STK'lardan hükümete destek

 

Aralarında Anadolu Platformu, İnsani Yardım Vakfı, Özgürder, Araştırma Kültür Vakfı, Medeniyet Derneği, R4bia Platformu ve İnsan ve Medeniyet Hareketi temsilcilerinin bulunduğu Türkiye'nin önde gelen sivil toplum kurumları son günlerde hükümet ve Gülen grubu arasındaki tartışmada hükümetin yanında durduklarını ifade etti. 

Bazı sivil toplum kuruluşlarının liderleri ve kanaat önderleri Fatih Ali Emiri Kültür Merkezi'nde Türkiye'de son yaşanan gelişmelere ilişkin basın toplantısı düzenledi. 

Toplantıda konuşan Gazeteci-yazar ve Rabia Platformu Sözcüsü Abdurrahman Dilipak, liderlerin örgütlerinden bağımsız şekilde kendi düşüncelerini ifade edeceğini belirterek, yapılacak açıklamaların tamamen kişilerin şahsını bağladığını söyledi. 

Geçen hafta İngiltere merkezli 7 bankanın, dünya piyasalarını manipüle etmek üzere libor ve kur ayarlarıyla oynayarak dünyada çok büyük örtülü soygun gerçekleştirdiklerini iddia eden Dilipak, buna karşın başta Avrupa Birliği'ndeki sigorta fonları olmak üzere oyun dışında kalan finansal kuruluşların olayı mahkemeye intikal ettirdiklerini, mahkeme kararı beklenmeden 7 bankanın içinde olduğu grubun kendi rızalarıyla 2,2 milyar dolar ceza ödemeyi kabul ettiklerini belirtti.   

Dilipak, İstanbul merkezli operasyonunun, Türkiye'ye para girişini engellemek ve "ülkeden para çıkışını kışkırtmak" adına büyük etki gösterdiğini öne sürerek, "Ayakkabı kutularında olduğu söylenen rüşvet parası, buna neden oldu" diye konuştu.  İngiltere'deki olayın siyasi tartışmalara konu olmadığını ifade eden Dilipak, "Orada 2,2 milyar dolarlık bir manipülasyondan bahsediyoruz. Ancak Türkiye'de bir kaç milyon dolarlık bir rüşvet gerekçesiyle ülke ekonomisi çok ciddi bir şekilde zarara sokuldu. Bu da oyunun nasıl olduğunu ortaya koyuyor" dedi. 

"Uluslararası bir komployla karşı karşıyayız"

Dilipak, Türk halkının imtihandan geçtiğini, yeise kapılmaya gerek olmadığını belirterek, şöyle devam etti: 

"Ben 43 yıllık gazeteciyim. 12 Mart'ı, 12 Eylül'ü, 28 Şubat'ı, postmodern darbeleri, Gezi olaylarını çok yakından yaşadık. Bu da bu zincirin bir devamı. Paniğe gerek yok. Gerçeklerin peşinde olalım. Haksızlık kimden gelirse gelsin, kime yönelik olursa olsun mazlumdan yana, zalime karşı duralım. Yolsuzluk yapan varsa ki var ben bunu çok önceden yazdım. Bu binlerce yıl öncesinden vardı. Bugün de var yarın da olacak. Peygamberlerin çocukları bile hatalar da yapabildiler. Biz her zaman bu olayların üzerine gidelim. Bunlar aleni, yaygın, yapanın yanına kar kaldığı, sistematik hale dönüşmemesi için çaba gösterebiliriz. Yoksa bütünüyle bu olay önlenmiş olmayacak bunu da bilelim. Bu tür yolsuzluk olayları sadece iktidarın içinde değil muhalefetin içinde de var. Bu eleştiriyi yapan cemaat yapılarının içinde de aynı yanlışlıklar her zaman olmuştur, olacaktır. İşi abartmaya gerek yok. Bu olay sadece cemaat meselesi değil. Çok açık ve net söylüyorum Amerika, İngiltere ve İsrail'in merkezinde yer aldığı, Fransa ve Almanya'nın da işin içinde olduğu, bir ucunun Vatikan'a kadar uzadığı uluslararası bir komployla karşı karşıyayız. Türkiye'yi ılımlı İslam'ın bir sıçrama tahtası olarak görmek istiyorlardı." 

 "Bugünden yarına bu kriz bitmeyecek" 

Türkiye'nin İslam dünyasıyla irtibatının ve bu ülkelere rol model olmak istemesinin önünün kesilmek istendiğini savunan Dilipak, "Bugünden yarına bu kriz bitmeyecek. Ya iddialarınızdan vazgeçeceksiniz biraz geri gideceksiniz ya da burada duramazsınız. Türkiye bu fırtınalı havada yoluna devam edecek. Yardımcımız Allah olunca kazanamamız gibi bir durum yok" ifadelerini kullandı. 

