu kesinleşmediğine göre tıbbi zorunluluktan bahsedilemez.

Benzer şekilde Anayasanın 42. maddesine göre eğitim-öğrenim hakkı da kişinin temel hak ve hürriyetlerindendir. Bir kişinin temel hak ve hürriyetini kısıtlayabilmek için iki yol açılmıştır. İlk olarak, Madde 15 devreye girmelidir. Yani OHAL ilan edilmiş olmalıdır. Eğer bu yol tercih edilmemişse geriye bir yol kalıyor; Madde 13: 'Olağan şartlar altında temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlandırılabilir.’

Covid-19 sebebiyle aşı, PCR testi ve maske zorunluluğu ile ilgili bir kanun da çıkartılmamıştır.

Dolayısıyla dayatılan aşı ve PCR testi zorunlulukları ile bizleri derse almayarak Çukurova Üniversitesi yetkilileri olarak: Madde 13, Madde 17, Madde 42, Madde 137-2, TCK Madde 90, TCK Madde 77-1 Kanunlarını ihlal etmiş oluyorsunuz. Bu durumda bu kararınızı yürürlükten kaldırmanız gerekmektedir. 

Diğer mevzu ise Çukurova Üniversitesinin yayımlamış olduğu yazılı senato kararının sonunda geçen: "Bu duruma uymayan kişiler hakkında ilgili mevzuat ve İl Hıfzıssıhha Kurulu Kararı'na göre cezai ve idari işlem yapılacaktır." kısmı.

Öncelikle 1593 sayılı Hıfzıssıhha Kanunları'nın devreye girebilmesi için Cumhurbaşkanının "ülke çapında salgın hastalık" ilanı yapmış olması gerekir.

Böyle bir açıklama yapılmamış olup DSÖ’nün açıklamaları öne sürülmektedir. Ancak (Madde 2)

Türkiye Devleti bir hukuk devletidir ve bir şirket olan DSÖ’nün açıklamalarının ülke çapında

Hıfzıssıhha kanunlarını devreye sokmaya yetkisi yoktur. Açıklama Cumhurbaşkanı tarafından yapılmış olsaydı bile karşımıza çıkarttıkları, Hıfzıssıhha kanunlarından Madde 27 “Salgın hastalık durumunda bazı tedbirlerin alınabileceğini anacak kişinin temel hak ve özgürlüklerini kısıtlayamayacağını” söylüyor. Rızamız olmadan aşı(!) ve PCR testine zorlamak temel hak ve hürriyetlerimizden olan Madde 17’yi derse girdirmemekte yine hürriyetlerimizden olan Madde 42’yi ihlaldir demişti zaten.

Diğer hıfzıssıhha kanunlarından olan Madde 72’de ise bu maddenin uygulanabilmesi için Madde 52’de ki hastalıkların zuhur etmiş olması şartı var. Bu hastalıklar arasında Covit 19 “salgın hastalıklar” ve “gibi... ve benzeri…” kelimeleri geçmemekte dolayısıyla Covid 19 hakkında Madde 72 otomatik olarak iptal oluyor. 

Benzer şekilde Madde 195’i öne sürerek PCR yaptırmayanlara ülke çapında idari para cezası da uygulanıyor.  Ancak bu madde yalnızca bulaşıcı hastalığa yakalanmış kişiler veya hastalıktan ölmüş kişinin bulunduğu yerin karantina altına alınması kararına uymayan kişiler içindir. Yani bu da bize uygulanamaz. 

Bir diğer öne sürülen madde ise Kabahatler kanununun 32. Maddesidir. Bu maddede “Genel sağlığın korunmasıyla amacıyla, hukuka uygun olarak verilen emre aykırı hareket eden kişiye … Türk lirası ceza” şeklindedir. Baştan beri söylediğimiz üzere verilen emir ve zorunluluklar hukuka uygun değildir yani bu madde de uygulanamaz. 

Ayrıca Üniversiteye gelen öğrenciler tıklım tıklım dolu otobüslerden inip kocaman sınıfta cımbızla ayrıştırılmaktadır. Eğer aşının koruduğuna inanıyorsanız aşı olmayı tercih etmeyenlerin kendilerinden başka kimseye zararı olmadığını kabul etmelisiniz. Bunu kabul etmeyişinizin sebebi: aşının korumadığı yönünde yayılan inanışınız mıdır? Sözde aşı ve pcr dayatmasında görülen çelişkiler halledilemeden bu katı uygulamanın, öğrencinin sınıftan atılması olarak kendini göstermesi çok büyük bir baskılama örneği olmuştur.

Bütün bunlara dayanarak Çukurova Üniversitesinin bu kararının kaldırılması için bütün hukuki yolları kullanacağız. Avukatlarımıza göre dava açıldığı takdirde kaybetme şansımız yok. 1 haftadır hukuksuz bir şekilde öğrencilerini dersten çıkarttığı için Çukurova Üniversitesini esefle kınıyoruz. Bizler Çukurova Üniversitesi öğrencileri olarak sonuna kadar haklarımızı savunmaya devam edeceğiz. Kamu oyuna saygıyla duyurulur.

rte2
Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve adanagundemi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.