"Cemaat içindeki kriptolardan kurtulsun"

 Rabia Platformu Sözcüsü Dilipak, şunları kaydetti:

"Yanlışın neresinden dönülürse kardır. Nasıl AK Parti kendi içindeki uçkur ve menfaat düşkünlerini bunu bir fırsat bilip temizlemesi gerekiyorsa cemaat de kendi içindeki kriptolardan kurtulmadıkça onlara da rahat yüzü yok. Sadece bizden endişe etmesinler. Kendilerini hangi maksatla kullanmak isteyenlerin kim olduğuna baksınlar. Onların dostları olmadığını bilsinler. Onların menfaatine hizmet etmediğiniz takdirde sizleri feda etmekte tereddüt etmeyeceklerdir. Onların amaline hizmet ederseniz dünyanızı da ahiretinizi de kaybedersiniz. Çünkü siz istediniz diye biz dinimizi Euro-İslam standartlarına indirgemeyeceğiz. Sadece bir cemaatten söz etmiyorum. Birçok yapının içine sızdıklarını da biliyorum. Cemaatin başına gelenlerin de ötekiler için ders olması lazım. Ayağımızı denk almamız gerekir. Cemaat içinden üst düzeyde hatta asker, polis ve istihbarat konusuyla ilgili koordinatör seviyesindeki bir kişinin elindeki dosyalarla birlikte hükümete bilgi aktardığını biliyoruz. Bununla ilgili internette de gerekli bilgilere ulaşabilirsiniz. İnkarın hiçbir işe yaramayacağı bir noktadayız. Bu durum da hükümet de üzerine düşeni yapacaktır herhalde."

Hükümete de tavsiyelerde bulunmak istediğini anlatan Dilipak, "Hükümete söyleyeceğim bazı şeyler var. Bu durumu fırsat bilmesi, hem kendi içindekileri arındırması hem de paralel ve derin devletin bürokrasisi içinde medya, mafya, sermaye, siyaset, bürokrasi ve sivil toplum kuruluşları içindeki yapılanmasını gözden geçirmesi gerekir" dedi.

"Hizmetleriyle öne çıkan bir yapı, Türkiye'yi kaosa sürükledi"

İnsan Hak ve Hürriyetleri (İHH) İnsani Yardım Vakfı Genel Başkanı Bülent Yıldırım da son günlerde herkesi üzen bir süreçten geçtiklerini belirterek, "Hizmetleriyle öne çıkan bir yapı, ne yazık ki şu anda bir taşeronluk, lejyonerlik faaliyeti içerisine girerek üzücü ama Türkiye'yi kaosa sürüklemiştir. Halbuki biz Hocaefendiden yıllardır temkinli olma, diyalog dinledik. Dünyanın birçok yerinde bu yapıdaki arkadaşlara yardımcı olurken bu yapının içindeki yöneticilerinin bizi Amerika'ya şikayet ettiğini, Somali'de kalkıp sivil toplum kuruluşları arasında bizi terörist ve El-Kaide olarak Amerika'ya şikayet ettiğini biliyorduk. Ancak 'bunlar, ferdi birkaç kişinin söylediği şeyler' diyorduk" dedi. 

Yaşadıkları şeyleri aklının almadığını, İsrail'in birkaç gün önce "İHH'yi İsrail için büyük bir tehdit olarak algılıyoruz" diye açıklama yaptığını belirten Yıldırım, şöyle devam etti:

"İsrail bu açıklamayı yapmadan birkaç gün önce cemaatin birçok unsuru 'İHH El-Kaidedir' diye dosyalar hazırlamaya başladı. Bu dosyayı bize önce hazırlayan 2003'te Tuncay Okçin'dir. Tam bir iftira dosyası. Bir taraftan İsrail bizi tehdit ediyor. Arkadan dosyalar hazırlanıyor. Yargı içindeki birtakım işbirlikçi ve başkalarının uşağı olan insanlar ve polisin içerisinde bize dosya hazırlıyorlar. Bu arada bir suikast timi, Türkiye'ye gönderiliyor. Bu timi hangi ülkeden gelmiş, yönlendiricisi hangi Yahudi kökenli birisi? Bunu kullanan ve kullanılan kimler? Burada bunlara kapı açan kimler? hepsini çok iyi biliyoruz. Kendimizi korumaya çalışıyoruz."

"Cemaate seslenmek istiyorum" diyen Yıldırım, şunları söyledi: 

"Aldığımız bilgi şu. 10-15 gün duracakmış ağalar sonra tekrar başlayacaklarmış. Ellerinde bilmem hangi hükümetin bilmem ne dosyası varmış. Şu ana kadar İsraille ilgili hiç dosya açıklamadınız. Bu ülkeyi bölmek, bölgeyi parçalamak mı istiyorsunuz? Bu ülkeyi işgal edilir hale getirmek mi istiyorsunuz. Şu anda emperyalizm ve siyonizm birleşti bütün İslam coğrafyasına saldırıyor. Mesele sadece Recep Tayyip Erdoğan değil. Bütün İslam dünyasına saldırma var. Karşımızda iyi niyetli, namaz kılan, ahlaklı görünen kesim var bunların hepsi kardeşimiz ama irade onların elinde değil. O kardeşlerimizi de uyarın. Karşımızda acımasız, şantajcı, bu ülkeyi yolsuzlukla ve pornoculukla anılan bir hale getiren bir anlayış var. Cematteki hiçbir kardeşime sözüm yok, onlar kardeşimdir. Hocaefendiye de şunu söylüyorum: Allah için kendine gel. Emek, kaynak harcandı bu kadar ülkede okul açtın. Bu kadar insan yetiştirdin. Bazıları diyor ki 'Etrafındaki kişiler Hocaefendiye doğru bilgi vermiyor'. Ben seni iyi tanırım. Doğruyu yanlışı bilirsin. Tövbe ve özür erdemdir. Bu kadar emeği ve kaynağı boşa harcama. Yoksa bu ülkede de başka ülkelerde de insanların gönlünden çıktın."

Basın toplantısına Ümran Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Cevat Özkaya ve Özgür-Der Genel Başkanı Rıdvan Kaya da katıldı.